19.06.2017

Isırgan Otu (Urtica dioica)

Global Bilgiler
Latince ismi Urtica dioica olan ısırgan, ısırgangiller familyasında yer alan yakıcı tüyleri ile bilinen bir bitkidir.

Taze ısırgan otunun yapraklarına ya da sapına dokunmak cildi tahriş ettiği için acı vericidir. Ancak ısırgan otu, yüzyıllardır sağlığa faydaları nedeniyle kullanılmaktadır.
Isırgan otu yaprakları üzerindeki tüyler cildi tahriş eden kimyasallar içerir. Bu nedenle taze ısırgan otunun yapraklarına ya da sapına dokunmak acı vericidir. Ancak bu bitki, yüzyıllardır sağlığa nice faydası nedeniyle kullanılmaktadır.
50-150 santimetre yükseklikte, yaprakları dişli, bir yıllık veya çok yıllık bir bitki olan ısırganın, toprak üstünde kalan kısımları ve kökleri kullanılır. Gövdesi dik, 4 köşemsi, basit veya tabandan itibaren dallanmıştır. Mayıs-Ağustos ayları arasında çiçek açar. Yaprakları tırtıklı, meyveleri esmer renktedir.
Global Bilgiler
Türkiye’de ağdanak, cımcar, cıncar, cızlagan, cızgani, çincar adlarıyla da bilinir.
Isırganın toprak üstü kısımları, kalsiyum, potasyum ve silisik asit tuzları içerir. Yakıcı tüylerinde ise histamin, aseltilkolin ve seratonin bileşikleri bulunur.
Isırgan bitkisinin yaprakları geleneksel olarak idrak söktürcü olarak kullanılır. Bu etki nedeniyle özellikle zayıflama çaylarında, romatizmal ödemlerin azaltılmasına yönelik çaylarda bulunmaktadır. Bu bitki, modern tıpta da ilaçların içinde kullanılmaktadır.
Avrupa, Kuzey Amerika, Asya’nın soğuk bölgeleri ve Kanada’nın bazı bölgelerinde yetişen ısırgan, Türkiye’de de yaygın olarak bulunur.
Isırgan çok uzun yıllardır insanlar tarafından kullanılan bir bitkidir. İlk olarak hangi tarihte tedavi amaçlı kullanıldığı kesin olarak bilinmemekle Millattan Sonra 1. yüzyılda Yunanlı hekim Dioskurides’in ısırgan otuna ilişkin, “taze toplanmış yaprakları yaraların mikrop kapmasını önler, burun kanamalarında kullanılır” dediği bilinmektedir.

Isırgan, Orta Çağ’da Avrupa’da da çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılırdı.
Isırganın faydaları

  • İdrar söktürücüdür 
  • Yüksek miktarda demir içerir
  • Anemi tedavisinde yardımcı olarak kullanılır
  • Sindirim sistemini ve diğer organları temizler
  • Artrit semptomlarını hafifletir
  • İdrar yolu enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılır
  • Karaciğeri temizler
  • Böbrekleri temizler
  • Öksürüğe iyi gelir
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir
  • Soğuk algınlığına iyi gelir
  • Saman nezlesinin tedavisinde kullanılır
  • Sindirimi düzenler

Isırgan otunun yan etkileri

  • Isırganın vücuda birçok faydası bulunmakla birlikte dikkatli kullanılmalıdır.
  • Isırganın bazı kişilerde, mide ağrısı, terleme, ishal, ciltte döküntü, alerji gibi yan etkiler yarattığı gözlenmiştir.
  • Isırgan otu yaprakları açık bir yara üstünde kesinlikle kullanılmamalıdır. Isırgan otu, kan şekeri seviyesinde yapabileceği değişiklikler nedeniyle dikkatli kullanılmalıdır. İdrar söktürücü olan ısırgan otu çayı böbrek ve mesane sorunu olanlarda doktora danışılmadan tüketilmemelidir.
  • Isırgan otu çayı başka ilaçlarla etkileşime geçebilir ve kanın pıhtılaşmasını etkileyebilir. Yüksek tansiyon ilaçlarının etkisini arttırabileceğinden bu ilaçlarla birlikte tüketilmesi sakıncalıdır.
Isırgan otu çayı?
Global Bilgiler
Isırgan otu çayı da diğer bitki çayları gibi kaynatılarak yapılmaz. Isırgan otu çayı yapmak için en pratik tarif 1 çay kaşığı kurutulmuş ısırgan otunu, kaynamış suda 10 dakika kadar demlemeye bırakmaktır.
Demleme sırasında sağlık için faydalı bileşenler suya geçerken, cildi tahriş edenler etkisini kaybeder.
Isırgan otu sadece çay olarak tüketilmez. Kökleri ve yaprakları sebze yemeği olarak pişirilebilir. Yine kökler ve yapraklar börek içlerinde kullanılabilir. Isırgan otu çorbası, lezzetli ve doyurcudur.
Besin Değerleri

Miktarı: 100 gKalori (kcal) 41
Toplam yağ 0,1 g
Sodyum 4 mg
Potasyum 334 mg
Karbonhidrat 7 g
Diyet Lifi 7 g
Şeker 0,3 g
Protein 2,7 g
A Vitamini 2.011 IU 
Kalsiyum 481 mg
Demir 1,6 mg 
B6 Vitamini 0,1 mg
Magnezyum 57 mg

(Bilgiler Sağlık tavsiyesi değildir paylaşım ve genel kültür amaçlıdır, sağlığınızla ilgili konularda doktorunuza danışın) 
Global Bilgiler  /  at  10:31  /  No comments

Global Bilgiler
Latince ismi Urtica dioica olan ısırgan, ısırgangiller familyasında yer alan yakıcı tüyleri ile bilinen bir bitkidir.

Taze ısırgan otunun yapraklarına ya da sapına dokunmak cildi tahriş ettiği için acı vericidir. Ancak ısırgan otu, yüzyıllardır sağlığa faydaları nedeniyle kullanılmaktadır.
Isırgan otu yaprakları üzerindeki tüyler cildi tahriş eden kimyasallar içerir. Bu nedenle taze ısırgan otunun yapraklarına ya da sapına dokunmak acı vericidir. Ancak bu bitki, yüzyıllardır sağlığa nice faydası nedeniyle kullanılmaktadır.
50-150 santimetre yükseklikte, yaprakları dişli, bir yıllık veya çok yıllık bir bitki olan ısırganın, toprak üstünde kalan kısımları ve kökleri kullanılır. Gövdesi dik, 4 köşemsi, basit veya tabandan itibaren dallanmıştır. Mayıs-Ağustos ayları arasında çiçek açar. Yaprakları tırtıklı, meyveleri esmer renktedir.
Global Bilgiler
Türkiye’de ağdanak, cımcar, cıncar, cızlagan, cızgani, çincar adlarıyla da bilinir.
Isırganın toprak üstü kısımları, kalsiyum, potasyum ve silisik asit tuzları içerir. Yakıcı tüylerinde ise histamin, aseltilkolin ve seratonin bileşikleri bulunur.
Isırgan bitkisinin yaprakları geleneksel olarak idrak söktürcü olarak kullanılır. Bu etki nedeniyle özellikle zayıflama çaylarında, romatizmal ödemlerin azaltılmasına yönelik çaylarda bulunmaktadır. Bu bitki, modern tıpta da ilaçların içinde kullanılmaktadır.
Avrupa, Kuzey Amerika, Asya’nın soğuk bölgeleri ve Kanada’nın bazı bölgelerinde yetişen ısırgan, Türkiye’de de yaygın olarak bulunur.
Isırgan çok uzun yıllardır insanlar tarafından kullanılan bir bitkidir. İlk olarak hangi tarihte tedavi amaçlı kullanıldığı kesin olarak bilinmemekle Millattan Sonra 1. yüzyılda Yunanlı hekim Dioskurides’in ısırgan otuna ilişkin, “taze toplanmış yaprakları yaraların mikrop kapmasını önler, burun kanamalarında kullanılır” dediği bilinmektedir.

Isırgan, Orta Çağ’da Avrupa’da da çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılırdı.
Isırganın faydaları

  • İdrar söktürücüdür 
  • Yüksek miktarda demir içerir
  • Anemi tedavisinde yardımcı olarak kullanılır
  • Sindirim sistemini ve diğer organları temizler
  • Artrit semptomlarını hafifletir
  • İdrar yolu enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılır
  • Karaciğeri temizler
  • Böbrekleri temizler
  • Öksürüğe iyi gelir
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir
  • Soğuk algınlığına iyi gelir
  • Saman nezlesinin tedavisinde kullanılır
  • Sindirimi düzenler

Isırgan otunun yan etkileri

  • Isırganın vücuda birçok faydası bulunmakla birlikte dikkatli kullanılmalıdır.
  • Isırganın bazı kişilerde, mide ağrısı, terleme, ishal, ciltte döküntü, alerji gibi yan etkiler yarattığı gözlenmiştir.
  • Isırgan otu yaprakları açık bir yara üstünde kesinlikle kullanılmamalıdır. Isırgan otu, kan şekeri seviyesinde yapabileceği değişiklikler nedeniyle dikkatli kullanılmalıdır. İdrar söktürücü olan ısırgan otu çayı böbrek ve mesane sorunu olanlarda doktora danışılmadan tüketilmemelidir.
  • Isırgan otu çayı başka ilaçlarla etkileşime geçebilir ve kanın pıhtılaşmasını etkileyebilir. Yüksek tansiyon ilaçlarının etkisini arttırabileceğinden bu ilaçlarla birlikte tüketilmesi sakıncalıdır.
Isırgan otu çayı?
Global Bilgiler
Isırgan otu çayı da diğer bitki çayları gibi kaynatılarak yapılmaz. Isırgan otu çayı yapmak için en pratik tarif 1 çay kaşığı kurutulmuş ısırgan otunu, kaynamış suda 10 dakika kadar demlemeye bırakmaktır.
Demleme sırasında sağlık için faydalı bileşenler suya geçerken, cildi tahriş edenler etkisini kaybeder.
Isırgan otu sadece çay olarak tüketilmez. Kökleri ve yaprakları sebze yemeği olarak pişirilebilir. Yine kökler ve yapraklar börek içlerinde kullanılabilir. Isırgan otu çorbası, lezzetli ve doyurcudur.
Besin Değerleri

Miktarı: 100 gKalori (kcal) 41
Toplam yağ 0,1 g
Sodyum 4 mg
Potasyum 334 mg
Karbonhidrat 7 g
Diyet Lifi 7 g
Şeker 0,3 g
Protein 2,7 g
A Vitamini 2.011 IU 
Kalsiyum 481 mg
Demir 1,6 mg 
B6 Vitamini 0,1 mg
Magnezyum 57 mg

(Bilgiler Sağlık tavsiyesi değildir paylaşım ve genel kültür amaçlıdır, sağlığınızla ilgili konularda doktorunuza danışın) 

Bezelye (Pisum sativum)

Global Bilgiler"
Bezelye (Pisum sativum), baklagillerden (Fabaceae) taze, yeşil kabuğu ile taneleri ya da yalnız taneleri yenilen bir bitki türüdür. Ayrı taç yapraklı iki çenekli baklagiller familyasından tırmanıcı bir bitkidir. Bezelye adlı lezzetli ve çok besleyici sebzeyi ilkbaharda ve yazın verir. Gövdesi çok uzundur, bitkinin ağırlığını çekemeyecek inceliktedir. Beyaz çiçek açar. Yuvarlak tanelidir. Meyvesi bakla veya fasulyeye benzer, tohumları bir kılıf içerisinde dizilmiştir.
Bezelye bitkisi çok eski çağlardan beri yetiştirilmektedir. Ana vatanı Avrupa ve Batı Asyadır. İlk ve orta çağlarda, Orta Avrupa ve Kuzey Avrupa’da yetiştiriliyordu. XI. yüzyılda İngiltere de geniş ölçüde yetiştirilmeye başlandı. Günümüzde ise dünyanın birçok yerinde yetiştirilebilmektedir. Türkiye’de öbür sebzeler ve fasulye kadar olmamakla beraber bol miktarda yetiştirilmektedir.
Bahçe bezelyesi ve tarla bezelyesi adları verilen bu bir yıllık otsu bitkinin birçok çeşiti vardır. Bunlardan bazısı bodur olup 30–40 cm boylanarak yeşil yapraklarıyla toprağa yayılıp zemini örter. Bu tarz bezelyeler tarla bezelyesi olarak geçmektedir. Çiçekleri karışık renkte olup, taneleri basık ve tane renkleri de esmer kül rengi veya yeşil renkte olup ekseriya taneleri lekelidir. Sırık bezelyesi denilen diğer çeşidi gövdesinden çıkardığı sülüklerle yüksek boylu ne bulursa ona tutunan tırmanıcı bitkilerdir. Sırık bezelyesi bahçe bezelyesi olarak geçmektedir.
Global Bilgiler
Sırık bezelyenin çiçekleri beyaz ve taneleri yuvarlaktır, tanelerine göre beyaz,sarı ve yeşil olanları vardır. 70–90 cm boyuna kadar uzayabilirler. Bu sırık bezelyeleri yetiştirilirken herekle desteklenmesi gerekir. Bezelye çeşitlerinden bazılarının yalnızca taneleri yenilir. Bazı bezelyeler de parşömen denilen sert tabaka bulunmaz. Sultani bezelye adı verilen bu çeşit bezelyeler kabuğuyla birlikte yenilir. Bir başka önemli çeşitte, taneleri iri olan araka bezelyesidir.


Tüketilme şekilleri
Bezelye pek çok yemekte ve çorbalarda kullanılır. Bezelye taneleri taze olarak çok çeşitli yemekleri yapılıp yenildiği gibi kurutularak, dondurularak, konservesi yapılarak ileride tüketmek için saklanabilir. Kuru bezelye protein ve nişasta açısından taze bezelyeden daha zengindir. Bununla birlikte taze bezelyeyi sindirmek daha kolaydır. Taze bezelye olarak tüketildiğinde su oranı yüksek olduğu için önceden bir pişirme tekniği uygulamaya gerek yoktur. Direk pişirilebilir. Kuru bezelye taneleri halinde pişirilecekse yine diğer kuru baklagiller gibi önceden suda bekletilmelidir. Diğer tüm posalı yiyecekler gibi tok tutma derecesi yüksektir. Kuru bezelye tanelerinin öğütülmesiyle bezelye unu elde edilir. Bu un besleyici özelliklerinden dolayı çocuk mamalarına katılır.
Bütün bu yararlarının yanında içerdiği besin ögeleri nedeniyle kuvvetli bir besin olan bezelyeyi sindirmekte bazen güçlük çekilebilir. Bu sebeple bezelye tüketilmesi sıklıkla olmamak şartıyla özellikle yaz mevsiminde haftada bir, iki haftada bir şeklinde yapılabilir. Beslenmemiz açısından haftada 2 veya 3 defa baklagillerin tüketilmesi sağlığımız açısından oldukça önemlidir.

Besin Değerleri

Porsiyon Miktarı: 
Kalori (kcal) 81

Toplam yağ 0,4 g
Kolesterol 0 mg
Sodyum 5 mg
Potasyum 244 mg
Karbonhidrat 14 g
Diyet Lifi 5 g
Şeker 6 g
Protein 5 g
A Vitamini765 IUC Vitamini40 mg
Kalsiyum25 mgDemir1,5 mg
D Vitamini0 IUB6 Vitamini0,2 mg
B12 vitamini0 µgMagnezyum33 mg
Global Bilgiler  /  at  10:16  /  No comments

Global Bilgiler"
Bezelye (Pisum sativum), baklagillerden (Fabaceae) taze, yeşil kabuğu ile taneleri ya da yalnız taneleri yenilen bir bitki türüdür. Ayrı taç yapraklı iki çenekli baklagiller familyasından tırmanıcı bir bitkidir. Bezelye adlı lezzetli ve çok besleyici sebzeyi ilkbaharda ve yazın verir. Gövdesi çok uzundur, bitkinin ağırlığını çekemeyecek inceliktedir. Beyaz çiçek açar. Yuvarlak tanelidir. Meyvesi bakla veya fasulyeye benzer, tohumları bir kılıf içerisinde dizilmiştir.
Bezelye bitkisi çok eski çağlardan beri yetiştirilmektedir. Ana vatanı Avrupa ve Batı Asyadır. İlk ve orta çağlarda, Orta Avrupa ve Kuzey Avrupa’da yetiştiriliyordu. XI. yüzyılda İngiltere de geniş ölçüde yetiştirilmeye başlandı. Günümüzde ise dünyanın birçok yerinde yetiştirilebilmektedir. Türkiye’de öbür sebzeler ve fasulye kadar olmamakla beraber bol miktarda yetiştirilmektedir.
Bahçe bezelyesi ve tarla bezelyesi adları verilen bu bir yıllık otsu bitkinin birçok çeşiti vardır. Bunlardan bazısı bodur olup 30–40 cm boylanarak yeşil yapraklarıyla toprağa yayılıp zemini örter. Bu tarz bezelyeler tarla bezelyesi olarak geçmektedir. Çiçekleri karışık renkte olup, taneleri basık ve tane renkleri de esmer kül rengi veya yeşil renkte olup ekseriya taneleri lekelidir. Sırık bezelyesi denilen diğer çeşidi gövdesinden çıkardığı sülüklerle yüksek boylu ne bulursa ona tutunan tırmanıcı bitkilerdir. Sırık bezelyesi bahçe bezelyesi olarak geçmektedir.
Global Bilgiler
Sırık bezelyenin çiçekleri beyaz ve taneleri yuvarlaktır, tanelerine göre beyaz,sarı ve yeşil olanları vardır. 70–90 cm boyuna kadar uzayabilirler. Bu sırık bezelyeleri yetiştirilirken herekle desteklenmesi gerekir. Bezelye çeşitlerinden bazılarının yalnızca taneleri yenilir. Bazı bezelyeler de parşömen denilen sert tabaka bulunmaz. Sultani bezelye adı verilen bu çeşit bezelyeler kabuğuyla birlikte yenilir. Bir başka önemli çeşitte, taneleri iri olan araka bezelyesidir.


Tüketilme şekilleri
Bezelye pek çok yemekte ve çorbalarda kullanılır. Bezelye taneleri taze olarak çok çeşitli yemekleri yapılıp yenildiği gibi kurutularak, dondurularak, konservesi yapılarak ileride tüketmek için saklanabilir. Kuru bezelye protein ve nişasta açısından taze bezelyeden daha zengindir. Bununla birlikte taze bezelyeyi sindirmek daha kolaydır. Taze bezelye olarak tüketildiğinde su oranı yüksek olduğu için önceden bir pişirme tekniği uygulamaya gerek yoktur. Direk pişirilebilir. Kuru bezelye taneleri halinde pişirilecekse yine diğer kuru baklagiller gibi önceden suda bekletilmelidir. Diğer tüm posalı yiyecekler gibi tok tutma derecesi yüksektir. Kuru bezelye tanelerinin öğütülmesiyle bezelye unu elde edilir. Bu un besleyici özelliklerinden dolayı çocuk mamalarına katılır.
Bütün bu yararlarının yanında içerdiği besin ögeleri nedeniyle kuvvetli bir besin olan bezelyeyi sindirmekte bazen güçlük çekilebilir. Bu sebeple bezelye tüketilmesi sıklıkla olmamak şartıyla özellikle yaz mevsiminde haftada bir, iki haftada bir şeklinde yapılabilir. Beslenmemiz açısından haftada 2 veya 3 defa baklagillerin tüketilmesi sağlığımız açısından oldukça önemlidir.

Besin Değerleri

Porsiyon Miktarı: 
Kalori (kcal) 81

Toplam yağ 0,4 g
Kolesterol 0 mg
Sodyum 5 mg
Potasyum 244 mg
Karbonhidrat 14 g
Diyet Lifi 5 g
Şeker 6 g
Protein 5 g
A Vitamini765 IUC Vitamini40 mg
Kalsiyum25 mgDemir1,5 mg
D Vitamini0 IUB6 Vitamini0,2 mg
B12 vitamini0 µgMagnezyum33 mg

26.05.2017

Transpirasyon



Global Bilgiler
Bitkilerin topraktan aldıkları suyu toprak üstü kısımları ve özellikle yaprakları aracılığı ile su buharı halinde atmosfere iletmesidir.
Transpirasyon şiddeti günün 24 saati boyunca değişimler gösterdiği gibi, günden güne de değişir. Transpirasyondaki bu değişim, sıcaklık derecesine, güneş ışınlarına, topraktaki yararlanılabilir su miktarına ve diğer atmoaferik koşullara bağlı bulunmaktadır. Transpirasyon, bir yıllık bitkilerde büyüme periyodu boyunca değiştiği gibi, çok yıllık bitkilerde yıldan yıla ve gelişme durumuna göre de değişmektedir.
Transpirasyon, güneş ışınlarının miktarı ve çeşitli özellikleri topraktaki yararlanılabilir su miktarı ve bitkinin gelişme aşaması gibi etmenlerle büyük ölçüde etkilenmektedir.
Transpirasyonda gece ve gündüz arasında daha büyük farklar görülür. Çünkü, bitkilerin büyümesi ve yaşamsal işlevleri güneş ışınlarına bağlıdır. Bu nedenle de transpirasyon hemen hemen gün ışığı olan devreye bağlı kalmaktadır.
Transpirasyonun miktar ve şiddetini etkileyen faktörleri 2 grupta toplamak mümkündür
1 – Bitkisel ve fizyolojik faktörler
2 - Çevresel faktörler
Bitkisel ve fizyolojik etmenler arasında, yapraklardaki stomaların miktarı ve durumu, yaprak strüktürü, yaprakların güneş ışınlarına göre pozisyonu, genel yaprak alanı, kök ve toprak üstü kısımları arasındaki oran, yapraktaki özsuyun ozmotik basıncı ve bazı bitki hastalıklarıdır.
Çevresel etmenlerden, budar basıncı, havanın nemi, sıcaklık, ışık rüzgar, transpirasyon için gerekli toprak suyunun miktarı önemli olanlardır. Böylece denilebilir ki, yüksek sıcaklık, düşük hava nemi ve kuvvetli rüzgar transpirasyonu artırmaktadır. Aynı şekilde ışık da transpirasyonu artırıcı ve toprak suyunun yeteri kadar olmayışı da sınırlayıcı bir etkendir.
Global Bilgiler  /  at  11:40  /  No comments



Global Bilgiler
Bitkilerin topraktan aldıkları suyu toprak üstü kısımları ve özellikle yaprakları aracılığı ile su buharı halinde atmosfere iletmesidir.
Transpirasyon şiddeti günün 24 saati boyunca değişimler gösterdiği gibi, günden güne de değişir. Transpirasyondaki bu değişim, sıcaklık derecesine, güneş ışınlarına, topraktaki yararlanılabilir su miktarına ve diğer atmoaferik koşullara bağlı bulunmaktadır. Transpirasyon, bir yıllık bitkilerde büyüme periyodu boyunca değiştiği gibi, çok yıllık bitkilerde yıldan yıla ve gelişme durumuna göre de değişmektedir.
Transpirasyon, güneş ışınlarının miktarı ve çeşitli özellikleri topraktaki yararlanılabilir su miktarı ve bitkinin gelişme aşaması gibi etmenlerle büyük ölçüde etkilenmektedir.
Transpirasyonda gece ve gündüz arasında daha büyük farklar görülür. Çünkü, bitkilerin büyümesi ve yaşamsal işlevleri güneş ışınlarına bağlıdır. Bu nedenle de transpirasyon hemen hemen gün ışığı olan devreye bağlı kalmaktadır.
Transpirasyonun miktar ve şiddetini etkileyen faktörleri 2 grupta toplamak mümkündür
1 – Bitkisel ve fizyolojik faktörler
2 - Çevresel faktörler
Bitkisel ve fizyolojik etmenler arasında, yapraklardaki stomaların miktarı ve durumu, yaprak strüktürü, yaprakların güneş ışınlarına göre pozisyonu, genel yaprak alanı, kök ve toprak üstü kısımları arasındaki oran, yapraktaki özsuyun ozmotik basıncı ve bazı bitki hastalıklarıdır.
Çevresel etmenlerden, budar basıncı, havanın nemi, sıcaklık, ışık rüzgar, transpirasyon için gerekli toprak suyunun miktarı önemli olanlardır. Böylece denilebilir ki, yüksek sıcaklık, düşük hava nemi ve kuvvetli rüzgar transpirasyonu artırmaktadır. Aynı şekilde ışık da transpirasyonu artırıcı ve toprak suyunun yeteri kadar olmayışı da sınırlayıcı bir etkendir.

Evaporasyon

Global Bilgiler
Sıvı haldeki suyun buhar halinde atmosfere dönmesi olayıdır, diğer bir ifadeyle suyun buharlaşmasıdır.
Evaporasyon iki kısımda değerlendirilebilir.
1-Su Yüzeyinden Olan Evaporasyon (Buharlaşma)
Hava ve sudaki su molekülleri sürekli ve hızlı bir şekilde hareket halindedir. Böylece su molekülleri hava ve su kitlesi arasında sürekli olarak yer değiştirirler. Eğer hareket eden ve suyun yüzeyini terk eden su moleküllerinin sayısı, havadan suya geçen su moleküllerinin sayısından fazla ise bu durumda su yüzeyinden evaporasyon meydana gelir.
Su yüzeyinden olan evaporasyonu etkileyen faktörler:
· Su yüzeyinin sıcaklığı artarsa, buhar basıncı da yükselir ve evaporasyon artar.
·Rüzgar, evaporasyon şiddetini artırmaktadır. Hemen su yüzeyine yakın durgun hava tabakalarının rüzgar aracılığı ile uzaklaştırılması evaporasyonu artırmaktadır.
·Berometrik basıncın düşmesiyle su moleküllerinin havadaki konsantrasyonu da azalır ve bu nedenle buharlaşma artar. Eğer diğer koşullar değişmezse, yükseklik arttıkça basınç düşer ve evaporasyon artar.
·Suyun tuz oranı yükselirse, evaporasyon şiddeti azalır.
·Sıvı üzerindeki hava kütlesinde bulunan gaz formundaki su buharı doygunluk noktasına ulaştığı zaman evaporasyon durur. Sudan havaya ve havadan suya dönen su moleküllerinin miktarı bu noktada birbirine eşittir.
·Bir sıvı evaporasyona maruz kalınca enerji kaybeder, sıvıya dışarıdan enerji verilmediği takdirde, sıvı soğur.
·Su yüzeyinden olan evaporasyon geceleri sıcaklığın düşmesi ve bağıl nemin artması nedeni ile gündüze oranla daha azdır.
2-Toprak Yüzeyinden Olan Evaporasyon
Yüzeyden ve yüzeye yakın toprak parçacıklarından olan evaporasyondur.
Topraktaki su miktarı, evaporasyonda sınırlayıcı bir etmendir.
Toprak yüzeyinden olan evaporasyon miktarında, taban suyu düzeyinin rolü vardır. Eğer taban suyu düzeyi toprak yüzeyine yakın ise, bu durumda evaporasyon şiddeti serbest su yüzeyinden olan evaporasyona yakın veya ona eşit olmaktadır. Eğer taban suyu düzeyi alçalırsa, evaporasyon şiddeti de azalır ki bu da toprağın özelliklerine bağlıdır.
Taban suyu düzeyinden toprak yüzeyine doğru suyun hareket edebilmesi için, taban suyu üzerinde bulunan ve kapilar saçak denen zonun toprak yüzeyine yakın olması gerekir. Bu durumda taban suyu kapilarite ile yukarıya doğru hareket eder ve evaporasyonla kaybolan suyu toprak yüzeyine ulaştırır. Toprakta su, kapilar potansiyele bağlı olarak ıslak veya nemli topraktan kuru toprağa doğru değişim gösterir.
Toprakların tekstür ve nem durumları, stürüktür ve derinlikleri gibi fiziksel özelliklerinin farklı olması nedeni ile, toprak yüzeyinden olan evaporasyon miktarı ve şiddeti bakımından genellemeler yapmak çok güçtür. Nitekim, biryerde vejetasyonun bulunması veya çıplak toprak halinde olması evaporasyonda farklar yaratır. Vejetasyon örtüsü toprak neminin bir kısmına, kullandığından evaporasyon için gerekli suyun miktarını azaltır ve dolayısıyla da evaporasyonu küçültücü etkisi vardır. Vejetasyon örtüsü aynı zamanda gölge yaptığı ve rüzgar hızını azalttığı için, toprak yüzüne yakın hava tabakalarında bağıl nem artar ve bu durum da evaporasyonu azaltır.
Toprak yüzeyine uygulanacak malçlama (toprağın bitki artıkları ile örtülmesi) da yağmuru izleyen birkaç gün için evaporasyonu azaltmaktadır. Böylece toprak yüzüne serilen bitki artıkları, yüzeye yakın hava hareketini sınırlamakta ve buhar basıncının yüksek bir düzeyde kalmasına neden olmakta, dolaysıyla da evaporasyonu azaltmaktadır.
Global Bilgiler  /  at  11:35  /  No comments

Global Bilgiler
Sıvı haldeki suyun buhar halinde atmosfere dönmesi olayıdır, diğer bir ifadeyle suyun buharlaşmasıdır.
Evaporasyon iki kısımda değerlendirilebilir.
1-Su Yüzeyinden Olan Evaporasyon (Buharlaşma)
Hava ve sudaki su molekülleri sürekli ve hızlı bir şekilde hareket halindedir. Böylece su molekülleri hava ve su kitlesi arasında sürekli olarak yer değiştirirler. Eğer hareket eden ve suyun yüzeyini terk eden su moleküllerinin sayısı, havadan suya geçen su moleküllerinin sayısından fazla ise bu durumda su yüzeyinden evaporasyon meydana gelir.
Su yüzeyinden olan evaporasyonu etkileyen faktörler:
· Su yüzeyinin sıcaklığı artarsa, buhar basıncı da yükselir ve evaporasyon artar.
·Rüzgar, evaporasyon şiddetini artırmaktadır. Hemen su yüzeyine yakın durgun hava tabakalarının rüzgar aracılığı ile uzaklaştırılması evaporasyonu artırmaktadır.
·Berometrik basıncın düşmesiyle su moleküllerinin havadaki konsantrasyonu da azalır ve bu nedenle buharlaşma artar. Eğer diğer koşullar değişmezse, yükseklik arttıkça basınç düşer ve evaporasyon artar.
·Suyun tuz oranı yükselirse, evaporasyon şiddeti azalır.
·Sıvı üzerindeki hava kütlesinde bulunan gaz formundaki su buharı doygunluk noktasına ulaştığı zaman evaporasyon durur. Sudan havaya ve havadan suya dönen su moleküllerinin miktarı bu noktada birbirine eşittir.
·Bir sıvı evaporasyona maruz kalınca enerji kaybeder, sıvıya dışarıdan enerji verilmediği takdirde, sıvı soğur.
·Su yüzeyinden olan evaporasyon geceleri sıcaklığın düşmesi ve bağıl nemin artması nedeni ile gündüze oranla daha azdır.
2-Toprak Yüzeyinden Olan Evaporasyon
Yüzeyden ve yüzeye yakın toprak parçacıklarından olan evaporasyondur.
Topraktaki su miktarı, evaporasyonda sınırlayıcı bir etmendir.
Toprak yüzeyinden olan evaporasyon miktarında, taban suyu düzeyinin rolü vardır. Eğer taban suyu düzeyi toprak yüzeyine yakın ise, bu durumda evaporasyon şiddeti serbest su yüzeyinden olan evaporasyona yakın veya ona eşit olmaktadır. Eğer taban suyu düzeyi alçalırsa, evaporasyon şiddeti de azalır ki bu da toprağın özelliklerine bağlıdır.
Taban suyu düzeyinden toprak yüzeyine doğru suyun hareket edebilmesi için, taban suyu üzerinde bulunan ve kapilar saçak denen zonun toprak yüzeyine yakın olması gerekir. Bu durumda taban suyu kapilarite ile yukarıya doğru hareket eder ve evaporasyonla kaybolan suyu toprak yüzeyine ulaştırır. Toprakta su, kapilar potansiyele bağlı olarak ıslak veya nemli topraktan kuru toprağa doğru değişim gösterir.
Toprakların tekstür ve nem durumları, stürüktür ve derinlikleri gibi fiziksel özelliklerinin farklı olması nedeni ile, toprak yüzeyinden olan evaporasyon miktarı ve şiddeti bakımından genellemeler yapmak çok güçtür. Nitekim, biryerde vejetasyonun bulunması veya çıplak toprak halinde olması evaporasyonda farklar yaratır. Vejetasyon örtüsü toprak neminin bir kısmına, kullandığından evaporasyon için gerekli suyun miktarını azaltır ve dolayısıyla da evaporasyonu küçültücü etkisi vardır. Vejetasyon örtüsü aynı zamanda gölge yaptığı ve rüzgar hızını azalttığı için, toprak yüzüne yakın hava tabakalarında bağıl nem artar ve bu durum da evaporasyonu azaltır.
Toprak yüzeyine uygulanacak malçlama (toprağın bitki artıkları ile örtülmesi) da yağmuru izleyen birkaç gün için evaporasyonu azaltmaktadır. Böylece toprak yüzüne serilen bitki artıkları, yüzeye yakın hava hareketini sınırlamakta ve buhar basıncının yüksek bir düzeyde kalmasına neden olmakta, dolaysıyla da evaporasyonu azaltmaktadır.

24.05.2017

İntersepsiyon Nedir?

Global Bilgiler
Yağış sularının bitki örtüsünde bulunan; gövdeler, yapraklar ve dallar tarafından tutulan ve toprak yüzeyine ulaşamayan kısmına denir. Bitkilerin toprak üstü kısımları tarafından tutulan yağış suları, üzerinde bulundukları yüzeyden buharlaşarak tekrar atmosfere dönerler. Böylece, intersepsiyon toprak yüzeyine ulaşan yağış miktarının azalması sonucunu doğurur.
Yağışın başlangıcında kuru olan yaprak, iğne yaprak ve dal gibi vejetasyonun toprak üstü kısımları yavaş yavaş ıslanmaya devam eder ve tamamen doymuş hale gelinceye kadar yağış sularını yüzeyinde tutar. Doygunluk halinden sonra, fazla yağış suları aşağıya doğru akar veya damlar. Bitkilerin çeşitli kısımlarıyla doygun hale gelinceye kadar tutabildiği su miktarına "intersepsiyon depolaması" denilir.
Global Bilgiler  /  at  12:07  /  No comments

Global Bilgiler
Yağış sularının bitki örtüsünde bulunan; gövdeler, yapraklar ve dallar tarafından tutulan ve toprak yüzeyine ulaşamayan kısmına denir. Bitkilerin toprak üstü kısımları tarafından tutulan yağış suları, üzerinde bulundukları yüzeyden buharlaşarak tekrar atmosfere dönerler. Böylece, intersepsiyon toprak yüzeyine ulaşan yağış miktarının azalması sonucunu doğurur.
Yağışın başlangıcında kuru olan yaprak, iğne yaprak ve dal gibi vejetasyonun toprak üstü kısımları yavaş yavaş ıslanmaya devam eder ve tamamen doymuş hale gelinceye kadar yağış sularını yüzeyinde tutar. Doygunluk halinden sonra, fazla yağış suları aşağıya doğru akar veya damlar. Bitkilerin çeşitli kısımlarıyla doygun hale gelinceye kadar tutabildiği su miktarına "intersepsiyon depolaması" denilir.

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.