20.10.2018

Vejetasyon süresi (Vegetation period) Nedir?

Belirli bir bölgede bulunan bitkilerin normal gelişimini yaptığı süredir. Genellikle sıcaklık ve toprak nemi koşulları vejetasyon süresini sınırlar. Ormanların vejetasyon süresi günlük ortalama sıcaklığın sürekli olarak devam ettiği 8oC'nin üzerinde olduğu günlerin sayısı. Bu değer bazı yerlerde 10oC) olarak da dikkate alınır. Örneğin Türkiye’de vejetasyon süresi Akdeniz kıyılarında en az 260 günün üzerinden başlayarak Kuzeydoğu Anadolu’da 140 günün altına kadar düşer.
Global Bilgiler  /  at  14:56  /  No comments

Belirli bir bölgede bulunan bitkilerin normal gelişimini yaptığı süredir. Genellikle sıcaklık ve toprak nemi koşulları vejetasyon süresini sınırlar. Ormanların vejetasyon süresi günlük ortalama sıcaklığın sürekli olarak devam ettiği 8oC'nin üzerinde olduğu günlerin sayısı. Bu değer bazı yerlerde 10oC) olarak da dikkate alınır. Örneğin Türkiye’de vejetasyon süresi Akdeniz kıyılarında en az 260 günün üzerinden başlayarak Kuzeydoğu Anadolu’da 140 günün altına kadar düşer.

Verimsiz arazi (Unproductive land) Nedir?


Tarımsal üretim, otlatma, ormancılık veya diğer yarar sağlayıcı kullanımlar için uygun olmayan alanlar.
Global Bilgiler  /  at  14:49  /  No comments


Tarımsal üretim, otlatma, ormancılık veya diğer yarar sağlayıcı kullanımlar için uygun olmayan alanlar.

Verimsiz orman (Unproductive forest) Nedir?

Doğal olarak veya bozulma nedeniyle orman ürün ve hizmetlerini sağlamada yetersiz orman alanı.
Global Bilgiler  /  at  14:42  /  No comments

Doğal olarak veya bozulma nedeniyle orman ürün ve hizmetlerini sağlamada yetersiz orman alanı.

5.10.2018

Rüzgarlar

Rüzgar Nedir?
Yüksek Basınç alanlarından alçak basınç alanlarına doğru olan, yatay yönlü hava hareketlerine rüzgar denir. Rüzgarların oluşmasının nedeni komşu iki yer arasındaki basınç farkıdır. İki yer arasındaki basınç eşitlenince rüzgar durur.
Rüzgar Nasıl Ölçülür?
Rüzgarların hızı anemometre adı verilen aletlerle ölçülür. 

Başlıca Rüzgar Çeşitleri Nelerdir?

1) SÜREKLİ RÜZGÂRLAR
Yeryüzündeki sürekli alçak basınç ve yüksek basınç kuşakları arasında, yıl boyunca esen rüzgârlara sürekli rüzgârlar denir. Bu rüzgârlar okyanus akıntılarına yön verir ve yeryüzünün geniş alanlı iklimlerin (makroklima) üzerinde etkili olurlar.
a) Alize Rüzgârları
Her iki yarım kürenin 30° DYB’den Ekvator’daki TAB’ye doğru esen rüzgârlara alize rüzgârları denir.
Yerden yükseklerde, Ekvator’dan 30° enlemlerine esen rüzgârlara da ters alize denir. Bu rüzgârlar dönenceler civarında merkezkaçın etkisiyle hem bu enlemlerde basıncın artmasına (30° DYB) hem de çöllerin oluşmasına neden olurlar.
Özellikleri:
• Her iki yarım küredeki 30° DYB’den Ekvator’daki TAB’ye doğru esen rüzgârlardır.
• Tropikal kuşakta etkili olan rüzgârlardır.
• Tropikal kuşak karalarının doğusuna sürekli olarak yağış bırakırlar.
• Dünya’nın ekseni etrafındaki hareketinden dolayı yönleri sapmaya uğrar, Kuzey Yarım Küre’de kuzeydoğudan, Güney Yarım Küre’de güneydoğudan eserler.
• Alizeler 30° enlemlerinden doğarken çöllerden başlamış olurlar. Yani başlangıçta çok sıcak ve kuru iken, okyanuslar üzerinden geçerken bol miktarda okyanus nemini alarak Ekvator’a ulaşırlar. Bunun sonucunda da Ekvator’a okyanus nemini getirerek, ekstra nem kazandırmış olurlar.
• Ekvator’un (Ekvatoral iklimin) bol miktarda ve düzenli şekilde yağış almasında Alize rüzgârlarının katkıları büyüktür.
• Sıcak ekvatoral okyanus sularını harekete geçirerek, sıcak okyanus akıntılarını başlatırırlar.
• Okyanusta aynı yönde estikleri için yelkenli gemilerin hızını arttırır. Bu nedenle Kristof Kolomb bu rüzgârlara ticaret rüzgârları adını vermiştir.
b) Batı Rüzgârları
Alizelerde olduğu gibi Batı rüzgârlarının da zıttı vardır. Batı rüzgârlarına tersi yönde esen yüksek rüzgârlara jet rüzgârları denir.
Özellikleri:
• Her iki yarım küredeki 30° DYB’den 60° DAB’ye doğru esen rüzgârlardır.
• Orta kuşakta etkili olan rüzgârlardır.
• Orta kuşak karalarının batısına sürekli olarak yağış bırakırlar.
• Orta kuşak karalarının batı kıyılarında (örneğin, Batı Avrupa’da) Ilıman Okyanusal iklimin oluşmasında etkili olarak bol ve düzenli yağış bırakırlar.
• Her iki yarım kürenin 60° enlemlerinde Kutup rüzgârları ile çarpışarak cephe olayını oluştururlar.
• Dünya’nın ekseni etrafındaki hareketinden dolayı yönleri sapmaya uğrar, Kuzey Yarım Küre’de güneybatıdan, Güney Yarım Küre’de kuzeybatıdan eserler.
• Alize rüzgârlarının başlattığı sıcak okyanus akıntılarını (Örneğin, Gulfstream ve Kuroşivo) yüksek enlemlere taşırlar.
c) Kutup Rüzgârları
• Her iki yarım küredeki 90° TYB’den 60° DAB’ye doğru esen rüzgârlardır.
• Kutup kuşağında etkili olan rüzgârlardır.
• Her iki yarım kürede esiş yönleri Alize rüzgârlarıyla aynıdır.
• Soğuk okyanus akıntılarını başlatırlar (Örneğin, Labrador ve Oyoşivo)
2) MUSON RÜZGÂRLARI
Musonlar, kıta ve okyanusların yıl içindeki farklı ısınıp, farklı soğumaları sonucu kıta ve okyanus arasında beliren basınç farkından (Eksen eğikliği sonucu, başka bir ifadeyle Dünya’nın yıllık hareketi sonucu) oluşan rüzgârlardır. Güneydoğu Asya’da etkili olan rüzgârlardır. Ancak, Gine Körfezi’nde, Madagaskar doğusunda Orta Amerika (Meksika Körfezi’nde) ve Kuzey Avustralya’da da görülürler. Bu rüzgârlara mevsimlik rüzgârlar da denir.
Muson rüzgârlarının esiş süresi uzun (altışar ay) ve etki alanları geniş oldukları için iklimi etkilerler. Muson ikliminin oluşma nedeni bundan dolayı muson rüzgârlarıdır.
Muson rüzgârları yön değiştirmesi sırasında (ilkbahar ve sonbahar) tayfun adı verilen tropikal siklonlar oluşturur ve Güneydoğu Asya’da sel felaketlerine neden olurlar.
• Yaz Musonları
Yazın karalar daha erken ısınarak alçak basınç, denizler geç ısınarak yüksek basınç oluştururlar. Bu nedenle, Yaz Musonları denizden karaya doğru eserler. Nemli oldukları için karalara bol yağış bırakırlar. Bu nedenle, yeryüzünün en fazla yağış alan yerleri Güneydoğu Asya Bölgesi’dir.
• Kış Musonları
Kışın karalar çabuk soğuyarak yüksek basınç alanını, deniz suları daha sıcak olduklarından alçak basınç alanını oluştururlar. Bu nedenle, Kış Musonları yüksek basınç alanı olan karalardan, alçak basınç alanı olan denize doğru eserler. Karadan estikleri için kuru ve serindirler. Yağış getirmezler.
3) YEREL RÜZGARLAR 
Yerel ısınma ve soğuma farklılığına bağlı olarak oluşan dar alanlı ve kısa süreli basınç merkezleri arasındaki rüzgârlardır. Etki alanları dar, esiş süreleri kısa olup kısa sürede birbirinin tersi yönünde eserler.
a) Meltem Rüzgârları
Birbirine komşu kara ve denizlerin ya da dağlarla vadilerin, gün içinde farklı ısınması ve soğuması sonucu oluşan rüzgârlardır.
Meltem rüzgârları esiş süreleri kısa (gün içinde) ve etki alanları dar oldukları için sadece etkili oldukları sahalarda hava durumunu belirlerler.
Meltem rüzgârları esintisi şeklinde serinletici rüzgârlardır. Sıcaklık artırıcı, boğucu ya da yağış getirici özellik göstermezler.
İzmir çevresinde deniz meltemine verilen isim imbat rüzgârı dır.
Meltem rüzgârları ikiye ayrılır:
Gündüz esen meltem rüzgârları:
• Deniz meltemi
• Vadi meltemi
Gece esen meltem rüzgârları:
• Kara meltemi
• Dağ meltemi
• Kara ve Deniz Meltemleri
Gündüz, kara hemen ısındığı için alçak basınç alanına, denizler geç ısındığı için yüksek basınç alanına dönüşür. Bunun sonucunda rüzgâr denizden karaya doğru eser. Oluşan bu rüzgâra deniz meltemi denir.
Gece, kara çabuk soğuduğundan yüksek basınç alanına, deniz daha sıcak olduğundan alçak basınç alanını dönüşür. Bunun sonucunda rüzgâr karadan denize doğru eser. Oluşan bu rüzgâra kara meltemi denir.

• Dağ ve Vadi Meltemleri
Gündüz, yüksek yerler çabuk ısındığında ve alçak basınç, soğuk olan çukur vadilerde ise yüksek basınç oluşur. Bunun sonucunda rüzgâr vadi içlerinden dağın yamacı boyunca yukarıya doğru esen bu rüzgârlara vadi meltemi denir.
Gece, yüksek yerler daha çabuk soğur ve yüksek basınç, alçak yerler geç soğur ve alçak basınç alanına dönüşür. Bunun sonucunda rüzgâr dağın yamaçlarından vadi içlerine doğru eser. Dağlardan vadilere doğru oluşan bu rüzgârlara dağ meltemi denir.
b) Sıcak Yerel Rüzgârlar
Sirokko: Büyük Sahra Çölü’nden Atlas ülkeleri (Fas, Tunus ve Cezayir) ile Libya’dan Akdeniz’e eser. Sıcak ve kuru olan bu rüzgâr Akdeniz’i geçince nemlendiği için İspanya, Fransa ve İtalya kıyılarında sıcak, nemli ve bunaltıcı etki yapar.
Hamsin: Mısır’dan Akdeniz’e esen Büyük Sahra Çölü rüzgârıdır. Anadolu’nun güneyine kıble rüzgârı olarak ulaşır.
Kıble: Anadolu’da güneyden esen rüzgârdır. Karadeniz’de alçak basınç, Arabistan ve Mısır’da yüksek basınç oluştuğunda ortaya çıkar.
Lodos: Güneybatıdan esen nemli ılık rüzgârdır. Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgelerinde etkili olurlar. Orta Akdeniz’de yüksek basınç, Karadeniz ya da Hazar Denizi’nde alçak basınç oluştuğu zaman ortaya çıkar.
Özellikleri:
• Denizden estiği için ılık ve nemlidir.
• Menteşe Yöresi’ne ve Batı Toroslara yağış bırakır.
• Anadolu’da kışın estiği zaman ayazı kırarak havayı yumuşatır. Karları eritir.
Keşişleme (Samyeli): Güneydoğudan esen kuru rüzgârdır. Yazın çok sıcak ve kuru estiğinden çöl rüzgârlarına benzer. Suriye Çöllleri’nden Anadolu’ya esen samyeli kuzeybatıya yöneldiğinde keşişleme adını alır. Yazın Güneydoğu Anadolu’nun sıcaklık değerlerini arttırıcı etki yapar. Bu bölgede tarımda sulama ihtiyacını arttırır.
Fön: Yatay yönde hareket eden hava kütleleri, önlerine çıkan dağ yamaçları boyunca yükselir. Yükselen hava kütlesinin sıcaklığı, her 200 m’de ortalama 1°C azalır. Belirli bir yükseltiden sonra, içindeki nem yoğunlaşma sonucunda yağış olarak yere düşer. Bu şekilde yamacı aşan hava kütlesi diğer yamaçta alçalırken her 100 m’de ortalama 1°C ısınır. Böylece ulaştığı yerde sıcaklığı arttırıcı etki yapar.
Özellikleri;
• Kurutucu etki yaparlar.
• Kışın karların erimesine ve dolayısı ile çığ ve sel baskınlarına neden olurlar.
• Yazın bitkilerin kurumasına yol açarlar.
• Dünya’da en fazla İsviçre’deki Alp Dağları’nda etkilidirler.
• Türkiye’de ise en fazla Doğu Karadeniz (Doğu Karadeniz Dağları) ve Akdeniz’de (Toros Dağları’nda) etkilidirler.
• Yerel rüzgârlar içinde sıcaklık üzerinmdeki etkisi enlemle açıklanamayan tek rüzgâr türüdür.
c) Soğuk Yerel Rüzgârlar
Yıldız: Kuzeyden eser. Karadeniz kıyılarında serin ve nemlidir. İç Anadolu ve Akdeniz kıyılarında yazın sıcak ve kuru, kışın soğuk ve kuru eser.
Poyraz: Kuzeydoğudan eser. Yaz Poyrazı ve Kış Poyrazı olmak üzere ikiye ayrılır:
• Yaz Poyrazı: Yazın eser. Karadeniz kıyılarında serin ve nemlidir. Ege ve Akdeniz kıyılarına karadan estiği için sıcak ve kurudur.
• Kış Poyrazı: Karadeniz kıyılarında soğuk nemli rüzgârdır. Anadolu içlerinde, Ege ve Akdeniz kıyılarında soğuk ve kuru eser.
Karayel: Kuzeybatıdan esen rüzgârdır. Orta Avrupa ya da Balkanlarda yüksek basınç, Basra Körfezi’nde ya da Doğu Akdeniz’de alçak basınç oluşursa ortaya çıkar. Karadan estiği için kuru rüzgârdır. Kışın soğuk ve kurudur. Anadolu’da sıcaklıkları düşürerek kar yağışına neden olur. Çok kuru estiğinde ayaz etkisi yapar.
Mistral: Fransa’da Rhone Vadisi’nden Akdeniz’e eser.
Bora: Dalmaçya kıyılarından Adriyatik Denizi’ne eser. Kışın etkilidir.
Etezyen: Trakya’dan Ege Denizi’ne eser. Yazın sıcak kuru ve kışın soğuk kuru özellik kazanan yerel rüzgârdır.
3) TROPİKAL RÜZGÂRLAR
Dar alanda hızla dönerek yükselen alçak basınçlı hava kütlesine hortum denir. Bir yörede hava ısınarak hızla yükselirse ani olarak basınç düşer. Çevredeki hava, bu düşük basınçlı alana doğru hızla ilerlerse, merkezde karşılaşan rüzgârlar hortum biçiminde dönerek yükselir. Tropikal kuşakta 50 ile 200 enlemleri arasında büyük hortumlar görülür. Bunlara tropikal siklon denir. Hortumlar ağır cisimleri bile yerden kaldıracak kadar güçlü olabilir. Genellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin Teksas ve Illionis eyaletlerinde görülür.
Tayfun: Asya’da Büyük Okyanus ve Hint Okyanusu’nun kıyılarında görülen büyük hortumlara denir. Hindistan, Çin, Japonya ve Filipinler’de daha çok muson rüzgârlarının etkisiyle ilkbahar ve sonbahar aylarında görülür.
Hurricane: Amerika’nın Atlas Okyanusu kıyılarında özellikle Karayib Denizi’nde, bu denizin kuzeyindeki Küba ve Jamaika gibi Antil Adaları’nda, bu adaları da içine alan Bermuda Şeytan Üçgeni içinde etkili olur.
Tornado: Amerika’nın Büyük Okyanus kıyılarında görülen bir hortumdur.
Kasırgalar: Fırtınaların çok şiddetli halleridir. Saatteki hızı 300 km yi bulan yağmurlu fırtınalara kasırga adı verilir. Kasırgalar ise sadece suyun sıcak ve havanın nemli olduğu tropikal okyanuslarda oluşur. Bir kasırganın oluşabilmesi için öncelikle okyanus suyunun sıcaklığının en az 27 C ’a ulaşması gerekir. Su sıcaklığı bu seviyeye geldiğinde, okyanus yüzeyindeki ılık ve nemli hava konveksiyon yoluyla yükselmeye başlar. Bu havanın çevresinde girdap gibi dönen güçlü bir rüzgâr oluşur. Ardından yağmur bulutları toplanır ve fırtına patlar. Fırtınanın kasırga sayılması için rüzgârın en az 118 km/saatlik bir sürate ulaşması gerekir. Kasırga durgun bir merkezin çevresinde dev bir girdap gibi döner. Kasırgalar, hortumlara göre çok daha geniş alanlara yayılır; daha uzun ömürlü ve daha bölgesel olup yavaş hareket ederler.
Hortumun oluşma alanları:
• Alçalıcı hava hareketlerinin görülmediği sıcak kuşakta,
• Muson bölgelerinde, Mu¬son rüzgârlarının yön değiştirdiği ilkbahar ve sonbahar mevsiminde görülürler.
Global Bilgiler  /  at  12:26  /  No comments

Rüzgar Nedir?
Yüksek Basınç alanlarından alçak basınç alanlarına doğru olan, yatay yönlü hava hareketlerine rüzgar denir. Rüzgarların oluşmasının nedeni komşu iki yer arasındaki basınç farkıdır. İki yer arasındaki basınç eşitlenince rüzgar durur.
Rüzgar Nasıl Ölçülür?
Rüzgarların hızı anemometre adı verilen aletlerle ölçülür. 

Başlıca Rüzgar Çeşitleri Nelerdir?

1) SÜREKLİ RÜZGÂRLAR
Yeryüzündeki sürekli alçak basınç ve yüksek basınç kuşakları arasında, yıl boyunca esen rüzgârlara sürekli rüzgârlar denir. Bu rüzgârlar okyanus akıntılarına yön verir ve yeryüzünün geniş alanlı iklimlerin (makroklima) üzerinde etkili olurlar.
a) Alize Rüzgârları
Her iki yarım kürenin 30° DYB’den Ekvator’daki TAB’ye doğru esen rüzgârlara alize rüzgârları denir.
Yerden yükseklerde, Ekvator’dan 30° enlemlerine esen rüzgârlara da ters alize denir. Bu rüzgârlar dönenceler civarında merkezkaçın etkisiyle hem bu enlemlerde basıncın artmasına (30° DYB) hem de çöllerin oluşmasına neden olurlar.
Özellikleri:
• Her iki yarım küredeki 30° DYB’den Ekvator’daki TAB’ye doğru esen rüzgârlardır.
• Tropikal kuşakta etkili olan rüzgârlardır.
• Tropikal kuşak karalarının doğusuna sürekli olarak yağış bırakırlar.
• Dünya’nın ekseni etrafındaki hareketinden dolayı yönleri sapmaya uğrar, Kuzey Yarım Küre’de kuzeydoğudan, Güney Yarım Küre’de güneydoğudan eserler.
• Alizeler 30° enlemlerinden doğarken çöllerden başlamış olurlar. Yani başlangıçta çok sıcak ve kuru iken, okyanuslar üzerinden geçerken bol miktarda okyanus nemini alarak Ekvator’a ulaşırlar. Bunun sonucunda da Ekvator’a okyanus nemini getirerek, ekstra nem kazandırmış olurlar.
• Ekvator’un (Ekvatoral iklimin) bol miktarda ve düzenli şekilde yağış almasında Alize rüzgârlarının katkıları büyüktür.
• Sıcak ekvatoral okyanus sularını harekete geçirerek, sıcak okyanus akıntılarını başlatırırlar.
• Okyanusta aynı yönde estikleri için yelkenli gemilerin hızını arttırır. Bu nedenle Kristof Kolomb bu rüzgârlara ticaret rüzgârları adını vermiştir.
b) Batı Rüzgârları
Alizelerde olduğu gibi Batı rüzgârlarının da zıttı vardır. Batı rüzgârlarına tersi yönde esen yüksek rüzgârlara jet rüzgârları denir.
Özellikleri:
• Her iki yarım küredeki 30° DYB’den 60° DAB’ye doğru esen rüzgârlardır.
• Orta kuşakta etkili olan rüzgârlardır.
• Orta kuşak karalarının batısına sürekli olarak yağış bırakırlar.
• Orta kuşak karalarının batı kıyılarında (örneğin, Batı Avrupa’da) Ilıman Okyanusal iklimin oluşmasında etkili olarak bol ve düzenli yağış bırakırlar.
• Her iki yarım kürenin 60° enlemlerinde Kutup rüzgârları ile çarpışarak cephe olayını oluştururlar.
• Dünya’nın ekseni etrafındaki hareketinden dolayı yönleri sapmaya uğrar, Kuzey Yarım Küre’de güneybatıdan, Güney Yarım Küre’de kuzeybatıdan eserler.
• Alize rüzgârlarının başlattığı sıcak okyanus akıntılarını (Örneğin, Gulfstream ve Kuroşivo) yüksek enlemlere taşırlar.
c) Kutup Rüzgârları
• Her iki yarım küredeki 90° TYB’den 60° DAB’ye doğru esen rüzgârlardır.
• Kutup kuşağında etkili olan rüzgârlardır.
• Her iki yarım kürede esiş yönleri Alize rüzgârlarıyla aynıdır.
• Soğuk okyanus akıntılarını başlatırlar (Örneğin, Labrador ve Oyoşivo)
2) MUSON RÜZGÂRLARI
Musonlar, kıta ve okyanusların yıl içindeki farklı ısınıp, farklı soğumaları sonucu kıta ve okyanus arasında beliren basınç farkından (Eksen eğikliği sonucu, başka bir ifadeyle Dünya’nın yıllık hareketi sonucu) oluşan rüzgârlardır. Güneydoğu Asya’da etkili olan rüzgârlardır. Ancak, Gine Körfezi’nde, Madagaskar doğusunda Orta Amerika (Meksika Körfezi’nde) ve Kuzey Avustralya’da da görülürler. Bu rüzgârlara mevsimlik rüzgârlar da denir.
Muson rüzgârlarının esiş süresi uzun (altışar ay) ve etki alanları geniş oldukları için iklimi etkilerler. Muson ikliminin oluşma nedeni bundan dolayı muson rüzgârlarıdır.
Muson rüzgârları yön değiştirmesi sırasında (ilkbahar ve sonbahar) tayfun adı verilen tropikal siklonlar oluşturur ve Güneydoğu Asya’da sel felaketlerine neden olurlar.
• Yaz Musonları
Yazın karalar daha erken ısınarak alçak basınç, denizler geç ısınarak yüksek basınç oluştururlar. Bu nedenle, Yaz Musonları denizden karaya doğru eserler. Nemli oldukları için karalara bol yağış bırakırlar. Bu nedenle, yeryüzünün en fazla yağış alan yerleri Güneydoğu Asya Bölgesi’dir.
• Kış Musonları
Kışın karalar çabuk soğuyarak yüksek basınç alanını, deniz suları daha sıcak olduklarından alçak basınç alanını oluştururlar. Bu nedenle, Kış Musonları yüksek basınç alanı olan karalardan, alçak basınç alanı olan denize doğru eserler. Karadan estikleri için kuru ve serindirler. Yağış getirmezler.
3) YEREL RÜZGARLAR 
Yerel ısınma ve soğuma farklılığına bağlı olarak oluşan dar alanlı ve kısa süreli basınç merkezleri arasındaki rüzgârlardır. Etki alanları dar, esiş süreleri kısa olup kısa sürede birbirinin tersi yönünde eserler.
a) Meltem Rüzgârları
Birbirine komşu kara ve denizlerin ya da dağlarla vadilerin, gün içinde farklı ısınması ve soğuması sonucu oluşan rüzgârlardır.
Meltem rüzgârları esiş süreleri kısa (gün içinde) ve etki alanları dar oldukları için sadece etkili oldukları sahalarda hava durumunu belirlerler.
Meltem rüzgârları esintisi şeklinde serinletici rüzgârlardır. Sıcaklık artırıcı, boğucu ya da yağış getirici özellik göstermezler.
İzmir çevresinde deniz meltemine verilen isim imbat rüzgârı dır.
Meltem rüzgârları ikiye ayrılır:
Gündüz esen meltem rüzgârları:
• Deniz meltemi
• Vadi meltemi
Gece esen meltem rüzgârları:
• Kara meltemi
• Dağ meltemi
• Kara ve Deniz Meltemleri
Gündüz, kara hemen ısındığı için alçak basınç alanına, denizler geç ısındığı için yüksek basınç alanına dönüşür. Bunun sonucunda rüzgâr denizden karaya doğru eser. Oluşan bu rüzgâra deniz meltemi denir.
Gece, kara çabuk soğuduğundan yüksek basınç alanına, deniz daha sıcak olduğundan alçak basınç alanını dönüşür. Bunun sonucunda rüzgâr karadan denize doğru eser. Oluşan bu rüzgâra kara meltemi denir.

• Dağ ve Vadi Meltemleri
Gündüz, yüksek yerler çabuk ısındığında ve alçak basınç, soğuk olan çukur vadilerde ise yüksek basınç oluşur. Bunun sonucunda rüzgâr vadi içlerinden dağın yamacı boyunca yukarıya doğru esen bu rüzgârlara vadi meltemi denir.
Gece, yüksek yerler daha çabuk soğur ve yüksek basınç, alçak yerler geç soğur ve alçak basınç alanına dönüşür. Bunun sonucunda rüzgâr dağın yamaçlarından vadi içlerine doğru eser. Dağlardan vadilere doğru oluşan bu rüzgârlara dağ meltemi denir.
b) Sıcak Yerel Rüzgârlar
Sirokko: Büyük Sahra Çölü’nden Atlas ülkeleri (Fas, Tunus ve Cezayir) ile Libya’dan Akdeniz’e eser. Sıcak ve kuru olan bu rüzgâr Akdeniz’i geçince nemlendiği için İspanya, Fransa ve İtalya kıyılarında sıcak, nemli ve bunaltıcı etki yapar.
Hamsin: Mısır’dan Akdeniz’e esen Büyük Sahra Çölü rüzgârıdır. Anadolu’nun güneyine kıble rüzgârı olarak ulaşır.
Kıble: Anadolu’da güneyden esen rüzgârdır. Karadeniz’de alçak basınç, Arabistan ve Mısır’da yüksek basınç oluştuğunda ortaya çıkar.
Lodos: Güneybatıdan esen nemli ılık rüzgârdır. Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgelerinde etkili olurlar. Orta Akdeniz’de yüksek basınç, Karadeniz ya da Hazar Denizi’nde alçak basınç oluştuğu zaman ortaya çıkar.
Özellikleri:
• Denizden estiği için ılık ve nemlidir.
• Menteşe Yöresi’ne ve Batı Toroslara yağış bırakır.
• Anadolu’da kışın estiği zaman ayazı kırarak havayı yumuşatır. Karları eritir.
Keşişleme (Samyeli): Güneydoğudan esen kuru rüzgârdır. Yazın çok sıcak ve kuru estiğinden çöl rüzgârlarına benzer. Suriye Çöllleri’nden Anadolu’ya esen samyeli kuzeybatıya yöneldiğinde keşişleme adını alır. Yazın Güneydoğu Anadolu’nun sıcaklık değerlerini arttırıcı etki yapar. Bu bölgede tarımda sulama ihtiyacını arttırır.
Fön: Yatay yönde hareket eden hava kütleleri, önlerine çıkan dağ yamaçları boyunca yükselir. Yükselen hava kütlesinin sıcaklığı, her 200 m’de ortalama 1°C azalır. Belirli bir yükseltiden sonra, içindeki nem yoğunlaşma sonucunda yağış olarak yere düşer. Bu şekilde yamacı aşan hava kütlesi diğer yamaçta alçalırken her 100 m’de ortalama 1°C ısınır. Böylece ulaştığı yerde sıcaklığı arttırıcı etki yapar.
Özellikleri;
• Kurutucu etki yaparlar.
• Kışın karların erimesine ve dolayısı ile çığ ve sel baskınlarına neden olurlar.
• Yazın bitkilerin kurumasına yol açarlar.
• Dünya’da en fazla İsviçre’deki Alp Dağları’nda etkilidirler.
• Türkiye’de ise en fazla Doğu Karadeniz (Doğu Karadeniz Dağları) ve Akdeniz’de (Toros Dağları’nda) etkilidirler.
• Yerel rüzgârlar içinde sıcaklık üzerinmdeki etkisi enlemle açıklanamayan tek rüzgâr türüdür.
c) Soğuk Yerel Rüzgârlar
Yıldız: Kuzeyden eser. Karadeniz kıyılarında serin ve nemlidir. İç Anadolu ve Akdeniz kıyılarında yazın sıcak ve kuru, kışın soğuk ve kuru eser.
Poyraz: Kuzeydoğudan eser. Yaz Poyrazı ve Kış Poyrazı olmak üzere ikiye ayrılır:
• Yaz Poyrazı: Yazın eser. Karadeniz kıyılarında serin ve nemlidir. Ege ve Akdeniz kıyılarına karadan estiği için sıcak ve kurudur.
• Kış Poyrazı: Karadeniz kıyılarında soğuk nemli rüzgârdır. Anadolu içlerinde, Ege ve Akdeniz kıyılarında soğuk ve kuru eser.
Karayel: Kuzeybatıdan esen rüzgârdır. Orta Avrupa ya da Balkanlarda yüksek basınç, Basra Körfezi’nde ya da Doğu Akdeniz’de alçak basınç oluşursa ortaya çıkar. Karadan estiği için kuru rüzgârdır. Kışın soğuk ve kurudur. Anadolu’da sıcaklıkları düşürerek kar yağışına neden olur. Çok kuru estiğinde ayaz etkisi yapar.
Mistral: Fransa’da Rhone Vadisi’nden Akdeniz’e eser.
Bora: Dalmaçya kıyılarından Adriyatik Denizi’ne eser. Kışın etkilidir.
Etezyen: Trakya’dan Ege Denizi’ne eser. Yazın sıcak kuru ve kışın soğuk kuru özellik kazanan yerel rüzgârdır.
3) TROPİKAL RÜZGÂRLAR
Dar alanda hızla dönerek yükselen alçak basınçlı hava kütlesine hortum denir. Bir yörede hava ısınarak hızla yükselirse ani olarak basınç düşer. Çevredeki hava, bu düşük basınçlı alana doğru hızla ilerlerse, merkezde karşılaşan rüzgârlar hortum biçiminde dönerek yükselir. Tropikal kuşakta 50 ile 200 enlemleri arasında büyük hortumlar görülür. Bunlara tropikal siklon denir. Hortumlar ağır cisimleri bile yerden kaldıracak kadar güçlü olabilir. Genellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin Teksas ve Illionis eyaletlerinde görülür.
Tayfun: Asya’da Büyük Okyanus ve Hint Okyanusu’nun kıyılarında görülen büyük hortumlara denir. Hindistan, Çin, Japonya ve Filipinler’de daha çok muson rüzgârlarının etkisiyle ilkbahar ve sonbahar aylarında görülür.
Hurricane: Amerika’nın Atlas Okyanusu kıyılarında özellikle Karayib Denizi’nde, bu denizin kuzeyindeki Küba ve Jamaika gibi Antil Adaları’nda, bu adaları da içine alan Bermuda Şeytan Üçgeni içinde etkili olur.
Tornado: Amerika’nın Büyük Okyanus kıyılarında görülen bir hortumdur.
Kasırgalar: Fırtınaların çok şiddetli halleridir. Saatteki hızı 300 km yi bulan yağmurlu fırtınalara kasırga adı verilir. Kasırgalar ise sadece suyun sıcak ve havanın nemli olduğu tropikal okyanuslarda oluşur. Bir kasırganın oluşabilmesi için öncelikle okyanus suyunun sıcaklığının en az 27 C ’a ulaşması gerekir. Su sıcaklığı bu seviyeye geldiğinde, okyanus yüzeyindeki ılık ve nemli hava konveksiyon yoluyla yükselmeye başlar. Bu havanın çevresinde girdap gibi dönen güçlü bir rüzgâr oluşur. Ardından yağmur bulutları toplanır ve fırtına patlar. Fırtınanın kasırga sayılması için rüzgârın en az 118 km/saatlik bir sürate ulaşması gerekir. Kasırga durgun bir merkezin çevresinde dev bir girdap gibi döner. Kasırgalar, hortumlara göre çok daha geniş alanlara yayılır; daha uzun ömürlü ve daha bölgesel olup yavaş hareket ederler.
Hortumun oluşma alanları:
• Alçalıcı hava hareketlerinin görülmediği sıcak kuşakta,
• Muson bölgelerinde, Mu¬son rüzgârlarının yön değiştirdiği ilkbahar ve sonbahar mevsiminde görülürler.

Meraların Sınıflandırılması

Doğal Meralar: Uzun bir süksesyon sonucu oluşmuş ve tabii bitki örtüsüne sahip meralardır.
Suni Meralar: Bitki örtüsü insan eliyle oluşturulmuş meralardır.
Taban Meraları: Düz ve taban suyuna yakın arazilerdeki meralardır. Çayırlıklar olarak da vasıflandırılır.
Dağ Merası: Dağlık alanlarda teşekkül etmiş meralardır.
Alpin Mera: Ormanın üst sınırından sonra oluşmuş meralardır. Rakımın fazla olmasından dolayı ekstrem şartlara sahiptir. Bu sahalarda doğal olarak ağaç yetişmez. Otsu ve bodur çalı, alpin meraların doğal vejetasyonudur.
Orman İçi Meralar: Orman sınırları içerisinde kalan tabii meralardır. Ağaçların sık olduğu yerlerde gölgeye dayanıklı bitkiler yaygındır.
Çalı Meraları: Makilikler bunlara örnektir. Yazın yeşil kalan çalılar hayvanlara yem temin eder.
Global Bilgiler  /  at  12:13  /  No comments

Doğal Meralar: Uzun bir süksesyon sonucu oluşmuş ve tabii bitki örtüsüne sahip meralardır.
Suni Meralar: Bitki örtüsü insan eliyle oluşturulmuş meralardır.
Taban Meraları: Düz ve taban suyuna yakın arazilerdeki meralardır. Çayırlıklar olarak da vasıflandırılır.
Dağ Merası: Dağlık alanlarda teşekkül etmiş meralardır.
Alpin Mera: Ormanın üst sınırından sonra oluşmuş meralardır. Rakımın fazla olmasından dolayı ekstrem şartlara sahiptir. Bu sahalarda doğal olarak ağaç yetişmez. Otsu ve bodur çalı, alpin meraların doğal vejetasyonudur.
Orman İçi Meralar: Orman sınırları içerisinde kalan tabii meralardır. Ağaçların sık olduğu yerlerde gölgeye dayanıklı bitkiler yaygındır.
Çalı Meraları: Makilikler bunlara örnektir. Yazın yeşil kalan çalılar hayvanlara yem temin eder.

Mera Bozulması Nedir?

Bitkiler bulundukları ortamla denge haline gelmeleri çok uzun yıllar süresince mümkün olmuştur. Bu süre içinde meranın taşıyabileceği en yüksek bitki topluluğuna klimax vejetasyon denilmektedir. Böyle bir merada, çevre şartları olan iklim, toprak, yükseklik ve biotik şartlar değişmedikçe meranın klimax bitki topluluğu da değişmez. Bu şartlardan birinde bir değişiklik olduğu takdirde, merayı meydana getiren bitki topluluklarında da değişiklik başlar.
Şartlar bozulunca mera bitki topluluğu da bozulur. Meraya, yeni çevre şartlarına uygun bitki toplulukları gelmeye başlar. Merayı terk eden bitki topluluklarının yerine hayvanlar için daha az değerli, fakat yeni şartlara kendini adapte edebilen bitkiler gelir. Mera bozulması olayında iyi cins otlar hayvanlar tarafından devamlı tercih edildiğinden bu türler, devamlı otlatmayla, büyüme kuvvetleri azalır ve zamanla meradan çekilirler.
Bu bitkiler yerine, rekabet gücü fazla ve hayvanlar tarafından sevilmeyen ot ve çalı türleri merayı istila ederler. Kaybolan bitkilerin yerine, önce tek yıllık bitkiler daha sonra da çok yıllık ot ve çalı türleri yer yer merayı kaplarlar. Bu bitkilerin hayvan besleme değerleri düşük olduğundan meranın yem değeri de zayıf olur.
Mera Bozulmasının Sebepleri:
Aşırı Otlatma: Bir meranın bir mevsimde üretmiş olduğu otun yarısından fazlası hayvanlar tarafından tüketilirse buna aşırı otlatma denilmektedir
Erken Otlatma: Mera bitkileri, vejetasyon devresinin başında, yeni büyümeye başladıkları zamanda, yedek besin maddeleri ile beslendikleri için otlatmaya karşı son derece hassastırlar. İşte vejetasyon devresinin başında otlatma yapıldığı takdirde bitkiler kolayca büyüyemez ve zayıf kalırlar.
Kuraklık: Meradaki otlar aşırı ve erken otlatmayla zayıf düşmüş ise bu arada kurak bir yazda geçirildiği takdirde kuruyup yok olabilirler.
Kontrolsüz Otlatma: Hayvan sahipleri meraya istedikleri zaman ve istedikleri kadar hayvan sokarlarsa, bitkiler kolayca büyüyemez ve zayıf düşerek yok olurlar.
Yakma: Hayvan sahipleri, meradaki çalı ve dikenleri, yok etmek için kontrolsüz yakarlarsa, meranın klimax türleri kolayca yok olur.
Sürdürülebilir Bir Otlatma Sisteminin Önemli Unsurları Toprak Durumu: Verimliliği, derinliği, biyolojik canlılığı, zengin su kaynağı, faydalı element miktarı, tuzluluğu ve alkaliliği, pH durumu, erozyon durumu, drenaj durumu
Bitki Durumu: Mera yönetimi, çoğunluklu baklagil bitkiler, alternatif bitki türleri, kuru yem ve silaj imkânı, silvo - pastoral sisteme uygunluğu
Hayvan Durumu: Pazar ekonomisine uygunluğu, ikincil ürün değeri, ekolojik koşullara uygunluğu, sayısı, verim gücü yüksek cinsi
Pazarlama Durumu: Hayvansal üretimin değeri, halk ihtiyacı, alternatif pazar durumu
Global Bilgiler  /  at  12:06  /  No comments

Bitkiler bulundukları ortamla denge haline gelmeleri çok uzun yıllar süresince mümkün olmuştur. Bu süre içinde meranın taşıyabileceği en yüksek bitki topluluğuna klimax vejetasyon denilmektedir. Böyle bir merada, çevre şartları olan iklim, toprak, yükseklik ve biotik şartlar değişmedikçe meranın klimax bitki topluluğu da değişmez. Bu şartlardan birinde bir değişiklik olduğu takdirde, merayı meydana getiren bitki topluluklarında da değişiklik başlar.
Şartlar bozulunca mera bitki topluluğu da bozulur. Meraya, yeni çevre şartlarına uygun bitki toplulukları gelmeye başlar. Merayı terk eden bitki topluluklarının yerine hayvanlar için daha az değerli, fakat yeni şartlara kendini adapte edebilen bitkiler gelir. Mera bozulması olayında iyi cins otlar hayvanlar tarafından devamlı tercih edildiğinden bu türler, devamlı otlatmayla, büyüme kuvvetleri azalır ve zamanla meradan çekilirler.
Bu bitkiler yerine, rekabet gücü fazla ve hayvanlar tarafından sevilmeyen ot ve çalı türleri merayı istila ederler. Kaybolan bitkilerin yerine, önce tek yıllık bitkiler daha sonra da çok yıllık ot ve çalı türleri yer yer merayı kaplarlar. Bu bitkilerin hayvan besleme değerleri düşük olduğundan meranın yem değeri de zayıf olur.
Mera Bozulmasının Sebepleri:
Aşırı Otlatma: Bir meranın bir mevsimde üretmiş olduğu otun yarısından fazlası hayvanlar tarafından tüketilirse buna aşırı otlatma denilmektedir
Erken Otlatma: Mera bitkileri, vejetasyon devresinin başında, yeni büyümeye başladıkları zamanda, yedek besin maddeleri ile beslendikleri için otlatmaya karşı son derece hassastırlar. İşte vejetasyon devresinin başında otlatma yapıldığı takdirde bitkiler kolayca büyüyemez ve zayıf kalırlar.
Kuraklık: Meradaki otlar aşırı ve erken otlatmayla zayıf düşmüş ise bu arada kurak bir yazda geçirildiği takdirde kuruyup yok olabilirler.
Kontrolsüz Otlatma: Hayvan sahipleri meraya istedikleri zaman ve istedikleri kadar hayvan sokarlarsa, bitkiler kolayca büyüyemez ve zayıf düşerek yok olurlar.
Yakma: Hayvan sahipleri, meradaki çalı ve dikenleri, yok etmek için kontrolsüz yakarlarsa, meranın klimax türleri kolayca yok olur.
Sürdürülebilir Bir Otlatma Sisteminin Önemli Unsurları Toprak Durumu: Verimliliği, derinliği, biyolojik canlılığı, zengin su kaynağı, faydalı element miktarı, tuzluluğu ve alkaliliği, pH durumu, erozyon durumu, drenaj durumu
Bitki Durumu: Mera yönetimi, çoğunluklu baklagil bitkiler, alternatif bitki türleri, kuru yem ve silaj imkânı, silvo - pastoral sisteme uygunluğu
Hayvan Durumu: Pazar ekonomisine uygunluğu, ikincil ürün değeri, ekolojik koşullara uygunluğu, sayısı, verim gücü yüksek cinsi
Pazarlama Durumu: Hayvansal üretimin değeri, halk ihtiyacı, alternatif pazar durumu

28.09.2018

Obruk Nedir?

Sözlük anlamı
1-Sıfat:içbükey, konkav.
2-Ad:huni biçiminde çukur yer, kuyu.
English: sinkholes
Nasıl Oluşur?
Jeolojik evrim çerçevesinde, yer altı suyunun karbondioksit ile birleşimi sonucu karbonik asit oluşur, karbonik asit kireç taşının yoğun olduğu toprakları zamanla çözer ve bunun sonucunda yer altında mağaralar oluşur, bir müddet sonra oluşan mağaralar üstte bulunan toprağı taşıyamaz duruma gelir ve toprak çöker, çökme sonucu oluşan derin çukurlara ise genel olarak “obruk” denir.
Çeşitleri:
Obrukların genel olarak iki şekilde oluşur;
1-Alttaki eriyebilen kayaçlar topraktan sızan sularla çözünürler ve kayaç içinde bulunan doğal boşluklar genişler ve üzerlerinde bulunan toprakla doldurulurlar. Yer altı suyu kayacı çözmeye devam ettikçe toprak ortadan kalkar ve geride yamaç eğimi düşük, derinliği fazla olmayan çöküntüler bırakır. Komşu obruklar birleştiğinde ise çözünme vadileri denilen daha büyük, düzensiz, kapalı bir çöküntüler ağı oluşturur.
2-Bir mağara tavanının çökmesi sonucu dik kenarlı bir krater şeklinde de oluşur. Bu yolla oluşan obruklar özellikle nüfusun fazla olduğu bölgelerde can ve mal kaybı konusunda ciddi tehlike oluşturur. Çözünebilir kayaçların bulunduğu bölgeler boyut ve şekilleri çeşitlilik gösteren çok sayıda çöküntüyle (obruk) doludur.
Global Bilgiler  /  at  22:24  /  No comments

Sözlük anlamı
1-Sıfat:içbükey, konkav.
2-Ad:huni biçiminde çukur yer, kuyu.
English: sinkholes
Nasıl Oluşur?
Jeolojik evrim çerçevesinde, yer altı suyunun karbondioksit ile birleşimi sonucu karbonik asit oluşur, karbonik asit kireç taşının yoğun olduğu toprakları zamanla çözer ve bunun sonucunda yer altında mağaralar oluşur, bir müddet sonra oluşan mağaralar üstte bulunan toprağı taşıyamaz duruma gelir ve toprak çöker, çökme sonucu oluşan derin çukurlara ise genel olarak “obruk” denir.
Çeşitleri:
Obrukların genel olarak iki şekilde oluşur;
1-Alttaki eriyebilen kayaçlar topraktan sızan sularla çözünürler ve kayaç içinde bulunan doğal boşluklar genişler ve üzerlerinde bulunan toprakla doldurulurlar. Yer altı suyu kayacı çözmeye devam ettikçe toprak ortadan kalkar ve geride yamaç eğimi düşük, derinliği fazla olmayan çöküntüler bırakır. Komşu obruklar birleştiğinde ise çözünme vadileri denilen daha büyük, düzensiz, kapalı bir çöküntüler ağı oluşturur.
2-Bir mağara tavanının çökmesi sonucu dik kenarlı bir krater şeklinde de oluşur. Bu yolla oluşan obruklar özellikle nüfusun fazla olduğu bölgelerde can ve mal kaybı konusunda ciddi tehlike oluşturur. Çözünebilir kayaçların bulunduğu bölgeler boyut ve şekilleri çeşitlilik gösteren çok sayıda çöküntüyle (obruk) doludur.

Manipülasyon Nedir?


TDK sözlüğünde "hileli yönlendirme" ve "Varlıkları yapıcı, açıklayıcı ve yararlı bir biçimde kullanma işi" olarak yer almaktadır. İlk tanımdaki hileli ve yönlendirme ifadeleri manipülasyona karşılık gelmekle birlikte ikinci ifadedeki tanıma evet demek pek doğru değildir, burada kullanılması gereken kelime “vurgunculuk" olması gerekirdi. Çünkü manipülasyonun Türkçedeki tam karşılığı kişiler yada kurumları yanlış yönlendirerek haksız kazanç elde etmektir bir başka ifadeyle vurgunculuktur.
Manipülasyon bilgi ya da doğrudan fiyat hareketlerine müdahale yoluyla yapılabilir. Yanlış bilgi ya da söylenti yayarak yatırımcıları yanıltmak ya da bir menkul kıymetin fiyatını çeşitli tekniklerle kasıtlı ve suni olarak düşürme veya yükseltme girişiminde bulunmak manipülasyon olarak adlandırılır. Bu işlemleri yapanlar "manipülatör" olarak isimlendirilir. Manipülasyon çoğu zaman tek bir kişi ya da kurum tarafından değil, belli bir çıkar grubu tarafından gerçekleştirilir.
Manipülasyon, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından piyasa dolandırıcılığı olarak tanımlanmıştır. İlgili yasaya göre suçtur ve Manipülasyon yapanlar 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilir.
Spekülasyon Nedir?
TDK sözlüğünde "vurgunculuk" olarak tanımlanmaktadır. Spekülasyon kelimesinin sıklıkla olumsuz anlamda kullanılmasının nedeni dilimize bu şekilde çevrilmiş olmasından kaynaklanıyor olabilir. 
Anlam olarak olumsuz bir görüntü veriyor olsa da, spekülasyon bir piyasa ya da ticaret terimidir. Yapılması suç unsuru teşkil etmez yasal bir işlemdir. Dünyada kabul görmüş anlamı ise bir yatırım aracı ya da mal ile ilgili gelecekte oluşacak fiyat değişimlerinden kar elde etmeye çalışmaktır. Spekülasyonda gelecekte oluşacak fiyatın garantisi yoktur, kar edilebildiği gibi zarar etme ihtimali de oldukça yüksektir. Bu durumda spekülasyonun tanımı "fiyat değişimlerinden risk alarak kar elde etmek" şeklinde düzeltilebilir. 
Spekülatör ise bilgi ve birikimi neticesinde fiyat değişimlerini tahmin etmeye çalışan, doğru tahmin yürüttüğü takdirde aldığı riskten kar elde eden kişi ya da kurumdur. Genel bir ifadeyle spekülasyon finans piyasalarının varlığını devam ettiren ana unsurdur.  
Spekülatif alım-satımların piyasaya fayda sağladığı ya da zarar verdiği gibi kesin bir görüş çok doğru olmayacaktır. Her piyasa koşulu farklı yatırım kararı alınmasına neden olacağından, spekülatörler normal dönemlerde piyasada denge oluşturucu unsur olurken, belirli dönemlerde de aşırı alım ya da satımlarla piyasa balonlarına ve çöküşlerine neden olabilirler.
Global Bilgiler  /  at  22:15  /  No comments


TDK sözlüğünde "hileli yönlendirme" ve "Varlıkları yapıcı, açıklayıcı ve yararlı bir biçimde kullanma işi" olarak yer almaktadır. İlk tanımdaki hileli ve yönlendirme ifadeleri manipülasyona karşılık gelmekle birlikte ikinci ifadedeki tanıma evet demek pek doğru değildir, burada kullanılması gereken kelime “vurgunculuk" olması gerekirdi. Çünkü manipülasyonun Türkçedeki tam karşılığı kişiler yada kurumları yanlış yönlendirerek haksız kazanç elde etmektir bir başka ifadeyle vurgunculuktur.
Manipülasyon bilgi ya da doğrudan fiyat hareketlerine müdahale yoluyla yapılabilir. Yanlış bilgi ya da söylenti yayarak yatırımcıları yanıltmak ya da bir menkul kıymetin fiyatını çeşitli tekniklerle kasıtlı ve suni olarak düşürme veya yükseltme girişiminde bulunmak manipülasyon olarak adlandırılır. Bu işlemleri yapanlar "manipülatör" olarak isimlendirilir. Manipülasyon çoğu zaman tek bir kişi ya da kurum tarafından değil, belli bir çıkar grubu tarafından gerçekleştirilir.
Manipülasyon, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından piyasa dolandırıcılığı olarak tanımlanmıştır. İlgili yasaya göre suçtur ve Manipülasyon yapanlar 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilir.
Spekülasyon Nedir?
TDK sözlüğünde "vurgunculuk" olarak tanımlanmaktadır. Spekülasyon kelimesinin sıklıkla olumsuz anlamda kullanılmasının nedeni dilimize bu şekilde çevrilmiş olmasından kaynaklanıyor olabilir. 
Anlam olarak olumsuz bir görüntü veriyor olsa da, spekülasyon bir piyasa ya da ticaret terimidir. Yapılması suç unsuru teşkil etmez yasal bir işlemdir. Dünyada kabul görmüş anlamı ise bir yatırım aracı ya da mal ile ilgili gelecekte oluşacak fiyat değişimlerinden kar elde etmeye çalışmaktır. Spekülasyonda gelecekte oluşacak fiyatın garantisi yoktur, kar edilebildiği gibi zarar etme ihtimali de oldukça yüksektir. Bu durumda spekülasyonun tanımı "fiyat değişimlerinden risk alarak kar elde etmek" şeklinde düzeltilebilir. 
Spekülatör ise bilgi ve birikimi neticesinde fiyat değişimlerini tahmin etmeye çalışan, doğru tahmin yürüttüğü takdirde aldığı riskten kar elde eden kişi ya da kurumdur. Genel bir ifadeyle spekülasyon finans piyasalarının varlığını devam ettiren ana unsurdur.  
Spekülatif alım-satımların piyasaya fayda sağladığı ya da zarar verdiği gibi kesin bir görüş çok doğru olmayacaktır. Her piyasa koşulu farklı yatırım kararı alınmasına neden olacağından, spekülatörler normal dönemlerde piyasada denge oluşturucu unsur olurken, belirli dönemlerde de aşırı alım ya da satımlarla piyasa balonlarına ve çöküşlerine neden olabilirler.

Konkordato Nedir?


konkordato nedir
Konkordato ya da diğer bir ifadeyle iflas anlaşması. Batık şirketlerin borçlarını ödeyebilmeleri için alacaklılarla yaptığı anlaşmayı ifade eder. Batık şirketlerin alacaklılara borcunun ödenmesi için var olan bir sistemdir.
Konkordato müessesesi borçlarını ödemede zorlanan şirket ve kooperatiflerin, bir kısım borçlarından kurtularak borçlarını ödeyebilir duruma getirmeleri için uygulanan bir müessesedir. Bu uygulamada alacaklı ve borçluların konkordato müessesesi kapsamında borç ve alacakları yeniden yapılandırma işlemine tabi tutulmaktadır.
Kanuni Dayanağı: Konkordato müessesesi 2004 sayılı İ.İ.K.’nun 285-309. maddelerinde düzenlenmiştir.
Ticarette ne anlama gelir?
Finansal yapısı önemli ölçüde bozulan iyi niyetli ve dürüst borçlu işletmeleri ve kooperatifleri korunmayı amaçlayan bir sistemdir. Burada, borçlunun talebinin bulunması gerekmektedir. Borçlunun talebi üzerine, konkordato müessesesi işlemeye başlar. Konkordato müessesesi 4 bölümden oluşur.
1-Adi Konkordato
2- İflastan Sonra Konkordato
3- Mal Varlığının Terki Suretiyle Konkordato
4- Sermaye Şirketleri ve Kooperatiflerin Uzlaşma Yoluyla Yeniden Yapılandırılması,
Konkordato hükümlerinden yararlanmak isteyen herhangi bir borçlu, icra mahkemesine gerekçeli bir dilekçe ve bir konkordato projesi verir ve bu projeye ayrıntılı bir bilanço, gelir tablosu ekle ve defter tutmaya mecbur şahıslardan ise defterlerinin durumunu bildiren bir cetvel istenir. Bu cetvelde, özellikle Türk Ticaret Kanununun 66. maddesi hükmünce tutulması mecburi olan defterlerin hepsinin tutulmuş olup olmadıkları gösterilir.
İflas talebinde bulunabilecek her alacaklı, gerekçeli bir dilekçeyle, icra mahkemesinden borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir. Konkordato talebi üzerine icra mahkemesi, gerekli gördüğü takdirde, borçlunun mal varlığının muhafazası için 290. maddenin ikinci fıkrasındaki tedbirleri emreder.
Başvuru makamı borçlunun teklifini, konkordato süresi verilebilmesi için uygun şartlarının olup olmadığını araştırıp inceler. Borçlunun varlıklarının, borçların en az %50 sini karşılamaya yetip yetmeyeceği ve borçlunun teklifinin varlıkları ile uygun olup olmadığını tespit etmek için İcra Tetkik Mercinin bilirkişiye başvurması gereklidir. İcra Tetkik Merci bilirkişinin yapacağı inceleme sonucunda; Konkordato süresi verilmesi için gereken şartları borçlunun taşımadığı sonucuna varırsa, konkordato başvurusu reddedilir.
Borçlunun gerekli şartları taşıdığı sonucuna varılırsa, borçluya konkordato süreci tayin edilir ve komiser atanır. Borçlu, bilançosunda yazılı mal ve kıymetleri, konkordato mühletinin verilmemesi halinde, bilançoyu icra mahkemesine sunduğu tarihten bir sene içinde takibe uğradığı taktirde 162’inci madde uyarınca göstermeye mecburdur. Konkordato mühleti kaldırılmış veya konkordato tasdik edilmemişse bunların kesinleşmesi tarihlerinden itibaren bir sene ve konkordato feshedilmişse feshin kesinleşmesinden altı ay müddetle borçlu için aynı mecburiyet vardır.
İFLASTAN SONRA KONKORDATO NEDİR?
İflasına hükmedilmiş olan bir borçlu konkordato teklifi ederse iflas idaresi mütalaasıyla beraber ikinci alacaklılar toplanmasında veya daha sonra müzakere edilmek üzere alacaklılara bu teklifi bildirir. Komisere ait vazifeler iflas idaresi tarafından yapılır. Paraya çevirme ticaret mahkemesi tasdik hakkında bir karar verinceye kadar ertelenir.
Konkordato üzerine verilen karar iflas idaresine bildirilir. Konkordatonun tasdiki halinde idare iflasa hükmeden mahkemeden iflasın kaldırılmasını ister.
MAL VARLIĞININ TERKİ SURETİYLE KONKORDATO NEDİR?
Mal varlığının terki suretiyle konkordato ile alacaklılara, borçlunun mal varlığı üzerinde tasarruf etmek veya bu malların tamamını ya da bir kısmını üçüncü kişiye devretmek yetkisi verilir. Alacaklılar haklarını konkordato tasfiye memurları ve alacaklılar kurulu aracılığıyla kullanırlar. Konkordato tasfiye memurları ve alacaklılar kurulu konkordato talebi hakkında karar veren alacaklılar tarafından seçilir.
Konkordato tasfiye memuru icra mahkemesinin seçime ilişkin kararı onaylamasından sonra göreve başlar. Konkordato komiseri de tasfiye memuru olabilir.
SERMAYE ŞİRKETLERİ VE KOOPERATİFLERİN UZLAŞMA YOLUYLA YENİDEN YAPILANDIRILMASI NEDİR?
Muaccel para borçlarını ödeyemeyecek durumda olan veya mevcut ve alacakları borçlarını karşılamaya yetmeyen ya da bu hallerden birine düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalması kuvvetle muhtemel olan bir sermaye şirketi veya kooperatif, önceden müzakere edilmiş ve projeden etkilenen alacaklılar tarafından gerekli çoğunluk sağlanarak kabul edilmiş olan yeniden yapılandırma projesi ile birlikte, muamele merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine, uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma için başvurabilir.
309/m ilâ 309/ü maddelerinde geçen "projeden etkilenen alacaklılar" terimi, yeniden yapılandırma projesi ile alacakları, hakları veya menfaatleri yeniden yapılandırılacak alacaklıları ifade eder. "Gerekli çoğunluk" terimi, projeden etkilenip oylamaya katılan alacaklıların sayı itibarıyla en az yarısını aşan ve oy kullanan alacaklıların alacaklarının en az üçte ikisini oluşturan ve projenin kabulü için gerekli olan çoğunluğu ifade eder. Projenin birden fazla alacaklı sınıfı içermesi hâlinde, her alacaklı sınıfının kendi içinde projeyi gerekli çoğunluk ile kabul etmiş olması gerekir.
Global Bilgiler  /  at  22:08  /  No comments


konkordato nedir
Konkordato ya da diğer bir ifadeyle iflas anlaşması. Batık şirketlerin borçlarını ödeyebilmeleri için alacaklılarla yaptığı anlaşmayı ifade eder. Batık şirketlerin alacaklılara borcunun ödenmesi için var olan bir sistemdir.
Konkordato müessesesi borçlarını ödemede zorlanan şirket ve kooperatiflerin, bir kısım borçlarından kurtularak borçlarını ödeyebilir duruma getirmeleri için uygulanan bir müessesedir. Bu uygulamada alacaklı ve borçluların konkordato müessesesi kapsamında borç ve alacakları yeniden yapılandırma işlemine tabi tutulmaktadır.
Kanuni Dayanağı: Konkordato müessesesi 2004 sayılı İ.İ.K.’nun 285-309. maddelerinde düzenlenmiştir.
Ticarette ne anlama gelir?
Finansal yapısı önemli ölçüde bozulan iyi niyetli ve dürüst borçlu işletmeleri ve kooperatifleri korunmayı amaçlayan bir sistemdir. Burada, borçlunun talebinin bulunması gerekmektedir. Borçlunun talebi üzerine, konkordato müessesesi işlemeye başlar. Konkordato müessesesi 4 bölümden oluşur.
1-Adi Konkordato
2- İflastan Sonra Konkordato
3- Mal Varlığının Terki Suretiyle Konkordato
4- Sermaye Şirketleri ve Kooperatiflerin Uzlaşma Yoluyla Yeniden Yapılandırılması,
Konkordato hükümlerinden yararlanmak isteyen herhangi bir borçlu, icra mahkemesine gerekçeli bir dilekçe ve bir konkordato projesi verir ve bu projeye ayrıntılı bir bilanço, gelir tablosu ekle ve defter tutmaya mecbur şahıslardan ise defterlerinin durumunu bildiren bir cetvel istenir. Bu cetvelde, özellikle Türk Ticaret Kanununun 66. maddesi hükmünce tutulması mecburi olan defterlerin hepsinin tutulmuş olup olmadıkları gösterilir.
İflas talebinde bulunabilecek her alacaklı, gerekçeli bir dilekçeyle, icra mahkemesinden borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir. Konkordato talebi üzerine icra mahkemesi, gerekli gördüğü takdirde, borçlunun mal varlığının muhafazası için 290. maddenin ikinci fıkrasındaki tedbirleri emreder.
Başvuru makamı borçlunun teklifini, konkordato süresi verilebilmesi için uygun şartlarının olup olmadığını araştırıp inceler. Borçlunun varlıklarının, borçların en az %50 sini karşılamaya yetip yetmeyeceği ve borçlunun teklifinin varlıkları ile uygun olup olmadığını tespit etmek için İcra Tetkik Mercinin bilirkişiye başvurması gereklidir. İcra Tetkik Merci bilirkişinin yapacağı inceleme sonucunda; Konkordato süresi verilmesi için gereken şartları borçlunun taşımadığı sonucuna varırsa, konkordato başvurusu reddedilir.
Borçlunun gerekli şartları taşıdığı sonucuna varılırsa, borçluya konkordato süreci tayin edilir ve komiser atanır. Borçlu, bilançosunda yazılı mal ve kıymetleri, konkordato mühletinin verilmemesi halinde, bilançoyu icra mahkemesine sunduğu tarihten bir sene içinde takibe uğradığı taktirde 162’inci madde uyarınca göstermeye mecburdur. Konkordato mühleti kaldırılmış veya konkordato tasdik edilmemişse bunların kesinleşmesi tarihlerinden itibaren bir sene ve konkordato feshedilmişse feshin kesinleşmesinden altı ay müddetle borçlu için aynı mecburiyet vardır.
İFLASTAN SONRA KONKORDATO NEDİR?
İflasına hükmedilmiş olan bir borçlu konkordato teklifi ederse iflas idaresi mütalaasıyla beraber ikinci alacaklılar toplanmasında veya daha sonra müzakere edilmek üzere alacaklılara bu teklifi bildirir. Komisere ait vazifeler iflas idaresi tarafından yapılır. Paraya çevirme ticaret mahkemesi tasdik hakkında bir karar verinceye kadar ertelenir.
Konkordato üzerine verilen karar iflas idaresine bildirilir. Konkordatonun tasdiki halinde idare iflasa hükmeden mahkemeden iflasın kaldırılmasını ister.
MAL VARLIĞININ TERKİ SURETİYLE KONKORDATO NEDİR?
Mal varlığının terki suretiyle konkordato ile alacaklılara, borçlunun mal varlığı üzerinde tasarruf etmek veya bu malların tamamını ya da bir kısmını üçüncü kişiye devretmek yetkisi verilir. Alacaklılar haklarını konkordato tasfiye memurları ve alacaklılar kurulu aracılığıyla kullanırlar. Konkordato tasfiye memurları ve alacaklılar kurulu konkordato talebi hakkında karar veren alacaklılar tarafından seçilir.
Konkordato tasfiye memuru icra mahkemesinin seçime ilişkin kararı onaylamasından sonra göreve başlar. Konkordato komiseri de tasfiye memuru olabilir.
SERMAYE ŞİRKETLERİ VE KOOPERATİFLERİN UZLAŞMA YOLUYLA YENİDEN YAPILANDIRILMASI NEDİR?
Muaccel para borçlarını ödeyemeyecek durumda olan veya mevcut ve alacakları borçlarını karşılamaya yetmeyen ya da bu hallerden birine düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalması kuvvetle muhtemel olan bir sermaye şirketi veya kooperatif, önceden müzakere edilmiş ve projeden etkilenen alacaklılar tarafından gerekli çoğunluk sağlanarak kabul edilmiş olan yeniden yapılandırma projesi ile birlikte, muamele merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine, uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma için başvurabilir.
309/m ilâ 309/ü maddelerinde geçen "projeden etkilenen alacaklılar" terimi, yeniden yapılandırma projesi ile alacakları, hakları veya menfaatleri yeniden yapılandırılacak alacaklıları ifade eder. "Gerekli çoğunluk" terimi, projeden etkilenip oylamaya katılan alacaklıların sayı itibarıyla en az yarısını aşan ve oy kullanan alacaklıların alacaklarının en az üçte ikisini oluşturan ve projenin kabulü için gerekli olan çoğunluğu ifade eder. Projenin birden fazla alacaklı sınıfı içermesi hâlinde, her alacaklı sınıfının kendi içinde projeyi gerekli çoğunluk ile kabul etmiş olması gerekir.

13.09.2018

Yaban mersini (Vaccinium myrtillus)


Âlem: Plantae (Bitkiler)
Bölüm: Magnoliophyta (Kapalı tohumlular)
Sınıf: Magnoliopsida (İki çenekliler)
Takım: Ericales
Familya: Ericaceae (Fundagiller)
Cins: Vaccinium
Ilıman iklimlere adapte olmuş bir üzümsü meyve türü. Anavatanı Kuzey Yarımkürenin serin ve dağlık bölgelerinde yetişen birçok türü vardır.
Genel olarak Kuzey Avrupa, Amerika'daki Rocky Dağları ve Türkiye'de, Karadeniz Bölgesi bölgesinin rakımca yüksek olan fundalık ve ormanlık bölgelerinde yabani formda değişik tipleri bulunmaktadır.
Yaban mersini (Likapa), antioksidan madde içeriği en yüksek bitkilerdendir.
Yöresel adlandırma
  • Ardahan'da Mosi,
  • Rize'de Likapa, 
  • Trabzon'da Ligarba, 
  • Karakavuz'da Çalıçileği, 
  • Rize Pazar ilçesinde Kaskanaka, 
  • Rize Ardeşen ilçesinde Çera (Çela), 
  • Artvin'de Morsvi, Mahabak, Mesi; 
  • Giresun'da Çalı Çiçeği, 
  • Ordu'da Cırtlık Çileği, 
  • Yozgat'ta Köpek Üzümü, 
  • Diğer bölgelerde ise; Ayı Üzümü, Çay Üzümü veya Çoban Üzümü olarak isimlendirilen ve literatürümüze Yaban Mersini olarak giren bu üzümsü meyve puslu veya parlak mavi rengi ile Mavi Altın (blue gold) olarak nitelendirilmektedir
Türleri:
  • Kadife Yapraklı yaban mersini (Vaccinium myrtilloides) 
  • Yer yaban ersini (Vaccinium boreale) 
  • Kısa boylu yaban mersini (Vaccinium angustifolium) 
  • Kısa Çalı Formlu Siyah Yaban Mersini (Vaccinium angustifolium) 
  • Tavşan gözlü Yaban Mersin (Vaccinium ashei) 
  • Bataklık yaban mersini (Vaccinium uliginosum) 
  • Yüksek Çalı Formlu Yaban Mersini (Vaccinium corybosum) 
  • Adi yaban mersini (Vaccinium myrtillus)
Kullanım alanları:

  • Taze meyve olarak 
  • Meyve suyu olarak; tek başına veya diğer meyve sularıyla kokteyl yapılarak. 
  • İlaç sanayisinde; kuru meyvesi, çiçek, kök ve yaprakları 
  • Süt ve süt ürünleri teknolojisinde; dondurma, yaban mersini içeren süt veya yoğurt 
  • Kuru meyve teknolojisinde 
  • Meyveli ekmek, çörek, kek, puding ve pastalarda 
  • Baharat sanayisinde 
  • Meyve salatalarında 
  • Reçel, marmelat ve konserve sanayisinde 
  • Çay; kuru yaprağı ve kuru meyvesi 
  • Diyet mönülerinde
Faydaları

  • Göz yorgunluğu, miyopluk, katarakt, karasu (Glokom), şeker hastalığından kaynaklanan görme bozuklukları (Diyabetik retinopati), gece körlüğü, gece görüşünü artırıcı, kamaşma, retinayı güçlendirici, kılcal damar çatlamalarını önleyici ve tavuk karası (retinitis pigmentosa) hastalığının ilerlemesini yavaşlatıcı 
  • Kabızlık, bulantı, mide krampları, ülser önleyici 
  • Kan şekerini düşürücü, iltihaplanma, kolajenin (collagen) stabilize edilmesi 
  • Pıhtılaşmanın azaltılması, damar sertliği oluşumunun engellenmesi ve antioksidan etki 
  • Varis, basur (hemoroid) 'e karşı iyileştirici. 
  • Yeni keşfedilen bir özelliği de somon balığı, yumurta, yulaf, barbunya, bezelye ve ay çekirdeği ile beraber zekayı geliştiren 7 besinden biri olduğu yönünde.
Besin değerleri


100 g'da;
  • Enerji 42,1 kcal 
  • Su 84,8 g 
  • Proteinler 0,6 g 
  • Yağlar 0,6 g 
  • Karbonhidratlar 7,4 g 
  • Posa 4,9 g 
  • Alkol 0,0 g 
  • mf. ung. FS 0,4 g 
  • Kolesterol 0,0 mg 
  • A vitamini 6,0 µg 
  • Karoten 0,0 mg 
  • E vitamini 1,9 mg 
  • B1 vitamini 0,0 mg 
  • B2 vitamini 0,0 mg 
  • B6 vitamini 0,1 mg 
  • Folik asit 3,0 µg 
  • C vitamini 30,0 mg 
  • Sodyum 1,0 mg 
  • Potasyum 73,0 mg 
  • Kalsiyum 13,0 mg 
  • Magnezyum 2,0 mg 
  • Fosfor 13,0 mg 
  • Demir 0,7 mg 
  • Çinko 0,1 mg
Kaynakça
  • ^ Biriz Biz, Likapa 
  • ^ a b Maviyemiş 
  • ^ İlk Çay: Likapa, Muhammed Safi Tam metin 
  • ^ Muth ER, Laurent JM, Jasper P. The effect of bilberry nutritional supplementation on night visual acuity and contrast sensitivity. Altern Med Rev. 2000 Apr;5(2):164-73. Abstract. 
  • ^ Yaban mersini 
  • ^ Biriz.Biz, Likapa 
  • ^ Bitkisel Tedavi, Yabanmersini / Bilberry Extract 
  • ^ Wikipedia De.
Global Bilgiler  /  at  20:12  /  No comments


Âlem: Plantae (Bitkiler)
Bölüm: Magnoliophyta (Kapalı tohumlular)
Sınıf: Magnoliopsida (İki çenekliler)
Takım: Ericales
Familya: Ericaceae (Fundagiller)
Cins: Vaccinium
Ilıman iklimlere adapte olmuş bir üzümsü meyve türü. Anavatanı Kuzey Yarımkürenin serin ve dağlık bölgelerinde yetişen birçok türü vardır.
Genel olarak Kuzey Avrupa, Amerika'daki Rocky Dağları ve Türkiye'de, Karadeniz Bölgesi bölgesinin rakımca yüksek olan fundalık ve ormanlık bölgelerinde yabani formda değişik tipleri bulunmaktadır.
Yaban mersini (Likapa), antioksidan madde içeriği en yüksek bitkilerdendir.
Yöresel adlandırma
  • Ardahan'da Mosi,
  • Rize'de Likapa, 
  • Trabzon'da Ligarba, 
  • Karakavuz'da Çalıçileği, 
  • Rize Pazar ilçesinde Kaskanaka, 
  • Rize Ardeşen ilçesinde Çera (Çela), 
  • Artvin'de Morsvi, Mahabak, Mesi; 
  • Giresun'da Çalı Çiçeği, 
  • Ordu'da Cırtlık Çileği, 
  • Yozgat'ta Köpek Üzümü, 
  • Diğer bölgelerde ise; Ayı Üzümü, Çay Üzümü veya Çoban Üzümü olarak isimlendirilen ve literatürümüze Yaban Mersini olarak giren bu üzümsü meyve puslu veya parlak mavi rengi ile Mavi Altın (blue gold) olarak nitelendirilmektedir
Türleri:
  • Kadife Yapraklı yaban mersini (Vaccinium myrtilloides) 
  • Yer yaban ersini (Vaccinium boreale) 
  • Kısa boylu yaban mersini (Vaccinium angustifolium) 
  • Kısa Çalı Formlu Siyah Yaban Mersini (Vaccinium angustifolium) 
  • Tavşan gözlü Yaban Mersin (Vaccinium ashei) 
  • Bataklık yaban mersini (Vaccinium uliginosum) 
  • Yüksek Çalı Formlu Yaban Mersini (Vaccinium corybosum) 
  • Adi yaban mersini (Vaccinium myrtillus)
Kullanım alanları:

  • Taze meyve olarak 
  • Meyve suyu olarak; tek başına veya diğer meyve sularıyla kokteyl yapılarak. 
  • İlaç sanayisinde; kuru meyvesi, çiçek, kök ve yaprakları 
  • Süt ve süt ürünleri teknolojisinde; dondurma, yaban mersini içeren süt veya yoğurt 
  • Kuru meyve teknolojisinde 
  • Meyveli ekmek, çörek, kek, puding ve pastalarda 
  • Baharat sanayisinde 
  • Meyve salatalarında 
  • Reçel, marmelat ve konserve sanayisinde 
  • Çay; kuru yaprağı ve kuru meyvesi 
  • Diyet mönülerinde
Faydaları

  • Göz yorgunluğu, miyopluk, katarakt, karasu (Glokom), şeker hastalığından kaynaklanan görme bozuklukları (Diyabetik retinopati), gece körlüğü, gece görüşünü artırıcı, kamaşma, retinayı güçlendirici, kılcal damar çatlamalarını önleyici ve tavuk karası (retinitis pigmentosa) hastalığının ilerlemesini yavaşlatıcı 
  • Kabızlık, bulantı, mide krampları, ülser önleyici 
  • Kan şekerini düşürücü, iltihaplanma, kolajenin (collagen) stabilize edilmesi 
  • Pıhtılaşmanın azaltılması, damar sertliği oluşumunun engellenmesi ve antioksidan etki 
  • Varis, basur (hemoroid) 'e karşı iyileştirici. 
  • Yeni keşfedilen bir özelliği de somon balığı, yumurta, yulaf, barbunya, bezelye ve ay çekirdeği ile beraber zekayı geliştiren 7 besinden biri olduğu yönünde.
Besin değerleri


100 g'da;
  • Enerji 42,1 kcal 
  • Su 84,8 g 
  • Proteinler 0,6 g 
  • Yağlar 0,6 g 
  • Karbonhidratlar 7,4 g 
  • Posa 4,9 g 
  • Alkol 0,0 g 
  • mf. ung. FS 0,4 g 
  • Kolesterol 0,0 mg 
  • A vitamini 6,0 µg 
  • Karoten 0,0 mg 
  • E vitamini 1,9 mg 
  • B1 vitamini 0,0 mg 
  • B2 vitamini 0,0 mg 
  • B6 vitamini 0,1 mg 
  • Folik asit 3,0 µg 
  • C vitamini 30,0 mg 
  • Sodyum 1,0 mg 
  • Potasyum 73,0 mg 
  • Kalsiyum 13,0 mg 
  • Magnezyum 2,0 mg 
  • Fosfor 13,0 mg 
  • Demir 0,7 mg 
  • Çinko 0,1 mg
Kaynakça
  • ^ Biriz Biz, Likapa 
  • ^ a b Maviyemiş 
  • ^ İlk Çay: Likapa, Muhammed Safi Tam metin 
  • ^ Muth ER, Laurent JM, Jasper P. The effect of bilberry nutritional supplementation on night visual acuity and contrast sensitivity. Altern Med Rev. 2000 Apr;5(2):164-73. Abstract. 
  • ^ Yaban mersini 
  • ^ Biriz.Biz, Likapa 
  • ^ Bitkisel Tedavi, Yabanmersini / Bilberry Extract 
  • ^ Wikipedia De.

Gösterge Faizi Nedir?


gösterge faizi nedir
Tahvillerin genel performanslarını ölçmek için kullanılan referans olarak seçilen tahvilin faiz oranıdır.
Gösterge tahvil faizi T.C. Hazine Müsteşarlığı tarafından ihraç edilen, ikincil piyasada en çok işlem gören, likiditesi yüksek, vadesine yaklaşık 2 yıl kalmış olan ve 3 veya 6 ayda bir kupon (faiz) ödemesi yapan devlet tahvilinin faizidir. 
5 ve 10 yıllık referans tahviller de bulunurken vadesi belirtilmedikçe "gösterge" ifadesinden 2 yıllık tahvil anlaşılmalıdır. Bu faiz oranı tahvil piyasasındaki arz ve talebe göre belirlenmekte olup faiz oranı içeren birçok işleme referans teşkil etmektedir. Bu nedenle "gösterge" olarak isimlendirilmektedir. Genellikle faizler arttı ya da azaldı gibi piyasa yorumları bu faiz oranı üzerinden yapılmaktadır. 
Başka ülkelerde farklı özelliklerdeki tahviller "gösterge" kabul edilebilir, örneğin ABD piyasasında 10 yıllık tahvil faizi referans alınmaktadır.
Tahviller ISIN kodları olarak adlandırılan bir kodlama sistemiyle isimlendirilmektedir. Ekim 2016 itibariyle 2 yıl vadeli 6 ayda bir kupon ödemeli gösterge tahvil kodu "TRT110718T18" şeklindedir.
Gösterge faiz oranları piyasa koşullarına göre belirlenmekte olup TCMB faiz oranları ile karıştırılmaması gerekmektedir.

Global Bilgiler  /  at  19:29  /  No comments


gösterge faizi nedir
Tahvillerin genel performanslarını ölçmek için kullanılan referans olarak seçilen tahvilin faiz oranıdır.
Gösterge tahvil faizi T.C. Hazine Müsteşarlığı tarafından ihraç edilen, ikincil piyasada en çok işlem gören, likiditesi yüksek, vadesine yaklaşık 2 yıl kalmış olan ve 3 veya 6 ayda bir kupon (faiz) ödemesi yapan devlet tahvilinin faizidir. 
5 ve 10 yıllık referans tahviller de bulunurken vadesi belirtilmedikçe "gösterge" ifadesinden 2 yıllık tahvil anlaşılmalıdır. Bu faiz oranı tahvil piyasasındaki arz ve talebe göre belirlenmekte olup faiz oranı içeren birçok işleme referans teşkil etmektedir. Bu nedenle "gösterge" olarak isimlendirilmektedir. Genellikle faizler arttı ya da azaldı gibi piyasa yorumları bu faiz oranı üzerinden yapılmaktadır. 
Başka ülkelerde farklı özelliklerdeki tahviller "gösterge" kabul edilebilir, örneğin ABD piyasasında 10 yıllık tahvil faizi referans alınmaktadır.
Tahviller ISIN kodları olarak adlandırılan bir kodlama sistemiyle isimlendirilmektedir. Ekim 2016 itibariyle 2 yıl vadeli 6 ayda bir kupon ödemeli gösterge tahvil kodu "TRT110718T18" şeklindedir.
Gösterge faiz oranları piyasa koşullarına göre belirlenmekte olup TCMB faiz oranları ile karıştırılmaması gerekmektedir.

TCMB Politika Faizi Nedir?

En basit tabirle; Merkez Bankaları tarafından belirlenen, 
"bir hafta vadeli repo ihale faiz oranıdır."
    politilka faizi
  • Merkez Bankaları bu faiz oranı üzerinden bankaların repo taleplerini karşılar.
  • Bankalar ellerindeki tahvil ve bonoları teminat verip Merkez Bankalarından para alarak repo yaparlar. Böylece kendilerine fon oluşturmuş olurlar.
  • En kaba tabirle “Faiz paranın fiyatıdır”.
  • Politika faizi, yıl içinde genellikle aylık periyotlarda Para Politikası Kurulu toplantılarında açıklanır.
Global Bilgiler  /  at  19:20  /  No comments

En basit tabirle; Merkez Bankaları tarafından belirlenen, 
"bir hafta vadeli repo ihale faiz oranıdır."
    politilka faizi
  • Merkez Bankaları bu faiz oranı üzerinden bankaların repo taleplerini karşılar.
  • Bankalar ellerindeki tahvil ve bonoları teminat verip Merkez Bankalarından para alarak repo yaparlar. Böylece kendilerine fon oluşturmuş olurlar.
  • En kaba tabirle “Faiz paranın fiyatıdır”.
  • Politika faizi, yıl içinde genellikle aylık periyotlarda Para Politikası Kurulu toplantılarında açıklanır.

29.04.2018

Kut'ül Amare Zaferi



Global Bilgiler
"Kut'ül Amare" zaferi, Çanakkale'nin ardından Birinci Dünya Savaşı'nın en büyük zaferi olma niteliği taşır.

İngiliz tarihçi James Morris'in, "Britanya askeri tarihinin en aşağılık teslimi" diye tanımladığı Kut'ül Amare Savaşı, Irak'ın doğu kesiminde Dicle Nehri kıyısındaki Kut şehri yakınlarında konuşlanmış İngiliz askerleri ile müttefiklerinin kuşatılmasıyla başladı ve kasabanın Osmanlı Ordusu tarafından ele geçirilip, İngiliz birliklerinin tamamının esir alınmasıyla tamamlandı.

Tümgeneral Townshend komutasındaki İngiliz 6. Tümeni Bağdat'a ilerlerken, 22-23 Kasım 1915'te Selmanı Pak Muharebesi'ni kaybedip geri çekildi ve 3 Aralık'ta Kut kasabasına sığındı. 6. Ordu'nun komutanlığına atanan Mareşal Colmar Freiherr von der Goltz Paşa'nın emriyle Irak ve Havalisi Komutanı Albay Sakallı Nurettin Paşa'nın birlikleri 27 Aralık'ta Kut'u kuşattı.

İngilizler, Kut'u kurtarmak için General Aylmer komutasındaki Tigris Kolordusu'yla hücuma geçti ancak 6 Ocak'ta Şeyh Saad Muharebesi'nde 4 bin askerini kaybederek geri çekildi. Bu muharebede Türk ordusuna "geri çekilme" emrini veren 9. Kolordu Komutanı Miralay Nurettin Paşa ise görevinden alındı, yerine Halil Paşa getirildi.

19 Nisan 1916 tarihinde Bağdat'taki karargahında tifüsten ölen Mareşal Colmar Freiherr von der Goltz Paşa'nın yerine 6. Ordu komutanlığına atanan Halil Paşa, 29 Nisan'da General Charles Townshend komutasındaki İngiliz ordularını teslim aldı.

Tümgeneral Charles Vere Ferrers Townshend, kuşatma sürerken Halil Paşa'ya gönderdiği mektupta, ordusunu teslime hazır olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Efendim Hazretleri, açlık bizi silah bırakmaya zorluyor. Zatıalilerinin, 'Sizin cesur askerleriniz bizim samimi ve kıymettar misafirleriniz olacaktır.' sözlerinize istinaden kahraman askerlerimi size teslime hazırım. Askerlerim verilen görevi yaptıkları için onlara iyi davranınız. Siz, askerlerimi Selmanpark Muharebesi'nde, ricat zamanlarında ve beş ay devam eden Kut'ül Amare kuşatmasında görmüşsünüzdür. Askerlerimin vazifesini nasıl ifa ettiğini takdir etmişsinizdir. Askeri harp tarihi, özel olarak bu meseleyi teyit edecektir.

İcab eden şartlar yerine getirildikten sonra sizin karargahınıza gelip, Kut'ül Amare'yi teslim etmeye hazırım. Fakat erzakın sevkini hızlandırmanızı rica ve temenni eylerim. Size hastanemi ziyaret etmenizi ve orada bulunan askerlerimden bazılarının kolsuz ve ayaksız, bazılarının da hasta ve zayıf olduğunu görmenizi teklif ediyorum. Bunları harp esiri olarak almaya hevesli olduğunuzu farz etmem. Bunlar için en iyi yolun yaralıların Hindistan'a sevki olacağı kanaatindeyim."
"Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır. İşte Osmanlı sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale'de, ikinci zaferi burada görüyoruz." Halil Paşa'nın, İngiliz birliklerini 29 Nisan 1916'da teslim almasının ardından söylediği söz.

KUTÜL AMARE KUŞATMASI

8.000 askerden oluşan İngiliz-Hint garnizonu Bağdat'ın 160 kilometre güneyinde Kut kasabasında Osmanlı ordusu tarafından kuşatılır. 1915 yılında bu kasabanın nüfusu 6.500 civarıdır. 29 Nisan 1916'da garnizonun teslim olmasını takiben kuşatma esnasında sağ kalanlar esir olarak Halep'e götürülür.

Yeni kurulan Osmanlı 6. Ordusu'nun komutanlığına atanarak 5 Aralık'ta Bağdat'a varan Mareşal Colmar Freiherr von der Goltz Paşa'nın emriyle Irak ve Havalisi Komutanı Miralay ‘Sakallı' Nurettin Bey'in birlikleri 27 Aralık'ta Kut'u kuşattı. İlk yardım harekâtı korgeneral Fenton Aylmer komutasında toplanmış 19.000 kişilik orduydu. Ocak 1916'ta Ali Gharbi'den nehrin son noktasına vardılar.

İngilizler Kut'u kurtarmak için General Aylmer komutasındaki Tigris (Dicle) Kolordusuyla hücuma geçtiyse de 6 Ocak 1916 tarihli Şeyh Saad Muharebesi'nde ölü ve yaralı toplam 4.262 askerini kaybederek geri çekildi. Bu muharebede geri çekilme emrini veren 9. Kolordu Komutanı Miralay ‘Sakallı' Nurettin Bey görevinden alındı ve yerine Enver Paşa'nın kendisinden bir yaş küçük olan amcası Mirliva Halil Paşa getirildi.

19 bin kişilik İngiliz Ordusu, 13 Ocak 1916 tarihli Vadi Muharebesi'nde ölü ve yaralı 1.600 kayıp verdirilerek geri püskürtüldü. Osmanlı ordusu Vadi'nin yukarısındaki Felahiye'de (Hanna) mevzilendi. Burası Dicle ve Suwaikiya bataklığı arasında daralan kuru zeminde bir geçitti. 21 Ocak tarihinde 20 bin kişilik İngiliz birlikleri Felahiye Muharebesi'ni ölü ve yaralı 2.741 kayıpla kaybetti. Kut garnizonu için felaketi getiren bir kayıptı.

İngilizler kuşatmayı sona erdirmek için Mart başında İngiliz general Fenton Aylmer komutasında yeniden bir taarruz girişiminde bulundu. Ancak 8 Mart 1916 tarihinde Sâbis (Dujaila) mevkiinde Miralay Ali İhsan Bey komutasındaki 13. Kolordu'ya hücum ettiyse de 3.500 asker kaybederek geri çekildi. Sâbis Muharebesi'nde alınan yenilgiden dolayı 12 Mart 1916 tarihinde General Aylmer azledilerek yerine General George Frederick Gorringe getirildi.

Halil Paşa 20-30 bin kişilik bir takviye kuvvetin cepheye katılmasını sağladı. Yeni atanan General Gorringe 5 Nisan tarihinde Felahiye, Beit Asia ve Sannaiyat bölgelerine doğru saldırıya geçti. Her iki tarafın mevcudu yaklaşık 30.000 kişiydi. 22 Nisan tarihine kadar geçen sürede ölü ve yaralı 1.200 kayıp veren İngiliz birlikleri yenilerek çekildiler.

Bu sırada İngilizler tarihteki ilk havadan yiyecek ve mühimmat ikmal harekâtını gerçekleştirdiler. Fakat bunların sık sık Osmanlı siperlerine veya Dicle Nehrine düşmesini önleyemediler. 19 Nisan 1916 tarihinde 6. Ordu Komutanı Mareşal Von der Goltz Paşa, Bağdat'ta bulunan karargâhında tifüsten ölünce, yerine Mirliva Halil Paşa (Kut) getirildi.

29 Nisan 1916'da General Townshend, Kut'ta yaşanan açlığın da etkisiyle, diğer 5 general, 481 subay ve 13.300 er ile birlikte Osmanlı Kuvvetleri'ne teslim oldu. İngiliz kuvvetleri 23.000 ölü ve yaralı, Osmanlı kuvvetleri 10.000 ölü ve yaralı vermiş, 13.000 İngiliz ve Hint askeri esir alınmıştır.

İngiliz tarihçisi James Morris, Kut'un kaybını “Britanya (İngiltere) askeri tarihindeki en aşağılık şartlı teslimi” olarak tanımlamıştır. Bu yenilgi İngiliz basınında ve kamuoyunda çok büyük bir infial uyandırdı. Bunun üzerine General Lake ve General Gorringe İngiliz ordusunda görevlerinden alınmış ve yerlerine General Maude getirilmiştir.

Bu çarpışmaların askeri tarih açısından bir başka önemi de bilinen ilk havadan ikmal denemesini İngiliz ordusunun Kut'taki birliklerini ikmal için 26 gün boyunca Dicle'deki Ora Üssü'nden 3 adet Short 184 tipi 225 beygirlik deniz uçakları ile bu kuşatma sırasında gerçekleştirmiş olmalarıdır. Ancak bu çaba yeterli olmamış ve sonucu değiştirmemiştir.

KUT'ÜL AMARE ZAFERİ NEDEN KUTLANMIYOR?

Kût'ül-Amâre zaferi, sadece Türk ordusu içerisinde bayram olarak kutlanıyordu. 1952 yılında, Türkiye'nin Adnan Menderes iktidarı döneminde NATO'ya üye olmasının ardından bayramın kutlamasına son verildi.
Global Bilgiler  /  at  14:44  /  No comments



Global Bilgiler
"Kut'ül Amare" zaferi, Çanakkale'nin ardından Birinci Dünya Savaşı'nın en büyük zaferi olma niteliği taşır.

İngiliz tarihçi James Morris'in, "Britanya askeri tarihinin en aşağılık teslimi" diye tanımladığı Kut'ül Amare Savaşı, Irak'ın doğu kesiminde Dicle Nehri kıyısındaki Kut şehri yakınlarında konuşlanmış İngiliz askerleri ile müttefiklerinin kuşatılmasıyla başladı ve kasabanın Osmanlı Ordusu tarafından ele geçirilip, İngiliz birliklerinin tamamının esir alınmasıyla tamamlandı.

Tümgeneral Townshend komutasındaki İngiliz 6. Tümeni Bağdat'a ilerlerken, 22-23 Kasım 1915'te Selmanı Pak Muharebesi'ni kaybedip geri çekildi ve 3 Aralık'ta Kut kasabasına sığındı. 6. Ordu'nun komutanlığına atanan Mareşal Colmar Freiherr von der Goltz Paşa'nın emriyle Irak ve Havalisi Komutanı Albay Sakallı Nurettin Paşa'nın birlikleri 27 Aralık'ta Kut'u kuşattı.

İngilizler, Kut'u kurtarmak için General Aylmer komutasındaki Tigris Kolordusu'yla hücuma geçti ancak 6 Ocak'ta Şeyh Saad Muharebesi'nde 4 bin askerini kaybederek geri çekildi. Bu muharebede Türk ordusuna "geri çekilme" emrini veren 9. Kolordu Komutanı Miralay Nurettin Paşa ise görevinden alındı, yerine Halil Paşa getirildi.

19 Nisan 1916 tarihinde Bağdat'taki karargahında tifüsten ölen Mareşal Colmar Freiherr von der Goltz Paşa'nın yerine 6. Ordu komutanlığına atanan Halil Paşa, 29 Nisan'da General Charles Townshend komutasındaki İngiliz ordularını teslim aldı.

Tümgeneral Charles Vere Ferrers Townshend, kuşatma sürerken Halil Paşa'ya gönderdiği mektupta, ordusunu teslime hazır olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Efendim Hazretleri, açlık bizi silah bırakmaya zorluyor. Zatıalilerinin, 'Sizin cesur askerleriniz bizim samimi ve kıymettar misafirleriniz olacaktır.' sözlerinize istinaden kahraman askerlerimi size teslime hazırım. Askerlerim verilen görevi yaptıkları için onlara iyi davranınız. Siz, askerlerimi Selmanpark Muharebesi'nde, ricat zamanlarında ve beş ay devam eden Kut'ül Amare kuşatmasında görmüşsünüzdür. Askerlerimin vazifesini nasıl ifa ettiğini takdir etmişsinizdir. Askeri harp tarihi, özel olarak bu meseleyi teyit edecektir.

İcab eden şartlar yerine getirildikten sonra sizin karargahınıza gelip, Kut'ül Amare'yi teslim etmeye hazırım. Fakat erzakın sevkini hızlandırmanızı rica ve temenni eylerim. Size hastanemi ziyaret etmenizi ve orada bulunan askerlerimden bazılarının kolsuz ve ayaksız, bazılarının da hasta ve zayıf olduğunu görmenizi teklif ediyorum. Bunları harp esiri olarak almaya hevesli olduğunuzu farz etmem. Bunlar için en iyi yolun yaralıların Hindistan'a sevki olacağı kanaatindeyim."
"Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır. İşte Osmanlı sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale'de, ikinci zaferi burada görüyoruz." Halil Paşa'nın, İngiliz birliklerini 29 Nisan 1916'da teslim almasının ardından söylediği söz.

KUTÜL AMARE KUŞATMASI

8.000 askerden oluşan İngiliz-Hint garnizonu Bağdat'ın 160 kilometre güneyinde Kut kasabasında Osmanlı ordusu tarafından kuşatılır. 1915 yılında bu kasabanın nüfusu 6.500 civarıdır. 29 Nisan 1916'da garnizonun teslim olmasını takiben kuşatma esnasında sağ kalanlar esir olarak Halep'e götürülür.

Yeni kurulan Osmanlı 6. Ordusu'nun komutanlığına atanarak 5 Aralık'ta Bağdat'a varan Mareşal Colmar Freiherr von der Goltz Paşa'nın emriyle Irak ve Havalisi Komutanı Miralay ‘Sakallı' Nurettin Bey'in birlikleri 27 Aralık'ta Kut'u kuşattı. İlk yardım harekâtı korgeneral Fenton Aylmer komutasında toplanmış 19.000 kişilik orduydu. Ocak 1916'ta Ali Gharbi'den nehrin son noktasına vardılar.

İngilizler Kut'u kurtarmak için General Aylmer komutasındaki Tigris (Dicle) Kolordusuyla hücuma geçtiyse de 6 Ocak 1916 tarihli Şeyh Saad Muharebesi'nde ölü ve yaralı toplam 4.262 askerini kaybederek geri çekildi. Bu muharebede geri çekilme emrini veren 9. Kolordu Komutanı Miralay ‘Sakallı' Nurettin Bey görevinden alındı ve yerine Enver Paşa'nın kendisinden bir yaş küçük olan amcası Mirliva Halil Paşa getirildi.

19 bin kişilik İngiliz Ordusu, 13 Ocak 1916 tarihli Vadi Muharebesi'nde ölü ve yaralı 1.600 kayıp verdirilerek geri püskürtüldü. Osmanlı ordusu Vadi'nin yukarısındaki Felahiye'de (Hanna) mevzilendi. Burası Dicle ve Suwaikiya bataklığı arasında daralan kuru zeminde bir geçitti. 21 Ocak tarihinde 20 bin kişilik İngiliz birlikleri Felahiye Muharebesi'ni ölü ve yaralı 2.741 kayıpla kaybetti. Kut garnizonu için felaketi getiren bir kayıptı.

İngilizler kuşatmayı sona erdirmek için Mart başında İngiliz general Fenton Aylmer komutasında yeniden bir taarruz girişiminde bulundu. Ancak 8 Mart 1916 tarihinde Sâbis (Dujaila) mevkiinde Miralay Ali İhsan Bey komutasındaki 13. Kolordu'ya hücum ettiyse de 3.500 asker kaybederek geri çekildi. Sâbis Muharebesi'nde alınan yenilgiden dolayı 12 Mart 1916 tarihinde General Aylmer azledilerek yerine General George Frederick Gorringe getirildi.

Halil Paşa 20-30 bin kişilik bir takviye kuvvetin cepheye katılmasını sağladı. Yeni atanan General Gorringe 5 Nisan tarihinde Felahiye, Beit Asia ve Sannaiyat bölgelerine doğru saldırıya geçti. Her iki tarafın mevcudu yaklaşık 30.000 kişiydi. 22 Nisan tarihine kadar geçen sürede ölü ve yaralı 1.200 kayıp veren İngiliz birlikleri yenilerek çekildiler.

Bu sırada İngilizler tarihteki ilk havadan yiyecek ve mühimmat ikmal harekâtını gerçekleştirdiler. Fakat bunların sık sık Osmanlı siperlerine veya Dicle Nehrine düşmesini önleyemediler. 19 Nisan 1916 tarihinde 6. Ordu Komutanı Mareşal Von der Goltz Paşa, Bağdat'ta bulunan karargâhında tifüsten ölünce, yerine Mirliva Halil Paşa (Kut) getirildi.

29 Nisan 1916'da General Townshend, Kut'ta yaşanan açlığın da etkisiyle, diğer 5 general, 481 subay ve 13.300 er ile birlikte Osmanlı Kuvvetleri'ne teslim oldu. İngiliz kuvvetleri 23.000 ölü ve yaralı, Osmanlı kuvvetleri 10.000 ölü ve yaralı vermiş, 13.000 İngiliz ve Hint askeri esir alınmıştır.

İngiliz tarihçisi James Morris, Kut'un kaybını “Britanya (İngiltere) askeri tarihindeki en aşağılık şartlı teslimi” olarak tanımlamıştır. Bu yenilgi İngiliz basınında ve kamuoyunda çok büyük bir infial uyandırdı. Bunun üzerine General Lake ve General Gorringe İngiliz ordusunda görevlerinden alınmış ve yerlerine General Maude getirilmiştir.

Bu çarpışmaların askeri tarih açısından bir başka önemi de bilinen ilk havadan ikmal denemesini İngiliz ordusunun Kut'taki birliklerini ikmal için 26 gün boyunca Dicle'deki Ora Üssü'nden 3 adet Short 184 tipi 225 beygirlik deniz uçakları ile bu kuşatma sırasında gerçekleştirmiş olmalarıdır. Ancak bu çaba yeterli olmamış ve sonucu değiştirmemiştir.

KUT'ÜL AMARE ZAFERİ NEDEN KUTLANMIYOR?

Kût'ül-Amâre zaferi, sadece Türk ordusu içerisinde bayram olarak kutlanıyordu. 1952 yılında, Türkiye'nin Adnan Menderes iktidarı döneminde NATO'ya üye olmasının ardından bayramın kutlamasına son verildi.

1.04.2018

1 Nisan Nedir Ve Neden Şaka Yapılır


1 Nisan’la ilgili olarak ortaya atılan efsaneler:
1-FRANSAYLA İLGİLİ HİKAYE
1564’de Fransa Kralı IX. Charles’ın, takvimi değiştirerek yılın başlangıcını Ocak ayının birinci gününe alması ve o zamanın iletişim koşullarından dolayı bazı insanların bu gelişmeden haberi olmaması nedeni ile bu kararı protesto etmek amacı ile eski adetlerini sürdürmelerine neden olmuştur.
Kralın kararını protesto eden halk, 1 Nisan’da partiler düzenlemeye, birbirlerine hediyeler vermeye devam etmişlerdir. Yeni takvimden haberdar olup onu kabul edip uygulayan diğerleri ise bunları ‘1 Nisan aptalları’ olarak nitelendirip bu güne ‘Bütün Aptalların Günü’ adını vermişlerdir. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler vermişler, yapılmayacak partilere davet etmişler, gerçek olması mümkün olmayan haberler üreterek yaymışlardır. Yıllar sonra takvimin ayları yerine oturup Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin bir parçası olarak görmeye başlamışlardır. Zaman içinde bu geleneği gittikçe süsleyerek, zenginleştirerek ve yaygınlaştırarak devam ettirdiler. Fransız kökenli bu geleneğin İngiltere’ye ulaşması yaklaşık iki yüzyıl sürmüştür. Oradan da Amerika’ya ve bütün dünyaya yayılmıştır.
"NİSAN BALIĞI" KAVRAMI
Nisan 1 tabiri bir de ‘Nisan Balığı’ kavramı olarak da tabir edilmektedir. Fransa’da yılın bu döneminde balık avının yasak olmasından dolayı bazı şaka severlerin balık avcılarını kandırmak için ırmaklara ‘Nisan Balığı’ diye bağırarak çiroz ringa balıkları atmaları sonucunda bu şaka kavramı ortaya çıkmıştır.   Günümüzde bu gelenek yapılmasa da balık şeklinde çikolatalar yenerek, insanların arkasına kâğıttan balıklar iliştirilerek, dostlar işletilerek bu özel şaka geleneği hala yaşatılmaktadır.
2-ENDÜLÜSLE İLGİLİ HİKAYE
1 Nisan için bilinen belkide en eski hikaye
15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu İspanya'daki Endülüs Müslümanlarının son kalesini (Gırnata) kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunun bilincinde olan Haçlı ordusunun komutanı kaleyi düşürmek için değişik taktikler düşünmektedir. En sonunda aklına bir fikir gelir. 31 Mart gecesi kalenin önüne giderek bir elinde Kur an bir elinde İncil, kaledekilere seslenir; "Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım" der. Bunun üzerine gerekli görüşmeler sonrasında Müslümanlar canlarının kurtarılması karşılığında kaleyi teslim ederler. Ertesi gün sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine Müslümanlar, bizi öldürmeyeceğinize dair "yemin etmiştiniz, bize söz vermiştiniz" derler. Bu söz üzerine Haçlı ordusunun komutanı "Benim sözüm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur" diye cevap verir ve Bütün Müslümanlar orada şehid edilirler. Hikaye'ye göre o gün bugündür. 1 Nisan Hristiyanlar arasında Hile Günü olarak kutlanmaktadır. Maalesef halkımız arasında da yaygınlaşmış, yüzlerce, binlerce Müslümanın katliam günü olan 1 Nisan şaka günü olarak kutlanmaktadır.
"HİLE GÜNÜ"
1 Nisan’ın tarihi her ne kadar yaygın olarak Müslümanların şehit edildiği ‘Hile Günü’ olarak anlatılmış olsa da, tarihi kaynaklarda böyle bir bilgiye rastlanılmamaktadır. Hikaye'de bahsedilen Endülüs’teki son kale olan Gırnata’nın düştüğü tarih, 2 Ocak 1492 gününe rastlamaktadır. Kaldı ki, İslam dahi normalde yalanı katı kurallarla yasakladığı halde savaş esnasında caiz görür. Bu kültüre sahip olan Müslümanların Haçlı ordusu komutanının bir sözüne inanıverip henüz korumakta oldukları kaleyi saf saf teslim etmiş olmaları hiç de gerçekçi bir açıklama gibi görünmüyor.
3-DİĞER HİKAYELER
Nisan 1 şakasının ortaya çıkışı, Associated Press Ajansı sayesinde ABD’deki yüzlerce gazeteye servis edilen bu garip teori, aslında tamamen uydurma bir hikayeydi. Boskin’in Orta Çağ’la ilgili çalışmalar yaptığı için inandırıcı bir şekilde anlatabildiği bu kurmaca olay, Kugel (ki aslında ünlü bir Yahudi yemeğidir) adında bir soytarının kral oluş hikayesini işliyordu. Ne var ki, tarih profesörünün resmen bir ‘eşek şakası’ yaptığının anlaşılması birkaç hafta sürmüş, medyaya da geyik yapmak için epeyce malzeme sunmuştu.
Öte yandan Kansas üniversitesi’nin hazırladığı Calerıdar of Diversity’de (Farklılıklar Takvimi) 1 Nisan Şakası hakkında en çok kabul gören aşağıdaki teorinin kullanılmış olduğunu görüyoruz:
1582 yılında Papa XIII. Gregory zamanında vaktiyle Roma İmparatoru Jül Sezar tarafından hazırlatılan Jülyen takviminden Papa’nın adından gelen Gregoryen takvimine geçilmesi üzerine öncesinde 25 Mart-l Nisan tarihlerinde kutlanan yeni yıl, 1 Ocak gününe alınmıştı. Bu yeni düzenlemeyi kabullenmeyenler veya buna alışamayanlar ise yeni yılı eski usul kutlamaya devam edince çevrelerine eğlence malzemesi oldular ve eski yılbaşı olan 1 Nisan günü boyunca çeşitli şakalara (sahte parti davetiyeleri, kemik hediyeler vs.) maruz kaldılar.
İşte Fransızlar tarafindan en bilinen isimleriyle ‘Poisson d’Avril’ (Nisan Balığı), ‘April Fools’s Day’ (Aptallar Günü) gibi isimlerle anılan bu neşeli günle ilgili çeşitli efsaneler ve tabii bir de muhtemel gerçek ortaya çıkmıştır.
Nisan 1 ya da Nisan Balığı, Hollanda, Belçika, Kanada, ABD, İsviçre, Japonya dahil dünyanın pek çok yerinde tanınmaktadır. Nisan 1 ile ilgili başka bir efsane de Pagan kültüründe 1 Nisan’da kutlanan Fous bayramıdır. Antik Roma’da Hilarya adıyla benzer bir bayram da kutlanmaktadır. Hindistan’da ise bu bayram 31 Mart’ta Holi adıyla kutlanmaktadır. İskoçya 1 Nisan’ı Gowk veya Cuckoo günü olarak kutlarken, İngiltere, April Fools’ Day yani Nisan Kaçıklar Günü olarak 1 Nisan’ı kutlamaktadır.
Tam olarak ortaya çıkış hikayesi belli olmayan bu ‘Şaka Günü’ ile ilgili yazılanları incelediğimizde 1 Nisan’da şaka yapmanın Fransa’da lSDD’lerin sonunda başlayan beş asırlık bir gelenek olduğunu görülmektedir. Gabriella Kalapes’un konu hakkındaki yazısında bahsettiği gibi 1 Nisan şakasıyla ilgili onlarca teori vardır ve sadece bazıları diğerlerine göre biraz daha yaygındır.


Global Bilgiler  /  at  12:27  /  No comments


1 Nisan’la ilgili olarak ortaya atılan efsaneler:
1-FRANSAYLA İLGİLİ HİKAYE
1564’de Fransa Kralı IX. Charles’ın, takvimi değiştirerek yılın başlangıcını Ocak ayının birinci gününe alması ve o zamanın iletişim koşullarından dolayı bazı insanların bu gelişmeden haberi olmaması nedeni ile bu kararı protesto etmek amacı ile eski adetlerini sürdürmelerine neden olmuştur.
Kralın kararını protesto eden halk, 1 Nisan’da partiler düzenlemeye, birbirlerine hediyeler vermeye devam etmişlerdir. Yeni takvimden haberdar olup onu kabul edip uygulayan diğerleri ise bunları ‘1 Nisan aptalları’ olarak nitelendirip bu güne ‘Bütün Aptalların Günü’ adını vermişlerdir. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler vermişler, yapılmayacak partilere davet etmişler, gerçek olması mümkün olmayan haberler üreterek yaymışlardır. Yıllar sonra takvimin ayları yerine oturup Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin bir parçası olarak görmeye başlamışlardır. Zaman içinde bu geleneği gittikçe süsleyerek, zenginleştirerek ve yaygınlaştırarak devam ettirdiler. Fransız kökenli bu geleneğin İngiltere’ye ulaşması yaklaşık iki yüzyıl sürmüştür. Oradan da Amerika’ya ve bütün dünyaya yayılmıştır.
"NİSAN BALIĞI" KAVRAMI
Nisan 1 tabiri bir de ‘Nisan Balığı’ kavramı olarak da tabir edilmektedir. Fransa’da yılın bu döneminde balık avının yasak olmasından dolayı bazı şaka severlerin balık avcılarını kandırmak için ırmaklara ‘Nisan Balığı’ diye bağırarak çiroz ringa balıkları atmaları sonucunda bu şaka kavramı ortaya çıkmıştır.   Günümüzde bu gelenek yapılmasa da balık şeklinde çikolatalar yenerek, insanların arkasına kâğıttan balıklar iliştirilerek, dostlar işletilerek bu özel şaka geleneği hala yaşatılmaktadır.
2-ENDÜLÜSLE İLGİLİ HİKAYE
1 Nisan için bilinen belkide en eski hikaye
15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu İspanya'daki Endülüs Müslümanlarının son kalesini (Gırnata) kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunun bilincinde olan Haçlı ordusunun komutanı kaleyi düşürmek için değişik taktikler düşünmektedir. En sonunda aklına bir fikir gelir. 31 Mart gecesi kalenin önüne giderek bir elinde Kur an bir elinde İncil, kaledekilere seslenir; "Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım" der. Bunun üzerine gerekli görüşmeler sonrasında Müslümanlar canlarının kurtarılması karşılığında kaleyi teslim ederler. Ertesi gün sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine Müslümanlar, bizi öldürmeyeceğinize dair "yemin etmiştiniz, bize söz vermiştiniz" derler. Bu söz üzerine Haçlı ordusunun komutanı "Benim sözüm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur" diye cevap verir ve Bütün Müslümanlar orada şehid edilirler. Hikaye'ye göre o gün bugündür. 1 Nisan Hristiyanlar arasında Hile Günü olarak kutlanmaktadır. Maalesef halkımız arasında da yaygınlaşmış, yüzlerce, binlerce Müslümanın katliam günü olan 1 Nisan şaka günü olarak kutlanmaktadır.
"HİLE GÜNÜ"
1 Nisan’ın tarihi her ne kadar yaygın olarak Müslümanların şehit edildiği ‘Hile Günü’ olarak anlatılmış olsa da, tarihi kaynaklarda böyle bir bilgiye rastlanılmamaktadır. Hikaye'de bahsedilen Endülüs’teki son kale olan Gırnata’nın düştüğü tarih, 2 Ocak 1492 gününe rastlamaktadır. Kaldı ki, İslam dahi normalde yalanı katı kurallarla yasakladığı halde savaş esnasında caiz görür. Bu kültüre sahip olan Müslümanların Haçlı ordusu komutanının bir sözüne inanıverip henüz korumakta oldukları kaleyi saf saf teslim etmiş olmaları hiç de gerçekçi bir açıklama gibi görünmüyor.
3-DİĞER HİKAYELER
Nisan 1 şakasının ortaya çıkışı, Associated Press Ajansı sayesinde ABD’deki yüzlerce gazeteye servis edilen bu garip teori, aslında tamamen uydurma bir hikayeydi. Boskin’in Orta Çağ’la ilgili çalışmalar yaptığı için inandırıcı bir şekilde anlatabildiği bu kurmaca olay, Kugel (ki aslında ünlü bir Yahudi yemeğidir) adında bir soytarının kral oluş hikayesini işliyordu. Ne var ki, tarih profesörünün resmen bir ‘eşek şakası’ yaptığının anlaşılması birkaç hafta sürmüş, medyaya da geyik yapmak için epeyce malzeme sunmuştu.
Öte yandan Kansas üniversitesi’nin hazırladığı Calerıdar of Diversity’de (Farklılıklar Takvimi) 1 Nisan Şakası hakkında en çok kabul gören aşağıdaki teorinin kullanılmış olduğunu görüyoruz:
1582 yılında Papa XIII. Gregory zamanında vaktiyle Roma İmparatoru Jül Sezar tarafından hazırlatılan Jülyen takviminden Papa’nın adından gelen Gregoryen takvimine geçilmesi üzerine öncesinde 25 Mart-l Nisan tarihlerinde kutlanan yeni yıl, 1 Ocak gününe alınmıştı. Bu yeni düzenlemeyi kabullenmeyenler veya buna alışamayanlar ise yeni yılı eski usul kutlamaya devam edince çevrelerine eğlence malzemesi oldular ve eski yılbaşı olan 1 Nisan günü boyunca çeşitli şakalara (sahte parti davetiyeleri, kemik hediyeler vs.) maruz kaldılar.
İşte Fransızlar tarafindan en bilinen isimleriyle ‘Poisson d’Avril’ (Nisan Balığı), ‘April Fools’s Day’ (Aptallar Günü) gibi isimlerle anılan bu neşeli günle ilgili çeşitli efsaneler ve tabii bir de muhtemel gerçek ortaya çıkmıştır.
Nisan 1 ya da Nisan Balığı, Hollanda, Belçika, Kanada, ABD, İsviçre, Japonya dahil dünyanın pek çok yerinde tanınmaktadır. Nisan 1 ile ilgili başka bir efsane de Pagan kültüründe 1 Nisan’da kutlanan Fous bayramıdır. Antik Roma’da Hilarya adıyla benzer bir bayram da kutlanmaktadır. Hindistan’da ise bu bayram 31 Mart’ta Holi adıyla kutlanmaktadır. İskoçya 1 Nisan’ı Gowk veya Cuckoo günü olarak kutlarken, İngiltere, April Fools’ Day yani Nisan Kaçıklar Günü olarak 1 Nisan’ı kutlamaktadır.
Tam olarak ortaya çıkış hikayesi belli olmayan bu ‘Şaka Günü’ ile ilgili yazılanları incelediğimizde 1 Nisan’da şaka yapmanın Fransa’da lSDD’lerin sonunda başlayan beş asırlık bir gelenek olduğunu görülmektedir. Gabriella Kalapes’un konu hakkındaki yazısında bahsettiği gibi 1 Nisan şakasıyla ilgili onlarca teori vardır ve sadece bazıları diğerlerine göre biraz daha yaygındır.


21.01.2018

ZEYTİN DALI NEDEN BARIŞIN SEMBOLÜDÜR

barışın sembolü zeytin dalıDini İnanç Yönünden:

Hz. Adem AS

Hz. Âdem ölümünden önce Allah’tan merhamet dilemiş ve bunun için oğlu Şit' i görevlendirmiştir. Şit cennet bahçesindeki iyilik ve kötülük ağacından üç tohum alıp babasının ağzına koymuştur. Babası gömülünce, tohumlar yeşermiş ve bu tohumlardan zeytin ağacı, sedir ağacı ve servi büyümüştür. Bu da bu üç ağacın kutsal ve kalıcı barışla olan ilgisine delalet sayılmıştır.

Hz. Nuh AS

Hz. Nuh Peygamber tufan biraz durulunca geminin güvertesinden bir beyaz güvercin uçurur. Bu beyaz güvercin bir müddet sonra gemiye ağzında bir zeytin dalıyla döner. Böylece Nuh Peygamber tufanın bittiğini ve suların çekildiğini anlar. Bu nedenle ağzında zeytin dalıyla beyaz güvercin çağlar boyu barışın sembolü olarak anılır olmuştur.

Yunan Mitolojisine Göre:

Yunan mitolojisinde Athena, Atina'nın sahibi olabilmek için Poseidon ile yarış içerisindedir. Bu amaç doğrultusunda Poseidon, üç dişli mızrağını Akropolis'e saplayarak deniz suyunun fışkırmasını sağlayarak şehre sahip olur. Athena ise buna karşılık şehre bir zeytin ağacı diker. Zeus'un başkanlığını yaptığı, tanrı ve tanrıçaların huzurunda kurulan mahkemede yeryüzüne daha güzel bir hediye verdiği belirlenen Athena haklı bulunur. Böylece bölgeye zeytinin ilk getirilişi Athena'ya mal edilir. Tüm bunlara dayanılarak Antik Yunanistan'da gelinlere zeytinden yapılan bir taç giydirilir ve Antik Olimpiyat Oyunları'nda birinciler zeytin dalıyla ödüllendirilirdi.

Zeytin Dalı Ne Zamandan Beri Barışın Sembolü Olarak Kullanılıyor?


Zeytin dalının barışın bir sembolü olarak kullanılması MÖ beşinci yüzyıla dayanır. Yunan oyun yazarı Aristophanes'in Barış (Irini) adlı eserinde "tüm tanrıçaların en yücesi, barış tanrıçası Irini'ye göre zeytinin oldukça değerli olduğu" belirtilir. Benzer şekilde zeytin dalı, Roma İmparatorluğu dönemindeki sikkelerde de Irini'nin niteliklerinden biri olarak yer almaktadır.
Global Bilgiler  /  at  12:31  /  No comments

barışın sembolü zeytin dalıDini İnanç Yönünden:

Hz. Adem AS

Hz. Âdem ölümünden önce Allah’tan merhamet dilemiş ve bunun için oğlu Şit' i görevlendirmiştir. Şit cennet bahçesindeki iyilik ve kötülük ağacından üç tohum alıp babasının ağzına koymuştur. Babası gömülünce, tohumlar yeşermiş ve bu tohumlardan zeytin ağacı, sedir ağacı ve servi büyümüştür. Bu da bu üç ağacın kutsal ve kalıcı barışla olan ilgisine delalet sayılmıştır.

Hz. Nuh AS

Hz. Nuh Peygamber tufan biraz durulunca geminin güvertesinden bir beyaz güvercin uçurur. Bu beyaz güvercin bir müddet sonra gemiye ağzında bir zeytin dalıyla döner. Böylece Nuh Peygamber tufanın bittiğini ve suların çekildiğini anlar. Bu nedenle ağzında zeytin dalıyla beyaz güvercin çağlar boyu barışın sembolü olarak anılır olmuştur.

Yunan Mitolojisine Göre:

Yunan mitolojisinde Athena, Atina'nın sahibi olabilmek için Poseidon ile yarış içerisindedir. Bu amaç doğrultusunda Poseidon, üç dişli mızrağını Akropolis'e saplayarak deniz suyunun fışkırmasını sağlayarak şehre sahip olur. Athena ise buna karşılık şehre bir zeytin ağacı diker. Zeus'un başkanlığını yaptığı, tanrı ve tanrıçaların huzurunda kurulan mahkemede yeryüzüne daha güzel bir hediye verdiği belirlenen Athena haklı bulunur. Böylece bölgeye zeytinin ilk getirilişi Athena'ya mal edilir. Tüm bunlara dayanılarak Antik Yunanistan'da gelinlere zeytinden yapılan bir taç giydirilir ve Antik Olimpiyat Oyunları'nda birinciler zeytin dalıyla ödüllendirilirdi.

Zeytin Dalı Ne Zamandan Beri Barışın Sembolü Olarak Kullanılıyor?


Zeytin dalının barışın bir sembolü olarak kullanılması MÖ beşinci yüzyıla dayanır. Yunan oyun yazarı Aristophanes'in Barış (Irini) adlı eserinde "tüm tanrıçaların en yücesi, barış tanrıçası Irini'ye göre zeytinin oldukça değerli olduğu" belirtilir. Benzer şekilde zeytin dalı, Roma İmparatorluğu dönemindeki sikkelerde de Irini'nin niteliklerinden biri olarak yer almaktadır.

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.