17.11.2015

Desertification

Desertification

According to the United Nations Convention to Combat Desertification (UNCCD):

Desertification means "land degredation in arid, semi-arid and dry sub-humid areas resulting from various factors, including climatic variations and human activities";

The deterioration of the earth's land is due to overgrazing, overuse of land, poor irrigation methods, deforestation, climate variability and change. Other key factors of desertification are the human-induced increase in demand for food, water and soil due to population growth, moderniztion processes, and livelihood changes, resulting in economic inefficiencies and in an increase of waste. Loss of yield productuvity are key drivers of forced migration of people from drylands to humid regions where new desertification trends surge from an increased demand on the carrying capacity of the land.
drought often triggers desertification, but human activities are usually the most significant causes. Over-cultivation exhausts the soil. Overgrazing removes vegetation that prevents soil erosion. Trees that bind the soil together are cut for lumber of firewood for heating and cooking. poor irrigation causes siltation of cultivation lands, causing desertification in 500.000 hectares of land per year. 
Global Bilgiler  /  at  17:45  /  No comments

Desertification

According to the United Nations Convention to Combat Desertification (UNCCD):

Desertification means "land degredation in arid, semi-arid and dry sub-humid areas resulting from various factors, including climatic variations and human activities";

The deterioration of the earth's land is due to overgrazing, overuse of land, poor irrigation methods, deforestation, climate variability and change. Other key factors of desertification are the human-induced increase in demand for food, water and soil due to population growth, moderniztion processes, and livelihood changes, resulting in economic inefficiencies and in an increase of waste. Loss of yield productuvity are key drivers of forced migration of people from drylands to humid regions where new desertification trends surge from an increased demand on the carrying capacity of the land.
drought often triggers desertification, but human activities are usually the most significant causes. Over-cultivation exhausts the soil. Overgrazing removes vegetation that prevents soil erosion. Trees that bind the soil together are cut for lumber of firewood for heating and cooking. poor irrigation causes siltation of cultivation lands, causing desertification in 500.000 hectares of land per year. 

Posted in: , Read Complete Article»

0 yorum:

Çölleşme Ne Demektir?

Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesine (UNCCD) göre; 

Çölleşme: "Kurak, yarı-kurak ve yarı nemli alanlarda, iklim değişiklikleri ve insan faaliyetleri de dahil olmak üzere çeşitli faktörlerden kaynaklanan arazi bozul­ması." 

olarak tarif edilmiştir.

Dünya topraklarındaki bozulmaların ana sebepleri; 
  • Aşırı otlatma, 
  • Toprağın aşırı kullanımı, 
  • Kötü sulama yöntemleri, 
  • Ormansız­laşma, 
  • İklim değişkenliği ve iklim değişimi, olarak sayılabilir.

Çölleşmenin diğer önemli faktörleri ise ekonomik yetersizliklere ve atık­ların çoğalmasına neden olan; nüfus artışıyla paralel gıda, su ve toprağa olan talebin artması, modernleşme süreçleri ve geçim kaynaklarındaki değişikliklerdir. 

Üretimdeki ve­rim kaybı, su ve gıda kıtlığı, yetersiz toprak yönetimi ve yok­sulluk; insanların kurak bölgelerden, toprağa olan talebin artmasıyla yeni çölleşme trendlerinin ortaya çıktığı nemli bölgelere mecburi göç etmesinde önemli etmenlerdir.

Dünya üzerinde meydana gelen kuraklık çölleşmeyi tetiklemektedir, ancak insan faaliyetleri genellikle bu konudaki en önemli nedenlerdir. 

İnsan Faaliyetlerine örnek olarak aşağıdaki hususları sayabiliriz.
  • Aşırı ekim-dikim toprağı yorar. 
  • Aşırı otlatma toprak erozyonunu önleyen bitki örtüsünü ortadan kaldırmaktadır. 
  • Toprağı bir arada tutan ağaçlar, ısınma ve yemek pişirme gibi ihtiyaçların karşılanması amacıyla keres­te veya yakacak odun elde etmek için kesilmektedir. 
  • Kötü sulama, ekim alanlarının tuzlanmasına yol açarak yılda 500.000 hek­tar kadar toprağın çölleşmesine yol açmaktadır.
Global Bilgiler  /  at  16:39  /  No comments

Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesine (UNCCD) göre; 

Çölleşme: "Kurak, yarı-kurak ve yarı nemli alanlarda, iklim değişiklikleri ve insan faaliyetleri de dahil olmak üzere çeşitli faktörlerden kaynaklanan arazi bozul­ması." 

olarak tarif edilmiştir.

Dünya topraklarındaki bozulmaların ana sebepleri; 
  • Aşırı otlatma, 
  • Toprağın aşırı kullanımı, 
  • Kötü sulama yöntemleri, 
  • Ormansız­laşma, 
  • İklim değişkenliği ve iklim değişimi, olarak sayılabilir.

Çölleşmenin diğer önemli faktörleri ise ekonomik yetersizliklere ve atık­ların çoğalmasına neden olan; nüfus artışıyla paralel gıda, su ve toprağa olan talebin artması, modernleşme süreçleri ve geçim kaynaklarındaki değişikliklerdir. 

Üretimdeki ve­rim kaybı, su ve gıda kıtlığı, yetersiz toprak yönetimi ve yok­sulluk; insanların kurak bölgelerden, toprağa olan talebin artmasıyla yeni çölleşme trendlerinin ortaya çıktığı nemli bölgelere mecburi göç etmesinde önemli etmenlerdir.

Dünya üzerinde meydana gelen kuraklık çölleşmeyi tetiklemektedir, ancak insan faaliyetleri genellikle bu konudaki en önemli nedenlerdir. 

İnsan Faaliyetlerine örnek olarak aşağıdaki hususları sayabiliriz.
  • Aşırı ekim-dikim toprağı yorar. 
  • Aşırı otlatma toprak erozyonunu önleyen bitki örtüsünü ortadan kaldırmaktadır. 
  • Toprağı bir arada tutan ağaçlar, ısınma ve yemek pişirme gibi ihtiyaçların karşılanması amacıyla keres­te veya yakacak odun elde etmek için kesilmektedir. 
  • Kötü sulama, ekim alanlarının tuzlanmasına yol açarak yılda 500.000 hek­tar kadar toprağın çölleşmesine yol açmaktadır.

0 yorum:

14.11.2015

ÖNEMLİ CEVİZ ÇEŞİTLERİ VE CEVİZ YETİŞTİRİCİLİĞİ

Global Bilgiler
İç Ceviz
Uzakdoğu’dan başlayarak Türkiye ve Avrupa üzerinden Amerika’ya kadar uzanan çok geniş bir bölgede yetiştiriciliği yapılan ceviz meyvesi, odunu, yaprağı, kabuğu ve kütüğü ile insanımıza, çiftçimize çok yönlü fayda sağlayan bir meyve türüdür. Türkiye, Dünya ceviz üretiminde 3. sırayı almaktadır. Üretimimizin sürekli artmasına rağmen, gerek illere ve bölgelere, gerekse yıllara göre düzenli bir üretim yapılamamakta ve ağaç başına verim, olması gerekenden düşük kalmakta; bunun sonucunda da ülkemiz ceviz dış satımı, önemli pazarları kaybetmektedir. Bu düzensizliği önlemek için, ceviz yetiştiriciliği yapan üreticiler şu önemli hususları unutmamalıdır.
-Ceviz üretimi verim ve meyve kalitesi belli olan standart çeşitlerle yapılmalıdır.
-Yetiştiricilik, tek tek ağaçlar şeklinde değil daha çok kapama ceviz bahçeleri halinde yapılmalıdır.
-Teknik ve kültürel uygulamalar yeterli biçimde kullanılmalı, döllenme biyolojisi yönünden yeterli bilgileri edinerek gerekli tedbirler alınmalıdır.
-Ceviz, asıl ürün olarak dikkate alınarak iklim ve toprak şartları uygun olmayan yerlere dikilmemelidir.

İKLİM İSTEKLERİ
 Sıcak ılıman meyve türlerinden olan cevizler, hem yüksek hem de düşük sıcaklığa karşı hassastır. Yüksek yaz sıcakları yeşil kabukta yanmalara, cevizin içinde büzülmelere neden olur. Bu zararlanmalar 35 OC’de başlar, 40-43 OC’de daha fazla etkilenir. Genç ceviz ağaçlarının taze sürgünleri –9 OC’ de bile zararlanırlar ve olgunlaşmış sürgünler kurumaya maruz kalırlar. Dinlenme dönemlerinde –11.5 OC de düşük sıcaklığa dayanan ağaçlar, sonbaharın erken donlarında –8 ile –9 OC de bile zarar görebilirler. Geç ilkbahar donları, gelişen yeni tomurcukların patlama döneminde cevizlerde en fazla zararı yapar. Kapalı tomurcuklar –1 OC’ye, tam çiçeklenmede –3 OC’ye, küçük yeşil meyveler ise –10C’ye kadar dayanabilirler. Bu durum, cevizlerin bu dönemde diğer meyve türlerinden daha hassas olduğunu göstermektedir.

BAHÇE YERİNİN SEÇİMİ
 Ceviz ağacı, köklerinin 2.5-3 metreye kadar rahatça gelişebileceği topraklarda en iyi biçimde yetişir. Bu nedenle, bahçe tesisinden önce toprağın 3 m kadar altı, bir burgu vanasıyla kontrol edilmelidir. Çünkü ceviz kazık köklü bir meyvedir. Yer seçimi bakımından ceviz tarımını sınırlayan en önemli faktörlerden birisi, taban suyudur. Taban suyu yüksek olan yerlerde ağacın gelişmesi durur, birkaç yıl içinde tamamen kurumaya başlar. Cevizler, toprak tuzluluğuna dayanım yönünden orta derecedeki meyveler grubuna girmektedir.

ANAÇ SEÇİMİ
Bugün ceviz fidanı yetiştiriciliği için izlenecek en önemli yol, anaçların tohumlarından elde edilecek çöğürlerin, standart olarak seçilen üstün verim ve niteliklere sahip çeşitler ile aşılanması olacaktır. Aşılı ceviz fidanı üretiminde standart çeşitlerin tespiti kadar, üzerine aşı yapılacak çöğürleri yetiştirmek üzere tohum alınacak anacın seçimi de çok önemlidir. Tohumluk olarak seçilen kabuklu cevizler, üzerini örten yeşil kabuğun (tetir veya yeşil kal) %80'i çatladıktan sonra hasat edilmelidir. Ceviz tohum anacında aranan başlıca özellikler şunlardır:
- Ağaç verimli olmalı, her yıl meyve vermelidir.
- Meyveler sağlam, içi dolgun, yağı oranı yüksek, sap çukuru dar olmalıdır.
- Cevizde hasattan sonra gölge, havadar ve rutubetsiz yerlerde muhafaza edilmelidir.
- Meyveleri mütecanis irilikte olmalı, küçük orta irilikte meyveleri olan çetin cevizler seçilmelidir.
- Tohumluk cevizlerin mütecanis sürgün vermesi için, tohumlar 80-90 gün +4 oC ‘de soğuk depoda tutulmalı veya ekim zamanına kadar bu şartlara uygun yerlerde saklanmalıdır.
- Tohumların çimlenme oranı en az %80 olmalıdır. Çok sayıda yan kök yapabilen kuvvetli bir kök ve dalsız hızlı bir gelişme gösteren gövde yapısına sahip olmalıdır.
- Verimsiz toprak ve elverişsiz iklim şartlarına dayanımı yüksek olmalıdır.
- Aşı yerinde kaynaşma ve uyuşma özelliği iyi olmalıdır.
-Toprakta barınan kök ve kök boğazı hastalık ve zararlılarına karşı dayanıklı olmalıdır.
Yerli cevizlerimizden BALABAN çeşidi iyi bir anaç olma özelliğine sahip bulunmaktadır. Bu tohum anacı, Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü'nce 24 tip arasından seçilmiştir.

AŞILAMA
Ceviz tohumlarından elde edilen çöğürlerin aşılanması için yama ve bilezik göz aşıları uygulanmaktadır. Bu aşılama şekli pratik olup, hem kolay uygulanmakta hem de aşılarının tutma oranı yüksek olmaktadır. Yaşlı ceviz ağaçlarına yapılacak aşılamada ise, yarma kalem aşısı ile üretilmeleri konusunda yapılan çalışmalardan olumlu sonuçlar alınmıştır.
Aşılama işleminde kullanılacak aşı gözü ve aşı kalemleri, araştırma kuruluşlarımızca önerilen standart çeşitlerimizden alınmalıdır. Ceviz yetiştiriciliği için kullanılacak çeşitler, en azından aşağıdaki özelliklere sahip olmalıdır.
- Ağaçlar erken meyveye yatmalıdır. Tohumdan yetişen ağaçlar 12-15 yaşlarında verime yattıkları halde, seçimi yapılan ve aşılı çeşitler 3-5 yaşlarında verime yatmaktadırlar.
- Periyodisite göstermeyen çeşitler olmalıdır. Yani her yıl meyve vermelidir.
- Ağaçları verimli olmalıdır.
- Soğuklara ve güneş yanıklığına karşı dayanıklı olmalıdır.
- Ağaçların gelişmesi sağlıklı olup, hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı olmalıdır.
- Meyve iriliği bakımından taze olarak tüketilecek cevizlerde ortalama çap 38 mm’ den, kurutmalık cevizlerde ise 29 mm’ den büyük olmalıdır.
- Meyve şekli düzgün-oval, mütecanis irilikte ve kabuklu dane ağırlığı 10 gramın üzerinde olmalıdır.
- Meyve içi kabuktan bütün olarak çıkmalı, iç randıman %50’nin üzerinde olmalıdır. İç rengi açık ve iç kabuk boşluğunu tamamen doldurmalı, normal şartlarda büzüşme yapmamalıdır.

DöLLENME
Ceviz yetiştiriciliği için verimli çeşitlerin seçimi yanında, bu çeşitlerin döllenme biyolojilerinin bilinmesi ve tozlama zamanı birbirine uyan çeşitlerin seçilmesi, verimliliğin arttırılması için önem taşımaktadır. Bütün ceviz çeşitleri birbiri ile döllenmekle birlikte, tozlanma ve uyuşmazlık gibi problemler, erkek ve dişi çiçeklerin farklı zamanlarda açması ve olgunlaşmasından kaynaklanmaktadır. İyi bir tozlanma ve döllenme sağlayabilmek için, en az iki çeşitle bahçeler kurulmalıdır. Erken veya geç çiçek tozu veren çeşitler bir arada dikilmemelidir. Cevizler rüzgar ile tozlanır. Genç bahçelerde, çiçek tozu kaynağının 100-150 metre uzak olması, yeterli bir tozlanma için uygundur. Ağaçlar büyüyüp sıkıştığı zaman, çiçek tozları ağaçlar arasında serbestçe dolaşamayacakları için, tozlanacak ağacın çiçek tozu kaynağına uzaklığı en fazla 60-90 metre olmalıdır.
Bugüne kadar elde edilen sonuçlar içerisinde ceviz yetiştiriciliği yapmak isteyen üreticilerimize şu çeşitleri önerebiliriz:

Yalova-1: Ağacı yayvan ve kuvvetli bir taç gelişmesine sahiptir. Salkımda meyveler 1-2'li olup, kabuk orta kalınlıkta, az pürüzlü, oval şekilli bir çeşittir (Şekil 24). Meyve ağırlığı 16 g, iç oranı % 50'dir. Yağ oranı % 70, protein oranı % 23 olup, kabuktan ayrılması kolaydır. Kıyı bölgeler hariç (deniz etkisine açık olan yöreler) ceviz yetişen bütün bölgelerde yetiştirilir. Nisan ayının başında yapraklanır. Geç donların görülmediği yerlerde yetiştirilmesi tavsiye edilir. Kuru ve taze ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir. Yalova-4, Kaplan-86, Şebin çeşitleriyle tozlanır. Eylül ayının ortalarında hasat edilir.

Yalova-1
Yalova-3: Dik, yayvan dallı olup, orta kuvvetli bir taç gelişimi gösterir. Salkımda meyveler 2-3'lü oluşur. İnce kabuklu ve ovalimsi bir meyve şekline sahiptir (Şekil 25). Meyve ağırlığı 13 g, iç randımanı % 53'dür. Yağ oranı %69, protein % 21 olup, kuru ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir. Kabuktan ayrılması çok kolaydır. Ceviz yetişen tüm bölgelerde yetiştirilir. Yalova-1, Bilecik ve Tokat-1 (60 TU-1) çeşitleriyle döllenir. Eylül ayı sonlarında hasat edilir.

Yalova-3
Yalova-4: Yayvan, dik dallı ağacı orta kuvvette gelişme gösterir. Ceviz yetişen tüm bölgelerde yetişebilir. Erken çiçeklenir. Geç donların görülmediği yerlerde yetiştirilmesi tavsiye edilir. Meyveler 2-3'lü oluşur. Meyve içi dolgun olup, kabuktan kolay ayrılır. Tane ağırlığı 13 g, iç oranı %52, yağ oranı %69, protein %17’dir. Kuru ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir. Yalova-1, Kaplan-86 çeşitleriyle döllenir. Eylül ayı sonlarında hasat edilir.
Yalova-4
Bilecik: Dik, yayvan ve kuvvetli bir taç gelişmesi gösterir. Kıyı bölgeler hariç, tüm bölgelerde yetiştirilir. özellikle, geç donların görüldüğü yörelere tavsiye edilir. Meyve salkımı 2-3'lü yapıdadır. %30 yan dallarda meyve yapar. İnce kabuklu, içi dolgun, kabuktan kolay ayrılır. Tane ağırlığı 13 g, iç oranı %53, yağ oranı % 68, protein % 18’dır. Kuru ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir. Şebin, Yalova-3, KR-2 (Y-1) çeşitleriyle tozlanır. Eylül ayı sonlarında hasat edilir.
Bilecik
Şebin: Sık dallı, yayvan bir taç gelişmesi gösterir. Kıyı bölgeleri hariç, ceviz yetişen tüm yörelerde yetişir. özellikle geç donların görüldüğü yerlere tavsiye edilir. Çok verimli meyve salkımı 2-4'lü olur. Oval bir meyve yapısına sahiptir (Şekil 26). İnce kabuklu, kabuktan kolay ayrılır. İçi dolgun, tane ağırlığı 12 g, iç oranı % 63, yağ oranı %67, protein %17 olup, çiçekleri (homogamous) kendine verimlidir. Bilecik, KR-2 (Y-1) çeşitleri ile tozlanır. Eylül ayı sonlarında hasat edilir.

Şebin
Gültekin-1: Dik, kuvvetli bir taç gelişmesi gösterir. Ceviz yetişen tüm bölgelerde yetişir. İyi kaliteli, albenisi olan bir meyvedir. Kabuktan kolay ayrılır. Geç donların görüldüğü yerlerde yetiştirilmesi tavsiye edilir. Meyve salkımı 1-2'li olur. Tane ağırlığı 17 g, iç oranı % 40, içi dolgun, açık beyaz renkli olup, taze ve kuru olarak tüketilmeye elverişlidir. Şebin, Bilecik çeşitleriyle tozlanır. Eylül ayının ortalarında hasat edilir.
Gültekin-1
KR-2: Yaygın, dik formlu bir taç gelişmesi gösterir. Ceviz yetişen tüm bölgelerde yetişir. özellikle geç donların görüldüğü yerlerde yetiştirilmesi tavsiye edilir. Meyvesi oval şekilli, kabuktan çok kolay ayrılır. Tane ağırlığı 17.4 g, iç oranı %56, içi dolgun, beyaz renklidir. Kuru ve taze ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir. Eylül ayı sonlarına doğru hasat edilir. Tozlayıcısı Şebin, Yalova-3 ve Bilecik çeşitleridir.

Kaplan-86: Dik, yayvan bir taç gelişmesi gösterir. Ceviz yetişen tüm bölgelerde yetişir. özellikle kıyı bölgelerde yetiştirilmesi tavsiye edilir. Meyve salkımı 2-3'lü olur. Meyveleri elips şeklinde olup, kabuktan kolay ayrılır. Taze ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir. Normal cevizlerden büyük meyveli olması dikkat çekicidir (Şekil 27). Tane ağırlığı 24 g, iç oranı %40, protein %16, yağ oranı %68'dir. Bir yıl çok, bir yıl az meyve verir. İçi orta dolgunlukta olup, Yalova-1, Yalova-3, Şebin çeşitleriyle döllenir. 15 Ağustos' dan itibaren hasat edilir.
Kaplan-86
Şen-1: Dik, yayvan, kuvvetli bir taç gelişmesi gösterir. Kıyı bölgeler hariç, tüm bölgelerde yetiştirilir. özellikle geç donların görüldüğü yerlerde yetiştirilmesi tavsiye edilir. 2-3'lü meyve yapar. Kaliteli, verimli, içi dolgun, kabuktan kolay ayrılır. Çiçekler (homoganaus) kendine verimlidir. Meyve şekli yuvarlak, tane ağırlığı 17 g, iç oranı %54, içi dolgun olup, kabuktan kolay ayrılır. Protein oranı %18, yağ oranı %74'dür. Kur ceviz olarak tüketilir. Şebin, Yalova-1, KR-2 ile tozlanır. Eylül ayı sonlarına doğru hasat edilir.

Şen-1
Tokat-1 (60 TU-1): Dik, yayvan bir taç gelişmesi gösterir. Ceviz yetişen tüm bölgelerde yetişir. Çok ince kabuklu, içi dolgun, beyaz renklidir. Kabuktan kolay ayrılır. Meyve şekli yuvarlak olup, tane ağırlığı 12 g, iç oranı %63, protein %23, yağ oranı %71'dir. Taze ve kuru ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir. Yalova-1, Yalova-3, Şebin çeşitleriyle tozlanır. Eylül ayının ortalarında hasat edilir.

Maraş-18: Yüksek rakımlı (İlk Bahar geç donları ve don çukuru olmayan) yerlerde yetiştirilmesi tavsiye edilir. Meyvenin iç randımanı yüksek verimli kaliteli ve lezzetli bir çeşittir, ince kabuklu dolgun ve beyaz renklidir. Kabuktan kolay ayrılır. Ceviz iç kurduna ve ceviz antraknozuna karşı dayanıklıdır. Hem sofralık kuru tüketim için uygundur. Eylül ayı sonlarında hasat edilir.

Meyve şekli: Oval, Meyve iriliği: İri, Pürüzlülük: Düzgün, Sap çukuru: Dar, Kabuklu ağırlığı: 14-16 gr, İç ağırlığı:8-9 gr, Randıman:%54, Yağ oranı (Doymamış): %70-72, Ağaç verimi: Yüksek, İç rengi Beyaz, İç dolgunluğu: Dolgun, Kabuk kalınlığı: İnce, Kabuktan ayrılma: Kolay – Bütün (Horoz), Yetiştiği rakım: 600-1700 metre arası, İklim isteği: Karasal iklim

Global Bilgiler

Global Bilgiler  /  at  21:48  /  No comments

Global Bilgiler
İç Ceviz
Uzakdoğu’dan başlayarak Türkiye ve Avrupa üzerinden Amerika’ya kadar uzanan çok geniş bir bölgede yetiştiriciliği yapılan ceviz meyvesi, odunu, yaprağı, kabuğu ve kütüğü ile insanımıza, çiftçimize çok yönlü fayda sağlayan bir meyve türüdür. Türkiye, Dünya ceviz üretiminde 3. sırayı almaktadır. Üretimimizin sürekli artmasına rağmen, gerek illere ve bölgelere, gerekse yıllara göre düzenli bir üretim yapılamamakta ve ağaç başına verim, olması gerekenden düşük kalmakta; bunun sonucunda da ülkemiz ceviz dış satımı, önemli pazarları kaybetmektedir. Bu düzensizliği önlemek için, ceviz yetiştiriciliği yapan üreticiler şu önemli hususları unutmamalıdır.
-Ceviz üretimi verim ve meyve kalitesi belli olan standart çeşitlerle yapılmalıdır.
-Yetiştiricilik, tek tek ağaçlar şeklinde değil daha çok kapama ceviz bahçeleri halinde yapılmalıdır.
-Teknik ve kültürel uygulamalar yeterli biçimde kullanılmalı, döllenme biyolojisi yönünden yeterli bilgileri edinerek gerekli tedbirler alınmalıdır.
-Ceviz, asıl ürün olarak dikkate alınarak iklim ve toprak şartları uygun olmayan yerlere dikilmemelidir.

İKLİM İSTEKLERİ
 Sıcak ılıman meyve türlerinden olan cevizler, hem yüksek hem de düşük sıcaklığa karşı hassastır. Yüksek yaz sıcakları yeşil kabukta yanmalara, cevizin içinde büzülmelere neden olur. Bu zararlanmalar 35 OC’de başlar, 40-43 OC’de daha fazla etkilenir. Genç ceviz ağaçlarının taze sürgünleri –9 OC’ de bile zararlanırlar ve olgunlaşmış sürgünler kurumaya maruz kalırlar. Dinlenme dönemlerinde –11.5 OC de düşük sıcaklığa dayanan ağaçlar, sonbaharın erken donlarında –8 ile –9 OC de bile zarar görebilirler. Geç ilkbahar donları, gelişen yeni tomurcukların patlama döneminde cevizlerde en fazla zararı yapar. Kapalı tomurcuklar –1 OC’ye, tam çiçeklenmede –3 OC’ye, küçük yeşil meyveler ise –10C’ye kadar dayanabilirler. Bu durum, cevizlerin bu dönemde diğer meyve türlerinden daha hassas olduğunu göstermektedir.

BAHÇE YERİNİN SEÇİMİ
 Ceviz ağacı, köklerinin 2.5-3 metreye kadar rahatça gelişebileceği topraklarda en iyi biçimde yetişir. Bu nedenle, bahçe tesisinden önce toprağın 3 m kadar altı, bir burgu vanasıyla kontrol edilmelidir. Çünkü ceviz kazık köklü bir meyvedir. Yer seçimi bakımından ceviz tarımını sınırlayan en önemli faktörlerden birisi, taban suyudur. Taban suyu yüksek olan yerlerde ağacın gelişmesi durur, birkaç yıl içinde tamamen kurumaya başlar. Cevizler, toprak tuzluluğuna dayanım yönünden orta derecedeki meyveler grubuna girmektedir.

ANAÇ SEÇİMİ
Bugün ceviz fidanı yetiştiriciliği için izlenecek en önemli yol, anaçların tohumlarından elde edilecek çöğürlerin, standart olarak seçilen üstün verim ve niteliklere sahip çeşitler ile aşılanması olacaktır. Aşılı ceviz fidanı üretiminde standart çeşitlerin tespiti kadar, üzerine aşı yapılacak çöğürleri yetiştirmek üzere tohum alınacak anacın seçimi de çok önemlidir. Tohumluk olarak seçilen kabuklu cevizler, üzerini örten yeşil kabuğun (tetir veya yeşil kal) %80'i çatladıktan sonra hasat edilmelidir. Ceviz tohum anacında aranan başlıca özellikler şunlardır:
- Ağaç verimli olmalı, her yıl meyve vermelidir.
- Meyveler sağlam, içi dolgun, yağı oranı yüksek, sap çukuru dar olmalıdır.
- Cevizde hasattan sonra gölge, havadar ve rutubetsiz yerlerde muhafaza edilmelidir.
- Meyveleri mütecanis irilikte olmalı, küçük orta irilikte meyveleri olan çetin cevizler seçilmelidir.
- Tohumluk cevizlerin mütecanis sürgün vermesi için, tohumlar 80-90 gün +4 oC ‘de soğuk depoda tutulmalı veya ekim zamanına kadar bu şartlara uygun yerlerde saklanmalıdır.
- Tohumların çimlenme oranı en az %80 olmalıdır. Çok sayıda yan kök yapabilen kuvvetli bir kök ve dalsız hızlı bir gelişme gösteren gövde yapısına sahip olmalıdır.
- Verimsiz toprak ve elverişsiz iklim şartlarına dayanımı yüksek olmalıdır.
- Aşı yerinde kaynaşma ve uyuşma özelliği iyi olmalıdır.
-Toprakta barınan kök ve kök boğazı hastalık ve zararlılarına karşı dayanıklı olmalıdır.
Yerli cevizlerimizden BALABAN çeşidi iyi bir anaç olma özelliğine sahip bulunmaktadır. Bu tohum anacı, Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü'nce 24 tip arasından seçilmiştir.

AŞILAMA
Ceviz tohumlarından elde edilen çöğürlerin aşılanması için yama ve bilezik göz aşıları uygulanmaktadır. Bu aşılama şekli pratik olup, hem kolay uygulanmakta hem de aşılarının tutma oranı yüksek olmaktadır. Yaşlı ceviz ağaçlarına yapılacak aşılamada ise, yarma kalem aşısı ile üretilmeleri konusunda yapılan çalışmalardan olumlu sonuçlar alınmıştır.
Aşılama işleminde kullanılacak aşı gözü ve aşı kalemleri, araştırma kuruluşlarımızca önerilen standart çeşitlerimizden alınmalıdır. Ceviz yetiştiriciliği için kullanılacak çeşitler, en azından aşağıdaki özelliklere sahip olmalıdır.
- Ağaçlar erken meyveye yatmalıdır. Tohumdan yetişen ağaçlar 12-15 yaşlarında verime yattıkları halde, seçimi yapılan ve aşılı çeşitler 3-5 yaşlarında verime yatmaktadırlar.
- Periyodisite göstermeyen çeşitler olmalıdır. Yani her yıl meyve vermelidir.
- Ağaçları verimli olmalıdır.
- Soğuklara ve güneş yanıklığına karşı dayanıklı olmalıdır.
- Ağaçların gelişmesi sağlıklı olup, hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı olmalıdır.
- Meyve iriliği bakımından taze olarak tüketilecek cevizlerde ortalama çap 38 mm’ den, kurutmalık cevizlerde ise 29 mm’ den büyük olmalıdır.
- Meyve şekli düzgün-oval, mütecanis irilikte ve kabuklu dane ağırlığı 10 gramın üzerinde olmalıdır.
- Meyve içi kabuktan bütün olarak çıkmalı, iç randıman %50’nin üzerinde olmalıdır. İç rengi açık ve iç kabuk boşluğunu tamamen doldurmalı, normal şartlarda büzüşme yapmamalıdır.

DöLLENME
Ceviz yetiştiriciliği için verimli çeşitlerin seçimi yanında, bu çeşitlerin döllenme biyolojilerinin bilinmesi ve tozlama zamanı birbirine uyan çeşitlerin seçilmesi, verimliliğin arttırılması için önem taşımaktadır. Bütün ceviz çeşitleri birbiri ile döllenmekle birlikte, tozlanma ve uyuşmazlık gibi problemler, erkek ve dişi çiçeklerin farklı zamanlarda açması ve olgunlaşmasından kaynaklanmaktadır. İyi bir tozlanma ve döllenme sağlayabilmek için, en az iki çeşitle bahçeler kurulmalıdır. Erken veya geç çiçek tozu veren çeşitler bir arada dikilmemelidir. Cevizler rüzgar ile tozlanır. Genç bahçelerde, çiçek tozu kaynağının 100-150 metre uzak olması, yeterli bir tozlanma için uygundur. Ağaçlar büyüyüp sıkıştığı zaman, çiçek tozları ağaçlar arasında serbestçe dolaşamayacakları için, tozlanacak ağacın çiçek tozu kaynağına uzaklığı en fazla 60-90 metre olmalıdır.
Bugüne kadar elde edilen sonuçlar içerisinde ceviz yetiştiriciliği yapmak isteyen üreticilerimize şu çeşitleri önerebiliriz:

Yalova-1: Ağacı yayvan ve kuvvetli bir taç gelişmesine sahiptir. Salkımda meyveler 1-2'li olup, kabuk orta kalınlıkta, az pürüzlü, oval şekilli bir çeşittir (Şekil 24). Meyve ağırlığı 16 g, iç oranı % 50'dir. Yağ oranı % 70, protein oranı % 23 olup, kabuktan ayrılması kolaydır. Kıyı bölgeler hariç (deniz etkisine açık olan yöreler) ceviz yetişen bütün bölgelerde yetiştirilir. Nisan ayının başında yapraklanır. Geç donların görülmediği yerlerde yetiştirilmesi tavsiye edilir. Kuru ve taze ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir. Yalova-4, Kaplan-86, Şebin çeşitleriyle tozlanır. Eylül ayının ortalarında hasat edilir.

Yalova-1
Yalova-3: Dik, yayvan dallı olup, orta kuvvetli bir taç gelişimi gösterir. Salkımda meyveler 2-3'lü oluşur. İnce kabuklu ve ovalimsi bir meyve şekline sahiptir (Şekil 25). Meyve ağırlığı 13 g, iç randımanı % 53'dür. Yağ oranı %69, protein % 21 olup, kuru ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir. Kabuktan ayrılması çok kolaydır. Ceviz yetişen tüm bölgelerde yetiştirilir. Yalova-1, Bilecik ve Tokat-1 (60 TU-1) çeşitleriyle döllenir. Eylül ayı sonlarında hasat edilir.

Yalova-3
Yalova-4: Yayvan, dik dallı ağacı orta kuvvette gelişme gösterir. Ceviz yetişen tüm bölgelerde yetişebilir. Erken çiçeklenir. Geç donların görülmediği yerlerde yetiştirilmesi tavsiye edilir. Meyveler 2-3'lü oluşur. Meyve içi dolgun olup, kabuktan kolay ayrılır. Tane ağırlığı 13 g, iç oranı %52, yağ oranı %69, protein %17’dir. Kuru ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir. Yalova-1, Kaplan-86 çeşitleriyle döllenir. Eylül ayı sonlarında hasat edilir.
Yalova-4
Bilecik: Dik, yayvan ve kuvvetli bir taç gelişmesi gösterir. Kıyı bölgeler hariç, tüm bölgelerde yetiştirilir. özellikle, geç donların görüldüğü yörelere tavsiye edilir. Meyve salkımı 2-3'lü yapıdadır. %30 yan dallarda meyve yapar. İnce kabuklu, içi dolgun, kabuktan kolay ayrılır. Tane ağırlığı 13 g, iç oranı %53, yağ oranı % 68, protein % 18’dır. Kuru ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir. Şebin, Yalova-3, KR-2 (Y-1) çeşitleriyle tozlanır. Eylül ayı sonlarında hasat edilir.
Bilecik
Şebin: Sık dallı, yayvan bir taç gelişmesi gösterir. Kıyı bölgeleri hariç, ceviz yetişen tüm yörelerde yetişir. özellikle geç donların görüldüğü yerlere tavsiye edilir. Çok verimli meyve salkımı 2-4'lü olur. Oval bir meyve yapısına sahiptir (Şekil 26). İnce kabuklu, kabuktan kolay ayrılır. İçi dolgun, tane ağırlığı 12 g, iç oranı % 63, yağ oranı %67, protein %17 olup, çiçekleri (homogamous) kendine verimlidir. Bilecik, KR-2 (Y-1) çeşitleri ile tozlanır. Eylül ayı sonlarında hasat edilir.

Şebin
Gültekin-1: Dik, kuvvetli bir taç gelişmesi gösterir. Ceviz yetişen tüm bölgelerde yetişir. İyi kaliteli, albenisi olan bir meyvedir. Kabuktan kolay ayrılır. Geç donların görüldüğü yerlerde yetiştirilmesi tavsiye edilir. Meyve salkımı 1-2'li olur. Tane ağırlığı 17 g, iç oranı % 40, içi dolgun, açık beyaz renkli olup, taze ve kuru olarak tüketilmeye elverişlidir. Şebin, Bilecik çeşitleriyle tozlanır. Eylül ayının ortalarında hasat edilir.
Gültekin-1
KR-2: Yaygın, dik formlu bir taç gelişmesi gösterir. Ceviz yetişen tüm bölgelerde yetişir. özellikle geç donların görüldüğü yerlerde yetiştirilmesi tavsiye edilir. Meyvesi oval şekilli, kabuktan çok kolay ayrılır. Tane ağırlığı 17.4 g, iç oranı %56, içi dolgun, beyaz renklidir. Kuru ve taze ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir. Eylül ayı sonlarına doğru hasat edilir. Tozlayıcısı Şebin, Yalova-3 ve Bilecik çeşitleridir.

Kaplan-86: Dik, yayvan bir taç gelişmesi gösterir. Ceviz yetişen tüm bölgelerde yetişir. özellikle kıyı bölgelerde yetiştirilmesi tavsiye edilir. Meyve salkımı 2-3'lü olur. Meyveleri elips şeklinde olup, kabuktan kolay ayrılır. Taze ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir. Normal cevizlerden büyük meyveli olması dikkat çekicidir (Şekil 27). Tane ağırlığı 24 g, iç oranı %40, protein %16, yağ oranı %68'dir. Bir yıl çok, bir yıl az meyve verir. İçi orta dolgunlukta olup, Yalova-1, Yalova-3, Şebin çeşitleriyle döllenir. 15 Ağustos' dan itibaren hasat edilir.
Kaplan-86
Şen-1: Dik, yayvan, kuvvetli bir taç gelişmesi gösterir. Kıyı bölgeler hariç, tüm bölgelerde yetiştirilir. özellikle geç donların görüldüğü yerlerde yetiştirilmesi tavsiye edilir. 2-3'lü meyve yapar. Kaliteli, verimli, içi dolgun, kabuktan kolay ayrılır. Çiçekler (homoganaus) kendine verimlidir. Meyve şekli yuvarlak, tane ağırlığı 17 g, iç oranı %54, içi dolgun olup, kabuktan kolay ayrılır. Protein oranı %18, yağ oranı %74'dür. Kur ceviz olarak tüketilir. Şebin, Yalova-1, KR-2 ile tozlanır. Eylül ayı sonlarına doğru hasat edilir.

Şen-1
Tokat-1 (60 TU-1): Dik, yayvan bir taç gelişmesi gösterir. Ceviz yetişen tüm bölgelerde yetişir. Çok ince kabuklu, içi dolgun, beyaz renklidir. Kabuktan kolay ayrılır. Meyve şekli yuvarlak olup, tane ağırlığı 12 g, iç oranı %63, protein %23, yağ oranı %71'dir. Taze ve kuru ceviz olarak tüketilmeye elverişlidir. Yalova-1, Yalova-3, Şebin çeşitleriyle tozlanır. Eylül ayının ortalarında hasat edilir.

Maraş-18: Yüksek rakımlı (İlk Bahar geç donları ve don çukuru olmayan) yerlerde yetiştirilmesi tavsiye edilir. Meyvenin iç randımanı yüksek verimli kaliteli ve lezzetli bir çeşittir, ince kabuklu dolgun ve beyaz renklidir. Kabuktan kolay ayrılır. Ceviz iç kurduna ve ceviz antraknozuna karşı dayanıklıdır. Hem sofralık kuru tüketim için uygundur. Eylül ayı sonlarında hasat edilir.

Meyve şekli: Oval, Meyve iriliği: İri, Pürüzlülük: Düzgün, Sap çukuru: Dar, Kabuklu ağırlığı: 14-16 gr, İç ağırlığı:8-9 gr, Randıman:%54, Yağ oranı (Doymamış): %70-72, Ağaç verimi: Yüksek, İç rengi Beyaz, İç dolgunluğu: Dolgun, Kabuk kalınlığı: İnce, Kabuktan ayrılma: Kolay – Bütün (Horoz), Yetiştiği rakım: 600-1700 metre arası, İklim isteği: Karasal iklim

Global Bilgiler

0 yorum:

ALABALIKLAR HAKKINDA BİLGİ VE ALABALIK YETİŞTİRİCİLİĞİ

Alabalık (Salmo trutta)

Salmonidae familyasının en tanınmış üyesidir ve somon balığı ile yakın akrabadır.

"Alabalık" diye adlandırdığımız balıkların bazıları Salmo cinsine ait değillerdir. 

Salmonidae ailesinin arta kalanını oluşturan Oncorhynchus ve Salvelinus cinslerine ait olan balıkların bazılarına da "alabalık" denilir. 

Alabalığın bir sürü çok yaygın olan veya sadece yöresel bulunan alt türlerinede rastlanır.

· Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss, eski adı Salmo gairdneri)
·  Anadolu alabalığı (Salmo platycephalus)
·  Abant alabalığı (Salmo trutta abanticus)
· Karadeniz alabalığı (Salmo trutta labrax)
· Kafkas alabalığı (Salmo trutta caspius)
·  Büyük benekli alabalık (Salmo trutta macrostigma)
· Deniz alabalığı (Salmo trutta trutta)
· Dere alabalığı (Salmo trutta forma fario)
· Göl alabalığı (Salmo trutta lacustris)
· Aral alabalığı (Salmo trutta aralensis)
· Garda alabalığı (Salmo trutta carpio)
· Gökçe alabalığı (Salmo ischchan)
· Marmorata alabalığı (Salmo trutta marmorata)
· Ceyhun alabalığı (Salmo trutta oxianus)
· Ron alabalığı (Salmo trutta rhodanensis)
· Balkan alabalığı (Salmo trutta dentex)
· Ezenami alabalığı (Salmo trutta ezenami)
· Makedonya alabalığı (Salmo balcanicus)
· İtalyan alabalığı (Salmo trutta cettii)
· Boşnak alabalığı (Salmo trutta taleri)
· Fibreno alabalığı (Salmo trutta fibreni)

Alabalık iç su balıklarının kralı olarak tanınır. Çok lezzetli olup sevilerek yenilir. Soğuk, berrak, bol oksijenli akarsularda, göl ve kaynak sularında yaşar.

Dünyada ve ülkemizde, yetiştiriciliği en yaygın ve en çok yapılan bir balıktır. Ayrıca, iç su balıkları içinde en çok para edeni ve bilinenidir.

Bu dersimizde, alabalıklar nerelerde, hangi sularda yetiştirilir, nasıl yumurta, alınır. Bu yumurtalardan nasıl yavru balık elde edilir. Elde edilen bu yavrular nasıl ve neyle beslenir. Bunları genel olarak gözden geçireceğiz.

Bazı Alabalık Türleri:


Deniz alabalığı (Salmo trutta trutta), 
Deniz alabalığı (Salmo trutta trutta)
Salmonidae familyasından olup alabalıkların atası olarak görülür. Çoğu diğer alabalıklar gibi tatlısuda değil tuzlu suda yaşar.
Ortalama 60 cm, ama iyi şartlar altında 130 cm ve 20 kilodan fazlasına kadar varabilirler. Mekik şeklinde olan vücutlarının yanları gümüşümsü gri, sırtları gri-yeşil ve karın kısımları beyazdır.
Küçük balıklardan ve karideslerle beslenirler. Avrupa'nın denizlerinden kuzey denizine ve Biskaya'ya kadar yayılmışlardır.
Deniz alabalığı aynı somon balığı gibi göçebe bir balıktır, ve bu balık ile birçok diğer özellikleri de ortaktır.
Denizlerde büyük mesafeler kat eder ve yumurtlamak için küçük ırmakların bile dar üst kesimlerine kadar çıkar. Üreme zamanları kışın gerçekleşir. Akarsuların çakıllı kısımlarında kazdıkları kuyucuklara yumurtlarlar. Sonra bu yumurtalardan çıkan yavrular 1 ila 5 yıl bu tatlısuda yaşarlar ve sonra denize göç ederler. Göç ederken bir günde 40 kilometreye kadar geride bırakabilirler.

Kaynak Alabalığı (Salvelinus fontinalis)

Kaynak Alabalığı (Salvelinus fontinalis)
Kuzey Amerika’nın 32-55 0 N enleminde, soğuk ve hızlı akan suların kaynak kısımları Kaynak alabalığının (Salvelinus fontinalis) anavatanı kabul edilir. Kaynak alabalığının pazarlanabilir ağırlığa ulaşması yaklaşık 2 yıl bulmakta, bu nedenle gökkuşağı alabalığına göre yetiştiriciliği daha az tercih edilmektedir 



Dere alabalığı (Salmo trutta forma fario), 

Dere alabalığı (Salmo trutta forma fario)
Salmonidae familyasından Avrupa'da cok yaygın olan bir alabalık türü. Avrupa'nın bazı bölgelerinde Amerika'dan getirilmiş olan gökkuşağı alabalığı bu yerli alabalık türünün neslini tehlikeye sokmuştur. Bu alabalığın bir de sadece Türkiye'de, Sivas'ın Gürün Gökpınar kaynağında görülen bir alt türü mevcuttur: Salmo trutta fario. Aynı zamanda bu hayvandan Avrupa'da da yaşadığı için İstanbul'un bazı derelerinde vardır.

Rengi yaşadığı ortama göre değişken olup, genellikle sırt yeşilimsiden kahverengine kadar değişen renkte, yanlar daha açık, karın parlak renktedir. Baş ve yanlarda sarıdan altın rengine kadar değişen bir renk tonu vardır. 40-50 cm boya ve 0,5-1,0 kg ağırlığına kadar çıkabilirler.

Yaşadıkları alanın büyüklüğüne bağlantılı olarak böcek ve böcek larvalarından, sinek ve sinek larvalarından, küçük balıklardan ve yengeçlerden beslenirler, iribaş (kurbağa yavrusu) ve küçük dişi kurbağaları da yerler, ama dere alabalıkları arasında yamyamlık da yaygındır.

Akarsularda dere alabalığı, uygun vücut şekli ile çok hızlı hareket edebilir. Avlanırken su bitkilerinin arkasına saklanır ve sonra ani bir atılış ile saldırır. Tipik soğuksu balığı olan dere alabalığı berrak, bol oksijenli soğuk sularda özellikle akarsularda bulunur.

Üremeleri Ekim-Aralık ayları arasında, akarsuyun kaynak kısımlarına yakın çakıllık, kumlık yerlerde olmaktadır. Bulunduğu akarsuda kaynağa doğru kısa bir yumurtlama göçü yapar. Larvalar su sıcaklığına bağlı olarak 200-250 gün-derece arasında çıkarlar.

Dere alabalığının bazen diğer bir Salmonid olan Salvelinus fontinalis ile karışımı üzere garip çizgili melezler meydana gelir. Bunlara Kaplan alabalığı denir.


Göl alabalığı (Salmo trutta lacustris), 

Göl alabalığı (Salmo trutta lacustris)
Salmonidae familyasından deniz ve dere alabalığının bir gölün tatlısu kesmine adapte olmuş göç etmeyen formudur.
Deniz ve dere alabalıklarının bütün özelliklerini gösterir. Yalnızca rengi ve daha tombul vücut yapısı ile onlardan ayrılır. Asıl rengi gümüşî, gümüşî gri veya kahverengimsi; sırt yan ve karın kısmına kıyasla daha renkli, hafif kahvemsi veya yeşilimsidir. Vücudun yan ve sırtı büyük siyah beneklerle kaplı, bunların arasında portakal veya gül renginde lekeler bulunur.
Bu balıklar, soğuk ve derin dağ göllerinde, orman içi göllerde yaşarlar. Karnivor olup, diğer balıklar ve su canlıları ile beslenirler. İyi beslenme koşullarda 20–25 kg ağırlığa ulaşabilir. Gerçekten lezzetli ve amatör balıkçılıkaçısından değer taşıyan bir alabalıktır.
Türkiye'de bazı orman içi göllerde, Doğu Anadolu Bölgesinde ki su özellikleri uygun göllerde mevcuttur.

Gökkuşağı alabalığı veya Çelikbaş (Oncorhynchus mykiss), 

Gökkuşağı alabalığı(Oncorhynchus mykiss)
1882 yılında Kuzey Amerika'dan Avrupa'ya getirilmiş olan bir alabalık türü. Balık üretimi için Avrupalı alabalık türlerinden çok daha uygundur (25 derece su sıcaklığı bile sorunu olmaz) ve lezzetli ve az kılçıklı etinden dolayı yemek balığı olarak çok sevilir.

Gökkuşağı alabalığı 80 cm uzunluğa ve 10 kilo ağırlığa varabilir. Karanlık bir manzaranın önünde durursa yan tarafındaki kızıl çizgisi ile göze çarpar, ama aydınlık bir manzaranın önünde neredeyse hiç görülmez. Dere alabalığına çok benzer ama kızıl noktaları onunkinden daha belirgindir, kafası daha kısadır ve çenesinin alt kısmı daha öne çıkıktır.

Çelikbaşlar yavruyken sürü olarak yaşarlar. Ancak 3 kilo ağırlığa vardıklarından sonra tek başlarına, kendilerine ait olarak benimsedikleri bir alan içersinde avlanmaya başlarlar. Ömürlerinin uzunluğu yaşadıkları suyun kalitesine bağlı olarak ortalama 7 senedir, ama Kaliforniya'da 11 yaşına varmış olanları ispatlanmıştır.

Çelikbaş 2 yaşından itibaren çiftleşebilir. Üreme zamanları Avrupa'da Aralık ayından Mayıs ayına kadar, Amerika'da ise Mart-Nisana arasıdır. Yumurtalarını çakıl taşları ve kum ile örterler. Yavruların yumurtadan çıkmaları suyun sıcaklığına bağlı olarak 32 ila 64 gün sürer. Yavruların çoğu daha büyük balıklar tarafından yenilir ve sadece ufak bir azınlığı hayatta kalmayı başarır.

Çelikbaşlar doğal ortamlarında böceklerden, küçük balıklardan, kurbağalardan, solucanlardan, kurbağa yavrularından ve hatta kendi türünün yavrularından beslenir. Böcekleri hem suyun altında hem suyun üstünde avlarlar. Suyun üstünde uçan bir sineği sudan atlayarak havada kapabilirler.

Çelikbaşın gerçek memleketi ABD'nin kuzey batısı ve Kanada'nın güney batısıdır. 1882 yılında Amerika'dan Avrupa'ya getirilmiş ve 19. yüzyılın sonundan beri hiç durmaksızın sürekli yeni ülkelere ihraç edilmiştir. Irmaklarda ve göllerde de yaşarlar, ama aslında en çok berrak ve hızlı akan dereleri tercih ederler. Diğer alabalık türlerinden daha hızlı büyüdüğü ve daha çok gıdaya ihtiyacı olduğu için doğaya bırakılan çelikbaşlar diğer yerli alabalık türlerinin soylarının tükenmesine sebep olabilir ancak dere alabalığı çelikbaşın lezzetine "hayır" diyemez.

HANGİ ALABALIK TÜRÜNÜ YETİŞTİRİLMESİ UYGUNDUR?
Alabalıkların yetiştiriciliği yapılan kaynak alabalığı, alp alası, dere alabalığı, göl alabalığı, deniz alabalığı, gökkuşağı alabalığı gibi türleri vardır. Bu türler içerisinde en çok yetiştiriciliği yapılan gökkuşağı alabalığıdır. Gökkuşağı alabalığı, yüksek sıcaklıklara, kötü çevre şartlarına daha dayanıklıdır. Hepsinden önemlisi yem değerlendirme kabiliyeti yüksek, çabuk büyüyen ve hızlı gelişen bir türdür. 1-1.5 yılda sofralık balık büyüklüğü olan 250-300 grama ulaşır.

 ALABALIK HAVUZLARI NEREYE YAPALIMALIDIR?
Alabalık tesislerinin kurulabilmesi için suyun uygun sıcaklıkta, temiz, berrak, yeterli ve devamlı olması gerekir. Suyun fiziksel ve kimyasal özellikleri de uygun olmalıdır. Su kaynağı işletme kurulacak yerden en az üç metre yukarıda olmalı, arazinin meyli ise % 1 civarında bulunmalıdır. Meyil % 01'in altına düştüğünde, havuzlardan su boşaltılması problem olur. En iyisi bu gibi yerlerde tesis kurulmamalıdır.
Tesis kurulacak arazinin sel ve taşkınlara maruz kalmayacak bir yerde olması gerekir. Diğer taraftan, tesis pazara yakın olmalı ve ulaşım problemi olmamalıdır.
Alabalık yetiştiriciliğinde en önemli unsurların başında su gelir.
Su, her şeyden önce, balığın hayatını geçirdiği yerdir. Biz nasıl havanın oksijenini kullanırsak o da suyun oksijenini kullanır. Bundan dolayı suyun miktarı ve kalitesi çok önemlidir. Su, balığın isteklerine ne ölçüde cevap verirse üretimde başarı da o nispette yüksek olur. Genellikle alabalık yetiştiriciliğinde:
1-1.5 kg alabalık üretmek için dakikada bir litre su hesaplanır. 1 m3 havuz sahasında, 15 kg alabalık üretmek için 10 It/dk suya ihtiyaç vardır. Buna göre, bir hektarlık entansif alabalık yetiştiriciliğinde, 150 ton alabalık üretmek için 1666 It/sn suya ihtiyaç vardır.
Alabalık yetiştirilecek suların sıcaklığı ise 20 Co ‘nin altında olmalıdır.
Buna göre;
- Kuluçka ve yavru dönemlerinde 7-13°C
- Büyütme döneminde 12-18°C lik
Su sıcaklıkları, alabalıklar için ideal olmaktadır. Su sıcaklığı 25°C ye kadar çıkan sularda da alabalık yetiştirilebilir. Ancak 20°C nin üzerindeki sularda alabalıklar solunum güçlükleri çeker. Çünkü suyun sıcaklığının yükselmesiyle ihtiva ettiği oksijen miktarı azalır.
Alabalık yetiştirilen suların oksijen miktarının 9 mg/It ve daha yukarı olması istenir.. Bu değer asgari şartlarda en az 6-7 mg/It olmalıdır.
Alabalık yetiştiriciliği yapılacak suların nötr veya çok hafif alkali olması gerekmektedir. Yani bu, suyun PH' si nin 7.0-8.5 arasında olması demektir.

ALABALIK ÜRETİM TESİSİNİN BöLÜMLERİ NELERDİR?
Bir alabalık üretim tesisi başlıca üç kısımdan oluşur. Kuluçka binası, havuzlar ve işletme binası. Şimdi bunları kısaca görelim:

1. KULUÇKA BİNASI
Kuluçka binası alabalık üretim tesisinin beynidir. Kuluçka binasında sağım yeri, yumurta çıkış ve büyütme yalakları bulunur. burada alabalıklar sağılır ve döllenir. Döllenmiş yumurtalardan elde edilen larvalar ve daha sonra yavrular 3-4 ay burada büyütülürler.
Kuluçkahane ziyaretçi kabul edilmez. Hastalık bulaşır diye korkulur. Ancak ziyaretçi kabul edilmesi gerekiyorsa, önce girişte ayakkabıları çıkarılıp çizmelerin giyilerek dezenfekte kabına basılması suretiyle içeriye alınması gerekir.
Kuluçkahane, rahat çalışmaya uygun olmalıdır. Pencerelerden güneş ışınları, direkt yumurtaların üzerine kesinlikle gelmemelidir. Aksi halde, 1-2 dakika güneş ışınlarına maruz kalan yumurtalar hemen ölür.
Kuluçkahanedeki çıkış yalakları, genellikle 3-4 m uzunlukta, 35-40 cm. genişlikte ve 20-80 cm derinliktedirler. Bu yalaklara yerleştirilen 30x40x10 cm veya 30x55x10 cm’lik tablalara yumurtalar konur. Tablaların yan tarafları kapalı, alt tarafları göz açıklığı 1.5-2 mm olan tel kafesle kaplıdır. Tablalar arasındaki kapaklar, su alttan gelip üstten çıkacak şekilde ayarlanır.
Kuluçkada yumurta koymak için hesaplama yapılırken % 10 kayıp düşünülür. Kuluçka tablalarına, tablaların her bir cm2 sine 4-6. Bir m2’ sine 40-60 bir yumurta gelecek şekilde yumurtalar yerleştirilir. Yeterli taze ve iyi havlandırılmış yalakların 1 m2 sine birinci ay 10.000, ikinci ay 3.000, üçüncü ve dördüncü aylar için 1500 yavru hesap edilir.

2. ALABALIK HAVUZLARI

Su giriş ve çıkış müstakil havuzlar.
Havuzlar, balıkların evidir. Bu ev onların en rahat edeceği şekilde yapılmalıdır. Alabalık havuzları toprak veya beton olabilmektedir: Eğer havuz yaptığımız arazinin toprağı su tutma özelliğine sahipse, havuz!ar toprak olabilir. Beton havuzlar, çok pahalı olup, en son başvurulacak bir yapı şeklidir.

Havuzlar çok değişik boyut ve şekillerde inşa edilmektedir. Genellikle küçük, dar ve uzun kanal şeklindeki havuzlar tercih edilmektedir. Son yıllarda yuvarlak havuzlarda yaygın olarak kullanılmaktadır.

Havuzların yapımında genel prensip, temizlik, yemleme, boşaltma, hasat ve su dağıtımının gayeye uygun olmasıdır. Havuzun iki tarafına vasıta yaklaşabilmelidir.

Havuzların taban meyli % 1 civarında olmalı, yan kenar meyîlleri 1:1.5 olarak yapılmalıdır.

Havuzların su giriş ve çıkışı ayrı ayrı olma!ı, su havuza en az 30 cm. yüksekten akmalı, su çıkış sistemi taban suyunu tazeleyecek şekilde yapılmalıdır.

Havuzların günde 4-5 defa havuzun suyu tamamen değişecek şekilde su verilmeli, su havuzun her tarafına eşit şekilde dağılmalıdır.

İŞLETME BİNASI
İşletme binası, bakıcıların kaldığı yeri, yem hazırlama ve depolama yerleri ile alet ve ekipmanların konulduğu yerleri ihtiva eder. İşletmenin büyüklüğüne göre de binanın büyüklüğü değişir.

DAMIZLIK ALABALIKLARIN SEÇİMİ
Mümkün olduğu kadar hızlı büyüyen, yemi iyi değerlendiren, hastalıklara dayanıklı, vücutları muntazam, belli zamanlarda yumurta veren geç cinsi olgunluğa erişen alabalıklar damızlıkta kullanılmalıdır.
Alabalıkların erkekleri 2 yaşından 5-6 yaşına kadar, dişileri 3 yaşından 6-7 yaşına kadar damızlıkta kullanılabilirler.
Damızlık alabalıklar, 1 m2 ye 1 -2 adet olmak üzere havuzlara yerleştirilirler.

SAĞIM ZAMANININ BELİRLENMESİ
Alabalıklar genellikle sonbahar ve kışın yumurta verirler ilkbaharda da yumurta verenleri vardır.
Yumurtlamadan 5-6 hafta önce damızlık balıklarda yemleme azaltılır. Erkek ve dişiler birbirinden ayrılırlar.
Cinsi olgunluğu (sağıma) gelmiş dişi balıkta, karın şişkindir. Cinsiyet deliğinin etrafı, kırmızı bir halka ile çevrelenmiş. Erkeklerde vücut daha yassıdır. Alt çene öne doğru uzamış ve bir kanca şeklinde kıvrılmıştır.
Sağım zamanı tam olarak tespit edilmelidir. Bunun için ayrılan alabalıklar her hafta kontrol edilerek tam olgun olanlar sağıma alınmalıdırlar.

SAĞIM
Balıkçılıkta sağım denilince, inek ve koyun gibi çiftlik hayvanlarındaki gibi süt sağımı anlaşılmaz. Balıkçılıkta sağım denince yumurta ve spermlerin dişi ve erkek balıklardan alınması işlemi anlaşılır.
Sağımda, önce dişi balıklar sağılır. Sağım, balığın vücudu kuru bir bezle silindikten sonra, yumurtalar kuru bir kap içine 15-20 cm. yükseklikten balığın karnı hafif hafif sıvazlanarak yapılır. Sağımda kullanılan kap emaye, plastik ve pas tutmayan metal bir kap olabilir. Alınan bu yumurtalar üzerine, aynı şekilde vücudu silinmiş erkek balığın spermaları sağılır. Döllenmenin garanti altına alınabilmesi için birkaç dişi balığın yumurtaları bir kaba sağıldıktan sonra, bunların üzerine birkaç erkeğin sperması sağılır ve iyice karıştırılır. Karıştırma elle veya bir tavuk kanadı tüyü ile yapılmalıdır. Bunun üzerine bir miktar su ilave edilerek, yumurta kabı 30-45 dakika bekletilir. Daha sonra yumurtalar temiz su ile birkaç defa yıkanır ve yavru çıkış tablalarına daha önce belirtilen miktarda tek sıra olarak yerleştirilir. Yumurta yıkamada kullanılan su, yumurtanın sıcaklığında olmalıdır. Bu işlemler yapılırken yumurtalar güneş ışığına maruz bırakılmamalı, balığın kalbine şiddetle bastırılmamalı, sağıma cinsiyet deliğine yakın olarak başlanmalı ve tedricen sıvazlama işlemi başa doğru yapılmalıdır.
Alabalıklarda dişiler yılda bir defa sağıldıkları halde, erkekler yumurtlama mevsimde her 15 günde bir sağılabilirler. Yaklaşık 1 kg ağırlığındaki dişi balık ortalama 1500-2000 adet yumurta verebilir.
Yumurtalardan 10°C lik su sıcaklığında yaklaşık 1 ay içerisinde yavrular çıkar.



Tek kişi ile sağım.

İki kişi ile sağım

ÖLEN YUMURTALARIN TEMİZLENMESİ
Döllenmeye ve ölen yumurtalar beyaz renk alırlar. Bu yumurtalar penslerle alınarak 2-3 günde bir temizlenmelidir.

YUMURTALARIN İLAÇLANMASI
ölüm durumuna göre, her 2-5 günlük devrede yumurtalar dış parazitlere karşı korumak amacı ile malahit yeşili ile banyo edilirler. Banyo yumurtaların, bir litre suya bir gram malahit yeşili eritilerek hazırlanan suda bir dakika tutulması suretiyle yapılır.

YAVRULARIN YALAKLARA YERLEŞTİRİLMESİ
Yumurtadan çıkan yavrular büyük bir besin kesesi (yumurta kesesi) taşırlar. Bu kese larvanın 15 gün kadar besin ihtiyacını karşılar.Yumurtaların bu dönemde henüz yüzme ve yem alma yetenekleri yoktur. Serbestçe yüzene kadar besin kesesinin 2/3 ünü harcarlar. işte bu devrede yumurtaların tablaları alınarak yalaklarda yavruların serbestçe yüzmeleri sağlanır.

YAVRULARIN BAKIM VE BESLENMESİ
Besin kesesinin 2/3 ünü harcayan yavrular 1 cm3’e üç yavru olacak şekilde yalaklara yerleştirilirler. Bir iki hafta sonra, 1 cm2’ye bir yavru gelecek şekilde seyreltilirler. 3-4 hafta sonra ayıklanarak daha büyük yalaklara aktarılırlar. Yalaklara su, saatte 4-5 defa yalakların suyu değişecek şekilde verilmelidir.
Bu devredeki yavrulara ya yaş yem veya kuru toz yem verilebilir. Yaş yem olarak karaciğer ve dalak ezmesi, günde 8-10 defa verilmek suretiyle başlanır. Yavrular büyüdükçe tedricen öğün miktarı azaltılır. Azaltma işlemi yapılırken iyi kaliteli kuru toz yavru yemi, yavrulara verilmeye başlanır. Yavru toz yemi, toz şeker kalınlığında öğütülüp yalaklar üzerine serpilerek verilir.
Yenmeyen yem artıkları ve pislikler, yalak tabanında günlük olarak sifonla temizlenmelidir. Aksi halde balığın oksijenine ortak olurlar ve bu suretle hastalık yapan mikroorganizmaların çoğalmasına imkan verilmiş olunur.

YAVRU BALIKLARI NE ZAMAN AÇIKTAKİ HAVUZLARA ALABİLİRİZ
Yavrular 1-1.5 aylık oluncaya kadar, kuluçka binasındaki yalaklarda beslenirler. Daha sonra kuluçka binasının dışındaki 25-30 cm. derinliğindeki yavru büyütme havuzlarına alınır!ar. 20-40 g oluncaya kadar burada büyütülürler.
Artık bu devreden sonra yavruların güneş ışınlarından korunmasına gerek yoktur. Zira aydınlıkta yavrular, yemi daha rahat görerek almakta ve daha çabuk büyütmektedirler. Ancak, güneş ışınları çok fazla olduğundan, rahatsız olmamaları için yavruların korunması faydalıdır. Bunun için havuzların üzeri tahta veya başka bir gölgelikle kapatılır.
Bu dönemde yavruların gelişmesi çok hızlı olmakta, büyümelerinde de farklılıklar görülmektedir. Bunun için yavrular büyüdükçe ve farklılaştıkça seyretme yapılmalıdır.

HAVUZLARDAKİ YAVRU BALIKLARIN BESLENMESİ
Yavru alabalıklar çok sık yem yerler. Yavru döneminde günde 5-6 öğünle başlayan yemleme, yavrular beslenme havuzlarına alınıncaya kadar günde 2-3 öğüne indirilir. Yavrulara önce kuru toz yem, daha sonra öğütülmüş veya granül yemler verilir. Yavru balıklar 10-12 cm’ye erişince de pelet yeme başlanır. Balıklar büyüdükçe de pelet yemin çapı (kalınlığı) artırılır.
30-40 gram ağırlığına ulaşan balıklar, beslenme (büyütme) havuzlarına alınırlar. Bu işleme sofralık veya yemeklik alabalık üretimi denir. Bu büyütme büyük beslenme havuzlarında, kanallarda, kafeslerde veya silolarda yapılabilir.

SOFRALIK ALABALIKLARIN BESLENMESİ
Alabalıklar, % 40-45 proteinli pelet yemlerle beslenir. Bu yemin proteininin en az % 30'u hayvansal kaynaklı olmalıdır. Alabalıkları beslemede, pelet yemin yanında, deniz balıkları ucuz oldukları dönemlerde kullanılabilir. Bunun için, yem yapılacak balık, kıyma makinesinden geçirilir ve lapa haline getirilerek havuza verilir. 5 kg deniz balığından 1 kg alabalık elde edilir. Balığı balığa yedirilip, yedirilmeyeceğine buna göre karar verilmelidir. Pelet yemleme ile 1.3 kg yemle 1 kg alabalık elde edilir.
Alabalıklar, günde 2-3 öğün yemlenmelidir. Yemlenme, geniş bir yay çizecek şekilde havuzlara yemin atılması suretiyle yapılmalıdır
Balığın yediği yem balığın büyüklüğüne, sağlık durumuna, su sıcaklığına bağlı olarak değişir. Balığın verilen yemden en iyi şekilde istifade etmesini sağlamak için, balık, tam doyuma ulaşmadan yemleme kesilmelidir. Bu şekilde, bir sonraki yemlemede, balığın yemi iştahla ve havuz tabanına düşmeden alması sağlanmış olur. Böylece karımız daha iyi olur. Çünkü alabalık yetiştiriciliğinde tüm masrafların % 60-65'ini yem teşkil eder. Bu masrafı azaltmanın tek yolu ihtiyacı kadar yemlemektir.
Alabalıklar iyi bir bakım ve yemleme ile 12-15 ayda 250-300 grama ulaşırlar. Bu büyüklük balığın tam pazarlanabileceği büyüklüktür.
Alabalıklarda pazarlanmadan birkaç gün önce yemleme kesilir. Balıklar temiz, berrak ve hızlı akışlı kanal veya havuzlarda etlerin daha lezzetli olması sağlanır.

Alabalık Yetiştiriciliği İle İlgili Bazı özet Bilgiler

Devre
Birim Saha
Adet
Isı O C
Günlük ölü Sayısı
Su İhtiyacı
Yumurta
1 cm 2
4 -10
7-9
-
0.3 lt / sn / yalak
Keseli yavru
1 cm 2
3 -4
7-9
-
0.5 lt / sn / yalak
Serbest yüzme
1 cm 2
1-2
9-11
8-10
20 devir / gün
4 cm (0.5 gr)
1 m 3
40 -45.000
10-12
8-10
0.5 lt /sn / m 3
8 cm (5 gr )
1 m 3
3 - 4000
10-12
5-6
0.5 lt /sn / m 3
12 cm (15 gr )
1 m 3
1 - 1.500
14-17
2-3
5.1lt/ sn. 100 m2
15 cm (35 gr )
1 m 3
150 - 200
14-17
2-3
4-6 devir/ gün
20 cm (100 gr )
1 m 3
60 - 75
14-17
2-3
4-6 devir/ gün

Global Bilgiler  /  at  21:24  /  No comments

Alabalık (Salmo trutta)

Salmonidae familyasının en tanınmış üyesidir ve somon balığı ile yakın akrabadır.

"Alabalık" diye adlandırdığımız balıkların bazıları Salmo cinsine ait değillerdir. 

Salmonidae ailesinin arta kalanını oluşturan Oncorhynchus ve Salvelinus cinslerine ait olan balıkların bazılarına da "alabalık" denilir. 

Alabalığın bir sürü çok yaygın olan veya sadece yöresel bulunan alt türlerinede rastlanır.

· Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss, eski adı Salmo gairdneri)
·  Anadolu alabalığı (Salmo platycephalus)
·  Abant alabalığı (Salmo trutta abanticus)
· Karadeniz alabalığı (Salmo trutta labrax)
· Kafkas alabalığı (Salmo trutta caspius)
·  Büyük benekli alabalık (Salmo trutta macrostigma)
· Deniz alabalığı (Salmo trutta trutta)
· Dere alabalığı (Salmo trutta forma fario)
· Göl alabalığı (Salmo trutta lacustris)
· Aral alabalığı (Salmo trutta aralensis)
· Garda alabalığı (Salmo trutta carpio)
· Gökçe alabalığı (Salmo ischchan)
· Marmorata alabalığı (Salmo trutta marmorata)
· Ceyhun alabalığı (Salmo trutta oxianus)
· Ron alabalığı (Salmo trutta rhodanensis)
· Balkan alabalığı (Salmo trutta dentex)
· Ezenami alabalığı (Salmo trutta ezenami)
· Makedonya alabalığı (Salmo balcanicus)
· İtalyan alabalığı (Salmo trutta cettii)
· Boşnak alabalığı (Salmo trutta taleri)
· Fibreno alabalığı (Salmo trutta fibreni)

Alabalık iç su balıklarının kralı olarak tanınır. Çok lezzetli olup sevilerek yenilir. Soğuk, berrak, bol oksijenli akarsularda, göl ve kaynak sularında yaşar.

Dünyada ve ülkemizde, yetiştiriciliği en yaygın ve en çok yapılan bir balıktır. Ayrıca, iç su balıkları içinde en çok para edeni ve bilinenidir.

Bu dersimizde, alabalıklar nerelerde, hangi sularda yetiştirilir, nasıl yumurta, alınır. Bu yumurtalardan nasıl yavru balık elde edilir. Elde edilen bu yavrular nasıl ve neyle beslenir. Bunları genel olarak gözden geçireceğiz.

Bazı Alabalık Türleri:


Deniz alabalığı (Salmo trutta trutta), 
Deniz alabalığı (Salmo trutta trutta)
Salmonidae familyasından olup alabalıkların atası olarak görülür. Çoğu diğer alabalıklar gibi tatlısuda değil tuzlu suda yaşar.
Ortalama 60 cm, ama iyi şartlar altında 130 cm ve 20 kilodan fazlasına kadar varabilirler. Mekik şeklinde olan vücutlarının yanları gümüşümsü gri, sırtları gri-yeşil ve karın kısımları beyazdır.
Küçük balıklardan ve karideslerle beslenirler. Avrupa'nın denizlerinden kuzey denizine ve Biskaya'ya kadar yayılmışlardır.
Deniz alabalığı aynı somon balığı gibi göçebe bir balıktır, ve bu balık ile birçok diğer özellikleri de ortaktır.
Denizlerde büyük mesafeler kat eder ve yumurtlamak için küçük ırmakların bile dar üst kesimlerine kadar çıkar. Üreme zamanları kışın gerçekleşir. Akarsuların çakıllı kısımlarında kazdıkları kuyucuklara yumurtlarlar. Sonra bu yumurtalardan çıkan yavrular 1 ila 5 yıl bu tatlısuda yaşarlar ve sonra denize göç ederler. Göç ederken bir günde 40 kilometreye kadar geride bırakabilirler.

Kaynak Alabalığı (Salvelinus fontinalis)

Kaynak Alabalığı (Salvelinus fontinalis)
Kuzey Amerika’nın 32-55 0 N enleminde, soğuk ve hızlı akan suların kaynak kısımları Kaynak alabalığının (Salvelinus fontinalis) anavatanı kabul edilir. Kaynak alabalığının pazarlanabilir ağırlığa ulaşması yaklaşık 2 yıl bulmakta, bu nedenle gökkuşağı alabalığına göre yetiştiriciliği daha az tercih edilmektedir 



Dere alabalığı (Salmo trutta forma fario), 

Dere alabalığı (Salmo trutta forma fario)
Salmonidae familyasından Avrupa'da cok yaygın olan bir alabalık türü. Avrupa'nın bazı bölgelerinde Amerika'dan getirilmiş olan gökkuşağı alabalığı bu yerli alabalık türünün neslini tehlikeye sokmuştur. Bu alabalığın bir de sadece Türkiye'de, Sivas'ın Gürün Gökpınar kaynağında görülen bir alt türü mevcuttur: Salmo trutta fario. Aynı zamanda bu hayvandan Avrupa'da da yaşadığı için İstanbul'un bazı derelerinde vardır.

Rengi yaşadığı ortama göre değişken olup, genellikle sırt yeşilimsiden kahverengine kadar değişen renkte, yanlar daha açık, karın parlak renktedir. Baş ve yanlarda sarıdan altın rengine kadar değişen bir renk tonu vardır. 40-50 cm boya ve 0,5-1,0 kg ağırlığına kadar çıkabilirler.

Yaşadıkları alanın büyüklüğüne bağlantılı olarak böcek ve böcek larvalarından, sinek ve sinek larvalarından, küçük balıklardan ve yengeçlerden beslenirler, iribaş (kurbağa yavrusu) ve küçük dişi kurbağaları da yerler, ama dere alabalıkları arasında yamyamlık da yaygındır.

Akarsularda dere alabalığı, uygun vücut şekli ile çok hızlı hareket edebilir. Avlanırken su bitkilerinin arkasına saklanır ve sonra ani bir atılış ile saldırır. Tipik soğuksu balığı olan dere alabalığı berrak, bol oksijenli soğuk sularda özellikle akarsularda bulunur.

Üremeleri Ekim-Aralık ayları arasında, akarsuyun kaynak kısımlarına yakın çakıllık, kumlık yerlerde olmaktadır. Bulunduğu akarsuda kaynağa doğru kısa bir yumurtlama göçü yapar. Larvalar su sıcaklığına bağlı olarak 200-250 gün-derece arasında çıkarlar.

Dere alabalığının bazen diğer bir Salmonid olan Salvelinus fontinalis ile karışımı üzere garip çizgili melezler meydana gelir. Bunlara Kaplan alabalığı denir.


Göl alabalığı (Salmo trutta lacustris), 

Göl alabalığı (Salmo trutta lacustris)
Salmonidae familyasından deniz ve dere alabalığının bir gölün tatlısu kesmine adapte olmuş göç etmeyen formudur.
Deniz ve dere alabalıklarının bütün özelliklerini gösterir. Yalnızca rengi ve daha tombul vücut yapısı ile onlardan ayrılır. Asıl rengi gümüşî, gümüşî gri veya kahverengimsi; sırt yan ve karın kısmına kıyasla daha renkli, hafif kahvemsi veya yeşilimsidir. Vücudun yan ve sırtı büyük siyah beneklerle kaplı, bunların arasında portakal veya gül renginde lekeler bulunur.
Bu balıklar, soğuk ve derin dağ göllerinde, orman içi göllerde yaşarlar. Karnivor olup, diğer balıklar ve su canlıları ile beslenirler. İyi beslenme koşullarda 20–25 kg ağırlığa ulaşabilir. Gerçekten lezzetli ve amatör balıkçılıkaçısından değer taşıyan bir alabalıktır.
Türkiye'de bazı orman içi göllerde, Doğu Anadolu Bölgesinde ki su özellikleri uygun göllerde mevcuttur.

Gökkuşağı alabalığı veya Çelikbaş (Oncorhynchus mykiss), 

Gökkuşağı alabalığı(Oncorhynchus mykiss)
1882 yılında Kuzey Amerika'dan Avrupa'ya getirilmiş olan bir alabalık türü. Balık üretimi için Avrupalı alabalık türlerinden çok daha uygundur (25 derece su sıcaklığı bile sorunu olmaz) ve lezzetli ve az kılçıklı etinden dolayı yemek balığı olarak çok sevilir.

Gökkuşağı alabalığı 80 cm uzunluğa ve 10 kilo ağırlığa varabilir. Karanlık bir manzaranın önünde durursa yan tarafındaki kızıl çizgisi ile göze çarpar, ama aydınlık bir manzaranın önünde neredeyse hiç görülmez. Dere alabalığına çok benzer ama kızıl noktaları onunkinden daha belirgindir, kafası daha kısadır ve çenesinin alt kısmı daha öne çıkıktır.

Çelikbaşlar yavruyken sürü olarak yaşarlar. Ancak 3 kilo ağırlığa vardıklarından sonra tek başlarına, kendilerine ait olarak benimsedikleri bir alan içersinde avlanmaya başlarlar. Ömürlerinin uzunluğu yaşadıkları suyun kalitesine bağlı olarak ortalama 7 senedir, ama Kaliforniya'da 11 yaşına varmış olanları ispatlanmıştır.

Çelikbaş 2 yaşından itibaren çiftleşebilir. Üreme zamanları Avrupa'da Aralık ayından Mayıs ayına kadar, Amerika'da ise Mart-Nisana arasıdır. Yumurtalarını çakıl taşları ve kum ile örterler. Yavruların yumurtadan çıkmaları suyun sıcaklığına bağlı olarak 32 ila 64 gün sürer. Yavruların çoğu daha büyük balıklar tarafından yenilir ve sadece ufak bir azınlığı hayatta kalmayı başarır.

Çelikbaşlar doğal ortamlarında böceklerden, küçük balıklardan, kurbağalardan, solucanlardan, kurbağa yavrularından ve hatta kendi türünün yavrularından beslenir. Böcekleri hem suyun altında hem suyun üstünde avlarlar. Suyun üstünde uçan bir sineği sudan atlayarak havada kapabilirler.

Çelikbaşın gerçek memleketi ABD'nin kuzey batısı ve Kanada'nın güney batısıdır. 1882 yılında Amerika'dan Avrupa'ya getirilmiş ve 19. yüzyılın sonundan beri hiç durmaksızın sürekli yeni ülkelere ihraç edilmiştir. Irmaklarda ve göllerde de yaşarlar, ama aslında en çok berrak ve hızlı akan dereleri tercih ederler. Diğer alabalık türlerinden daha hızlı büyüdüğü ve daha çok gıdaya ihtiyacı olduğu için doğaya bırakılan çelikbaşlar diğer yerli alabalık türlerinin soylarının tükenmesine sebep olabilir ancak dere alabalığı çelikbaşın lezzetine "hayır" diyemez.

HANGİ ALABALIK TÜRÜNÜ YETİŞTİRİLMESİ UYGUNDUR?
Alabalıkların yetiştiriciliği yapılan kaynak alabalığı, alp alası, dere alabalığı, göl alabalığı, deniz alabalığı, gökkuşağı alabalığı gibi türleri vardır. Bu türler içerisinde en çok yetiştiriciliği yapılan gökkuşağı alabalığıdır. Gökkuşağı alabalığı, yüksek sıcaklıklara, kötü çevre şartlarına daha dayanıklıdır. Hepsinden önemlisi yem değerlendirme kabiliyeti yüksek, çabuk büyüyen ve hızlı gelişen bir türdür. 1-1.5 yılda sofralık balık büyüklüğü olan 250-300 grama ulaşır.

 ALABALIK HAVUZLARI NEREYE YAPALIMALIDIR?
Alabalık tesislerinin kurulabilmesi için suyun uygun sıcaklıkta, temiz, berrak, yeterli ve devamlı olması gerekir. Suyun fiziksel ve kimyasal özellikleri de uygun olmalıdır. Su kaynağı işletme kurulacak yerden en az üç metre yukarıda olmalı, arazinin meyli ise % 1 civarında bulunmalıdır. Meyil % 01'in altına düştüğünde, havuzlardan su boşaltılması problem olur. En iyisi bu gibi yerlerde tesis kurulmamalıdır.
Tesis kurulacak arazinin sel ve taşkınlara maruz kalmayacak bir yerde olması gerekir. Diğer taraftan, tesis pazara yakın olmalı ve ulaşım problemi olmamalıdır.
Alabalık yetiştiriciliğinde en önemli unsurların başında su gelir.
Su, her şeyden önce, balığın hayatını geçirdiği yerdir. Biz nasıl havanın oksijenini kullanırsak o da suyun oksijenini kullanır. Bundan dolayı suyun miktarı ve kalitesi çok önemlidir. Su, balığın isteklerine ne ölçüde cevap verirse üretimde başarı da o nispette yüksek olur. Genellikle alabalık yetiştiriciliğinde:
1-1.5 kg alabalık üretmek için dakikada bir litre su hesaplanır. 1 m3 havuz sahasında, 15 kg alabalık üretmek için 10 It/dk suya ihtiyaç vardır. Buna göre, bir hektarlık entansif alabalık yetiştiriciliğinde, 150 ton alabalık üretmek için 1666 It/sn suya ihtiyaç vardır.
Alabalık yetiştirilecek suların sıcaklığı ise 20 Co ‘nin altında olmalıdır.
Buna göre;
- Kuluçka ve yavru dönemlerinde 7-13°C
- Büyütme döneminde 12-18°C lik
Su sıcaklıkları, alabalıklar için ideal olmaktadır. Su sıcaklığı 25°C ye kadar çıkan sularda da alabalık yetiştirilebilir. Ancak 20°C nin üzerindeki sularda alabalıklar solunum güçlükleri çeker. Çünkü suyun sıcaklığının yükselmesiyle ihtiva ettiği oksijen miktarı azalır.
Alabalık yetiştirilen suların oksijen miktarının 9 mg/It ve daha yukarı olması istenir.. Bu değer asgari şartlarda en az 6-7 mg/It olmalıdır.
Alabalık yetiştiriciliği yapılacak suların nötr veya çok hafif alkali olması gerekmektedir. Yani bu, suyun PH' si nin 7.0-8.5 arasında olması demektir.

ALABALIK ÜRETİM TESİSİNİN BöLÜMLERİ NELERDİR?
Bir alabalık üretim tesisi başlıca üç kısımdan oluşur. Kuluçka binası, havuzlar ve işletme binası. Şimdi bunları kısaca görelim:

1. KULUÇKA BİNASI
Kuluçka binası alabalık üretim tesisinin beynidir. Kuluçka binasında sağım yeri, yumurta çıkış ve büyütme yalakları bulunur. burada alabalıklar sağılır ve döllenir. Döllenmiş yumurtalardan elde edilen larvalar ve daha sonra yavrular 3-4 ay burada büyütülürler.
Kuluçkahane ziyaretçi kabul edilmez. Hastalık bulaşır diye korkulur. Ancak ziyaretçi kabul edilmesi gerekiyorsa, önce girişte ayakkabıları çıkarılıp çizmelerin giyilerek dezenfekte kabına basılması suretiyle içeriye alınması gerekir.
Kuluçkahane, rahat çalışmaya uygun olmalıdır. Pencerelerden güneş ışınları, direkt yumurtaların üzerine kesinlikle gelmemelidir. Aksi halde, 1-2 dakika güneş ışınlarına maruz kalan yumurtalar hemen ölür.
Kuluçkahanedeki çıkış yalakları, genellikle 3-4 m uzunlukta, 35-40 cm. genişlikte ve 20-80 cm derinliktedirler. Bu yalaklara yerleştirilen 30x40x10 cm veya 30x55x10 cm’lik tablalara yumurtalar konur. Tablaların yan tarafları kapalı, alt tarafları göz açıklığı 1.5-2 mm olan tel kafesle kaplıdır. Tablalar arasındaki kapaklar, su alttan gelip üstten çıkacak şekilde ayarlanır.
Kuluçkada yumurta koymak için hesaplama yapılırken % 10 kayıp düşünülür. Kuluçka tablalarına, tablaların her bir cm2 sine 4-6. Bir m2’ sine 40-60 bir yumurta gelecek şekilde yumurtalar yerleştirilir. Yeterli taze ve iyi havlandırılmış yalakların 1 m2 sine birinci ay 10.000, ikinci ay 3.000, üçüncü ve dördüncü aylar için 1500 yavru hesap edilir.

2. ALABALIK HAVUZLARI

Su giriş ve çıkış müstakil havuzlar.
Havuzlar, balıkların evidir. Bu ev onların en rahat edeceği şekilde yapılmalıdır. Alabalık havuzları toprak veya beton olabilmektedir: Eğer havuz yaptığımız arazinin toprağı su tutma özelliğine sahipse, havuz!ar toprak olabilir. Beton havuzlar, çok pahalı olup, en son başvurulacak bir yapı şeklidir.

Havuzlar çok değişik boyut ve şekillerde inşa edilmektedir. Genellikle küçük, dar ve uzun kanal şeklindeki havuzlar tercih edilmektedir. Son yıllarda yuvarlak havuzlarda yaygın olarak kullanılmaktadır.

Havuzların yapımında genel prensip, temizlik, yemleme, boşaltma, hasat ve su dağıtımının gayeye uygun olmasıdır. Havuzun iki tarafına vasıta yaklaşabilmelidir.

Havuzların taban meyli % 1 civarında olmalı, yan kenar meyîlleri 1:1.5 olarak yapılmalıdır.

Havuzların su giriş ve çıkışı ayrı ayrı olma!ı, su havuza en az 30 cm. yüksekten akmalı, su çıkış sistemi taban suyunu tazeleyecek şekilde yapılmalıdır.

Havuzların günde 4-5 defa havuzun suyu tamamen değişecek şekilde su verilmeli, su havuzun her tarafına eşit şekilde dağılmalıdır.

İŞLETME BİNASI
İşletme binası, bakıcıların kaldığı yeri, yem hazırlama ve depolama yerleri ile alet ve ekipmanların konulduğu yerleri ihtiva eder. İşletmenin büyüklüğüne göre de binanın büyüklüğü değişir.

DAMIZLIK ALABALIKLARIN SEÇİMİ
Mümkün olduğu kadar hızlı büyüyen, yemi iyi değerlendiren, hastalıklara dayanıklı, vücutları muntazam, belli zamanlarda yumurta veren geç cinsi olgunluğa erişen alabalıklar damızlıkta kullanılmalıdır.
Alabalıkların erkekleri 2 yaşından 5-6 yaşına kadar, dişileri 3 yaşından 6-7 yaşına kadar damızlıkta kullanılabilirler.
Damızlık alabalıklar, 1 m2 ye 1 -2 adet olmak üzere havuzlara yerleştirilirler.

SAĞIM ZAMANININ BELİRLENMESİ
Alabalıklar genellikle sonbahar ve kışın yumurta verirler ilkbaharda da yumurta verenleri vardır.
Yumurtlamadan 5-6 hafta önce damızlık balıklarda yemleme azaltılır. Erkek ve dişiler birbirinden ayrılırlar.
Cinsi olgunluğu (sağıma) gelmiş dişi balıkta, karın şişkindir. Cinsiyet deliğinin etrafı, kırmızı bir halka ile çevrelenmiş. Erkeklerde vücut daha yassıdır. Alt çene öne doğru uzamış ve bir kanca şeklinde kıvrılmıştır.
Sağım zamanı tam olarak tespit edilmelidir. Bunun için ayrılan alabalıklar her hafta kontrol edilerek tam olgun olanlar sağıma alınmalıdırlar.

SAĞIM
Balıkçılıkta sağım denilince, inek ve koyun gibi çiftlik hayvanlarındaki gibi süt sağımı anlaşılmaz. Balıkçılıkta sağım denince yumurta ve spermlerin dişi ve erkek balıklardan alınması işlemi anlaşılır.
Sağımda, önce dişi balıklar sağılır. Sağım, balığın vücudu kuru bir bezle silindikten sonra, yumurtalar kuru bir kap içine 15-20 cm. yükseklikten balığın karnı hafif hafif sıvazlanarak yapılır. Sağımda kullanılan kap emaye, plastik ve pas tutmayan metal bir kap olabilir. Alınan bu yumurtalar üzerine, aynı şekilde vücudu silinmiş erkek balığın spermaları sağılır. Döllenmenin garanti altına alınabilmesi için birkaç dişi balığın yumurtaları bir kaba sağıldıktan sonra, bunların üzerine birkaç erkeğin sperması sağılır ve iyice karıştırılır. Karıştırma elle veya bir tavuk kanadı tüyü ile yapılmalıdır. Bunun üzerine bir miktar su ilave edilerek, yumurta kabı 30-45 dakika bekletilir. Daha sonra yumurtalar temiz su ile birkaç defa yıkanır ve yavru çıkış tablalarına daha önce belirtilen miktarda tek sıra olarak yerleştirilir. Yumurta yıkamada kullanılan su, yumurtanın sıcaklığında olmalıdır. Bu işlemler yapılırken yumurtalar güneş ışığına maruz bırakılmamalı, balığın kalbine şiddetle bastırılmamalı, sağıma cinsiyet deliğine yakın olarak başlanmalı ve tedricen sıvazlama işlemi başa doğru yapılmalıdır.
Alabalıklarda dişiler yılda bir defa sağıldıkları halde, erkekler yumurtlama mevsimde her 15 günde bir sağılabilirler. Yaklaşık 1 kg ağırlığındaki dişi balık ortalama 1500-2000 adet yumurta verebilir.
Yumurtalardan 10°C lik su sıcaklığında yaklaşık 1 ay içerisinde yavrular çıkar.



Tek kişi ile sağım.

İki kişi ile sağım

ÖLEN YUMURTALARIN TEMİZLENMESİ
Döllenmeye ve ölen yumurtalar beyaz renk alırlar. Bu yumurtalar penslerle alınarak 2-3 günde bir temizlenmelidir.

YUMURTALARIN İLAÇLANMASI
ölüm durumuna göre, her 2-5 günlük devrede yumurtalar dış parazitlere karşı korumak amacı ile malahit yeşili ile banyo edilirler. Banyo yumurtaların, bir litre suya bir gram malahit yeşili eritilerek hazırlanan suda bir dakika tutulması suretiyle yapılır.

YAVRULARIN YALAKLARA YERLEŞTİRİLMESİ
Yumurtadan çıkan yavrular büyük bir besin kesesi (yumurta kesesi) taşırlar. Bu kese larvanın 15 gün kadar besin ihtiyacını karşılar.Yumurtaların bu dönemde henüz yüzme ve yem alma yetenekleri yoktur. Serbestçe yüzene kadar besin kesesinin 2/3 ünü harcarlar. işte bu devrede yumurtaların tablaları alınarak yalaklarda yavruların serbestçe yüzmeleri sağlanır.

YAVRULARIN BAKIM VE BESLENMESİ
Besin kesesinin 2/3 ünü harcayan yavrular 1 cm3’e üç yavru olacak şekilde yalaklara yerleştirilirler. Bir iki hafta sonra, 1 cm2’ye bir yavru gelecek şekilde seyreltilirler. 3-4 hafta sonra ayıklanarak daha büyük yalaklara aktarılırlar. Yalaklara su, saatte 4-5 defa yalakların suyu değişecek şekilde verilmelidir.
Bu devredeki yavrulara ya yaş yem veya kuru toz yem verilebilir. Yaş yem olarak karaciğer ve dalak ezmesi, günde 8-10 defa verilmek suretiyle başlanır. Yavrular büyüdükçe tedricen öğün miktarı azaltılır. Azaltma işlemi yapılırken iyi kaliteli kuru toz yavru yemi, yavrulara verilmeye başlanır. Yavru toz yemi, toz şeker kalınlığında öğütülüp yalaklar üzerine serpilerek verilir.
Yenmeyen yem artıkları ve pislikler, yalak tabanında günlük olarak sifonla temizlenmelidir. Aksi halde balığın oksijenine ortak olurlar ve bu suretle hastalık yapan mikroorganizmaların çoğalmasına imkan verilmiş olunur.

YAVRU BALIKLARI NE ZAMAN AÇIKTAKİ HAVUZLARA ALABİLİRİZ
Yavrular 1-1.5 aylık oluncaya kadar, kuluçka binasındaki yalaklarda beslenirler. Daha sonra kuluçka binasının dışındaki 25-30 cm. derinliğindeki yavru büyütme havuzlarına alınır!ar. 20-40 g oluncaya kadar burada büyütülürler.
Artık bu devreden sonra yavruların güneş ışınlarından korunmasına gerek yoktur. Zira aydınlıkta yavrular, yemi daha rahat görerek almakta ve daha çabuk büyütmektedirler. Ancak, güneş ışınları çok fazla olduğundan, rahatsız olmamaları için yavruların korunması faydalıdır. Bunun için havuzların üzeri tahta veya başka bir gölgelikle kapatılır.
Bu dönemde yavruların gelişmesi çok hızlı olmakta, büyümelerinde de farklılıklar görülmektedir. Bunun için yavrular büyüdükçe ve farklılaştıkça seyretme yapılmalıdır.

HAVUZLARDAKİ YAVRU BALIKLARIN BESLENMESİ
Yavru alabalıklar çok sık yem yerler. Yavru döneminde günde 5-6 öğünle başlayan yemleme, yavrular beslenme havuzlarına alınıncaya kadar günde 2-3 öğüne indirilir. Yavrulara önce kuru toz yem, daha sonra öğütülmüş veya granül yemler verilir. Yavru balıklar 10-12 cm’ye erişince de pelet yeme başlanır. Balıklar büyüdükçe de pelet yemin çapı (kalınlığı) artırılır.
30-40 gram ağırlığına ulaşan balıklar, beslenme (büyütme) havuzlarına alınırlar. Bu işleme sofralık veya yemeklik alabalık üretimi denir. Bu büyütme büyük beslenme havuzlarında, kanallarda, kafeslerde veya silolarda yapılabilir.

SOFRALIK ALABALIKLARIN BESLENMESİ
Alabalıklar, % 40-45 proteinli pelet yemlerle beslenir. Bu yemin proteininin en az % 30'u hayvansal kaynaklı olmalıdır. Alabalıkları beslemede, pelet yemin yanında, deniz balıkları ucuz oldukları dönemlerde kullanılabilir. Bunun için, yem yapılacak balık, kıyma makinesinden geçirilir ve lapa haline getirilerek havuza verilir. 5 kg deniz balığından 1 kg alabalık elde edilir. Balığı balığa yedirilip, yedirilmeyeceğine buna göre karar verilmelidir. Pelet yemleme ile 1.3 kg yemle 1 kg alabalık elde edilir.
Alabalıklar, günde 2-3 öğün yemlenmelidir. Yemlenme, geniş bir yay çizecek şekilde havuzlara yemin atılması suretiyle yapılmalıdır
Balığın yediği yem balığın büyüklüğüne, sağlık durumuna, su sıcaklığına bağlı olarak değişir. Balığın verilen yemden en iyi şekilde istifade etmesini sağlamak için, balık, tam doyuma ulaşmadan yemleme kesilmelidir. Bu şekilde, bir sonraki yemlemede, balığın yemi iştahla ve havuz tabanına düşmeden alması sağlanmış olur. Böylece karımız daha iyi olur. Çünkü alabalık yetiştiriciliğinde tüm masrafların % 60-65'ini yem teşkil eder. Bu masrafı azaltmanın tek yolu ihtiyacı kadar yemlemektir.
Alabalıklar iyi bir bakım ve yemleme ile 12-15 ayda 250-300 grama ulaşırlar. Bu büyüklük balığın tam pazarlanabileceği büyüklüktür.
Alabalıklarda pazarlanmadan birkaç gün önce yemleme kesilir. Balıklar temiz, berrak ve hızlı akışlı kanal veya havuzlarda etlerin daha lezzetli olması sağlanır.

Alabalık Yetiştiriciliği İle İlgili Bazı özet Bilgiler

Devre
Birim Saha
Adet
Isı O C
Günlük ölü Sayısı
Su İhtiyacı
Yumurta
1 cm 2
4 -10
7-9
-
0.3 lt / sn / yalak
Keseli yavru
1 cm 2
3 -4
7-9
-
0.5 lt / sn / yalak
Serbest yüzme
1 cm 2
1-2
9-11
8-10
20 devir / gün
4 cm (0.5 gr)
1 m 3
40 -45.000
10-12
8-10
0.5 lt /sn / m 3
8 cm (5 gr )
1 m 3
3 - 4000
10-12
5-6
0.5 lt /sn / m 3
12 cm (15 gr )
1 m 3
1 - 1.500
14-17
2-3
5.1lt/ sn. 100 m2
15 cm (35 gr )
1 m 3
150 - 200
14-17
2-3
4-6 devir/ gün
20 cm (100 gr )
1 m 3
60 - 75
14-17
2-3
4-6 devir/ gün

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.