29.12.2015

BÜYÜKBAŞ YEMLEME NASIL YAPILIR

Global Bilgiler  /  at  13:41  /  No comments

 Rasyon: Bir büyükbaş hayvanın 24 saatlik tüm besin ihtiyaçlarını karşılayabilecek, işkembedeki asidi dengeleyecek kaba ve kesif/konsantre/yoğun yemleri uygun şekilde hazırlanmış karışıma denir. Uygun çevre koşullarında, yaş, canlı ağırlık ve verimine göre hazırlanan rasyonla beslenen hayvanlardan ancak genetik kapasitesi nispetinde verim alınabilir. Sığırlarda rasyon hazırlarken yüksek kaliteli kaba yemin yerini tutacak başka bir yem maddesinin mevcut olmadığı her daim göz önünde bulundurulmalıdır. Hayvanların ihtiyaçlarına göre rasyon hazırlarken;

Sığıra yem verdiğimizde aslında sığırı değil ön midede (işkembede) bulunan mikroorganizmaları beslemekteyiz, mikroorganizmalarda sığırımızı beslemektedir. Büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda sindirim işleminin % 70’i işkembede gerçekleşmektedir.

Toplam ağırlığı 4-7 kg olan işkembe (rumen) mikroorganizmaları; rumen pH sının 5.8-6.4 olduğu ortamda sindirim sistemi faaliyetlerini verimli bir şekilde yürütebilmektedir. Bu pH aralığı dışındaki değerlerde sindirim faaliyetlerini sürdüren mikroorganizmaların sayısı ve aktivitesi düşmektedir. Bu düşüş optimum pH seviyesinden (5.8-6.4) uzaklaştıkça artar.

Sığırlarda işkembeyi dolu tutarak tokluk hissi yaratılabileceğinden her zaman kaliteli ve istekle tüketilebilen kaba yemlere ihtiyaç vardır.

Tükrük salgısını inhibe etmemesi için zorunlu olmadıkça yemler ıslatılarak verilmemelidir.

Kaliteli kaba yemler ineklere yiyebildikleri kadar verilmeli, hayvanlardan kıskanılmamalıdır. Bazı ülkelerde süt sığırlarında kaliteli bir peynir üretimi için sadece çayır otu verildiği unutulmamalıdır.

İşletmenin bulunduğu bölgedeki iklim ve toprak şartlarına göre çayır otu, silajlık mısır, sorgum sudan otu melezi, yonca, fiğ, korunga, lenox, gibi kaba yemler işletmede üretilerek en az %30-40 oranında üretim maliyeti azaltılmalıdır. 

Arpa, mısır, buğday, bakla, yulaf vb. dane yemleri üreterek, ayçiçeği küspesi, pamuk tohumu küspesi, soya ve yem katkı maddelerini (mineral maddeler, vitamin, soda(NaHCO3, vb.) satın alarak fabrika yemlerine göre maliyeti en az % 20-30 oranında azaltan dengeli ve sağlıklı konsantre yemler işletmede üretilmelidir. 

Kaba yem / kesif yem oranı çok önemlidir. Uzmanlar süt sığırlarında verimli bir ömür için rasyonlarının; kuru madde esasına göre % 65’nin kaliteli kaba yemlerden, en fazla % 35’nin ise kesif (konsantre) yemlerden oluşmasını, sadece özel durumlarda maksimum rasyonun % 50’sinin kesif yemlerden karşılanmasını önermektedir. İşletmeler bu bağlamda rasyonda kesif yeme daha az yer verebilmesi için, kaliteli kaba yem üretimi veya tedarikinde özel bir çaba içerisinde olmalıdır. 

Düşük verimli ineklerde (14 litre verime kadar), gebe ve kısır ineklerde olduğu gibi günlük rasyonun %80-90’ı ve hatta %100’ü kaliteli kaba yemlerle karşılanabilir (mineral madde takviyesiyle). Sığırların sindirim sistemi kaba yemler üzerinden çalıştığı unutulmamalıdır.

İşletmeler; ürettikleri kaba yemlerde mineral madde (özelikle bakır, çinko, demir, selenyum, krom ve manganez ) yönünden analizlerini yapmalı, gerekirse yem bitkileri yetiştirilen topraklar; eksik olan mineraller yönünden zenginleştirmelidir. 

Ülkemizde kaliteli kaba yemi olmayan üreticiler; yüksek verimli ineklerini dengeli besleyemediklerinden çok kısa zamanda elden çıkartmak zorunda kalmaktadır.

Sadece kaliteli çayırotunun; ayak sağlığı, meme sağlığı, döl verimi başka bir ifadeyle verimli bir yaşam süresini garanti ettiği unutulmamalıdır.
Yem ve Yemlemede Önemli Bazı Hatırlatmalar

Bütün yeni yemler (çayır ve mera yeşil otları dahil) 7-14 günlük alıştırma programı dahilinde kademeli artırılarak yedirmelidir.

Bahar aylarında mera otlarında selüloz oranı çok düşük olduğundan hayvanlar meraya çıkmadan veya meradan döndüklerinde mutlaka kuru ot takviyesi yapılmalıdır. 

Aşırı gübreleme bitkilerde nitrat ve nitrit maddelerinin artmasına neden olur. Nitrat ve nitrit bitkilerde A, D ve E vitaminlerini azaltacağı gibi hayvanlarda nitrit zehirlenmesine yol açacağından dikkatli olunmalıdır.

Sıcaklığın 10-40°C, pH’nın 4-8 aralığında ve su aktivitesinin en az 0,7 olduğu şartlarda üreme gösterebilen küfler, silaj gibi yüksek nem içeren yem maddelerinde ise oksijenle temas ettiğinde üreme şansına sahip olurlar. Küf mantarları tarafından üretilen mikotoksinler; hayvanlarda karaciğer, böbrek ve merkezi sinir sistemi üzerinde etkili olmaktadır. Buzağılar ve gebe hayvanlar oldukça duyarlıdır.

Tahıllar nem oranı %13’ün, otlar ise % 15-18’in altına düşürülerek depolanmalıdır.

Küflü yemler doğrudan hayvanın metabolizmasını bozduğu gibi (metabolik hastalıklar, yem tüketiminde azalma, yemden yararlanamama, döl verimi düşüklüğü, atıklar, bağışık sistemini baskılama, ayak hastalıkları gibi) gıdalara geçerek insan sağlığını ciddi bir şekilde etkilemektedir. Bu nedenle az miktarda da olsa hayvanlara küflenmiş sılaj, kuru ot veya kesif yemler verilmemelidir. 

Mikotosin üremesinde şüphe edilen yem hammaddelerinden numune alınırken sadece küflü kısımlardan değil en az on farklı noktadan örnek alınarak usulüne uygun seri bir şekilde laboratuvara ulaştırılmalıdır. 

Sürü sağlığı üzerine olan olumsuz etkileri göz önünde bulundurulduğunda, birçok laboratuvarda kolayca yapılan mikotoksin analiz maliyetlerinden kaçınılmamalıdır. 

Toksin bağlayıcılara güvenilerek mikotoksin içeren yemler hayvanların tüketimine sunulmamalıdır.

Hayvanda asidoza yol açan melas, pekmez gibi konsantre şekerler; bir başa günlük 500 gramdan fazla verilmemelidir. 

Bir yemlemede\öğünde maksimum 2 kg/baş konsantre yem verilmelidir. 

Tahıllar her zaman öğütülmeden ezme veya kırma halinde verilmelidir. 

Yem çuvalları tahta ızgara üzerinde serin, kuru, ışıksız bir ortamda ve ağızları kapalı olarak saklanmalıdır. Çuval istifleri yazın 5, kışın ise 7 çuvaldan fazla olmamalıdır.

Yemlik ve suluklar düzenli olarak temizlenmelidir. Yemliklerde tüketilmeyen yemler bekletilmeden uzaklaştırılmalı yerine taze yemler konulmalıdır.

Pancar yaprakları bol şeker içerdiği için fazla verilmesi işkembeyi ve bağırsakları tahriş edeceğinden dikkatli davranılmalıdır. 

Çimlenmiş veya küflü- kokuşmuş tohumlar zehirli olduğu unutulmamalıdır.

Soğan, lahana ve karalahana yaprakları hayvanlarda iç kanamalara yol açacağından fazla yedirilmemelidir.

Depolarda zamanla insan yiyeceği özelliğini kaybeden hububat daneleri hayvanlara verilmemelidir. 

Fırın ve yemek artıkları hayvanlara yedirilmemelidir. 

Elek altı, değirmen altı kırık buğdayların içinde yabani ot bulunduğundan rasyonda %5’den fazla verilmemelidir

Çöplük veya çevre kirlenmesinin olduğu fabrika alanlarında, ana yol kenarlarında hayvanlar otlatılmamalıdır.

İşletmedeki hayvan varlığına göre yıl içerisinde işletmede üretilecek kaba ve kesif yemlerle, piyasadan temin edilecek yemlerin ekonomik şekilde değerlendirilmesi için yıllık yemleme planlamasının yapılması en akılcı yoldur. 

Sığırlar istikrar ve alışkanlığı sevdiğinden, zorunluluk hasıl olmadıkça Rasyon değişikliklerinden kaçınılmalıdır.

Taze yem bitkisinin sindirilme derecesi, kurutulmuş olanına göre daha yüksek olduğu unutulmamalı, bu nedenle çayır ve meralardan yeterince faydalanılmalıdır.

Yonca gibi kaliteli kaba yemi ve kaliteli mısır silajı olan işletmeler; hayvanlarının yaşama payı ile birlikte 14 kg süt verimine yetecek kadar ham proteini ve enerji ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir. Canlı ağırlığının % 2,5 civarında olan kuru madde ihtiyacının; en az % 1,5’nin kaliteli kaba yemden karşılanması sığırcılık işletmelerinin olmazsa olmaz koşuludur.

Hayvan yüksek oranda mısır silajı, nem oranı %50'den fazla olan kaba yemler, canlı ağırlığın %2'sinden fazla kesif yem, düşük partikül büyüklüğüne sahip kaba yemler kullanıldığında tampon maddelerin kullanılması önerilmektedir. Bu tip rasyonlarla hayvanda yem tüketimi ve süt yağı oranı düşer. Tampon maddelerin kullanımı ile yem tüketimi, selüloz sindirimi ve mikrobiyel protein sentezi iyileştirilebilir. Rasyon kuru maddesinde uzmanlarca önerilen tampon madde miktarları; NaHCO3 için %0.75-1 ve NaHCO3/MgO (3:1) içeren karışım için %1.25 dir.

Sığırlarda yüksek kaliteli kaba yemin yerini tutacak başka bir yem maddesinin mevcut olmadığı her daim bilinmelidir.

Silaj 

Sılaj; taze ve fazla su içeren yemlerin uzun süre saklanması amacıyla havasız ortamda süt asidi (laktik asit) bakterilerinin fermantasyonuyla elde edilen yemlerdir. Silolanacak suca zengin yemlerin kuru madde içeriklerinin %25-35 arasında, kolay eriyebilir karbonhidrat içeriklerinin ise en az %3 olması gerekir. Kaba yemlerin besin değerini artırmak ve korumak için en iyi yöntem slajlama metodudur.

Oksijensiz ortamı ve laktik asit oluşumunu sağlamak için yem bitkisinin silolanmadan önce soldurulması, silolanacak ürüne parçalama, doğrama, yırtma v.b. fiziksel işlemler uygulanması, proteince zengin ancak karbonhidratça fakir baklagil yem bitkilerine ise karbonhidrat ilave edilmelidir. Kısaca taze yem bitkileri; sılaj yöntemiyle bakteri, maya, küf, böcek ve kemirgenler gibi dış bozulma faktörlerinden korunmasıdır.

Gıda sanayi yan ürünleri, konserve sanayinin her türlü sebze artıkları, hayvan lahanası, şalgam ve pancar yaprakları, bezelye sapları, fasulye, domates, biber artıkları, şeker pancarı posası, patates cipsi artıkları silajı yapılmak suretiyle hayvan yemi olarak çok ucuza değerlendirilebilir. 

- Sılaj kokusunun süte geçmemesi için sılaj ahırda depolanmamalı ve daima sağımdan sonra verilmelidir. 
- Silo yapım yerinin taban suyu düzeyi dikkate alınarak silo derinliği ayarlanmalıdır. 
- Sılaj yapım yeri, bulaşmaya sebebiyet vermemek için hayvan atık depolarından uzak tutulmalıdır.
- Silo suyu drenajını sağlamak için silo yerinin en az %1-2 eğime sahip olmasına dikkat edilmelidir. Bu amaçla eğimli araziler kullanılabileceği gibi, düz arazilerde silo tabanında %1-2 eğim oluşturulmalıdır.
- Silo yapı malzemesi yem suyunu emmemeli ve yem suyundan etkilenmemelidir. Kullanılan malzeme yemin kalitesinin ve bozulmasına neden olmamalıdır.
- Silo yapı elemanları hava ve suyu içeriye sızdırmayacak özellikte olmalıdır.
- Silo duvarların iç yüzeyinde hava boşluğu oluşumuna yol açacak girinti, çıkıntı ve köşeler bulunmamalıdır

Silajın Avantajları; 

Maliyetinin çok düşük, besleme ve sindirilme derecelerinin yüksek oluşu, sevilerek tüketilmesi silajın en önemli avantajıdır. 

Vitaminlerce özelikle Provitamin A yönünden zengindir.

Silaj yapımının kuru ot üretimine göre hava koşullarına daha az bağımlı olması, silajı yapılan bitkilerin farklı olgunlaşma dönemlerinde hasat edilebilmesi, çalışma şartlarını kolaylaştırmaktadır

Silajda kuru otta olduğu gibi yangın tehlikesi bulunmamaktadır.

Yabancı ot tohumları silolanma sırasında öldüğünden gübre ile tarlaya bulaşmamaktadır. 

Silajlık bitkinin hasadı daha erken yapıldığından senede iki ürün alma imkanı doğmaktadır.

Yeşil yemlerin kurutulması ile besin madde kaybı ortalama % 40-60 iken, sılajda bu oran % 5-10 olduğu kabul edilmektedir. 

Silaj yapım tekniği mekanizasyona çok uygundur ve büyük bir iş gücü gerektirmez. 

Silaj sıkıştırılarak depolandığından birim hacimde daha fazla yem bitkisi depolanabilir. (1 M³ alanda 500-900 Kg ).

Silolama, silo kapları açılmadığı sürece suca zengin yemlerin dış çevre koşullarından etkilenmeden ve bozulmadan 2-3 yıl gibi uzun süre ile saklanmasına imkan sağlar.

Günümüzde artık taşıma ve pazar imkanlarının da artması sonucu silaj yapımı tüm dünyada oldukça popüler bir kaba yem üretim tekniği halini almıştır. 

Silajın Dezavantajları; 

Hasat, parçalama ve sıkıştırma makinelerinin ilk yatırım maliyeti yüksektir.

Depolanması dikkat isteyen silajın; taşınması ve satılması güçtür.

Share

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.