26.01.2016

AV KAZALARINDA İLK YARDIM

Global Bilgiler  /  at  21:02  /  No comments



Avda bir kaza oldu ve siz, arkadaşınız veya diğer bir kişi yaralandı. Böy­ le bir durumda, olaya ilk girişimi yapabilmek için bazı ana bilgileri öğrenmemiz, temel ilk yardım malzemelerini yanımızda veya ulaşım aracımızda bulundurma­mız gerekmektedir. İleride sıralanacak bütün acil durumlarda, ilk yardımı takiben, mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekmektedir. Temel ilk yardım malzemelerini kısaca şöyle sıralayabiliriz: 

Antiseptik solüsyon (batticon v.b.) 
Gazlı bez. 
Steril gazlı bez. 
Plaster. 
Pamuk. 
Sabun. 
Keskin makas, cımbız, termometre. 
Aspirin veya benzeri ağrı kesiciler. 
Böcek sokmaları veya ısırığına karşı kortizonlu merhem. 
Allerjiye karşı antihistaminik ilaçlar vb. 

DIŞ KANAMALAR VE İLK YARDIM

Dış kanamalar, avlanma sırasında düşme, çarpma, ateşli silah veya kesici aletlerin hatalı kullanımı sonucu oluşabilir. Böyle bir durumda, hemen kanı dur­ durmak için ilk yardım ve tedavi öncelikle ele alınmalıdır. Fazla kan kaybı ba yılma, şok hatta ölüme bile neden olabilir. Çoğu kanamalar ölümcül olmasa da, dikkatli davranılması, sade­ ce kanamayı durdurmak için değil kanayan yerin mikrop kapmasını önlemek için de gereklidir.

Kanamanın cinsini saptamak çok önemlidir. Kılcaldamar, toplardamar ve atardamar kanamaları ol­ mak üzere üç tip kanama vardır. Kılcaldamarlar vücut­ ta sayıları en fazla ve en ince olan damarlardır. Bunlar bir çizik veya sıyrık sonucu açıldıkları zaman, pıhtılaşma mekanizması nedeniy­le kendiliğinden duran kanamalara neden olurlar. Derin kesikler genellikle toplardamarlara kadar iner ve kalbe dönmekte olan kirli kanın sürekli ancak yavaş akmasına neden olur. Kanama, kanayan yerin üzerine tampon yapmak sureliyle durdurulabilir. Atardamar kanamaları daha seyrek görülür. Ancak en tehlikeli kanama türü budur. Kan, kalp atışına uygun olarak tempolu bir şekilde fışkırır. Kanama, ana atardamarlardan birinde olur ve acilen önlem alınmazsa 1-2 dakika içinde ölüme bile sebebiyet verebilir. Ciddi kanamaları durdurmak için aşağıdaki önlemler alınabilir:

Yaralanan kişi derhal yatırılarak bacakları hafifçe yükseğe kaldırılmalı­ dır. Böylece kanın beyne gitmesi kolaylaşır ve bayılma önlenebilir. Mümkünse yaralı bölge kalp seviyesinin üzerinde tutulur. Bu hareket kanamayı bir miktar azaltır. Kanayan yerde kir varsa temizlenir. Sonra temiz bir bezle kanama üzerine basınç uygulanır. Kanama du runcaya kadar bastırmaya devam edilir. Bunu takiben üzeri ya bir plasterle kapatılır, veya bir sargı bezi ile sarılır. Ancak kanama devam eder ve sargının üzerine çıkarsa tekrar basınç uygulanır. Bununla birlikte en yakın atardamara parmak uçları ile basınç uygulanır . Kanama bunlara rağmen durmazsa o bölgeye kan getiren ana atardamara basınç uygulanır . Tüm bu çabalardan sonuç alınamazsa kanayan yerin he­men yukarısındaki bölüme bir kumaş parçası, kalın bir ip veya benzeri birşey sarılıp ucuna düğüm atılır. Düğümün içinden bir sopa, kalem veya benzeri bir çubuk geçirilerek döndürülür. Kan akışı durunca çubuk geri dönmeyecek şekilde sabitlenir . Buna turnike uygulaması adı verilir.

TRAVMATİK DURUMLARDA İLK YARDIM

Travma yarası, harici bir güç veya şiddet sonucu oluşan bir yaralanmadır. Avlanma sırasında, sık olarak böyle bir durumla karşılaşmak olasıdır. Kırık veya çıkık bir kemik, eklem burkulmaları, kafaya alınan şiddetli bir darbe buna örnektir. Kırıklar, travmatik durumların en yaygınları arasındadır. Bir kırık, kemik üzerine uygulanan güçlerin, kemiğin dayanabileceğinden daha fazla olduğu du­rumda meydana gelir. Kırık, genellikle bir düşmenin, burkulmanın veya diğer bir travma etkisinin sonucunda oluşur. Kemik üzerinde şişme veya zedelenme, etkilenen kol veya bacakta şekil bozukluğu, ilgili bölgenin hareket ettirilmesi veya üzerine basınç uygulanması sonucu artan ağrı, o bölgede fonksiyon kaybı veya deriden dışarıya çıkmış kırık bir kemik parçası bulgular arasında sayılabilir. Eğer bir kırıktan şüphe ediliyorsa, uygun yaklaşım, etkilenen bölgeyi daha fazla hasara uğramaktan korumak olmalıdır. Asla, kırık kemik, yerine konulmaya çalışılmamalıdır. Kişi hastaneye nakledilmeden önce kemik, hareketi önlemek için tespit edilmelidir. Kırık kısmın altındaki ve üstündeki eklemler hareketsiz tutulmalıdır. Desteklemek için kullanılan herhangi bir araç hasarlı kısımları hareketsiz hale getirerek doku hasarını daha da ağırlaştırabilecek olan hasar­lı parçaların istenmeyen hareketlerini önleyecektir. Eğer kırılan kemik açık yara ile birlikte ise yani kırık kemik deriden dışarıya çıkıyorsa öncelikle kanamayı durdurmak için basınç uygulanır. Kınlan yer, kan akışını azaltmak için kalp seviyesinden daha yükseğe çıkarılır. Şayet kırık elde, bilekte, kolda veya bacakta ise sıkı bir destek kullanılmalıdır. Destekler tahtadan, ağaç dalların­dan, plastikten, mukavvadan, metalden hatta ga­zete kağıdından yapılmış olabilir. Uygulanan destek, desteklediği kemikten daha uzun olmalı ve ilgili bölgenin yukarısına ve aşağısına doğru uzanmalıdır. Desteği, kol veya bacağa gazlı bez ile, kumaş parçaları ile veya bir iple bağlamak gerekir. İlgili kemiğin hareketi önlenecek kadar, ancak, kan akımını durdurmayacak şekilde, sıkıca desteklenir. Örneğin kolun ön kısmında bir kırık söz konusu ise bu bölgedeki gibi desteklenir. Şayet bacağın alt kısmında bir kınk söz konusu ise bacağın tümünü iki destek arasına almak gerekir

Destek için herhangi bir araç bulunamaz ise sağlam olan diğer bacak kınk olan bacağın hareketini sınırlandırmak için destek olarak kullanılabilir. Bir omurga yaralanmasından şüphe ediliyorsa yaralı kişi hareket ettirilmez. Zira hareket ettirmekten dolayı daimi felç veya başka ciddi komplikasyonlar meydana gelebilir.

Destek için herhangi bir araç bulunamaz ise sağlam olan diğer bacak kınk olan bacağın hareketini sınırlandırmak için destek olarak kullanılabilir. Bir omurga yaralanmasından şüphe ediliyorsa yaralı kişi hareket ettirilmez. Zira hareket ettirmekten dolayı daimi felç veya başka ciddi komplikasyonlar meydana gelebilir.

Şiddetli bir bükülme veya gerilme, eklemin normal hareket sınırlan dışında hareket etmesine ve zorlanmasına yol açar, dolayısıyla bağlar yırtılırsa burkulma olayı meydana gelir. Etkilenen bölgede ağrı ve hassasiyet, deride renk kaybı ile şişme, eklem fonksiyonunun bozulması belirtiler arasında sayılabilir. Etkilenen bölgeyi, iyileşmeye yardımcı olmak ve daha fazla zedelenmeyi önlemek için hareketsiz kılmak, ayrıca şişmeyi, ağrıyı ve adale spazmını azaltmak için derhal buz uygulamak gerekir. İlgili eklemi kalp seviyesinin üzerine çıkarmak şişmeyi önlemek açısından yararlıdır.

Kemiklerin uçlarının zorlanarak, eklemdeki normal pozisyonlarından ayrılmasına çıkıkadı verilir. Bir çok durumda, çıkığa sebep veren zorlama, bir darbe veya düşme sonucu oluşur. Belirtiler arasında eklemde gözle görülür şekilde pozisyon değişikliği, hareket kısıtlılığı, şişme ve ağrı sayılabilir. İlgili eklemi hareketsiz hale getirmek gerekir.

SUNİ SOLUNUM VE YENİDEN CANLANDIRMA

Bu hayat kurtarma yöntemi, kalp krizi, boğulma vakaları da dahil olmak üzere bir çok acil olayda geçerlidir. Yalnız tüm vakaların ortak bir yönü olmalıdır: Hasta baygındır ve nefes almıyordur. Kalp durduğu zaman, oksijen yokluğu, birkaç dakika içinde beyinde onanlmaz hasarlara yol açar hatta 3 ila 5 daki­ka arasında ölüme bile neden olur. Nefes alamayan ve baygın bir insana yardım ederken zaman çok önemlidir. Baygın kişi sırt üstü yatırılır. Yere diz çökülerek hastanın boynu ve omuzlarına dik açı yapacak şekilde pozisyon alınır. Nefes yolunu açabilmek için hastanın alnı arka­ ya doğru itilir . Boynu ve omuzlarının altına, yükseltmek amacıyla yu­muşak bir eşya konur . Boyun zedelenmesinden şüpheleniliyorsa, başı kaldırmadan yalnızca çene yukarı doğru kaldırılır. Ağız içinde yabancı bir madde olup olmadığından emin olmak için parmakla ağız içi kontrol edilir. Yabancı bir madde varsa parmakla çıkarılır. Kulakla hastanın solunumu dinlenerek

veya göğüsün inip çıkması kontrol edilerek nefes alıp almadığı saptanır. Şayet nefes almıyorsa derhal ağızdan ağıza suni solunuma başlanır. Baş parmak ile işaret parmağı kullanılarak hastanın burnu sıkılarak kapatılır. Derin bir nefes alınır, ağızdan hastanın ağzına üflenir. Daha sonra yeniden nefes alınır ve hareket tekrarlanır. Her nefes verişte hastanın nefes alıp almadığını anlamak üzere göğsünün iniş çıkışları kontrol edilir. Bu arada, boynun iki yanındaki atar damarlardan nabız kontrol edilerek kalbin atıp atmadığı kontrol edilir. Şayet nabız alınamıyorsa beyine kan dolaşımını sağlamak için kalp masajı yapmak gerekir. Hastanın nabzı alınıyor ancak hasta nefes alamıyorsa suni solunuma devam edilir. Hastanın ağzına her beş saniyede bir nefes verilir (dakikada 12 nefes). Bu arada hastanın nefesini kontrol amacıyla göğsüne bakılır. Hala nabız alınamıyor ise kalp
masajına başlamak gerekir. Hastanın göğsüne dik açı oluştaracak biçimde diz çökülür. Göğüs kafesinin alt ucunda ka­burgaların "V" şekline geldikleri nokta üzerine (iman tahtasının alt ucu) bir elin ayası yerleştirilir. Diğer el ise bu elin üzerine konur. Hastanın göğsünün 3 ila 5 cm arası içeri göçmesini sağlamak üzere tüm vücut ağırlığı ellere aktarılır. Eşit ve yavaş bir ritmle, bu basınç dakikada 60 kez uygulanır. 5 kez kalp masajı yaptıktan sonra 1 kez suni solunum yaptırılır.

ÇEVRESEL OLAYLARDAN KAYNAKLANAN AV KAZALARI VE İLK YARDIM

Avlanma sırasında, avcı, birçok dış etkenlere maruz kalır. Bu dış etkenler, atmosferin o anki özelliklerine bağlıdır. Çevre şartlarının olumsuz yönde değişimler gösterdiği günümüzde, bu durum, daha da fazla önem kazanmaktadır. Yaşam için gerekli olan güneş ışınları bizi bir yandan ısıtırken, diğer yandan, uzun süre maruz kalındığında cildimizi yakabilir veya vücudumuzun gereğinden fazla ısınmasına neden olabilir. Benzer şekilde uzun süreli soğuk ve rutubete maruz kalınması da tehlikeli durumlar doğurabilir. Şimdi bunları kısaca gözden geçirelim:

Güneş yanıkları; Güneşin mor ötesi ışınlarına uzun süre maruz kalma nedeniyle oluşur. Deride kızarma, hassasiyet, şişme hatta su kabarcıkları görülebilir. Birçok güneş yanığı, soğuk su banyosu ve bunu takiben kortizonlu merhemler sürmek suretiyle tedavi edilebilir. Bu arada bolca su içilmeli, ağrı ve ateşe karşı aspirin veya benzeri ilaç alınmalıdır

Sıcak çarpması; Uzun süreli güneş ışınlarına veya sıcak havaya maruz kalınması sonucu meydana gelir. Rüzgar yokluğu ve nem yüksekliği olayın ciddiyetini arttırabilir. Özellikle yaşlılık ve şişmanlık, ayrıca su kaybı, bazı ilaçlar, kalp hastalığı ve aşırı egzersiz kişiyi sıcak çarpmasına karşı daha hassas yapar. Terleme, vücudun kendiliğinden aldığı bir önlemdir. 39 C° üzerinde ateş, sıcak ve kuru bir cilt, çarpıntı, hızlı soluk alma, yüksek veya düşük tansiyon, bilinç kaybı ve hatta koma durumu bulgular arasındadır. Hasta kişi derhal serin ve göl­ge bir yere alınmalı, bir gazete kağıdı ile serinletilmelidir. îçine bir tatlı kaşığı tuz konmuş bir bardak su oldukça yararlıdır.

Isı düşüklüğü; Çok uzun süre, özellikle ıslak ve nemli giysilerle soğuk ve nemli bir ortamda bulunmaktan kaynaklanır. Vücudun üretebildiği ısıdan daha fazlası harcanırsa ısı düşüklüğü görülür. Vücut ısısının 36 C°'ın altına inmesi halinde, titreme, konuşma bozukluğu, solunumda yavaşlama, zihinsel ve fiziki becerilerin azalması gibi belirtiler görülür, ilgili kişi derhal soğuk ortamdan uzaklaştmlır. Sıcak tutan kuru giysiler giydirilir. Eğer kapalı bir yere girmek mümkün değilse de kişiyi rüzgardan korumak gereklidir. Alkol kesinlikle veril­memelidir.

Donma; Çok soğuk havalarda, uzun süre rüzgara maruz kalma sonucunda, özellikle el, ayak parmaklan, burun ve kulaklar gibi uç noktalarda donma görülür. Donan bölge önce soluk renklidir. Sonra kırmızı, mor bir renk alır. Ön­lem olarak soğuk havalara uygun giysiler kullanmak gerekir. Donma durumun­da ise ilgili bölgeyi hemen değil yavaş, yavaş ısıtmak gerekir.

HAYVAN ISIRIKLARI VE BÖCEK SOKMALARI

Hayvan ısırıklarının büyük bir çoğunluğu kediler, köpekler ve tabiattaki vahşi hayvanlar tarafından kaynaklanır. Av sırasında sahipli veya sahipsiz köpekler, tilki, çakal, kurt, yarasa gibi hayvanlar tarafından ısırılmak olasıdır. Böyle bir durumda, ısırık yerini su ve sabunla yıkayıp, şayet kanama fazla değilse yara üzerini antibiyotikli bir merhemle kapatıp sarmak, daha sonra ise kuduz ve tetanos hastalığına karşı aşı olmak gereklidir. Isıran hayvan sahipli ise hayvanı gözetim altına almak gerekir.

Yılan ısırıkları

Ülkemiz için çok önemli bir sorun oluşturmamaktadır. Zira ülkemizdeki zehirli yılan türleri son derece az sayıdadır. Buna rağmen böyle bir durum oluştuğunda yaralı en geç 1-2 saat içerisinde sağlık kuruluşuna ulaştırılmalıdır.

Böcek sokmaları

Böcek sokmaları da genelde ciddi bir sorun oluşturmaz. Ancak allerjik yapılı kişilerde ölüme bile neden olabilecek anaflaktik şoka kadar varan bir dizi allerjik reaksiyon oluşabilir. Böyle bir durumda, deri üzerine kortizonlu merhemler ve kaşıntı giderici losyonlar sürülebilir. Kişi, allerjik bünyeye sahipse derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulur.

Akrep sokmaları

Akrep sokmaları ise ülkemizde, özellikle sıcak bölgelerimizde görülür. Böyle bir durum oluştuğunda üzerine amonyak sürmek ve derhal serum yapılmak üzere bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Zira özellikle allerjik bünyeli kişilerde ölümle sonuçlanabilir. 

http://avcibasi.tr.gg/AV-KAZALARINDA-%26%23304%3BLK-YARDIM-.htm

Share
Posted in: , , Posted on: 26.01.2016

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.