4.01.2016

Dijital fotoğraf makinesi satın alırken

Global Bilgiler  /  at  00:27  /  No comments

Bir dijital fotoğraf makinesi üreticisinin Web sitesinde modellerin tanıtım sayfalarına girdiğinizde, özelliklerinin uzun bir liste halinde sıralandığını görürsünüz. Yeni bir kullanıcıysanız veya terminolojiye yabancıysanız kafanızın karışması çok normal. 

Format

 Alacağınız makinenin formatı, yani önceki bölümlerde bahsettiğimiz kategorilerden hangisine girdiği en belirleyici faktördür. DSLR'lerin genel olarak profesyonel, yarı-profesyonel ve ileri seviye kullanıcılara hitap ettiğinden bahsetmiştik. Ancak DSLR makineler bu işe yüksek bütçe ayırabilecek kişilere yöneliktir; çünkü farklı tür fotoğraflar için farklı objektifler, farklı optik kalitelerle her zaman ilgi alanınıza girecektir. Bu objektifler 100 dolardan başlayıp birkaç bin doları bulan fiyat aralıklarıyla farklı kullanıcılara hitap ederler. Ayrıca flaş, filtre seti gibi aksesuarlara da yatırım yapmanız gerekebilir. 

DSRL'ler ile elde edeceğiniz fotoğrafın kalitesi, kullandığınız objektifin optik kalitesiyle doğru orantılıdır. Böyle bir objektif seti oluşturduğunuzda marka değiştirmenin çok zor olduğunu, çünkü elinizdeki objektif setini de değiştirmeniz gerektiğini unutmayın. Bu yüzden DSLR kullanıcıları genelde belli bir markada karar kılıp gövde yenilemeleri gerektiğinde aynı markanın bir üst modelini almayı yeğlerler. Bunun karşılığında DSLR'ler kompakt makinelere göre çeşitli avantajlar sunarlar. Yüksek çekim hızı, zengin ayarlar, daha düşük bir gren (noise) seviyesi, esneklik, 6MP ve üzeri çözünürlük nedeniyle yüksek baskı kalitesi bunlardan bazılarıdır. Öte yandan ileri seviye kullanıcılara yönelik kompakt makineler de son derece başarılı sonuçlar verebilir. Bu tür kompakt makineler objektiflerinin optik kaliteleriyle, zengin ayarlarıyla, manuel pozlama seçenekleriyle diğerlerinden ayrılır. 

Kompakt makinelerin DSLR'ler karşısındanki dezavantajlarına (sabit objektif, yüksek gren, daha az detay ayar) katlanabileceğinizi düşünüyorsanız, sizi çok etkileyecek modeller bulabilirsiniz; çünkü bazı ileri seviye kompakt modellerdeki objektifin optik kalitesi, dolayısıyla resim kalitesi son derece yüksektir. Öte yandan bütçesi kısıtlı ancak gözüne, yani çekeceği fotoğraflara estetik değer katabileceğine güvenen ciddi veya ileri seviye bir fotoğrafçıysanız, manuel pozlama ayarları sunan ortalama bir kompakt makine de işinizi görebilir. Bu tür bir makinede renk doğruluğunun yüksek olmasına, keskinlik, satürasyon, kontrast, beyaz dengesi gibi yazılım tabanlı ayarların zengin olmasına, ISO (noise) aralığının geniş olmasına ve nispeten küçük bir değerden başlamasına önem vermenizi öneririz. Öte yandan bir makineye yüksek bütçe ayıramayacak, yeni başlayan veya sadece bas-çek fotoğraflarla ilgilenen bir kullanıcıysanız, nispeten daha az özellik sunan, küçük ve ekonomik bir kompakt makine düşünebilirsiniz.

Çözünürlük ve sensör

 Yeni kullanıcılar bile, şu sözü çevrelerinden duymuş olabilir: "Megapiksel her şey demek değildir". Ancak yine de üreticiler daha yüksek çözünürlükte makineler üretmeye ve daha yüksek çözünürlüklü modellere nispeten daha yüksek fiyat etiketi koymaya hızla devam ederken, bir dijital fotoğraf makinesi almaya gittiğinizde önce sensör çözünürlüğüne dikkat etmeniz son derece normal. Bu yüzden çözünürlük kavramının açıklanmaya ihtiyacı var. Çözünürlük, çektiğiniz fotoğrafları ne kadar büyük boyutta bastıracağınızı belirlemesi açısından önemlidir. Ayrıca fotoğrafı bilgisayarınızda kırpıp küçülttüğünüzde bile makul bir görüntü kalitesi elde edebilmek için yüksek çözünürlük tercih sebebidir. 

Ancak görüntü kalitesi çözünürlükten ibaret değildir; çünkü dijital fotoğraf makinelerinin optik kaliteleri, dijital görüntüyü işleme algoritmaları, sensör teknolojileri ve sensörlere entegre filtreler de en az çözünürlük kadar önemlidir. Bu yüzden bazı dijital fotoğraf makineleri aynı veya daha yüksek çözünürlükte sensöre sahip makinelerden daha iyi resim kalitesi sunabilirler. Hatta, az sayıda sensör üreticisi çok sayıda dijital fotoğraf makinesi üreticisine sensör sunduğu için, aynı sensörü kullanan makineler arasında bile, yukarıda belirttiğimiz faktörlerden dolayı resim kalitesi farkı olabilir. Bu farklar kendilerini keskinlik, renk doğruluğu, geniş dinamik aralık (fotoğrafı çekilen sahnenin çok ışık alan ve gölgede kalan alanlarında detayların ne derece seçilebilir olduğu), nesnelerin kenarındaki geçişler ve görüntüdeki kusurlar olarak belli ederler. 

Tüm bu detayları bir makineyi satın alıp uzun süre kullanmadan anlamanız çok zordur; bazen iki model arasındaki bu farklar ancak çok teknik testlerle açığa kavuşturulur. Bu yüzden ürün incelemelerini okuyup görüntü kalitesi ile ilgili notlara dikkat etmenizi öneririz.

Teknik bilgiler

ISO aralığı 

Günümüz dijital fotoğraf makinelerinde 50 ISO'dan başlayıp 3.200 ISO'ya kadar uzanan bir ISO aralığı bulunmaktadır. Düşük ISO değeri fotoğrafta daha az gren (noise) olmasını sağlarken, yüksek ISO değerlerinde gren artar; böylece fotoğrafların düşük ışık koşullarında çekilebilmesi sağlanır. Ancak her makinenin gren seviyesi aynı ISO değerinde aynı değildir; çünkü üreticiler ilave algoritmalarla greni azaltmaya çalışırlar. Bunu yaparken fotoğrafın keskinliğinden ve detay zenginliğinden mümkün olduğunca az feragat etmeye çalışırlar. 

Gren başarısı modelden modele değişiklik gösterir. Bu yüzden bir makine seçerken düşük ISO değerlerinden başlamasına dikkat edebilirsiniz, ancak makinelerin teknik incelemelerini okuyarak bu ISO değerlerinde ne kadar başarılı olduklarını yakından değerlendirmenizde yarar var.

Optik ve dijital zoom 

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, kompakt makinelerin çoğunda zum objektif bulunur. Aynı şekilde DSLR makineniz için de bir zum objektif seçebilirsiniz. DSLR'ler size bu konuda seçim esnekliği sağlarken, kompakt makinelerde objektif değişmediği için, alırken objektife önem vermeniz gerekir. Ciddi veya ileri seviye kullanıcılara yönelik kompakt makinelerin çoğunda, özellikle de süperzum makinelerde optik kaliteyi garantilemek için genelde iyi kalite objektifler kullanılır. Öte yandan zum aralığı, çekeceğiniz fotoğraf türleri açısından aynı derecede önemlidir.

Örneğin mimari bir çekimde veya arka plandaki manzarayı geniş bir şekilde almak istediğiniz durumlarda geniş açı bir objektif kullanmak gerekir. Çoğu kompakt makine 35mm'den başlarken bu açı geniş-normal açı kategorisindedir ve bu tür çekimler için yeterli değildir. Bazı kompakt makinelerin objektiflerinde geniş açı 28mm'den başlar (çok nadir modellerde 23mm). Bu tür bir makine ihtiyacınızı karşılayabilir, ancak daha geniş bir açı istiyorsanız DSLR'lere yönelmelisiniz. Kompakt makineler için objektifin üzerine takılan geniş açı konvertörleri de bir derece işinizi görebilir, ancak bu tür ilave parçaların optik kaliteyi düşürdüğü unutulmamalıdır.

Geniş açı gibi, tele objektifler de çektiğiniz fotoğraf türlerine göre bir ihtiyaç olabilir. Örneğin normal-tele sayılan 100mm civarı bir açı portreler ve makro çekimler için idealdir. Doğa ve vahşi yaşam fotoğrafçılığı içinse 300mm civarı ve üzeri bir açı sunan objektifler yeğlenir. Süperzum kompakt makinelerde 12x'e varabilen zum aralıkları (örneğin 35mm-420mm) sunulmaktadır ve bu tür bir süperzum kompakt, tele ihtiyaçlarınızı yeterince karşılayacaktır. Bazı kompakt makinelerde optik zumun ötesinde dijital zum da sunulur. Bu zum özelliği, görüntünün yazılımsal olarak büyütülmesi anlamına geldiği için görüntü kalitesini düşürür ve efektif değildir. İlave bir özellik olarak bulunması iyi olabilir, ancak seçiminizi etkileyecek bir faktör asla olmamalıdır. 

Görüntü stabilizasyonu 

Normal bir fotoğrafçı, normal bir objektifle ve biraz dikkat ederek, 1/60 sn gibi enstantane hızlarıyla el titremesini fotoğrafa yansıtmadan net fotoğraflar çekebilir. Ancak ortamın ışık koşulları her zaman bu enstantane hızlarına izin vermediği gibi, tele açılarda el titremesinin etkileri artar. Yani 50mm bir objektifte 1/60sn enstantrane hızı net bir fotoğraf için yeterli olurken, 300mm bir objektifle 1/250 – 1/300sn enstantane hızları ancak yeterli olabilir. Bu durumda birkaç yıldır bazı modellere eklenen görüntü stabilizasyonu (Image Stabilisation, Anti-Shake gibi isimlerle anılır) teknolojisi yardımınıza koşacaktır.

Bu tip makinelerde objektif içinde veya makinenin içindeki sensörde titreşime karşı yönde hareket eden bir düzenek size birkaç stopluk bir avantaj sağlayabilir. Günümüzde bazı markalar ileri seviye kompakt modellerinde ve bazı DSLR modellerinde titreşim önleyici sistem sunarken, bazı DSLR'lerde bu özellik bulunmamasına karşın, alacağınız bir objektif de bu özelliği sunuyor olabilir. Diyafram açıklığı Objektifin diyafram açıklığı sensörün alacağı ışık miktarını belirlerken, aynı zamanda alan derinliğini de etkiler. Düşük diyafram açıklıkları (örneğin f/2) diyaframın daha geniş açılmasını sağlayarak daha düşük ışık koşullarında çekim yapabilmenizi sağlarken alan derinliğini, yani çekilen nesnenin net göründüğü mesafe aralığını da azaltır. Bu alan derinliğini etkileyici fotoğraflar çekmek için kullanabilirsiniz.

Örneğin bir kuşu çekerken, alan derinliğinin düşük olması, kuşun net, arka plandaki ağaçların netsiz olmasını sağlar; böylece arka planın karmaşıklığı önlenir ve ağaçların yaprakları yeşil bir fon oluşturarak konunuzun daha belirgin ortaya çıkmasını sağlar. Bu yüzden objektiflerde düşük diyafram açıklıkları tercih edilir. Daha dar diyafram açıklıklarında (kompakt makinelerde f/16'ya, D-SRL objektiflerinde f/32'ye varan açıklıklar) ise daha geniş bir alanın net olması sağlanır. Böylece manzara fotoğraflarında veya belli bir konuyu çekerken arka planın net çıkmasını istediğiniz durumlarda istediğiniz geniş net alan derinliğini elde edersiniz. 

Öte yandan ileri seviye ve pahalı birkaç kompakt model dışında en dar diyafram açıklığı f/4,8 olabilir. Bu sizi yanıltmasın; bahsettiğimiz kompakt makinelerin objektifleri de özel olarak tasarlandığı için, yeterli geniş alan derinliğini sağlarlar.

Odaklama mesafesi

Her objektifin bir minimum odaklama mesafesi vardır. Yani, çektiğiniz konunun net çıkabilmesi için objektifin o konuya belli bir minimum mesafede bulunması gerekir. Kompakt makinelerde veya DSLR makineniz için alacağınız objektifte bu minimum mesafenin düşük olmasına dikkat edebilirsiniz; ancak önemli olan üreticinin optik kaliteyi düşürmeden bunu sağlayabilmiş olmasıdır. Bunun yanı sıra, kompakt makinelerde makro çekim modu için 1cm gibi çok küçük odaklama mesafeleri sunulmaktadır. Makro fotoğraflara meraklıysanız makinenizde bu özelliği arayabilirsiniz. DSLR içinse özel makro objektifler bulunmaktadır.

Auto/Manual Focus 

Hemen her tür dijital fotoğraf makinesi auto focus, yani otomatik odaklama özelliği sunar. Makineler bu odaklamayı görüntüdeki kontrast farklarını değerlendiren bir algoritmayla yaparlar. Ancak auto focus'un yanılabileceği durumlar da olabilir (örneğin hayvanat bahçesinde, parmaklıklar arkasındaki bir aslanı çekerken makine ısrarla parmaklıklara odaklanabilir veya kötü ışık koşullarında otomatik odaklama istediğiniz yere odaklama yapamayabilir). Böyle durumlar için manual focus (manuel odaklama) da yapabilen bir makine seçmenizi öneririz. Böylece vizörden veya LCD'den bakarak en doğru netlemeyi yapabilirsiniz. Ayrıca otomatik odaklama için kullanılan teknolojiler ve algoritmalar (kaç noktadan odaklama ölçümü yapıldığı, kontrast değerlendirme algoritması) otomatik odaklamaların başarısını artırır. 

Beyaz dengesi 

Artık tüm dijital fotoğraf makinelerinde beyaz dengesi (White Balance) ayarı bulunuyor. Bu ayar, farklı ışık koşullarında (gün doğumu, gün batımı, öğlen güneşi, bulutlu hava, floresan ışığı, tungsten ışığı gibi) renk ısısı değiştiğinde fotoğraflarınızın yine de doğru renklerle çıkmasını sağlar. Çoğu makinede bulunan otomatik beyaz dengesi ayarı, makinenin ortamdaki renkleri beyaza kıyasla değerlendirerek otomatik renk ayarı yapmasını sağlar; ancak bu algoritmanın başarısı modelden modele değişir. Bu yüzden renk ısısını elle seçebileceğiniz veya makineye beyaz bir kağıt göstererek manuel ayarlama yapabileceğiniz (white preset) modelleri tercih etmenizde yarar var. 

Enstantane hızı 

Özellikle karanlık ortamda tripodla uzun pozlamalı çekimler yaparken veya bir hareketi vermek istediğinizde düşük enstantane hızlarına ihtiyaç duyarsınız. Bir örnek vermek gerekirse, günbatımında sahildeki kayaların net çıkmasını, kıyıya vuran dalgaların ise hareketin etkisiyle bulut kıvamında bir görünüm almasını istiyorsanız 20-25 sn süreli enstantanelere ihtiyaç duyabilirsiniz. Veya gece gökyüzünde yıldızların izlediği dairesel yolun fotoğrafını çekmek istiyorsanız tripodla 1 saati veya daha uzun süreyi bulan pozlamalar yapabilirsiniz. Günümüzde çoğu dijital fotoğraf makinesi 30 sn'ye kadar uzun pozlama ayarının yanı sıra parmağınızı deklanşöre bastığınız sürece pozlamayı sürdüren bulb modunu sunuyor. Ancak özellikle kompakt makinelerde, uzun pozlama sensörün ısınmasına yol açıp ölü piksellerin görünme olasılığını ve greni artırdığı için, bulb modu da sınırlanmıştır. 

Örneğin bazı makinelerde bulb süresi 3 dakika ile sınırlı olabilir. Yüksek enstantane hızları ise çok aydınlık ortamlarda hareketi dondurmak için gereklidir. Çoğu kompakt makinede sunulan minimum 1/2.000 sn'lik enstantane hızı yeterli olurken, daha profesyonel makinelerde 1/4.000, 1/8.000 sn gibi enstantane hızları ile karşılaşabilirsiniz.

Flaş ve ışık ölçüm sistemi 

Pek çok kompakt makinede ve orta seviye DSLR'lerdeki bütünleşik flaş, karanlık ortamlarda konuyu aydınlatmak için sunulmuştur; ancak estetik çekimler için genelde yetersizdir. Bu yüzden ileri seviye fotoğrafçılar harici flaş takılabilen modelleri tercih ederler. Böyle bir flaş sadece karanlık ortamlarda değil, konunuzu daha belirgin hale getirmek için dolgu flaşı olarak da kullanılabilir. Flaşta kırmızı göz önleme ve farklı efektler vermeye yönelik senkronizasyon (slow sync, rear) modlarını ararsanız, çekimlerinizden alacağınız sonuç çok daha başarılı olur. Fotoğraf makinelerinin ışık ölçüm sistemi bir sahnenin tüm noktalarındaki ışığı değerlendirerek optimum pozlama değerlerinde fotoğraf çekmenizi sağlar. 

Ancak bir sahnenin farklı yerlerindeki ışık şiddeti farklı olabileceği için konunuzu en iyi verecek ışık ölçümü için makinenizde spot ölçüm ve merkez ağırlıklı ölçüm seçeneklerinin bulunmasını isteyebilirsiniz. Bunun yanı sıra, farklı etkiler yaratmak için makinenin ölçtüğü pozlama değerlerinden farklı pozlamalar yapmak (ölçülenden farklı enstantane hızı veya diyafram açıklığı kullanmak) istiyorsanız, pozlama doğrulaması yapan makinelere yönelmenizde yarar var. Ancak pozlama doğrulamasının olumsuz ışık koşullarında bir iyileştirme sağlamadığını, sadece kullanım kolaylığı sağlamayı amaçladığını unutmamalısınız.

Diyafram/Enstantane ağırlıklı 

Bas-çek makineler tüm pozlama değerlerini otomatik yaparken, fotoğrafçılığını geliştirmek isteyen kullanıcılar veya ileri seviye fotoğrafçılar ortam ışığını kendileri değerlendirerek enstantane ve diyafram açıklıklarını kendileri kontrol etmek ve buna göre istedikleri sonuçları istedikleri gibi almak isterler. Bir makinede enstantane ve diyafram açıklığının elle seçilebilmesini sağlayan manuel pozlama ayarı bunu sağlarken, profesyonel fotoğrafçılar bile bazen diyafram ayarını kendileri belirlemeyi, enstantane ayarını makineye bırakmayı (veya tersi) daha uygun bulurlar. Bu yüzden makinenizde diyafram ve enstantane ağırlıklı çekim ayarının bulunmasına dikkat etmelisiniz. Sadece bas-çek fotoğrafçılar bu ayarları önemsemeyebilir. 

Fokal çarpan 

Pahalı profesyonel DSLR makineler haricinde, çoğu DSLR bir fokal çarpana sahiptir; yani sensör, objektifin sensör üzerine düşürdüğü görüntüden daha küçük olduğu için, fotoğraf kenarlarından kırpılır. Bu yüzden kullanılan objektifin üzerinde yazan açı değerleri değil, belirli bir fokal değer ile çarpılmış değerler geçerlidir. Örneğin fokal çarpanı 1,5 olan bir DSLR'de 50mm'lik bir objektif aslında 75mm'lik bir lens gibi işlev görür. Bu da geniş açılarda olumsuz bir durum yaratır. Bu yüzden objektif üreticileri birkaç yıldır DSLR'lere yönelik çok geniş açılı objektifler sunarak bu dezavantajın önüne geçmeye başladılar. Ancak bu objektifler genelde filmli makinelerde kullanılamazlar. Tabii "full-frame" olarak anılan pahalı DSLR modellerinde bu dezavantaj geçerli değildir. 

Çekim hızı

Fotoğraf makinelerinde performanstan söz edilirken genelde birkaç hız faktörü kastedilir: Bunlardan birisi ardışık çekim hızı ve bu hızda peş peşe çekilebilecek kare sayısıdır. Özellikle doğa ve spor fotoğrafçıları yüksek ardışık çekim hızı istediği için 5 kare/sn, 8 kare/sn gibi yüksek ardışık çekim hızı sunabilen makinelere yönelirler. Ancak çoğu ortalama DSLR ve kompakt makine 2-3 kare/sn ile ardışık çekim olanağı sunarlar. Bu hızda çekilebilen kare sayısı ise makinenin tampon belleğine bağlıdır. Örneğin Canon'un ileri seviye DSLR modellerinden 1D Mark II N, 8,5 kare/sn hızla ardışık 40 kare (JPG) çekim hızı sunar. Önemli bir başka hız faktörü ise makinenin kaç saniyede açılıp fotoğraf çekmeye hazır hale geldiğidir. Birkaç saniyede açılan bir makine, gördüğünüz etkileyici bir anı kaçırmanıza neden olabilir. Neyse ki güncel makinelerin çoğu, düğmesine bastığınız anda çekime hazır hale geliyor. Bir diğer hız faktörü ise deklanşör tepki süresidir. Bu süre milisaniye cinsinden ölçülecek kadar küçük olsa da, istediğiniz anı istediğiniz şekilde yakalamanızı engelleyebilir. Ancak günümüzde dijital fotoğraf makineleri çok düşük deklanşör tepki süreleriyle üretilebilmektedir. Bir başka hız faktörü ise objektiflerin auto-focus hızıdır. Bu da autofocus algoritmasını işleyen işlemcinin hızına ve objektif motorunun gücüne bağlıdır.

Film çekme özelliği 

Profesyonel ve ileri seviye kullanıma yönelik DSLR makineler genellikle film çekme özelliği sunmazken, kompakt makinelerin çoğunda bu özellik bulunur. Makinenizde bu özelliği arıyorsanız, hangi çözünürlükte, saniyede kaç kare hızla video çekimi yapılabildiğini kontrol etmenizde yarar var. Ancak bellek kartı ile sınırlı bir sürede, video kameralara göre düşük kalitede film çekme özelliğinin eğlencelik olduğu, sadece fotoğrafçılığa odaklanan ciddi fotoğrafçıların bu özelliğe çok fazla önem vermediği unutulmamalıdır.

Tripod bağlantısı ve kumanda

Tüm DSLR'lerde ve giriş seviyesi, ultrakompakt modeller hariç kompakt makinelerde tripod bağlantısı vardır. Tripod, fotoğrafçılığını geliştirmek isteyen bir kullanıcının vazgeçilmez ekipmanlarından olduğu için makinenizde bu özelliği aramalısınız. Sadece yanınızda her zaman taşıyabileceğiniz ikinci bir makine olarak ultrakompakt bir model arıyorsanız, bu özellikten feragat edebilirsiniz. Kablolu ve kablosuz uzaktan kumandaların temelde iki avantajı vardır: Tripod üzerindeki bir makinede deklanşöre basarken oluşan titreşimi önlemek ve bulb çekimlerde deklanşör kilitlemesi sunarak bu süre zarfında parmağınızı deklanşörde basılı tutma ihtiyacını önlemek. Fotoğraf makinesinin sahibinin de içinde yer alacağı grup fotoğrafları çekilirken de uzaktan kumanda işe yarayabilir; ancak artık her tür dijital fotoğraf makinesinde bulunan self-timer özelliği de aynı ihtiyaca cevap vermektedir.

Bellek kartı türü 

Günümüzde dijital fotoğraf makinelerinde Compact Flash, Smart Media, MMC, SD, Memory Stick, XD, Microdrive gibi farklı bellek kartı türleri desteklenmektedir. Bellek kartları farklı boyutlar ve farklı kapasitelerdedir. Günümüzde her tür kart formatına uygun kart okuyucuları oldukça ucuz olduğu ve bir çantada rahatlıkla taşınabildiği için dijital fotoğraf makinesi seçiminde çok büyük bir faktör oluşturmazlar. Tabii yanınızda böyle bir okuyucu taşımak istemiyorsanız, güncel dizüstü bilgisayarlarda genelde MMC, SD ve Memory Stick okuyucuların bütünleşik olarak sunuluyor olması seçiminizi etkileyebilir. 

RAW çekimi 

Beyaz dengesi, kontrast, keskinlik, satürasyon gibi yazılım algoritmalarına dayanan ayarlar JPEG fotoğrafların üzerine doğrudan uygulanırken, RAW fotoğraflarda bu tür ayarları sonradan, bilgisayarınızda yapabilirsiniz. Ayrıca sıkıştırılmamış RAW formatları JPEG fotoğraflarda sıkıştırma sonucu oluşan görüntü kalitesi kaybını da önler. Öte yandan RAW dosyaları oldukça büyük olduğu için daha yüksek kapasiteli bellek kartlarına ihtiyaç duyacaksınız. Yine de ileri seviye bir dijital fotoğrafçı için RAW çekim özelliği vazgeçilmez özellikler arasındadır. 

LCD ekran

Bir dijital fotoğraf makinesi seçerken, değerlendirilmesi gereken temel özelliklerden birisi de hiç kuşkusuz LCD ekran olmalıdır. DSLR makinelerde LCD ekran sadece çekilen fotoğrafları sonradan izlemeye yarar; bu yüzden yeterince büyük, parlak ve yansıma önleyici kaplamaya sahip bir ekran yeterli olacaktır. Kompakt makineler ise, çekilecek sahnenin ön izlemesine izin verdiği için katlanıp açılabilir, her konumda ön izleme sunabilen bir LCD ekrana sahip olmalıdırlar.

Bilgisayar bağlantısı 

Günümüzde çoğu makine hızlı USB 2.0 bağlantısıyla fotoğrafların bilgisayara aktarılmasına izin verirken, yine hızlı bir aktarım sunan Firewire bağlantıya sahip makineler veya stüdyo fotoğrafçıları ve dizüstü bilgisayarıyla birlikte çalışan fotoğrafçılar için kablosuz aktarım sunan DSLR ve kompakt modeller de çoğalmaktadır. 

Pil 

Yıllar geçtikçe, fotoğraf makinesi pilleri de iki seçeneğe kadar indi: Standart pil kullanan makineler ve özel tasarım şarj edilebilir Lithium Ion veya NiMH pil kullanan makineler. Standart pil kullanan modellerde şarj edilebilir NiMh piller özellikle öneriliyor. DSLR'lerin hemen hepsinde özel Lithium Ion veya NiMH piller kullanıldığı için şarj cihazları birlikte geliyor. Bu pillerin şarj kapasiteleri genelde ortalama yoğunlukta, bir günlük bir çekim turu için yeterli gelirken, flaşın ve LCD'nin sıkça kullanıldığı, çok sayıda çekim yapılan turlar için ilave pil satın alabilir veya ilave pil takılan battery pack modüllerini tercih edebilirsiniz. Orta ve ileri seviyeye yönelik kompakt makinelerde ise her yerde bulunan, Lithium Ion pillere göre çok daha ucuz olan standart AA piller kullanıldığı için, bazen pil türü kompakt makine seçiminde etkili olabiliyor. Ancak bu makinelerin bazılarıyla şarj cihazı verilmediğini ve ayrıca satın almanız gerektiğini unutmamalısınız. Ultrakompakt ve ince modellerde ise yine özel tasarım Lithium Ion piller yaygın şekilde kullanılıyor ve şarj cihazları birlikte geliyor.

10 temel ipucu 

İhtiyaçlarınıza, bütçenize ve ilgilendiğiniz fotoğraf dalına uygun bir makine bulmanızı kolaylaştıracak, 10 maddelik öneri listesini aşağıda bulabilirsiniz: 

1. İstediğiniz en büyük baskı boyutunu sunacak çözünürlükte bir makine seçin. Fotoğraflarınızı sadece Web'de yayınlayacaksanız piyasadaki en düşük çözünürlüklü makine bile işinizi görebilir. 20x25cm'lik standart fotoğraflar için 3 veya 4 MP'lik bir dijital fotoğraf makinesi yeterlidir. 6MP'lik bir makine A4 boyutunda fotoğraflar için yeterli gelirken, 8 MP'lik bir makine 40x50 cm boyutunda baskıların altından rahatlıkla kalkacaktır. Profesyonel bir kullanıcıysanız ve A4 boyutundaki bir dergide çift sayfa açılan bir fotoğraf çekmek istiyorsanız, 10- 12 MP'lik bir makineyi tercih edin. Ayrıca büyük baskı almaya yönelik optimizasyon sunan çeşitli enterpolasyon yazılımlarıyla fotoğrafınızı büyüterek daha büyük boyutlarda bastırabilirsiniz. Bu yazılımlar görüntü kalitesinden kaybettirse de, fotoğrafı olduğu gibi büyük boyutta bastırmaya karşı bir avantaj sunar. 

2. Seçeceğiniz makinede istediğiniz özelliklerin bulunduğuna emin olun. Bunlar video kaydı, geniş aralıklı optik zum, detaylı manuel kontroller gibi ilk akla gelebilecek özellikler de olabilir; histogram, çekilen iki fotoğrafı üst üste bindirme gibi ilk etapta düşünülmeyen özellikler de olabilir. Ayrıca su altı çekimi, infrared fotoğrafçılık gibi çok özel ihtiyaçlarınız varsa alacağınız makinenin bu tür fotoğrafçılık dallarına yönelik aksesuarlarla uyumlu olup olmadığını değerlendirin. Makinenin ergonomisini değerlendirirken sadece dış görünümüne bakmayın; örneğin bir DSLR seçerken vizördeki görüntünün yeterince büyük ve parlak olup olmadığı, vizördeki görüntünün altında çekilen fotoğrafla ilgili hangi önnemli detayların verildiği (enstantane ve diyafram açıklığı, ISO değeri, pozlama doğruluğu) gibi özellikler de seçiminizi belirleyecektir. 

3. Dış mekanlarda çekim yaparken çektiğiniz fotoğrafları daha iyi izleyebilmek için büyük, parlak ve yansıtma önleyici kaplaması bulunan LCD'ye sahip bir makine tercih edin. 

4. Makinenin fiyatını hesaplarken dahil olan veya olmayan aksesuarların (pil, şarj cihazı, bellek kartı gibi) maliyetini de hesaba katın. 

5. Tüm makinelerde USB arabirimi bulunuyor. Yüksek çözünürlüklü modellerde fotoğraflarınızı bilgisayara daha kısa sürede aktarabilmek için USB 2.0 desteğini mutlaka arayın. 

6. Zum objektifli bir dijital fotoğraf makinesi alırken, yazılım marifetiyle gerçekleştirilen, dolayısıyla görüntü kalitesi kaybına yol açan dijital zum'u değil, optik zum aralığını dikkate alın. 

7. F-stop, beyaz dengesi, ISO değeri gibi terimleri öğrenmeye gönülsüzseniz, zengin ayarları ve manuel kontrolleri bulunan bir makine sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Bu tür makineler size istediğiniz esnekliği sunar; ancak sadece bu tür detayları öğrenmeye hevesliyseniz... Aksi taktirde bu makinelerin kullanımını çok zor bulabilirsiniz ve nihayetinde makinenin iyi bir görüntü kalitesi sunamadığı sonucuna varabilirsiniz. Üst düzey bir kompakt makineden DSLR makinelere geçen çok sayıda kişinin yaşadığı hayal kırıklığının nedeni budur. Oysa makinenin ayarlarını ve bu ayarların hangi koşullarda en iyi sonucu vereceğini öğrenenler aynı modelle son derece tatmin edici sonuçlar alabilmektedir. 

8. Detaylı, farklı çekim koşulları için neler yapılabileceğini örneklerle anlatan ve çekim turuna çıktığınızda bile her an yanınızda taşıyabileceğiniz bir kullanım kılavuzuna sahip olan modelleri tercih edin. Bu kullanım kılavuzundan öğreneceğiniz bir detay, elinizdeki makineye çok farklı bir gözle bakmanızı sağlayabilir. 

9. Makinenin elinize oturup oturmadığını, parmaklarınızın düğmelerine iyi şekilde erişip erişmediğini kontrol edin. Fotoğraf çekerken anı kaçırmamak için, bu ayarları artık vücudunuzun bir parçasıymış gibi otomatik olarak, düşünmeden yapabilmeniz ve makineye değil tamamen çekeceğiniz kareye odaklanmanız gerekir. 

10. Makinenin hızını dikkate alın. Açılması 3 sn süren, her fotoğraf arasında sizi 5 sn bekleten bir makine, çok değerli sahneleri kaçırdıkça memnuniyetinizi azaltacaktır.



Sonuç olarak kısa bir özet 

Dijital fotoğraf makinesi seçerken yukarıda belirttiğimiz tüm özellikleri dikkate alarak seçiminizi yapabilirsiniz. Ancak titiz bir alıcıysanız, nihai seçim kararınızı detaylar belirleyecek. Bu konuda yeterli bilgiyi teknik testlerin ağırlık taşıdığı ürün incelemelerinde bulabilirsiniz. Yine de yukarıda belirttiğimiz özelliklere dikkat ederek size en uygun seçenekleri daha kısa bir liste halinde oluşturmanızda yarar var. Hala kararsızsanız, yukarıda anlattıklarımızın özetini de içeren, aşağıdaki dört adım seçiminizi kolaylaştırabilir:

1. Bir dijital fotoğraf makinesinden ne beklediğinizi (ihtiyaçlarınızı) belirleyin. Kullanıcı profillerden hangisine uyduğunuzu, genelde ne tür fotoğraflar çekeceğinizi, fotoğrafları bastırmak isteyip istemediğinizi ve bastıracaksanız hangi baskı boyutunu tercih ettiğinizi, bir dijital fotoğraf makinesi için ne kadar bütçe ayırabileceğinizi saptayın. 

2. İhtiyaçlarınızın bazılarını, çoğunu ve tamamını karşılayan modellerden kısa bir liste oluşturun. Mutlaka olmasını istediğiniz özellikleri içermeyenleri eleyerek listeyi kısaltabilirsiniz; ancak modellerin detaylarına üçüncü adımda gireceğiniz için bu adım üzerinde çok fazla da zaman harcamayın. Üçüncü adımı tamamlamadan önce satın alma kararınızı kesinleştirmeyin. 

3. Dergilerdeki ve internetteki incelemeleri, kullanıcı görüşlerini okuyarak listenizdeki modeller hakkında detaylı bilgiler edinin. Aklınıza en çok yatan modellerin özelliklerini, güçlü ve zayıf noktalarını birbirleriyle karşılaştırın, modellerle çekilmiş örnek fotoğraflara göz atın. Örnek fotoğrafları, inceleme sitelerinde ve fotoğraf paylaşım sitelerinde bulabilirsiniz. Ancak karşınıza son derece etkileyici örnek fotoğraflar çıkabilir. Bunlara bakıp karar vermeden önce hangi koşullarda, hangi ilave aksesuarlarla çekildikleri hakkında ve özellikle fotoğraf üzerinde dijital işlemler uygulanıp uygulanmadığı konusunda bilgi edinmeye çalışın.

4. Seçtiğiniz makineyi deneme şansı bulabilirseniz, yanılgıya düşme riskinizi azaltmış olursunuz. Bir mağazada makineyi denemeniz için size yeterince fırsat sunulmayabilir; ancak satıcıya makineyi görmek istediğinizi söylediğinizde, en azından ergonomik ve kullanım kolaylığına sahip olup olmadığını kısa bir inceleme sonucu anlayabilirsiniz. Aklınıza takılan noktalar varsa satıcıya sormaya çekinmeyin. 

Ayrıca seçtiğiniz modele sahip olan bir arkadaşınız varsa, satın almadan önce zaman ayırıp makineyi bizzat deneyebilirsiniz. Pek çok yeni modelin güçlü yönleri, daha ürün piyasaya çıkmadan önce yeterince tanıtılır; ancak zayıf yönleri ve kusurları 2-3 aylık bir kullanım sonrasında ortaya çıkar. İnternetteki kullanıcı forumlarını ziyaret ederek makineyi birkaç ay önce satın almış kullanıcıların ürün hakkında ne söylediklerini okumanız, size başka türlü sahip olamayacağınız çok önemli bir deneyim aktarımı sunacaktır.

Share

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.