4.01.2016

FOTOĞRAFÇILIKTA FOTOĞRAF MAKİNESİNİN AYARLARI

Global Bilgiler  /  at  00:27  /  No comments


Günümüz dijital fotoğraf makinelerinde LCD ekranların diyagonal boyutları 3,5 inçe kadar çıkmıştır. Bu boyutlarla ve yansıma yapmayan kaplamalarla LCD'deki görüntü kalitesi iyice artmıştır. Kompakt makinelerin LCD ekranları vizör olarak kullanılarak gerçek zamanlı kadrajlama yapılabilir. Bu yüzden yeni kompakt makinelerde katlanır - açılır LCD ekranlarla fotoğrafçının vizörü kullanım kolaylığı artırılmıştır.

DSLR'lerde ise objektifin arkasında bir ayna bulunduğu ve bu ayna deklanşöre basıldığında açıldığı için bu mümkün değildir. Yarı saydam aynalarla denemeler yapılmakla birlikte, henüz DSLR'lerde gerçek zamanlı LCD görüntüsü almak için tam verimli bir çözüm söz konusu değil. DSLR'lerin LCD'leri fotoğrafı çektikten sonra önizlemesini yapmak içindir. LCD ekranlar aynı zamanda makinenin menülerine girerek ayarlarını yapmak için de kullanılır. Bazı makinelerde görülen ikinci bir LCD ekran ise çekim değerlerini gösterir.

Kompakt makinelerde LCD'nin vizör yerine kullanılması büyük kolaylık sağlarken, LCD ekranı gerçek zamanlı görüntü vermeyen DSLR'lerde hala vizöre ihtiyaç vardır. Ayrıca filmli makinelerden alışanlar, kompakt makinelerde bile vizör kullanmaya devam edebilmektedir. Bazı makinelerde (özellikle LCD'nin kadraj için kullanılamadığı DSLR'lerde) vizör kadraj yapılan kısmının altında çekilen fotoğrafla ilgili bilgiler yer alır (enstantane, diyafram açıklığı, ISO değeri, ışık ölçümü gibi). Böylece fotoğraf çekerken gözünüzü vizörden ayırmadan, kadrajı bozmadan ayarları makinenin üzerindeki düğmelerden değiştirebilirsiniz.

ISO ayarı: 


ISO ile noise (gürültü) arasındaki bağlantıyı yukarıda açıklamıştık. Kompakt dijital fotoğraf makinelerinde ISO ayarı modele göre değişir ve bazı modellerde 64, 80 veya 100 ISO'dan başlayıp 800 ISO'ya kadar gidebilir. DSLR'lerde ise modeline göre 50, 100 veya 200 ISO'dan başlayarak 1.600 ve 3.200 ISO'ya kadar çıkılabilmektedir. DSLR sensörleri fiziksel boyut avantajları sayesinde noise konusunda daha başarılı sonuç verirler.

Gürültüsüz, temiz bir fotoğraf çekmek için düşük ISO değerleri tercih edilebilir, ancak yüksek ISO değerlerinde noise artarken daha düşük ışık koşullarında fotoğraf çekmek mümkün olur. Grenli bir efekt elde etmek istendiğinde ise, kasıtlı olarak yüksek ISO'da fotoğraf çekilebilir. Bazı makinelerde bulunan Auto ISO ayarı ise, ortamın ışık koşullarına göre, diyafram açıklığı ve enstantanenin yetmediği durumlarda gereken ISO seviyesini otomatik seçer.

Netleme: 


Artık tüm dijital fotoğraf makinelerinde (DSLR'lerde objektif de uyumluysa) otomatik netleme (Auto Focus) özelliği bulunmaktadır. Bu makineler odaklandığınız konunun kontrast değerlerine göre o konunun mesafesini ölçüp objektif netliğini otomatik ayarlar. Ancak elle hassas netleme yapmak istiyorsanız, bazı kompakt makinelerde ve DSLR'lerin tümünde manuel netleme ayarı da bulunmaktadır. Genelde DSLR'lerde bulunan bir netleme özelliği ise, deklanşör yarım basılı tutulduğu sürece, makineyle takip edilen ve makineye mesafesi değişen hareketli nesnelere sürekli odaklama sağlayan AF-Servo özelliğidir (Canon'un tabiriyle AI-Servo, Nikon'un tabiriyle Continuous AF).

Otomatik Bracketing: 


Doğru bir fotoğraf için doğru pozlamanın öneminden bahsetmiştik. Eğer çekeceğiniz fotoğraf için yaptığınız ışık ölçümünden emin olamıyorsanız ve makinenizin otomatik Bracketing özelliği varsa, farklı pozlamalarla ardışık çekim yaparak aralarından en doğrusunu seçebilirsiniz. Bracketing kullanıldığında, 0,3 ila 2,0 EV aralığında ardaşık 2, 3 veya 5 kare çekmek mümkündür. Bracketing bazı makinelerde beyaz dengesi için de kullanılır (beyaz dengesini aşağıda anlatacağız). Böylece tek kare çekerek farklı beyaz dengesi değerlerine sahip sonuçlar elde edebilirsiniz.

Fotoğraf kalitesi ve diğer detaylar

Artık tüm dijital makineler farklı sıkıştırma oranlarıyla (farklı kalitelerde) JPEG fotoğraf çekebilmektedir. Bazı makinelerde ise, sıkıştırılmamış bir format olan TIFF de kullanılabilir. JPEG renk kanalı başına sadece 8 bitlik tek katmanlı RGB görüntüler sunarken, TIFF kanal başına 16 bitlik çok katmanlı CMYK görüntüler sunduğu için baskı ve yayıncılık sektöründe nihai format olarak tercih edilmektedir. Ancak bellek kapasitesi problemlerinden dolayı dijital fotoğraf makinelerinde kullanılan TIFF formatı 8 bit/kanaldır.

Firmalar, yakın geçmişten başlayarak TIFF yerine "işlenmemiş görüntü" veren, yani sensörden gelen görüntüyü hiç bir işleme tabi tutmadan bellek kartına aktaran ve yine sıkıştırılmamış olan RAW formatını kullanmaya yöneldiler. TIFF 3 renk kanalının (RGB) her biri için 8 bit yer işgal ederken, RAW tek kanalda 12 bit yer işgal ettiği için daha az bellek alanı kullanır. Daha sonra bu RAW dosyaları bilgisayarda açılıp istenildiği gibi işlenebilir. RAW'ın tek dezavantajı ise, her dijital fotoğraf makinesi üreticisinin farklı bir RAW formatı kullanması ve bu yüzden uyumlu yazılım gerektirmesi. RAW dosyalarını bilgisayarda açıp işlemenin JPEG ve TIFF dosyalarını açıp işlemekten daha uzun sürmesi de bu sorunun doğal bir sonucudur.

Tampon bellek ve bellek kartları: 


Görüntü sensöre düştükten sonra makinenin içindeki bir tampon belleğe (buffer) ve oradan da bellek kartına aktarılır. Tampon bellek miktarı ne kadar büyükse ardışık fotoğraflar çekme (burst) hızı o kadar artar. Kompakt makinelerde genelde 1 ila 3 kare/sn hızla 10 ardışık fotoğraf çekilebilir. Üst düzey DSLR'lerde ise 7 kare/ sn veya daha yüksek ardışık çekim hızlarına ulaşılmaktadır. Sıkıştırılmış bir format olan JPEG görüntü kalitesinden kayıp vermeyen RAW veya TIFF fotoğraflardan daha az yer kapladığından, ardışık çekilebilen fotoğraf sayısı daha yüksek olacaktır.

Çekilen fotoğrafları depolama:


Dijital fotoğraf makinelerinde çekilen fotoğrafları depolamak için farklı hız ve kapasitelerde Compact Flash, Memory Stick, Secure Digital, SmartMedia, MultimediaCard, XD Picture Card, Microdrive gibi farklı bellek kartları kullanılır.

Self-Timer: 


Grup fotoğrafı çeken bir fotoğrafçının makineyi kurduktan sonra koşarak grubun arasına katıldığını mutlaka görmüşsünüzdür. İşte, fotoğrafın deklanşöre basıldıktan belirli bir süre sonra çekilmesini sağlayan bu sayaca self-timer adı verilir ve hemen hemen tüm dijital fotoğraf makinelerinde bulunur. Genelde 2, 5 veya 10 sn'lik bekleme süresinin ayarlanması mümkündür. Bazı fotoğrafçılar, tripod üzerindeki makinenin deklanşöre elle basmanın yaratacağı titremeyi önlemek istedikleri durumlarda da self-timer'ı kullanırlar. 

Mirror Lock-Up: 


DSLR makinelerde objektifin arkasındaki ayna deklanşöre bastığınızda yukarı kalkar ve bu sırada bir titreşim oluşur. Bu titreşim bazı fotoğrafçıları netlik konusunda endişelendirir. Üst düzey DSLR'lerde bu titreşimi önlemek için, örtücü açılmadan hemen önce aynayı kaldırıp kilitleyecek bir ayar bulunur ve buna Mirror Lock-Up adı verilir.

Bağlantı türleri: 


Çektiğiniz dijital fotoğrafları bellek kartından PC'ye transfer etmek için USB 1.1, USB 2.0, FireWire veya kablosuz bağlantı seçenekleri kullanılabilir. Bazı makinelerde kablo bağlantıları, bilgisayar üzerinden fotoğraf çekmek (remote capture özelliği) veya belirli bir süre zarfında belirli aralıklarla peş peşe fotoğraf çekmek (time lapse özelliği) için kullanılabilir. Ayrıca çekilen görüntüleri TV'ye yansıtmak için bir video çıkışı veya PC olmadan doğrudan yazıcıda basmak için yazıcı çıkışı da bulunabilir. 

Video çekim özelliği: 


Sadece kompakt dijital fotoğraf makinelerinde bulunan bu özellik, 640x480 çözünürlüğe kadar 15 veya 30 kare/sn hızlarında, sesli veya sessiz film çekme imkanı sunar. Yeni makinelerde, çekilen filmin süresi bellek kartının kapasitesiyle sınırlıdır. 

Titreşim önleme sistemi: 


Bazı üst düzey kompakt dijital makinelerde, bazı DSLR'lerde ve bazı DSLR objektiflerinde, çekilen fotoğrafın netliğini (el titremelerine karşı) düzelten bir mekanizma bulunur. Bu özellik makinenin kendisinde varsa, sensör üzerindeki hareket detektörleriyle algılanan titreşimin aksi yönünde hareket ederek netleme başarısını artırır ve genelde 3 f değer aralığına (f-stop) kadar daha kısık diyaframlarda çekim yapmaya izin verir. Böylece düşük ışık koşullarında net fotoğraf çekme başarısı artar. Örneğin Minolta'nın geliştirdiği Anti-Shake mekanizması böyle çalışır ve bu teknoloji DSLR modellerinde de kullanılmaktadır. Bazı DSLR objektiflerinde ise benzer bir şekilde optik elemanları titreşime karşı hareket ettiren bir mekanizma bulunur (Canon'un verdiği adıyla "IS - Image Stabilisation", Nikon'un verdiği adıyla "VR - Vibration Reduction"). Bu özellik de diyafram açıklığında 2-3 stopa kadar avantaj sağlar. 

Flaş: 


Kompakt makinelerin hemen hepsi bütünleşik bir flaşla gelir. Bazılarında daha güçlü harici bir flaş takmak için flaş yuvası da bulunabilir. DSLR'lerin bazı üst düzey modelleri ise, artık profesyonellere hitap ettiği ve harici flaş kullanılacağı varsayılarak bütünleşik flaşa sahip değildir. Bütünleşik flaşa sahip makinelerde "flash output compensation" ayarı varsa, flaş gücü ayarlanabilmektedir. 

Pil: 


Bazı dijital fotoğraf makinelerinde şarj edilebilir NiCD veya NiMH AA kalem piller kullanılabilirken, bazılarında özel formatta şarj edilebilir Lithium-Ion piller kullanılır. NiCD pilleri tamamen boşalmadan şarj ederseniz, bir sonraki şarj için kapasite azalır ve buna "memory effect" adı verilir. NiMH ve Lithium-Ion pillerde "memory effect" oluşmadığından, bu seçeneklere yönelmek en doğru karar olacaktır.

Share

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.