4.01.2016

Mineral Ana Materyal

Global Bilgiler  /  at  16:09  /  No comments

Mineral maddeleri iki gruba ayırarak incelemek daha uygundur. Bunlardan biri yerli (rezüdiyal), diğeri de taşınmış (transported) materyaldir. Rezidüyal materyal, üzerinde toprak oluşacak kadar uzun bir zaman süresince yerinde kalmış, başka bir yere taşınmamış materyaldir. Sert kayalardan veya kitle teşkil eden tortul kayalardan meydana gelmiş materyale genellikle “rezidüyal materyal” denir. Taşınmış materyal ise esas orijinal yerlerinden su, rüzgâr, buzul veya yerçekimi kuvvetlerinden biri veya birkaçı tarafından aşındırılarak başka bir yerde biriktirilmiş materyaldir.
Çakıl, kum, silt(mil) ve kil gibi esas yerlerinden taşınmış ve biriktirildikleri yerde kitle oluşturamayacak düzeyde sertleşmemiş materyalden meydana gelmiş topraklara da “taşınmış topraklar” denilmektedir.
Aslında bu terim doğru değildir. Zira bir toprağın bütün halinde, olduğu gibi, bir yerden diğer bir yere taşınması mümkün değildir. Doğru olan, bu toprakların taşınmış materyal üzerinde meydana gelmiş olduğudur.
Mineral ana materyali aşağıdaki şekilde sınıflandırarak inceleyebiliriz:
Yerli (Rezüdiyal) Materyal
Sert kayaların yerinde ayrışması ile oluşmuş materyal genellikle kayanın yapısına veya ayrışan materyalin kendi karakterine göre ayırdedilir. Resüdiyal materyali meydana getiren kayalar aşağıda kısaca açıklanmıştır.
a. Toprak Oluşumunda Önemli Olan Volkanik (Püskürük) Kayalar
Volkanik kayalar magmanın yavaş veya çabuk soğumasıyla meydana gelmişlerdir.
Yeryüzünün oldukça derin tabakalarında yavaş soğuma sonucunda meydana gelenler (Intrusiv) iri kristaller oluştururlar. Yeryüzünde veya yeryüzüne yakın yerde çabuk soğuyanlar (Ekstrusiv) küçük kristaller meydana getirirler ya da kristal oluşturmayıp cam gibi bir yapı kazanırlar. Volkanik kayalardaki mineraller yeryüzüne çıkmadıkça, parçalayıcı ve ayrıştırıcı kuvvetlerin etkisine maruz kalmazlar ve toprağa dönüşemezler.
Volkanik kayaların ayrışması ile kalsiyum, magnezyum ve diğer bazı elementlerce zengin bileşikler veyahut da bu gibi elementlerce fakir fakat silisçe zengin asit bileşikler meydana gelebilir. Asit kayalar bileşenlerindeki SiO2 miktarı %65 ‘ten fazla olan kayalardır.
Bazik kayalar ise, bileşimlerinde %65 ten daha az SiO2 içerirler.
Volkanik kayalardan bazıları çabuk ayrışarak ve parçalanarak çakıllı veya kumlu materyali meydana getirirler. Bazıları ise silt ve kil gibi materyale ayrılarak ince tekstürlü toprakların oluşumuna sebep olurlar. Toprak ana materyali olarak volkanik kayalar arasında büyük farklar vardır. Bu farklar bunlardan meydana gelen toprakların karakteri üzerinde de az veya çok etkili olmaktadır.
Volkanik kayaların kısa bir özeti aşağıda verilmiştir.
a.1. Granitler (Intrusiv), Riyolitler (Ekstrusiv)
Esas mineral yapı maddeleri kuvars, ortoklaz ve bazen plajiyoklaz. Bir veya daha fazla mika minerali, hornblent veya piroksen grubu genellikle bulunur. Diğer bir çok minerallerden pek az miktarda bulunabilir.
Bu grupta olanlar fazla asittir. Yani bütün volkanik kayalardan daha yüksek silis içerirler. Çeşitli granitlerde kristaller pek büyük olabildiği gibi küçük de olabilir. Riyolitlerde ise kristaller küçüktür. Renk griden koyu yeşile kadar, sarı, pembe ve kırmızı olabilir. Bunlar volkanik kayalar arasında en yaygın olanlarıdır.
a.2. Siyenitler (Int.), Trakitler (Eks.), Diyoritler (Int.), Andezitler (Eks.)
Granitlerden esas itibariyle kuvarsın bulunmayışı ile ayrılırlar. Siyenitler ve trakitler asitlik bakımından granitler ile bazaltlar arasındadır.
Evvelki gruptan ortoklaz gibi potaslı minerallerin bulunmayışı ile ayrılır. Başlıca mineralleri plajıyoklaz ve hornblenddir. Diyoritler ve Andezitler geniş ölçüde yaygındır.
Renkleri yeşilden siyaha kadar değişir.
a.3. Gabrolar (Int.),Bazaltlar (Eks.)
Gabro ve bazaltlar başlıca Na, Ca feldspatı, olup bir veya iki piroksen, bazen olivin içerirler. Sık sık tesadüf edilen mineraller apatit, mika ve bazaltlar hornblenddir. Bu kayalar önceki gruplardan da az SiO2 ve daha fazla Na,Ca, ve Mg içerirler. Bunlar bazik kayalar olarak bilinir. Düşük silis içerikleri ve bazik elementleri fazla kapsamaları sebebiyle ayrışma ürünleri de baziktir. Griden yeşilimsi siyaha kadar değişen bir koyu renge sahiptirler. Kahve rengi ve kırmızı renkleri de gösterirler. Bazaltlar genç ve volkanik kayalar arasında geniş ölçüde yayılmıştır. Türkiye’de Orta, Güneydoğu, Doğu Anadolu’da çok bulunur.
a.4. Cam Benzeri Kayalar
Bu kayalar o kadar çabuk soğumuşlardır ki, kristal oluşamamıştır. Bu sebeple amorfturlar. Kimyasal bileşimce granite benzerler. Tipik örneklerinden biri obsidiyendir.
b. Toprak Oluşumunda Önemli Olan Tortul Kayalar
Geniş tortul kaya alanları, okyanuslar, denizler ve göller gibi geniş su kitlelerinin dibinde çökelerek birikmiş materyalden oluşmuştur. Tortullar, yeryüzündeki kayalar ve minerallerin parçalanması ve ayrışmasından meydana gelmiştir. Bu materyal süspansiyon ve çözelti halinde su ile taşınır. Kum gibi kaba maddeler kıyıya yakın yerlerde toplanır. Silt ve kil gibi ince materyal ise daha ilerilere taşınır ve daha yavaş çökelirler. Çökeltideki bazı maddeler, özellikle kalsiyum ve magnezyum bikarbonatlar, kimyasal olaylar ile kabuk teşkil eden hayvanlar ve suda büyüyen bazı bitkiler tarafından daha az çözünebilir karbonatlara çevrilirler ve sonra çökelirler. Bu çökeltilerden bazıları çok uzun süren kimyasal ve jeolojik olaylarla sertleşerek kayalara dönüşürler. Bazıları tamamen birbirine yapışmış olduğu halde diğer bazıları zayıf şekilde birbirine bağlanmışlardır. Bir kısmı da tamamen gevşek bir durumda kalmıştır.
Tortul kayaların en önemli özellikleri fosil içermeleri ve tabakalar halinde bulunmalarıdır. Tortul kayaların oluşturduğu alanlar jeolojik kuvvetlerle yükseltilmiş, yeryüzüne çıkarak toprak oluşunda ana materyal haline gelmişlerdir. Aşağıda tortul kayaların kısa bir sınıflama ve tanımlanması verilmiştir. Bu liste bütün tortul kayaları içine almaz.
Ayrıntılı sınıflamaları jeoloji kitaplarında bulmak mümkündür.
b.1. Kireçtaşı (Kalsit)
CaCO3, saflık bakımından çok değişme gösterir. İçindeki esas yabancı maddeler Fe2O3, SiO2, MgCO3, kil ve organik maddelerdir. Sıkı ve kompakt, fakat nispeten yumuşaktır.
İçindeki yabancı maddeleri terkederek Ca (HCO3) halinde kolayca çözünür. Çok yaygındır ve toprak oluşunda çok önemlidir.
b.2. Dolomit
Bileşimi CaCO3+ MgCO3 olup, yapısı belli sınırlar arasında değişir. Yabancı maddeleri kireçtaşında olduğu gibidir. Kireçtaşından daha sert ve daha güçlükle ayrışır. Yabancı maddeleri terk ederek yavaş olarak Ca(HCO3)2 ve Mg(HCO3)2 halinde çözünür. Oldukça fazla yayılmıştır.
b.3. Tebeşir
Bileşimi CaCO3’tır. İçindeki yabancı maddeler kil, organik madde, kum, MgCO3 ’tır.
Saflığı geniş ölçüde değişir. Kireçtaşının gevşek şeklinden, sertleşmiş durumuna kadar değişir.
b.4. Kil Taşları (Şistler) (Shale)
Başlıca feldispat, kil mineralleri ve kuvarstan oluşmuştur. Çeşitli derecelerde sertleşmiş killeri temsil ederler. Kil taşları diye de adlandırılırlar.
b.5. Kumtaşları (Greler)
Kuvars içeriği fazla olup az miktarda diğer mineralleri kapsar. Gre’lerin bağlantı maddesi silis, CaCO3 ve demir bileşikleri olabilir. Bileşiminde CaCO3 olmayabilir veya yüzde birkaç oranında bulunabilir. Geniş alanları kaplar. Toprak oluşumunda önemlidir.
Tortul kayalar volkanik kayaların parçalanmaları ve onların ayrışma ürünlerinden oluşmuştur. Bunlar taşınmış, biriktirilmiş ve çökelmiş az veya çok sertleşmişlerdir.
Bileşimlerinde büyük değişiklikler gösterirler. Kumtaşları genellikle kuvars ve fazla silis içeren minerallerce zengindirler. Yapıştırıcı maddeler asgari miktarlardan başlayarak yüksek oranlara kadar çıkan kalsiyum karbonat içeren veya hiç içermeyen şistlere dönüşürler. Bazı kireçtaşları kristalin kalsit şeklinde kalsiyum karbonat içerirler. Diğer bir kısmı değişik oranlarda dolomit içerirler ve dolomotik kireçtaşları ve dolomit adını alırlar. Bazı kireçtaşları önemli miktarda fosforlu bileşikleri kapsarlar. Fosforlu kireçtaşlarından meydana gelen topraklar, kireçleri yıkanıp uzaklaşsa bile fosforca zengin olabilirler.
c. Toprak Oluşunda Önemli Olan Metamorfik (Başkalaşmış) Kayalar
Metamorfik kayalar gerek tortul gerekse püskürük (volkanik) kayaların yüksek ısı ve yüksek basınç etkisiyle değişimi ya da başkalaşması sonucunda meydana gelmişlerdir.
Metamorfik olaylar sonucunda meydana gelen kayalar, yapıları ve minerolojik bileşimleri bakımından diğer kayalardan farklıdırlar. Metamorfik kayalar yer hareketleri ile sarsılmış olduklarından bunları oluşturan tabakalar uzun mesafeler içinde düzlüğünü muhafaza etmezler. Metamorfik kayaların en önemlileri şunlardır:
c.1. Gnays
En önemlileri mikalı gnayslardır. Bileşimlerinde mika, kuvars ve feldispat bulunur.
Gnayslardan bir kısmı püskürük kayalardan, diğer bir kısmı tortul kayalardan meydana gelmiştir. Şistik yapıda olduklarından kolayca dağılarak potasyumca zengin kumlu toprakları oluştururlar.
c.2. Granülitler
Bileşimlerinde esas mineral olarak kuvars ve ortoklaz vardır. Kimyasal bileşimleri asit granitlerin aynıdır. Mikaca zengin olanları şistik yapı gösterirler.
c.3. Mikaşist
Bileşimlerinde kuvars ve mika bulunur. Bunlardan yalnız muskovit içerenlere “Muskovit Şistleri” ve yalnız biyotit içerenlere “Biyotit Şistleri” adı verilir.
c.4. Mermer
Metamorfik olaylarla kalkerlerin değişiminden meydana gelmiştir. Bileşimlerinde esas itibariyle kalsit bulunmakla beraber az miktarda yabancı maddeleri de içerirler.
c.5. Filladlar
Bileşimleri mikaşistlerin aynıdır. Yani kuvars ve mikadan meydana gelmişlerdir.
Fazla miktarda biyotit içerdikleri takdirde ayrışmalarından verimli topraklar meydana gelir.
c.6. Arduvaz
Shale (Sist)’lerin başkalaşmasıyla meydana gelmişlerdir. Düz veya geniş yapraklara ayrılabilirler. Çünkü mikroskopik mika yapraklarını ve kili içerirler.
c.7. Kuvarsit
Başkalaşmış bir kumtaşı veya konglomeradır. Kum veya çakıl taneleri çok sıkı olarak birbirine bağlanmış ve kaya gözeneksiz şekilde katılaşmıştır.
Diğer metamorfik kayalar; talk ve klorit şistleri ve eglogittir.
Taşınmış Materyal
Taşınmış materyal su, rüzgâr, buzul veya yerçekiminin etkisiyle taşınmış olduklarına göre dört grup altında incelenebilir:
a. Su İle Taşınmış Materyal
a.1. Allüviyal Materyal (Akarsuların Etkisiyle Taşınmış Materyal)
Allüviyal ana materyal, dar ve düzgün olmayan şeritler halinde akarsuların ve nehirlerin kıyısında yer almıştır. Allüviyal materyal yapı bakımından ince kilden, büyük kayalara kadar değişebilir. İnce materyal su toplama havzasındaki arazinin yüzünden erozyonla aşınarak vadiye taşınır. Suyun akış hızı fazla olduğu zaman taşıma gücü de fazladır. Fakat eğimi az yerlerde suyun hızı azaldıkça ilk olarak kaba materyal ve sonra da ince materyal çökelir.
Bütün allüviyal materyalin genel bir özelliği farklı büyüklükteki parçacıklardan oluşan, birbiri üzerinde yer alan tabakaların bulunuşudur.
Taşma Ovaları: Allüviyal materyalin çoğu su taşkınları sırasında taşınmış ve çökelmiştir.  Çünkü bu devrede akarsuların taşıma kapasiteleri çok yüksek ve erozyon çok fazladır. Bir akarsu, yatağından taştığı zaman, taşkın alanı genişledikçe ve hız azaldıkça taşıma gücü derhal düşer. Su, vadide yayıldıkça ve yatağından uzaklaştıkça akarsuyun hızı azalır, önce silt çökelir ve çukur yerlerde birikmiş olan suların yer altına sızması veya buharlaşması sonucunda süspansiyondaki kil de çökelir. Böylece taşma ovaları meydana gelir.
İnce materyalin çökelmesi sonucunda oluşan taşma ovalarının iç drenajları zayıftır.
a.1.2. Teraslar: Taşma ovalarında akarsuyun yataklarının derinleşmesiyle meydana gelirler. Seviyesi devamlı olarak değişikliğe uğrayan akarsuların civarında bir çok teraslar bulmak mümkündür. Genellikle terasların drenajı iyidir ve hatta fazla drenaj sebebiyle kurak olabilirler. Teraslar da tabakalaşma gösterirler.
a.1.3. Allüviyal Koniler: Tepelerden veya dağlardan vadilere doğru akan seller veya akarsular, aşağılara doğru indikçe yayılırlar, yavaşlarlar ve taşıdıkları materyali yelpaze şeklinde terkederler. Bunlar genellikle kaba yapılı, kum ve çakıllardan oluşmakta olup drenajları iyi veya fazladır. Bunlara allüviyal koniler (allüviyal fan’lar) adı verilir.
a.1.4. Deltalar: Taşma ovalarında çökelmeyen ince materyal, akarsuların döküldüğü göl veya körfezlere taşınır. Akarsuyun döküldüğü yerde hızının azalması ve suyun, tuz konsantrasyonu daha yüksek olan deniz veya göl suyu ile karışması sonucunda, suda asılı bulunan materyal çökerek deltaları meydana getirir. Fırat ve Dicle nehirlerinin oluşturduğu Mezopotamya, Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin oluşturduğu Çukurova, Mısır’da Nil Deltası buna örnektir. Deltalar genel olarak fena drenaj gösterirler. Fakat yeterli drenaj sağlanınca önemli tarımsal üretim alanları oluştururlar. Gerek taşma ovaları gerekse deltalar bitki besin maddelerince zengindirler ve organik madde içerikleri de oldukça fazladır.
Teraslar ve allüviyal koniler daha az verimlidir. Bu materyal drenajlarının iyi olması, çabuk ısınmaları ve kaba tekstürlerinin iyi kök gelişmesine elverişli olması nedeniyle daha çok sebzecilik ve meyvecilik için uygun durum gösterirler.
a.2. Göl Oluşukları (LacustrinMaterial)
Bunlar tatlı su göllerinde çökelmiş materyalden ibarettir. Göl oluşuklarının çoğu buzul devrine aittir. Çöküntü alanları veya buzulların kapattığı vadiler, buzların erimesinden sonra etraftan gelen sellerle devamlı olarak beslenmişlerdir. Böylece göl oluşukları sadece buzulların taşıdığı materyal ile değil, göllerin etrafındaki arazide ayrışarak taşınmış materyalin birikmesiyle de ortaya çıkmıştır. Buzulların oluşturduğu göllerde geniş birikinti alanları ortaya çıkmıştır. Göl oluşukları içinde çok kaba materyalden silt ve kile kadar değişen materyale rastlanabilir. Göl oluşukları Kanada ve Amerika Bileşik Devletleri’nde geniş alanları kaplar. Göl oluşukları, tabaka ve çeşitlilik bakımından çok farklılıklar gösterirler. Kireç içerikleri, pH ve strüktür bakımından da farklı olabilirler. Bunlardan meydana gelen topraklar da çok değişme gösterirler.
a.3. Deniz Oluşukları (Marin, Okyanus Tuzlu Su Sedimentleri)
Akarsuların taşıdığı materyalin kaba kısımları kıyıya yakın ve daha ince kısımları da daha  ileri götürülmek suretiyle okyanus, deniz ve körfezlerde çökebilirler. Aynı zamanda kıyıda bulunan kayalar, dalgaların ve med-cezir olaylarının etkisi ile aşınır ve kıyıda birikir.
Bunlar da dalgaların etkisi ile aşındırılır ve deniz kıyılarına yakın yerlerde akarsuların taşıdığı materyal ile birlikte çökelirler. Daha sonra arazinin yükselmesi sonucunda suyun üzerine çıkarak ayrışma ve parçalanmaya maruz kalırlar. Bunlar, kıyı birikinti ovalarını meydana getirirler. Bunların silis içerikleri yüksek ve genellikle kumlu oldukları halde bazen kil yataklarına da tesadüf edilir. Amerika Birleşik Devleri’nde Atlantik Kıyıları’nda kıyı ovaları geniş alanları kaplar.
b. Rüzgârla Taşınmış Materyal veya AeolikMateryal
Rüzgârla taşınmış materyalin üç çeşidi vardır: Bunlar; sahil kumulları, volkan külleri ve lös adı verilen silt (mil, toz) benzeri materyallerdir.
b.1. Sahil Kumulları: Çeşitli büyüklükte kumların kabarıntılara veya dik yamaçlara çarparak birikmesi ile oluşan kumullardır. Deniz kıyılarında rüzgârın estiği doğrultuda sürüklenen ve biriken kıyı kumulları ve çöllerdeki kumullar buna örnektir.
Kumullar nemli bölgelerde bir dereceye kadar bitki yetiştirilmesine elverişli olabilirse de tarım bakımından önemleri azdır. Kumullar ziraat topraklarını örtmek suretiyle zararlı da olabilirler.
b.2. Volkan Külleri: Volkanların patlaması (İndifa) sırasında havaya püskürtülen ve civar araziler üzerine konan hafif ve gözenekli materyaldir. Volkan külleri de toprak materyali olarak önem taşımazlar.
b.3. Lösler: Lös, rüzgârlar tarafından taşınmış materyal olup geniş alanları kaplar.
Bunlar özellikle buzul devrinde glasiyelerin gerilemesinden sonra buzların erimesiyle beslenen çok büyük nehirlerin taşıdığı ve biriktiği materyalin rüzgârla taşınmasından ve  biriktirilmesinden oluşmuşlardır.Lösler büyük oranda silt içerirler. Renkleri grimsi sarı veya kahverengimsi sarıdır. İçinde bulunan büyük parçacıklar genellikle ayrışmamıştır ve gayri muntazam köşelidir. En fazla kuvars içermekle beraber fazla miktarda feldispat, mika, hornblent ve ojit gibi minerallerle de rastlanır. Lös yatakları Amerika’daMissippi ve Missouri Vadileri’nde, Almanya’da Ren Vadisi’nde, Polonya’da, Macaristan’da, Romanya’da, Güney Rusya’da ve Çin’de geniş alanları kaplar. Lös yataklarının en önemli özelliklerinden biri de bunların erozyonla aşınması sonucunda derin sel oyukları ve dik duvarların oluşmasıdır.
Mineral bitki besin maddelerince ve özellikle kalsiyumca zengindirler. Lösler en fazla homojen olan toprak materyallerinden biridir. Fakat tekstür ve mineralojik yapı bakımından değişiklik gösterebilirler. Löslerden meydana gelen topraklar verimli topraklara işaret ederse de toprak ana materyali toprak oluşumunda etkili faktörlerden sadece bir tanesidir. Özellikle iklimdeki farklar bunlardan çeşitli toprakların meydana gelmesine neden olabilir. Bununla beraber rüzgârlarla taşınmış materyalin genel olarak dünya tarımı bakımından önemi büyüktür. Zira löslerin arazide yapmış olduğu doldurma ve tesviye işlemi tarım işlerine daha fazla uygun gelen düz bir topografyanın ortaya çıkmasını sağlamıştır.
c. Buzullarla Taşınmış Materyal
Pleistosen devri sırasında Kuzey Amerika, Kuzey ve Orta Avrupa ve Kuzey Asya’nın bazı kısımları büyük buz kitlelerinin istilasına uğramıştır. Güney Amerika’nın bazı kısımları, Yeni Zelanda ve Avustralya da bunun etkisi altında kalmıştır. Bu buz istilasının sebebi sıcaklık ve yağıştaki bir değişme idi. İklimdeki değişme sıcaklığın düşmesi ve yağışın artması şeklinde olmuştur. Bu süre içinde yazın sıcağı, kışın yağan kar birikimini eritmeye yeterli olamamış, böylece belirli noktalarda kar birikmiştir. Karın kalınlaşmasıyla basıncın artması ve yaz sıcağının etkisi ile karların kısmen erimesi sonucunda kar, buza dönüşştür.
Daha sonra buzullar büyük merkezlerden etrafa itilmeğe başlamış ve özellikle güney doğrultusunda hareket ederek geniş alanları örtmüştür. Buzlar, hareketleri sırasında gerek oluşturdukları, gerekse geçtikleri yollar üzerindeki materyali beraber taşımışlardır. Zamanla buzulların erimesiyle birlikte, taşıdıkları materyal belirli yerlerde terkedilmiş ve toprak oluşu bakımından önemli bir ana materyal oluşmuştur. Doğrudan doğruya buz tarafından biriktirilmiş materyale genel olarak glasiyal materyal veya glasiyal till adı verilir.
Güneye hareket eden buzullar önce büyük drenaj vadilerini doldurmuş ve daha sonra da bu vadilere bağlı ikinci derecedeki vadileri kaplamıştır. Buz kitleleri geçtikleri yerlerdeki ayrışmış materyal ile birlikte büyük kaya parçalarını da beraber sürüklemiştir. Bu arada çok sert olan kayaların bile köşeleri ve keskin kenarları sürtünme ile düzelmiş ve yuvarlaklaşmıştır.
Yuvarlak kayalar ve taşların varlığı buzul arazisinin genel özelliklerinden biridir.
Büyüklükleri kilden kitle halindeki büyük kayalara kadar değişen ayrışmaya maruz kalmış ve ayrışmamış kayalar glasiyal materyalde yan yana bulunmaktadır. Fiziksel yapıdaki bu heterojenlik özellikle kitleyi oluşturan parçaların büyüklüğünde kendini gösterir. Örneğin; kayalar ve killer yan yana bulunur. Bu şekilde buzullar tarafından taşınmış materyale moren (moraine veya till) adı verilir. Morenler genellikle heterojen ve çeşitli kaya, çakıl, kum, silt ve kil kitlelerinden oluşurlar. Bu çeşitli materyalin oranları da çok değişiktir. Mesela, bazı morenlerin kum içerikleri yüksek olduğu halde diğerleri geniş oranda silt ve kil kapsarlar.
Morenlerin fiziksel yapıları da çok değişiktir. Glasiyal materyalin kaba kısımlarını daha çok kumlar ve çakıllar oluşturur ve bunlar silisçe zengin olan materyaldir. Zira silis içeren materyal kolayca ayrışmaz. Kalsiyum ve magnezyum içerenler kolayca ayrışırlar. Bütün glasiyal toprak materyalinin müşterek bir özelliği bunlardaki farklılığın bunlardan meydana gelen topraklarda yerel değişikliklere sebep olmasıdır.
Kara buzul kitlelerinin hareketi buzul devrindeki iklim değişiklikleri sebebiyle oluşmuştur. Ilık mevsimlerde buzlar çabucak erimiş ve içindeki materyali terketmiştir.
Terkedilen materyal dalgalı bir manzara göstermektedir ki, buna arazi morenleri (till plain) adı verilmektedir. Belli zamanlarda buzulların ilerlemesiyle çözülmesi hemen birbirini izlemiş ve taşınan materyalin belirli noktalarda toplanmasına sebep olmuştur. Bu hal sırtların ve bir seri tepelerin oluşumuna sebebiyet vermiştir. Bunlara da terminal morenler adı verilmektedir.
Özellikle yaz mevsimlerinde buz kitlelerinin erimesi sonunda meydana gelen akarsuların taşıdığı materyalin çökelmesi ile de glasiyal ovalar oluşmuştur.
d. Yerçekimi Etkisi ile Taşınmış Materyal
Tepelerin yüksek kısımlarından kopan kaya parçaları ve taşlar daha çok yerçekimi kuvvetinin etkisi ile aşağılara doğru hareket ederek sonunda tepelerin eteklerinde birikirler.
Bu materyale kollüviyal materyal adı verilir. Kollüviyal materyal, bir dereceye kadar bütün eğimli yerlerin eteklerinde bulunursa da daha çok çığların, arazi kaymalarının bulunduğu dağlık bölgelerde önemlidir.

Kollüviyal birikintilerde meydana gelmiş olan toprak ana materyali genellikle kaba yapılıdır ve homojen değildir. Bunlar da, kimyasal ayrışmadan çok fiziksel parçalanma ön plandadır. Yerçekimi etkisiyle taşınan materyal arasında çamur akıntıları ve yer sarsıntıları ile hareket eden materyal de vardır. Kollüviyal materyal yayılma alanlarının dar olması ve uygun olmayan fiziksel ve kimyasal yapıları sebebiyle tarım topraklarının meydana gelmesinde fazla önemli sayılmazlar.

Share
Posted in: , , Posted on: 4.01.2016

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.