24.01.2016

Tuzlu toprakların ağaçlandırılması

Global Bilgiler  /  at  01:06  /  No comments

Tuzlu toprakların ekolojik koşulları ve sınıflandırılması

Toprağın tuzlanması; doğal ve antropojen etkilerle toprakta sodyum, kalsiyum ve magnezyum tuzlarının (klorürler, sülfatlar ve karbonatlar)  birikmesidir. Tuzlu topraklar genelde kurak ve yarı kurak bölgelerde geniş alanlar kaplar. Doğal tuzlanma olayları yağışlı ve kurak iklim etkisi altındaki alanlarda farklı gelişim göstermektedir. Türkiye’de deniz kıyılarında görülen tuzlanmanın ana kaynağı deniz olarak belirtilmektedir. Örnek olarak İzmir Körfezi’nin gerisinde bulunan Büyük Menderes ve Küçük Menderes deltalarındaki tuzlu bataklık ve subasar araziler verilebilir. Kara içlerindeki kurak iklim bölgelerinde ise tuzlanmanın ana kaynağı tuzlu sulardır. İç Anadolu’da Karapınar ovası, Hotamış Gölü çevresindeki tuzlu bataklıklar ve Tuz Gölü çevresindeki tuzlu topraklar örnek olarak verilebilir (Kantarcı 2000).

Tuzlu topraklarda sodyum, mangnezyum ve kalsiyum tuzları sert tabakalar halinde toprak yüzeyinde veya yüzeye yakın olarak birikir. Yağışlarla çözünen tuzlar taban suyuna karışır. Topraktan buharlaşma sonucu tuzlar kapilar kanallarla tekrar toprak yüzeyine döner. Böylece evaporasyon sonucunda toprak yüzeyinde tuzlanma oluşur. Toprağın alt tabakalarında tuzluluk oranı düşükse, tuzluluk sorunu daha düşük etki yapmaktadır. Sulanan plantasyonlarda ve tarımsal sulamalarda da aşırı sulama ile sudaki ve toprak yüzeyindeki tuzlar taban suyuna ulaşır. Tabandaki tuzlar da kısmen çözünür ve evaporasyonla toprak yüzeyindeki tuzluluk artar. Böylece çoraklaşma başlar. Bu nedenle GAP ve Konya Ovası gibi yarı kurak ve kurak bölgelerdeki tarımsal sulamalarda ve ağaçlandırmaların sulanmasında çok dikkatli olmak gerekir.

Tuzlanma olayları sonucunda tuzlu topraklar tuzların cinsine göre farklı özellikler kazanmakta ve bunlara farklı isimler verilmektedir. Tuzlu sodyumlu topraklar solonetz (beyaz tuzlar) olarak, tuzlu alkali topraklar ise solonçak (kara tuzlar) olarak isimlendirilmektedir. Tuzlu sodyumlu toprakların (solonetz) yıkanmasıyla bozkırların tuzlu boz toprakları olarak da anılan solod’lar oluşmaktadır(Kantarcı 2000).

Tuzlu toprakların sınıflandırılması konusunda yapılmış birçok çalışma bulunmaktadır. Bu sınıflamalarda kullanılan parametreler ve referans aralıkları farklılıklar göstermektedir. Bunlar içinde Amerika Birleşik Devletleri Tuzluluk Laboratuvarı’nın yapmış olduğu sınıflama, pratik amaçları karşılamada yeterli kabul edilmektedir. Bunun yanında “World References Base for Soils” (WRB) tarafından yapılmış olan sınıflama daha kapsamlı olup, bazı değişiklikler yapılarak kullanılmaktadır (Keskin ve Giani 2006; WRB ISSS/FAO/ISRIC 1998’e atfen).

Tuzlu topraklarda, seleksiyon ve adaptasyon sonucu tuza dayanıklı otsu ve odunsu türler veya taksonlar uyum sağlayarak yaşamlarını sürdürebilmektedir. Tuzluluğun bitki gelişmesi üzerinde birçok zararlı etkisi bulunmaktadır. Bu etkiler aşağıda belirtilmiştir (Ekmekçi ve Ark. 2005).
·       Çimlenme yavaş ve yetersiz olmaktadır.
·       Fizyolojik kuraklık sonucu solma ve kurumalar görülmektedir.
·       Küçük yapraklı, kısa gövdeli ve bodur bitkiler oluşmaktadır.
·       Yapraklar mavimsi yeşil renge dönüşmektedir.
·       Çiçeklenme gecikmekte, bitki daha az çiçek açmakta ve tohumların boyutları küçük kalmaktadır.

Tuzlu topraklarda tür seçimi ve ağaçlandırma tekniği

Tuzlu topraklarda ağaçlandırmaların başarısı toprakların tuzluluk oranına, doğru tür ve orijin seçimine bağlıdır. Tuzlu topraklarda yapılacak ağaçlandırmalar için tür seçimine büyük özen göstermek gerekir. Ayrıca ilk yıllarda sulama gereken kurak ve yarı kurak tuzlu alanlardaki plantasyonlarda, sulama suyundaki sodyum klorürün 100 ppm’den az olması gerekir. Eğer sulama suyundaki tuzluluk oranı 100-400 ppm ise dikilecek türlerin tuzluluğa dayanma bakımından özenle seçilmesi gerekir. Evaporasyon sonucu toprağın üst tabakasında beyaz renkte tuz birikintileri olmaktadır. Tuzluluk oranının yüksek olması halinde, tuz bazı bitkilere toksik etki yapabilmektedir. Sulamada tuzlu suların kullanılması, toprağın yanlış yöntemlerle ve aşırı sulanması, yanlış ve aşırı gübreleme gibi uygulamalar toprakların tuzlanmasını artıran faktörler arasındadır (Kantarcı 2000). Topraktaki tuz konsantrasyonunu azaltmak için toprağı tatlı suyla yıkamak ve yıkanan suyu alan dışına direne etmek bir çözüm olarak belirtilebilir. Toprağın alt tabakasında tuzluluk oranının düşük olması halinde, toprağın su ile yıkanması tuzluluğun azalmasına daha fazla katkı yapar.
Tablo: Tuzlu ve alkali toprakların sınıflandırılması (Keskin ve Giani 2006; U.S. Salinity Laboratory Staff``a atfen).

EC
ESP
pH
Tuzlu topraklar
>4 mScm
<15%
<8,5
Tuzlu alkali topraklar
>4 mScm
>15%
<8,5
Tuzsuz alkali
<4 mScm
>15%
>8,5
EC: Elektiriksel İletkenlik, ESP: Değişebilir sodyum yüzdesi, mScm : Milisiemenssantimetre
Tuzlu topraklarda, tuzluluk koşullarına göre aşağıdaki türler kullanılabilir:

İğde (Elaeagrus angustifolia ), akkavak (Populus alba), Populus euphratica, Melia sp., gladiçya (Gleditshia triacanthos), Haloxylon (H. persicum), Tamarix’ler (T. gallica), dişbudak (Fraxinus excelsior), okaliptüs türleri (Eucalyptus dundasii, E. gracilis, E. sargentii, E. torquata, E. kondininensis, E. salmonophlioia, E. salubris ve E. spethulata gibi), Acacia cyanophylla, Prosopis tamuruga, Ziziphus jujuba. Acacia cyanophylla ve Zizyphus jujuba sıra ile -9ºC ve -6ºC sıcaklıkların altındaki düşük sıcaklıklardan zarar görmektedir (Ürgenç 1998a).

Alan hazırlığında, olanaklar içindeyse, önce toprak yıkanarak direne edilmeli, daha sonra derin toprak işlemesi yapılmalıdır. Ağaçlandırmalarda kaplı fidanlar kullanılmalı ve çukur dikimi uygulanmalıdır. Kurak alanlardaki tuzlu toprakların ağaçlandırılmasında dikim aralıkları klasik ağaçlandırmalara göre biraz daha geniş tutulabilir.

Yukarıda belirtildiği gibi kurak ve yarı kurak bölgelerdeki tuzlu topraklarda dikimden sonra ilk 1-3 yıl sulama gerekebilir. Sulamalardan sonra çapalama, varsa diri örtü temizliği yanında kapilariteyi de kırarak evapotranspirasyonla su kaybını azaltır ve suyun bitki tarafından daha uzun süre kullanımını sağlar. Toprağın fiziksel ve kimyasal niteliklerini iyileştirici ıslah çalışmaları da yapılabilir. Ancak toprak ıslah çalışmaları çok pahalıdır.


Yarı kurak bölgelerimiz içinde kalan Kayseri’de, Şeker fabrikası alanı içindeki tuzlu topraklarda Prof. Dr. Fikret Saatçioğlu ve Prof. Dr. Suad Ürgenç tarafından 1957 yılında geniş bir ağaçlandırma gerçekleştirilmiştir. Yarı kurak bölgelerdeki tuzlu alanlarda suyun mevcut olması veya taban suyundan yararlanılabilmesi halinde, drenaj hendekleri açıp kök derinliği boyunca yıkama yapılması, ağaçlandırmalarda başarıyı artırmaktadır. Kayseri-Şeker Fabrikası alanındaki geniş ağaçlandırmalarda uygulanan bu işlemlerin yararı görülmüştür (Ürgenç 1998a). Yıkama, toprak yüzeyinde su göllendirilerek tuzların çözülmesi gerçekleştirilip,  suyun aşağı doğru (derine) hareketi sağlanarak yapılır. Tuzlu topraklarda yıkama işlemlerinin iklimin soğuk olduğu yörelerde sonbaharda, iklimin uygun olduğu yerlerde suyun bol olduğu kış aylarında yapılması önerilmektedir (Akgül 1968).

Share

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.