4.05.2016

YONCA (Medicago sativa) YETİŞTİRİCİLİĞİ

Global Bilgiler  /  at  20:35  /  No comments

Globa Bilgiler


Yonca (Medicago sativa), baklagiller (Fabaceae) familyasından uzun yıllar yaşayan, gerek yeşil ot gerekse kuru ot olarak değerlendirilebilen çok yıllık bir serin mevsim yem bitkisi türü.
Uluslararası terminolojide alfalfa (kelime kökeni Arapça البرسيم veya الحجازي, halk dilinde Şark yoncası veya Kaba yonca şeklinde de anılır.
Yonca çok yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 50–80 cm dir. Derin bir kök sistemi vardır. Uygun koşullarda 8-10 metre derine gider. Etkili kök derinliği 120–180 cm dir. Bu nedenle, anavatanı olan Ortadoğu bölgesinin şartları ile birebir özelliklere sahip olup, kuraklığa dayanıklıdır. Yonca önemli bir yem bitkisidir. Otlatılmaya da oldukça dayanıklıdır. Bu nedenle meraların ıslahında diğer bitkilerle karışıma giren ve meranın kalitesini arttıran bir bitkidir. Ahır besiciliğinde et ve özellikle süt verimini % 30'lara kadar artıran ve yem bitkileri içerisinde en çok besleyicilik değeri olan yoncada, içerisinde 10 kadar vitamin de vardır. Tetraploid genetik yapıya sahip bir bitkidir.

Genelde hasat edilerek hayvanlara yedirilir, daha ender olarak mera ortamında hayvanlara otlatılır. Köklerinde, diğer hayvan yemlerinde olduğu gibi, bitki bünyesindeki azot değerlerini artıran rhizobia gibi proteobakteriler bulunmaktadır. Bu bakteriler topraktaki azot miktarı ile sınırlı kalınmaksızın yüksek protein değerli bir besi kaynağı oluştururlar. Bu özellikleri nedeniyle etkin üretiminin bilimsel yöntemlerle geliştirilmesinde önemli ilerlemeler sağlanmış, üretiminde en yüksek verim düzeylerine ulaşılmıştır.

Önemi

Yoncanın besin değeri, verimlilik ve adaptasyon gibi özellikleri bakımından diğer bitkilerden çok üstündür. Nitekim bu bitkiye sahip olduğu özellikler nedeniyle yem bitkilerinin kraliçesi denilmiştir. Yoncanın yem bitkileri içerisinde çok önemli bir yer almasını sağlayan özellikler şunlardır:

Geniş bir uyum (adaptasyon) kabiliyetine sahiptir. -50 °C'den 60 °C'ye kadar değişik iklim ve toprak şartlarında yetişebilmektedir.

Ot verimi diğer yem bitkilerinden yüksektir.

Besleme değeri çok yüksektir. Bunun da sebebi; yonca otu proteince zengindir ve birim alandan alınan ham protein verimi yüksektir. Yonca otu vitamince ve mineral madde bakımından da zengindir. Bünyesinde en az 10 vitamin bulunduğu bilinmektedir.

Yonca otunun hazmedilebilirlik oranı yüksektir.

Ekim sisteminde kendinden sonra gelen ürünün verimini artırır.

Uzun ömürlü bir bitki olup, 7-10 yıl ürün alınabilir.

Bir yıl içerisinde yapılan biçim sayısı çok fazladır.

Toprak İsteği ve Hazırlığı

Yonca en fazla tınlı, kumu çok olmayan, yeter derecede kireç içeren toprakları sever. Kökleri derinlere indiğinden toprağın derin olmasını ister. Yonca yetiştirilen topraklarda iyi bir drenaja ihtiyaç vardır. Yonca, köklerini toprağın derin katlarına indirdiğinden tabanda durgun su ihtiva eden topraklardan hoşlanmamaktadır. Taban suyu derinde olan topraklarda da yonca köklerini yukarıya yayarak buna adapte olmaktadır. Ancak değişen taban suyu seviyesine köklerini adapte edememektedir. Taban suyunun kök bölgesinde kalma süresi uzadıkça yonca zarar görmektedir.

Yoncanın yetişebilmesi için toprak asitliğinin (PH derecesinin) 6,5'dan küçük olmaması gerekir. Eğer asitlik çok kuvvetli ise toprağa kireç ilave edilmelidir. Toprak çok ağır killi yapıda olması durumunda, toprağın oturup sıkışmasını ve yonca köklerinin havasız kalıp faaliyet gösteremez bir duruma gelmesini önlemek için, ekimden bir yıl önce yoncanın öncüsü olan çapa bitkisinin, dekara 3,5 ton hesabıyla, çiftlik gübresi ile gübrelenmesi gerekmektedir. Çiftlik gübresi ön bitkiye verilmemiş ise yanmış ve olgunlaşmış gübreden dekara 2 ton hesabıyla ekimden önce yonca toprağına verilebilir.

Yoncanın fazla ot vermesini sağlamak amacıyla, toprağın verimli olması için gerekli bütün şartlar temin edilir. Eksik bitki besin elementi ihtiyacı toprak analizleri ile belirlenerek ihtiyaç duyduğu kadar toprağa ilave edilir. Yonca, baklagiller familyasına ait bir bitki olduğu için toprakta fazla miktarda azota ihtiyaç hissetmezler. İlk tesis yılı hariç kesinlikle azotlu gübre verilmez. İlk tesis yılında yonca ekimden ancak dört ay sonra kendi azot ihtiyacını karşılamaya başladığı için bu süre içerinde ihtiyaç duyacağı kadar az miktarda azotlu gübre verilir. Bu dönemde toprakta bulunan ve ilave edeceğimiz azot oranı dekara 4 kilogramı geçmemelidir. Azotun aşırı olması durumunda bitki köklerinde yumrukların oluşumu engellenir. Yoncanın tesis gübrelemesinde toprak analizleri de dikkate alınarak dekara 6 kg fosfor (yaklaşık % 49'luk TSP'den dekara 13 kg) uygulanmalıdır.

Yonca tohumu küçük olduğu için toprağın iyice ufalanması, düzeltilmesi ve bastırılmasına dikkat edilmelidir. Yoncanın kökleri uygun şartlarda 8-10 m, bazı hallerde 20-30 m derine gitmekte ve toprakta geniş bir alana yayılmaktadır. Bu nedenle yonca yetiştirilecek tarlanın derince işlenmesi zorunludur. Ancak derin işlenerek alt üst edilmesi sakıncalı olan topraklarda dipkazan gibi toprağı alttan işleyen özel aletlerle toprak alttan yırtılarak gevşetilmelidir.

Ekim Zamanı
Zeytin, incir, pamuk ve turunçgillerin yetiştiği bölgelerde yonca sonbaharda, daha serin ve soğuk olan bölgelerde ise ilkbaharda ekilebilir. Yonca fideleri ekildikleri yıl soğuğa karşı çok hassastırlar. Onun içindir ki serin ve soğuk iklimlerde sonbaharda ekilen yonca fideleri henüz iyice gelişmeden kışa girmek mecburiyetinde kaldıkları için soğuktan çok fazla zarar görürler. İlkbahar ekiminde şiddetli kış soğukları ile geç donların sona ermesi ve ilkbahar yağışları ile toprağın belli bir sıcaklığa ve tava gelmesi gerekmektedir. Yonca fidelerinin iyi bir kök ve gövde gelişmesinin olabilmesi için kurak dönemden en aşağı 4 hafta önce ekimlerinin yapılmış olması gerekir.

Karışık Ekim
Yonca yalnız ekilebildiği gibi çok yıllık buğdaygil ve yulaf gibi hububatla karışık olarak da ekilebilir.

Yonca serpme ya da mibzerle sıraya ekilebilmektedir. Yonca kıraç şartlarda yalnız veya buğdaygillerle karışık olarak yetiştirilirken 40 cm sıra aralığında ekilmektedir. Sulu şartlarda ise ot üretimi için 17,5-18 cm sıra arası ile normal tahıl mibzeri kullanılarak dekara 2-2,5 kg tohum ekilir.

Ekim Derinliği
Tohumun çimlenebilmesi için su, oksijen ve sıcaklığa ihtiyaç vardır. Tohum derine ekildiğinde bol nem bulabilir. Ancak toprağın derin tabakalarında sıcaklık ve oksijen azdır. Derine ekilen yonca tohumları çimlenebilseler dahi oksijen, sıcaklık ve tohumda depolanan yedek besin maddelerinin azlığından dolayı toprak yüzeyine çıkmayıp ölürler. Bu nedenle yonca gibi tohumu küçük bitkiler derine ekilmemelidir. Ekim derinliği ağır topraklarda yüzeysel (1,5-2 cm), hafif topraklarda ise daha derine (2,5-3,5 cm) olmalıdır.

Ekilecek Tohum Miktarı
Tohum miktarının tayininde, toprak ve iklim şartları, ekim metodu ve tohumun biyolojik değerleri göz önünde bulundurulmalıdır. Mibzerle ekimde dekara 2-3 kg, serpme ekimde ise 3-4 kg tohum atılmalıdır. Bununla birlikte atılacak tohum miktarı, üretimin amacına ve yalnız veya karışım halinde yetiştirilmesine göre değişmektedir. Genellikle tohum üretimi için kullanılacak tohum miktarı ot üretimine göre daha az olmalıdır. Yonca karışım için, suluda, kılçıksız brom, domuz aygırı, mavi ayrık, çayır yumağı, kamışsı yumak ve kırmızı yumak ile birlikte ekilebilir. Bu durumda dekara 750-1250 gram yonca tohumu kullanılır. Kıraçta ise kılçıksız brom, otlak

Aşılama
Havanın serbest azotundan faydalanabilen esas itibariyle bakteriler olduğuna göre ilk akla gelen yol, baklagil ekilen toprağı o cins bakterilerle zenginleştirmektir. Bu da tarlaya ekilen baklagil bitkisinin kökünde faaliyet gösteren bakteri çeşidinin çoğalıp toprağa verilmesinden ibarettir. Eğer toprakta daha önce yonca ekilmişse toprağın aşılanmasına gerek yoktur. Ancak toprak ve iklim anormallikleri ve uzun süre konukçu bitkisini bulamayan bakteri adet olarak azalmaktadır. Adet olarak azalmasa bile bakteri aç olduğundan görevini tam yapamamaktadır. Bu nedenle yonca köklerinde faaliyet gösteren bakterinin gerek tohuma karıştırılarak gerekse toprağa uygun şartlarda verilerek aşılamanın yapılması gerekmektedir.

Sulama
Yonca hem kıraçta hem de sulu şartlarda yetiştirilebilen bir bitkidir. Bununla birlikte su ihtiyacı çok yüksek olan bir bitkidir. Diğer bir ifade ile yoncaya su verildiğinde verim çok fazla miktarda artmaktadır. Yonca 1 kg kuru madde üretebilmek için 560-830 kg su sarf eder. Çünkü yoncanın gelişme mevsimi uzundur, bir mevsimde birden fazla biçim verir. Her biçimde fazla miktarda yeşil aksam meydana getirir ve büyümesi oldukça hızlıdır. Bu nedenlerden dolayı yetişme sürecinde yağışı yetersiz olan yerlerde yoncanın sulanması gerekmektedir.

Yoncanın su ihtiyacı yoncanın yaşına, gelişme dönemine, yağış ve toprak durumuna bağlı olarak değişir. İri yapılı ve yaşlı bitkilerde su kaybı fazla olduğu için su ihtiyacı fazladır. Bununla birlikte genç yonca bitkilerinin de, kökler tam olarak gelişemediği için elverişli rutubetin daha yüzeyde olması gerektiğinden su ihtiyacı fazladır. Yoncanın yaz sonunda kullandığı su miktarı ilkbahara göre aşağı yukarı % 75 oranında daha fazladır. Bitkilerdeki su ihtiyacı pratik olarak yaprakların koyu mavi yeşilimsi renk alması ile belli olur. Bu yapraklar hafif pörsür ve alttaki yapraklar sararmaya başlar. Yonca tesisleri salma veya yağmurlama sulama sistemleri ile sulanabilmektedir. Genel olarak yoncanın biçiminden bir hafta önce ve bir hafta sonra olmak üzere her biçimde iki defa sulanmalıdır.

Gübreleme
Yoncanın baklagil olması nedeniyle tesis yılı hariç azotlu gübre uygulanmaz. Toprakta mevcut azot da dahil olarak uygulanacak azot miktarı dekara 4 kg civarındadır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken konu toprakta aktif Rhizobium bakterilerinin olması ve yonca bitkisinde yumrucuklar oluşturmasıdır.

Ayrıca ekimle birlikte dekara 10-15 kg fosfor (25-30 kg TSP) uygulanmalıdır. Bakım yıllarına ait fosfor toptan ekimle birlikte de verilebilir. Eğer 5 yıllık bakım gübrelemesinin toptan verilmesi düşünülüyorsa dekara 60 kg fosfor (150-175 kg TSP) verilmelidir. Ancak bu miktarlar kesin değerler değildir. Bölgeye, yağışa ve toprak tipine bağlı olarak verilecek gübre miktarlar da değişik olmaktadır. Yonca potasyuma fazla ihtiyaç duyan bir bitkidir. Karadeniz bölgemiz hariç ülkemiz toprakları potasyum yönünden zengin olduğu için genellikle yoncanın potasyumlu gübreye ihtiyacı yoktur. Gübre ihtiyaçlarının belirlenmesinde mutlak surette toprak analizlerine gereken önem verilmelidir. Gereksiz gübrelemeden ya da eksik gübrelemeden kaçınmakta ekonomik ve çevresel olarak büyük yararlar vardır.

Yoncanın buğdaygil yem bitkileri ile karışım halinde yetiştirilmesi durumunda, buğdaygillerin oranı göz önüne alınarak bakım yılında da tesis azotlu gübrelerle gübrelenmelidir.

Yoncanın Biçimi


Global Bilgiler
Yonca çok yıllık bir bitki olup her yıl ilkbaharda sürmesi için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini kök ve kök boğazından temin eder. Bu nedenle iyi bir verim alınabilmesi ve bu verimi uzun yıllar devam ettirebilmesinde biçim uygulamasının çok büyük önemi vardır. Kışa girmeden önce kök ve kök boğazında yeterli besin maddesi biriktirebilmesi ve ilkbaharda erken ve kuvvetli bir şekilde ilk büyümeyi gerçekleştirdikten sonra müteakip büyümeler için gerekli yedek besin maddelerini yeniden depolayabilmesi için biçimin çok planlı yapılması ve bitkinin gelişimi için yeterli zamanın verilmesi gerekmektedir.

Çok yıllık yem bitkisi olan yoncadan istifade ederken takip edilecek prensip şudur:

• Yoncadan mümkün olan en yüksek otu almak,

• Elde edilen otun kalite itibariyle çok üstün olmasını sağlamak verimli ve kaliteli olan bu bitkiden uzun yıllar istifade etmektedir.

Bu hususlara riayet etmek için ilk biçimi yoncanın çiçeklenme başlangıcında, diğer biçimleri ise % 10 çiçeklenme devresinde gerçekleştirmek gerekmektedir. Bu devrelerden önce veya sonraki yapılan biçimler ya otun verimini ya da kalitenin düşmesine neden olduğu gibi yoncanın ömrünü de kısaltacaktır.
Global Bilgiler

Yoncanın biçimi kadar biçim yüksekliği de önemli bir konudur. Normal şartlar altında yoncanın biçim yüksekliği 5-10 cm ya da pratik olarak bir sigara boyudur. Şartlar ne kadar kötü olursa biçim yüksekten yapılır. Şartlar en iyiye gittikçe biçim 5 cm'ye kadar dipten yapılabilir. Biçim yüksekliği bitkinin kök ve kök boğazında biriktirdiği besin maddesi miktarı üzerinde önemli etkiye sahiptir.

Yoncada Yabancı Ot Mücadelesi
Yoncada yabancı otlarla mücadelede henüz selektif herbisitler kullanılmamaktadır. Bu nedenle yoncada yabancı otlarla mücadele, yoncanın ekiminden önce yapılmalıdır. Eğer yoncanın tesisinden sonra yabancı otlar görülürse yabancı otların tohumlarını olgunlaştırmadan önce erken bir biçimin yapılması gerekmektedir.

Yoncada en önemli yabancı ot küsküttür. Küsküt kökü olmayan bir takım emici tüyler vasıtasıyla üzerinde yaşadığı konukçu bitkinin oluşturduğu besin maddelerinden faydalanan parazit bir bitkidir. Küsküt diğer parazit bitkilerinden farklı olarak tohumdan meydana gelir.

Tohum tarlaya girdiğinde 8-10 yıl hayatiyetini sürdürür. Bir tek küsküt bitkisi yılda 3000'den fazla tohum verir. Küsküt kışı, tohum ya da oluşturdukları gövde parçacığı olarak toprakta hayvan gübresi içerisinde geçirirler. Kış donlarından bu gövdelerin hepsi zarar görmezler. Ölmeyen gövdeler veya tohumlar ilkbaharda uygun ortam bulunca tekrar gelişmeye başlar. Küsküt tarlaya, küskütlü yonca tohumu ekmekle, küskütle bulaşık kuru otlarla, insan, hayvan ve cansız eşyalarla, küskütlü yonca ile beslenen hayvanların gübresi ile küskütlü tarladan geçen sulama suyuyla geçer.

Küskütle üç şekilde mücadele yapılabilir. Bunlar;

a) Önleyici Tedbirler
— Temiz sertifikalı tohumluk kullanmak,
— Küskütlü yoncaları hayvanlara yedirmemek,
— Küskütlü yoncalarla beslenmiş hayvanlardan elde edilen gübreleri yanmadan tarlaya atmamak,
— Küskütlü tarladan geçen su ile sulama yapmamaktır.

b) Kültürel Tedbirler:
—Eğer yonca tarlasındaki küsküt küçük sahaları kaplamış ve küskütler tohum bağlamamış ise bu kısımdaki yoncaları söküp tarlanın dışında bir yere yığarak gaz döküp yakılmalıdır.
— Küçük sahaları kaplayan ve az miktarda bulunan küsküt tohum bağlamış ise bu yoncalığa birkaç yıl devamlı küskütler görülünce erken ota biçmek gerekir. Ayrıca toprakta çimlenen tohumlara gelişme fırsatı verilmemelidir.
— Küsküt geniş sahalarda ise küsküt çiçek açmadan bir kaç yıl sık sık dipten biçilmelidir. Biçildikten sonra yoncalar tarladan çıkarılmalı ve dökülen artıklar toplanmalıdır.
— Geniş sahalardaki küskütle ağır otlatma yapılarak mücadele yapılabilir. Otlatmada koyun kullanılması amaca en uygun olanıdır. Ayrıca tarlanın çevresinde yabancı otlar üzerinde küsküt bulunmamasına dikkat etmelidir.
— Yoncalıklar tamamen küsküt ile bulaşık ise toprağı sürmeli, birkaç yıl küskütten arız olacağı yonca, fiğ gibi bitkiler ekilmemelidir. Eğer sürülen tarlada küsküt bir yıl dahi olsa, tohum bağlamış ise böyle tarlayı sürdükten sonra 5-6 yıl yonca ekmemelidir.

c) Kimyasal Savaş
Küskütle mücadelede selektif herbisitler kullanılabilir. Son zamanlarda Chloropham, küskütle mücadelede başarı ile kullanılmaktadır.

Tohum Üretimi
Yoncada tohum üretimine uygun olan yerler, yazları kısmen kurak, gündüzleri sıcak, geceleri serin, gün uzunluğu elverişli ve bol ışık alan yerlerdir. Nispi nemi yüksek olan yerler uygun değildir. Ülkemizde kıyı bölgeleri hariç İç, Doğu ve Güney Doğu Bölgelerimiz tohum yetiştiriciliği için uygundur. Yonca yabancı döllek olduğu için çiçeklenme döneminde havanın kuru oluşu arı ve diğer tozlayıcı böcek faaliyetlerini artırır. Bu nedenle yoncada tohum üretimi için hava Mayıstan Eylüle kadar kuru ve sıcak olmalıdır.

Yoncada tohum üretimi özel olarak kurulan yonca tohum üretim tesislerinden yapılacaksa bitkiler geniş sıra aralıkları ile ekilmelidir. Sıra aralığı bölge, toprak, iklim ve yonca varyetesine bağlı olarak değişmektedir.

Tohum üretiminde yonca tesisinin salma sulama ile sulanması tavsiye edilmektedir. Dekara 10-15 kg fosfor uygulanmalıdır. Helezon şeklindeki meyvelerin üçte ikisi veya dörtte üçü kahverengimsi-esmer sarı renk aldığı zaman tohum hasadı yapılır.

YONCANIN SEYREKLEŞME NEDENLERİ
Yetiştirme usulleri gerektiği şekilde bilinmediğinde veya yerine getirilmediğinde yoncadan beklenen verim alınamaz ve tesisin ömrü çok kısalır. Bu azalış yoncanın seyrekleşmesinden ileri gelmektedir.

Yoncanın seyrekleşme nedeni şunlardır;
—Yoncanın normal olarak yaşlanması,
—Yonca toprağının yabancı otlardan temizlenmemiş olması (yabancı otlarla mücadele edilmediğinden),
—Durgun olan taban suyunun yakın olması,
—Topraktaki kireç azlığı,
—Ağır toprakların sıkışarak oturması,
—Toprak tesviyesinin yapılmaması ve bunun sonucunda yem bitkisi tesisinin tüm alanının aynı şekilde sulanmaması, yani tesis içerisindeki bitkilerin farklı şekilde sulanması,
—Biçimin zamanında ve uygun yükseklikte yapılmaması, (Erken devrede ve 10 cm'nin altında yapılan biçimlerde yonca seyrekleşir.)
—Yoncanın zamansız ve gereksiz olarak otlatılması, (Yonca tarlasına hayvan sokmak hiçbir zaman doğru değildir.

Sadece yonca buğdaygillerle karışık olarak ekilirse otlatılabilir.)
— Yoncalığa küsküt sarması,
— Yoncalığa taze ve şıralı hayvan gübresi verilmesi,
— Yoncada bakteri aşılamasının yapılmamış olması.

YONCADA ŞİŞME PROBLEMİ
Şişme; yonca otunu yeşil olarak yiyen hayvanlarda görülen en önemli beslenme problemidir. İşkembeli hayvanlarda (ruminant) su oranı fazla baklagiller yenildiği zaman işkembede mikrobial fermantasyon sonucunda oluşan gazın dışarıya çıkmasına önleyen köpük tabakası oluşur ve gaz birikir. Sonuçta hayvan oksijen yetersizliği çeker ve nefes alamayarak boğulup ölür. Şişme olayı ile karşılamamak için yoncayı buğdaygillerle karışık yetiştirmek etkili bir çözüm yoludur. Özellikle hayvanları bitkilerin çok sulu olduğu dönemde veya çiğ düştüğü zaman otlatmamak gerekir. Ya da otu biçip biraz soldurup su oranını düşürdükten sonra hayvanlara vermek suretiyle de şişmenin önüne geçilebilir.

Share

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.