24.01.2016

Yüksek dağ (yüksek kuşak) ağaçlandırmaları

Global Bilgiler  /  at  01:15  /  No comments

Yüksek dağ (yüksek kuşak) ağaçlandırmaları ormanın alpin (üst) sınırında ve bu sınıra yakın yükseltilerde yapılan ağaçlandırmalardır. Bir ölçü vermek gerekirse ülkemiz bakımından genel olarak 1700-1800 m yükseltinin üstünde yapılan ağaçlandırmalar olarak belirtebiliriz.

Ülkemizde alpin (üst) orman sınırları ve yüksek dağlık alanlarda yapılacak ağaçlandırmaların özellikleri ve işlevleri:

Ülkemiz genelde engebeli ve yüksek dağların egemen olduğu bir arazi yapısına sahiptir. Ormanların alpin sınırları bu dağlarda ortalama 2000-2400 m (Sarıkamış-Ziyarettepe’de 2900 m) yükseltilere kadar çıkmaktadır. Ancak doğal orman sınırı çoğu yerlerde, insan tahribatı ve yoğun otlatma sonucu yaklaşık 100-400 m aşağılara çekilmiştir (Antropojen alpin orman sınırı). Alpin orman sınırının zarar görmediği ve değişmediği yerler oldukça sınırlıdır. Tahribat sonucu birkaç yüz metrelik yükselti kuşağında orman ya tamamen ortadan kalkmış veya kısa boylu orman kalıntıları, bodur ağaç toplulukları, çalılar, otlak alanları ve boşluklardan oluşan değişik tablolar ortaya çıkmıştır.

Yüksek kuşakta tahrip edilmiş bu alanların yeniden ormana kavuşturulması olanaklıdır. Ancak bu yükseltilerde başarı daha masraflı, daha uzun süreli, daha fazla güçlükler içeren özenli ve sabırla yürütülmesi gereken ağaçlandırma çalışmalarıyla elde edilebilir. Tahrip edilmiş bu yüksek kuşakta yükselti arttıkça başarı zorlaşmakta ve doğal orman sınırına yakın alanlarda daha da güçleşmektedir. Antropojen alpin orman sınırının hemen altındaki kuşakta da aynı ağaçlandırma sorunları söz konusudur.

Yüksek dağ ağaçlandırmalarının genelde toprak koruma ve su rejimini düzenleme, estetik, yaban hayatına katkı gibi işlevleri öndedir. Yüksek kuşakta, tahrip olmuş alanlarda yapılacak ağaçlandırmalar sel ve taşkınları, çığ ve taş yuvarlanmalarını toprak kaymalarını önler veya azaltır. Böylece tarım alanları, yerleşim alanları ve ulaşım alt yapısının korunmasını sağlar. Belirtilen işlevlere ek olarak mevcut veya kurulan ormanların bir bölümünde ikincil ürün ve kısmen odun üretimi de yapılabilmektedir. Özellikle yüksek kuşak ormanlarının alt ve orta kısımlarında, koşullara göre odun üretimi belirgin bir düzeye de ulaşabilmektedir. Bununla birlikte yüksek kuşağın üst ve orman sınırına yakın kısımlarında odun üretimi kesinlikle düşünülmemeli, yapılacak silvikültürel işlemler ormanın sürekliliğini ve dış koşullara dayanıklılığını sağlamalıdır. Yapılacak ağaçlandırmalarla ormanın toprak koruma, su rejimini düzenleme ve estetik işlevlerini yerine getirmesi amaçları karşılamalıdır.

Yüksek dağlık alanların ekolojik koşulları ve ağaçlandırmalara etkileri

Yukarıda belirtildiği gibi, yüksek kuşak ağaçlandırmaları ülkemiz koşullarında genelde 1700-1800 metrelerden daha yükseklerde yapılan ağaçlandırmalardır. Ancak subtropik akdeniz iklimi, karadeniz iklimi, step veya karasal iklimdeki 1700-1800 m yükseklikler veya daha yükseklerdeki klimatik koşullar, genel olarak birbirlerine benzemekle birlikte aralarında belirgin farklılıkların olduğunu unutmamak gerekir. Nitekim bu durum farklı doğal türlerin ve tür kombinasyonlarının oluşmasına neden olmuştur.

Bu alanlarda klimatik ve edafik koşullar, ormanın step sınırları hariç daha alçak yükseltilere göre ağaçlandırmaları güçleştiren belirgin farklılıklar gösterir. Bu alanlar, atmosferin daha ince olması nedeniyle gündüz güneşten daha fazla ışın  alır ve yüksek sıcaklıklar oluşur. Buna karşılık atmosferin inceliği ve bağıl nemin düşük oluşu nedeniyle geceleri uzun dalga radyasyonuyla büyük sıcaklık kaybı meydana gelir. Bakıya, engebeye ve eğime göre değişmekle birlikte, toprak yüzeyinde 60-80ºC sıcaklıklar oluşabilmekte ve saatlerce sürebilmektedir. Yüksek ışıma fotosentezi yükseltebilmekte, daha kuvvetli olan rüzgârlar transpirasyonla su kaybını artırmaktadır. Güneşli bakılarda ışınlanma süresinin daha uzun ve ışımanın daha yüksek olması nedenleriyle, orman sınırı yöre ve koşullara göre gölgeli bakılara oranla 100-150 m daha yükseklere çıkabilmektedir. Güney bakılarda gece ve gündüz sıcaklık farklılıklarının fazla oluşu, karın erken erimesi, ağaçlandırmaları olumsuz yönde daha fazla etkilemektedir (Ürgenç 1998a).

Yüksek kuşakta, kışın toprak belirli süreler belirli kalınlıklarda donmaktadır. Özellikle kış sonlarında toprakta oluşan don nedeniyle bitkiler topraktan yeterince su alamadığından, transpirasyonla kaybettikleri suyu karşılamayabilirler (fizyolojik kuraklık). Şiddetli rüzgârlar bu olumsuzluğu körükleyebilmektedir. Ancak yüksek kuşak orijinleri bu olumsuzluklara uyum sağlamış olduklarından, ağaçlandırmalarda bu orijinlerin kullanılması durumunda başarı daha yüksek olur. Kar örtüsünün yetersiz ve rüzgârın etkin olduğu yerlerdeki donmuş topraklarda, kar üstünde açıkta kalan bitki kısımlarında artan transpirasyonu köklerin karşılayamaması durumunda da fizyolojik kuraklık oluşmaktadır. Bu koşullarda fidanların kar üstünde kalan kısımları ölmekte ve kızıl bir renk almaktadır.

Yüksek kuşak alanlarda kar ve çığlar da ağaçlandırmaları olumsuz yönde etkilemektedir. Çığlar, ağaçlandırma başarısını hem oluştukları hem de yığıldıkları alanlarda hemen tamamen engeller. Karın fazla yığıldığı yerlerde, eriyen karda üreme yeteneği artan kar mantarlarının fidanlara olan zararları da artmaktadır (Ürgenç 1998a, Çolak ve Pitterle 1999). Yüksek kuşakta eğimin fazla ve toprağın genelde sığ oluşu da başarıyı önemli düzeyde kısıtlar.

Kaynaklarda genel olarak 100 m’lik bir yükselti farkındaki iklim değişikliğinin, bir enlem derecesi değişiklikteki iklim farkına karşılık olduğu belirtilmektedir. Ancak yükselti arttıkça 100 m’lik yükselti farkındaki iklim değişikliği bir enlem derecesinden daha uzun mesafelerdeki iklim değişikliğine karşılık olmaktadır. Orman sınırına doğru 100 m’nin altındaki bir yükseklik farkından oluşan iklim değişikliği yüzlerce kilometre, bazı koşullarda 1000 km’nin üstünde olan bir yatay mesafedeki iklim değişikliğine karşılık gelebilmektedir (Çolak ve Pitterle 1999; Schiechtl’e atfen). Bu nedenle yüksek kuşak ağaçlandırmalarındaki orijin seçiminde genel olarak tohum hasat ve kullanma bakımından geçerli yükselti farlılıklarından daha dar yükselti sınırları dikkate alınmalıdır. Örneğin orman sınırına doğru yapılacak ağaçlandırmalarda ±50 m ve daha dar yükselti sınırlarındaki orijinler kullanılmalıdır. Bu yaklaşım ormanın step sınırı için de geçerlidir (Boydak 1986a, Boydak ve Çalıkoğlu 2008a;b).

Yüksek kuşaktaki doğal ormanlarda uygulanacak silvikültürel işlemler

Yüksek dağ ağaçlandırmalarında özellikle kar durumu ile ilgili olarak başarı bakımından 6 yetişme ortamı sınıfı ayrılmıştır (Ürgenç 1998a; Kuervain ve Kuervain’ye atfen, Çolak ve Pitterle 1999). Bu sınıflama aşağıda açıklanmıştır.
·   Karın barınamadığı veya çok az yağdığı ve erken eridiği alanlar: Bu alanlarda rüzgâr ve don etkileri fazladır. Fizyolojik kuraklık görülmektedir. Ayrıca yaban hayvanlarının zararları fazladır.
·  Yoğun kar birikimi olan yerler: Buralarda fidanlara zarar veren kar mantarları üreme yapabilmektedir. Ayrıca vejetasyon periyodu daha kısadır. Ancak kar birikimi olan bu alanlar, mantar üremesi fazla değilse ve çığ hareketleri yoksa ağaçlandırma yapılabilecek alanlardır.
· Orta derecede kar birikimi olan ve çığın pek gözükmediği güney yamaçlar: Ağaçlandırmalar için uygundur.
·  Orta derecede ve yoğun kar birikimi olan ve çığın pek gözükmediği kuzey yamaçlar: Ağaçlandırmalarda özellikle yavaş büyüyen türler için uygundur.
· Çığ hareketleri olan alanlar: Bu alanlarda ağaçlandırma yapılabilmesi, çığları önleyici mekanik tesislerin yapılmasından sonra olanıklıdır.
· Çığların biriktiği alanlar: Çığlara karşı mekanik önlemler alınması durumunda ağaçlandırmalar için uygundur.
Ormanın alpin sınırında ekolojik koşullara göre 100-150 m’lik bir yükselti kuşağında üretim amaçlı silvikültürel işlemler uygulanmamalıdır (Boydak 1986a; Boydak ve Çalıkoğlu 2008a;b). Bu kuşağın altındaki ormanlarda ise öncelikle doğaya yakın gençleştirme yöntemleri uygulanmalıdır. Ormanların idare süreleri ve gençleştirme süreleri olanaklar ölçüsünde uzun tutulmalıdır. Tohum takviyesi gerekliyse gençleştirme yapılan meşcereden daha önce toplanmış olan tohumlar (aynı orijin) kullanılmalıdır. Hatta gerektiğinde kullanılmak üzere aynı orijin fidanlar da hazır bulundurulmalıdır. Yüksek kuşakta tohum yıllarının seyrek, tohum veriminin ve kalitesinin daha düşük olduğu dikkate alınarak tohum ve fidanla ilgili hazırlıklar zamanında yapılmalıdır. Yüksek kuşakta doğaya yakın silvikültürel uygulamalar ilke olmalıdır. Orman bakımı işlemleri meşcerelerin dayanıklılığını artırıcı yönde olmalıdır.

Yüksek dağ ağaçlandırmalarında teknik esaslar

Yüksek dağ ağaçlandırmalarında ağaçlandırmaların yapılabileceği üst sınırın (alpin orman sınırı) ve öncelikle ağaçlandırılacak küçük yetişme ortamlarının belirlenmesi önem taşır. Bu amaçla yetişme ortamı etütleri yapılır, özellikle kalıntı ormanlar ve gösterge bitkiler değerlendirilerek karar verilir.

Tür ve orijin seçiminde ilkeler

Yüksek kuşak ağaçlandırmalarında doğal ağaç, ağaççık ve çalı türlerinin kullanılması esas olmalıdır. Doğal tür veya türlerin de uygun orijinleri kullanılmalıdır. Ülkemizdeki bazı yüksek kuşak ağaçlandırmalarında ağaç ve ağaççık bulunmayan veya yer yer bodur ağaç ve çalı grup ve bireylerinin bulunduğu kısımlarda yerli ve yabancı ağaç ve çalılarla da ağaçlandırma yapılabilir. Ancak bu konuda yabancı tür ithal denemeleri uygulanarak karar verilmelidir. Örneğin daha önce açıklandığı üzere, Thorntwaite iklim sınıflaması esas alınarak yapılan bir çalışmaya göre, ülkemizin birçok bölgesinde ağaç ve ağaççık taşımayan veya harap orman tabloları taşıyan yüksek kuşakta, denenebilecek hızlı gelişen yabancı türler bulunmaktadır. Örneğin iç Ege, Doğu Anadolu’nun İran-Ermenistan sınırına bitişik doğu kesimleri, Batı Akdeniz ve Doğu Anadolu’nun güneyi gibi birçok yöredeki yüksek kuşaklarda Pinus contorta, Pinus ponderosa, Thuja plicata, Pinus jeffreyi ve Pseudotsuga menziesii türlerinin deneneceği ve yetiştirilebileceği potansiyel alanlar mevcuttur (Boydak ve Ark. 1995).

Ağaçlandırmalar için tohumlar aynı bakıdan ve özellikle yüksek kuşağın orta ve üst kısımlarında ağaçlandırma alanlarının yükseltisine göre ± 50 m veya daha dar yükselti sınırları içinden sağlanmalıdır. Yüksek kuşağın alt kısımlarında da bu yükselti farkı ±100 m’yi aşmamalıdır. Benzer yaklaşım ormanın step sınırında da uygulanmalıdır (Boydak 1986a).

Ağaçlandırmalarda kullanılabilecek başlıca türler

Ülkemizin değişik coğrafi bölgelerinde orman sınırlarını oluşturan farklı tür veya türler bulunmaktadır. Birçok yüksek kuşak ise tahribat sonucu ağaç veya çalılardan yoksundur. Bölgelere göre yüksek dağlık alanlarda (üst kuşakta) kullanılabilecek başlıca türler aşağıda belirtilmiştir:

Kuzeydoğu Karadeniz Bölgesi: Sarıçam, doğu ladini, doğu kayını, Kafkas göknarı, ardıç türleri, karaçam, huş, titrek kavak, Rhododendron sp. Türleri, Vaccinium sp. (Vaccinium myrtillus, V. Arctostaphylos, V. Uliginosum).

Kuzeybatı Karadeniz Bölgesi: Sarıçam, doğu kayını, ardıç türleri, Uludağ göknarı (Abies bornmülleriana), karaçam (Pinus nigra), titrek kavak (Populus tremula), Rhododendron sp. Türleri, Vaccinium sp. (Vaccinium myrtillus, V. Arctostaphylos, V. Uliginosum) türleri.

Marmara Bölgesi: Karaçam (Pinus nigra), Uludağ göknarı (Abies bornmülleriana), Kazdağı göknarı (Abies equi-trojani), doğu kayını (Fagus orientalis), ardıç türleri (Juniperus sp.).

Ege Bölgesi: Karaçam (Pinus nigra), Ardıç türleri (Juniperus sp.).

Akdeniz Bölgesi: Toros sediri (Cedrus libani), karaçam (Pinus nigra), Toros göknarı (Abies cilicica), ardıç türleri (Juniperus sp.), Acer hyrcanum, titrekkavak (Populus tremula), kadıntuzluğu (Berberis sp.), karaçalı (Paliurus spina-christi).

Doğu Anadolu Bölgesi: Meşe türleri (Quercus sp.), ardıç türleri (Juniperus sp.), Toros sediri (Cedrus libani), karaçam (Pinus nigra), sarıçam (Pinus sylvestris), huş türleri (Betula sp.) ve alıç türleri (Crataegus sp.).

İç Anadolu Bölgesi: Toros sediri, ardıç türleri, karaçam, meşe türleri, alıç türleri. Ayrıca tüm bölgelerde ağaçlandırmaya konu yükseltilerdeki yerel ağaççık ve çalı türlerinin kullanımı başarıyı artırır. Bunlara ek olarak yukarıda açıklandığı gibi; Thorntwaite yöntemine göre belirlenmiş farklı bölgelerdeki yüksek kuşaklarda denenebilecek A.B.D. orijinli yabancı türler de dikkate alınmalıdır (Boydak ve Ark. 1995).

Tohum ve fidan sağlanması

Yüksek dağlık alanlarda (üst kuşakta) zengin tohum yılları seyrek, tohum verimi ve kalitesi düşüktür (boş tohum oranı fazladır) (Ürgenç 1998a, Boydak 1975,1977c). Bu nedenle kozalak ve meyveler özenle toplanmalı, saklanmalı ve gerektiğinde tohum veya fidan olarak kullanılmalıdır. Daha bol ve kaliteli tohum elde etmek amacıyla, üst orman sınırında yer alan orijinler için orta yükseltilerde klonal tohum bahçeleri veya tohum plantasyonları kurulması uygun olur. Genetik tabanın daraltılmaması için aşılı tohum bahçeleri 30-50 klona ait yeterli sayıda fidanla kurmalıdır (Ürgenç 1967, Giertych 1975, Boydak 1979). Bu konuda kızılçam türünde yapılan bir çalışmanın sonuçlarına göre; 25-34 seçkin ağaçtan alınan aşı kalemleri ile kurulan tohum bahçelerinden elde edilen tohumlardan üretilen fidanlarla yapılan ağaçlandırma çalışmalarında, genetik tabanın daralmadığı belirlenmiştir. Ayrıca tohum bahçesinde kullanılan plus ağaç sayısının (25-30) genetik çeşitliliği korumada yeterli olduğu açıklanmıştır (Velioğlu ve Ark. 2003).

Yüksek dağ ağaçlandırmalarında kaplı fidan kullanımı başarı için büyük önem taşır (Ürgenç 1998a, Boydak 1986a, Boydak ve Çalıkoğlu 2008a,b, Cengiz 1990, Bozkuş ve Alptekin 1989). Fidan üretimi orta yüksekliklerdeki fidanlıklarda yapılıp, kaplara şaşırtılarak yüksek kuşakta bekletilebilir. Yahut dikim öncesinde vejetasyon dönemi başlamadan kaplı fidanlar yüksek kuşağa taşınır. Alanya-Söğüt fidanlığında yapıldığı gibi, fidanlar yüksek kuşakta tohum ekimi ile kap içinde de yetiştirilebilir. Kap harcına dikilecekleri yörenin mikorizalarının bu alanlardan alınacak toprakla karıştırılması başarıyı artırmaktadır. Yüksek kuşak ağaçlandırmalarında zorunlu olmadıkça çıplak köklü fidan kullanmamalıdır. Hatta uygun orijinden kaplı fidan sağlanıncaya kadar ağaçlandırmalara ara verilmelidir.

Yüksek dağ ağaçlandırmaları için yaklaşık 20-30 cm boyunda fidanlar önerilmektedir. Orta Avrupa’da Picea abies’te 5 yaşında (3/2), Pinus cembra’da 5-6 yaşında (3/3) ve Larix türlerinde 2-3 yaşlı (1/1) fidanlar yüksek kuşak dikimlerinde kullanılmaktadır (Çolak ve Pittterle 1999). Ülkemiz türlerinde ise örneğin doğu ladininde 4-5 yaşında, Toros sedirinde 2-3 yaşında, karaçamda 2-3 yaşında, ardıç türlerinde 3-4 yaşında, göknar türlerinde 4-5 yaşında fidanlar önerilmektedir (Ürgenç 1998a). Yüksek kuşak ağaçlandırmalarında fidan boyu kadar fidanların kök/sak dengesi de önem taşır. Ülkemiz için yukarıda önerilen fidan yaşları, fidan kalitesinden ödün vermeden bir yaş öne alınabilir. Fidan boyları 20 cm civarında olabilir.

Fidanlar dış koşullara dayanıklı olarak yetiştirilmelidir. Gereken durumlarda dengeli bir gübreleme uygulanmalıdır. Fidan kaplarına konacak harca dikilecekleri alanın humuslu toprağının karıştırılması, o yörenin mikorizasının harca aşılanmasını sağlamakta ve başarıyı büyük çapta artırmaktadır (Çolak ve Pitterle 1999). Önerilmemekle birlikte çıplak köklü fidan kullanımı zorunlu hale gelirse, fidan köklerinin agricol ile işlem görmesi uygundur (Uğurlu 1989). Fidanların transpirasyonu azaltıcı silvaplast gibi maddelerle de işlem görmesi tutma başarısını artırmaktadır (Ürgenç 1998a, Çolak ve Pitterle 1999). Fidanların dikimlerinden önce su stresi ile koşullandırılması fidan tutma başarısını artırmaktadır. Örneğin su stresi ile koşullandırılan Toros sediri fidanları, sulanan fidanlara oranla daha erken ve daha kuvvetli kök dejenere etmişlerdir (Boydak ve Dirik 1990).

Ağaçlandırma alanlarının hazırlanması dikim aralıkları ve dikim zamanı

Ağaçlandırma alanlarının hazırlanması ve dikim uygulamaları: Yüksek kuşak ağaçlandırmalarının genelde alt yükseltilerinde insan gücü ile toprak işleme yapılabileceği gibi, uygun eğim ve derinlikteki topraklarda ağaçlandırma alanının tam alanda işlenmesi,  teras oluşturma veya dikim çukuru açılması makine gücü ile de yapılabilir. Yüksek kuşaktaki dikey çatlaklı karstik alanlarda veya kumtaşı gibi ana kaya üzerinde tam alanda yapılan makineli çalışmalar Toros sediri ekim ve dikimlerinde başarılı sonuçlar vermiştir (Çelik ve Ark. 2005, Boydak ve Çalıkoğlu 2008a;b). Ancak makineli ve insan gücü ile yapılacak tam alan hazırlığı çalışmalarında, alanda mevcut tüm bitkiler ve öncü gençlikler korunmalıdır.

Eğimli alanlarda teras veya kesik teras yapılır. Karstik alanlarda yapılan kesik teraslardaki Toros sediri dikimleri, teraslardaki kadar başarılı olmuştur (Cengiz 1990; 1994). Dikim çukurlarının teras üzerindeki yerleri, normal ağaçlandırmalarda olduğu gibi, dağ tarafından teras genişliğinin 1/3’ü uzaklığında olmalıdır. Teraslar 45-50 cm derinlikte işlenmelidir. Ülkemizde insan tahribatı ve otlatma sonucu oluşan alanların çoğunda toprak kompaktlaşmıştır. Bu nedenle toprağın en az 45-50 cm derinlikte işlenmesine özen gösterilmelidir. Kaplı fidanlarda çukur dikimi yöntemi uygulanır. Kullanılması zorunluysa çıplak köklü fidanlarda dikim yöntemi arazi hazırlığı yöntemine göre seçilir.
Tam alan toprak işleme, teras ve kesik teras yapımı yanında, uygun arazi kısımlarında yapılır. Dikimler büyük boyutlu çukurlarda ve ocaklarda da uygulanmaktadır. Çukur ve ocaklarda da toprak en az 45-50 cm derinlikte işlenmelidir.

Daha önce açıklandığı gibi, çıplak köklü fidanların etrafında 10-15 cm uzağa 2-3 adet yassı taş konulması (mümkünse 1/3 toprağa gömülerek) çıplak don olayını önlemeye katkı yapmaktadır (Boydak 1986a). Aynı zamanda, kısmen evapotranspirasyonu da azalmaktadır. Ancak belirtildiği gibi, yüksek kuşak ağaçlandırmalarında kaplı fidan dikimi esas olmalıdır.

Dikim şekli ve dikim aralıkları: Yüksek kuşak ağaçlandırmalarının alpin orman sınırına yakın üst kuşak bölümündeki kesik teraslarda yapılacak dikimlerde 2-3, geniş çukurlarda yapılan dikimlerinde ise 2 fidan dikilmesi önerilmektedir (Çolak ve Pitterle 1999). Belirtilen yükseltilerde küçük ocaklarda da 2 fidan dikilebilir. Büyük ocaklarda ise fidan sayısı ocağın büyüklüğüne göre 3-6 adet olabilir. Dikim aralıkları olası kayıplar ve işlevsel nedenlerle daha sık olmalıdır. Örneğin Ürgenç (1998) hektara 10 000 fidan dikilmesini önermektedir. Hektara 10 000 fidan hesabı ile ocak dikimlerinde örneğin alanın yarısının boş kalması halinde bir fidana 0.5 m² alan düşmektedir. Böylece fidanlar arası mesafeler 60-80 cm olacaktır. Bu dikim aralıkları, yüksek dağ ağaçlandırmalarının doğal orman sınırları ve yakınlarındaki yüksekliklerde uygundur. Ocaklarda fidanlar arası aralık ve mesafeler türlere göre 40-80 cm hatta daha dar olabilmektedir.

Dikimlerde arazi koşulları nedeniyle düzensiz dikimler ağırlık taşır. Ancak yüksek dağ ağaçlandırmalarının alt yükseltilerinde, koşullara göre düzenli dikimler de uygulanabilir. Ayrıca yüksek kuşağın alt yarısındaki yükseltilerde dikim aralıkları genişletilebilir. Hatta normal ağaçlandırmalardaki, homojen ve normal dikim aralıklarına geçilebilir.

Yüksek kuşak ağaçlandırmaları su kaynaklarına önemli katkılar sağladığından, ağaçlandırmalarda gübreleme genelde zorunlu ise uygulanmalıdır. Yapılacak gübreleme analizlere göre topraktaki besin maddelerinin yetersizliğini giderecek minimum ölçülerde tutulmalıdır.

Dikim mevsimi: Yüksek dağlık alanlarda dikim mevsimi hem sonbahar hem de ilkbaharda kısa süreleri kapsar. Kaplı fidan kullanımı dikim şokunu azalttığı gibi dikim mevsimini de bir miktar uzatır. Yüksek dağlık alanlarda ilkbahar dikimleri, genel olarak daha başarılıdır. Dikimlerde kaplı fidan kullanımı ilke olmalıdır. Sonbahar dikimlerinde, dikimden sonra toprağın donmasının neden olabileceği çıplak don olayı, çıplak köklü fidan dikimlerinde başarıyı düşürebilmektedir. Ancak bazı yapraklı tür dikimleri sonbaharda yapılabilir. Toros sediri ekimleri Kasım ve Aralık aylarında yapılmalıdır. Gecikilmesi halinde ekimler kar üstünde de yapılabilir  (Boydak 1986a, Boydak ve Ayhan 1990, Boydak ve Çalıkoğlu 2008a;b). İlkbahar dikimleri karın erimesi ve toprakta donun çözülmesi ile başlatılmalıdır. Çıplak köklü fidanlarla yapılacak iğne yapraklı tür dikimlerinin özellikle ağır topraklarda ilkbaharda yapılması zorunludur.

Yukarıda belirtildiği gibi, yüksek kuşak ağaçlandırmaları daha güç, sabır gerektiren ve daha pahalı çalışmalardır. Örneğin Alp Dağları’ndaki yüksek kuşak ağaçlandırmaları, normal ağaçlandırmalardan 2-4 kat daha pahalıdır (Mayer 1978). Ancak, yüksek kuşak ağaçlandırmaları ve ormanları üstlendikleri işlevlerle bu masrafın çok ötesinde yararlar sağlamaktadır.

Çığ tehlikesine karşı önlemler: Yüksek dağlık alanlarda sürünen kar, kayan kar ve çığ tehlikeleri olan yerlerde üçayaklı ağaç kazıklar, boylu ağaç kazıklar ve yamaçlarda eş yükselti eğrilerine paralel ağaç gövdeleri yerleştirilerek önlemler alınmaktadır (Çolak ve Pitterle 1999). Mekanik önlemlerle çığ oluşumunu engellemeden bu alanlardaki ağaçlandırmalarda başarı sağlanamaz. Çığlar durdurulmadan çığ yolunda ve çığ birikme alanlarında yapılacak ağaçlandırmalarda da başarı elde edilemez.

Çolak ve Pitterle (1999), bazı yazarlara atfen yüksek kuşak ağaçlandırmalarının ağaç toplulukları (kollektifler) şeklinde uygulanmasını önermektedir. Yüksek kuşakta ağaçlandırmalar için homojen ekolojik koşullar özellikle iklim ve toprak koşulları bulunmamaktadır. Bu nedenle ağaç toplulukları (kollektifleri) şeklinde dikim, düzenli dikimin bir alternatifi olarak ortaya çıkmıştır. Dikimler uygun ekolojik koşullarda ve sık dikimler şeklinde uygulanmaktadır. Yüksek kuşak için yapılmış olan bu öneriler uygun küçük yetişme ortamlarında, büyük ocak yönteminin daha sık dikimlerle şematize edilmiş bir şekline benzemektedir.

Yüksek dağ  ağaçlandırmalarında bakım

Yüksek kuşak ağaçlandırmalarında dikimden sonra alanın korunması ve sürekli bakımlar esastır. Dikimleri izleyen birkaç yıl teraslarda özellikle fidan kök boğazı çevrelerinde çapalama gerekir. İlk yıldaki çapalamalarda toprak çapa ile fidan kök boğazına doğru çekilmelidir. Tamamlamalar sürdürülmelidir. Sık gençliklerde, fidanların dirençli büyütülebilmeleri için ılımlı seyreltmeler yapılabilir. İleri yaşlardaki bakımlarda da bakımın odak noktası bireylerin ve ormanın dış koşullara karşı dayanıklı olmasını sağlamaktır. Yüksek kuşak ağaçlandırmalarında, kuşağın alt sınırına doğru kurulan plantasyonlarda, meşcereyi güçlendirici önlemler de dikkate alınarak, dikkatli ve ihtiyatlı bir şekilde normal bakım uygulamaları yapılabilir. Bu kuşakta bakım çalışmalarını yürütecek ormancıların birikimli olmaları, silvikültürel işlemlerin uygulanmasında bilinçli ve sabırlı davranmaları gerekir.
Kaynak:Ağaçlandırma, Kitabı M. Boydak

Share

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.