12.02.2016

Bağ Yetiştiriciliği

Global Bilgiler  /  at  21:30  /  No comments

ASMANIN YAPISI 

Asma, sarılıcı özelliğe sahip olan ve tutunma organı olan sülükleri vasıtasıyla ağaçlara bile rahatlıkla tırmanabilen bir bitkidir. Meyvelerine üzüm, odunlaşmış sürgünlerine çubuk adı verilir. Asmaya bazı yörelerde omca da denilmektedir.Üzümden yararlandığımız asma türüne, Latince Vitis vinifera adı verilir. Bu türün kökleri toprak içinde yaşayan filoksera isimli bir böceğe karşı hassastır.Dolayısıyla asmanın toprak içinde kalan ve anaç adı verilen kısmı, bu böceğe dayanıklı başka asma türleriyle oluşturulur ve bunların üzerine vitis vinifera’lar aşılanır. Yurdumuzda üzümünden yararlandığımız 1000 in üzerinde üzüm çeşidi vardır. Fakat bunlardan ancak 50-60 kadarı geniş çapta yetiştirilir.

Asmanın ekonomik ömrü 40 yıl kadardır.Fakat bundan çok daha yaşlı olduğu halde üzerinde üzüm bulunan asmalar da mevcuttur. Bağcılıkta 40 yıl süreyle şeklini muhafaza etmek ve verimliliğini sağlamak için her yıl düzenli olarak asmayı budamak gerekir. Ayrıca asmanın diğer kültürel işlemlerini ( sulama, gübreleme, ilaçlama vb.) tam olarak yerine getirebilmek için asmayı iyi tanımak; üzerindeki organların yerini ve görevlerini iyi bilmek gerekir. Aksi taktirde yapılacak yanlışlıkların düzeltilmesi yılları alır. Bu organları aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:

Kök 
Asmanın toprak altında kalan kısmıdır. Kökler, üstteki gövdenin toprak altındaki devamı şeklinde olan kök gövdesi üzerinde dizilmiştir. Asmanın gövdesinin toprakla birleştiği noktaya boğaz adı verilir. Asmalarda bu noktadan çıkan köklere boğaz kökleri denir. Aşılı asmalarda, boğaz kökleri özellikle aşı yerinin üzerinde kalan kalem denilen kısımdan çıkmış ise hemen temizlenmelidir. Aksi takdirde kalemden çıkan kökler ileriki yıllarda anaçtan çıkanlara nazaran daha kuvvetli gelişerek aşı yerinde anaç ile kalem arasındaki bağlantının zayıflamasına ve zamanla kopmasına ( aşı atması) yol açar. Boğaz köklerinin temizliği özellikle asmalar meyveye yatıncaya kadar geçen ilk 3-4 yıl için çok önemlidir. 

Kök gövdesinin orta kısmında oluşan köklere yan kökler denir.Asma köklerinin büyük çoğunluğu toprağın ilk 20-60 cm lik katmanında bulunur. Bu bölgeye aktif kök derinliği denir.Topraktaki besinlerin büyük bölümü suda erimiş halde bu bölgeden alınır. Kök gövdesinin alt kısmında bulunan ve toprağın derinliklerine doğru giden köklere ise dip kökler adı verilir. Kökler toprak içinde 12 m kadar derine inebilir.Fakat köklerin % 50 si toprağın ilk 24-45 cm derinliğinde yer alır.Gelişmiş bir asmada 10 000 e yakın ince kılcal kök ( çapı 1 mm den küçük) bulunur. 

Kökler ilkbaharda gelişmeye başlar, yazın gelişmesi hızlanır ve sonbaharda yavaşlar. Gelişmenin hızlı olduğu dönemde kökler günde 1 cm kadar uzayabilir. Köklerin toprak içinde iyi bir şekilde yayılabilmesi için, dikimden önce dipkazan ile en kurak dönemde (Ağustos) derin bir sürüm yapılmalıdır. Kökler 45 cm kalınlığındaki sert bir tabakayı ve 65 cm kalınlıktaki bir çakıl tabakasını delip geçemez. Kökler en iyi 25°C lik toprak sıcaklığında gelişir.Toprak sıcaklığı 11°C ın altına düşerse veya 30°C ın üzerine çıkarsa kökler zarar görür. Asma başına 4.5-7.0 kg kök bulunur.Yazın 24 saatlik bir süre içerisinde asma, kökleri vasıtasıyla 0.2-1.5 litre su absorbe edebilir.

Gövde 
Asmanın dik durmasını sağlayan kısmıdır. Köklerle dallar arasındaki bağlantıyı sağlar ve besin maddelerinin depolanmasında görev alır. Özellikle aşılı asmalarda toprak altındaki kök gövdesine nazaran biraz daha kalındır. Asma gelişmesine devam ettikçe, gövde üzerindeki kabuk gittikçe,kalınlaşır ve zamanla şerit halinde soyulabilir. Bunların aralarına bazen böcekler yumurtalarını bırakabilir. Bunun dışında bu kabukların asmaya herhangi bir zararı yoktur ve soyulması da gereksizdir. Gövde belirli bir yükseklikten sonra ana dallara ayrılır. Bunlara kol adı verilir ve çubuklar bu kollar üzerinde yer alır.

Sürgün 
Gözlerin uyanmasıyla oluşan ve üzerinde yaprak, göz, meyve gibi organları taşıyan kısımdır. Önceleri yeşil renkte olmasına rağmen, zamanla odunlaşır ve çubuk adını alır. Sürgün üzerinde şişkince olan kısımlara boğum (nodyum), iki boğum arasında kalan daha ince olan kısma ise boğumarası (internodyum) denir. Yaprak, salkım, sülük ve göz gibi organlar boğum üzerinde yer alır. Salkımlar ve sülükler yaprakların karşı tarafından çıkar. Yapraklar sürgünün dip kısmından yukarı doğru, sarmal olarak dizilirler. Sürgün üzerinde 7 dönüş sağlandıktan sonra ilk yaprak ile 15. yaprak aynı hizaya gelir. Buna divergens denir ve asma için 7/15’ dir. 

Yaprakların sürgüne bağlandıkları yerlere yaprak koltuğu denir. Yaprak koltuklarında başlangıçta iki göz (tomurcuk) bulunur. Bunlardan daha küçük olan ve yaz gözü adı verilen, hemen o yıl sürgün oluşturur. Bu sürgüne koltuk sürgünü denir. Koltuk sürgününün yapısı ana sürgüne benzer. Koltuk sürgünü üzerindeki salkımlara neferne denilir. Sıcak yörelerde koltuk sürgünü üzerinde tekrar ikinci ve üçüncü kez koltuk sürgünü oluşabilir. Yaprak koltuğunda daha iri yapıda olan ve ertesi yıl uyanan tomurcuğu kış gözü denir. İlkbaharda başında sürgün ve yapraklar üzerinde küçük, yuvarlak ve şeffaf tanecikler görülür. Bunlarda inci bezeleri adı verilir.Görevleri tam olarak bilinmemektedir. Bunları böcek yumurtaları ile karıştırmamak gerekir. 

Sürgünlerde en iç kısımda öz bulunur. Bunu dışa doğru ksilem ( odun dokusu) ve flöem (Soymuk dokusu ) takip eder. Bu ikisi arasında bir sıra halinde kambiyum tabakası vardır. En dışta kabuk bulunur. Özün asmalar için önemli bir görevi yoktur. Sürgün boyunca devam eder. Fakat Vitis vinifera’larda ve diğer birçok türde boğumlarda öz yoktur. Özün kesintiye uğradığı bu kısma diyafragma adı verilir. Buna karşılık V. rotundifolia ve V. Munsoniana’ da öz süreklidir ve boğumlarda kesintiye uğramaz. Dolayısıyla bu türlerde diyafragma bulunmaz.

Yaprak 
Fotosentez ve terleme işleminin yapıldığı yer olması açısından yaprak, asmalardaki en önemli organdır. Yapraklar, sap ve aya olmak üzere iki ana kısımdan oluşur. Ayrıca yaprakların ilk açılmaya başladığında yaprak sapının sürgün ile birleştiği yerde nodyumlarda stipül denilen iki adet küçük yaprakcık bulunur. Asma yaprakları dilimlerden oluşmuştur. Sayıları genellikle 3-5 arasındadır. 

Dilimler arasındaki boşluklara cep adı verilir. Asma yaprakları asimetriktir. Orta damardan katlandığında üst üste tam çakışmaz. Aya içinde damarlar bulunur. Bunlar iletim demetlerinden oluşur ve aya içinde dallanarak yayılırlar. Sapın devamı olan damara orta damar, diğerlerine yan damarlar adı verilir. Bu damarların tümüne birden ana damarlar denir. Yaprak dilimlerine göre sayısı değişir. Aya içinde ince damarlara ayrılarak dallanırlar. 

Göz (Tomurcuk ) 
Asma tomurcukları boğumlarda ve yaprakların koltuklarında yer alır. Bağcılıkta tomurcuklara göz adı verilir. Gözler en dışta tomurcuk pulu ile çevrilmiştir. Sürgün yatakları ile bu pul arasını yünsü bir tabaka doldurmuştur. Yaprak koltuğunda iki tip tomurcuk vardır. Bunlardan iri olan bir sonraki yıl ilkbaharda uyanır ve kış gözü adı verilir. İçerisinde sürgün oluşturma yeteneğinde olan 3 adet sürgün yatağı vardır. Bunlardan ortadaki diğerlerine göre daha ileridir ve ana sürgün buradan oluşur. Bunun zarar görmesi durumunda veya asmada göz sayısının normalden daha az bırakılması durumunda diğer yataklardan da sürgün oluşur. Yaprak koltuğunda daha küçük olan tomurcuğu yaz gözü adı verilir. İçerisinde tek sürgün yatağı vardır. Yaz gözü oluştuğu yıl sürerek koltuk sürgününü oluşturur. Koltuk sürgünü üzerinde oluşan salkımlara neferne denilir. Bu sürgünün verimliliği çeşitlere göre değişir. 

Bazılarının çok az salkım oluştururken diğer bazı çeşitlerde ana ürünün %25 i kadar üzüm oluşturabilir. Yediveren denilen üzüm çeşidi buna en iyi örnektir. Koltuk sürgünlerinin uzunluğu bazı çeşitlerde birkaç milimetreyi geçmezken, diğer bazılarında aynı koltuk sürgünü üzerinde birkaç kez dallanma ile oldukça uzun yeni koltuk sürgünleri oluşabilir.

Sürgünün dala bağlandığı noktadaki ilk göz genellikle uyanmadan kalır ve daha sonraki yıllarda üzerleri kabuk ile örtülür. İleride bu gözler yaşlı dallar içerisinde kalarak adventif göz adını alır ve bunlardan obur sürgünler oluşur. Bunlar genellikle verimsizdir. Asmalarda dal kırılmaları nedeniyle boş kalan kısımların doldurulmasında yararlanılır. Aksi takdirde ilkbaharda fazla uzamadan koparılması gerekir. 

Tomurcuklar yaz sonunda dinlenmeye girdiğinde genellikle taslak halinde 6-9 nodyum oluşturmuştur. Salkımlar 4-6. boğumdaki yaprakların karşı tarafında yer alır. Salkım taşıyan veya taşımayan tomurcukları dışarıdan bakarak ayırt etmek zordur. Kesit alarak tomurcukların içindeki salkım taslakları incelenebilir. Asmalar meyve ağaçlarındaki gibi sürgünün uç kısmında tepe gözü oluşturmaz. 

Çiçek 
Asmalarda çiçekler biraraya gelerek salkımları oluştururlar ve çiçek salkımı (infloresens) adını alırlar. Tane tutumundan sonra bunlara üzüm salkımı adı verilir. Asma çiçeklerinin boylar 2-7 mm arasında değişmekle beraber, genel olarak 4-5 mm dir. Herbir çiçekte 5 adet çanak yaprak, 5 adet taç yaprak 5 adet erkek organ ve 1 adet dişi organ bulunur. Taç yapraklar yeşil renkte ve tepe noktasından bağlantılıdır. Diğer meyvelerden farklı olarak taç yaprakları dip kısmından ayrılarak başcık halinde dökülür. Çiçek tablası üzerinde sapcıklar arasında nektar bezleri bulunur. Yumurtalık 2-3 bölmelidir (karpel) ve her bölmede 2 tohum taslağı (çekirdek) bulunur. Çiçek salkımları, boğumlarda ve yaprakların karşı tarafında yer alırlar. Salkımın dala bağlanmasını sağlayan ve salkım ekseni üzerinde ilk dallanmanın olduğu yere kadar olan kısma salkım sapı denir. 

Polenler: Çimlenme yeteneğine sahip polenler oval şekillidir. Üzerlerinde çim borularının çıktığı polen delikleri bulunur. Dişi çiçekli çeşitlerde polenler yuvarlak şekillidir ve üzerlerinde polen delikleri olmadığı için çimlenemezler. 

Tozlanma ve döllenme: Polenlerin dişicik tepesi üzerine gelmesine tozlanma; burada çimlenerek, çim borusundan yumurtalıktaki tohum taslaklarına ulaşmasına ise döllenme adı verilir. Döllenme, tozlanmadan yaklaşık 2-3 gün sonra meydana gelir. Tozlanma, rüzgar ve böceklerle olabildiği gibi çiçeğin kendi polenleriyle de olabilir. Fakat bunlardan ilk ikisinin tozlanmadaki rolü çok önemsizdir. Asmalar genellikle kendine tozlanma yaptığı kabul edilir. Çiçeklerin açılması genellikle sabahları 6-9, öğleden sonra 14-16 saatleri arasındadır. 

Meyve
Asmanın meyvesine üzüm denir. Salkım halinde bulunur. Her salkım üzüm çeşidine bağlı olarak değişik sayıda üzüm tanesi içerir. Salkım şekli çeşitlere göre ve hatta aynı çeşit içerisinde bile değişiklik gösterebilir. Taneler yuvarlak oval vb şekillerde olabilir. Tane rengi açısından siyah ve beyaz renkli üzümler diye iki ana grup vardır. Siyah renkli üzümle pembe veya kırmızı gibi daha alt gruplara ayrılabilir. Ayrıca beyaz diye tanımlanmasına rağmen bu gruptaki üzümlerin kabuk rengi sarı ila açık yeşil arasında değişir. Tanelerin üzeri çeşitlere göre farklı kalınlıkta olan mumsu bir tabaka ile(Pus) kaplıdır.

Taneler çekirdek durumuna göre, çekirdekli ve çekirdeksiz diye ayrılır. Çekirdeksiz çeşitler tamamen çekirdeksiz(Kuş üzümü) veya iz halinde çekirdek içeren (rudimenter) çekirdeksiz çeşitler(Sultani çekirdeksiz) diye ayrılır. Çekirdekli çeşitlerde meyve normal olarak 4 çekirdek taşır. Fakat bu sayıdan daha az veya fazla çekirdeğe sahip çeşitler de mevcuttur. Çekirdek sayısı ile tane iriliği arasında pozitif bir ilişki vardır.Bu durum çekirdekte bulunan giberellik asit gibi büyümeyi düzenleyen hormonların varlığına bağlanmıştır.

Üzümlerin bileşimindeki en önemli şekerler glikoz (üzüm şekeri) ve fruktoz (meyve şekeri)’dir. Bu ikisi şıradaki şekerlerin %99 unu, olgun tane ağırlığının ise %12-27 sini oluşturur. Bu şekerler yapraklarda çoğunlukla sakkaroz şeklinde sentezlenir. Daha sonra üzüm tanelerine taşınan bu şeker invertaz enzimi yardımıyla kendisini oluşturan glikoz ve fruktoza ayrışır. Herbir gram meyve için 10 cm2 lik yaprak alanına gerek vardır. Bu ise orta irilikte bir salkım için yaklaşık 20-22 yaprağa ihtiyaç var demektir. Üzümlerdeki en önemli asitler Tartarik (şarap asidi) ve Malik (elma asidi) asittir. Her iki asitte yapraklarda sentezlenir.

Taneler olgunlaşmamış halde(koruk) iken yeşil rengini klorofil oluşturur. Beyaz üzümlerin rengini flavon (quercetin) ve flavonal (quercitrin) grubu sarı renk maddeleri oluşturur. Kırmızı ve siyah renkli üzümlerin rengini ise antosiyanidin grubu renk maddeleri oluşturur. Tane eti genellikle beyazdır. Özellikle Alicanthe Bouschet gibi bazı kırmızı renkli şaraplık üzüm çeşitlerinde tane eti de kırmızıdır. Bu tip üzümlere tentüriye çeşitler adı verilir.

Tanelerin olgunlaşma sırasında bazı çeşitlerde kendine özgü aroma maddeleri oluşur. Bunlardan en çok bilineni misket aromasıdır. Linalöol ve geraniol isimli aroma maddelerince oluşturulur. Aroma maddeleri tanelerde olgunlaşmanın son dönemlerinde birikmeye başlar.

Share
Posted in: , Posted on: 12.02.2016

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.