29.02.2016

KAKTÜS YETİŞTİRİCİLİĞİ

Global Bilgiler  /  at  00:41  /  No comments

Global bilgiler

Tanımı ve Önemi
Kaktüslerin ana vatanı Amerika Kıtası ve yöresindeki adalardır. Özellikle Meksika’dan Peru’ya kadar olan alana yayılmıştır. Avrupa ülkelerinin bu bitkiyle tanışması.


Değişik kaktüs çeşitleri

Cactusün bitkiler âlemindeki yeri:
Âlem : Plantae
Şube : Magnoliophyta
Sınıf : Magnoliopsida
Familya : Cactaceae
Tür : Cactus
Türkçe Adı: Kaktüs

Kaktüs (adromischus) bitkisi adını, Yunanca’da dikenli bitki anlamına gelen kaktos kelimesinden almıştır. Adından da anlaşılacağı gibi yaprakları kaybolarak gerilemiş ve yerini dikenler almıştır. Dikenler düz ve uzun, çengelli, tarak, beyaz veya renkli saç benzeri olabilir.

Kaktüslerin dış epidermisleri genellikle kalındır. Bu yüzeyler dikenler ve dikenimsi bir yapıyla örtülmüştür. Dikenler şemsiye görevi yapar. Edipermis altında ince bir tabaka halinde fotosentez yapan hücreler vardır. Bitkinin diğer kısımları su parankimasından ibarettir.


Kaktüslerde fotosentez yüzeyini artıran, girintili çıkıntılı bazal ve dal ucu rozet şeklinde olan dizilimler bulunur. Bu yapılara krista ve tüberkül adı verilir. Kaktüslerde yaprakların görevleri gövde tarafından yürütülür.

Kaktüs bitkisinin çiçekleri genellikle gösterişli ve parlaktır. Sarı, kırmızı, beyaz noktalı veya mavimsi-yeşil renkli çiçekleri vardır. Çiçekler bazı türlerde sadece gece açar ve bir gece açık kalır.

Çiçeklenmeden sonra oluşan meyve tek hücrelidir. Meyveler çok sayıda tohum içerir.
Kaktüslerin ana büyüme noktası bitkinin üst ucudur. Bu üst uç içe doğru dönen bir çukur şeklinde görülür. Diğer büyüme yeteneği olan noktalar bitkinin bütün yüzeyine dağılmıştır.

Tüm kaktüs familyası türleri sukkulent bitkilerdir. Sukkulent bitkiler, gövde veya yapraklarındaki özel etli dokularda su tutma ve biriktirme yeteneğinde olan bitkilerdir.

Ancak tüm sukkulent bitkiler kaktüs değildir. Bitkiler dünyasının birçok familyasında az veya çok sayıda sukkulent tür bulunur.

Kaktüsler, ışık ya da suyun az olduğu dönemlerde hayatta kalmayı başaracak su tutma özelliğine sahiptir. Bunun yanında, aşırı su kaybını engelleyebilecek şekilde gözeneklerini kapatmak, fotosentez işlemini gece de sürdürebilmek gibi, bazı yetenekleri de elişmiştir. Hemen hemen tüm kaktüslerin gövdeleri sukkulenttir. Yani suyu gövdelerinde biriktirirler.

Kaktüsler sukkulentlerin bir alt koludur. Farklı olarak nitelenmelerinin nedeni, kaktüslerin areol denen özel organlara sahip olmasıdır. Areol, evrim sürecinde uyum sağlayabilmek amacıyla gerilemiş olan dal ve yaprak kompleksidir. Kaktüslerin büyüme, yan dal verme ve çiçek açma işlemleri yalnızca areollerden olur.

Bu yastık gibi tüylü küçük bölümden dikenler, çiçekler ve yeni kollar çıkar. Areolleri bir bitkinin kaktüs olup olmadığını anlamak için kullanırken dikkat edilmelidir. Çünkü bunlar her zaman kolaylıkla görünmeyebilirler.

Çeşitleri
Kaktüsler, hemen hemen bütün türlerinin sukkulent olduğu tek familyadır. 200’den fazla cins ve 10 000’in üzerinde tür ve varyetesi bulunur.

Kaktüsler 3 alt familyaya ayrılır. 
Bunlar:

1-Pereskioideae:İnce ve uzun, çoğu hâlâ yapraklı kaktüslerdir.

2-Opuntioideae: Gelişme noktalarından sürgün veren yassı veya sütunumsu kaktüslerdir.

3-Cereoideae: Diğer top ve sütun formlu kaktüslerdir

Kaktüslerin pek çok çeşitleri vardır. Bunlardan bazıları

C. Triebneri: Bodur çalı cinsidir. Yapraklar çivi gibi sap ise dardır.
Yeşilimsi kırmızı küçük birden fazla çiçek, çiçek sapı üzerinde boylu boyunca sıralanmıştır.


Rebutia: En popüler kaktüs türlerindendir. Açtığı rengârenk çiçekleri ile dikkat çeker. Huni şeklinde olan çiçekleri genellikle gündüz açar ve geceleri kapanır. Çiçeklenme, yaz mevsiminde olur ve genellikle 5–6 gün çiçekli olarak kalır. Çiçek açabilme olgunluğuna gelebilmeleri için 1–2 hatta bazı türlerden 5 sene geçmesi gerekir.



Çiçek renkleri; sarı, turuncu, kırmızı, pembe, beyaz ve sarıdır. Çiçek rengi her ne olursa olsun ortak noktaları ortalarının sarı olmasıdır. Çiçekler bitkinin dip kısmından çıkar ve genellikle toplu olarak açar. Çiçek boyları orta ve küçüktür. Çiçeklenme sonunda bol miktarda tohum verir.



Kuvvetli ışığa ihtiyaç duyarlar. Ancak doğrudan güneş ışığından hoşlanmazlar. Yaz aylarında suyu çok severler. Soğuğa dayanaklı bitkilerdir.



 Önemli rebutia çeşitleri ise şunlardır:
Rebutia colorea
Rebutia eos
Rebutia donaldiana
Rebutia espinosae
Rebutia marsoneri
Rebutia flavistyla


Rebutia colorea


Rebutia eos

Rebutia donaldiana


 Rebutia espinosae


Rebutia marsoneri


 Rebutia flavistyla

Cephalocereus: Sütun biçiminde diklemesine gelişen türdür. Kimi zaman dallanarak gövdelerini kaplayan sert dikenleri; kaktüsün tepesine doğru saç gibi uzayarak elastiki, yumuşak ipeksi lifler halini alan ilginç görünüşlü bitkilerdir. Gelişmeleri oldukça yavaştır.

Yaz mevsiminde geceleri beyaz, sarı ya da pembe borumsu çiçeklerini açar. Kısa süre açık kalan bu çiçekler olgunlaşıp tohumlarını oluşturur. 

İklimi sıcak ve kurak olan bölgelerdeki kıraç bahçelerde yetiştirilir. Aynı zamanda soğuk ve serin yörelerde kış mevsiminde ısıtılan kapalı 

Önemli çeşitleri şunlardır:

Cephalocereus senilis
Cephalocereus nobilis
Cephalocereus royanii

                  C. senilis                                            C. nobilis                            C. royanii

Diğer bazı kaktüs çeşitleri ise şunlardır:

                                 Opuntia ficus-indica                                             Mammillaria geminispin

                
                                                     Aporacactus flagelliformis                                                        Epiphyllum


                      Gymnocalycium soglionis                                  Cereus peruvianus monstrosus


                                       Echinocactus grusonii                                              Astrophtyum ornatum


Üretimi


Kaktüsler, generatif (tohum) ve vegatatif (çelik, aşı, ayırma) yollarla üretilmektedir.
Uygulamada vegatatif üretim daha çok kullanılır. Ancak çok miktarda üretim söz konusu olduğunda tohum ile üretim tercih edilir.

Tohum ile üretim: Toplanan tohumlar, genellikle 1 yıl bekletildikten sonra ekilir. İri ve sert kabuklu tohumların çimlenme süresini kısaltmak için ekimden önce suda ıslatılır veya mekaniksel yolla aşındırılır.

Tohum ekimi ilkbaharda mart-nisan aylarında yapılır. Çimlenme sırasında hacim olarak eşit miktarda orman toprağı, turba ve kum karışımı kullanılır. Bu karışıma odun kömürü tozu eklenmesinde yarar vardır. Tohumlar, aynı zamanda yine eşit hacimlerde yaprak çürüntüsü, dişli dere kumu ve odun kömürüne de ekilebilir.

Çimlendirme ortamının yüzeyine 3-4 mm aralıklarla ekilen tohumların üzerleri, kendiirilikleri kadar harç ile örtülür. Eğer tohumlar çok ince ise üzerleri örtülmez ve hafifçe düzgün bir tahta parçasıyla bastırılır.

Ekim işi bittikten sonra tohum yastığı süzgeçli kova ile sulanarak üzeri camla örtülür. Kaktüslerin çoğu ışıkta çimlendiklerinden, yastık veya kasalar aydınlık bir yerde bulundurulmalıdır. Çimlenme süresince ortam aynı şekilde nemli kalmalıdır. Sıcaklık gündüz 20–30 C, gece ise 18–20 C olmalıdır.

Kaktüs cinslerine bağlı olarak çimlenme, 4 gün ile 1 yıl içerisinde olur. Sözgelişi, Rebutia cinsi kaktüsler, 4 gün içerisinde çimlenir. Fideler birbirine değinceye değin tohum yastığında bırakılmalı, daha sonra köklerine zarar vermemeye özen göstererek başka kasalara şaşırtılmalıdır. Genç bitkiler 1 veya 2 yıl sonra küçük saksılara alınırlar.

Türe bağlı olarak, birkaç aydan bir yıla kadar çimlenme ortamında kalır. Elle tutulabilecek hâle geldikten sonra köklere zarar vermemeye özen göstererek fideler yeni saksılarına dikilir.

Çelik ile üretim: Çelikler, olgunlaşmamış sürgünlerden tepe çeliği şeklinde büyüme dönemi içerisinde (haziran ve eylül ayları) alınır.

Kesim işi, keskin bir bıçakla kuru ve güneşli bir havada yapılır. Köklerin yanlardaki diken diplerinden çıkmasını önlemek için çeliklerin alt kısımları, konik bir şekilde yontulur.

Hazırlanan çelikler, yara yerinin kuruması için sıcak, gölgeli havadar bir yerde 2–3 gün bekletilir. Kesim yeri tamamen kuruyan çelikler, köklendirilmek üzere odun kömürü tozu ile karışık dişli dere kumu veya perlit içerisine dikilirler. Aynı zamanda köklendirme ortamı olarak, eşit hacimlerdeki turba (veya yaprak çürüntüsü) ve dişli kumun karışımı da kullanılabilir.

Çelikler uzun alınmışsa, sallanma ve devrilmeyi önlemek için bir çubuk ile desteklenmelidir. Dikilen çeliklere su verilmemeli ancak sık sık su püskürtülmelidir. Çelikler 10–15 gün ile 1 yıl içerisinde köklenirler. Kökler 2–3 cm’lik bir uzunluğa erişince, köklenme yastığından alınarak normal kaktüs harcına dikilirler. Bu durumda yine kısıtlı su vermeye devam edilir. 

Aşı ile üretim: Bu üretim yöntemi:
  • Köklerinin duyarlılığı nedeniyle nemli toprakta uzun süre kaldığında çürüyen, 
  • Özümleme olayını gerçekleştirdiği hâlde yeşil renkten yoksun oldukları  için kendi kendilerine yaşayamayan,
  • Az veya çok yavaş büyüyen kaktüs türlerinde uygulanmaktadır.
Anaç olarak kökleri duyarlı olmayan ve hızlı büyüyen Cereus türleri seçilir. En çok kullanılan Eriocereus jusbertii, Trichocereus spachianus, Trichocereus pachanoi, Cereus peruvianus ve Myrtillocactus geometrizans’tır. 

Aşılamada önemli olan anaç ve kalem olarak seçilen iki kaktüsün ana damarlarının bir veya birkaç yerinden birbirlerine kaynaşmasıdır. Aşılama için en uygun zaman, kaktüslerin büyümeye başladıkları dönemdir. Sıcak havalarda yapılan aşıların tutma şansı daha yüksektir. Her iki kaktüsün birbiriyle kaynaşması 2–3 gün ile birkaç hafta sürebilir. Anaç olarak kullanılacak kaktüsün aşılanacak kısmı en az 3–4 aylık, en çok 2 yıllık olmalıdır.

Anaç kaktüs, temiz ve keskin bir bıçak veya jiletle aşılanacak yerinden kesilir. Tepesi düzgün olarak kesilen anacın kenarları, kuruyup büzüldüğü zaman kalem kaktüse baskı yapmaması için eğik olarak kesilir.

Kesim aleti temizlendikten sonra, aşı kalemi olarak kullanılacak kaktüs de alt kısmından kesilir ve kenarları alınır.

İlk kesimden sonra anaç üzerinden ikinci bir kesim daha yapılır. Bunun sebebi kalem anaç üzerine oturtulana kadar hava almasını ve kurumasını önlemektir.

Kesilen kısımların üzerine kalem kaktüs oturtulur ve bir iki kez çevrilerek arada kalan hava dışarı çıkartılır. Ana damarların herhangi bir noktadan birbirine temas etmesi sağlanır.

Kaktüslerin damarları kaynaşıncaya kadar temas halinde kalmaları için üzerlerine bir ağırlık konabilir. Paket yapmak için kullanılan lâstik bantlar gerilerek istenen ağırlık sağlanabilir.

Aşılama işlemi bittikten sonra bitki, sıcak ve gölge bir yere konularak, saksı toprağı nemli tutulur. Bir veya iki hafta kadar sonra bağlantılar çözülür. Aşı tutan kaktüs, 3–4 hafta sonra belirgin biçimde büyümeye başlar. Büyüme görülmez ise bitki yeniden aşılanabilir.

Ayırma ile üretim: Bazı kaktüs türleri yavru oluşturur. Bunlar ana bitkiden kolayca koparılabilir. Ancak ana bitkiden keskin bir bıçakla ayrılmaları daha uygundur. Yavruların en uygun ayırma zamanı haziran ve eylül ayları arası ve ilkbahardır. Yavru kaktüsler, içerisinde normal kaktüs harcı bulunan küçük saksılara alınırlar. 

EKOLOJİK İSTEKLERİ

Sıcaklık

Kaktüsler, bütün bitkiler gibi yazın büyür ve kış dönemini dinlenerek geçirir.

Gelişimleri için kaktüsler genellikle 16 C’ ye ihtiyaç duyarlar. Tropikal olanlar daha da yüksek sıcaklıklarda 21–32 C de gelişirler. 

Bazı kaktüsler; 0 C’ ye  kadar düşen sıcaklara kısa bir süre için dayanabilirler. Ancak soğuğa uzun süre maruz kalan bitkilerin yumuşak dokuları özellikle de yeni büyümüş olan bölümleri hasar görebilir. Bu durumda önce gövdede yaralar oluşur, sonra da bitki tamamen ölür. Soğuktan etkilenmiş bitkileri yaşatabilmek için sıcaklığı artırarak yara oluşmuş bölümü kurutmak ve küflenmeyi engellemek mümkün olur.

Sera şartlarında ve yazın güneşli günlerde sıcaklık 40 C’ ye kadar ulaşabilir. Bu durumda seralarda havalandırma yapmak çok önemlidir. Ülkemizde güney sahilleri dışında kışlar genellikle serttir. Bu yüzünden kış aylarında serayı az da olsa ısıtmak gerekir.

Çoğu kaktüs türü için 5–8 C yeterlidir. Eğer dış ortam sıcaklığı 5 C’nin altına düşmüyorsa, kaktüsler dışarıda da gelişebilirler. Ancak bu durumda saksı ve çevre ortamın kesinlikle kuru olması gerekir.

Ilıman iklim kaktüsleri 0’a yakın sıcaklıklara kısa süreli olarak dayanabilirler. Ancak en iyi büyümeyi 5 C’ nin altına düşmeyen ortamlarda gösterirler. Her kış, sıfırın altına düşen yerlerde bitkilerin kış döneminde içeri alınması, bir koruma örtüsü altında ya da bir balkon serasında tutulması uygundur.

Orantılı Nem
Kuru havayı seven kaktüsler, %50–60 oranında orantılı nem isterler.

Işık
Hemen hemen tüm kaktüs çeşitleri, sağlıklı olabilmek için büyüme dönemlerinde güneş görmek zorundadırlar. Kış döneminde nispeten az ışık seviyelerine dayanabilirler. 

Eğer kaktüslere evde bakılıyorsa, bitkileri cam kenarında tutmak gerekir. Işığın yetersiz olduğu koşullarda, suni ışık takviyesi yapabilirsiniz.

Kaktüs türlerinin her birinin ışıkla ve güneşle ilişkileri birbirinden farklıdır. Bazı türler doğrudan güneş ışığına dayanabildiği halde, bazıları gölge ortamı sever.

Genel olarak kaktüsler, aydınlık ve güneşli yerleri sever. Eğer iç mekânlarda bulunduruluyorlarsa, güneşe bakan pencere önleri en uygun yerlerdir. Uzun süre yoğun gölge yerlerde bırakılan kaktüslerin yeni çıkan sürgünleri anormal uzamaya başlar. Renkleri açık yeşil, giderek sarıya dönüşür. Bitkiler kışın daha az aydınlık yerlerde tutulabilir. Kışı gölge yerlerde geçiren kaktüsler; ilkbaharda güneşe birdenbire değil, alıştırılarak çıkarılmalıdır.

BAKIM ÖNLEMLERİ
Saksı Değiştirme

Kaktüslerin büyüme süreci yavaş olduğu için saksılarının 3–4 yılda bir değiştirilmesi yeterlidir. Ancak hızlı gelişen türlerde, 2–3 yılda bir saksı değiştirilmesi gerekir. Çok küçük saksılarda yetişen kaktüslerde ise her yıl saksı değiştirmesi yapılmalıdır. Saksı ve toprak değiştirme, genellikle ilkbaharda mart-nisan ayları arasında yapılmalıdır.

Tüm kaktüsler belli bir zaman içinde saksı değişimi isterler. Bunun nedeni saksı içerisinde sıkışmış olan toprağın değiştirilerek köklerin yeniden hava almasını sağlamak, gübreleme ve sulama nedeniyle dengesi bozulan toprağın yeniden düzenlenmesidir. 

Saksısı değişecek olan kaktüsün saksısından çıkarttıktan sonra ilk önce köklerine bakılarak hastalık olup olmadığına karar verilir. Uzun zaman saksı değişimi yapılmamış olan kaktüslerin kökleri daha kırılgandır. Fazla kök kopmasına neden olmayacak biçimde hafifçe bastırarak kökler etrafındaki topraklar dökülerek eski toprak uzaklaştırılır. 

Saksı değiştirme işleminin yapılacağı en uygun zaman büyüme mevsimi öncesidir.

Genel kural olarak 15 cm' den küçük bitkilere yarım derinlikteki saksı kullanmak ve eski saksıdan 2,5 cm daha büyük çaptaki saksıya geçmektir. Eğer bitkinin boyu 15 cm' den büyükse, bu durumda bitki çapından 10–15 cm geniş, tam derinlikte bir saksı kullanılmalıdır.

Kaktüslerde kök çürümesini önleyebilmek için saksıların drenajının iyi olması çok önemlidir. Öncelikle saksının dibine geçirgen bir plastik çuval parçası konulması uygun olur.
Böylece harcın en dipteki delikten akıp gitmesi engellenir. Bu aşamadan sonra kaba ve ince çakıl karışımından bir miktar, en dibe yerleştirmek ve üstüne normal harcı koymak gerekir.

Drenaj tabakası, 1–1,5 cm çaplı çakıl vb. maddeden oluşmalı ve 2 cm kalınlıkta olmalıdır.

Ülkemiz koşullarında kaktüslerde saksı değiştirmek için en uygun zaman mart-nisan aylarıdır. Saksı değiştirmede dikkate alınacak en önemli konulardan biri de kaktüslerin küçük saksıları tercih etmeleridir. Bu nedenle yeni saksı, eskisinden sadece az büyük olmalıdır. Kaktüslerde gerçekten gerekmedikçe saksı değiştirilmemelidir.

Kaktüsler kumlu, süzek toprakları severler. Yeterli havalanma ve drenaj sağlayabilmek için harç karışımların en az 1/6’sı kaba dişli kum olmalıdır.

Genel olarak kaktüs yetiştiriciliğinde kullanılan saksı harçları, hacim olarak 1 kısım tınlı toprak, 1 kısım yaprak çürüntüsü, 1 kısım kaba dişli kum ve 1 kısım odun kömürü, tuğla veya saksı kırığının karışımıyla elde edilir. Ayrıca, hacim olarak eşit miktarlarda tınlı toprak, yaprak çürüntüsü, kaba dişli kum ve yanmış ahır gübresinin karışımından oluşan harç da kullanılmaktadır.

Diğer bitkilerden farklı olarak kaktüslerin genel olarak dikenli olmalarından dolayı bitki ya kalın bir eldivenle ya da bir bez veya gazete kâğıdıyla sararak tutulur ve saksısından çıkarılır.

Yeni saksının dibine drenajı sağlamak için bir miktar çakıl, kırılıp ufalanmış toprak saksı parçaları konur. Daha sonra üzerine uygun kaktüs harçlarından ilave edilir.

Çıkarılan bitki, yeni saksının tam ortasına oturtulur ve yanları yine aynı harç ile doldurularak sıkıca bastırılır.

Yeni yerine dikilen kaktüslerin üzerlerine küçük çakıllar ya da mozaik taşı gibi kırılmış taştan bir örtü serilmesi faydalı olur. Toprak üzerine serilecek olan tabaka yaklaşık 1 cm kalınlıkta olmalıdır. Bu tabakanın faydalarını

 Saksı harcının yıkanıp azalması engellenir.
 Toprağın üstten kuruması azalır, rutubet saksının içinde daha uzun kalır.
 Harcın içinde bulunması muhtemel olan yabani otların çıkması engellenir.
 Yosun oluşması azalır.
 Sulama suyunun bitki gövdesi üzerinde leke bırakması engellenmiş olur.

Saksı değişimi tamamlandıktan sonra bir hafta kadar sulama yapılmaz. Böyleceköklerin çürümesi engellenir. 10 gün sonra sulamaya başlanır.

Gübreleme
Kaktüslerde diğer iç mekân bitkilerinde kullanılan N:P:K gübreleri 6:4:6 oranında verilirse gevşek ve sağlıksız olarak büyürler. Bu nedenle kaktüsler için kullanılan en uygun oran 4:7:9’dur.

Kaktüslerin gelişme dönemine rastlayan ilkbahardan sonbahara kadar her haftada veya 2 haftada bir 1–2 g gübre 1lt su içerisinde eritilerek verilebilir. Dinlenme dönemlerinde ise bitkilere gübre verilmemelidir.

Sulama
Kaktüslere su vermeye dinlenme döneminin bittiği şubat-mart ayları arasında 15 günde bir kez olarak başlanır. Ancak çiçeklenecek bitkilere, tomurcuklar iyice irileşinceye kadar su verilmemelidir. Yazın bitki 4-5 günde bir bolca sulanarak saksı toprağının suya iyice doyması sağlanır.

Sıcak havalarda üzerlerine su püskürtülmesinin faydası vardır. Sonbaharda normalde verilen su miktarı yeniden azaltılmalıdır. Kışın dinlenme ve tomurcuk oluşumu döneminde özellikle soğuk yerlerde bulunan kaktüslere hiç su verilmemelidir. Çünkü, bitkiler o dönemde su gereksinimlerini, gövdelerinde depoladıkları kendi öz sularından karşılarlar. 

Ancak, sıcaklığın kasım-şubat ayları arasında 10 C’ den daha yüksek olan yerlerde su miktarı daha az verilir. Bu durumda ayda bir kere su püskürtülmesi uygundur. En uygun sulama suyunun pH derecesi 4.5-6.5 olan yağmur suyudur. Yağmur suyu sağlanamıyorsa, çeşme veya kuyu suları en az 24 saat dinlendirildikten sonra kullanılmalıdır.

Kaktüs ölümlerinin sulamadan kaynaklanan büyük bir yüzdesi; az değil, çok sulamadan kaynaklanır. Aşırı su, kaktüs köklerinin çürümesine neden olur. Genel olarak kaktüslerin suya ihtiyaç duydukları dönem, aktif olarak büyümekte oldukları dönem, yani ilkbahar ve yaz dönemidir. Bu dönemde rahatça sulanabilirler ama diğer mevsimlerde dikkatli olunmalıdır.

Susuz kalmış bir kaktüs, sadece dinlenmeye geçer. Su kaybı nedeniyle kaktüslerde buruşma görülür. Ancak yeniden sulandığı zaman eski haline döner. Sonbaharda bitki daha az suya gereksinim duymaya başlar. Bu dönemle birlikte su yavaş yavaş azaltılmalı ve havaların iyice soğumaya başladığı zamanda da tamamen kesilmelidir.

İlkbahar başlangıcında, önceleri haftada bir sprey ile uygulanan su, büyüme döneminde artırılmalıdır. Havaların ısınmasıyla birlikte daha serbest sulanmalıdır. Yaz döneminde haftada bir ya da iki haftada bir sulama uygun ve yeterlidir.

Sulamanın yapılacağı en iyi vakit sabah erken saatleri ya da akşamüstüdür. Parlak güneşin olduğu bir anda sulamak, bitkileri yakabilir. Çok sıcak yaz günleri dışında akşamüstü sulamak iyi olmaz.

Pek çok kaktüs türü, kuru bir atmosferi tercih eder. Ancak epifitikler olarak adlandırılan tropik kaktüsler, sıcak ve rutubetli ortamları severler. İç mekânlarda bunu sağlayabilmek için sıcaklığın 21–32 C olması gerekir.

Budama
Budama yapılmaz. Yalnızca kuruyan, çürüyen yaprak ve çiçekler temizlenir.

Hastalık ve Zararlıları

Kaktüslerde görülen en önemli hastalıklar

 Kök ve gövde çürüklüğü: Düşük sıcaklık ve aşırı nemden dolayı meydana gelen bir hastalıktır. Mücadelesinde, saksı toprağının patojen ile bulaşık olmamasına dikkat edilmeli, bitki için uygun sıcaklık ve nem sağlanmalıdır.
 Fusarium solgunluğu: Ksilem (odun) borularını tıkayarak ve işlevlerini bozarak solgunluğa neden olur. Bitkinin aşağıdan yukarıya su iletimi dengesi bozulur. Solgunluk önce yaşlı yapraklarda başlar. Daha sonra bitkinin tamamına yayılır. Mücadelesinde enfekte olmuş bitkilerden çelik alınmamalıdır.
 Kurşuni küf: Yaprak, gövde ve çiçeklerde etkilidir. Fazla nemli ortamlarda bitki kısımlarının üstlerini gri küf tabakası kaplar. Bulaşmalar çiçeklerde küçük koyu renkli lekeler halinde görülür. Uzun süre devam eden yüksek orantılı nem ve özellikle 15-25 C sıcaklıklar hastalığın yayılması için en uygun ortamdır. Mücadelesinde, yayılma koşulları olan sıcaklık ve nem oranları uygun düzeyde tutulmalıdır.
 Yaş çürüklüğü: Bitkinin fazla sulanması ve fazla nem altında kalmasından dolayı meydana gelir. Bitkinin fazla sulanması bitkinin köklerinin ve kendisinin çürümesine neden olur.

Kaktüslerde görülen en önemli zararlılar şunlardır:

 Kırmızı örümcekler: Bitkilerin yapraklarının özellikle alt kısmını Mücadelesinde, akarları öldüren akarisitlerden uygun olan biri ile bitki ilaçlanır. İlaçlama sırasında özellikle yaprakların alt kısmının ilaçlanmasına dikkat edilmelidir.
 Yaprak bitleri: Yaprak bitleri, bitkileri sokup bitki öz suyunu emerek yaşar. Emme sırasında salgıladıkları toksik ve tahriş edici maddeler, yaprakların kıvrılmasına veya şişkinlik gibi anormal oluşumlara neden olurlar. Daha sonra yaprak sararır ve kurur.
 Kabuklu bitler: İnce uzun hortumlarıyla bitkinin yaprak ve yaprak saplarını sokarak bitki öz suyunu emerler. Salgıladıkları tatlı madde ile fumajin mantarlarının çoğalmasına neden olur. Yapraklar sararır, kurur ve dökülür.

Mücadelesinde böceklere etkili olan ilaçlar uygulanır.

 Unlu bitler: Kabuklu bitlerle benzer zararlar gösterir. 
 Salyangozlar: Yapraklarda delikler ve çevrede parlak ince yol şeklindeki izler şeklinde belirti gösterir. Mücadelesinde hazır satılmakta olan salyangoz paletleri ya da yine özellikle salyangozlar için üretilmiş kepek ilaçları kullanılır. Salyangoz ve sülük için kullanmaya müsait ilaçlar,
kepek veya ince toz talaş ile karıştırılarak gezinme alanlarına serpilir.

Share

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.