18.02.2016

KUZU BÜYÜTME

Global Bilgiler  /  at  22:58  /  No comments

Doğumdan sonra kuzu hem çevre koşullarına hem de sütten kesime adaptasyonda sorunlar yaşayabilir. Bu adaptasyon aşamalarında özellikle besleme ile ilgili önemli değişimler olur.

Doğumdan sonra hayvan steril ve izole edilmiş bir çevreden, çevre koşullarının çok değişken olduğu ve önemli kontaminasyonların ortaya çıkabileceği başka bir çevreyle karşılaşmaktadır. Prenatal (doğum öncesi) dönemdeki beslenmede plesanta aracılığıyla sürekli enerji kaynağı olarak glukoz, N kaynağı olarak da aminoasit sağlanmaktadır. Halbuki doğumdan sonraki tek kaynak kolostrum ve süttür. Bu plesantal beslenmedeki sürekli besin temininden çok farklıdır. Emen kuzu esas olarak yağlar, karbonhidratlar ve proteinler alırlar. Bu beslenme fizyolojisi açısından bir değişimdir. Bunun yanında beslenme fizyolojisi açısından sütten kesimde kuzu çok daha farklı bir değişime adapte olmak zorundadır. Bu aşamadan sonraki ana enerji kaynakları uçucu yağ asitleridir ve kuzu kendi rumen mikroflorasına sahiptir. Bu yolla hem selülozlu materyallerin sindirimi, hem de NPN maddelerin kullanımı söz konusu olabilmektedir.
   
Yetiştirme sistemlerine, hayvanın performansına ve yetiştirme yönüne bağlı olarak sütten kesim işlemi 4-16 hafta arasında değişmektedir. Koyun sütünün önemli olduğu durumlarda 5-6 haftalık bir dönemi, süt kuzusu olarak kesim yapılan koşullarda 5-6 haftalık bütün yetiştirme periyodunu veya merada anası ile birlikte barındırma durumunda 100 günü aşan uzun süreleri kapsayabilir.  

Yeni Doğmuş Kuzular
Doğum Ağırlığındaki Varyasyonlar ve Doğum Ağırlığının Etkileri
 Kuzu doğum ağırlığı 1.5-6 kg arasında değişebilir. Bu değişimler ana yaşı, besleme, ikizlik gibi plasental beslemeyi etkileyen faktörlerle ilgilidir. Orijini ne olursa olsun kuzu doğum ağırlığındaki değişimler aşağıdaki ana etkilerin ortaya çıkmasına neden olur.  

1. Ölüm oranında çok önemli artışlar: Bazı araştırıcılar normaldoğum ağırlığından 1 kg'lık düşüş olması halinde ölüm oranında (mortalite) %12'lik artış olduğunu bildirmişlerdir. 

2. Büyümede yavaşlama: İlk 4-6 haftalık periyotta bunun etkisi oldukça yüksektir. Bir başka ifade ile doğum ağırlığının kuzu büyümesi üzerine etkisi sütten kesime kadar çok önemlidir. Ancak sütten kesimden sonra bu etki azalabilir. Otomatik yemleyici ünitelerde büyütülen kuzularda süt sınırlayıcı bir faktör değil ise yapılan çalışmalarda doğum ağırlığındaki 1 kg farkın 42 günlük süre sonunda 2.6 kg olarak görüldüğü ifade edilmektedir. 

3. Düşük doğum ağırlıklı kuzularda belli bir kesim ağırlığında karkas yağ oranının doğum ağırlığı fazla olandan daha yüksek olduğu ifade edilmektedir. Fazla yağlanmadan sakınmak istenirse hayvanın daha düşük ağırlıkta kesilmesi gerekir. 

35 Kg Canlı Ağırlıkta Kesilen Fakat Doğum Ağırlıkları Farklı Olan Kuzularda Karkas Yağ İçerikleri (Theriez, 1991).
                                                                            Bütün vücudun yağ içeriği, kg
Doğum ağırlığı                                                           Erkek                   Dişi
Yüksek, >4.5 kg                                                        4.9+0.6             6.2+0.6
Düşük <2.5 kg                                                           6.3+1.6             7.2+0.4

Kolostrum

Hayatın ilk saatlerinde kuzu solunum, sindirim gibi bazı fizyolojik aktiviteleri yerine getirmek zorundadır. Bu dönemin en önemli faaliyeti vücut sıcaklığının sabit tutulması için ısı üretimidir.

Düşük canlı ağılık ile doğan kuzular hayatlarının ilk saatlerinde bazı handikapları aşmak zorundadırlar. Hayvanın deri ve kıl örtüsü ile sağlanan yalıtım oldukça sınırlıdır. Çünkü daha ağır canlı ağırlıktaki kuzulardan daha kısa ve ince bir yapağıya sahiptirler. Küçük canlı ağırlığa sahip olan hayvanlar birim canlı ağırlık için daha yüksek vücut alanına sahiptirler. Bu nedenle vücut sıcaklığının korunması için daha fazla enerji kullanmak ve ısı üretmek zorundadırlar.   Bütün bu aktiviteleri kuzu ilk olarak vücut rezervlerinden daha sonra da ilk emişmede aldığı enerjiden sağlamak zorundadır. Yaşamın ilk anlarındaki vücut enerji rezervinin 1000 Kcal civarında olduğu bunun %60-70’inin yağlardan, %15'inin karbonhidratlardan (glikojen) ve geri kalanının kas yıkılmasından sağlandığı tahmin edilmektedir. 

Doğum Ağırlığının Ve Yapağı Tipinin Kuzunun Ortam Sıcaklığına Direncine Etkisi (Slee, 1977) 
Doğum ağırlığı, kg Yapağı tipi Hipotermiye neden olacak sıcaklık °C 
                     2                kısa                 +23
                     2                uzun               +13
                    4                 kısa                 +4
                    4                 uzun               -14 

Küçük doğum ağılığına sahip kuzuların bu rezervlerinin de düşük olası doğaldır. Eğer kuzu doğumdan kısa bir süre sonra annesini ememez ve yeterli enerji alamazsa enerji rezervlerinin tükenmesi nedeniyle kısa bir süre içinde ölüme gidecektir. Bu nedenle doğum mevsiminde doğum yapacak koyunların ayrı bir bölmede barındırılmaları ve kuzuların mümkün olduğunca sert doğal koşullardan uzak tutulmasına dikkate edilmelidir. Doğumdan hemen sonra koyunun salgıladığı kolostrum kuzu açısından iki yönden önemlidir. Birincisi koruyucu etkisi, ikincisi ise enerji kaynağı olmasıdır.  

                                           Koyun Sütü ve Kolostrumunun Yapısı (Eralp, 1963). 
                                  Kuru madde               Protein                   Yağ                        Laktoz
                                        %                             %                         %                              %
Kolostrum                    30.3                          14.4                       9.8                            5.2 
Süt                               14.9                             5.7                      4.5                             3.9
 
Kolostrum kuzuya önemli miktarda besin sağladığı gibi bağışıklık veren antibadileri de kuzuya sağlar. Bu antibadiler bağırsak duvarlarını, ancak doğumu takibeden ilk 12-24 saatte geçebilirler.
Bunlar kuzunun yaşamını devam ettirebilmesi için hayati rol oynarlar.
Kolostrumdaki antibadi düzeyi ana yaşı yanında bir batındaki kuzu  sayısından da etkilenir. Koyunlarda γ globulin düzeyi 6 yaşına kadar artar, sonra düşmeye başlar.  
Bazen kolostrum vermeyen koyunlar da söz konusu olabilmektedir. Bu durumda aynı işletmede yetiştirilen ve oradaki patojen organizmalara karşı bağışıklık geliştirmiş olan diğer koyunlardan sağılıp dondurulan kolostrumların kullanılması önerilir. 

Eğer koyun kolostrumu yoksa, keçi ve sığır kolostrumu da kullanılabilir. Düşük kolostrumlu koyunları belirlemek çok güçtür.
Ayrıca sürü içinde özellikle çoğuz doğumlarda hangi yavrunun hangi anaya ait olduğunu saptamak güçtür. O nedenle kolostrum içirme  işini sistematik hale getirmek önerilebilir. Bunun için yüksek γ globulinli koyunların (yaşlı koyunların) sütleri ilk sağımla biriktirilip yeni doğan kuzulara 50-100 ml verilmelidir.


Doğum Ağırlığı (Doğum Tipi) ve Ölüm Oranı İlişkileri (Doxey, 1975).

Kuzu       Doğum         Yaşayan                Ölen                          Ölen kuzuların
sayısı      ağırlığı          kuzuların              kuzuların                   kanındaki 
                                    globulin (γ)           doğum                       globulin düzeyi,
                                    düzeyi, g/l            ağırlığı, kg                   g/l 

tekiz            5.8                3.3                      4.2                              1.8
ikiz              4.5                2.5                      3.3                              1.2
üçüz            3.5                2.2                       2.8                              0.7 

Kuzu Gelişimi
Doğumdan besinin başlangıcına kadar olan büyüme periyodunda kuzuların gelişimleri ırk, cinsiyet ve yeme bağlı olarak 50-100/günden 350-400 g/güne kadar değişim gösterir. Bu düzenli gelişme farklı organlar ve dokularda da kendini gösterir. Doğumdan sütten kesime kadar, kuzunun sindirim sisteminin anatomisinde ve fizyolojisinde önemli değişimler meydana gelir. Sadece süt tüketen kuzuda abomasum tek fonksiyonel mide bölümüdür ve doğumda rumenden daha gelişmiş olarak bulunmaktadır. Kuzularda uygulanacak yemleme metodu ön midelerin mümkün olduğu kadar kısa süre içinde fonksiyonel hale geçmesine izin verecek şekilde olmalıdır. 

Kuzuda Rumen ve Omasum-Abomasum Doku Ağırlıklarının Oransal Miktarlarının Yaş ile Değişimi
(Church, 1975). 

Yaş                                 Rumen/Omasum-abomasum
                                                          oranı 
Doğumda                                           1:2
30 günlük                                          1.4:1
62 günlük                                          2.6:1
Ergin Koyun                                     2.7:1 


Kuzularda yaş veya canlı ağırlıkla birlikte vücut kompozisyonu önemli düzeyde değişmektedir. İlk haftalarda canlı ağırlık kazancının kompozisyonu içinde proteinin payı yüksek iken, hayvan yaşlandıkça ve ağırlaştıkça canlı ağırlık kazancının kompozisyonu yağ lehine gelişmekte ve canlı ağırlık kazancının enerji içeriği artmaktadır. Sürekli gelişim söz konusu olduğundan kuzuların canlı ağırlık kazancı için gereksinim duyulan enerji miktarını tam olarak bilmek güçtür. İki haftalık yaştan 6 haftalık yaşa kadar 280 g’lık bir canlı ağırlık kazancıyla kg canlı ağırlık kazancı için gerekli enerji miktarının 3.5-4.5 Mcal olduğu ifade edilmektedir. Canlı ağırlık kazancının kompozisyonu üzerinde kuzu yaşı yanında büyüme hızı da önemli bir rol oynamaktadır. Günlük canlı ağırlık kazancının 50 g’dan 300g a ulaşması durumunda 1 kg canlı ağırlık artışı için gereksinim duyulan enerjinin %38 arttığı bildirilmektedir. 

Kuzuların Beslenmesi
Süt Tüketimi
Doğumdan 2-3 hafta sonrasına kadar kuzular sadece süt tüketirler. İlk ay kaba ve kesif yemden sağlanan besin maddeleri kuzu için dikkate alınmayacak kadar önemsizdir. Kaba ve kesif yemden
alınan besin maddeleri kuzu yaşlandıkça ve koyunun sütü azaldıkça daha da önem kazanmaktadır. Bununla birlikte sütten kesim ağırlığı kuzu önemli miktarda kesif yem tüketse bile koyunun süt verimine bağlıdır. 
Sütü sağılmayan ve süt verimi belirlenemeyen koyunların süt verimleri kuzunun ilk ayki performansından tahmin edilebilir. Daha öncede ifade edildiği gibi doğumdan sonraki ilk ay kuzunun yegane besin kaynağını süt oluşturmaktadır. Kuzunun performansı da süt 

tüketimi ile büyük oranda ilişkilidir. Bu dönemde 1 kg canlı ağırlık kazancı için gereksinim duyulan süt miktarı yaş, cinsiyet, ırk gibi faktörlerle değişmekle birlikte 5 litre olarak ön görülebilir ve bu düzey kuzu gelişimi ve hayvanın süt veriminin tahmini için güvenilir bir veri olarak kullanılabilir. 

Sütten Kesimden Önce Kuzuların Yemlenmesi
 Koyunlarda 14-16 haftalık laktasyonun ilk ayında toplam süt veriminin %45-50'si üretilir. Süt verimi pikten sonra düşmeye başlar.
İkinci ve üçünü aydaki düşüş 15-20 g/gün,  daha sonrası için ise 10 g/gün düzeyinde seyreder. Bu ikinci, üçünü ve daha sonraki laktasyon ayındaki günlük süt veriminin laktasyonun ilk ayındakinin %75, %35 ve %20'si düzeyinde olacağı anlamına gelir. 
 Yapılan çalışmalarda anasını emen ve SIY veya süt ile otomatik yemleyicilerde yemlenen kuzularda süt temini düşük olursa kuzuların bunu kesif ve kaba yem tüketerek telafi ettiği ortaya konmuştur.
Kuzulara 2. ve 3. haftadan sonra iyi kaliteli kesif ve kaba yem ile temiz suyun serbest olarak temin edilmesinin gerekliliği de buradan ortaya çıkmaktadır. Bu şekilde bir uygulama ile kuzularda süt yetersizliği ile görülebilecek düşük canlı ağırlık kazancı yem tüketimi artırılarak telafi edilmektedir. 

Alıştırma Yemlemesi (=Creep Feeding)
Doğumdan sütten kesime kadarki dönemde kuzuların katı  yemlere alışmaları (kaba ve kesif yem) ve rumen gelişimlerinin uyarılması için kesif ve kaba yem ile uygun bir meraya kuzuların ulaşmasının sağlanması alıştırma yemlemesi (creep feeding) olarak tanımlanır. 
 Alıştırma yemlemesinde kullanılan kesif ve kaba yem ile meranın kalitesi büyük önem taşır. Lezzet en önemli faktördür.
Mümkün olan en kısa sürede kuzunun süte ek olarak katı yemleri tüketmeye başlaması gerekir. Alıştırma yemlemesinde bazı tahıllar ve kepek gibi hammaddeleri kullanmak mümkündür. Tahıllardan mısır ve arpa kuzular için buğday ve yulafdan daha lezzetlidir. Bu tahıllar kuzulara 2. aydan sonra bütün olarak ta verilebilir. Fakat daha küçük kuzular için ezilmesi önerilir. Eğer baklagil kuru otlarından biri yoksa, sadece tahıllar kullanılırsa genç kuzular için protein yetersizliği söz konusu olabilir. Alıştırma yeminin pelet formda bir karışım olması önerilir. Erken sütten kesilen kuzularda pelet kuzu başlangıç yemi eğer pelet sert değil ve boyutu 2-5 mm ise alıştırma yemi olarak kullanılabilir.  
 Vitamin ve mineraller de alıştırma yemine karıştırılıp peletlenebilir veya tane yemler kullanılıyor ise uygun mineral yemler farklı yemliklerde serbest seçenek olarak kuzulara sunulabilir. 
 Rasyonun fiziksel özellikleri ve tahılların işleme (öğütme, ezme gibi) tabi tutulması 5-6 haftalık yaştan sonra önemini kaybeder. Genç kuzularda muamele görmemiş tahılların kullanılması durumunda materyalin boyutu büyük ise materyaller tam olarak çiğnenemediği zaman retikülo-omasal açıklıktan geçemeyebilir. Bu nedenle partikül büyüklüğünün küçültülmesi veya kuzu tarafından kolayca çiğnenebilecek bir forma getirilmesi gerekir. Ancak genelde kuzular tane yemleri yutmadan önce oldukça iyi bir şekilde çiğnerler. 

Kaba Yemler
 Daha öncede ifade edildiği gibi kuzular 2.-3. haftadan sonra kaba yemleri tüketmeye başlarlar.  Genç kuzular için kaba yemin sindirilebilirliği ve su içeriği kuru madde tüketimi bakımından ana sınırlayıcı faktörlerdir. Kuzularda silaj, şeker pancarı posası, değişik yumru ve kök yemlerin 3. haftadan önce kullanılmaması daha iyidir.
Ayrıca kullanılan silajın partikül büyüklüğü hayvanlarda yem tüketimini etkileyebilir. Çok uzun partiküllü silaj, kuzuların daha uzun süre ile çiğnemesini ve geviş getirmesini gerektirir. Bu ise yem
tüketiminin düşmesine neden olmaktadır. Kök yemler ve mısır silajı kuzu besisinde iyi bir enerji kaynağı ve baklagiller ile genç çayır otları ise iyi bir protein kaynağı olabilirler. Bu yemler eğer daha sonra beside kullanılacaklar ise sütten kesimden önce alıştırma amaçlı olarak kullanılması mümkündür.  

 Silaj tüketen koyunlarda çoğu zaman listerozis görülmektedir.
Listerozis silaj tüketen kuzularda da görülebilir. Çünkü çoğu kez kuzular koyunların yemliklerinde artan silajı tüketmektedirler. Listerozis etkeni bir bakteri (Listeria monocytogenes) olan bir hastalıktır. Silaj tüketen koyunlarda sıklıkla ortaya çıkmasının nedeni kötü kaliteli silaj veya silaj artıklarında söz konusu bakterinin daha çok ve hızlı gelişmesidir. Hastalık sinir sistemini etkilemektedir.   Saman ve kesif yeme dayalı yüksek enerjili rasyonlar da canlı ağırlık kazancını ve yemden yararlanmayı artırabilir. Ancak bu tip rasyonlarda deri altı yağda yumuşama ve rumenitis (rumen yangısı) görülebilir. Samanın iyi kaliteli kuru otla değiştirilmesi bu problemleri ortadan kaldırmaktadır. 30 kg canlı ağırlığa sahip bir kuzu 200 g'a kadar saman ve 1 kg’ın üzerinde kesif yem tüketebilmektedir. 

Kuzuların Otlatılması
 Özellikle süt verimi düşük olan etçi ırklarda kuzular anaları ile birlikte meraya çıkarlar ve analarının sütünü emerek merada da otlayarak büyütülebilirler. Bu tip kuzularda canlı ağırlık kazancı ananın süt verimi ile çok sıkı bir ilişki içindedir. Kuzular süt veriminin düşük olması halinde bu yetersizliği daha fazla otlayarak telafi etmeye çalışırlar. Ancak meraların besin madde kompozisyonundaki değişimler ve ana sütünün azalması nedeniyle kuzuların büyüme performanslarını 3 aylık yaşa kadar belli bir düzeyde tutmak oldukça güçtür. 
 Yüksek süt verimli koyunlarla merada iyi sonuçlar almak mümkündür. Ancak performansı düşük olan (yavaş gelişen ve düşük süt veren) ırkların kuzularının 6-8 haftalık yaşta sütten kesilerek, entansif besiye alınması merada tutulmalarından daha etkilidir.
Bununla birlikte süt verimi yüksek olan koyunlardan bu verimi alabilmek ve hızlı gelişen kuzularda hızlı canlı ağırlık kazancına ulaşmak için meranın lezzetli ve besleyici yeşil otlar içermesi ve günlük olarak yeterince mera otunun hayvanlara sağlanması gerekmektedir. Bu ise iyi bir mera yönetimi ile mümkün olabilir.
Merada baklagil otlarının bulunması (yonca ve beyaz üçgül gibi) arzu edilir. Eğer yapraklı dönemde otlatılırlarsa buğdaygil meralarından da iyi performanslar almak mümkündür. 
 Merada otlatma yoğunluğu ayarlanmak suretiyle koyunları her zaman 6-8 cm uzunluğunda mera otu tüketmeleri sağlanarak yukarıda vurgulanan düzeyde bir yem tüketimi gerçekleştirilebilir.
Eğer merada bitkilerin uzunluğu yeterli değil ve mera kalitesiz bitkilerden oluşuyorsa alıştırma yemlemesi dikkate alınmalıdır. İyi kaliteli mera varsa kesif yem takviyesinin ekonomik olup olmadığı
gözden geçirilmelidir. 

Erken Sütten Kesim
 Birçok koyun üretim sisteminde, otlatılan kuzularda kesim ağırlığına gelmeden önce canlı ağırlık kazancındaki düşmeyi engellemek, artırılmış kuzulama programlarının uygulandığı sürülerde yeniden çiftleştirmeden önce koyunların kuruya çıkarılması ve koyun sütünün önemli olduğu ülkelerde sütün sağılması için kuzular erken sütten kesilmektedir. İyi bir sütten kesim uygulaması kuzunun gelişimini etkilemez, ancak bazı önlemlerin alınması gerekir. 

1) Kuzular 21 günden daha önce asla sütten kesilmemelidir.
2) Kuzular doğum ağırlıklarını 2 ye katladıklarında ve günde 200 g kadar ek yem tüketebilecek düzeye ulaştıklarında sütten kesilmelidir. 
3) Eğer kuzular sütten kesimden sonra merada tutulacaklar ise veya elde mevcut ek yemler kaliteli değil ise kuzularda sütten kesimi canlı ağırlıklarının doğum ağırlıklarının 3 katına ulaşması için 5-6 haftaya kadar geciktirmek önerilebilecek bir uygulamadır.  
4) Sütten kesim ya ani veya aşamalı olarak yapılmaktadır. Ani sütten kesim canlı ağırlık kazacında düşmeye ve eğer sağım yapılmıyorsa koyunda mastitis ortaya çıkmasına neden olabilir.
Bu nedenle aşamalı sütten kesim tercih edilmektedir. Bu uygulamada kuzular analarını 24, 48 ve 72 saatlik artan aralıklarla 10-20 dk süre ile emerler ve 72 saatten sonra sütten kesilirler. Süt verimi özellikle etçi koyunlarda sütten kesime doğru düşmeye başlar ve bu sütten kesimi kolaylaştırır ve
alıştırma yemi tüketimini de uyarır. Erken sütten kesim uygulamasında ticari koyun sütü üreten işletmelerde 4. haftadan sonra tek sağıma başlamak ve takip eden 2-4 hafta sonra sağım sayısını ikiye çıkarmak da uygun bir sütten kesim uygulamasıdır.  
5) Sütten kesim bağırsak kurtları ve koksidiyoz mücadelesi ile birlikte yapılmalıdır. Sütten kesim kuzu için bir stres faktörüdür ve kuzu bu faktörlere karşı daha hassastır. 
6) Sütten kesimden sonra kuzulardan iyi bir performans elde edilebilmesi için iyi kaliteli ve parazitten ari bir merada yemlenmeli veya iyi kaliteli kuru ot ve kesif yeme dayalı olarak beslenmelidir. 
7) Erken sütten kesilen kuzuların besin madde gereksinmeleri süt emen kuzularınki ile aynıdır. Tek farklılık artık onlar için süt olmamasıdır. Bu nedenle erken sütten kesilen kuzular besin maddesi yetersizliğine ve yemin kalitesine karşı daha duyarlıdırlar. Erken sütten kesilen kuzularda kontrol edilmesi gereken ana faktör protein kalitesidir. Erken sütten kesilmiş kuzularda protein gereksinmesi yüksektir ve protein kaynaklarının da düşük rumen yıkılabilirliğine ve dengeli bir aminoasit kompozisyonuna sahip olması istenir. Ancak sütten kesim sonrası rasyonlar yine de oldukça basittir.  
 Erken sütten kesilmiş kuzularda standart besi yemleriyle 42 günlük yaştan 120 günlük yaşa kadar ırklara göre değişmekle birlikte 250-400 g/gün arasında değişen canlı ağırlık kazancının elde edilmesi
mümkündür. Günlük kuru madde tüketimi rasyondaki kaba yem düzeyine bağlı olarak değişmektedir. Rasyonda kaba yem düzeyinin artması eğer mide kapasitesi sınırlayıcı bir faktör değilse yem tüketimini artırır. Ancak genç kuzular için (örneğin 20 kg canlı ağırlığa kadar) mide kapasitesi sınırlayıcı olduğundan rasyonda kaba yem, hatta kepek oranının artması yem tüketimini düşürebilir. 

Erken Sütten Kesilmiş Kuzular İçin Basit Bir Besi Rasyonu Örneği
                                                                                                        % 
Hammaddeler  
Arpa                                                                                              50.0 
Buğday kepeği                                                                              27.0
PTK                                                                                               11.0
Yonca samanı                                                                               10.0
Yem katkısı                                                                                    2.20
Hesaplanmış içerikler;  
ME, Mcal/kg                                                                                  2.40
CP, %                                                                                            15.0 
CAK, g/gün                                                                                   346.4
YT, g/gün                                                                                     1776.7
YYO, g/gün                                                                                    5.13 
yem katkısı mermer tozu, mineral ve vitamin karışımları ve Na-lasalocid içermektedir. 

Süt İkame Yemi (SIY) ile Kuzu Büyütme
 Ana ile kuzunun doğumdan sonra ayrılmasını gerektiren SIY ile kuzu büyütme sistemi farklı amaçlar için kullanılabilir. Yılda iki kez kuzulatma sistemlerinde SIY ile büyütme laktasyon anöstrüsunu elemine ederek koyunlarda daha iyi fertiliteye izin verir. Koyun sütünün insan beslenmesi amacıyla kullanıldığı sistemlerde koyunun doğumdan hemen sonra sağılması daha fazla satılabilir süt elde edilmesini sağlar. Geleneksel sistemlerde sağım 30-45 gün sonra başlamaktadır. Ancak süt yerine kuzu büyütme için ikame yemin kullanılması bu bakımdan avantaj sağlamaktadır. Ayrıca yüksek döl
verimine sahip koyunlarda süt ikiz, üçüz kuzuların iyi bir şekilde büyümesine izin vermeyebilir. Ancak SIY ile kuzu büyütme sistemlerinde kuzuların daha iyi gelişmesi mümkün olabilir. Bunların dışında öksüz kuzuların da daha sorunsuz olarak büyütülmesi bu sistem de mümkün olmaktadır. Ancak bu metod oldukça pahalı, zaman tüketen ve özellikle doğum periyodunda sürünün çok iyi izlenmesini gerektiren bir metoddur. 

Süt İkame Yemleri
SIY genellikle yağsız inek süt tozu, ucuz hayvansal ve bitkisel  yağlarla, vitamin A, D, E, probiyotikler (laktobasillus grubu mikroorganizmalar, bağırsak florasını düzenlemek için) ve antibiyotikler ile desteklenerek üretilmektedir. Süt tozunun bir kısmı yerine peynir suyu tozu ve diğer bazı protein kaynakları (soya izolatı, ayran tozu, balık hidrolizatı gibi) kullanılabilir. 
 Enerji tüketiminin yüksek olması durumunda süt ikame yemlerinde protein düzeyinin %15’ten %25-30’lara yükseltilmesi canlı ağırlık kazancını artırmaktadır. Piyasada mevcut olan SIY’leri için optimum ham protein düzeyi %25 olarak ifade edilmektedir. SIY proteinleri kuzuların ilk 3-4 haftalık hayatları için gereksinim duydukları N kaynağını teşkil ederler. Bu nedenle özellikle esansiyel aminoasitler bakımından dengeli olmalıdırlar. Kuzular için en sınırlayıcı aminoasitler metionin ve lizindir. Üç haftalık yaştaki bir kuzu 2 g/gün metionin ve 5 g/gün lizine gereksinme duymaktadır. 
 SIY’lerinin yağ içeriği de kuzulardan elde edilecek performans üzerinde belirleyicidir. SIY yağ düzeyinin %20’ye kadar artırılması hem canlı ağırlık kazancını, hem de yemden yararlanmayı iyileştirmektedir. 
Ancak %30’un üzerine çıkması performansı kötüleştirmektedir. Genel olarak kullanılan düzey %25 civarındadır. Yağın çok yüksek olması ishal ve karaciğer problemlerine neden olmaktadır. Yemde kullanılan yağ kaynaklarının yağ asidi dengeleri de önemlidir. Don yağının uzun zincirli (C16 ve C18) yağ asitleri içeriği yüksektir. Ancak bunların sindirimi kısa zincirli yağ asitlerince zengin olan Hindistan cevizi yağı kadar iyi değildir. İki kısım kuyruk yağı ve 1 kısım Hindistan cevizi yağından oluşan karışımın yağ asidi kompozisyonu bakımından koyun sütünün yağ asidi kompozisyonuna benzediği ifade edilmektedir. Bu karışımın kuzularda abomosal şişme olaylarından ve kesimdeki karkas kalite sorunlarından sakınmak için etkin bir şekilde kullanılabileceği bildirilmektedir. Kuzularda SIY'nin optimum sulandırma oranının 1litre su için 200 g SIY şeklindedir. 
 SIY ile kuzu büyütme sisteminde takip edilmesi gereken belli kurallar vardır.  
1) Kuzular analarından yeterince kolostrum tüketmeleri ve memelerden süt emmeyi öğrenmeleri sağlandıktan 12-24 saat sonra ayrılmalıdır. 
2) Hangi kuzuların SIY ile yemleneceklerine mümkün olduğunca kısa sürede karar verilmelidir. Örneğin üçüz doğuran bir koyunun üçüzlerinden en ağır veya en hafifi ayrılarak ana ile benzer canlı ağırlığa sahip kuzuların bırakılması önerilir. 
3) Kuzu yaklaşık 14 °C'lık bir ortamda barındırılmalıdır. Çok düşük sıcaklıklar tüketimi artırabilir.  
4) SIY gereksinmelere göre otomatik makinelerle hazırlanabilir ve yemleyici tanklarla kuzuya verilebilir. SIY bu sistemde ya günlük olarak hazırlanır ya da örneğin 1 lt SIY için %85’lik 3 ml formik asit (veya 4 lt için 1 ml formalin) eklenmek suretiyle hafta da iki kez gibi daha uzun aralıklarla hazırlanabilir ve tanklar haftada bir kez temizlenebilir.  
5) SIY sıcaklığının kuzu performansı üzerinde dikkate değer bir etkisi yoktur, ancak ılık suyla hazırlama kuzunun SIY'ne alışmasını kolaylaştırır. 

SIY ile Kuzu Büyütmede Sütten Kesim  
SIY ile büyütülen kuzular erken sütten kesilirler. En düşük sütten kesim yaşı 4 haftadır. Fakat sütten kesimden sonra canlı ağırlık kazancının yavaşlaması riskini ortadan kaldırmak için 6 haftaya kadar geciktirmek tercih edilmelidir. 6 haftadan sonrasında da SIY kullanılmaya devam edilmesi ise faydasızdır. SIY ile büyütülen kuzuların gereksinmeleri de doğal olarak anaları ile büyütülenlerin aynısıdır. Sütten kesimi kolaylaştırmak için 21 günden sonra verilen SIY miktarının azaltılması önerilir. Bir kuzunun SIY gereksinmesi yaklaşık 12 kg kadardır. Ancak bu miktar 15 kg a kadar da yükselebilir.
Yüksek SIY tüketimi ekonomik değildir. Zira fazlası performansda bir artış sağlamamaktadır. Ancak düşük SIY tüketimi eğer alıştırma veya kuzu başlangıç yemi iyi kaliteliyse ve hayvan yeterince bu yemi tüketebiliyorsa düşünülmelidir. 

Sütten Kesilen Kuzuların Beslenmesi
Sütten kesim yetiştirme sistemlerine bağlı olarak 4-14 hafta arasında değişen sürelerde hayvanların analarından ayrılmasıdır.
Pratik koşullarda bu süre genellikle 60-90 gün arasında gerçekleşir.
Eğer rumen yeterince gelişmişse kuzular analarından ayrılarak meraya veya kesif yeme dayalı entansif besiye alınabilir veya süt kuzusu olarak kesime gönderilebilir. Meraya çıkarılacak kuzular için erken sütten kesimde başarılı olmak için bazı önlemler alınması gerekir. Sütten kesimden önce kuzular her zaman alıştırma yemine ulaşabilmelidirler ve kuzular aynı zamanda anaları ile birlikte meraya çıkarılmalıdır. Kuzular sütten kesimden önce içerde barındırılmışlar ise meraya çıktıklarında performanslarında bir düşme gözlenebilir. 

 Bu durumlarda alınması gereken önlemler;
1) Meraya çıkacak kuzuların sütten kesimden önce analarının sesini duyabilecekleri bir bölmede 14 günlük bir süreyle ayrı tutulmaları, kırkılmaları ve enterotoksemi için aşılanmaları önerilir. 
2) Sütten kesimden sonra alıştırma yeminin (kuzu büyütme yemi) 1 hafta süreyle serbest olarak verilmesine devam edilmelidir. 
3) Müteakip haftada meraya ek olarak verilecek kesif yem ile kuzu alıştırma yemi yarı yarıya (50:50) karıştırılmalıdır. Bu haftalarda yem tüketimi 250-300 g/gün düzeyinde olabilir. 
4) Sütten kesimden önceki son hafta buğdaygil-baklagil karışımı kuru ot serbest olarak verilirse kuzularda günlük yem tüketimi ortalama 400-500 g civarına ulaşmaktadır. 
5) Sütten kesimden bir hafta sonra kuzu meraya çıkartılabilir. Fakat, sütten kesim öncesinde kuzuya sağlanan alıştırma yemi ve iyi kaliteli kuru ot meraya ek olarak temin edilmelidir. 
6) Eğer sütten kesimden önceki hafta kuzular analarıyla meraya çıkmazlarsa, sütten kesimden sonraki 14 günlük periyot adaptasyon periyodu olmalıdır. 

Merada tane yemlerle (arpa, buğday gibi) takviye yapılması iyi  bir canlı ağırlık kazancının elde edilmesi için önemlidir. Tane yemin diğer bir hammadde ile karıştırılması söz konusu olmadığı için her hangi bir işleme (öğütme, ezme gibi.) tabi tutulması için bir neden yoktur. Zira kuzular bütün tane yemleri de etkin bir şekilde kullanabilmektedirler. 
Yumuşak formda mineralize edilmiş ve selenyum da içeren tuzların serbest olarak yemliklere yakın yerde bulundurulması gerekir. 20-22 kg canlı ağırlıkta sütten kesilen ve iyi kaliteli bir merada besiye
alınan ve uygun bir şekilde kesif yem takviyesi yapılan kuzular da entansif besideki kadar etkin bir performans sergileyebilirler ve 100150 günlük bir süre sonunda kesim ağırlığına ulaşabilirler.

Erken sütten kesilen ve entansif besiye alınacak bütün kuzular sütten kesim dönemi öncesinde tamamen kesif yeme dayalı olarak alıştırma yemlemesine tabi tutulmalıdır. Bu kuzuların da merada
besiye alınan kuzularda olduğu gibi, enterotoksemi aşısı olması, kırkılmaları ve sütten kesimden sonra 1 hafta kadar annelerinin sesini duyabilecekleri önceki yaşam koşullarında tutulması ve alıştırma yemi ile serbest olarak yemlenmeye devam edilmesi gerekir. Merada besiye alınacak kuzuların hafif olması arzulanır. Zira mera koşulları bu kuzuların ihtiyaçlarını karşılamaya müsaittir. Ancak daha ağır kuzular fazla miktarda enerjiye gereksinim duyduklarından kısa süreli olarak entansif besiye alınmaları daha uygundur. 
Sütten kesimden sonraki ikinci haftada alıştırma yemi ile besi yemi yarı yarıya karıştırılmalı ve serbest olarak verilmelidir. Bu dönemlerde yem tüketimi 500-600 g a kadar ulaşır. Sütten kesimden
sonraki 3. haftanın başında kuzular besi yerine taşınabilirler.  

İşletme Dışından Satın Alınan Kuzuların Yönetimi
 İşletme dışından satın alınıp besi ünitesine getirilen kuzularla yapılacak besideki başarı ilk iki haftalık döneme bağlıdır. Bu kuzular uzun mesafelerden taşınmışlar, yorulmuşlar, korkmuşlar, aç ve susuz kalmışlardır. Böyle kuzular için alınması gereken önlemler; 
1) Kuzular araçlardan indirildikten sonra 2-3 saat süre ile kuru ve temiz bir alanda dinlendirilmelidir. 
2) Kuzular sıcak, yağmur ve kardan korunmalıdır.
3) Dinlendikten sonra kuzulara buğdaygil kuru otu veya buğdaygil-baklagil karışımı kuru ot verilmelidir. Küçük bir mera alanı da kullanılabilir. Ancak mera otu fazla taze olmamalıdır. Kaba yemden sonra kuzulara taze ve serin su verilmelidir. 
4) Rasyonda %0.5-1 oranında tuz veya kaya tuzu ve yalama taşı  kullanımı düşünülmelidir. Kaya tuzu kullanımı kolay bir tuz temin şeklidir. 
5) İç ve dış parazitler için mücadele yapılmalı ve enteretokseminin C ve D tipleri için hayvanlar 5-7 gün sonra aşılanmalıdır 
6) Kuzulara vitamin A, D, E enjeksiyonu yapılmalıdır. Bu stres koşullarında olumlu sonuçlar verir. 
7) İlk aşıdan 2 hafta sonra enteretoksemi aşısı tekrarlanmalıdır.
8) Kuzulara ilk 2 hafta içinde yem veya enjeksiyon yoluyla antibiyotik uygulaması yapılması solunum sistemi enfeksiyonlarının önlenmesi ve muhtemel streslerin azaltılması için koşullara göre düşünülebilir.  
9) Eğer kuzular entansif besiye tabi tutulacaklar ise canlı ağırlığa göre gruplandırılmaları ve buna göre yemlenmeleri daha uygundur. Zayıf ve hasta hayvanların da ayrılması gerekir. 
10) Özellikle ılıman iklimlerde bütün kuzular besi başlangıcında kırkılabilir. Bu yem tüketimini ve canlı ağırlık kazancını artırabilir. Ayrıca yapağının çamur toplamasını ve çakıldaklanmayı önler. 
11) Tüm besi süresince kuzularda beklenen ölüm oranı %2 yi geçmemelidir. 


Share

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.