19.02.2016

TÜRKİYE'NİN BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİ VE ÖNEMİ

Global Bilgiler  /  at  20:09  /  No comments

Global Bilgiler
 Türkiye tarım, orman, dağ, step, sulak alan, kıyı ve deniz ekosistemlerine ve bu ekosistemlerin farklı formlarına ve farklı kombinasyonlarına sahiptir.

Bu ekosistem ve habitat çeşitliliği beraberinde önemli bir tür çeşitliliğini getirmiştir. Ilıman kuşakta bulunan ülkelerin biyolojik çeşitliliği bakımından karşılaştırıldığında, hayvan (fauna) biyolojik çeşitliliğinin ülkemizde oldukça yüksek olduğu göze çarpmaktadır. Veri eksikliğine rağmen tanımlanan canlı türleri içinde en büyük rakamı omurgasızlar grubu oluşturmaktadır. Omurgasız hayvan türü sayısı yaklaşık 19.000’dir ve bunlardan yaklaşık 4.000 tür/alttür endemiktir. Bugüne kadar belirlenen toplam omurgalı hayvan türü sayısı 1.500’e yakındır. Omurgalılardan, 70’i balık türü olmak üzere 100’ün üzerinde tür endemiktir. Türkiye’nin dünyanın iki büyük kuş göç yolu üzerinde olması, kuşların beslenme ve üreme alanı olarak önemini artırmaktadır.

Türkiye’nin, bitki (flora) türleri bakımından sahip olduğu zenginliği anlamak için, Avrupa kıtası ile karşılaştırmak yeterli olacaktır. Tüm Avrupa kıtasında 12.500 açık ve kapalı tohumlu bitki türü varken, sadece Anadolu’da bu sayıya yakın (yaklaşık 11.000) tür olduğu bilinmektedir.

Türkiye’nin genetik çeşitliliği özellikle bitki genetik kaynakları ile önem kazanmaktadır. Çünkü Türkiye, Akdeniz ve Yakın Doğu Gen Merkezinin kesiştiği noktada yer almaktadır. Bu iki bölge tahılların ve bahçe bitkilerinin ortaya çıkışında çok önemli bir role sahiptirler. Ülkemizde 100’den fazla türün geniş değişim gösterdiği ve çok sayıda önemli kültür bitkisi ve tıbbi bitkiler gibi ekonomik açıdan önemli diğer bitki türlerinin menşe’ya da çeşitlilik merkezi olan 5 mikro-gen merkezi bulunmaktadır. Bu merkezler, Dünya’da kültüre alınan çok sayıda bitki türünün tarımının gelecekteki sürdürülebilirliği için çok önemli genetik kaynaklar sunmaktadır. Hayvan genetik kaynakları açısından ise, konumu nedeniyle birçok yerli hayvan ırkının Anadolu’da yetiştirildiği ve buradan dünyanın öteki bölgelerine yayıldığı kabul edilir.

Biyolojik çeşitliliğin korunmasında önemli bir husus da “sürdürülebilir kullanım” prensiplerinin sektörel uygulamalara yerleştirilmesidir. Sürdürülebilir kullanım, doğal kaynakların kendini yenileme-idame ettirme kapasitesi dikkate alınarak, kullanma-koruma dengesinin kurulmasıdır. Böylece hem biyolojik çeşitlilikten optimum fayda sağlanabilir, hem de bu çeşitliliğin devamlılığı garanti altına alınmış olur.

Avrupa kıtasının tümünde bitki türlerinin sayısı 12.000 kadar olmasına karşı, bugün Türkiye'de tespit edilen bitki türü sayısı hemen hemen bu sayıya ulaşmaktadır. Bunun 3.000 civarındaki kısmı sadece Türkiye’ye özgü endemik türlerdir. Avrupa faunasını ve hayvan varlığını oluşturan türlerin sayısı 60.000’e yaklaşırken, ülkemizde 80.000’e yaklaşmaktadır.

Türkiye'de 120 civarında memeli, 400 civarında kuş, 130 civarında sürüngen, 300 civarında balık türü bulunmaktadır. Bunlardan 15 memeli 46 kuş, 18 sürüngen, 5 kurbağa türü yok olma tehlikesi altındadır. Ülkemizin toplam sulak alanı, 1 milyon hektar alanı aşmaktadır. Yaklaşık 250 üzerinde sulak alan mevcuttur. Bu doğal zenginliklerimizin ve canlı kaynaklarımızın korunması gerekmektedir. Bu amaçla ülkemiz, çeşitli uluslararası sözleşmelere taraf olmuş, taraf olma çalışmaları devam etmektedir. Ekosistemde meydana gelen bozulma ve tahribatın sonucunda bir çok hayvanın nesli tehlikeye düşmüş ve nesilleri yok olmuştur.

Uluslararası düzeyde Türkiye “Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesini” imzalayarak taraf olmuştur. Ulusal düzeyde ise bitki genetik kaynakları yasal koruma altındadır. ”Bitki Genetik Kaynaklarının Toplanması, Muhafazası ve Kullanılması Yönetmeliği” 1992’den bu yana yürürlüktedir.

Bitki genetik kaynakları ile ilgili her türlü materyal değişimi konusunda Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’ne (TAGEM)e bağlı Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü yetkilidir.

Dokümantasyon çalışmaları, proje kapsamında Türkiye’de yürütülen genetik kaynaklar araştırma program ve projelerinden elde edilen bilgilerin, kurulan enformasyon sistemi içerisinde gerçekleşmektedir. Bu sistem içerisinde veri tabanı oluşturma, kataloglama, haritalama çalışmaları gerçekleşmektedir. Yeni başlatılan bir uygulama ile mevcut herbaryum verilerinin dijital ortama aktarma çalışmaları başlamış ve TAGEM web sayfası üzerinden ulaşılabilir hale getirilmiştir.

Türkiye her biri kendine özgü türlere ve doğal ekosistemlere sahip üç fitocoğrafik bölgeye sahiptir. Bunlar; Avrupa-Sibirya, İran-Turan ve Akdeniz’dir.  Anadolu coğrafyası ve iklimindeki çeşitlilik türler açısından birçok mikro gen merkezi oluşması ile sonuçlanmıştır.

Mikrogen merkezlerinde buğday, arpa, nohut, mercimek gibi Anadolu’nun birinci derecede gen merkezi olan türler olduğu gibi asıl gen merkezi Orta Asya olan ancak zamanla Anadolu’da da oldukça çeşitlenip zenginleşerek ikinci derecede gen merkezlerinin oluştuğu elma, armut, vişne, kira, kavun, karpuz gibi türler de mevcuttur.

Türkiye’deki mikrogen merkezleri ve yaygın türler (Şehirali vd. 2005).
Mikrogen merkezi
Yaygın Türler
Trakya-Ege
Ekmeklik buğday, makarnalık buğday, turnagagası buğday,
topbaş buğdayı, kaplıca buğdayı, kavuzlu buğday, kaba tahıl, kavun, mercimek, nohut, adi fiğ, lüpenler, üçgüller.
Güney- Doğu Anadolu
Kaplıca, gernik, makarnalık buğday, sakız kabağı, karpuz, kavun, salatalık, asma, fasulye, mercimek, nohut, bakla, yem bitkileri.
Samsun -Tokat- Amasya
Amasya meyve cins ve türleri, fasulye, mercimek, bakla, baklagil yem bitkileri.
Kayseri ve Civarı
Elma, badem, armut, meyve türleri, asma, mercimek, nohut, yonca, korunga.
Ağrı ve Civarı
Elma, kayısı, vişne, kiraz, kavun, baklagil yem bitkileri.


Endemik türler açısından en zengin bölge Akdeniz bölgesi ve bunu sırası ile Doğu ve İç Anadolu, Karadeniz, Ege, Marmara ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri takip etmektedir

Türkiye florasındaki endemik türlerin bölgeler üzerinden dağılımı (Eken vd., 2006).
Bölgeler
Endemik sayısı
Akdeniz bölgesi
862
Ege bölgesi
171
Doğu Anadolu Bölgesi
471
Marmara bölgesi
102
İç Anadolu Bölgesi
335
Güneydoğu Anadolu Bölgesi
64
Karadeniz Bölgesi
277
Toplam
2.282*
* Geri kalan endemik türler ise birden fazla coğrafi bölgede yayılış göstermektedir.
  
Kamu tarafından Türkiye’de son otuz yıl içinde yerel ve ithal soyların kullanımıyla geliştirilen ve kaydedilen toplam tahıl çeşidi sayısı 333’dür ve bunun 150’si buğday, 28’i mısır, 35’i mısır hattı, 50’si arpa, 44’ü pirinç, 16’sı süpürge darısı, 8’i yulaf ve 1’i de çavdar çeşididir. Ulusal Tohum Programı sürekli olarak yeni varyeteler yetiştirmekte ve böylece tarımı yapılan tür sayısı giderek artarken, küçük kızıl buğday (Triticum monococcum), Çift taneli buğday (Triticum dicoccum), acı burçak ve acı bakla gibi tarla bitkileri günümüzde eskisi kadar kullanılmamaktadır. Bu yüzden, bu türler kaybolmaya başlamışlardır.

TAGEM bünyesinde Bitki Genetik Kaynakları ile ilgili Kurulmuş ve Kurulma Aşamasındaki Ar-Ge Merkezleri şunlardır:
  • Ulusal Gen Bankası; Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü. Menemen İzmir.
  • Türkiye Tohum Gen Bankası; Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü Ankara.
  • Arazi Gen Bankaları; 17 adet.           
  • Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Merkezi; Antalya Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü.
  • Bitkisel Biyoteknoloji Merkezi: Ankara Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü.
  • Türkiye Geofitleri Bahçesi; Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü.
  • Türkiye Milli Botanik Bahçesi; Ankara.
  • Bitkisel Doku Kültürü Merkezi: Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü.
  • Dünya Zeytin Koleksiyonu Bahçesi; Bornova Zeytincilik Araştırma İstasyonu.

Share

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.