11.05.2016

KUMUL SAHALARINDA ALINAN EROZYON TEDBİRLERİ

Global Bilgiler  /  at  17:26  /  No comments

Kumul Sahalarında Erozyon Önleme Uygulama Yöntemleri
Global Bilgiler
Kumullar; humus ve kil gibi bağlayıcı maddeleri olmayan ya da çok az bulunan, temelde Kuvartz’dan oluşan, çok küçük, gevşek ve uçucu, ölü veya diri koruyucu örtü bulunmayan yapılardır. Kumullar kuru durumdayken, rüzgâr aracılığıyla harekete geçerek birkaç metreden birkaç kilometreye kadar taşınabilir ve bu taşınma esnasında değişik boyutlarda ve çeşitli şekillerde bulunabilirler.
Kumullar, kendine özgü flora ve faunasıyla yurdumuz eko-sisteminin önemli bir bölümünü oluşturur. Türkiye, Avrupa’nın en fazla kumula sahip ülkesidir.
Kıyı Kumulları, Dünyanın en doğal ve dinamik yer parçasıdır. Kumulların varlığı nehir deltalarının ve sığ göllerin varlığı açısından önem taşır. Kumullar aynı zamanda sahil peyzajının da önemli bir parçasıdır. Doğal güzelliği ve dinlenme yeri açısından sahilin peyzaj değerine büyük katkıda bulunurlar. Erozyon açısından ise, sahile kum sağladıklarından, sahil kum dinamiğinin bir temel taşıdır. Kumullar, ekolojik olarak dış etkilere karşı çok değerli biyotoplardır.
Kıyı kumulları, kıyılardan içeriye doğru şekillenirler. Kum sistemleri çok nadir ve nesli tükenmekte olan, deniz kaplumbağaları, ayı balıkları ve daha birçok türleri bünyesinde barındırırlar.
Kumullar deniz kıyılarının en önemli bir yapısıdır. Bunlar, kıyıların tabii güzelliğine ve rekreasyon değerlerine önemli katkıda bulunurlar. Çünkü bir ülkenin turizmi için bozulmamış sahiller çok kıymetlidir.
Erozyon ile taşınan toprak denize ulaştığında, bünyesinde bulunan kumlar, sığ deniz rölyefi içerisinde toplanmaktadır. Eğer dalga hareketleri bu kumları derin denizlere taşıyamıyorsa, sahil boyunca deniz içerisinde geniş kum depoları oluşur. Bu kumlar dalgalarla sahile taşınıp kıyıya yığılmaktadır.
Kum kaynağının varlığı, kumul oluşumu için ana unsurdur. Sahil kumullarında bu kaynak doğal plajlardır. Sahil cereyanları ve dalgalar; nehirlerin denize açıldığı yerlerde, kara içlerinden nehir aracılığıyla denize taşınan kumları, civardaki alçak sahillere yığarlar. Ayrıca dalgalar da mekanik etkileriyle kıyıları parçalayarak sahillerdeki kum oluşumuna katkı bulunurlar.
Kum sahilleri deniz hareketleriyle oluşur ve denizden gelen kumların sahile taşınmasıyla da kumluklar meydana gelir. Kumluklar, nehir deltalarında, körfezlerde ve kıyı düzlüklerinde olmak üzere üçe ayrılırlar. Kumluk alanlar, genellikle nehir çevrelerinin yakınlarında daha çok şekillenirler.
Rüzgâr erozyonu sonucunda oluşan uçucu kumların kökeni, deniz ise sahil kumulu, karaların iç kısımlarında jeolojik devirlerden kalma bir göl ve iç deniz birikmesiyle oluşuyor ise kara kumulu adını alır. Kumulların oluşumunda, bir kum kaynağının mevcudiyeti şarttır. Sahil kumullarında bu kaynak, denizlerdir. Sahil cereyanları olan dalgalar, nehirlerin denize açıldığı yerlerde, kara içlerinden nehirler vasıtasıyla denize taşınan kumları buradan alıp civardaki, alçak sahillere, koylara yığarlar. Bu surette, tabii plajlar meydana gelir. Meddücezir hadisesi ile deniz çekilince kaba dalgaların kıyıya attığı kumlar, deniz sakinleşince kuruduğundan, satıhtaki kumlar rüzgârla içerlere taşınmaya başlar. Şüphesiz dalgalarla kıyıya atılan kumların sadece nehirlerle taşınan kum olduğu iddia edilemez. Dalgaların mekanik tesiri ile parçalanmış kıyılar, buzullarla denizlere sürüklenmiş kumlarda söz konusudur.
Kumlar, dalgalar tarafından sahil boyunca sürekli savrularak kıyılara gelmekte ve deniz çekildikten sonra da kısa sürede kurumaktadır. Kuruyan kumlar, rüzgârın belli bir hıza ulaşması sonucunda önce en küçük olanlardan başlayıp hâkim rüzgâr yönünde içerilere doğru hareket ederek, sahil hattına paralel bir biçimde rüzgâr hızının parçaları taşımayacak ölçüde azaldığı yerlerde sıralar oluştururlar. Bu sıra halindeki kum tepeleri sürekli olarak ilerlerken, gerilerde denizin yeniden getirdiği kumlar, ilerleyenlerin yerini doldurarak yeni sıralar oluştururlar. Hareket halindeki kumullar, hâkim rüzgâr tarafında meyli az, ters yönde ise dik meyilli yamaç içerir. Hâkim rüzgâr kumları, kumulun meyli az yamacından söküp kaldırarak tepenin gerisine, dik meyilli yamaç yönüne atar.
Kumulların şekli, rüzgârın esiş yönünün düzensiz olduğu yerlerde birbirini izleyen düzenli sıralar halinde olmayıp daha çok yuvarlak veya buna yakın tepeler şeklindedir.Sahil kumullarının yukarıda anlatıldığı gibi oluşumuna, yurdumuzda örnekler çoktur.
Adana civarında Akyatan kumulları, Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin denize açıldığı sahil çevresinde Turan Emeksiz Ormanı’nın tesis edilmiş olduğu orta kumluk mevkiindeki kumul, Manavgat Side - Sorkun kumulu, Kalkan Ovagelemiş - Fethiye kumluova kumulları.
Kumul Hareketlerinin Durdurulması
Kumullar Antropojen etkilerle kolaylıkla harekete geçerek çevrelerine büyük zarar verirler. Kumul vejetasyonunun tahrip edilmesi, yanlış arazi kullanımı ve aşırı otlatma, kumul da rüzgâr erozyonunun hızlanmasına ve kumul özelliğinin bozulmasına neden olmaktadır. Herhangi bir nedenle üzerindeki bitki örtüsü kalkmış olan alandaki kum taneleri, rüzgârın etkisiyle yerinden sökülmeye başlar. Böylece daha da derinlere inen bir erozyon sonucu toprak fakirleşir ve taşınma sırasında bitkilere zararlar verir.
Global Bilgiler
Kumulların en önemli zararları; durdurulamadıkları zaman ilerleyerek, verimli tarım alanlarını, meraları, su kanallarını, akarsu yataklarını, kara ve demir yollarını ve yerleşim alanlarını olumsuz etkilemesidir.
Kumul istilasına uğrayıp, kumun altında kalmış ya da aktif kumulun tehdit altında olan yörelerinde; üretim alanları ve iskân sahaları kaybolmakta, beraberinde yaşam biçimlerinde sorunlar meydana getirmektedir.
Kumullar bitki örtüsü ve fauna ile bir denge halindedir; ancak, bu denge oldukça hassastır. Dış etkilere duyarlı olan kumullar; çevrelerini de etkiler nitelikte biyotoplardır.
Bitki örtüsünün tahrip edilmesi (yangın, otlatma, turistik ve rekreasyonel baskılar) bozulmalara yol açmakta ve ileri boyutlara ulaştığı zaman da bozulan eko-sistem dengelerinin yeniden tesisini zorlaştırmaktadır.
Kumulların ıslahında, kumula ilk müdahale, hâkim rüzgâr istikametinden yapılmalıdır. Kumulun oluşumuna sebep teşkil eden kaynaktan başlayarak, daha sonra imkânlar ölçüsünce, çalışmaları iç kısımlara doğru genişletilmelidir.
Jeoloji, ekoloji ve peysaj çeşitliliğine sahip olan doğal kumul sahaları, sanki ekolojik olarak çöllerde yapılan bitkilendirme gibi bir çalışma şekli değildir. Bu açıdan kumul hareketlerinin durdurulması çalışmalarında çok dikkatli olunmalıdır.
Kumul hareketlerinin durdurulmasında;
Global Bilgiler
•Kumul erozyonu zararlarını belirlemek,
•Kumulu, koruma ve kullanma dengesi içerisinde biyo-mühendislik önlemlerle durdurmak,
•Kumul habitatının olduğu gibi korunmasıyla mukayese eden fayda masraf analizini yapmak,
•Kumul habitatına ait klimax bitki türlerini tespit etmek,
•Ağaçlandırma çalışmalarında yöreye uygun en uygun alternatif bitki türlerinin belirlemek, ağaçlandırmalarda doğal (klimax) bitki türlerini kesinlikle korumak ve yabancı tür ağaçlandırmalarından sakınmak,
•Kumul sahalarının korunması ve geliştirilmesinde kurumlar arası koordinasyonunu ve halk katılımını sağlamak,
•Gerekirse kumulda ön eksibe teşkil etmek,
•Cansız materyal ile stabilizasyon yapmak: Dal örtüsü sermek, çit sistemi kurmak,
•Canlı materyal ile stabilizasyon yapmak: Otlandırma, çalılandırma, ağaçlandırma,
Ön Eksibenin (Ön Kumulun) Teşkili
Kumun menşeini kontrol altına alarak, yani ön eksibe tesis ederek sahilden daimi kum gelişi durdurulur. Tesis edilen suni perdeler vasıtasıyla, sahil boyunca ve denizden gelen hâkim rüzgâr istikametine dik olarak bir sırt şeklinde geliştirilen uzun kum yığınına ön eksibe denir.
Ön eksibe tesisi maksadıyla bir sıradan ibaret çalı çitler yahut kalınca çalıların dallarını     1 metre yükseklikteki kısımları kum üstünde kalacak şekilde kuma daldırmaları suretiyle teşkil edilen çitler kullanıldığı gibi, tercihen ve daha müessir olmak üzere bu çitler tahtalarla, kazıklarla da tesis edilir.
Çitler veya perdeler tercihen iki sıra halinde tesis edilirler. Tek sıra tesis edilirse ön eksibe keskin bir sırt halinde teşekkül eder. Çift sıra olarak tesis edilirlerse, kumlar, paralel perdeler veya çitler arasında toplanacağından yayvan veya balıksırtı şeklinde ön eksibeler oluşur.
Kum yığılması ile çit veya perdeler kapanınca aynı yerde tesisler ikinci defa yeniden kurulur ve gelen kumların aynı yerde tutulması sağlanmış olur. Bu surette ön eksibe, ideal yüksekliği alıncaya kadar çitlerin yükseltilmesine devam edilir. O öyle bir yüksekliktir ki, denizden gelen hâkim rüzgârın getirdiği kumlar, tesis edilen perdelerle toplanıp sahil boyunca bir kum silsilesi halinde uzanan ön eksibeyi aşamaz olurlar ve bu silsilenin deniz tarafındaki yüzüne çarpıp kalırlar ve devamlı surette deniz tarafında kalıp tekrar dalgalarla denize çekilme durumuna kadar ön eksibeyi genişletirler. Çitler, kerestelerden biçilmiş tahtalardan yapılırsa kullanılan malzemenin boyları 120 cm., genişliği 10 - 12 cm., kalınlıkları da 2 cm. Olmalıdır. Perdeyi teşkil edecek tahtaların dörtte biri kuma gömülmelidir. Perde tesisinde tahtaların toprak üstü kısımlarının eşit olmasına dikkat edilmelidir. Aksi halde, tesis edecek ön eksibe gayri muntazam teşekkül edecektir.
Ön eksibe veya ön kumul deniz kıyısından 70 - 80 metre içerden oluşturulmalıdır. Kumulun çok hareketli olduğu yerlerde birden fazla ön eksibe tesis edilir. Kara kumullarında ön eksibe tesisi genellikle bahis konusu değildir. Bu gibi yerlerde, çalı ve benzeri materyalin sathen kumul üzerine yayılması ve akabinde kumu tespit eden çayır otları tohumu ekimi ile birlikte ağaçlandırmalara geçilmelidir. Ön eksibenin teşkilinden sonra, tedbir alınacak kumul sathını çalı ile kapatma veya örme, perde tesis etme, kazıklarla sahayı küçük kareler halinde bölme suretiyle kumulda ıslah çalışmaları yapmak mümkündür.
Dal Örtüsü Serme
Funda olarak bilinen bitkiler kesildikten sonra demetler haline getirilir. Dal ve çalı demetleri kum sathına yerleştirilir. Ancak dal ve çalılar zamanla yapraklarını dökerek kumu kapatma fonksiyonlarını yapamazlar. Bu nedenle, çalı demetleri arasında kum tutucu ot ve çalı tohumları ekilerek saha yeşillendirilmelidir.
Çit Sistemi Kurma
Kumul arazisi üzerine sıralar halinde perdeler teşkil edilir. Çalı demetlerinin doğrudan doğruya kuma yatırılarak çit teşkili halinde perdeler, sıra halinde veya kare şebekesi şeklinde tesis edilebilir. Tesis edilen karelerin büyüklüğü 3 x 4 m. arasında değişmektedir. Sıra halinde tesislerde sıraların uzanış yönü hâkim rüzgâr istikametine dik olmalıdır. Deniz kenarında, sıralar denize paralel tesis edilirse, sıralar arasında bağlantılar kurarak bir eşkenar dörtgen veya kareler sistemi kurulur.
Rüzgâr perdesi olarak çeşitli çitler kullanılabilir. Perdeler toprak yüzeyinden itibaren 150 cm. yükseklikte, birbirinden 12 - 15 metre mesafelerde ve birbirine paralel ve hâkim rüzgâr istikametine dik tesis edilmelidir.
Otlandırma
Kumul hareketlerini durdurmak için en uygun otlar; ammophila areneria, yulaf (Elymus arenarius)‘dır. Otların kullanılmasında yöreye uygun türler kullanılmalıdır. Ot vejetasyonun kullanılmasında, kullanılacak türlerin mekanik etkilere dayanmaları, her sene üzerlerine 60 - 70 cm. kum yığılmasına rağmen büyümelerine devam edebilmeleri, kum altında kalan kısımlarından yeni sürgün verebilmeleri çok önemlidir.
Kumul çayırları, genellikle vejetatif olarak üretilir. Tohumdan üretilmeyip, tercihen vejetatif olarak üretilmelerinin sebebi bir yandan bu bitkilerin kötü yetişme muhiti şartlarında iyi tohum vermemeleri diğer yandan bu küçük tohumların doğrudan doğruya ekilmeleri halinde ya kumla gömülmeleri ya da tamamen çıplak kalmalarından ileri gelmektedir. Dikimi müteakip birçok sürgünler meydana gelebilir. Kum ile gömüldükçe eski gövde yeni sürgünler verir. Kendisi kök gibi toprak altında kalır.
Çalılandırma
Kumul çayırları ilk zamanlarda iyi netice verir. Fakat, daha sonraki yıllarda hayatiyetini kaybederler. Böylece, kumullarda yer yer açılmalar başlar ve geriye doğru bir dönüş olur. Buna meydan vermemek için otlandırmadan sonra, çalılandırma safhası başlamaktadır. Çalılandırmanın esas görevi kumullarda eksik olan azot ve organik maddenin teşekkülüne imkân vermektedir. Azot temini için direkt gübre vermekte mümkündür. Çalılandırma için vitex, myrtus, palliurus, pistasia, tamarix gibi çalı ve ağaçcık türleri çok uygundur.
Ağaçlandırma
İlk çalışmalar, sürekli stabilizasyona ortam hazırlamak için yapılır. Saha vejetasyon örtüsü ile kaplanıp süreklilik kazandırılamaz ise oluşturulan perdeler zamanla görev yapamaz, kumul hareketleri yeniden başlar.
Genel olarak kumulun denize yakın olan kısımlarda rüzgâra ve tuza dayanıklı çalı ya da ağaççık karakterindeki yapraklı türler kullanılarak bir daimi koruma şeridi oluşturulur. Ön eksibeyi de kapsayacak olan bu şeridin genişliği en az 150 metre olmalıdır. Bu şerit görev yaptığı sürece hiçbir şekilde kaldırılamaz.
Dik bir perde oluşturmamak için diri örtü tesis çalışmalarında, sahilden itibaren önce otlandırma şeridi tesis edilir ve sırasıyla çalılar, ağaççıklar, en içeride ağaçlar yer alacak şekilde koruyucu şerit tesis edilir.
Kumul tespit çalışmalarının son aşaması ağaçlandırma çalışmalarıdır. Kumul ağaçlandırmasında kullanılacak fidanların tüplü olması şarttır. Tüp toprağı; humusça organik maddece zengin su tutma kapasitesi fazla olduğundan fidan yeterli kök sistemini geliştirinceye kadar onu beslemektedir. Tüplerin derin açılan çukurlara yerleştirilmesine dikkat edilmelidir. Taban suyunun yüksek olduğu ambarlarda dikim yatağı yükseltilerek dikim yapılır.
Akdeniz kumullarında sahil çamı, fıstıkçamı, kızılçam, halepçamı, selvi, okaliptüs ve Kıbrıs akasyası en çok kullanılacak türler arasındadır.
Karadeniz kumullarında ise; ibrelilerden sahil çamı yanında fıstıkçamı, karaçam ve kızılçam ’da kullanılmış olup kumul tespit çalışmalarında yapılan ağaçlandırmalar için uygun türlerdir. Ayrıca, buralarda oluşturulan canlı çitlerde katırtırnağı hem çit oluşumu yönünden hem de toprağın azot muhtevasını artırması yönünden başarı ile kullanılmıştır.
Güney kumullarında da başarı ile kullanılabilir. İğde ise hem kuzeyde hem güneyde  başarı ile kullanılabilecek bir türdür.Kuzey kumullarında geçici stabilizasyonla birlikte daimi stabilizasyon ve orman kurma işlemi birlikte yürümüş çok başarılı örnekleri ortaya konmuştur.
Güney kumullarında gaye ormanlarından önce Kıbrıs akasyası büyük bir başarı ile uygulanmıştır. Kıbrıs akasyasının kumul tespiti için çok mükemmel olan kök yapısı (kumul sathını örümcek ağı gibi örer), toprağı ıslah eden çok bol miktardaki yaprak ve tohumları ile gaye ormanlarını kurmaya hazır ortamları yaratmıştır. Ancak, Kıbrıs akasyaları kısa ömürlüdür. Bu nedenle, gerekli müdahale yapılmazsa kurulu ormanların çökmesi ihtimali vardır.
Gaye ormanlarını kurarken, kumulun taban suyu çok iyi etüt edilmelidir. Başlangıçta da belirtildiği gibi, kumullarda göller, gölcükler, longoslar ile su işareti vermeyen yüksek taban sulu ambarlar mevcuttur. Ağaçlandırma çalışmalarının başarısız olan bölümlerinde; başarısızlık nedeni kesin olarak tespit edilmeli, ağacın biyolojisinden mi yoksa toprağın (kumulun taban suyu, tuzluluk, pH yüksekliği vs.) özelliğinden mi olduğu belirlenmelidir.
Taban suyu yüksekliğinden ise drenaj tedbirleri alınarak, toprağın fiziksel ya da kimyasal özelliklerinden meydana geliyorsa bu mahsurları giderici önlemler alınarak, ya da uygun ağaç türü seçimi ile sahaların ağaçlandırılması tamamlanmalıdır. Stabil hale gelmiş bu çok değerli toprakların bir an önce yetişme muhiti şartlarına uygun ağaç türleri ile ağaçlandırılıp üretime sokulması gerekmektedir.
Ağaçlandırmalarda; tür seçimi ile ağaçlandırmanın amacı detaylı etüt sonucunda tespit edilmelidir. Etüt sırasında kumul tespitinin esas olduğu ve mümbit tarım alanlarının korunmasının esas olduğu unutulmamalıdır.
Ağaçlandırmalarda, hızlı büyüyen, kumu çabuk kapatacak dal ve kök yapabilen, toprağı organik maddece besleyecek, uzun ömürlü, yöreye uyum sağlayan türlere öncelik verilmelidir. Yalnız ibrelilerden oluşan mono kültürden  kaçınılmalı,  yapraklılara  daha  çok yer verilmelidir. Toprağı işleme usullerinde, organik madde kaybına sebep olacak işlemlerden kaçınılmalıdır. Derin ve devirerek sürüm yerine yırtacak yerinde toprak  işleme tercih edilmelidir. Tüplü fidanlar sahaya en yakın yerde, mümkünse sahanın içinde yetiştirilmelidir.
Ağaçlandırmalarda ibrelilerden; fıstıkçamı, kızılçam, halepçamı (güneyde) maritima (Ph’nın az olduğu yerlerde), selvi, yapraklılardan; kıbrıs akasyası, yalancı akasya, özellikle Longos ve Ambarlarda Kızılağaç, Kavak, Ceviz, Karaağaç, Çınar, Dişbudak gibi kıymetli ağaçlara da yer verilmeli, böylece sahil kumullarının tespiti son aşama olan “Orman Kurma” çalışmaları ile bitirilmelidir. Hareketli kumulların stabilizasyonu tedbirleri alınırken yoğun teknikler uygulandığından, çalışmaların dikkatli ve sıkı kontrol altında sürdürülmesi gerekmektedir.

Share

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.