9.10.2016

OKALİPTÜS (Eucalyptus L.) AĞAÇLANDIRMALARI

Global Bilgiler  /  at  17:29  /  No comments

Global BilgilerOkaliptüs ağaçlandırmaları

Okaliptüs türleri

Okaliptüs, hızlı gelişen bir tür olup (FAO 1979, Birler ve Ark. 1995) ülkemizde kavak, söğüt, kızılçam, sahilçamı, dişbudak, kızılağaç, kestane tür ve klonları gibi uygun ekolojik koşullarda yapılmış olan ağaçlandırmalarıyla, ülkemizin odun hammaddesi üretimine belirgin katkılar yapmaktadır (Boydak 2008b).
Eucalyptus cinsi; Angiospermae (“Kapalı Tohumlu Bitkiler” alt şubesi), Dicotyledoneae (Çift Çenekliler) sınıfı, Choripetalae Periyant Yaprakları Ayrı alt sınıfı), Dialypetaleae grubu, Myrtales takımı, Myrtaceae familyası içinde yer almaktadır (Gökmen 1977, Kayacık 1967; 1982).

Blakely 1934 yılında okaliptüs cinsine ait 500 tür ve 138 variyete belirtmiştir (FAO 1979; Blakely atfen). Daha sonraki taksonomik çalışmalarda,  okaliptüs cinsinin 789 tür 123 alt tür veya variyete olmak üzere 912 takson içerdiği belirtilmektedir (Gürses 1998; Wilcox’a atfen). Bazı okaliptüs türleri bitki dünyasının en uzun boylu ağaçları arasındadır. Bunun yanında ağaççık formunda okaliptüs türleri de bulunmaktadır (FAO 1979).
Okaliptüs türlerinin doğal yayılışı genel olarak Avusturalya ve Avusturalya ile Filipinler arasındaki Güney Doğu Asya Adalarını kapsamaktadır (FAO 1979). Almanya’daki fosil bulgular; Tebeşir devrinde Avrupa’da (Adalı 1994), ayrıca günümüzden 50-60 milyon yıl önce Tersiyer döneminde Tarsus dolayında (Kayacık 1982) doğal yayılış yaptığını ortaya koymaktadır.

Türkiye’de okaliptüs türleri ile araştırma ve ağaçlandırmaların gelişimi

Türkiye’de ilk okaliptüs dikimleri, bir Fransız şirketi tarafından 1885 yılında Adana-Mersin demiryolu hattındaki istasyonlara Eucalyptus camaldulensis türünün süs bitkisi olarak dikilmesiyle başlamıştır (Adalı 1944, Saatçioğlu ve Pamay 1962, Gürses 1990). Bu türle yapılan ilk kapsamlı ağaçlandırma çalışması ise, Tarsus-Karabucak’taki bataklığın kurutulması amacıyla, 1939 yılında dikimine başlanan ve 885 ha alana ulaşan ağaçlandırmalardır (Turan 1982, Gürses 1990).

Ulaşabildiğimiz bilgilere göre, Türkiye’de okaliptüs konusundaki ilk araştırma 1948 yılında Tarsus-Karabucak’ta İ.Ü. Orman Fakültesi Ormancılık Ekonomisi Kürsüsü tarafından Eucalyptus camaldulensis türünde başlatılmıştır (Akalp 1982). Daha sonra Tarsus-Karabucak’ta kurulan okaliptüs ağaçlandırmalarının 20 yıllık sonuçları değerlendirilmiştir (Saatçioğlu ve Pamay 1958). Okaliptüs türleri ile ilgili araştırmalar 1967 yılında Doğu Akdeniz Ormancılık Araştırma Müdürlüğünün kurulması ile hızla çeşitlenmiş ve artmıştır.
Bu bağlamda Doğu Akdeniz Ormancılık Araştırma Enstitüsü tarafından endüstriyel ağaçlandırma amaçlı olarak ülkemizde 191 okaliptüs türüne ait 609 orijinle hızlı gelişen yabancı tür denemeleri yapılmıştır (Gürses 1990). Araştırma bulgularına göre, ülkemizin Akdeniz iklimi koşullarında Eucalyptus camaldulensis ve Eucalyptus grandis en iyi gelişme yapan türler olarak belirlenmiştir (Avcıoğlu ve Gürses 1984; 1986, Anon. 2003). Bu iki okaliptüs türü Akdeniz iklim koşullarında, 8-10 yıllık idare süresi içinde 200-250 m³/ha kabuklu gövde hacmi oluşturabilmektedir. Örneğin Eucalyptus camaldulensis I. Bonitet alanlarda 3x3 m ve 3x4 m dikim aralıklarında 10 yaşında sıra ile 245m³ ve 226 m³/ha genel ortalama hacim oluşturmaktadır (Birler ve Ark. 1995).

Ülkemizde okaliptüs ağaçlandırmaları yaklaşık 20 000 ha dolayında olup yılda yaklaşık 500 000 m³ odun hammaddesi üretilebilmektedir. Adana-Çukurova bölgesinde 5705 hektarı özel kişi ve kuruluşlara ait olan 7814 ha okaliptüs ağaçlandırması bulunmaktadır (Gürses ve Ark. 1999; Avcıoğlu ve Gürses’e atfen).
Çukurova koşullarında, 8 yıllık idare süresi ile yönetilen okaliptüs ağaçlandırmalarında  (Eucalyptus camaldulensis),  fayda/maliyet oranı 1.12, iç karlılık oranı % 14.31 olarak belirlenmiştir. Bu plantasyonların kesiminden sonra, izleyen 7 yıl idare süreli baltalıkta fayda/maliyet oranı 1.72, iç karlılık oranı % 27.47 düzeyindedir. Koru (8 yıl) ve baltalık (7 yıl) sürelerini kapsayan 15 yıllık dönem için ise, fayda/maliyet oranı 1.27, iç karlılık oranı %17.13 olarak bulunmuştur (Öztürk 1994). Bulgulara göre Eucalyptus camaldelensis türünde fayda/maliyet oranları ve iç karlılık yüksek düzeydedir. Ancak köylü ve diğer özel teşebbüsün yetiştirdiği okaliptüs odununun alım güvencesi önem taşımaktadır. Yörede okaliptüs odunu işleyen endüstri kuruluşlarının geliştirilmesi bu konuda yararlı olacaktır.

Ülkemizde yetiştirilen iki okaliptüs türünde bugünkü artım ve büyüme değerlerine, Tarsus-Karabucak yöresi plantasyonlarından elde edilen tohumlarla ulaşılmaktadır. Ülkemiz okaliptüsleri için uygulanacak ağaç ıslahı programı ile üretim önemli düzeyde artırılabilir. Örneğin birinci generasyon klonal tohum bahçeleri ve elit tohum bahçeleri kurulması, ayrıca melezlemeler ve klonal seleksiyonla üstün bireylerin seçimi, vejetatif yolla (çelik ve doku kültürü) üstün bireylerden üretilen fidanlarla yapılacak ağaçlandırmalar üretimi artıracaktır.
Okaliptüs türleri endüstriyel odun üretimi amacı yanında tarım-ormancılık karma sistemi (agro-forestry), tarım-orman-hayvancılık karma sistemi (agro-silvo pastoral), rüzgâr perdeleri, karayolu ağaçlandırmaları ve diğer estetik ağaçlandırma amaçlarıyla da dikilebilmektedir (FAO 1979).

Okaliptüs odunu; kâğıt hamuru üretimi, yapı kerestesi, yer döşemesi, tekne yapımı, kamyon kasası, mobilya ve ince doğrama, iç dekorasyon, kontrplak, yönlendirilmiş şerit yonga levha, orta yoğunlukta lif levha (MDF), tabakalanmış ağaç malzeme, tabakalanmış kaplama kereste, alet sapı, sportif malzeme, tarım aletleri, doğrama, travers ve tornacılıkta kullanılmaktadır (FAO 1979, Avcıoğlu 1990, Aytekin ve Kaygın 2008). Okaliptüs yapraklarından elde edilen eterik yağlar (Alma ve Ark. 2008), parfümeri ve tıpta kullanılmaktadır (Gülbaba 1990).

Okaliptüslerde fidan üretimi

Okaliptüs fidanları generatif yolla (tohumla) veya vejetatif yolla (çelik, doku kültürü) üretilebilmektedir.

Okaliptüslerde tohum özellikleri ve generatif yolla (tohumla) fidan üretimi

Okaliptüste tozlaşma başlıca böcekler, özellikle arılar, yeşil kurt sinekleri ve karıncalar tarafından, ender olarak da rüzgârla olur (FAO 1979). Eucalyptus camaldulensis türünde her mevsimde çiçek açan ve tohum veren birçok ağaca rastlanmaktadır. Tohumlar Akdeniz Bölgesi koşullarında Aralık-Ocak aylarında olgunlaşmaktadır (Yılmaz ve Doğan 2008). Eucalyptus grandis türünde çiçeklenme Eylül-Kasım aylarında görülür (Krugman ve Whitesell 2008). Kahverengine dönüştüğünde toplanan tohum kapsülleri, bir naylon veya bez üzerine serilip, 80-100 saat (5-7 gün) güneş altında bekletilerek kapsüllerin açılması sağlanır. Tohumlar 3-5 mm’lik elekten geçirilerek kapsüllerden ayrılır. Bu tohumların güneşte 4-6 saat bekletilmesiyle, nemi %10’nun altına düşmektedir (Avcıoğlu 1990). Hava kurusu duruma getirilen okaliptüs tohumları ağzı kapalı kaplarda, karanlıkta ve 1-4ºC sıcaklıkta birçok yıl saklanabilmektedir (FAO 1979). Bir kg Eucalyptus camaldulensis tohumunda 65 000-2 100 000 adet, Eucalyptus grandis tohumunda ise 200 000-1 200 000 adet canlı tohum bulunmaktadır (Krugman ve Whiteselll 2008).

Dağlık alanlarda doğal olarak yetişen birkaç türü dışında okaliptüs türlerinin tohumlarında çimlenme engeli bulunmamaktadır. Çoğu türlerin olgun ve canlı tohumları, optimum sıcaklıklarda iyi bir çimlenme gösterirler (FAO 1979; Turnbull’ye atfen).

Tohumlar; tohum toplama alanlarından, tohum bahçeleri veya tohum plantasyonlarından toplanabilmektedir. Tohumların, aralarında yaklaşık 45 m mesafe bulunan en az 5 ağaçtan toplanması önerilmektedir (Gülbaba 1997a). Tohum toplama, normal çiçeklenme periyodu dışında çiçeklenme yapan birey ve gruplardan yapılmamalıdır (Eldrige ve Ark. 1994). Tohumlar en iyi gelişme gösteren ağaçlardan alınmalıdır.

Fidanlıkta tohum ekimi uygulaması ve şaşırtma

Tohum ekimi uygulaması: Okaliptüs tohumları yastık veya kasalara ekilir, daha sonra kaplara-tüplere şaşırtılır. Doğrudan tüplere ekim de yapılmaktadır. Ekim yastıkları 100-125 cm eninde, yastık yollarından 15-20 cm yüksek olup yüksek yastık konumundadır. Fidanlık toprağının kum oranı yüksek olmalıdır. Toprak yeterli organik gübre verilip işlendikten sonra tesviye edilir.

Uygulamada m²’ye 25-30 gr tohum ekilmektedir. Ancak tohum temizliği ve çimlenme yüzdesine bağlı olarak m²’ye ekilen tohum miktarı 10-15 gr’a kadar düşürülebilmektedir. Ekimlerin 15 Mayıs-15 Haziran tarihleri arasında yapılması uygundur. Tarsus-Karabucak koşullarında en uygun ekim zamanı Haziran ayının ilk yarısı olarak bulunmuştur (Avcıoğlu 1990). Ekimlerde tohumun homojen olarak dağılması sağlanır ve üstü 1-2 mm toprakla örtülerek baskı tahtası ile bastırılır. Sulama sisleme şeklinde yapılır ve sulama sırasında tohumların toprak yüzeyine çıkmamasına özen gösterilir. Toprak sürekli nemli tutulmalıdır. Tohumlar 5-8 günde çimlenir. Çimlenmeden sonra sulama sürdürülmelidir. Açık alan ekimlerinde siperleme yapılır. Ekimler yağmur ve dolu etkisinden korumalıdır. Ayrıca damping off mantar hastalığına karşı önlem almak gerekir (Gülbaba 1997a).
Ekimler; genelde boyutları 30x50 cm veya 50x50 cm, yüksekliği ise 12-15 cm olan kasalarda yapılmaktadır.  Kasalara doldurulan harç 2 kısım kum, 1 kısım yanmış gübre ve 1 kısım toprak karışımı olarak hazırlanmaktadır. Kasalara yapılan ekimler, açık alan ekimlerinde belirtildiği şekilde uygulanır.
Fidanlıkta diri örtünün temizlenmesi gerekir. Bu işlem insan gücü ile veya herbisit ile yapılmaktadır. Fidanlıklarda don zararlarına karşı siperleme ve sulama; soğuk ve açık havalarda tütsüleme yapılmalıdır.

Fidanların sökümü ve şaşırtma: Ekimlerden yaklaşık 30-35 gün sonra, fidanlar 3-5 cm boya ulaşabilmektedir. Bu fidanlar sökülüp kökler budanmakta ve kaplara şaşırtılmaktadır. Tarsus-Karabucak Fidanlığı’nda yapılan şaşırtmalarda Karabucak tipi veya Ayık tipi kaplar kullanılmaktadır. Kaplara konan harç bir kısım kum, bir kısım yanmış çiftlik gübresi ve bir kısım toprak karışımından oluşmaktadır. Karışım daha farklı şekillerde de hazırlanabilmektedir. Örneğin Tarsus-Karabucak’ta daha ucuz olan iki kısım çürütülmüş mısır samanı ve bir kısım volkanik tüf karışımı da kullanılmaktadır. Bu karışıma yanmış çiftlik gübresi de katılabilmektedir (Anon. 2003). Kaplar beton pistler üzerine dizildiği gibi kök kıvrılmalarını önlemek için tabanı tel kafes olan yüksek ızgaralar üzerine de konabilmektedir (hava budaması).
Kaplara alınan fidanlar siper altında bekletilir. İlk günlerde günde üç dört kez olmak üzere sık sulama yapılır. Fidanlar dikim (şaşırtma) şokunu atlatıp dik büyümeye başlayınca sulama azaltılır ve günde iki üç kez yapılır. Daha sonra siperlikler kaldırılır ve sulama gereksinime göre günde bir kez veya gün aşırı uygulanır. İzleyen günlerde gereksinime göre su verilir ve sonbaharda kesilir. Böylece fidanlar kış koşullarına hazırlanırken daha fazla kök rejenerasyonu da amaçlanır.

Okaliptüs fidanları hızlı büyüdüğünden, NPK gübresi dengeli bir şekilde verilmelidir. Gübre, püskürtme veya yağmurlama yoluyla yahut süzgeçli kovalarla uygulanabilir. Yaprakların yanmaması için gübre verildikten sonra sulama yapılmaktadır. Sonbaharda gübre verilmemelidir.

Doğrudan kaplara-tüplere ekim yapılması

Okaliptüs tohumları doğrudan kaplara (tüplere) da ekilebilmektedir. İçine harç doldurulmuş bir tüpe, cımbız veya özel aletlerle 4-6 tohum ekilir. Tohumların üstü 1-2 mm kalınlığında ince elenmiş kumla kapatılır. Tohum yatağı sürekli nemli tutulur. Tüpler siperlik altında tutulur. Çimlenen fidecikler 3-5 cm boya ulaşınca gelişmesi iyi olan bir fide bırakılarak diğerleri makasla kesilir. Tüp içinde tek fidan kaldıktan sonra siperlik kaldırılır. Tüpe ekimler 15 Mayıs–20 Ağustos tarihleri arasında yapılabilmektedir. Belirtilen tarihlerden sonra tüpe yapılacak ekimler sera içinde uygulanmaktadır. Bu durumda fidanlar kış sonunda dikime hazır hale gelebilmektedir (Gülbaba 1997a).

15 Mayıs-20 Ağustos arasında tüpe yapılan ekimlerden sonra, fidanlar Kasım ayında dikime hazır duruma gelmektedir. Fidanlar 15-20 cm boya ulaşınca bir ön seleksiyonla hasta, zayıf ve cılız fidanlar kullanılmamak üzere ayrılmaktadır. Fidan boyları 50 cm’den uzun olmamalıdır. Daha uzun fidanlar 50 cm boyu kalacak şekilde budanmaktadır. Dikimlerde dip çapı 3-5 mm, boyu 50 cm olan ve gövdesi yeşilden kahverengiye dönüşmüş (odunlaşma göstergesi) fidanlar kullanılmalıdır. Geç ekilmiş boyu 20-30 cm olan, ancak gövde rengi kahverengiye dönüşmüş fidanlar da dikimlerde kullanılabilmektedir (Gülbaba 1997a).

Okaliptüslerde vejetatif yolla fidan üretimi

Okaliptüs fidanları çelik veya doku kültürü ile vejetatif olarak da üretilebilmektedir. Çelikle üretmede, araştırmalarla kalıtsal olarak üstünlükleri belirlenmiş üstün (elit) bireylerin bu üstün özellikleri kalıtım yoluyla fidanlara ve dolayısıyla ağaçlandırmalara aktarılır. Çelikle üretim, kavaklardaki gibi bir klonal üretimdir. Okaliptüs çeliklerinin köklenmesi güç olmaktadır. Bu nedenle çeliklerin genç ağaçlardan alınması, hormonla işlem görmesi ve köklenme ortamındaki sıcaklığın ve nem koşullarının iyi ayarlanması gerekmektedir.
Okaliptüslerde, genç ağaçlardan sürekli çelik elde etmeyi kolaylaştırmak için “çelik bahçeleri” kurulmaktadır. Çelik bahçeleri seçkin veya üstün ağaçlardan alınan çeliklerden elde edilen fidanların dikildiği (anaç fidanlar) ve çelik elde etmek için kullanıldığı bahçelerdir.

Bir anaçtan 35-40 çelik alınacağı varsayımı ile 35 000-40 000 çelik elde etmek için, yaklaşık 1000 adet anaçtan oluşan bir çelik bahçesi gerekmektedir. Çelik bahçesi kurmak için seçkin ağaçlardan alınan çeliklerden üretilen fidanlar, Mart-Nisan aylarında çelik bahçesine dikilir. Tepeleri 15-30 cm den kesilerek sürgün vermeye teşvik edilir. Sürgünler anaçlık fidanlardan Eylül sonu Ekim başlarında alınır. Alınan sürgünlerden 3-5 mm çapında, 5-10 cm boyunda iki çift yaprak içeren çelikler elde edilir. Çeliklerin alt kısmındaki yapraklar, dikimi kolaylaştırmak için diplerinden kesilir. Çeliklerin üst kısmındaki iki yaprak ise transpirasyonla (solunumla) su kaybını azaltmak için yaklaşık yarılarından kesilmektedir. Daha sonra çeliklerin 1.5-2 cm’lik dip kısmı (kalın tarafı) %1’lik IBA (Indola 3-Butric Asit) hormonu içeren pudra ile işlem görür. Bu çelikler seralarda, steril köklendirme harçları ortamında köklendirilir. Tarsus-Karabucak’ ta, köklendirme ortamı olarak ucuz ve bol sağlanan volkanik tüf kullanılmaktadır. Köklendirme ortamının ısıtılması köklenmeyi artırmaktadır (Resim 14.34). Çeliklerin köklendirilmesi, daha ucuz olarak polietilen çadırlardan oluşan “ıslak çadır sistemi ile de yapılmaktadır (Gülbaba 1997b).

Köklendirme kapları veya doğrudan kap (tüp) içinde köklendirilen çeliklerde köklenme 15-20 gün içinde başlamakta, 1 ay içinde yeterli köklenmeye ulaşılmaktadır. Köklendirme kaplarında köklenen çelikler, kaplara veya tüplere şaşırtılır. Şaşırtmadan sonra fidanlar dikim şokunu atlatıncaya kadar yaklaşık 15 gün serada bekletilir. Daha sonra bu tüplü fidanlar, seradan yarı gölge ortama alınmaktadır (Resim 14.35). Yarı gölge ortamında sulamaya ve yaprakların ıslak tutulmasına özen gösterilir. Fidanlar 15-20 gün sonra yarı gölge ortamından açık alana alınmaktadır. Eylül sonu Ekim başında alınan çelikler ise kışı köklendirildikleri serada geçirir ve baharda kaplara şaşırtılır.

Okaliptüslerde ağaçlandırma tekniği

Yukarıda açıklandığı gibi ülkemizde araştırmalar sonucu Eucalyptus camaldulensis ve Eucalyptus grandis en iyi gelişme yapan türler olarak belirlenmiştir.

Okaliptüs türlerinin yetişme ortamı istekleri

Ülkemizde ilk geniş okaliptüs ağaçlandırması (885 ha), Eucalyptus camaldulensis türü ile Tarsus-Karabucak’taki bataklığın kurutulması amacı ile yapılmıştır. Bataklığın kurutulması amacıyla yapılan bu ağaçlandırma nedeniyle E. camaldulensis türünün hatta diğer okaliptüs türlerinin sadece bataklık alanlardaki ağaçlandırmalarda kullanılabileceği şeklinde yanlış bir kanaat doğmuştur (Avcıoğlu 1990). Ülkemizdeki ağaçlandırmalarda kullanılan Eucalyptus camaldulensis ve Eucalyptus grandis türlerinin ikisi de hızlı gelişen türler olup benzer ekolojik istekleri bulunmakta ve iyi gelişmeleri için verimli yetişme ortamları gerekmektedir. Bu türler Akdeniz ve Ege Bölgelerinde, Akdeniz iklim koşullarında, denizden 250 m yükseltiye kadar olan düz veya % 15 eğime kadar olan alanlarda iyi gelişme yapmaktadır. En iyi gelişmeyi ise, denizden 50 m yükseltiye kadar olan düzlüklerde göstermektedir (Gürses 1995). Normal gelişmelerini yapabilmeleri için en az 650 mm yıllık yağış ve düzenli bir yağış rejimi gereklidir. Akdeniz iklimi koşullarında büyüme döneminde, özellikle yaz aylarındaki yağış eksikliği sulama ile giderilmektedir.

Yetiştirilmeleri için derin, besin maddelerince zengin, kumlu killi balçık, killi balçık ve balçık topraklar uygundur. Hafif alkalen topraklarda (pH 7.1-7.8) (Avcıoğlu 1990), hatta pH 9.0’a kadar olan topraklarda (Gürses 1995; 1998) yetişebilmektedirler. E. camaldulensis için tuzsuz veya orta tuzlu topraklar, E. grandis için ise tuzsuz veya az tuzlu topraklar uygundur. Taban suyu düzeyi vejetasyon periyodunda, toprak yüzeyinden 80-150 cm derinde olmalıdır. Taban suyu düzeyinin 80 cm’nin üstünde olması durumunda ağaçlandırma alanına bir drenaj sistemi yapılması gerekmektedir.

 Alanların hazırlanması, dikim aralıkları, dikim yöntemi ve zamanı

Okaliptüs türlerinde yoğun kültür yöntemleri uygulanması esastır.

Toprak işleme: Toprak; Temmuz-Eylül aylarında, uygun bir çekici güce bağlı riperle, tam alanda, 60-80 cm derinlikte işlenir. Bunu diskli veya soklu pullukla üst toprak işlemesi izler (30-40 cm derinlikte). Daha sonra ağır diskaro ile kesekler kırılır ve toprak yüzeyine düzgün bir yapı kazandırılır.

Dikim aralıkları: Dikim aralıkları amaca göre değişmektedir. Kalın çaplı gövdeler elde etmek için (göğüs çapı 35-40 cm) 3.5x3.5 m, 3x4 m, 4x4 m ve 4x5 m dikim aralıkları ile 10-15 yıllık idare süreleri uygulanmaktadır. Daha ince çaplı (15-25 cm) odun ürünü elde edilmesinin amaçlanması halinde 2x2 m, 2x2.5 m, 2.5x2.5 m, 2.5x3 m dikim aralıkları ile idare süreleri 8-10 yıldır. Tarsus-Karabucak yöresinde Eucalyptus camaldulensis türü ile yapılmış olan bir araştırmanın 10 yıllık sonuçlarına göre, hektardaki servet bazı istisnalarla genel olarak dar dikim aralıklarında, çevre-çap ve boy gelişmeleri ise geniş dikim aralıklarında daha fazla bulunmuştur (Avcıoğlu ve Sun 1984). Tarsus-Karabucak’ta 1978 yılında 2x2 m, 2.5x2.5 m, 3x3 m ve 4x4 m dikim aralıkları ile I. Ve II. Bonitet alanlarda kurulan bir araştırmanın 6 yıllık sonuçlarına göre de; iki bonitet sınıfında da genel olarak hektardaki servet dar dikim aralıklarında, çap ve boy gelişmesi ise geniş dikim aralıklarında daha fazla bulunmuştur (Güngör 2008).

Dikim yöntemi ve zamanı: Okaliptüslerin dikiminde, 40x40x40 cm boyutlarında açılan çukurlarda klasik çukur dikim yöntemi uygulanmaktadır (Şekil 11.7). Tekniğine uygun olarak yetiştirilen ve kök kıvrılması olmayan kaplı fidanlar, kap toprağı dağıtılmadan fidanlar tüplerden özenle çıkarılarak dikimleri yapılır. Beton zemin üzerine konulan polietilen torbalarda yetiştirilmiş fidanlarda kök kıvrılmaları olabildiğinden, bu tüplerin alt kısmı 2-4 cm kesilerek kıvrılmış olan kökler budanarak ayrılır. Sonra, fidanlar polietilen torbalardan kap toprağı dağıtılmadan çıkarılarak dikimleri yapılır. Fidan kök boğazı 3-5 cm derinde kalacak şekilde derin dikim uygulanır. Dikimden sonra çapa ile toprak kök boğazına doğru çekilerek yükseltilir ve kök boğazının etrafında 100-120 cm çapında sığ bir çanak yapılır.

Dikim çukuruna konan toprağa, toprak analizlerine göre gerekli miktar gübrenin verilmesi gelişmeyi artırabilmektedir. Örneğin Tarsus-Karabucak’ta killi, alkali, organik maddelerce zengin, fosfor miktarı az, potasyum miktarı orta ve kireç miktarı çok olan bir toprakta Eucalyptus camaldulensis ve Eucalyptus grandis türleri ile yapılan bir araştırmada, açılan her dikim çukuruna 36 gr süperfosfat verilmesi durumunda aşağıdaki olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Eucalyptus camaldulensis türünde çap gelişimi %9, boy gelişimini %11, Eucalyptus grandis türende ise çap gelişimi %19, boy gelişimi %16 düzeyinde belirgin olarak artmıştır (Özkurt ve Ark. 1998).

Okaliptüs dikimleri Aralık-Şubat ayları arasında yapılır. Sıcaklığın düşük seyrettiği yıllarda dikim mevsimi Mart ayına da kaydırılabilir (Resim 14.36). Yukarıda açıklandığı gibi hızlı gelişen Eucalyptus camadulensis ve E. grandis türleri 10 yılda kesim çağına ulaşabilmektedir.

Okaliptüs ağaçlandırmalarında bakım

Diri örtü temizliği, toprak işleme ve sulama: Dikimlerden sonra üç yıl süre ile yapılmaktadır. Mümkünse gereksinime göre sulamanın 2-3 yıl daha uzatılması yararlı olmaktadır. Diri örtü temizliği, toprak işleme ve sulama konusunda, Tarsus-Karabucak yöresi killi balçık topraklardaki araştırma sonuçlarına göre, önerilen işlemler aşağıda açıklanmıştır (Akyılmaz ve Demirtaş 1979, Gürses ve Ark. 1998, Gürses 1998).
Birinci yıl: Nisan ayı ortalarında sıra aralarında diskli pullukla çapraz sürüm, bir hafta sonra çapraz diskaro çekimi. Sıralar üzerinde fidanların çevresinde çapalama.

Mayıs ayının ikinci yarısı: Tava yöntemi ile sulama (dekara-dönüme 116 ton su). Sulamadan sonra toprak tava gelince sıra arasında diskaro çekimi ve fidan etrafında çapalama.

Temmuz ayının ikinci yarısı: Mayıs ayında yapıldığı gibi sulamanın tava yöntemi ile yinelenmesi, diskaro çekimi ve fidanlar etrafında çapalama.

Ağustos sonu-Eylül başı: Toprak işlemeden sonra diskli pullukla diskaro çekme. Belirtilmemiş olmakla birlikte Akdeniz ikliminde,  koşullara göre Ağustos sonu-Eylül başı periyodunda da toprak işlemeden önce sulama yapılması yararlı olabilir.

İkinci yıl: Birinci yıldaki işlemler yinelenir. Ancak fidanlar boylandığından, toprak koşullarına göre çapalama yapılmayabilir. Ayrıca fidanların su gereksinimleri arttığından dekara 180 ton su verilir.

Üçüncü yıl: Nisan ayı ortalarında diskli pulluk+diskaro işlemleri uygulanır. Mayıs sonlarında başlamak üzere birer ay ara ile dört kez sulama yapılır ve her defasında dekara 250 ton su verilir. İlk üç sulamadan sonra toprak tava gelince diskaro çekilir. Son sulamadan sonra diskli pulluk+diskaro kombinasyonu uygulanır.
Üçüncü yıldan sonra sulama olanağı varsa gereksinime göre iki üç yıl daha geniş aralıklarla sulama+diskleme uygulanması yarar sağlayabilir.

Tarsus-Karabucak yöresinde Eucalpytus camaldulensis ve Eucalyptus grandis türlerinde 3.25x3.25 m dikim aralığı ile kurulan ve 6 yıl süre ile (1995-2000), dört farklı sulama rejimi uygulanan araştırmaya ilişkin sonuçlar aşağıdaki gibidir. Her iki türde de Nisan-Ekim ayları arasında ayda bir kez (yılda 7 kez) tarla kapasitesi düzeyinde sulamanın, fidanların gelişmesi yönünden en uygun ve ekonomik işlem olduğu belirtilmiştir (Özkurt ve Ark. 2002). Koşullara göre Nisan ayında sulama yapılmayabilir.

Tamamlama: Dikimden sonra fidan ölümleri olması halinde, Mayıs ve Haziran aylarında tamamlama dikimleri yapılır. Okaliptüs hızlı büyüyen bir tür olduğundan, özellikle sık dikilmiş plantasyonlarda gecikilmesi halinde tamamlamada kullanılan fidanlar baskı altında kalarak gelişmeleri zayıflar veya ölebilirler.

Budama: Okaliptüste (Eucalyptus camaldulensis ve Eucalyptus grandis) dallar doğal budama ile düştüğünden, genelde budamaya gerek yoktur. Sadece bakım çalışmalarına engel olacak dallar, yeterli yüksekliğe kadar 0,5 cm tırnak mahmuz bırakılarak budanır. Tepede çatallanma olması durumunda çataldan birisi budanmalıdır.

Okaliptüslerde ara tarım olanakları

Ülkemizde, okaliptüs plantasyonlarında, ara tarım konusunda yapılmış bir araştırma bulunmaktadır. Okaliptüs plantasyonlarında ara tarım konusunda 1995-1999 yılları arasında yapılmış olan bu araştırmanın sonuçları aşağıda belirtilmiştir. Araştırmada 3.5x3.5 m dikim aralığı, ayrıca ara tarım yapılan 2x2x11 m, 1.5x1.5x6 m ve 2.5x2, 5x6 m dikim aralıkları kullanılmıştır. Bu dikim aralıklarında fayda/maliyet oranları sıra ile 2.48, 2.45, 1.95 ve 2.19 olarak bulunmuştur. Bulgulara göre ekonomik açıdan en faydalı yöntemin belirlenemediği ve yeni araştırmalara gereksinim olduğu araştırıcılar tarafından belirtilmiştir (Özkurt ve Ark. 2001).

Okaliptüs ağaçlandırmalarında kesim tekniği, sürgün kontrolü ve baltalık işletmesi

Kesim tekniği: Baltalık işletmesi için ağaç kesimlerinin özenli yapılarak, sürgün verecek kütüklerin zedelenmemesi gerekir. Kesimden önce ağaç gövdelerinin etrafı temizlenir. Kesimler eğik yapılır. Kütüğün yüksek kısmının toprak yüzeyinden 13-20 cm, alçak kısmının ise 8-13 cm yüksekte kalması, daha kaliteli sürgün oluşumunu sağlamaktadır. Sürgün oluşumunu azaltabilecek kütük yarılma ve parçalanmalarını önlemek için, kesimler iki aşamalı yapılmaktadır. Önce, motorlu zincir testere ile gövde 80 cm yukarıdan kesilmekte,  daha sonraki kesim toprak yüzeyinden 20 cm yukarıdan, eğimli olarak uygulanmaktadır (Avcıoğlu 1990).
Kesim işlemlerinin Şubat ayı ortalarına kadar bitirilmesi gerekir. Sonra sıra aralarında bir diskaro çekilerek sığ bir toprak işlemesi yapılır. Fidan sıraları üzerindeki şeritlerde ise çapalama yapılarak, oluşacak sürgünlerle diri örtü mücadelesi başlangıçta giderilmiş veya azaltılmış olur. Belirtilen işlemler Nisan ayının ilk yarısında tamamlanmalıdır. Oluşan sürgünler odunlaşınca, sıra aralarında bir diskaro işlemi daha uygulanarak alan diri örtüden arındırılır.

Sürgün kontrolü: Okaliptüs kütüklerinden çıkan çok sayıda sürgün, ikinci yılın Temmuz-Ağustos aylarında (sürgün boyları yaklaşık 3.5-4 m olunca) sürgün kontrolü ile azaltılır. Her kütükte yaklaşık eşit aralıklarla 5-7 adet sürgün bırakılır. Kabuk üzerinde toprak yüzeyine yakın olan sürgünler daha güçlü olduğundan, bunların bırakılmasına özen gösterilir. Kambiyum ile kabuk arasından çıkan sürgünler ise zayıf olup, rüzgârdan daha çok zarar görebilmektedirler. Sürgün kontrolü budama makasları ile yapılır. Büyük alanlarda, gücünü traktörün kuyruk milinden alan pnömatik makaslar da kullanılmaktadır. Üçüncü yıl Temmuz-Ağustos aylarında olanaklar ölçüsünde eşit aralıklarla 2-3 sürgün bırakılabilir (Anon. 2003). Sürgün sayısı her kütükte 2-4 adet de olabilir. Daha sonra alanda herhangi bir işlem yapılmaz. Sadece, yangın tehlikesine karşı, kesilen sürgünlerin alandan uzaklaştırılması sağlanır.

İsrail’de Eucalyptus camaldulensis türünde, 10 yıllık idare süresiyle 5 işletme periyodu baltalık işletmesi başarı ile uygulanmıştır. Hindistan’da Eucalyptus globulus türünde yaklaşık 10 yıllık idare süresiyle aynı baltalık yaklaşık 100 yıldan beri verimli olarak işletilebilmektedir (yaklaşık 10 işletme periyodu). Güney Afrika’da Eucalyptus grandis baltalıklarında, her baltalık rotasyonunda doğal kütük ölümleri her yıl yaklaşık %3-5 olarak belirtilmektedir. Ölen bu kütüklerin dışında, alanda kalan kütüklerin sürgünleri güçlü gelişmelerini sürdürmüştür (FAO 1979). Bu uygulama sonuçları Eucalyptus camaldulensis ve Eucalyptus grandis türlerinde ağaçların kesiminden sonra 7-10 yıllık idare süreleriyle 5-7 işletme periyodu (40-70 yıl) veya daha fazla işletme peryodu baltalık işletmesi yapılabileceğine işaret etmektedir. Ancak bu durumun uygulamalı araştırmalarla veya uygulamada gözlemlerle desteklenmesi gerekmektedir.

Baltalık işletmesi amacıyla Tarsus ve Kadirli yörelerinde Eucalyptus camaldulensis ile dört ayrı yetişme ortamında, ikişer bloktan oluşan 7 adet deneme alanı kurulmuştur. Her blokta, 2.0x2.0 m, 2.0x2.5 m, 2.5x2.5 m, 2.5x3.0 m, 3.0x3.0 m, 3.0x4.0 m ve 4.0x4.0 m boyutlarındaki dikim aralıkları, rastlantı parselleri halinde kullanılmıştır. Her dikim aralığındaki kütüklerde 2 veya 3 sürgün bırakılmıştır. Birinci işlem dikim sıklığı, ikinci işlem kütük üzerinde bırakılacak sürgün sayıları için uygulanmıştır.  Bulgulara göre, iyi bonitette daha fazla hacim elde edilmiştir. Değişik bonitet ve büyüme alanlarında ulaşılan en yüksek hacim artımları 5.420 m³/ha/yıl ile 42.010 m³/ha/yıl arasında değişmiştir.  Bonitet iyileştikçe ve büyüme alanı daraldıkça gövde ayrılması daha fazla olmuştur (Yıldızbakan ve Saraçoğlu 2008).

Okaliptüs ağaçlandırmalarında büyüme ve hasılat

Daha önce belirtildiği gibi; Eucalyptus camaldulensis ve E. grandis hızlı gelişen türlerdir.  E. camaldulensis türünün hacım ve kuru madde hasılat miktarını belirlemek için, Doğu Akdeniz Bölgesi’nde ova (Tarsus-Karabucak ormanı) ve dağ (Pinus brutia alt kuşak alanlar)  yetişme ortamlarında deneme ağaçlandırmaları kurulmuştur. Araştırma sonucunda hacım tabloları 4 botitet sınıfında 7 farklı dikim aralığı (büyüme alanı) ve 16 yaş kademesi için hazırlanmıştır (Birler ve Ark. 1995). Bulgulara göre, meşcere hacimleri ve kuru madde ağırlıkları arasındaki farklılaşma, iyi bonitette daha fazla, zayıf bonitette daha az olmaktadır. Değişik bonitet ve dikim aralıklarında ulaşılan azami ortalama hacım artımı değerleri 3.219 m3 /ha/yıl ile 35.316 m³/ha/yıl arasında, azami ortalama ağırlık artımı ise 1.405 ton/ha/yıl ile 14.946 ton/ha/yıl arasında değişmiştir. Bonitet sınıfı iyileştikçe genel ortalama artım ve genel ortalama kuru madde ağırlığı, daha erken yaşlarda en yüksek miktara ulaşmıştır. Benzer şekilde, dikim aralığı daraldıkça da, genel ortalama artım ve genel ortalama kuru madde ağırlığı daha erken yaşlarda en yüksek miktara ulaşmaktadır.
Değişik bonitet sınıfı ve dikim aralıklarındaki Eucalyptus camaldulensis ağaçlandırmalarında en yüksek genel ortalama hacim artımları ve idare süresi olan  yaşlarda meşcere hacim tabloları (Birler ve Ark. 1995).
Bonitet Sınıfı

Unsurlar

Dikim aralıkları (m xm)
2 x 2
2 x 2,5
2,5 x 2,5
2,5 x 3
3 x 3
3 x 4
4 x 4
I
İdare süresi (y)
8
8
9
9
10
10
10
Ortalama artım (m³/ha/y)
35,31
30,91
28,22
26,24
24,47
22,62
20,65
Genel hacim (m3/ha)
282,52
247,29
254,00
236,23
244,74
226,22
206,58
II
İdare süresi  (y)
9
10
10
10
11
11
11
Ortalama artım (m³/ha/y)
21,04
18,67
16,97
15,88
15,00
13,85
12,78
Genel hacim (m3/ha)
189,44
186,74
169,76
158,85
165,08
152,39
140,59
III
İdare süresi (y)
10
11
11
11
12
12
12
Ortalama artım (m³/ha/y)
11,1
9,853
9,07
8,47
7,95
7,35
6,69
Genel hacim (m3/ha)
110,99
108,38
99,82
93,25
95,46
88,27
80,36
IV
İdare süresi (y)
11
11
11
12
12
13
13
Ortalama artım (m³/ha/y)
5,11
4,62
4,23
3,97
3,76
3,48
3,21
Genel hacim (m³/ha)
56,25
50,83
46,52
47,71
45,16
45,35
41,84

Ülkemizde okaliptüs türleri ile yapılan bazı ıslah çalışmalarının sonuçları

Daha önce belirtildiği gibi ülkemizde Akdeniz iklimi koşullarında 191 okaliptus türüne ait 609 orijinle yapılan hızlı gelişen tür ithali denemeleri sonucunda,  Eucalyptus camaldulensis ve E. grandis en hızlı gelişme yapan türler olarak belirlenmiştir. Oryantasyon ve mukayese okaliptetumlarının sonuçlarına göre; E. grandis, özellikle Tarsus-Karabucak yöresinde üstün başarı göstermiştir. Daha sonra, 23 orijinle bir E.grandis denemesi başlatılmıştır. Ancak fidanlık aşamasında11 orijin elenmiş ve denemeler 12 orijinle kurulmuştur. Araştırmanın 5. Yılı sonuçlarına göre daha önce Karabucak’ta yapılan tür denemesinde başarılı olan orijine ait  plantasyonun temsil ettiği orijinin en iyi gelişmeyi yaptığı saptanmıştır (Avcıoğlu ve Gürses 1988, Gürses 1990).

Başka bir çalışmada Çukurova yöresi plantasyonlarından fenotipik olarak seçkin (plus)  Eucalyptus camaldulensis bireyleri seçilmiştir. Bunlardan alınan çeliklerden yetiştirilen fidanlarla, Tarsus-Karabucak’ta 1992 yılında kurulmuş olan klonal araştırmanın 6 yıllık sonuçları değerlendirilmiştir. Bulgulara göre en iyi hacım gelişmesi yapan ilk 10 klonun ortalama artımı yaklaşık 50 m³/ha/yıl (49.349 m³/ha/yıl) olmuştur. Tohumdan yetiştirilmiş fidanların oluşturduğu kontrol örneklerinde ise hacım artımı yaklaşık 19 m³/ha/yıl (18.275 m³/ha/yıl) olarak saptanmıştır (Gülbaba 2002). Bulgular klonal üretimle çok daha fazla verim elde edileceğini göstermektedir. Diğer bir çalışmada, yine Çukurova yöresindeki Eucalyptus camaldulensis plantasyonlarından fenotipik yolla 36 seçkin (plus) ağaç belirlenmiştir. Bu ağaçlardan alınan çelikler köklendirilmiş ve bu fidanlar ile 36 işlemli, 6 bloklu, her sıra parselinde 5 adet fidan bulunan ve 3x3 m dikim aralığı ile rastlantı blokları deneme deseni kurulmuştur. Araştırmanın 7. Yıl ölçmelerinden elde edilen bulgulara göre, en iyi gelişme gösteren 5 klonun seçilmesi ile genetik kazanç çap için %7.3, boy için %19.4, tek ağaç hacmi için %19.4 gövde formu için %30.2 olarak saptanmıştır (Gülbaba 2008). Yazarın da belirttiği gibi tohumdan yetiştirilmiş fidanlarla bir kıyaslama yapılması durumunda genetik kazanç çok daha yüksek değerlerde olmaktadır.

 Değişik bonitet sınıfı ve dikim aralıklarındaki Eucalyptus camadulensis ağaçlandırmalarında idare süresi sonunda genel ortalama kuru madde ağırlık artımları ve meşcere toplam kuru madde ağırlık miktarları (Birler ve Ark. 1995).
Bonitet Sınıfı

Unsurlar

Dikim aralıkları (m xm)
2 x 2
2 x 2.5
2.5 x 2.5
2.5 x 3
3 x 3
3 x 4
4 x 4
I
İdare süresi (y)
8
8
9
9
10
10
10
Ortalama artım (ton/ha/y)
14,94
13,13
12,04
11,21
10,45
9,60
8,67
Genel hacim (m³/ha)
119,56
105,08
108,36
100,96
104,49
96,06
86,72
II
İdare süresi (y)
9
10
10
10
11
11
11
Ortalama artım (ton/ha/y)
8,86
7,91
7,23
6,80
6,44
5,96
5,48
Genel hacim (m³/ha)
79,77
79,18
72,38
68,02
70,90
65,58
60,36
III
İdare süresi (y)
10
11
11
11
12
12
12
Ortalama artım (ton/ha/y)
4,62
4,14
3,84
3,61
3,41
3,18
2,92
Genel hacim (m³/ha)
46,27
45,58
42,29
43,40
41,00
38,24
35,10
IV
İdare süresi (y)
11
11
11
12
12
13
13
Ortalama artım (ton/ha/y)
2,09
1,91
1,76
1,67
1,59
1,50
1,40
Genel hacim (m³/ha)
23,05
21,00
19,40
20,09
19,18
19,53
18,26

Yukarıdaki çalışmalar, ülkemizde Eucalyptus camaldulensis ve Eucalyptus grandis türlerinde yapılacak ıslah çalışmalarıyla birim alandaki üretimin büyük çapta artabileceğini göstermektedir. Özellikle klonal denemeler sonucu kalıtsal üstünlükleri belirlenmiş üstün ağaçlar (elit ağaçlar) kullanılarak, vejetatif yolla üretilmiş fidanlar üretimi büyük çapta artırabilecektir. Ayrıca üstün ağaçlar arasında kontrollü tozlaşmalar sonucu elde edilen melezlerin seleksiyon ve denemeleri ile verime katkılar olabilecektir. Bu nedenlerle ilk aşamada ülkemizde kendilerini kanıtlamış iki okaliptüs türünün, ülkemizdeki deneme ve ağaçlandırma alanlarındaki bireyleri dikkate alınarak bir ıslah planlaması yapılması uygun olacaktır.

Biyokütle üretimi amaçlı ağaçlandırmalar ve uygulama esasları

Biyokütle üretimi amaçlı ağaçlandırmalarla ilgili tanımlar bu bölümün başlangıcında açıklanmıştır. Bu alt bölümde biyokütle üretimi amaçlı ağaçlandırmalardaki uygulama esasları ele alınmıştır. Odun hammaddesi yenilenebilir bir enerji kaynağıdır. Dünya fosil enerji kaynaklarının hızla tükenişi nedeniyle odun hammaddesi ile diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi gittikçe artmaktadır. Enerji amacı için çok sık dikim aralıkları kullanılan kısa idare süreli plantasyonlar kurulmaktadır. Çok sık dikim aralıkları ile kurulan bu ağaçlandırmalardan, kâğıt ve lif yonga endüstrisinde kullanılan ince çaplı materyal de elde edilmektedir. Enerji üretimi yanında ince çaplı odun üretimi de ülkemiz bakımından büyük önem taşımaktadır. Nitekim son yıllarda her yıl yaklaşık 4-5 milyon m³ ince çaplı odun ithalatı yapılmaktadır[1]. Bazı gelişmekte olan ülkelerde toplam enerjisinin %90’ı ağaçlardan sağlanmaktadır (Savill ve Ark.1997).

Biyokütle üretimi amaçlı ağaçlandırmalarda alan hazırlığı ve diğer silvikültürel işlemler

Biyokütle üretimi için uygun araziler verimli veya terk edilmiş tarım alanlarıdır. Verimli (birinci bonitet) orman alanları da biyokütle üretiminde kullanılabilir. Daha önce belirtildiği gibi; biyokütle üretiminde kullanılan hızlı gelişen türlerin, daha fazla besin maddesi gereksinimleri bulunmaktadır. Çok kısa idare süreli entansif plantasyonlar tarımsal üretime yakın olup toprak besin maddeleriyle ilgili kıyaslamaların tarım bitkileriyle yapılması uygundur. Bu bağlamda yapılan kıyaslamada, biyokütle üretimi tarım bitkilerine oranla besin maddesi isteği daha az olan bir üretim sistemdir (Miller 1989). “Alt bölüm 14.3.1. ve 14.3.2.” ‘de verilen örneklerdeki sayısal değerler de plantasyonların, tarım bitkilerine oranla toprağın besin maddelerini daha az tükettiklerini göstermektedir. Bununla birlikte hem endüstriyel hem de biyokütle üretimi amaçlı ağaçlandırmalar ile çok kısa idare süreli plantasyonlarda, toprak analizlerine göre gerekli olan gübre verilmelidir.

Biyokütle üretimi amaçlı ağaçlandırma yapılacak alanlar, fidan veya çeliklerin dikiminden önce riperle derin olarak işlenir. Bunun ardından diskli pulluk veya soklu pullukla üst toprak işlemesi (40 cm derinlikte) yapılmalıdır. Daha sonra diskaro ile kesekler kırılır ve alan dikime hazır hale gelir. Bazı toprak koşullarında riperle derin toprak işlemesinin ardından doğrudan diskleme işleminin yapılması yeterlidir. Biyokütle üretiminde, dikim aralıklarının bir yönde küçük traktörlerin bakım yapılabileceği genişlikte olması (yaklaşık 1 m) uygun olur. Çok sık dikim aralıklarıyla kurulan örneğin 1-5 yıllık idare süreli ağaçlandırmalarda, bazı koşullarda bakım yapılamayabilmektedir.

Mini kısa idare süreli yoğun plantasyonlar, dikim ve kesime dayalı silvikültürel objelerdir. Baltalık olarak işletilmemesi durumunda veya baltalık dönüşümlerinden sonra, yeni plantasyonlar için kökleme ve yeniden toprak işleme gerekmektedir. Toprak işlemeden önce yeterli hasat artığının bulunması halinde, denetimli yakma uygulanması toprağın verimliliğini artırmaktadır.

Ülkemizde biyokütle üretimi amaçlı araştırmalar ve önerilebilecek türler

Ülkemizde biyokütle üretimi amaçlı araştırmalar

Biyokütle üretimi bakımından ülkemizde henüz bir strateji ve planlama bulunmamaktadır. Bilinçli teknik uygulamalar da yok denecek kadar azdır. Araştırmalar henüz başlangıç aşamasındadır. Ülkemizde temel bir biyokütle araştırması üç ayrı çok sık dikim aralığı kullanarak, I-214 melez kavak klonunda yürütülmüştür (Birler ve Ark. 1996a). 
 I-214 klonunda melez kavak biyokütle araştırması için kullanılan dikim aralıkları ve hektardaki ağaç sayıları (Birler ve Ark. 1996b).

Dikim aralığı (m)
Bir ağaca düşen alan (m)
Hektardaki ağaç sayısı
0.5x1.93
0.965 m²
10362
1.5x1.93
2.895 m²
3454
2.5x1.93
4.825 m²
2072

Tabloda yer alan üç farklı çok sık dikim aralığında yıllık azami hacim, kuru madde ve enerji artımı değerleri ile bu değerlerin oluştuğu idare süreleri “Tablo 14.17” de bir araya getirilmiştir (Birler ve Ark. 1996b).
“I-214” melez kavak biyokütle üretimi ağaçlandırmalarında yıllık azami hacim, kuru madde ve enerji artımları ile bu artımların sağladığı idare süreleri (Birler ve Ark. 1996b).
Yıllık azami
artımlar
Ölçüler ve birimler
Dikim aralıkları (m xm)
0.5 x 1.93
1.5 x 1.93
2.5 x 1.93
Hacim
Artım (m3/ha/yıl)
21.291
13.671
12.086
İdare süresi (yıl)
5
7
8
Kuru madde
Artım (ton/ha/yıl)
5.930
3.814
3.379
İdare süresi (yıl)
6
7
9
Üst enerji
Artım (kcal/ha/yıl)
26 403
16 995
15 995
İdare süresi (yıl)
6
7
9

Tablo verilerine göre sık dikim aralıklarında biyokütle olarak daha kısa idare süresinde daha fazla hacım, kuru madde ve enerji artımı elde edilebilmektedir. Bu sonuçlara göre makineli bakım yapmaya uygun en dar dikim aralıkları, daha kısa sürede daha fazla biyokütle elde edilmesinde öne çıkmaktadır.
Tablo değerlerine göre; dikim aralığı sıklaştıkça yıllık artım daha erken maksimuma ulaşmakta, meşcere hacmi daha fazla olmakta ve plantasyon daha kısa idare süresi ile yönetilebilmektedir. Buna bağlı olarak kuru madde ve enerji artımları da daha sık dikim aralıklarında, daha erken ve yüksek değerlerde oluşmaktadır.
Araştırma sonucunda en sık dikim aralığı (0.5x1.93m; 10362  ağaç/ha) için hazırlanmış olan “enerji hasılat tablosu” aşağıda belirtilmiştir (Tablo 14.18)  (Birler ve Ark. 1996b).

“I-214” melez kavak biyokütle üretimi ağaçlandırmaları için eşdeğer üst enerji hasılat tablosu (Birler ve Ark. 1996b).
Dikim aralığı: 0.50 m x 1.93 m (0.965 m2/ağaç (10363 ağaç/ha)
Yaş
Orta Ağaç
Orta ağaç enerji verimi
Meşcere enerji verimi
Yaş
Göğüs çapı
(cm)
Tam Boyu
 (m)
Gövde
odunu
Dal
odunu
Kök
odunu
Kabuk
Toplam
Ağaç sayısı
(ad/ha)
Toplam
Yıllık artım
(1000 kcal/ha)
3
3,97
6,49
4531
186
633
797
6147
10160
62457
20819
3
4
4,66
8,14
7523
292
803
1238
9856
10059
99142
24786
4
5
5,10
9,41
10344
385
934
1645
13308
9893
131652
26330
5
*6
5,41
10,40
12903
473
1039
2010
16425
9645
158420
26403
*6
7
5,64
11,19
15128
548
1126
2330
19132
9300
177931
25419
7
8
5,82
11,84
17091
615
1196
2608
21510
8839
190127
23766
8
9
5,96
12,38
18887
677
1253
2853
23670
8248
195229
21692
9
Tablo verilerine göre; 0.5x1.93 m dikim aralığında, I 214- melez klonu için en yüksek enerji verimine (26403x1000 kcal/ha) 6 yaşında ulaşmaktadır.
Bulgulara göre; tarım alanlarında ve iyi bonitet orman alanlarında, sulama ve gübrelemeyi de içeren kısa idare süreli yoğun kültür yöntemleri kullanılarak, değişik türlerin üstün klonları ile kurulacak biyokütle amaçlı plantasyonlar, kâğıt ve lif-yonga endüstrisinin gereksinimlerinin önemli bir bölümünü karşılayabilir. Yahut enerji üretimi için kullanılabilir. Enerji üretiminde kalorisi yüksek hızlı gelişen türlerle araştırmalar önem taşımaktadır. Birim alanda biraz daha yavaş gelişen ancak kalorisi yüksek bir tür, daha hızlı gelişen ancak kalorisi düşük bir türden daha fazla enerji sağlayacak odun üretebilir.

Ülkemizde biyokütle üretimi için önerilebilecek türler

Ülkemizde iklim bölgelerine göre biyokütle denemeleri ve üretimi için aşağıda belirtilen türler önerilebilir.

Akdeniz Bölgesi: Eucalyptus camaldulensis, E. grandis, E. globulus, Acacia cyanophylla, Casuarina equisetifolia.

Karadeniz ve Marmara Bölgeleri: Populus nigra, P. deltoides ve P. X euramericana klonları, Salix sp.,  Fraxinus excelsior, Alnus glutinosa, Robinia pseudoacacia, Castanea vesca, Ulmus sp.

Doğu Anadolu ve İç Anadolu Bölgeleri: Populus nigra, Salix sp., Robinia pseudoacacia, Platanas orientalis, Ulmus minor.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi: Populus nigra, P. X euramericana, Salix sp.,  Acacia melanoxylon, Eucalyptus dalrympleana, E. camaldulensis, E. grandis, Haloxylon persicumm, Tamarix aphylla.

Ege Bölgesi: Eucalyptus camaldulensis, E. grandis, Populus nigra, P. X euramericana, Salix sp.
Ülkemizde yakacak odun üretimi bakımından, meşe baltalıkları önemli bir işlev yapmıştır. Günümüzde baltalık ormanlar daha verimli olacağı düşünülen koru ormanlarına dönüştürülmektedir (2006 yılından beri). Bu ortamda ülkemizin değişik yörelerinde uygun türlerle biyokütle ağaçlandırmalarının kurulması önem taşımaktadır. Bu nedenle yapılacak araştırmalarla kâğıt, lif ve yonga sanayileri ile enerji üretimi için amaç çapları türlere ve dikim aralıklarına göre belirlenmeli ve bu amaç çaplarına ulaşma süreleri de saptanmalıdır.
Dünyanın fosil enerji kaynakları, kömür dışında 50-100 yılda tükenecektir. Yeni rezervlerin bulunması ile süre sınırlı olarak uzayabilir. Doğal olarak fosil enerji kaynaklarının yerine alternatif enerji kaynakları araştırılmakta veya kısmen kullanılmaktadır. Yenilenebilir bir enerji kaynağı olan odun enerjisi, biyokütle üretimi ile geleceğin enerji kaynaklarına önemli katkılar yapabilecektir.

Yukarıda da açıklandığı gibi;   ülkemizde yeterli araştırma olmamakla birlikte, biyokütle üretimi bakımından 1-6 yıllık idare süreleri kullanılabilecektir. Bir yandan biyokütle amaçlı ağaçlandırmalar için araştırmalara hız verilmeli diğer yandan da kavak, söğüt ve diğer türlerde ön biyokütle ağaçlandırmaları kurulmalıdır.

Okaliptüs (Eucalyptus) Gövde


Okaliptüs (Eucalyptus) Çiçekleri


Okaliptüs (Eucalyptus) Yaprakları


Okaliptüs (Eucalyptus) yaprakları


Okaliptüs (Eucalyptus) Ormanı


Resim yazısı ekle Plantasyomu

Okaliptüs (Eucalyptus)Olgunlaşmamış Tohumları

Share

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.