25.10.2016

SU EROZYONU ÇEŞİTLERİ

Global Bilgiler  /  at  15:02  /  No comments

Global Bilgiler
Mekanik erozyon, aşınma - taşınma ve birikme özellikleri göz önünde tutularak başlıca beş aşamada incelenebilir. Herhangi bir erozyon olgusunda bu aşamalardan biri, birkaçı ve yüzey akışın şiddetine göre hepsi birden meydana gelebilir.

Bunlar sırasıyla;

Yağmur Damlası Sıçrama Erozyonu

Su erozyonu sürecinde ilk aşama toprağa düşen yağmur damlalarının neden olduğu çarpma olayıdır. Yağmur yağmaya başladığında toprak yüzeyi çoğu kez kurudur. Kuru ve çıplak toprak yüzeyine çarpan yağmur damlaları, toprak kümeciklerini (Agregetları), kesekleri parçalayarak dağıtır, toprağı nemlendirir, giderek ıslatır, şişen yüzey toprağını gevşetir. Suyun bir kısmı toprak içine sızarken (İnfiltrasyon) geriye kalan kısmı yüzeyde bir toprak -su karışımı oluşturur.

Bu kez, bu toprak - su yüzeyine hızla çarpan yağmur damlaları, çamurlu suyu havaya sıçratarak, toprak taşınmasını başlatırlar. Bu olayda suyla karışık toprak tanecikleri yaklaşık 1m. çapında bir daire içerisinde yukarıya ve yanlara doğru sıçrar. Yamaç arazilerde sıçrama, rüzgâr yönünde ve eğimin aşağısına doğru meydana gelir. Bu durum, ince toprak taneciklerinin eteklerde toplanmasına, tepe kesiminde ise verimsiz kaba materyalin kalmasına neden olur.

Sıçrayan çamurlu su içerisindeki toprak tanecikleri yere düştüklerinde, toprak yüzeyine açılan kanalcıkları, gözenekleri doldurup tıkayarak toprak yüzeyini geçirimsiz bir duruma getirirler. Böylece infiltrasyon hızla düşer, yüzey akış miktarı artar. Bu durum özellikle zayıf strüktürlü topraklarda ve şiddetli yağışlardan sonra daha belirgindir. Toprağın giderek azalan infiltrasyon hızı, yağış hızının altına düşünce önce yüzeydeki mikro rölyefi oluşturan çukurluklar dolar. Daha sonra biriken su tüm yüzeyi kaplar ve arazi eğimine uyarak yüzey akışını başlatır. Yağış süresince, yüzey akış suları yağmur damlalarının çarpma etkisiyle defalarca sıçrayarak toprak agregatlarını daha küçük parçacıklar ve hatta teksel tanecikler haline getirirler ve onların süspanse halde kalmalarına neden olurlar. Bundan dolayı, yağış anındaki taşınma çok daha fazladır. Yağmur damlası erozyonu, su erozyonunun başlangıç aşamasını oluşturur. Çok büyük kayıplara yol açmakla beraber çiftçiler bunu kolay kolay farkedemezler. Diğer erozyon çeşitlerine zaman hazırlar.

Yağmur damlası erozyonunu denetim altına almada yapılacak ilk iş toprak yüzeyini örtülü tutmaktır. Yüzeyi kaplayan canlı bitkiler (Çayır otları, yem bitkileri, ormanlar) ya da bitki artıkları, düşen yağmur damlalarının darbe etkisini önlemede bir tampon görevi yaparlar.

Yüzey Erozyonu (Tabaka) :

 Yukarıda kısmen değinildiği üzere, yağmur damlalarının sıçratması ve ardından oluşan yüzey akış suyu ile birlikte, arazi yüzeyinin tümünde, yüzey toprağının ince bir tabaka halinde taşınması olayına “yüzey erozyonu” veya “tabaka erozyonu” adıverilir.

Yüzey erozyonuyla, küçük toprak parçacıkları ve tanecikleri, organik madde ve çözünebilir bitki besin elementleri uzaklaştığı için toprak, verimlilik ve üretkenlik niteliklerini önemli düzeyde kaybeder. Bu, özellikle toprak işlemeli tarım arazilerinde sinsice cereyan eden, dikkat çekmeden ilerleyen, dolayısıyla en tehlikeli olan bir erozyon çeşididir.

Örnek olarak; belli kalınlıktaki defterin her gün bir yaprağı koparılırsa kalınlığındaki azalış günlük olarak hissedilememekle beraber, belli bir süre sonra defterin tükendiği görülür. İşte, toprağını yanlış kullanan ve gerekli önlemleri almayan çiftçiler de her yağışta farklı incelikte tabakalar halinde kaybolan topraklarını fark edemezler. Verimli ve koyu renkli üst toprağın zamanla taşınarak kaybolduğunu, verimsiz ve açık renkli alt toprağın yüzeye çıkmasıyla ve toprak işleme sırasında kullandıkları aletlerin sert tabakalara rastlamasıyla anlarlar. Sonra da topraklarının bini bereketi kalmadığından yakınırlar.

 Yüzey erozyonu, yoğun yağış alan eğimli ve çıplak arazilerde, organik maddece fakir, zayıf yapılı (Zayıf Strüktürlü) topraklarda, killi ve yüzey toprağın hemen altında geçirimsiz katman bulunduran alanlarda daha zararlı olmaktadır.

Yüzey erozyonunun arazideki belirtileri şunlardır;

· Arazi yüzeyinde yüzey akış çizgileri,
· Alt toprağın pulluk tabakasına karışması,
· Yamaç, etek ve tabanda yeni taşınmış ince toprağın var olması,
· Sulama ve drenaj tesislerinde silt birikmesi,
· Derelerin bulanık akması.

Yüzey erozyonunun temel nedeni, damla erozyonu ile başlamış olan yüzey akıştır. Yüzey akış suyu arazi eğimine bağlı olarak gittikçe artan bir kinetik enerji kazanır. Bu enerjinin bir bölümünü, aktığı yüzeyi sürtünerek aşındırmada, büyük bir bölümünü de aşındırdığı materyali taşımada (Sürükleme) kullanır.

Yüzey akış suyunun erozyon oluşturmadaki etkinliği onun;

· Akış hızına,
· Çalkantısına,
· Türbülansına,
· Aşındırma gücüne,

 bağlıdır.

Akış hızı; arazinin eğimi ve yüzey akış suyunun kalınlığı arttıkça artar.

Akışın çalkantı ve türbülansı, yüzey akışın çukurlarda toplanmasıyla ve yağış yoğunluğunun artmasıyla artar.

Aşındırma gücü, akan suyun enerjisine, su içerisindeki süspanse materyalin miktarına ve çeşidine göre artar, azalır.

Toprak parçacıkları, yüzey akış suyunun aşındırma, sürükleme (Yuvarlama) ve kaldırma kuvvetlerinin ortaklaşa etkisi sonucunda harekete başlarlar. Su toprak yüzeyinden akarken akış yönünde etkili olan yatay kuvvetler, toprak parçacıklarını ana kitleden söküp koparırlar.

Yüzey akış suyu yüzey çukurluklarından geçerken çalkantı ve türbülans kazanır. Bu sırada su içinde ortaya çıkan farklı hızlar ve basınçlar düşey akışa ve girdaplara yol açar. Suyun yukarıya doğru hareketi sırasında kaldırma etkisiyle toprak parçacıkları yerinden oynatılmış olur.

Toprak parçacıkları yüzeyde sürüklenerek (yuvarlanarak), sıçrayarak ve suda asılı olarak (süspansiyon) taşınırlar. Sürüklenerek taşınma akan suyun yatay kuvvetinden, sıçrayarak ve süspansiyon halinde taşınma ise suyun çalkantı ve türbülansından ileri gelir.

Yüzey erozyonu ile taşınan materyalin miktarı, yüzey akışın taşıma gücüne ve toprağın taşınabilirliğine bağlıdır. Toprağın taşınabilirliği ise, bireysel toprak parçacıklarının şekline, iriliğine, yoğunluğuna, stabilitesine, bitki örtüsünün ve diğer engellerin geciktirme etkisine bağlıdır. Küçük ve hafif parçacıklar daha kolay taşınırlar. İri ve ağır olanlar geride kalırlar veya çok az hareket ederler.

Yüzey erozyonunu denetim altına almak için, yüzey akış suyunun hızını ve kalınlığını (debisini) azaltıcı toprak yönetimi uygulamak gerekir. Bu kapsamda; Arazi yüzeyini örtülü tutmak (Bitki örtüsü, malç, şerit ekim), eğimi azaltmak (Teraslama, kontur işleme), toprağı organik maddece zenginleştirmek (Ahır gübresi, Yeşil gübre, Çok yıllık baklagiller, çöp kompostu) strüktürü geliştirmek (Tavında uygun toprak işleme), toprağı bilinebilen sağanak yağışlardan sonra işlemek gibi önlemler sayılabilir.

Oluk Erozyonu (Parmak) :

Yağışın yüzey akışa geçen kısmının bir bölümü yüzeydeki küçük çukurluklarda toplanırken bir bölümü de toprağın düşük dirençli, gevşek yapılı yerlerinden akarak yüzeyde ince kanalcıklar oluşturur. İnce kanalcıklar içinde eğim aşağı doğru akmaya başlayan yüzey akış suyu, akış yolu boyunca giderek artan bir oyma ve taşıma gücü kazanır. Bu su, akış yolu üzerindeki her kıvrım veya çıkıntıdaki toprak kitlesini gevşetir, oyar ve toprak parçacıklarını yerinden koparır. İşte eğim aşağı doğru akan bu suyun toprak yüzeyinde ince kanalcıklar oluşturmasına, onları derinleştirip genişletmesine, elin parmakları gibi oluklar açmasına oluk, ya da parmak erozyonu adı verilir. Bu oluklar kendiliğinden veya eğim doğrultusundaki sürüm karıkları, hayvan ayak izleri ve tarım makineleri izleri dolayısıyla oluşurlar.

Arazide oluk erozyonu yüzey erozyonuna göre çok daha belirgindir. Ancak çoğu çiftçiler bu olukları pek fazla önemsemezler ve sürümle düzleyip geçerler. Aslında bu erozyonla meydana gelen toprak kaybı yüzey erozyonu ile olandan daha az değildir. Uğranılan zarar, toprağın üretkenliği iyice azalıncaya kadar fark edilmez.

Oluk erozyonu hafif eğimin (%6 eğimin) üzerindeki eğim derecelerinde çok daha zararlı olmaktadır.

Bu erozyonun yol açacağı zararları azaltmak için, öncelikle araziyi eğime dik doğrultuda (Kontur) işlemek gerekir. Oluk erozyonu, yüzey erozyonu ile oyuntu erozyonu arasında bir geçit gibidir.

Oyuntu Erozyonu (Sel Yarıntısı)

Oluk erozyonunun ilerlemiş aşamasına “oyuntu erozyonu” adı verilir. Eğim aşağı akmaya devam eden yüzey akış sularısel halinde arazinin çukur kesimlerinde toplanır ve bir çıkış yolu oluşturmaya veya var olan akış yollarını derinleştirip, genişletmeye çalışırlar. Ayrıca arazinin eteklerine doğru birbirlerine yaklaşan oluklar birleşerek genişleyip derinleşir ve birtakım oyuntular meydana getirirler. Bu oyuntular toprak işleme sırasında ortadan kaldırılıp düzenlenmediği taktirde, yarıntılar süreklilik kazanır ve her yüzey akışta daha da büyürler. Bu oluşuma oyuntu erozyonu adı verilmektedir. Oyuntu erozyonunun en önemli zararı, fazlaca toprak kaybı yanı sıra, araziyi küçük parçalara ayırarak tarımsal bütünlüğü bozmasıdır. Bu oyuntular derinleşip genişledikçe tarım makinelerine geçit vermez ve böylece yarıntılar arasında kalan küçük tarla parçaları terkedilmek zorunda kalır.

Arazideki doğal drenaj yolları, çukurluk alanlar, eğim doğrultusundaki sürüm karık ve ekim sıraları, hayvan ve makine izleri oyuntu erozyonuna zemin hazırlarlar.

Arazide sel yarıntılarının oluşumuna neden olan unsurlar şunlardır :

· Doğal hendekler,
· Hendeklerde oluşan su düşüleri,
· Toprağın donma ve çözülmesi,
· Heyelanlar.

Fazla eğimli arazilerde genellikle derin, az eğimli arazilerde ise geniş oyuntular oluşur. Oyuntuların ıslahı oldukça güç ve pahalıdır. Önemli olan, oyuntuyu toprakla doldurarak araziyi geri kazanmaya çalışmak değil, oyuntunun oluşumunu önlemektir. Bu amaçla alınacak teknik önlemler oldukça pahalıdır.

Kanal Erozyonu (Yatak)

Fazla yağış zamanında oluşan yüzey akış suları, araziden aşındırmış olduğu materyali bir yatak içerisinde belli bir süre taşır ve sonra devamlı bir akarsuya veya denize ulaşır.

Yatağında akmakta olan sel sularının, debisine ve yatak eğimine bağlı olarak tabanını (Mecrasını) ve kıyılarını aşındırarak oyması ve götürmesine “Kanal Erozyonu” adı verilir.

Kanal tabanının oyulup derinleşmesine “Mecra Erozyonu”, yatak eğiminin az olduğu yerlerde selin, kanal kenarlarını oyarak toprağı göçük halinde götürmesine ve böylece sel yatağının genişlemesine “Kenar Erozyonu” denilir.

Bir sel içerisindeki materyal tanecikleri;
· Yatakta sürüklenme ve yuvarlanma (Yatak yükü)
· Sıçrama (Saltasyon)
· Suda asılma (Süspansiyon) gibi hareketlerle taşınırlar.

Bu sel içerisinde taşınan sedimentin miktarı ise;
· Selin hızı ve debisine,
· Sel yatağının eğimi ve pürüzlülüğüne,
· Taşınan materyalin özgül ağırlığı, şekli ve iriliğine bağlı olarak artar, azalır.

Taşınan sediment miktarı, selin değişik evrelerinde bulanık su örnekleri alınarak, hız ölçümleri yapılarak, selin bıraktığı izler ve döküldüğü yer incelenerek tahmin edilmeye çalışılır.

Kanal erozyonunun neden olduğu felaket ve zararlar herkesçe bilinir ve görülür, ama çoğu kez önlem alınmaz. Özellikle belli dönemlerde meydana gelen büyük seller önemli can, mal ve tesis kaybına neden olmaktadır. Öte yandan kanal erozyonu, akarsu ve göllerin su kalitesini düşürmekte, barajların dolmasına, ekonomik ömürlerinin kısalmasına yol açmaktadır.

Kanal erozyonunun önlenmesi için havza çapında çok yönlü ve geniş kapsamlı teknik ve kültürel önlemler alınması zorunludur ki, çok büyük yatırımlar gerektirir.

Share

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.