31.10.2016

TUZLU TOPRAKLARIN REHABILITASYONU VE AĞAÇLANDIRILMASI

Global Bilgiler  /  at  02:23  /  No comments


Global Bilgiler
Toprak Reaksiyonu
Toprak reaksiyonu, toprağın asitliliğini, alkaliliğini veya nötral durumunu ifade etmektedir. Yani toprakta bulunan hidrojen iyonlarının az veya çok olduğunu göstermektedir. Toprak reaksiyonu (pH) ile gösterilir. Suda H+ ve OH - iyonları birbirine eşit olduğu takdirde su nötral durumdadır. Saf suyun pH’ı 7’dir. pH değerinin bir rakam artışı veya eksilişi, H+ ve OH- konsantrasyonunun 10 misli artmasına veya eksilmesine sebep olur. Yani pH 7’den 8’e çıkarsa, topraktaki OH- grubu 10 misli artmaktadır. H+ ve OH- konsantrasyonlarının çarpımı daima sabit olup biri arttığında diğeri azalır. Toprak çözeltisinde serbest hidrojen (H+) iyonlarının konsantrasyonu, hidroksit (OH-) iyonlarından fazla ise çözelti asittir.Bu durumun tersi olursa çözelti alkalindir. Yani pH 7’den küçük ise asit, 7’den büyük ise alkalin, 7 ise nötr durumu gösterir.
Nemli bölge topraklarında pH, 7’in altında, kurak bölge topraklarda ise 7’nin üzerindedir. Yağışlı  bölgelerde,  toprak  yıkanır.  Böylece  sudaki  hidrojen  katyonları  topraktaki  metal katyonların yani Ca, Mg, K ve Na gibi katyonların yerine geçer ve hidrojen iyon konsantrasyonu artarak toprak asitlenir. Kurak bölgelerde ise, topraktaki bazların yıkanması son derece sınırlıdır. Bu yüzden kurak bölge toprakları alkalin reaksiyon gösterir.
Kireçli topraklar fazla miktarda kalsiyum Karbonat (CaCO3) ihtiva eder. Kalsiyum karbonatın suda çözülmesi ile OH- artışı meydana gelir ve pH 8.3 kadar yükselir.
Kurak bölgelerde Sodyum (Na), Sodyum Karbonat halinde toprakta birikir ve pH 10 a kadar yükselebilir (Alkalileşme). Nemli bölgelerde toprağın yıkanması sonucunda, sodyum topraktan uzaklaşır. Tuz, topraklarda eriyik halde bulunur ve toprak çözeltisinin osmetik basıncını artırır. Böylece suyun yukarı doğru çıkmasını güçleştirir.
Tuzlanma
Tuzlanma, toprağın alt horizonunda veya ana materyalde bulunan tuzların toprak yüzeyine kadar çıkması ile meydana gelir. Bu tip topraklar, bol miktarda Na, Ca, Mg ve K tuzları ihtiva eder. Tuzlu topraklarda, toprak profil yapısı olmadığı için toprak strüktürsüzdür. Yani toprak parçacıkları kesek, kırıntı, blok ve prizma şeklinde birleşip taneli, küremsi, levhamsı ve blokumsu gibi şekiller halinde sınıflandırılamazlar. Toprak strüktürü, topraktaki boşlukların şekillenmesi açısından önemli olup, toprakta su ve havanın dolaşımı ile hava hareketliliğini tayin eder. Tuzlu topraklarda, toprağın verim kapasitesi düşer ve tuz, bitkiler üzerinde zehirleyici etki yapar.
Drenajı iyi olmayan ve ana materyalde tuz bulunan tarım alanlarında yanlış sulama sonucunda tuzlanma olayı ortaya çıkmaktadır. Toprağın alt katlarına inen fazla sular, burada bulunan tuzları eriterek bünyelerine alırlar ve kapilarite ile yüzeye çıkarlar. Suyun buharlaşması sonucunda toprak içerisinde ve yüzeyinde birikirler.
Ormanların tahribatı ile bitkilerin kullandığı ve buharlaştırdığı yağış suları azalır ve suyun önemli bir bölümü toprağa intikal ederek yer altı su tablasını yükseltir. Gerçekten toprağa aşırı su verilirse, önce ana materyal, daha sonra da toprağın tamamı su ile doygun hale gelir. Toprak yüzeyine yükselen su beraberinde tuzları da getirir ve suların buharlaşması ile de tuzlanma olayı ortaya çıkar.
Düz havzaların alçak kısımlarında bulunan göllerin kenarlarında bulunan topraklarda taban suyu seviyesi yüksektir. Kapilaritenin etkisi ile de tuzlu sular yüzeye kadar gelir ve buharlaşmanın etkisi ile de toprakta birikir. Drenajı iyi olan yüksek yerlerde yıkanmadan dolayı tuzluluk görülmez veya bu sahalarda tuz birikimine toprağın derin kısımlarında rastlanır.
Erozyon sonucunda evaporit kökenli killi - milli - kumlu ana materyalin yüzeye çıkması  ile tuzlu topraklarda ortaya çıkar. Bu toprakların bünyesinde bol miktarda çözülebilir bikarbonat, sülfat, klor ve diğer katyonlar bulunur.
Tuzlu Topraklar
Yüksek miktarda çözünebilir tuzlar ihtiva eden topraklardır. Bu topraklar kurak ve yarı kurak bölgelerde drenajın yetersiz olduğu alanlarda yaygındır.
Yüksek miktardaki sodyum değeri ile diğer topraklardan ayrılır. Yağışlı bölgelerde toprak, su ve bitki arasında doğal dengenin bozulması halinde daha fazla su toprağa intikal etmekte ve bu da taban suyunun yükselmesine sebep olmaktadır. Bu durum genellikle düz yerlerdeki tarım ve mera alanlarında ortaya çıkmaktadır.
İşte asıl amaç, doğal dengenin bozulması ile toprağa intikal eden ilave suyu azaltacak tedbirler almaktır. Bu tedbirler içerisinde en önemlisi ağaçlandırmalardır. Böylece tuzlu taban suyundan etkilenen topraklar rehabilite edilir ve tuzlanmanın genişlemesi önlenmiş olur.
Tuzluluk yarı kurak ve kurak bölgelerde daha yaygındır. Bu bölgelerde yağışın yetersiz olmasından dolayı araziler alkali alt toprağa, nötr veya alkali üst toprağa sahiptirler.
Halofit
Tuzlu topraklara karşı dayanıklı olan bitkilerdir. Bu bitkilerin hücre özsuyu konsantrasyonu, tuzlu sudan fazla olduğu için tuzlu suyu çekme kudretine sahiptir.
Uygulama Yöntemi
(1) Ekolojik açıdan hassas bir dengeye sahip tuzlu ve potansiyel tuzlu geniş sahalarda arazi kullanımı genellikle tarım ve mera şeklinde olmalıdır. Yani böyle sahalarda zorunlu olmadıkça ağaçlandırma yapmamalıdır.
Çünkü mera ve tarla kültür bitkilerinin;
·    Yetiştirme masrafları daha azdır.
·    Ekonomik geri dönüşleri daha kârlıdır.
·    Tuza dayanıklı çok türleri vardır.
·    Kök ve anızları sayesinde, toprağa daha fazla organik madde verirler.
(2)     Tuzlanmaya müsait sahalarda, su isteği fazla, tuza dayanıklı çok yıllık bitkilerle suni mera tesis etmeli veya yüksek verimli tarım bitkisi kullanılmalıdır.
Çok yıllık bitkiler derin kök yapısı ile, toprağın derinliklerinden bulunan suyu bütün yıl boyunca kullanabilirler. Yüksek verimli tarım bitkilerinin de daha fazla su kullandıkları tespit edilmiştir. Mesela, düşük verimli bir tarım bitkisi yılda sadece 236 mm su kullandığı halde, yüksek verimli bir tarım bitkisi 391 mm su kullanabilmektedir (Frenchve Schulz, 1984). Tuzlu topraklara en fazla dayanan mera bitkileri: Çilek üçgülü (Trifolium fragiferum), Kılçıksız brom (Bromus inermis), Çayır yulafı (Avena elafior), Otlak ayrığı (Agropyron elongatum)
(3)    Potansiyel tuzlu meralarda hayvan otlatmacılığı çok iyi planlanmalı yani aşırı otlatmanın önüne geçilmelidir.
(4)    Gerektiği yerlerde drenaj kanalları inşa edilmelidir.
(5) Uygun sahalarda ağaçlandırmalar yapılmalıdır. Ancak tarım ve mera alanlarında yapılacak ağaçlandırmalar küçük alanlarda uygulanmalıdır.
Ağaçlandırma çalışmalarında şunlara dikkat etmelidir
·         Toprağın tuzluluk derecesi ölçülmelidir.
·         Tuzluluk derecesine uyan türler tespit edilmelidir.
·         Maksimum su kullanan türler seçilmelidir.
·         Seçilen Türler, tarım ürününü ve hayvanları rüzgârdan en iyi şekilde korumalı, ilave yakacak ve kereste üretimini en iyi şekilde sağlamalıdır.
·         Yapılacak ağaçlandırma miktarı, kapladığı alan olarak, meranın ve tarımın üretim kapasitesini azaltmamalıdır.
Ağaçlandırılması düşünülen sahalar genellikle şunlardır
·         Yağışın kolayca taban suyuna inebildiği kumlu sahalar,
·         Dikilmesi düşünülen fidanların kökleri taban suyuna ulaşabileceği meyilli sahalar,
·         Islak alanlar,
·         Erozyona müsait sahalar,
·         Yol ve tel örgü kenarları,
·         Rüzgâr şeritleri için düşünülen araziler,
Dikimde tuzun kolayca yıkanabilmesi amacıyla çıplak tuzlu alanlar tekli riperle yırtılmalı ve daha sonra buharlaşmayı azaltmak, vejetasyonu geliştirmek ve erozyon riskini azaltmak için de, çalı ve ot gibi materyalle kapatılmalıdır. Böyle yerler için tuza dayanıklı türleri seçmek gerekir. En uygun türler; İğde, Akkavak, Gladiçya, Dişbudak, Okaliptus, Akasya vs. dir.

Share

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.