10.12.2016

AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMALARININ AŞAMALARI

Global Bilgiler  /  at  01:24  /  No comments

Ağaçlandırma çalışmaları aşağıda belirtilen aşamalardan oluşmaktadır:
A — İç taksimat şebekesinin aplikasyonu,
B — Sahanın hazırlanması (örtü temizliği),
C — Toprak işleme,
D —  Dikim,
E —  Bakım,
F —  Koruma
A —  İÇ TAKSİMAT ŞEBEKESİNİN APLİKASYONU:
Uygulama projesindeki yollar, bölme ve bölmecik hudutları, yangın emniyet yolu ve şeritleri, bekçi ve fidancı evlerinin yerleri, kazıklarla ve tanıtma levhaları ile belirtilmek suretiyle İç taksimat şebekesi araziye aplike edilir. Çalışmalar sırasında bu bölmeler ağaçlandırılmayarak gerekli uygulamalar yapılır.
B — SAHANIN HAZIRLANMASI (ÖRTÜ TEMİZLİĞİ):

Ağaçlandırma sahaları genellikle maki bitkileri, orman gülleri, böğürtlen, bozuk baltalık gibi çeşitli diri örtülerle ve kesim artıkları ile kaplıdır. Mevcut diri örtünün tam alanda temizlenmesi, kesim artıklarının sahadan uzaklaştırılması esastır. İnsan gücü ile diri örtü temizliğinde çalakop (gürebi), balta, tahra, motorlu testere vb. gibi aletler kullanılır.

Diri örtü temizliğinin tam alanda yapılması esas olmakla beraber, bazı durumlarda şeritler halinde de yapılabilir. Bu uygulama arazi meylinin fazla, diri örtünün çok boylu ve yoğun olduğu, erozyon tehlikesinin bulunduğu sahalarda daha uygundur.

Örneğin; orman gülü ile kaplı sahalarda, orman gülü odununun değerlendirme imkânı olmaması halinde, 2 mt. ‘lik şerit üzerindeki mevcut diri örtü kökleri ile birlikte kaldırılır, kesilmeden bırakılan aynı genişlikteki ikinci şerit üzerine yığınlanır, kurak mevsimi takiben hepsi yakılmak suretiyle diri örtü tam alanda yok edilir. Kesmeden bırakılan şerit üzerinde yapılan yakma işlemi neticesinde, kalan kök yapısının toprağı tutması da sağlanmış olur. Ancak yakma işlemi sı­rasında yangın tehlikesine karşı tüm gerekli tedbirlerin alınması lâ­zımdır.

Ayrıca saha içerisinde mevcut değerlendirilebilecek emval alın­dıktan sonra geriye kalan kesim artıklarının uzun yıllar sahada kalması; yangın tehlikesini arttıracağından ve çeşitli böcek zararlarına yol açacağından bu artıkların toplanıp yakılmak veya saha dışına çıkartılmak suretiyle sahadan uzaklaştırılması gerekir.

Örtü temizliği sırasında, kolayca çürüyüp toprağa karışabilecek ince dal, kabuk ve yongaların sahaya bırakılması, toprağın zenginleşmesi bakımından faydalı olur.

Özellikle su açığının bulunduğu kurak mıntıkalarda fidana daha iyi bir yaşama ortamı sağlayabilmek için, topraktaki su ve besin mad­deleri yönünden fidanın ortakçısı durumunda kök yapısına sahip her- türlü bitki örtüsünün kökleri ile birlikte yok edilmesi şarttır.

Diri örtü temizliği esnasında, yangın emniyet şeritleri üzerinde, dere içlerinde bulunan yapraklı türlerle, karışıklığın sağlanması için yeterli sıklıkta bulunan ve ileride orman niteliğine kavuşacak yapraklı örtüler, yukarıdaki iç taksimat şebekesine uygun olarak bırakılır.
C — TOPRAK İŞLEME:

Toprak işlemesinden maksat, toprağa gevşek ve kırıntı bir bünye kazandırarak;

a) Fidan köklerinin gelişmesini kolaylaştırmak,

b) Toprağın su tutma kapasitesini arttırmak,

c) Topraktaki su ve besin maddelerinin fidan kökleri tarafından olay (ıkla alınabilmesini sağlamak,

d) Toprağın iyi havalanmasını ve düzenli bir gaz mübadelesini temin etmektir. Bu suretle fidan için en iyi şartlar oluşturulmuş olunur.

Yetişme muhiti şartlarının elverişsizliği daha iyi bir toprak işlemesini gerektirir.
Toprak İşleme Zamanı:

Zamanında yapılmayan toprak işleme hem ekonomik olmaz hem de beklenen faydayı sağlamaz. O bakımdan toprak işleme zamanının seçiminde özellikle toprağın işleme kabiliyetinde (tavında) olması gerekir. Toprağın çok kuru ve sert olduğu yaz devresi ile, çamurlu şya donlu olduğu kış devresinde işlenmesi uygun değildir. Zira bu devrelerde yapılan toprak işlemesi ekonomik olmayacağı gibi toprağa kırıntı bir bünye kazandırmak da mümkün olmaz. Onun için genellikle yağışların başladığı ve toprağın gevşemeye başladığı sonbahar ayları ile, toprağın tavda bulunduğu ilkbahar ayları en uygun zamanlardır.

Ancak, çok yağışlı Karadeniz Bölgesinde yaz aylarında, kışın ılıman geçtiği Akdeniz Bölgesinde de kış aylarında toprak işlemesi yapılabilmektedir.
İNSAN GÜCÜ İLE TOPRAK İŞLEMESİ:

Makine gücünden yararlanarak toprak işleme imkânı olmayan sahalarda, insan gücü ile toprak işlemesi yapılır.

İnsan gücü ile toprak işlemesi genellikle teraslar halinde yapılır. Mevcut diri örtünün yoğunluğu, arazi meyli, yağış miktarı, toprak yapısı yapılacak terasların genişliğini, derinliğini, meylini ve mesafesini tayin eden unsurlardır. Teras yapılırken erozyonu önleyici ve toprağın su ekonomisini düzenleyici fonksiyonu göz önünde tutulur.
I — TERASLAR HALİNDE TOPRAK İŞLEME:

Gradoni Teraslar:

Tesis edilen teras dar ve yamaca doğru %10-30 meyilli ise buna gradoni teras denir.

Gradoni teraslar, normal ve kanallı gradoni şeklinde olabilir.

1) Normal Gradoni Teras :

Daha çok kurak mıntıkalarda kullanılan bir teras şeklidir. Teras genişliği 70- 90 cm. derinliği 35-40 cm. ‘dir. Yamaç meyline bağlı olarak yamaca doğru %10-30 meyilli yapılır.

a) Devamlı Teras:

Diri örtünün yoğun, su açığının olduğu ve erozyona maruz çok meyilli sahalarda devamlı teras yapılır.

Bu iş için genellikle kazma kullanılır. İşçi tesviye eğrilerine pa­ralel bir duruşla teras genişliğinin alt yarısını bir kazma boyu derin­liğinde kazar, sonra diğer yarısını yüzü yamaca dönük bir duruşta daha derin işleyerek işlenmiş toprağı önceden işlediği toprak üstüne çeker ve terasa, yamaç meyline uygun meyil verir.

b) Kesik Teras:

Su açığının bulunmadığı ve erozyon tedbirlerini gerektirmeyen, yağışı bol, az meyilli sahalarda yukarıda açıklanan devamlı teras erine kesik teras uygulanır. Kesik teras, teras mihveri üzerinde toprağın atlamalı olarak işlenmesidir.

Bu işleme şeklinde genellikle 60- 100 cm. arasında değişen uzunlukta teras yapılır, işlenmeden bırakılan kısmın uzunluğu ise fidan aralıklarına göre değişir.

Örneğin; fidanlar 2 mt. aralıkta dikilecekse ve teras 80 cm. uzunluğunda yapılacaksa 120 cm. ’lik kısım işlenmeden bırakılır. Kesik teras uygulaması ile %50-70 oranında ekonomik bir çalışma yapılmaktadır. Bir diğer ifadeyle %30-50 oranında işleme yapılmaktadır, esi teras uygulamasında bir altta yapılacak terasın, üstte işlenme- en bırakılan boşluğu dolduracak tarzda olmasına dikkat edilir.

2 — Kanallı Gradoni Teras:
Erozyon tedbiri alınması gerekli olan sahalarda kullanılan bir teras şeklidir.

II — OCAKLARDA TOPRAK İŞLEME:

Teras şeklinde toprak işleme dışında bazen ocaklarda toprak işlenmesi yapılır. Kök ve taşlar nedeniyle şerit veya teras halinde top- k işlemesinin mümkün olmadığı sahalarda kullanılır.

Bu tür toprak işlemede diri örtünün tam alanda veya şeritler halinde kaldırılması zorunluluğu vardır. Çünkü 30 x 30, 40 x 40, 50 x 50, x cm. gibi küçük alanlar üzerinde uygulanır.

Yapılış itibariyle kesik terasa benzer, mümkün olduğu kadar a arın aynı hizada işlenmesi, bakım çalışmalarında kolaylık sağlar.

Toprak işleme entansitesi; ağaç türlerine, arazi şartları ve jeolojik formasyona toprak nev’ine ve durumuna göre değişir.
D — DİKİM:

Toprak işlemesi yapıldıktan sonra, yağışlara ve ağaçlandırma sahasının rakımına bağlı olarak sonbahar, kış ve ilkbahar aylarında dikim yapılır. Dikim metodunun tespitinde, fidan türü ve yaşı, kök sistemi ve toprak özellikleri göz önünde tutulur.

Toprak işlemesinin makinalı yapıldığı sahalarda, makinalı bakıma da imkân verecek aralık-mesafede dikim yapılmalıdır. Bu aralık mesafe türlere göre değişmekte olup, Etüt-Proje hizmetlerine ilişkin ilgili tamimler dikkate alınmalıdır.

1 — Dikim Sırasında Dikkat Edilecek Hususlar:

a) Rutubet en az 30 cm. derinliğe kadar işlemiş ve toprak tavında olmalıdır.
b) Poyrazlı ve donlu günlerde dikim yapılmamalı, rüzgarsız, bulutlu günler seçilmelidir.
c) Dikim anında fidan köklerinin 30 saniye açıkta-güneşe ve esintiye maruz kalması halinde fidanın tutma şansının %50’ye ineceği unutulmamalıdır.
d) Fidanlıkta selekte edilerek kök tuvaleti yapılan fidanlar, ayrıca sahada selekteye tabi tutulmamalıdır.
e) Dikim yapan işçinin gövdesi, fidanı rüzgâra ve güneşe karşı koruyucu duruşta olmalıdır.
f) Fidan kutusu veya sandığı, fidan köklerinin zedelenmeden alınabileceği ebatta olmalıdır.
g) Çukur İçerisindeki taş, kesim artığı vb. temizlenmeli, çukur derinliği kök boyundan fazla olmalıdır.
h) Fidan, çukur içerisine yerleştirilirken köklerinin kıvrılmamasına dikkat etmelidir.
ı) Köklerin sıkıştırılması sırasında, toprak fazla tepiklenerek sıkıştırılmamak bu sıkıştırmanın çok kuvvetli yapıldığı özellikle ağır topraklarda fidan çevresinde farklı yoğunlukta kerpiç gibi bir yumak oluştuğu ve bunun neticesinde çatlakların oluşarak kapiler suyun işlemesini engellediği ve kurumalara neden olduğu unutulmamalıdır.
k) Fidanlar, fidanlıktan söküldükleri ve kök boğazı derinliğinde dikilmeli, ibreler toprağa gömülmemelidir.
l) Fidanın söküldüğü anla, dikim arasındaki zaman kısa olmalıdır. 
m) Gereken hallerde toprak gömüsü yerine kar gömüsünde ve- soğuk hava depolarında saklanmalıdır.
n) Toprak işlemesinin insan gücü ile teraslar halinde yapıldığı yerlerde fidanlar, arazi meylinin terası kestiği üst orta noktaya İlmelidir.
o) Dikilen fidanların çiğnetmesini ve terasların bozulmasını emek için dikim, sırtlardan aşağıya doğru yapılmalıdır.
2 — Dikim Metotları:
İbreli ve yapraklılarda en çok kullanılan dikim metotları:
a) Plantuvar Dikimi:

Taşsız sahalarda 1/0,2/0 gibi küçük yaşlı fidanların dikiminde kullanılır. Bu dikimde, ayak plantuvarı da denilen dikim demirini kullanan bir işçi ile bir dikici olmak üzere iki kişi birlikte çalışır.

Plantuvar işlenmiş toprak üzerinde dik olarak toprağa saplanır, sonra plantuvar kenarındaki ayaklığa basarak daha derine girmesi sağlanır, ve plantuvar kendimize doğru çekilerek topraktan çıkarılır, suretle yeterli derinlik ve genişlikte fidan yarığı açılmış olunur, Dikici, fidanı açılan yarığın kendi tarafındaki duvarına kök boğazı derinliğinde yerleştirir ve elindeki ağaç çubukla veya bir avuç kırıntılı toprağı fidan çukuruna akıtmak suretiyle köklerin yarık içerisinde kıvrılmış kısımlarının serbest kalmasını sağlar, fidanı hafifçe yukarı çekerek dipteki kök kıvrılmalarına mani olur, plantuvarla üstteki zengin topraktan alarak fidanın köklerine doğru atar, sonra plantuvarcı nın 5-6 cm. önünden tekrar toprağa plantuvarı saplar ve kendine doğru eğerek ileri- geri hareket ettirerek fidan köklerinin sıkışmasını temin eder, bu şekilde fidan dikimi tamamlanmış olur. Son olarak plantuvarı kullanan işçi fidanın 10 cm. gerisinden tepikleyerek sıkışmasının iyice yapılmasını sağlar.

Bu dikim şeklinde, açılacak yarığın fidanın kök uzunluğuna uygun derinlikte olmasına dikkat edilir.
b)      Çapa İle Çukurda Kenar Dikimi:

Bu da küçük yaşlı fidanların dikiminde kullanılır. Dikim çapası veya kazma işlenmiş toprak üzerinde dik olarak birkaç kez toprağa anır ve çekilir, bu suretle 30-35 cm. derinlik ve genişlikte yan duvarı dik tencere şeklinde çukur açılmış olur. Fidan, çukurun ortasına gelecek tarzda yan duvara bastırılır, fidan kökleri açılır, bir miktar nemli toprakla kök boğazı hizasında yan duvara tespit edilir, daha sonra çukurdan çıkan toprakla fidan kökleri beslenir ve çukur doldurulur. Çukur tamamen dolduktan sonra fidan çevresi ayakla bastırılarak toprağın oturması ve köklerin sıkışması sağlanır, tekrar toprakla beslenir ve fidan çevresi düzeltilerek dikim tamamlanmış olur. Sıkıştırma işlemi ne çok şiddetli ne de hafif olmalıdır.

Bu dikim şeklinde çukur açma ve dikim aynı işçi tarafından ya­pılabileceği gibi, bir çukurcunun arkasına iki veya üç dikim işçisi verilmek suretiyle de yapılabilir.
c)       Adi Çukur Dikimi:

İbreli türlerde 3 5 ve daha yaşlı, yapraklı türlerde 2-3 ve daha yaşlı tüplü ve topraklı fidanların dikiminde kullanılır.

Açılacak çukurun büyüklüğü fidanların boylarına, kök sistemleri gibi yetiştirilme tarzlarına göre değişir. Boylu yapraklı fidanlarda ve bilhassa kavak melezlerinde çukur büyüklükleri 80x80, 100x 100 cm. ‘yi bulur. Bu dikim şeklinde önce dikim yerinde mevcut diri ve ölü örtü sıyrılarak kaldırılır, bel kürekle toprak gevşetilir, çukurdan çıkan üst ve alt toprak ayrı ayrı yığınlanır, istenilen derinlik ve genişlikte çukur açıldıktan sonra çukurun taban kısmı birkaç bel kürek vuruşu ile gevşetilir, fidan çukurun ortasına dikim derinliğinde yerleştirilir, humusla karışık üst toprak fidan köklerine doğru serpilir ve kökler toprakla iyice beslenerek fidanın dik durması sağlanır, çukurdan çıkan toprakla çukur iyice doldurulur, bastırılarak sıkıştırılır, top­rak düzeltilir ve suyun tutulması için fidan çevresine sığ bir çanak şekli verilerek dikim tamamlanmış olur.

Dikimin süratli ve ekonomik olmasını sağlamak amacıyla özellikle çok boylu fidanların dikiminde çukur açma burguları kullanılabilir. Boylu kavak ve diğer yapraklı fidanların dikiminde motor kuvvetiyle, hidrolik tertibatla çalışan çukur açma burgularından faydalanmak gerekir.
d)    Adi Tepe Dikimi:

Tepe dikimi ıslak, taban suyunun çok yakın olduğu yahut bataklık yerlerle, pek otlu ve çayırlı alanlarda kullanılır. Bu tip sahalarda özellikle çayır örtüsü çok sık bir yapıya sahiptir. Fidanın kökleri başlangıçta suya değmeyecek yükseklikte dikilmesi gerektiğinden, ıslak şartlarda tepe dikimi önem kazanır. Dikim için çayırla kaplı saha üzerinde 20 x 40 cm. büyüklükte bir dikdörtgenin kenarları balta çapası ile kesilir.

Bu tabaka ortasından ikiye bölünerek kenara yatırılır, yatırma sırasında çim kısmı alta, toprak kısmı üste getirilir. Çim keseğinin kaldırılması ile meydana gelen boşluk 25 cm. derinlikte işlenir, işleme sırasında çıkan toprak boşluğun kenarına yığılır. Dikim işçisi yığılan toprağı çapa ile şekillendirir. Bu arada bir kısım toprağı kenara alır ve elindeki fidanı tepeceğin üzerine oturtur ve evvelce ayırmış olduğu toprağı çapa ile köklerin üzerine doğru çekerek eliyle bastırır. Sonra ikiye bölünmüş olan çayır keseklerini fidan ortaya gelecek tarzda ters yüz ederek tepecik üzerine yatırır. Çukur açan işçi ile dikim işçisi ayrı ayrı çalışırlar.

Bu dikim şekli çok fazla ıslak olmayan topraklarda ve kökleri sığ olan fidanların (Ladin) dikiminde elverişlidir.
E — BAKIM:
Ağaçlandırmanın başarısı dikimden sonra yapılacak bakımlara bağlıdır. Ot alma, çapalama, sürgün kontrolü, şüceyrat temizliği, teras arımı gibi işlemleri kapsayan bakımın, zamanında ve yeterli sayı yapılması önemlidir. Her mıntıkanın kendi iklim özelliği, bitki örtüsü toprak şartları yönünden, uygulanacak bakım tekniği, ağırlığı ve sayısı değişir. Bakımdan fedakârlık düşünülemez, başarılı olmak için ana her türlü otsu bitki ve boylu süceyratın rekabet ve baskısından uzak bir yaşama ortamı sağlanacak teknikte uygulanması gere Dikimi takip eden vejetasyon mevsiminde ilk bakımlara başlanır.
a)      Otalma, Çapa, Sürgün Kontrolü ve Teras Onarımı:

Akdeniz, Ege ve Marmara'da dikimden sonra ilk iki yıl otalma-çapa-sürgün kontrolü-teras onarımı şeklinde bakım yapılır. Üçüncü yılda yalnız sürgün kontrolü-teras onarımı yapılır, dördüncü yılda genellikle bakıma girilmez, beşinci yılda saha gezilerek gerekli görüldüğü taktirde sürgün kontrolü-teras onarımı şeklinde bakıma girilir ve bakıma devam edilip edilmeyeceğine karar verilir.

Dikimi takip eden ilkbahar ve yaz aylarında yani dikimin yapıldığı yıl içerisinde otalma ve çapalama şeklinde yapılan bakıma, teraslarda ilk otların görülmesiyle başlanır ve saha devamlı kontrol edilerek toprakta çatlakların oluştuğu veya kaymaklanmanın görüldüğü devrelerde tekrarlanır. Dikimden sonraki ilk çapalama işlemi, fidanların kök boğazının zedelenmemesi ve fidan köklerinin zarar görmemesi için dıştan içe doğru sığ bir şekilde uygulanır, fidan dibine çapa vurulmaz, hafifçe tırmalama yeterli olur, fidan çevresindeki çapalama dönerek yapılmalıdır. İkinci ve daha sonraki yıllarda çapalama işi, içten dışa doğru yani fidanın dikildiği noktadan çevreye doğ­ru daha derin bir şekilde tatbik edilir. Otalma ve çapalama, toprağa kırıntı bünye verir, toprağın su tutma kapasitesini arttırır, çatlakları kapatarak su kaybını önler, topraktaki suya ve besin maddelerine ortak olan otsu bitkilerin zararını yok eder.

Sürgün kontrolü ile fidanın tepe sürgününe gölge etkisi ve baskı yapan şuceyrat kaldırılarak, fidanların güneş ışınlarından faydalan­ması ve baskıdan kurtarılması sağlanır.

Bilindiği gibi yeni dikilen fidanların hayatiyetlerini devam ettirebilmeleri ve iyi bir gelişme gösterebilmeleri, toprağın rutubeti ile çok yakından ilgilidir. Fidanlar için gerekli rutubet, topraktaki kapiler sudan sağlanır. Kurak mıntıkalarda topraktaki kapiler su miktarı vejetasyon mevsimi boyunca giderek azalır, yapılacak çapa ile toprak yüzeyindeki kaymaklanma kırılarak ya da çatlaklar bertaraf edilerek toprağın kapiler suyunun hareket ettiği ince kanallar vasıtasıyla suyun yüzeye ulaşması, dolayısıyla buharlaşma önlenir. Bu suretle topraktaki sudan fidanın devamlı olarak faydalanması sağlanmış olur. Ayrıca toprağa kırıntı bir bünye kazandırılması, vejetasyon devresinde düşecek yağışın, yüzeyde buharlaşmadan toprağın derinliklerine süzülmesini sağlar.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, çapalamanın derinliğidir. Çapa derinliğini toprağın türü dikte eder. Özellikle kumlu topraklarda çapa sathi yapılmalıdır. Zira bu tip topraklarda, kapiler su miktarı azdır, derin çapa buharlaşma yüzeyini arttıracağından rutubet kaybına sebebiyet verilir. Killi topraklarda ise kapiler kanallar fazla oldu­ğundan çapalamanın derin yapılarak toprakta depo edilen sudan fidanların azami ölçüde faydalanmaları sağlanır.

Çapa ile birlikte otsu bitkiler ve diğer zayıf şüceyrat kaldırılmış olacağından, yağmur sularının toprağa geçmesi kolaylaşacak, ayrıca topraktaki sudan fazla miktarda kullanan bu örtünün bertaraf edilmesiyle rutubetten yalnız fidanların istifade etmesi sağlanmış olacaktır. Çapa, izah edildiği üzere rutubet ekonomisini düzenlemenin yanısıra, toprağın havalanmasını, oksijen miktarının artmasını ve neticede mikroorganizma faaliyetini arttırarak fidan için lüzumlu otun oluşmasını temin eder ve bu azotun alınmasını kolaylaştırır.

Çapa ve otalma işlemi, öncelikle rutubetin daha önce kaybolduğu kumlu topraklarda, sonra killi topraklarda yapılmalı, sırtlardan başlayıp dere tabanına doğru ilerlemeli, otsu bitkilerin yoğun olduğu anlara öncelik verilmelidir.

Karadeniz Bölgesinde ise şuceyrat temizliği ve sürgün kontrolü ağırlık kazanır. Bu bölgede şuceyrat yoğunluğu oldukça yüksek olup, hızlı bir büyüme gösterir. O nedenle fidanın dikildiği yıldan başlamak ere en az 4 yıl şüceyratın kontrol edilmesi, fidanlara baskı unsuru olan sürgünlerin kesilmesi gereklidir.

Akdeniz, Ege ve Marmara gibi kurak mıntıkalarda rutubet ekonomisinin düzenlenmesi esas olduğundan otalma ve çapalama, Karadeniz gibi yağışı bol olan mıntıkalarda şuceyrat temizliği ve sürgün kontrolü önem kazanır.

Şüceyrat temizliğine de şüceyratın yoğun olduğu kısımlardan başlanılmalı, yeni tesis edilen kültürlere öncelikle verilmelidir.

Otlama ve çapa ile birlikte gereken hallerde teras onarımı yapılır. Yağmur sularının yarıp geçtiği, teras formunun bozulduğu yerlerde aslar düzeltilerek suyun terasta tutulması sağlanır.
b)      Tamamlama:

Her türlü toplu kurumalarla dağınık haldeki %15’i aşan kurumalarda tamamlama dikimleriyle, sahanın tümünde başarılı bir ağaçlandırma yapılması sağlanır. Tamamlamanın tesisten sonra ilk 2 yıl içerisinde bitirilmesi gerekir.

Uygulama projesinde bakım tekniği, zamanı, hangi yıllarda hangi bakım şeklinin uygulanacağı, bakımın süresi, iklim, toprak, vejetasyon örtüsü özelliklerine göre belirtilmiş olacağından, bakım çalışmaları projenin öngördüğü esaslar çerçevesinde yürütülmelidir.

Makinalı çalışma alanlarının bakımı ise, Ağaçlandırma tamimindeki makinalı bakım metotlarına uygun olarak yapılmalıdır.

Bakım program teklifleri, proje üzerinde gerekli tetkik yapıldıktan, saha gezilip görülerek uygun bakım şekli tespit edildikten ve bakıma ihtiyaç gösterdiği saptandıktan sonra yapılmalıdır.
F — KORUMA:

Ağaçlandırılan sahaların insan ve hayvan, böcek ve mantar zararlılarından korunması gerekir. Böcek ve mantar zararlarına karşı, saha devamlı gözlem altında tutularak, fidanlarda sararma, kuruma', sürgün veya ibre yenmesi gibi durumlar tespit edilmesi halinde zamanında mücadele için gerekli tedbirler alınmalıdır. Özellikle çam kese böceğine karşı daha yumurta safhasında iken mücadeleyi sağlamak üzere, ibreler üzerinde mısır koçanındaki danelerin dizilişine benzer yumurtalar görülür görülmez hemen sistematik ilâçlamaya geçilmelidir. Yumurtaların bırakıldığı devre yakalanamazsa daha ileriki safhada örümcek ağı gibi yumak şeklinde kirli beyaz keselerin görülmesiyle hemen kimyasal yahut mekanik mücadeleye başlanmalı, keselerin içine ya gaz dökülmeli ya da keseleri taşıyan sürgünler (tepe sürgünü hariç) kesilerek toplanmalı ve bir çukur içerisinde yakılmalıdır.

Saha bekçilerinin ufak çaptaki dikenli tel tamiratlarını ve bakım işlemlerini yapmaları sağlanmalı, bu maksatla yanlarında keser, çivi, testere gibi küçük alet ve malzeme bulundurmaları faydalı ve gereklidir.

Yangına hassas bölgelerde, yangına karşı her türlü tedbirler noksansız alınmalı, özellikle bakım işçilerinden bir grup oluşturarak yangın söndürme için hazır bulundurulmalıdır. Yangın emniyet yol ve şeritleri, bölme, bölmecik hudutları, servis yolları otsuz, temiz tutulmalıdır. İşçiler yangını önleme ve söndürme konularında eğitilmeli, uygun yerlerde yangın söndürme aracı ve gereçlerinin bakımlı ve kullanmaya hazır halde bulundurulması sağlanmalıdır.

Ağaçlandırma sahalarının dikenli telle ihatasında, sahaların tarım arazilerine ve yollara bitişik sınırları ile hayvan geçişlerinin yoğun olduğu kısımlara öncelik verilmelidir. Top halindeki dikenli teller açık havada muhafaza edilecek olursa, yağmur veya çiğ etkisiyle kısa zamanda oksitlenerek paslanmakta ve ömürleri kısalmaktadır. Halbuki bu teller hemen kullanılırsa veya rutubetten etkilenmeyecek kapalı yerlerde depolanacak olursa oksitlenme olayı gecikeceğinden, uzun yıllar pas tutmadan kullanma imkânı doğmaktadır.

Share

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.