1.02.2017

Aile Olmak

Global Bilgiler  /  at  12:20  /  No comments



1. KARŞI CİNSLE ARKADAŞLIK İLİŞKİSİ

Arkadaş edinmek ve bu arkadaşlığı uzun ömürlü kılmak, öncelikle arkadaşa ve arkadaşlığa saygı duymakla mümkün olur. Evlilik öncesi arkadaşlık, tarafların hem kendilerini hem de birbirini tanıma ve sınamaları için bireylere fırsat veren önemli bir aşamadır.

 Evlilik Öncesi Arkadaşlık
Arkadaşlık bireylere; cinsiyetine, kişiliğine özgü bireysel özelliklerini tanıyarak benzer ve farklı yönlerini inceleme fırsatı verir. Arkadaşlık dönemi, dürüstlüğe dayanan ve bireylerin birbirinin gerçek kimliklerini görmelerini sağlayacak ortam içinde geçmelidir. Buradaki anlamı ile arkadaşlık, karşı cinsten iki kişinin beraberliğidir.

Arkadaşlık süreci bireylerin arkadaşlıklarını "sonlandırma", "sürdürme" ya da "evliliğe karar verme" olasılıkları bulunması nedeniyle önemli bir aşamadır.

Ülkemizde evlilik öncesi arkadaşlıklar, genelde okuyan gençler için ortaöğretimin son yıllarına ve üniversite dönemine denk gelmektedir. Yüksek öğrenime gitmeyenlerde ise askerlik dönemi öncesinde ve sonrasında olmaktadır. Eş seçiminde evlilik öncesi arkadaşlık dönemi, özenle sürdürülmesi ve iyi değerlendirilmesi gereken bir dönemdir. Eş seçmeyi ve evlilik kararına ulaşmayı kolaylaştıran bu sürecin yararı, bireylerin hem "kendini" hem de "karşısındakini" tanımasını sağlamasıdır.

Evlilik öncesi arkadaşlık, mümkün olabildiği ölçüler içinde özgür koşullarda olmalıdır. Baskı altında ve yönlendirilen bir ortamda olan bireyler rahat, açık ve içten olamaz. Bu koşullarda sürdürülen arkadaşlıklarda bireyler, birbirini gerçek anlamıyla tanıyamazlar.

Evlilik Öncesi Arkadaşlığın Eş Seçimine Etkisi
Evliliği düşünmeye başlayan bireyler için arkadaşlık, bir "arayış" dönemidir. Bu dönemde bireylerin "ideal eş" tipi şekillenmeye başlar ve bireyler evlenecekleri kişide aradıkları özellikleri, asla evlenmek istemedikleri karakterleri tanımlarlar. Evlilik öncesi yapılacak arkadaşlıklar hem bu "ideal tipin niteliklerinin belirlenmesi" hem de "bulunması" açısından yararlıdır. "İdeal tip" kavramı göreceli bir kavramdır. Herkese uygun ideal bir tip yoktur, ideal tip kişilere göre değişir. Bireyler, ideal tiplerini kendileri oluştururlar. Evlilik öncesi arkadaşlıklara, her ilişkinin evlenme ile sonuçlanmayacağını düşünerek yaklaşmak yaşanabilecek hayal kırıklıklarını engeller.

Evlilik Öncesi Arkadaşlık İlkeleri ve Önemi
Bireylerin gerçekçi amaçlar için birbirini tanıması zaman, dikkat ve objektiflik isteyen bir süreçtir. Arkadaşlıkta sabırsızlık gösterip duygusal bir havaya girmek, fiziksel ve cinsel doyum ilişkilerini zamanından önce yaşamak, tarafları arkadaşlığın asıl amacı olan "tanıma" hedefinden uzaklaştırabilir. Evlilik, karşı cinsten iki kişinin paylaşımına ve etkileşimine dayanır. Bu nedenle taraflar, iyi eş nitelikleri yönünden önce kendilerini değerlendirmeli ve tanımalıdır.

Arkadaşlık, evlilik beklentisi veya evlenme sözü ile başlatılmamalıdır. Evlilik beklentisi ile arkadaşlığa başlamak, bireylerin birbirini oldukları gibi tanımalarını engelleyebileceği gibi uyuşmazlık durumundaki ayrılıklar da hayal kırıklığına neden olabilir. 

Arkadaşlığa "grup arkadaşlığı" şeklinde başlamak, bireyi grup içinde tanımak ve daha sonra arkadaşlığı "özel arkadaşlığa" dönüştürmek doğru karar vermek açısından daha yararlı olabilir.

Eş seçiminin başarıyla gerçekleşmesi için taraflar evlilikten olan beklentilerini, amaçlarını çok iyi saptamalı ve beklenti düzeylerinin gerçekçi olup olmadığını değerlendirmelidirler.

Evlilik öncesi arkadaşlık ilişkileri ölçülü, saygılı, etkili bir iletişim ve etkileşim ortamında yürütülmelidir. İlişkilerin gergin ve duygusal olması tarafların incinmesine, birbirine olan güvenin azalmasına ve olumsuz görüşlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Her arkadaşlık, evlilikle sonuçlanmayacağına göre ilişkilere dikkat ve özen gösterilmesi gerekmektedir.

Duygusallık "ilk görüşte âşık olmak ve vurulmak" gibi sözcüklerle ifade edilen, tanıştığı bir kimseye görür görmez bağlanarak kendisi için en uygun kişi olduğuna inanıp hemen karar vermek gibi gerçekçi ve akılcı olmayan davranış eğilimlerini artıran önemli bir etmendir.

Genellikle duygusallığın ağır bastığı evlilik öncesi arkadaşlıklarda birey, uzun süredir birlikte olduğu ve tanıdığını sandığı kişinin evlilikten sonra hızla değiştiğini, gerçek kimliğinin ortaya çıktığını görerek hayal kırıklığına uğrar. Beğendiği ve bağlandığı kişinin bu kişi olmadığını sonradan fark eder.

"Kadercilik", ilk tanıdığı kişiye bağlanmak ve olumsuzlukları kabullenip "kadere razı olmak" anlamına gelmektedir. Bu, bireylerin eş seçimini olumsuz yönde etkileyen yanlış tutumlardan biridir. Ancak bu durum, eşlerden birinin özveride bulunmasını ve gereksinimlerini baskı altına alıp sessiz kalmasını gerektirdiğinden mutlu ve uyumlu bir evlilik için gerekli olan eşler arası dengeyi bozmaktadır.

Akraba evliliklerinde "genler" yolu ile olumlu ve olumsuz nitelikler atalardan, ana babaya ve onlardan da doğacak çocuklara geçmektedir. Bu nedenle yakın akraba olan eşlerin, benzer genetik özelliklere sahip olması olasılığı oldukça yüksektir. Eşlerde soya özgü olumsuz nitelikler bulunması durumunda, bu özelliklerin akraba evliliklerinde çocuklara geçme olasılığı bulunmaktadır. Bunun yanında, akraba evliliklerinde genlerde var olan olumlu niteliklerin güçlenerek çocuklara geçmesi de söz konusudur. Ancak ana babanın kalıtımsal özellikleri açık seçik bilinemediği için genelde yakın akraba çocuklarının evlenmeleri, doğacak çocukların sağlığı açısından sakıncalı görülmektedir.

Arkadaşlık, bağlılık, sağduyu, umut ve beklentilere saygı, insanları olduğu gibi kabullenme, her iki cinsten arkadaş edinmenin yararları etkinliklere katılma ve planlamayı gerektirir. Bu koşulların sağlanmasında arkadaşlığın vazgeçilmez ögeleri önemli rol oynar.

 Sevgi
Bireylerin en önemli ihtiyaçlarından biri olarak kabul edilir. İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu olarak tanımlanır. Sevgi taraflara her şeyden önce güven, rahatlık ve huzur verir. Bireylerin başkalarına karşılık beklemeden yardım etme, iyilik yapma, yararlı olma, hoş olmayan ya da istenmeyen yönleri görmezlikten gelme gibi duygu ve düşüncelerinin altında hissettikleri sevgi vardır.

 Dürüstlük
Dürüstlük, gerçek hislerimizi ifade edebilmektir. Bunun için önce duygularımızın farkında olmamız gerekir. Kendini iyi tanımak ve beklentilerin farkında olmak, karşıdaki bireyden beklentileri iyi değerlendirmeye yardımcı olur. İkili ilişkilerde kişi, ilk önce kendine karşı dürüst olmalıdır.

 Saygı
Her insan takdir edilme, farkına varılma ve saygı görme ihtiyacı hisseder. İlişkilerde saygı beklemenin temelinde, insanın kendine duyduğu saygı vardır. Bu temele dayanan birliktelikler, sağlıklı ve uzun ömürlü olur.

 Güven duyma
Normal yaşamında ihtiyaçları sürekli ve düzenli olarak karşılanan birey, çevresine daha kolay güvenir. Güven duygusu, arkadaşlık ilişkilerinde yaşanan paylaşımları artırırken ilişkilerin süreklilik kazanmasına da yön verir.

 Fedakârlık
Başkasının iyiliği için kendi çıkarlarından özveride bulunmaktır. İlişkilerde fedakâr olmak, bireylerin karşılıklı etkileşiminde saygı ve sevginin ifadesidir.

 Empati
Bir iletişim becerisidir. Bu beceri, kişileri başkalarının istek ve ihtiyaçlarını anlamaya yöneltmesi bakımından yararlıdır.

 Evlilik Öncesi Arkadaşlıkta Gözlem ve Tartışma Konuları
Mutlu bir evlilik için eş adaylarının birbirini tanımaları, aralarındaki farklılık ve benzerlikleri ayırt edebilmeleri önemlidir. Bu sürecin yararlı olması ve bireylere katkı sağlaması açısından bazı gözlemlerin ve tartışma konularının açıklıkla dile getirilmesi, sağlıklı evliliklerin oluşması için gereklidir.

 Evlilik öncesi gözlemlenmesi ve yanıt aranmasında yarar görülen konular

  • Alışkanlıklarda dengeli bir benzerlik var mı?
  • Geleceğe yönelik amaçlarda benzerlik var mı?
  • Amaçlara ulaşma yolu ve çabalarda benzerlik var mı?
  • Ailelerin birbirine benzeyen ve ayrılan yönleri nelerdir?
  • Ailelerin evliliğe bakış açısında benzerlik var mı?
  • Ailelerin evliliğe katkı getirici ve engelleyici yönleri nelerdir?
  • Çatışmaya neden olabilecek sorunlara çözüm yolu önermekte iki tarafında çabası var mı?
  • Kurulacak ailenin ekonomik kaynaklarının durumu ve kullanılması konusunda fikir birliği var mı?
  • Aile bütçesini harcama biçimi ve paranın yönetimi konusunda fikir birliği var mı?
  • Çocuk yapma zamanı, çocukların genel ve dini eğitimleri konusunda fikir birliği var mı?
  • Sosyoekonomik durum ve eğitim düzeyi yönünden dengeli bir benzerlik var mı?
  • Bireyler, sosyal ve duygusal olgunluk yönünden birbirine uygun mu?
  • Ailede kadın erkek rolleri hususundaki düşünceler uyuyor mu?

Bireylerin vereceği yanıtlar bireysel, toplumsal, kültürel ve sosyal değerler yönünden tercihlerini; geleceğe yönelik düşüncelerini, çevre ve aile içi ilişkilere yönelik değer yargılarını ortaya koymasına yardım ederek birbirini tanımalarını sağlar. Mutlu ve dengeli bir evlilik için bu konulardaki "benzerlik" oranı, evlenilmeyi düşünülen bireylerin uygunluğu sorusuna verilecek cevabı kolaylaştırmaktadır.

2. EVLİLİKTE EŞ SEÇME
Eş seçimi, insan yaşamındaki en önemli kararlardan biridir. Kişinin geri kalan yaşamı, vereceği kararla birlikte birçok yönden olumlu veya olumsuz yönde etkilenebilmektedir. Nasıl bir yaşam sürdüreceğine ve hatta kimden çocuk sahibi olup kiminle birlikte çocuk yetiştireceğine karar vermiş olmaktadır.

Eş Seçme Kuramları
Sosyal sınıf, statü, eğitim düzeyi, inançlar, yaşam biçimi, aile kökenleri gibi birçok toplumsal faktör bireylerin eş seçme ve eşe ilişkin nitelikleri konusunda düşünce tercihlerini şartlandırmakta ve eş seçimini yönlendirmektedir. Oluşan şartlar, eş seçimi kuram yaklaşımlarına da açıklık getirmektedir.

 Eş seçmede ortak özellikler kuramı
‘‘Eş seçmede ortak özellikler’’ görüşüne göre evlenecek kişilerin benzer yönlerinin çok olmasının, evlilikte başarı

 Eş seçmede zıt özellikler kuramı
Eş seçiminde, bireylerin kendilerinde olmayan niteliklere sahip olan kişileri seçmelerinin evlilik başarısını artıracağına inanılmaktadır. Eş seçiminde tarafların birbirine zıt özelliklere sahip olmalarının yararlı ve geçerli olacağı, nitelikleri zıt olan çiftlerin bir araya gelmesi durumunda konuşulan konu ve yaşamların da çeşitlilik ve zenginlik kazanacağı belirtilmektedir.

 Birbirini tamamlayan gereksinimler kuramı
Birbirini tamamlayan gereksinimler kuramı, eş seçiminde bireysel gereksinimlerin doyumunun önemli olduğunu, benzeyen ve birbirini tamamlayan özellikleri olan eşleri başarıya götüreceğini belirtmektedir. Bireylerin temel gereksinimlerinin birbirinden farklı ve bazı gereksinimlerin de diğerlerinden daha önemli olduğunu belirtmektedir. Cinsiyete göre bazı gereksinimlerin erkekler, bazılarının ise kadınlar için daha önemli olduğuna işaret etmekte; kişilerin birbirine "benzeyen" ve birbirini "tamamlayan" gereksinimler nedeniyle karşılıklı olarak birbirinden hoşlandıklarını vurgulamaktadır.

 Uyaran-değer-rol kuramı 
"Uyaran dönemi" kadın ve erkeğin ilk tanıştığı, birbirini gördüğü ve ilk izlenimlerin alındığı dönemdir. Başlangıç değerlendirmeleri tarafların dış görünüşü, sosyal ve zihinsel özelliklerine göre yapılır. Eğer ilk izlenim iyi ise ikinci dönem olan "değerlerin karşılaştırılması" dönemine geçilir. Bu dönem kişilerin ilgi, tutum, inanç ve gereksinimlerinin birbirine uygunluğunun belirlendiği ve "sözel" olarak ifade edildiği bir dönemdir. Son dönem veya "rol dönemi" esnasında eşler, evlilikte ve birliktelikte "birbirini tamamlayıcı" veya "birbirine uyan rollerinin" olup olmadığını test edip denerler ve bir sonuca ulaşırlar.

Ülkemizdeki Eş Seçimi Yaklaşımları
Ülkemizde "eş seçimi" konusunda iki temel yaklaşım vardır. Birinci yaklaşımda gençler, kendi aralarında anlaşıp müstakbel eşlerini belirledikten sonra ailelerinin onayına sunmaktadır. İkinci yaklaşımda ise aileler, çocukları adına eşleri seçmektedir. 

Geleneksel Eş Seçme Yaklaşımı
Görücü usulü olarak da bilinen bu yöntemde görücü grubu, kızları bulunan uygun evleri ziyaret ederek bilgi toplar. Görücülükte hamaratlık, saygı, ailenin geçmişi ve sosyoekonomik özelliklere dikkat edilerek gelin adayı ya da adayları belirlenmektedir. Daha sonra bu aday veya adaylar yakın takibe alınarak becerileri, terbiyeli ve saygılı oluşları, evlerine ve törelerine bağlılıkları, evlenmeye olan istekleri gibi özellikleri bakımından izlenmektedir.

Aile, oğulları için eş seçimini yapıp karara vardıktan sonra erkek evinin evlenme isteğini açıkça kız evine iletmek üzere "dünürcü" adı verilen kadın ve erkeklerden oluşan bir grup, önceden kararlaştırılan bir gün ve saatte kız evine gider. Kız ve erkeğin de onayı alınıp evlilik birlikteliği için ilk adım atılarak söz kesilir.

Söz kesmek, geleneklere göre iki aile arasında evlilik ilişkisini başlatan "sözlü bir anlaşma" ve bu ilişkinin topluma ilan edilmesi geleneğidir.

Tanışıp Anlaşarak Evlenme Yaklaşımı
Toplumdaki hızlı değişim ile birlikte geleneksel evlenme yöntemi olan görücü usulü, yerini "tanışarak evlenmeye" bırakmaktadır. Tanışarak evlenme, görücü usulünün birçok sakıncasını giderse de yeni başka sakıncaları beraberinde getirmiştir. Bu yaklaşımda bireyler, çeşitli ortamlarda etkilendikleri kişilerle duygusal arkadaşlık kurup evlilik birliği oluşturma kararı alırlar. Bu kararların işleme süreci ailelerinin yaşadığı sosyal çevre, gelenek ve görenekler, ekonomik ve kültürel değerlere göre farklılık gösterebilir. Bu karar, ailelere duyurulur ve ailelerin onayları alınır. Daha sonra devam eden süreç, geleneksel eş seçme yaklaşımı ile genellikle aynıdır.

Eş Seçiminde Dikkat Edilecek Hususlar
Uyumlu beraberliklerin hayatı kolaylaştıracağı, güzelleştireceği ve zenginleştireceği söylenebilir

Sosyoekonomik Farklılıklar
Her birey, içinde doğup büyüdüğü ve geliştiği sosyoekonomik koşulların bir ürünüdür.
Farklı sosyoekonomik gruplar, para ve kültürel konularda farklı görüşlere sahip olur. Evlilik kararı alan çiftlerin sosyoekonomik düzeyleri birbirine ne kadar yakın olursa sorunların çözümü de o derece kolay olmaktadır.

Eğitim Düzeyindeki Farklılıklar
Evlilikte eşler arasındaki eğitim farkı bireylerin olaylara bakışları, değerleri, zevkleri, idealleri, hayattan beklentileri vb.nin farklı olmasında önemli rol oynamaktadır. Bu farklılıklar eşlerin birçok konuda iletişim kurmalarını, ortak karar vermelerini zorlaştırabilir. Eşler arasındaki eğitim farkının azaltılması için eğitim düzeyi yüksek eş, diğerinin eğitimi için gerekli çabayı göstermeli ve uygun fırsatlar yaratmalıdır.

Din Farklılıkları
Dinlerin birbirinden farklı öğretileri vardır. Bundan dolayı farklı dinlere mensup eşlerin de yaşayış biçimleri farklı olabilir. Dinleri farklı eşlerin tutumları, standartları, yeme, içme ve eğlenme alışkanlıkları, okudukları eserler, hafta tatili günleri farklı olacağından sorunlar yaşanabilir. Bu tip evliliklerde özellikle çocukların yetiştirilmesinde ve eğitiminde yaşanan sorunlar, evlilik birliğini olumsuz yönde etkilemektedir.

Ulusal Farklılıklar
Toplumlardaki gelenekler, örf ve adetler, değer sistemi ve kurallar kişilerin davranışlarını belirleyen temel etkenlerdir. Evlenme çağına gelmiş bireylerin davranışları, bu etkenlere göre biçimlenip belirginleşeceği için ayrı uluslardan iki kişinin evlilik kararı öncesinde her konuyu açıkça konuşması, mutluluğu olumlu yönde etkiler.

Yaş Farklılıkları
Genellikle erkeğin kadından 2–3 yaş büyük olması normal kabul edilir. Ancak günümüzde aile yapısı, eğitim, toplumsal yaşamdaki değişme ve gelişmelere paralel olarak farklı durumlar da görülebilmektedir. Bireyler arasındaki yaş farkı arttıkça ortak arkadaş edinme, ilgiler, zevkler, eğlence anlayışları, olaylara bakış açısı kazandırma, beklentiler vb. durumlarda farklılıklar artmaktadır.

Akraba Evlilikleri
Yakın akrabaların evlenmesini engelleyici nedenler arasında genetik faktörler önemli bir yer tutmaktadır. Diğer yandan eşler arasında çıkacak herhangi bir anlaşmazlık durumunda problemlerin, bireylerin anne ve babalarına yansıma olasılığı daha yüksektir. Bu durum, problemlerin büyüyerek değişik ve çözümü güç boyutlara gelmesine neden olabilir.

Eş Seçiminde İstenmeyen Kişilik Özellikleri
Kişilik özellikleri bireyin yaşam biçimini oluşturan, başarı ya da başarısızlığında etkili olan bir faktördür.

Aşırı Bağımlı Kişiler
Evlilik için uygun olmayan kişilik bozukluklarının başında, aşırı bağımlı kişiler gelmektedir. Bunlara iki cinse mensup bireylerde rastlanılıyorsa da erkeklerde aşırı bağımlı tipler, evlilik için tehlike kaynağı olmaktadır. Bağımlılık, erkeğin kendi ailesine özellikle annesine aşırı düşkünlük, onun isteği dışında hiçbir şey yapmama gibi bağımsızlık kazanamamış kimselerin gösterdiği davranış şeklidir.

Kararsızlar
Bu grupta yer alan kişiler güvensiz, aşırı kuşkulu, ihtiyaçlarının giderileceğine inanmayan, kısa sürede ilişkilerinden usanan özellik gösterirler. İkili ilişkilerde karşısındaki bireye beklediği huzuru, sevgiyi ve bağlılığı veremezler.

Evlilikten Korkanlar
İstenmedik kişilik özelliklerinden birisi de evlilik hakkında gelişmiş ve bilinçaltında oluşturulmuş korku duygusudur. Bu kişilik özelliğindeki bireylere her iki cinste de rastlanır. Bu duyguyu taşıyanlar, gerçekleri saklamayı başarabilirler. Zamanla kendileri de korkmadıklarına inandıklarında yaşadıkları birlikteliklerde durum, çözümü zor bir probleme dönüşebilir.

Paylaşma Duygusundan Yoksun Kişiler
Bu kişilik özelliğindeki bireyler aşırı övülmüş, şımartılmış, daima iltifat edilmiş olduğu için kendine dönük, bencil ve çocuksu davranışlar gösterirler. Sadece almasını öğrendikleri için asla paylaşmayı ve vermeyi bilmezler.

Aşırı Üstünlük İsteği Olanlar
Herkesle kendisini yarış hâlinde gören ve herkesten daha başarılı olması gerektiğine inanan tiplerdir. Bu tipler iş hayatında başarılı, evlilikte ise başarısızdır. Çünkü evlilik yaşamı yarışmayı değil, uyuşmayı ve iş birliğini ön plana alır.

İşini Her Şeyden Üstün Tutan Kişiler
Evlilik için uygun olmayan bir başka kişilik tipi ise işinden başka şey düşünmeyen, sürekli çalışmak zorunda olan ya da öyle olduğunu öne sürenlerdir. Bu durumda bireyler birbirini görebilmek için fırsatlar yaratmakta zorlanırlar, dengesiz bir yaşam evlilik ilişkilerini zora sokar.

Diğer Kişiler
Davranışlarında aşırı olanlar, insan ilişkilerinin ve evliliğin temeli olan dengeli ilişkiler kuramadıklarından bu tür birliktelikler, onlar için büyük özveri ister (alkolikler, uyuşturucu madde bağımlıları, cinsel tercihleri farklı olanlar vb.).

Evliliği Geciktiren Kişilik Özellikleri
Bazı kişiler, evlilik için gerekli özelliklere sahip olmalarına karşın kolay kolay evlilik kararı alamazlar. Bunu çeşitli nedenlere bağlamak mümkündür. Evlilik kararı almayı engelleyen bazı kişilik özellikleri vardır.

Aşırı Çaba Gösteren Aceleci Tipler
Geçmişte karşılaştıkları ve zamanla kendilerini hatalı buldukları başarısız denemeleri olan bireyler, böyle hareket etmektedirler. Evlenme şanslarını, genellikle gösterdikleri gereksiz çabalarla kısıtlarlar ve büyük olasılıkla da evlenemezler.

Sürekli Reddeden Tipler
Evlenebilecek yaşlarda aldıkları teklifleri, sürekli ve kasıtlı olarak reddeden bireyler yaşlarının ilerlemekte olduğunu fark edince telaşlanırlar. Genellikle evlenmek istediklerini, her fırsatta ve her yerde sık sık dile getirirler.

Evliliğin Mesleki Başarısına Engel Olacağına İnananlar
Evlenmenin meslek sahibi olmaya, eşin ise mesleki başarıyı engelleyeceğine inananlar; mesleki ve sosyal statüye aşırı değer bağlayanlar evliliği uzun süre ertelerler. Bu şartlar sağlandığında çevrelerinde istedikleri özellikteki kişilerin sayısı azalınca yalnız kalırlar.

Ailelerinin Evlilikle İlgili Olumsuz Tutumuyla Karşılaşanlar
Genellikle anne ve babaların, çocuklarına kimseyi eş değer görmedikleri ya da kendilerinin yaptıkları başarısız evliliklerden çocuklarını koruma durumudur.

Evlilik Hakkında Olumsuz Görüşe Sahip Olan Kişiler
Bazı bireyler, yetiştikleri ailenin evlilikle ilgili etkileri sonucu olumsuz tutumlar geliştirirler. Anlaşılamayan, sürekli tartışılan ve kavga edilen ortamda yaşayan bireyler için evlilikle geçimsizlik eş anlam kazanır.

Ekonomik Sorumluluğu Fazla Olan Kişiler
Ailesine ve yakınlarına karşı ekonomik sorumlulukları bulunan ve bu duruma aşırı değer veren bireyler, eşlerini ve ileride olabilecek çocuklarını idare edemeyecekleri endişesiyle evlilik kararı alamazlar.

Yüksek Eğitim ve Ekonomik Düzeyde Olanakları Olanlar
Gerek sosyoekonomik gerekse eğitim ve meslek yönünden yüksek düzeydeki kadınlar, bu gruba girerler.

Sağlıkla İlgili Sorunları Olan Kişiler
Bazı bedensel ve ruhsal sorunları olan kişiler için evlilik kararı almak zordur.

Belirli Meslek Mensuplarını Seçmek İsteyen Kişiler
Evlenmek için sadece belirli meslek gruplarını uygun bulan bireyler, evlenme olanaklarını kısıtlarlar. Çevreleri, bu meslek gruplarıyla tanışmalarına olanak vermiyorsa bu durum uzun sürer.

Yaşı
Yaşın ilerlemesiyle beklentilerin değişmesi, evlilik kararı almayı olumsuz yönde etkilemektedir.

Geçmişin Etkisinden Kurtulamayan Kişiler
Bazı bireyler, geçmişte âşık oldukları kimseyi her türlü kusurdan uzak bir kişiliğe dönüştürür ve başkasının onun yerini alabileceğine inanamaz. Evlilik için bütün olanakları reddeder.

Gerçekçi Olmayan Görüşleri Benimseyen Kişiler
Mükemmeliyetçi ve ideal eş beklentisi içinde olan bireyler, bu grupta yer alır.

Suçluluk Duygusuna Kapılan Kişiler
Geçmişlerinde yer alan ve çözümleyemedikleri olaylardan dolayı suçluluk duygusuna kapılan bireyler, evlenmeyi reddederler.

Evlilik Zamanının Saptanması
Bireylerin evlenmesi için çeşitli yönlerden olgunluğa erişmesi, kendisine ve çevresine yetebilecek düzeye gelmesi gerekmektedir. Evlenme olgunluğu, bireyin evlilik hayatının gereklerini yerine getirebilecek düzeye erişmesini ifade eder. Evlilik zamanının saptanmasında mutluluğu hazırlayıcı ön koşullar olarak bu olgunluklardan yararlanılması gerekmektedir.

Kronolojik Olgunluk
Bireyin doğumu ile başlayan ve yıllarla sınırları çizilen ‘‘yaş’’ ile ilgili olgunluktur. Yaşanan her yıl, bireyin hayatında yeni yaşamlar yoluyla elde edilen bilgi ve beceri demektir. Erken yaşlarda yapılan evliliklerde henüz bireylerin zevkleri, idealleri, standartları ve evlilikten beklentileri şekillenmediği için yaşam felsefeleri ve değer yargılarında ileriki yıllarda değişiklikler olabilmektedir. Bu durum da evlilikte uyum sağlama sürecini olumsuz yönde etkilemektedir.

Fiziksel Olgunluk
Bireylerin, evliliğin gerektirdiği iş yapabilme gücünü kazanması için vücut kasları, kemikleri ve diğer bütün vücut sistemlerinin gelişmesi gerekir. Fiziksel olgunluk, aynı zamanda çocuk yapabilir duruma gelmektir.

Ekonomik Olgunluk
Günün koşullarında geçerli olan bir mesleğin eğitimini almış, kendisinin ve sorumluluğunu taşıyacağı kişilerin ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir gelire sahip, ekonomik güvenlik için gerekli tasarruf ve yatırımları yapabilme yeterliliğini kazanmış bireyler, genel anlamda ekonomik olgunluğa erişmiş kabul edilmektedir.

Törel Olgunluk
Bireyin, içinde yaşadığı kültürün gelenek ve göreneklerini benimseyerek birikimlerini gelecek nesillere aktarabilecek olgunluğa gelmesidir. Kültürel mirasın genç nesillere aktarılması için gerekli güveni verir.

Sosyal Olgunluk
Bireylerin toplum kurallarını bilmesi ve bu kuralları uygulaması, toplumun diğer bireyleri ile uyumlu yaşamak için yeni fikir ve düşünceler üretmesi sosyal olgunluğu gerektirir. Bireyin çevresi ile olan ilişkilerini kapsar.

Duygusal Olgunluk
Duygusal davranmamak ve ön yargılara göre hareket etmemek, bu olgunluğa ulaşmış olmanın işaretidir. Bu olgunluğa erişmiş olan bireyler kolay kolay cesaretlerini yitirmez, umutsuzluğa kapılmaz, soğukkanlı davranır ve olaylar karşısında saldırgan bir tutum göstermezler.

 Askerlik Durumu
Ülkemizde olgunlaşmakta olan erkekler için belirli bir süre askerlik yapmak yasal bir yükümlülüktür. Bu dönem, genellikle erkeğin evlenebilecek olgunluğa eriştiği zamana rastlar. Evlilik kararını almak için bu sürecin tamamlanmış olması, evlilik için gerekli şartların tamamlanması açısından önemlidir.

3. EVLİLİK DÖNEMLERİ
Beraberliklerin kabul görmesi ve toplum tarafından onaylanması için bireylerin birlikteliklerini, evlilik kurallarıyla onaylatması gerekir. Bireyler yalnızlıktan kurtulmak, ekonomik koşullarını iyileştirmek, çocuk sahibi olmak, cinsel doyum sağlamak ve toplumsal yaşamın gerekliliği olarak evlilik kararı verirler. Bu kararın aşamaları, bireylerin yaşadıkları toplumun gelenek ve göreneklerine göre değişkenlik gösterir.

Nişanlılık
Bireylerin birlikteliklerinin gelecekte başarılı olarak devam edip etmeyeceği konusunda karar vermeleri için gerekli bir tanıma dönemidir. Geçiş dönemi olarak kabul edilen bu sürede çiftler, birbirine karşı objektif olmalıdır.

Nişanlılık Döneminin İşlevleri
Nişanlılık evlenmek için ciddi ve samimi bir karara ulaşıldığının duyurulması, eşlerin evlilik için ne derece uygun olduklarının son bir kez daha sınanması ve evlilik için plan yapılması gibi işlevler üstlenir.

 Nişanlılığın duyurulması
Nişanlılık, toplumumuzda yasal olduğu kadar gelenek ve göreneklere göre de herkes tarafından kabul edilen bir dönemdir. Çiftler kararlaştırılan biçimde düzenlemiş bir törenle nişanlandıklarını yakın akraba, arkadaş ve çevrelerine duyururlar. Nişanlılık, evlilik için ciddi bir adımdır.

 Uygunluğun sınanması
Nişanlanmadan önce çiftler, birbirini uzun süreden beri tanısalar bile nişanlılık, evlilik  kararı alan çiftler için yeni ve sorumluluk yüklü bir dönemdir. Hangi açıdan bakılırsa bakılsın nişanlılık, geleceğin eşlerine ciddi biçimde birbirini inceleme ve evlilik için uygun olup olmadığını saptama olanağı vermektedir. Ayrıca birbirinin değerleri, standartları, gelenekleri, görenekleri ve alışkanlıklarını öğrenirler. Evliliği sağlam temeller üzerine kurma işlevine katkısı olan bir dönemdir.

 Evlilik için plan yapma
Evlilik yaşamı planlanırken eşlerin nerde ve nasıl bir yaşam sürdürecekleri, hangi eşyaların nasıl alınacağı, maddi olanakların neler olduğu ve bunların kullanımı ile ilgi planlamalar yapılmalıdır. Evlilik için nasıl bir tören yapılacağı, kimlerin davet edileceği, balayına gidilip gidilmeyeceği, gidilecek ise nereye ve ne kadar süre kalınacağının kararlaştırılması gerekir. İki tarafın yakınlarına karşı bağımlılıkları, akraba ilişkileri, çocuk isteyip istemedikleri vb. konuların açıkça konuşulması yaşanabilecek problemlerin önlenmesi ve çözüm yollarının gerçekçi olmasında katkı sağlar.

Nişanlılık Süresi
Nişanlılık süresi, çeşitli etkenlere bağlı bir karar olduğundan kesin bir zaman biriminden söz etmek güçtür. Nişanlılar evlenecekleri zamanı kararlaştırırken kendilerinin ve ailelerinin imkânlarını, koşullarını değerlendirmelidirler. Bu süreç içerisinde bireyler, geçmiş yaşamlarına ait ilişki ve olayları dürüstçe itiraf etmeli, kuşkulara ve güvensizliğe neden olabilecek durumların ortaya çıkmasını engellemelidirler. Nişanlılık süresi, çiftlere mutlu bir evliliğin kurulabileceği ya da kurulamayacağı konusunda karara varma olanağı verecek kadar uzun olmalıdır.

Evlenme Töreni ve Balayı
Evlilik, toplumsal kurallar ve yasaların öngördüğü biçimde bir erkekle bir kadının yaşamlarını birleştirmesidir. Yaşam boyu birlikte yaşamayı amaçlayan birlikteliklerde ilişkilerin düzenli, uyumlu ve dengeli olması evlilik kararının doğru verilmesiyle ilişkilidir. Bu ilişkilerin düzenlenmesinde bireylerin yaşadıkları toplumun ilgili yasaları, kuralları ve gelenekleri belirleyicidir.

Evlenmenin Yasal Yönü
Evlilik, Türk Medeni yasasına göre karşı cinsten iki insanın hukuken geçerli sayılan hayat ortaklığıdır. Yasa bu hayat ortaklığına, karı kocanın kurduğu bu küçük topluluğa “evlilik birliği” demektedir. Evlilik birliğine çocuğun katılmasıyla birlik “aile birliği” adını alır. Aile birliği, evlilik bağının kurulmasını öngörmektedir. Bir kadınla bir erkeğin arasında yasaların düzenlediği ve kabul ettiği yaşama birliğine “evlilik bağı” denir.

Evlenme hakkı, kişilerin sahip olduğu temel özgürlüklerden birisidir. Ancak toplumun devamı ve sağlığı açısından yasalar, bazı durumlarda evlenme özgürlüğünü sınırlamışlardır. 

 Evlenme yaşı yasalarca belirlenmiştir. Normal koşullarda 18 yaş her iki cinsten kişiler için de evlenme yaşı olarak kabul edilmiştir.
 Evlenmenin resmî memur aracılığıyla resmî kayda geçmesini zorunlu kılar.
 Nişanlılık döneminin fonksiyonlarını belirler ve bu dönemde eşlerin evlilikleriyle ilgili yapacaklarını düşünmelerine olanak hazırlar.
 Evliliğin ilan edilmesini zorunlu kılmakla çevrenin dikkatini çeker; evliliği yanlış uygulamalar ve tehlikelerden korur.
 Evliliğe açıklık ilkesini getirmekle zor kullanılarak yapılan evlilikleri önlemeye çalışır.
 Gizli evlilikleri yasaklamak suretiyle yasalara aykırı evlilikleri engeller ve babasız çocuk sorununu çözümler.
 Sağlık yönünden uygun olmayan kişilerin evlenmesine izin vermez.

Evlenme Töreninin Planlanması
Evlenme törenleri evliliğin ilanıdır. Böylece toplumca geçerli bir birliğin doğduğu kabul ve ilan edilir. Evlenme törenleri evliliğin yasal yönden tanınmasını sağlar, eşlere yeni bir statü kazandırır. Toplumca tanınıp kabul görmelerini mümkün kılar, onlara yeni sorumluluklar ve yeni psikolojik destek sağlar.

Evlenmeye karar veren eşler, düğün törenlerine kadar olan devreyi planlamalıdır. Bu sayede her iki tarafın anne baba ve yakınlarının evliliklerini benimsemeleri ve hazırlıklara katılmaları sağlanmış olur. Tarih saptanırken düğün için en uygun yıl, mevsim, ay ve gün dikkate alınarak her iki tarafın yakınlarının ve eş adaylarının uygun zamanları belirlenmelidir. Ayrıca düğünün nerede ve nasıl yapılacağı da düşünülmelidir.

Balayı
Evli çiftlerin ilk defa toplumsal kurallar ve yasalar açısından geçerli olan birlikteliklerini kutladıkları devrenin başlangıcıdır. Balayı çiftlere, beraber yaşamaya başladıkları ilk günlerini gerilimden ve kontrolden uzak, rahat ve baş başa geçirme olanağı verir. Bu dönem, yeni evli çiftlerin fiziki uyum sağlamak için gösterdikleri gayreti destekleyici, yakınlık ve gizliliği sağlayıcı nitelikte olmalıdır. Balayı, eşlerin mali güçleriyle dengeli planlanmalıdır.

Bu dönem, bir başlangıç olduğundan her şeyin yeterince başarılı olması beklenilmemelidir. Bu nedenle balayının bu başarıyı mümkün olduğu kadar en yükseğe çıkarıcı nitelikte olması, uyumlu ve mutlu birliktelik için gereklidir.

Balayı planlanırken göz önünde bulundurulması gereken hususlar:

 Balayı için seçilen yer, iki birey için de yeni olmalıdır.
 Balayı için mutlaka bir seyahate çıkmak gerekli değildir.
 Balayı süresince aşırı yorgunluğa neden olacak ölçüde etkinlikler planlanmamalıdır. Aşırı yorgunluğun, insan ilişkilerinde uyumsuzluğa neden olduğu unutulmamalıdır.
 Acelecilikten kaçınılmalı; baş başa konuşacak, yürüyecek ve anlaşma olanağı
 Psikolojik doyum, biyolojik doyumdan önce gelmeli ve eşler zamansız ilişkiye zorlanmamalıdır.

Balayı, nişanlılık ve evlilik arasında bir geçiş özelliği taşımaktadır. Ne kadar iyi planlanır, kurulur ve yürütülürse evlilik o kadar sağlam temellere oturur.

Evlilikte Uyum ve Dayanışma
Evlilikte uyum, eşlerin karşılıklı ihtiyaçlarını doyurucu biçimde beraberliklerini devam ettirebilmelerini ifade eder. İlgili kararları birlikte alabilen, geleceklerini birlikte planlayabilen, kaynaklarını birlikteliklerinin amaçları doğrultusunda kullanabilen çiftler uyumu daha kolay sağlamaktadırlar.

Evlilikte Uyum
Uyum, uzlaşma ve denge hâlidir. Dengenin durağan olması mümkün değildir, artar ya da azalır. Yaşam, bu uyumu sağlamaya yönelik bir süreçtir. Uyumlu kişi, kendisi ve çevresi için yararlı olacak biçimde tepkide bulunabilme yeteneği olan ve bu yeteneği eyleme dönüştürebilen, diğer insanlarla sağlıklı ilişkiler kurabilen, toplumsal rollerini yerine getirebilen, sorunlarla başa çıkabilen, çevresini gerçekçi biçimde değerlendirebilen üretici ve yaratıcı kişidir. Uyumsuz kişi ise bunu başaramayandır.

Evlilikteki İhtiyaçların Uyuma Etkisi
Evlilikte temel kural eşlerin biyolojik, sosyal ve psikolojik güdülerinin doyurulmasıdır. Kadın ve erkeğin beraberliği, bu ihtiyaçların karşılanmasına dayanır.

 Biyolojik ihtiyaçlar
Cinsel güdünün doyurulması, evliliğin temel işlevlerinden biridir. Eşlerin cinsel yönden uyum içinde olması, birbirinin cinsel istek ve beklentilerini karşılaması önemlidir. Eşlerin bu yönden uyum içinde olması, evliliğin mutlu sürmesi için gereklidir.

 Sosyal ihtiyaçlar
Eşlerin kendilerini güven, koruma ve dayanışma içinde hissetmeleri; geleceğe güvenle bakabilmeleri, birbirinden onur ve kıvanç duymaları, yalnız olmadıklarını bilmeleri ve ortak bir amaca yönelmeleri sosyal ihtiyaçlarından kaynaklanmaktadır. Evlilikte uyum, bu ihtiyaçların doyurulması ile mümkündür.

 Psikolojik ihtiyaçlar
Eşler birbirini koşulsuz sevebildiğinde, birlikte olmaktan haz duyduğunda, kederlerini paylaşabildiğinde; sevilmek, beğenilmek ve paylaşmak ihtiyacını karşılarlar. Evlilikte eşlerin paylaşmayı bilmeleri ve birbirinin ihtiyaçlarını karşılama çabası içinde olmaları, uyumun yanında dayanışmayı da pekiştirir.

Evlilikte Uyumsuzluk Nedenleri
İlişkilerin devamlı çatışma ortamında devam ettiği bir evlilik, uyumsuz olarak kabul edilir. Çatışmanın her evlilik birlikteliğinde olması normaldir. Önemli olan şiddete dönüşmemesi, alışkanlık hâline gelmemesi için önlem almaktır. Çatışmanın nedenlerini tespit etmek ve ortadan kaldırmak için çaba sarf etmek gerekir.

Eşler, çeşitli konularda çıkan çatışma nedenlerini ararken birbirini tanıma fırsatı da bulabilirler. Uyumsuz evliliğin en büyük zararı mutsuz, başarısız, sağlıksız ve problemli bireylerin ortaya çıkmasına neden olmasıdır.

 Eşlerin birbirine karşı sevgi, saygı ve güvenini kaybetmesine yol açan nedenler
 Eşler arasındaki yaş, din, ırk farklılıkları
 Kadının çalışma hayatında yer alması
 Eşlerin ev yönetimi konusunda bilgi ve becerilerinin yetersizliği
 Gelir idaresi konusunda farklı görüşler
 Ev ile ilgili sorumlulukların yerine getirilmemesi
 Eşlerin birbirinin akrabaları ile olan ilişkilerinin biçimi
 Eşlerin çocuk sahibi olma konusundaki görüş farkı
 Eşler arasındaki sevgisizlik, güvensizlik ve saygısızlık
 Cinsel yaşamda düzensizlik

Evlilikte Dayanışmayı Destekleyen Faktörler
Dayanışma bireylerin kendilerini güven içerisinde, huzurlu ve mutlu hissetmeleri, karşılaştıkları sorunlarda yalnız olmadıklarının farkında olmalarıdır. Dayanışmanın ön koşulu paylaşmadır. Bireylerin umut ve beklentilerinin karşılanması, dayanışmanın oluşması ve sürdürülmesinde en önemli etkenlerden biridir. Evliliğin ilk yılları, dayanışmanın kurulması ve gelişmesi açısından önemlidir.

 Dayanışmayı destekleyen faktörler
 Ev ve aile ile ilgili kararları ortak almak
 Birbirinin hak ve özgürlüklerine saygılı olmak
 Kaynakları ortak amaçlar için kullanmak
 Sorumlulukları paylaşmak
 Sağlıklı insan ilişkileri kurmak
 Yapıcı ve yaratıcı olmak
 Akraba, arkadaş vb. ilişkileri dengelemek
 Özverili çalışmak
 Objektif olmak

Evlilikte Dayanışmayı Engelleyen Faktörler
Dayanışmayı engelleyen faktörler kişisel özelliklere, evlilik birlikteliğinin yapısına, çevre ile ilişkilerin biçimine göre değişebilir. Herhangi bir olay, evlilik birlikteliğinin birisinde olağan karşılanırken diğerinde dayanışmayı engelleyen bir faktör olabilir.

 Dayanışmayı engelleyen faktörler
 Eşlerin birbirine güvenmemesi
 Eşlerden birinin veya her ikisinin bağımsızlığına aşırı düşkün olması
 Evlilik birlikteliğine çocukların katılması ile eşlerin, özellikle kadının sorumluluklarının artması
 Meslekleri gereği eşlerin belli sürelerle evden uzak olması
 Eşlerin sorunlara karşı hoşgörülü olmaması
 Sorunlar karşısında devamlı karşısındakini suçlayan bir tavırda olunması

Evlilikte Sorun Yaratan Konular
Evliliklerde uyumsuzluk yaratan, dayanışmayı engelleyen durumlar zamanla sorun yaratan konular hâline gelir.

Otorite Sorunu
Sosyal bir kurum olan evlilik birlikteliğinin yönetimi, diğer kurumlara göre farklılık göstermektedir. İlişkiler, yazılı kesin kurallara bağlı değildir. Otorite, başkalarının davranışlarına yön verecek kararları verme gücüdür. Evliliklerde otoritenin kimde olacağını belirleyen en önemli nokta, eşlerin bilgi ve beceri birikimleridir. Evlilik birlikteliğinde otorite, her konuda herkese her istediğini yaptırabilme gücü olarak kabul edilmemelidir.

Ekonomik Sorunlar
Ailede dayanışmanın ya da çatışmanın temel nedenlerinden birisi, paranın yönetimidir. Eşlerin her ikisi ya da birinin gelir gider dengesi ve yaşam standardı konusunda yetersiz ya da gerçekçi olmayan bilgi ve anlayışa sahip olması; giderle ilgili planlama, uygulama ve değerlendirme işleminin kim tarafından ve nasıl yönetileceğinin belirsizliği sorun yaratmaktadır. Eşlerin bu sorulara yanıt bularak karara varmaları, sorunun çözümü için gereklidir.

Cinsel Sorunlar
Cinsel yaşam, hukukun ve toplumun aile kurumunda eşlere tanıdığı beraberliğin sonucu doğal bir etkileşimdir. Bu konuda sorun çıkmaması için eşlerin doğru bilgilerle eğitilmesi, ilişkilerin karşılıklı doyum sağlanacak biçimde düzenlenmesi gerekir. Sorunların ertelenmeden konuşulması, tanımlanması ilişkilerin sağlıklı yürütülmesinde etkilidir. Çözümü bulunamayan sorunlarda uzmanlara başvurulmalıdır.

Akraba Sorunları
Eşlerin kendi akrabaları (anne, baba, kardeş), eşinin akrabaları (kayınvalide, kayınpeder) çeşitli nedenlerle bir araya gelir. Bu ilişkilerin biçimi, zaman zaman ailede sorunlar yaratabilir. Eşlerden her biri kendi akrabalarını, eşinin akrabalarından daha üstün tutup ayrıcalıklı davranabilir. Eşinden de kendi ailesine her zaman sevgi ve saygı göstermesini isteyebilir. Akrabalar ile eş arasındaki dengeyi sağlamak ve sorunları tarafsız değerlendirmek çıkabilecek çatışmaları önleyebilir.

Sorumluluk ve İş Bölümü Sorunları
Evlilik birlikteliğinde sorumlulukların neler olduğunu ve kimler tarafından yapılacağını belirlemek, iş bölümü yapmayı gerektirir. Bireylerin bilgi, beceri, ilgi ve istekleri doğrultusunda iş bölümü yapmak çıkabilecek sorunları azaltır. İş bölümü yapılırken bireylerin ev dışındaki faaliyetleri de dikkate alınmalıdır.

Sorunların Çözümü
Evlilikte zaman zaman bazı sorunların yaşanması normaldir. Sorunların büyümeden çözülmesi için bireylerin özeleştiride bulunmaları, fedakârlık yapmaları, objektif davranmaları, karşısındakini dinlemeleri ve benzer sorunların tekrar yaşanmaması için önlemler almaları gereklidir. Sorunların çözümü için gerektiğinde ilgili kurum ve kuruluşlardan yardım alınmalıdır.

Evlilikte Bunalım
Bireyin beklenmedik bir zamanda istenmedik bir olayla karşılaşması, kendisini yetersiz hissetmesi, karşılaştığı problemleri kendi gücüyle çözemeyeceğine inanması bunalımlı bir dönem yaşadığının işareti olarak kabul edilir. Evliliklerde bunalım ise sorunların çözülemeyecek derecede yoğunlaşması, bireylerin fiziksel ve duygusal sağlığını bozacak duruma gelmesi şeklinde açıklanmaktadır.

Evlilikte Bunalıma Neden Olan Durumlar
Sorunların bireyler tarafından reddedilmesi ve kabul edilmesi de bireylerin sorunlara bakış açısına bağlıdır. Bazıları problemden söz etmeyi zayıflık sayarken, bazıları da problemi kabullenip çözüm yolunu araştırmayı seçebilir.

Bunalıma neden olan durumlar:
 Doğal afetler sonucu ortaya çıkan kayıplar
 Uzun süreli ayrılıklar
 Tedavisi mümkün olmayan veya bulaşıcı hastalıklar
 Büyük miktarlarda borçlanma veya iflas etme
 İşsizlik ve parasızlık
 Alkol, uyuşturucu madde ve kumar bağımlılığı
 Çocuk sahibi olamama
 Eşlerden birinin ölümü
 Cinsel uyuşmazlıklar
 Fiziksel ya da zihinsel anormallikleri bulunan çocuk sahibi olma
 Yaşlılığa geçiş dönemi

Bunalım yaratan konuları çözüme kavuşturmak için sebeplerin iyice irdelenmesi, bazsorunların doğal kabul edilmesi (ölüm, hastalık, kaza), yardım alınabilecek kurum vkuruluşlarla işbirliği yapılması gerektirmektedir.

Evliliğin Çözülme Nedenleri
Evliliğin çözülmesi, herhangi bir nedenle eşlerin birbirinden ayrılarak evlilik birliğinisona ermesidir.

 Doğal gelişmelerin sonucu olan çözülmeler: Eşlerden herhangi birinin ölümünden dolayı evliliğin bitişi, doğal bir gelişmenin sürecidir. Eşlerden birinin evlilik birliğini yürütemeyeceğini anladığında karşılıklı olarak ayrılmaları da doğal çözülme olarak kabul edilmektedir.

 Davranış biçimindeki dengesizliklerin sonucu olan çözülmeler: Bireylerin hayatlarındaki dengesizlikler, hayata uyumunu zorlaştırır. Eşlerden birinin evlilik birliğini zedeleyecek ve eşine zarar verebilecek davranışları, hırçınlık kıskançlık gibi ruhsal dengesizlikleri, gereksiz harcamalar yapması, birbirinin hak ve özgürlüklerine saygı göstermemeleri gibi durumlar çözülmenin hızlanmasına neden olur.

Boşanma
Dengeli ve uyumlu ilişki kuramayan evli çiftlerin, yasal yollarla evlilik ilişkilerine son verme hakları vardır. Boşanma da evlilik gibi sosyal ve yasal bir olaydır. Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de istenen bir durum değildir. Boşanma oranının arttığı toplumlarda tek ebeveynli aile sayısı artarak çocuk ve gençlerin sağlıklı ortamda büyümeleri, dengeli ilişkiler kurmaları, mensup olduğu toplumun değer yargılarını benimsemeler zorlaşmaktadır. Bu durum, nesilden nesile aktarılması gereken değerlerin iletilmesi ve sürdürülmesinde sorunlara yol açmaktadır.

Boşanma ile ilgili yasalar, ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Toplumsal hayatyeniden düzenleme ihtiyacı, boşanma ile ilgili yasal düzenlemelerde de zaman zaman değişiklik yapma gereğini ortaya çıkarmaktadır.

 Türk Medeni kanununa göre boşanma nedenleri 
Türk Medeni kanununun ilgili 161 ve 166. maddelerinde boşanma ile ilgili sebepler açıklanmıştır:
  •  Zina 
  •  Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
  •  Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
  •  Terk etme
  •  Akıl hastalığı
  •  Evlilik birliğinin sarsılması
Boşanma, her bireyde sonuçları farklı etkiler yaratmaktadır. Bu sürecin sonunda eşlerden her biri çocukların velayetinin belirlenmesi, yeni sosyal faaliyetlere katılma güçlüğü, kendi kendine yetememe endişesi, güvensizlik, yalnızlık gibi sosyal ve psikolojik sorunların çözümünü aramak zorunda kalmaktadır. Sorunların çözümünde ilgili kurum ve kuruluşlardan destek hizmeti almak bireylerin yeni hayatlarına uyum sürecini kolaylaştırır.

Share
Posted in: , Posted on: 1.02.2017

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.