1.02.2017

Akdeniz Bölgesi Meyve Yetiştiriciliği

Global Bilgiler  /  at  12:21  /  No comments

Önemli Akdeniz Meyve Türleri

Bitkisel sınıflandırmada başka grupların içerisinde yer almasına rağmen akademisyenler tarafından gerçekleştirilen değerlendirmede bu gruba giren meyveler daha çok yetiştiricilik koşulları değerlendirilerek Akdeniz meyveleri grubu içerisine yerleştirilmişlerdir. Çünkü bu grupta yer alan meyvelerin birçoğu yetiştiricilik koşulları bakımından Akdeniz Bölgesini tercih ederler. Diğer bölgelerde yetiştiriliyor iseler de en yoğun ve en ekonomik Şekilde bu bölgede yetiştirildikleri için Akdeniz meyveleri olarak isimlendirilmişlerdir. Bu grup içerisinde yer alan meyveler; Muz, zeytin, avokado, incir, Trabzon hurması, yenidünya, nar ve keçiboynuzu’dur. Bakıldığında birbirlerine çok benzemeyen aralarında akrabalık olmayan bu türlerin tek ortak noktaları Akdeniz bölgesinde yoğun Şekilde yetiştiriliyor olmalarıdır. Bu meyvelerin bazıları diğer bölgelerde de elbette yetiştirilmektedir. Ancak burada üzerinde ısrarla durulması gereken konu bu meyvelerin Akdeniz bölgesinde yoğun ve ekonomik Şekilde yetiştirilmesidir. Diğer bölgelerde eğer mikro klima bir bölge değil ise, meyvelerin üretimleri yıldan yıla çok fazla değişim gösterir, meyvelerin kalite değerleri beklenenleri karşılamaz ve Şiddetli bir soğukta donma riski ile karşı karşıyadır.

Bu grup içerisinde değerlendirilen keçiboynuzu meyvesi, daha çok doğadan toplanma  Şeklindedir. Herhangi bir Şekilde kapama bahçesi mevcut değildir. Üretim istatistiklerine baktığımızda oldukça fazla toplandığı görülmektedir. Ancak ağaçların yetiştirilmesi için herhangi bir özel çalışma yoktur. Tamamen doğada kendi halinde yetişen veya gölgelik olarak dikilen ağaçların meyveleri toplanarak değerlendirilmektedir.

Akdeniz Meyvelerinin Ekonomik Önemi

Akdeniz meyveleri tek bir bölgede yoğunlaşmış olmasından dolayı üretim miktarlarına bakıldığında çok fazla bir önem arz etmiyor gibi görünse de bölge çiftçisine ve ülke ekonomisine önemli katkılar yaptığı açıktır. Bu meyve türleri ithalata söz konusu olabileceğinden mevcut içerdeki üretim dışarıdan gerçekleştirilecek ithalatın önünü kesmekte ve tüketicinin daha uygun fiyata ürüne ulaşmasına olanak vermektedir.

Bu meyve türlerini tek tek değerlendirdiğimizde hepsi ekonomik önemi olan meyve  gruplarıdır. Üretilen meyvelerin bazıları taze olarak değerlendiriliyor iken bir kısmı depolanarak veya sanayide işlenerek değerlendirilmektedir. Yerli üretimin gerçekleştiği dönemlerde bu meyve türlerinin pazar değerleri tüketicinin lehine gelişmektedir. Ancak mevsim dışına çıkıldığında ithalat yolu ile dışarıdan getirilenlerin fiyatları oldukça yükselmektedir. Bunun en güzel örneğini muz ve avokado meyveleri oluşturmaktadır.

Bu meyvelerin yoğun olarak yetiştirildikleri illere baktığınızda daha çok Akdeniz  bölgesinde yer alan meyvelerin olduğu görülecektir. Özelikle muz, avokado, keçiboynuzu ve yeni dünya’yı Akdeniz bölgesi dışında görmek mümkün değil iken Trabzon hurması, zeytin, nar ve incir grubunu Akdeniz bölgesi dışında görmek mümkündür. Ancak bu bölgelerin iklimi de Akdeniz bölgesine yakındır ve ağırlıklı olarak yine Akdeniz bölgesinde yetiştirilmektedir. Üretim değerlerine bakıldığında son yıllarda çok azda olsa hemen hepsinde bir üretim artışından söz etmek mümkündür. Bu ürünlerden ihracat değeri en yüksek olan Trabzon hurmasıdır. Türkiye genelinde en çok ihraç edilen taze meyve grubu içerisinde ilk 20 ürün grubu içerisinde sadece Trabzon hurması yer almaktadır. İncirde önemli ihracat grubundadır ancak daha çok kurutulmuş olarak satıldığında bu listede yer almamaktadır. Zeytin ise daha çok zeytinyağı ve işlenmiş olarak ihraç edilmektedir.

Bir ürünün ekonomik öneminden bahsetmek için o ürünün yetiştirilmesinden sonra  para kazanma Şansını size vermiş olması gerekir. Bölgenizde amatör tarzda yetiştirilen birçok ürünün olduğunu gözlemlemişsinizdir. Ancak çoğu zaman bu ürünlerin toplanarak paraya çevrilme Şansları çok fazla değildir. Üretici açısından önemli olan o ürünü tercih ettiği ve yetiştirdiğinde para kazanıp, kazanamayacağıdır.


Akdeniz Meyvelerinin Önemli Bitkisel Özellikleri 

Zeytin, boylu bir çalı veya 10 metreye kadar boylanabilen, sık dallı, yayvan tepeli, herdem yeşil yapraklı bir ağaçtır. Geniş, kıvrımlı, yamru yumru bir gövdesi vardır. Uzun ömürlü bir ağaçtır, yaklaşık 2000 yıl kadar yaşayabilir. Verimli topraklarda taç açık ve asimetrik, verimsiz topraklarda ise daha yoğun ve yuvarlaktır. Mızraksı, çok kısa saplı, deri gibi sert yaprakları sürgünlere karşılıklı çiftler halinde dizilmiştir. Yaprakları basit, tam kenarlı ve kenarlar alt yüze doğru hafif kıvrıktır. 

Baharın sonlarına doğru yaprakların koltuğunda seyrek salkımlar halinde açan küçük,  beyazımsı, sarı renkli, kokulu çiçekleri vardır. Rüzgarların taşıdığı çiçek tozlarıyla döllenen çiçekler etli ve yağlı meyve verir. Meyve önce yeşil, olgunlaştıktan sonra da parlak siyah bir renk alır. Etli meyvenin içinde sert bir çekirdek vardır. 

Yenidünya; kök sistemi, çoğunlukla 25-30 cm derinlikte, yüzlek ve dağınık saçak kök  yapısındadır. Bunun yanında kuvvetli bir kök yapısına sahiptir. Yenidünya, 5-6 m boyunda, düzgün gövdeli, alçaktan dallanan, sık görünümlü, yayvan ile yuvarlak arasında taç yapısına sahiptir. Yaprakları 12-40 cm uzunlukta sert ve kısa saplıdır. Kök sistemi, çoğunlukla 25-30 cm derinlikte, yüzlek ve dağınık saçak kök yapısındadır. Bunun yanında kuvvetli bir kök yapısına sahiptir.  

Muz, kökleri toprak altında bulunan ve esas gövdeyi oluşturan yumrudan çıkar. Uygun Şartlarda kökler, 50 cm yanlara ve 75 cm derinliğe kadar gidebilir. Köklerin çoğunluğu 15-40 cm derinliktedir.  
Muzun gerçek gövdesi toprak altında bulunur ve yumru Şeklindedir. Yumru gövde  besin depo eder. Gövdede kuru madde miktarı fazladır. Gerçek gövde çok yıllıktır. Muzun toprak üstünde görülen gövdesi yalancı gövdedir. Bodur muzlarda gövdenin boyu 1,5-2, 25 m’ye kadar çıkar. Üst kısmında dört bir tarafa açılmış yapraklar bulunur. Yeni yapraklar gövdenin orta kısmından meydana gelir. Muzun yaprakları büyüktür. Yaprak uzunluğu 2 m ve genişlik de genellikle 60–90 cm olabilir.  

Muzda tomurcuk, çiçekler ve meyve salkım Şeklindedir. Yalancı gövde, yapraklarını tamamladıktan sonra meyve salkımını andıran bir tomurcuk (hevenk, dal) oluşturur. Bu olaya muz üreticileri muz doğurdu demektedir. Tomurcuk çok sayıda çiçek taşır. Muz salkımlarında 3 çeşit çiçek bulunur. İlk açılan braktelerin altlarından çıkan çiçekler dişi çiçek olup daha sonra muza dönüşürler. Dişi çiçeklerin muza dönüşmesi için döllenme olması gerekmez. Bu nedenle muzlara bu özelliklerinden dolayı partenokarpi denir. Taraklar üzerinde bulunan meyveler karşıdan bakıldığında sağdan sola doğru gelişirler ve çift sıralı, satranç Şeklinde dizilmişlerdir. Bu nedenle gelişme devresi sonunda parmaklar 5 köşeli ve sağdaki meyveler daha iri olur. Her tarakta 10-26 parmak bulunur. İlk taraklarda parmak sayısı fazla ve meyveler iridir. Uca doğru gidildikçe meyveler sayıca azalır ve küçülür. 

Trabzon Hurması, çeşitlerine göre değişmekle birlikte 8 m’ye kadar büyüyebilen dik, yarı dik ve yayvan taçlı ağaçlar oluşturabilen bir türdür. Ağaçları dik, yarı dik veya yayvan olarak gelişir. Köklerine bakıldığında, diospyroskaki çöğürleri anaç olarak kullanıldığında baskın bir kazık kök ve az miktarda saçak kök; diospyrosvirginiana ve diospyros lotus anaçları ise bol miktarda saçak kök oluşturmaktadırlar. İlkbaharda oluşan taze sürgünler tüylü ve açık yeşil renklidir; yaşlandıkça gri ve kahverengi renk alırlar. Trabzon hurmasında dişi çiçek, erkek çiçek ve hermafrodit çiçek görülebilir. Ayrıca Trabzon hurması ağaçları monoik, dioik ve poligami gösterebilir. Dişi çiçekler, erkek çiçeklerden daha iri ve koyu renkli kalikse sahip olmalarıyla erkek çiçeklerden kolaylıkla ayırt edilebilir.

Meyve iriliği, rengi ve Şekli bakımından çeşitler arasında büyük farklılıklar bulunur. Meyve ağırlığı 50 – 300 g arasında değişir. Genelde meyve Şekli çeşitlere göre konik, uzun konik, yuvarlak ve basık arasında değişim göstermektedir. Bazı çeşitlerin meyvelerinde köşelilik, bazılarında meyve etrafında bir bilezik bulunmaktadır. Derim oluşumunda meyve  kabuğu rengi yeşilimsi-sarı, turuncu-sarı, turuncu, turuncu-kırmızı; fizyolojik olgunlukta ise turuncu, koyu-turuncu, kırmızı-turuncu, kırmızı olabilmektedir. Döllenme çekirdeklilik üzerinde önemli rol oynar. Partenokarp meyveler olduğu gibi çok çekirdekli çeşitler de bulunmaktadır. Çekirdeksizlik istenilen önemli özelliklerden birisidir. Trabzon hurmaları meyve özellikleri bakımından iki ana grup oluştururlar;

1. Meyve eti buruk (kekre) olanlar,
2. Meyve eti buruk (kekre) olmayan olarak ayrılır.

İncir; ağaçları, çeşitlere bağlı olarak ortalama 8–10 metre boy yapar. Yapraklar genelde parçalı, derin girintili, beş loblu ve tüylü değişik formlarda karşımıza çıkar. Yaprak uzunluğu 12–25 cm ve 10–18 cm genişliğindedir. Meyve şişkin, etli, çukur, iç yüzeyi tamamen çiçeklerle kaplı bir kılıf Şeklindedir. Sarıdan mora çeĢitli renklerde ve 3–5 cm uzunluğunda yenen aslında ağacın meyvesi değil çiçeğidir.

Avokado, genellikle yayvan, bazen dikine gelişen her dem yeşil 6–20 metre yükseklikte bir ağaçtır. Gevrek yapıda olup Şiddetli rüzgarlara karşı hassastır. Çarpık dallanan bir gövde yapısı vardır. Ağaç gövdesinde; kaba ve uzunlamasına yarıkların bulunduğu, etli bir kabukla örtülü olup bol yapraklı bir taca sahiptir. Yapraklar koyu yeşil renkte olup oval, eliptik ve mızrağımsı Şekillerdedir. Genç sürgünler bakırımsı ve kırmızı renktedir. Yaprak uzunlukları 7,5–37,5 cm arasında değişmektedir. Olgunlaşmamış yaprakların rengi açık yeşildir. Çiçekler küçük, yeşil ve sarımtıraktır. Çiçekler salkım
uçlarında bulunur. Çiçeklenme çeşitlere göre sonbahardan yaz başlangıcına kadar sürmektedir. Tam açılmış bir avokado çiçeği 1cm genişliğinde ve 6-7 mm uzunluğundadır.

Meyveleri çiçeklenmeden 10-18 ay sonra olgunlaşmaktadır. Avokado meyveleri değişik Şekil, renk ve büyüklüktedir. Meyve iriliği 200-600 g arasında değişir. Meyveler yuvarlak, oval veya armut Şeklinde olabilir. Kabuk rengi hafif sarımtırak yeşilden koyu yeşile, kahverengi kestane renginden, erguvani siyaha kadar değişir. Kabuk yüzeyi düz veya pürüzlü olabilir. Meyve eti açık sarı-krem renginde olup kabuğa doğru yeşilimsidir.


Nar bitkisi 1-5 m boyunca çalı ya da ağaççık Şeklinde bulunur. Çok dallı bir taca sahip olup genç dallar köşeli, koltuk sürgün uçları sivri ve iğ Şeklindedir. Nar, toprak içinde derinlere ve yanlara giden çok kuvvetli bir kök sistemine sahiptir. Aynı zamanda bol saçak kök yapar. Nar meyvesi iri, küresel, üstten hafif basıktır. Meyve 5-14 cm çapındadır. İçi tohumla dolu olup derimsi yapıda bir kabukla kaplıdır. Kabuk 1-5 mm kalınlığında beyazımsı sarı, sarı yeşil veya kırmızı renklidir. Meyvenin yenen kısmı danelerden oluşur.

Taneler zar Şeklinde kabuk uzantılarıyla ayrılmış odacıklara yerleşmiştir. Tane renkleri beyaz-sarıdan, pembe, kırmızı ve koyu kırmızı ve mora kadar değişir. Çiçekleri iki eşeyli, büyük, kendine özgü nadiren sarı ya da beyaz renkte ve kokusuzdur. Nar genellikle nisan sonu haziran ayı arasında çiçeklenir. Çiçeklenme periyodu yaklaşık 1-1,5 ay kadar sürer.

Keçiboynuzu, geniş taç yapıya sahip keçiboynuzu yaprakları, Akdeniz ikliminin sert koşullarına uyum sağlayacak şekilde herdem yeşil, sert ve tüylü bir yapıdadır. Kökleri 20-25 m derinliğe kadar iner.  Daimi yeşil renkli olan yapraklarının uzunluğu 3 – 5 cm dolayında olup; ağacın yeşil, küçük çiçekleri vardır ve bu çiçekler 50-60’lı gruplar halinde salkımlar oluşturmaktadır. Meyveleri önceleri parlak yeşil olup olgunlaştıkça kahverengine dönüşen köseleye benzer bir yapı sergiler. Yabani türün meyveleri ince ve mat olup kültüre alınmış türlerde parlak, daha uzun ve siyaha yakın bir renk almaya balar. Meyveleri kavisli, düz, sıkışık tohumlu olabilir, uzunlukları ise 10 ila 20 cm arasında değişir.








































Akdeniz Meyvelerinin İklim ve Toprak İstekleri 

Akdeniz Meyvelerinin İklim İstekleri 

Akdeniz meyvelerinin genel iklim isteklerine bakıldığında kışı çok sert geçmeyen bölgeler dışında yetiştirilmelerinin zor olduğu görülecektir. Muz dışında diğer meyve türleri -5 ile -10 ºC civarındaki sıcaklıklara dayanabilmektedir. Muz için hava sıcaklığı 2-3 ºC düştüğünde tedbir alınmış olması gereklidir. Ancak aynı türün çeşitleri arasında bile bu dayanımda farklılık olabilmektedir. Bu yüzden mutlaka çeşit seçiminde, çeşidin dayanabildiği en düşük sıcaklık belirlenmiş olmalıdır. Ortalama sıcaklığın 25 ºC civarında olması istenir. Bu sıcaklıklardan daha yukarılara ve daha aşağılara inildikçe bitki ve meyve gelişimi yavaşlayacak, meyvenin toplam rekoltesi ve kalitesi düşecektir. En yüksek sıcaklığın 35 ºC yukarısına çıkması çok fazla istenmez. Eğer çok yüksek sıcaklıklara ulaşılırsa meyvelerde ve yapraklarda güneş yanıklığı gibi bir takım bozuklukların oluşması kaçınılmazdır. Ancak burada keçiboynuzu konusunda bir ayrıcalık vardır. Keçiboynuzu 30-45 ºC arasında en iyi gelişimlerini sergilerler.

Akdeniz bölgesinde yağışın yıl içerisinde eşit dağılmaması, yıllık yağışın 500 mm civarında gerçekleşmesinden dolayı bu meyve türlerinin sulanmaya ihtiyaçları vardır.

Kış soğuklama istekleri genellikle düşük olup, bölgede gerçekleşen +7,2 ºC altındaki  sıcaklıklar meyve türlerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yeterlidir. Ancak son yıllarda gündemde olan küresel ısınmanın etkilerine bağlı olarak çok ılık geçen yıllarda meyve ağaçlarının uyanmalarında sorun yaşanabilmektedir. Bu sebepten yeni kurulacak bahçelerde daha düşük soğuklama isteğine sahip çeşitleri tercih etmekte fayda vardır.

Akdeniz bölgesinde ilkbahar geç donlarının bazı yıllar etkili olabileceği gözden  kaçırılmamalıdır. Buna göre gerekli tedbirlerin alınması gereklidir. Akdeniz meyveleri ilkbahar geç donlarına karşı oldukça hassastır.

Akdeniz Meyvelerinin Toprak İstekleri 

Akdeniz meyveleri toprak istekleri bakımından oldukça geniş adaptasyona sahiptir. Çok hafif topraklardan ağır topraklara kadar çok değişlik toprak tiplerine de uyum sağlar. Ancak Akdeniz meyveleri ve diğer meyveler için en uygun toprak orta ağır, organik maddece zengin, drenajı iyi olan derin topraklardır. Toprak pH’ın 7 civarında olması arzu edilir. Avokado ve muz pH’nın hafif asidik (6 civarında) olmasını ister.

Keçiboynuzu, mineral bakımından zengin topraklardan hoşlanmaz; fakir topraklar bitkinin gelişmesi için ideal olup, nötr, asit düzeyi düşük ve hafif bünyeli topraklar bu bakımdan oldukça uygundur. Nemli toprakları da sevmeyen bitki, çoğunlukla tuzlu, kumlu ve alüvyonlu topraklardan hoşlanır.

Sağlıklı ve kaliteli bir toprak kolay drene olan, baharda çabuk ısınan, ekimden sonra  kabuk bağlamayan, Şiddetli yağışları kolay emebilen, bünyesinde iyi su tutabilen, çok az kesekli ve geçirimsiz alt tabaka içermeyen, derin, erozyon ve besin maddesi kayıplarına dirençli, toprak organizmalarını destekleyen, yüksek verim için fazla gübrelemeye ihtiyaç göstermeyen, iyi bir toprak kokusuna sahip, yüksek kaliteli ve verimli ürün alınabilen  topraktır.

İdeal toprak koşullarını her zaman ve her yerde bulmak imkansızdır. Bu yüzden,  yetiştiriciliğini düşündüğümüz meyve çeşidinin toprak isteklerine göre arazimizi düzenleme yoluna gitmeliyiz.

Taban suyu 1-1,5 m’den daha yakın olmamalıdır. Aksi bir durum söz konusu ise  drenaj tedbirleri alınmalıdır. Drenaj kanalları bölgede mevcut değil ise kendimiz bahçe içerisinde yaklaşık 50 m ara ile 1-1,5 m derinliğinde 0,5 m genişliğinde kurutma kanalları açmalıyız veya diğer yöntem olarak sırtlar yapıp, bunların üzerlerine fidanlarımız dikerek kökleri taban suyundan korumalıyız.

pH istediğimiz aralıkta değil ise kükürt veya kireç ilave edilerek ayarlamayı yapmalıyız. Eğer bazik karakterde ise kükürt, asidik karakterde ise kireç ilavesi yaparak pH değerini istenilen seviyeye getirmemiz gerekir. Ne kadar alana ne kadar kükürt veya kireç atacağımız belirlemek için Tarım İl Müdürlüklerinden veya İlçe Müdürlüklerinde yardım alınmalıdır.

Organik madde eksiği var ise çiftlik gübresi uygulaması veya yeşil gübreleme yaparak  arazimizin organik madde kapasitesini arttırmalıyız.

Yaptıracağımız toprak ve yaparak analizleri ile hangi besin madde eksikliği olduğu tespit edildikten sonra, gübreleme yapılarak bu eksiklik tamamlanmalıdır. Ya da toprakta var olup ta bitki tarafından alınamayan besin elementi var ise bunun alınabilir forma dönüştürmesi için gerekli çalışmaların neler olabileceği üzerine bitki besleme konusunda uzman mühendislerden danışmanlık hizmeti almalıyız.

Toprakta tuzluluk sorunu var ise göllendirme sulama yaparak ve drenaj sistemi ni  kurarak mutlaka bu sorunu çözmeye çalışmalı veya çeşit seçiminde anaç değiştirmek suretiyle arazi değerlendirmeye çalışmalıyız.

Tablo: Toprakla ilgili bazı olumsuzluklara karĢı alınabilecek tedbirler

Akdeniz Meyvelerinde Bahçe Tesisi 

Bütün meyve türlerinde yüksek verim ve kalite elde etmek istiyor isek bahçemizin tesisi sırasında her bitkimiz için en uygun alanı ayırmış olmamız gereklidir. Aksi takdirde bitkiler birbirine çok yakın olacağı için birbirleri ile rekabete girerek gelişimleri olumsuz etkilenir. Bu durum verim ve kaliteye yansır. Ya da çok geniş aralık verdiğimizde bitkilerin arasında kullanılamayan boşlukların kalmasına sebep oluruz ki buda araziden tam anlamıyla yararlanamadığımız anlamına gelecektir.

Yapılan bilimsel ve pratik çalımalar neticesinde Akdeniz meyve türleri için  hesaplanmış sıra arası ve sıra üzeri mesafeler aşağıya çıkartılmıştır.


Tablo: Akdeniz Meyve türleri çoğaltma Ģekilleri

Bahçe tesisi sırasında üzerinde durulması gereken bir konuda çalışacağımız çeşitlerin tozlanma ve döllenme ile ilgili sorunları var mı? Sorusunun cevabı bilinmelidir. Bu sorunun cevabı hayır ise problem yoktur. Ancak evet tozlanma ve döllenme ile ilgili sorunlar var Şeklinde bir cevabımız var ise mutlaka sorunu çözecek 2. ve 3. çeşitlerden faydalanmak gereklidir. Ana çeşidin yanındaki diğer çeşitlere tozlayıcı çeşit denir. Bahçeye dikerken tozlayıcı çeşidin sayısı 1/3 ile 1/9 oranında değişebilir. Bu oran tozlayıcı çeşidin kalitesine göre ayarlanır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu tozlayıcı çeşidi n asıl çeşitle uyuşmazlık göstermemesi ve aynı zamanda çiçek açmasıdır. Ayrıca tozlayıcı çeşit bahçe içinde düzenli olarak dağıtılmalıdır. Tozlayıcı çeşidin de ekonomik öneminin olmasına dikkat edilmelidir.

Tablo: Akdeniz meyveleri tozlayıcı çeşit ihtiyaçları

Tozlayıcı çeşit ihtiyacı olmamasına rağmen, bahçe kurumu sırasında farklı çeşitlerin  kullanılması meyve tutumunu ve meyvenin kalitesini yükseltmektedir. Bunun için mümkünse bahçelerimiz tek çeşit birkaç çeşit kullanarak kurmak gereklidir. Bahçemizde tozlanmaya yardımcı olması için mutlaka arı kovanına yer verilmelidir. Genellikle bu her 5 dekar için 1 arı kovanı Şeklindedir.


2. BAHÇE KURULUMU 

Bahçenin Kurulumundan Önce Yapılacak İşlemler

Bahçe kurulumundan önce yapılması gereken başlıca işlemler şunlardır:

 Bahçe kurmayı düşündüğümüz yerde daha önce kurulu bir bahçe var ise arazi bahçe kurmadan önce mutlaka en az 1 yıl dinlendirilmelidir. Bu bir yıllık sürede çiftlik ve yeşil gübreleme yapılarak toprak desteklenmelidir.

 Akdeniz meyvesi bahçesi kurmak istediğimizde ilk önce, bahçe kurmayı düşündüğümüz yerin toprak analizini yaptırmalı ve bahçe olacak yerin toprak özelliklerini öğrenmeliyiz.

 Meteorolojik kayıtları elde ederek, bahçe kurulacak alanda uzun yıllar istatistiklerine bakarak, en düşük, en yüksek sıcaklık, donlu gün sayısı, güneşli gün sayısı, ilk ve son bahar don tarihleri, yağış miktarı gibi bir takım önemli verileri elde etmeliyiz.

 Elde ettiğimiz bu toprak ve iklim verilerine göre çalışmayı düşündüğümüz Akdeniz meyve türünün çeşitleri değerlendirmeli ve bölgeye en uygun olabilecek, pazar değeri yüksek çeşidi belirlemeliyiz.
 Seçtiğimiz fidanı temin etmek için, özel ve resmi fidancılık işletmeleri ile temasa geçmeli ve fidan teminini gerçekleştirdikten sonra arazi hazırlığına başlamalıyız.

 Bölgede hâkim rüzgâr var ise mutlaka rüzgâr kıran tesis edilmelidir. Ancak rüzgâr kıran tesisinde canlı materyal kullanılacak ise bu canlı materyal ile dikmeyi düşündüğümüz Akdeniz meyvesinin karşılıklı etkileri göz ardı edilmemelidir.

 Bahçemizde bulunan her türlü organik veya inorganik kökenli yabancı materyal
temizlenmelidir. Fidanlarımızın gelişmesine olumsuz etkide bulunabilecek
taşlar ayıklanmalıdır. Bu artıklar hem bitkinin gelişimini olumsuz etkileyebilir
hem de bir takım hastalık ve zararlılar için konukçuluk edebilirler.

 Taban suyu problemi var fakat drenaj sistemi yok ise bu tür durumda ya arazi
içerisine küçük kanallar açılmalı ya da arazinin dört tarafı kanalla çevrilmelidir.

Resim: Bahçenin dikime hazırlanması 

 Taban taşı yakın zamanda kırılmamış ise mutlaka dip kazan kullanılmak sureti
ile taban taşı parçalanmalıdır.

 Toprak olabildiğince derin işlenmelidir. Eğer mümkün ise bir kepçe yardımı ile
fidanın dikileceği çukurlar alt üst edilmelidir.

 Arazimizde sulama ve yağış sonrası suyun dengesiz dağılmaması için mutlaka
arazinin tesviye yapılmış olması gerekir. Aksi takdirde yüksek alanlarda su
eksikliğine bağlı olarak gelişim geriliği, su biriken alanlarda da kök çürüklüğü
gibi bir takım olumsuzluklar ile karşılaşmak mümkündür.

 Bölgenin toprak ve iklim özelliklerini dikkate alarak, dikim Şekillerinden birisi
seçilmeli ve arazi üzerinde gerekli işaretlemeler yapılmalıdır. İşaretlemeler
sırasında mutlaka teknik malzemelerden faydalanılmalı, çıplak gözle
ölçümlerden kaçınılmalıdır.

Fidan Dikim Yerlerinin İşaretlenmesi 

Fidan dikim yerlerinin işaretlenmesi oldukça önemli bir konudur ve kesinlikle doğru yapılması gereklidir. Aksi takdirde fidanlar arasındaki mesafeler farklı olur buda bize ileriki yıllarda çalışmalarımızın olumsuz etkilenmesi Şeklinde karşımıza çıkar. İşaretlemeye başlamadan önce hangi dikim Şeklini kullanacağımıza karar vermemiz gerekiyor.

Resim : Meyve bahçesi dikim Şekilleri

Dikim yerlerinin işaretlenmesinde çelik tel, küçük baklalı zincir ve ip kullanılabilir.
Küçük çaplı bağlarda ip kullanılarak işaretlemek mümkünse de alan genişledikçe ip esneyeceği için sıralar düzgün çıkmayabilir. Bunların üzerinde sıra arası ve üzeri mesafeler boya, bez veya renkli tel ile işaretlenmelidir. Bu mesafeler aynı tel üzerinde farklı renklerde işaretlenebileceği gibi, her biri için de ayrı tel kullanılabilir.

Bağlarda sıraların oluşturulmamasında tarlanın uzun kenarı esas alınır. İlk sıra bu uzun kenara göre düzgün bir Şekilde oluşturulur. Daha sonra bu ilk sıra üzerinde dik, ikizkenar veya eşkenar üçgen prensipleri esas alınarak dik çıkılır ve ilk sıraya paralel yeni geçici doğrular oluşturulur. Dik üçgen yardımıyla çıkılan diklerde 3-4-5 veya katları esası uygulanır. Buna göre üçgenin tabanı 3, dik kenarı 4 ve uzun kenarı (hipotenüsü) 5 birim (veya metre) olacak Şekilde uzun kenara dik çıkılır. İkizkenar veya eşkenar üçgende yan kenarlar eşit uzunlukta olup tepe noktasından inilen dik tabanı ortadan ikiye böler. Bu üçgenler sayesinde ilk sıradan eşit uzunlukta geçici paralel doğrular oluşturulur. Bunlardan ana sıraların oluşturulmamasında yararlanılır. İlk sıraya çıkılan dikler üzerinde sıra arası
mesafeler işaretlenir. Bu mesafeler ilk uzun sıraya paralel olacak Şekilde birleştirilir.

Oluşturulan bu sıralar üzerinde sıra üzeri mesafeler işaretlenir. Sıralar üzerinde işaretlenen noktaların ilk sıra ile aynı hizada olmasına dikkat edilir.

Geçici paralel doğruların oluşturulmamasında kullanılan kazıklar daha sonra sökülür. Sıraların oluşturulmasında dikkat edilecek en önemli konulardan biride sıra başlarında traktörün dönebileceği kadar boşluk bırakılmasıdır. Traktörün ve kullanılacak ekipmanların büyüklüğüne göre en az 5-6 m olmalıdır. Ayrıca sıralar komşu tarladan sıra arası mesafenin en az yarısı kadar uzakta olmalıdır. Sıraların uzunluğu daha sonra yapılacak hasat ve kültürel işlemlerde sıkıntı yaratmaması için 100 metreyi geçmemelidir.

Fidan çukurlarının açılması

Fidan dilim çukuru, fidan köklerinin rahatça sığabileceği derinlik ve genişlik olmalıdır. Bu açılan çukur ne kadar derin ve geniş olursa, fidanın ilk yıllardaki gelişimi derece hızlı ve güçlü gerçekleşecektir. Ancak fidanın derin ve geniş açılmasının maliyeti de mutlaka hesaplanmalıdır. Genel olarak 50x50 cm veya 60x60 cm gibi ölçüler yeter olmaktadır. Ancak meyve türleri ve türün çeşitlerinin özel isteklerini dikkate almak gereklidir. Çünkü bazı türlerde bunun için istenen değerler 80x80cm olabilmektedir. Bu dikim çukurlarının açılmasını elle veya makine ile yapmak mümkündür. Elle açarken kazm ve kürek yardımıyla istenilen ölçülere kadar kazılırlar. Toprak burgusu yardımı ile istenilen genişlik ve derinlikte çukur elde edilmiş olunur. Toprak burgusu kullanımında gözden kaçırılmaması gereken konu, burgunun çalışması sırasında açılan çukurun kenar kısımlarında bir sertleşmenin olması kaçınılmazdır. O yüzden dikim esnasında bu sert tabakanı kırılmasına dikkat edilmelidir.

Fidan çukurlarının açılması sırasında dikkat edilesi gereken diğer bir konu, mutlak dikim tahtası kullanılarak çukurun açılmış olmasıdır. Aksi takdirde fidan çukuru doğru işaretlenir bile olsa dikim sırasında sağa sola kaymalar yasanır. Dikim tahta yerleştirildikten sonra sigortalama kazıkları çakılır, işaretleme kazığı çıkartılır ve çukur açılır.

Resim: Fidan dikim çukuru açma yöntemleri


 Fidanlarda Dikim Öncesi İşlemler

Hendekleme

Hendekleme, fidanların söküldükten sonra esas yerlerine dikilinceye kadar geçici süre toprakta muhafazasına verilen isimdir. Fidanlar erken dönemde satın alınırlarsa dikim zamanına kadar sağlıklı bir Şekilde muhafaza edilebilmeleri için hendeklenmeleri gerekmektedir. Hafif yapılı topraklar hendekleme için uygundur. Ağır topraklar (killi) fazla su tuttuklarından fidan köklerini çürütebilirler. Ayrıca fidanları hendekten çıkarmak ağır topraklarda zordur.

Hendeklemeden önce fidanların kökleri bordo bulamacı gibi bir dezenfektana  batırılmalıdır. Böylece mantari hastalıklara karĢı tedbir alınmış olur. Bunun için gerekli görülürse hendekleme alanı da ilaçlanabilir.

Fidan hendekleri, doğu-batı istikametinde açılmalı ve yeterli derinliğe sahip olmalıdır. Bu hendeklere fidanlar dik veya hafif yatık olarak hendeklenebilirler. Fidanlar yatık hendeklenirse kökler toprağa daha iyi temas eder. Ayrıca hendekten daha kolay çıkarılırlar. Yatık hendekleme yapılacaksa; fidanların kökleri soğuk bölgelerde güneye, ılıman bölgelerde kuzeye doğru hendeklenmelidir.

Hendeklemede en önemli husus köklerin toprakla tam temasının sağlanmasıdır.  Özellikle dallı fidanlarda fidan gövdeleri arasında boşluklar kalmaktadır. Bu boşluklar tamamen toprakla doldurulamazsa fidan kökleri kıĢ soğuklarından ve rüzgârlardan zarar görebilir. Hendekleme parseline kemirgen (fare gibi) zararına karşı ilaçlar konulmalıdır.

Fidan kökleri -6, -7 °C'de zarar görebilir. Saklama ve taşımada buna dikkat  edilmelidir. Kışı sert geçen yerlerde fidanları soğuktan korumak için hava akımı olmayan yerlerde (hangar gibi) korumak gerekir. Hatta imkân var ise; fidanlar 0-2 C ve %85-90 nispi nemi olan soğuk hava depolarında muhafaza edilmelidir. Bu depolarda fidanların kökleri dezenfekte edilmiş talaş, yosun vb. ile örtülmelidir. Depo havalandırılırken hava cereyanından korunmalıdır.

Dikim Tuvaleti

Dikimden önce fidanların budanması gerekir. Bu amaçla aşı yerinde ve aşı noktasının altındaki gövdeden çıkmış yan kökler tamamen çıkartılır. Dip köklerden yaralı olanlar veya kırılanlar varsa kesilerek çıkarılır. Dip kökler, fidanın büyüklüğüne göre yaklaşık olarak 10– 20 cm kalacak ve simetrik olacak Şekilde kısaltılır. Kökler bir tarafta uzun bir tarafta kısa olmamalıdır. Köklerin aynı zamanda bir besin deposu olması nedeniyle aşırı kesimlerden ve kısaltmalardan sakınmak gerekir. Budamalar serin ve gölge bir yerde yapılmalı ve fidanlar hemen dikilmelidir. Dikim uzun sürecekse fidanlar su dolu bir kovada dikime kadar tutulmalıdır. Meyve fidanların tutmamasının en büyük nedenlerinden biride fidanlıktan sökümden dikime kadar geçen herhangi bir sürede su kaybı nedeniyle fidanların kurumasından kaynaklanır.

Ülkemizde fidanlar genellikle tek gövdeli olarak satılırlar. Fidanları satın alırken tek gövdeli değil dallı ve Şekil vermeye hazır halde alınmalıdır. Aksi takdirde dikimden sonraki yıl, tepe vurularak ağacın iskeletini oluşturacak dallanma oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu işlem bizim ürün elde etmemizi bir yıl geciktirir.  Eğer çok dallı bir fidan satın almış isek dikimden önce ağaca vereceğimiz Şekle göre üst gövde kısmında da dal çıkartmaları yapmalıyız.

Resim: Kök tuvaleti

Fidanları İlaçlı Suda Bekletme

Fidanların hastalık ve zararlılarla bulaşık olma riskine karşı, hazırlanmış olan ilaçlı su içerisinde bırakılmalıdır. Bu kök etrafındaki hastalık ve zararlı etmenlerini etkisiz hale getireceği gibi, fidanlardaki su kayıplarını da en aza indirmiş olacaktır.

Fidan Dikimi

Fidanların dikim tarihi olarak Akdeniz meyvelerinde fidanların yaprak dökümü döneminden yaprak açıncaya kadar ki döneme kadar ve havaların uygun olduğu her dönemde dikim yapmak mümkündür.
Akdeniz meyvelerinin fidanları dikime hazırlandıktan sonra dikim tahtası yardımı ile dikilirler. Tahta tüm işaret kazıklarına aynı yönde gelecek şekilde yerleştirilmelidir. Fidan tahtanın orta kertiğine gelecek ve aşı yeri toprak seviyesinin yaklaşık 10 cm üzerinde olacak Şekilde dikilir. Dikimden sonra yardımcı kazıklar sökülür.

Dikim çukurunun taban kısmına toprak analiz sonucuna göre hazırlamış olduğumuz gübreli harçtan bir kümbet yapılır ve fidan bunun üzerine oturtulur. Bölgede hâkim rüzgâr var ise fidan hafif hâkim rüzgâr yönüne eğilerek dikim gerçekleştirilir. AĢı noktası hâkim rüzgârın ters istikametinde yer almalıdır. Bu ayarlamalar yapıldıktan sonra fidan çukuru doldurulmaya başlanır. Doldurma sırasında tek taraftan doldurulmamalı ve çukurun eşit bir Şekilde dolmasına imkân verilmelidir. Çukur doldurulduktan sonra iyice bastırılmalı, fidanın dibine küçük bir sulama havuzu (yalak) yapılmalı ve hemen can suyu verilmelidir.

Can suyu tüm çukur dolduracak ve kök ile toprak arasındaki hava boşluklarını dolduracak miktarda olmalıdır. Daha sonra fidanın düz büyümesi için hâkim rüzgâr yönüne sabitleme kazığı çakılmalı ve gövdesi 8 Şeklinde kazığa bağlanmalıdır.


3. AKDENİZ MEYVELERİNDE BAKIM İŞLERİ

Akdeniz meyvelerinde yüksek kalitede ve bol verim elde etmek istiyor ise mutlaka yıllık bakım işlemlerini zamanında ve düzenli bir Şekilde yerine getirmek zorundayız. Aksi takdirde yapılmayan veya geciken uygulamalardan ürünün istenilen miktarda ve kalitede olmasını beklemek yanlış olacaktır. Bu uygulamalardan bazıları meyve türleri için kaçınılmaz iken diğerleri için gerekli olamayabilir. Bakım işlemlerini belirlerken ve uygularken mutlaka bölgenin toprak ve iklim koşullarına, elimizde alet ve makinelerin varlığına, işgücü varlığına ve işin ekonomikliliğine mutlaka dikkat etmemiz gerekiyor.

Toprak İşleme

Tüm toprak işleme yöntemlerinin amacı temelde ot mücadelesi ve toprağı  havalandırmak için yapılır. Toprak işlemede su ve besin maddeleri ile rekabet eden yabancı otların ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Ayrıca toprağın havalanması da önemli amaçlardan biridir. İlkbaharda toprak tava geldiği dönemde çok fazla derine inmeden yüzeysel olarak sürülerek havalandırılması sağlanır.

Toprak işleme bahçenin sulama suyunun durumuna, hava nemine göre örtülü veya örtüsüz yapılabilmektedir. Örtüsüz toprak işleme sisteminde toprağın sürekli işlenmesi veya herbisitler kullanılarak yabancı ot mücadelesi söz konusudur. Taban suyunun yüksek olduğu bölgelerde, yabancı ot kontrolü için toprak işlemeden vazgeçilmeli, yabancı otu kontrol altında tutarak aşağıda suyun daha fazla uzaklaştırılması sağlanmalıdır.

Toprağın sürekli işlenmesi yöntemi toprağın fiziksel yapısının bozulmasına neden olabilir. Sürekli toprak işlemesi ile toprağın sıkışmasına ve geçirimsiz tabakanın oluşmasına neden olur. Bunun sonucu kısmen havalanması engellenir. Bu nedenle sürekli toprak işleme yerine toprak işleme ve herbisit kullanma kombinasyonu tercih edilmelidir.

Kurak ve yarı kurak bölgelerde toprak işleme verimlilik ve ürünün kalitesi açısından gerekli kültürel uygulamadır. Sulanan bahçelerde uygulanan toprak işleme sonbahar ve ilkbahardaki derin işleme ile yaz aylarındaki hafif işleme ve çapalamalardan ibarettir.

Sonbaharda pullukla işlenmiş toprakları ilkbaharda kültivatörle daha çabuk ve daha ucuz işlemek mümkündür. Sonbaharda toprak işlenmemişse ilkbaharda ilk işleme pullukla yapılır. Daha sonra gerekli zamanlarda ot öldürmek amacıyla hafif bir işleme yapılır ve işlemede kaz ayakları kullanılır. Yaz aylarındaki sulamadan sonra çapa yaparak nemin topraktan buharlaşması önlenir. Böylece ot mücadelesi de yapılmış olur.

Toprağı birkaç yıl işlenmeyen bahçelerde ağaçların kökleri yüze vurur. Sulamalardan sonra toprağın üst kısmı kolay kuruyacağından kökler kuraklıktan zarar görür. Bu bahçeleri birden derin sürmek; ağaçların kuraktan zarar görmesine, meyve dökümüne ve güneş yanıklığına neden olur. Bu nedenle toprak başlangıçta çok yüzlek işlenerek 2–3 yılda 15–20 cm derinliğe inilmelidir.

Gübreleme

Akdeniz meyvelerinin herhangi birinin gübrelemesi için kesin değerler vermek  oldukça zordur. Ağaçların gübrelenmesi konusunda her ülke kendi koşullarına göre önerilerde bulunmakta ve bu nedenle önerilerde çok fazla farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Ağaçlara verilen gübre miktarlarını belirlemenin en iyi yolu yaprak ve toprak analizleri yaptırmaktır. Ağaçlara verilecek gübre miktarını; çeşit, toprağın yapısı, daha önce uygulanan gübreleme programı, ağacın yaşı ve büyüklüğü ile birlikte verim durumu gibi birçok faktör etkilemektedir.

Organik maddenin, bitki besin elementleri ve özellikle azot yönünden topraktaki etkisi büyüktür. Bunun yanında toprakların fiziksel ve biyolojik özelliklerine yaptığı katkı bakımından da önemlidir. Organik maddenin ayrışması sonucu ortaya çıkan karbondioksit ve organik asitler, toprakta bulunan besin maddelerinin bitkiler tarafından alınabilir hâle dönüşmesini sağlarlar. Ayrıca toprak ısısını bitki gelişmesi açısından daha uygun bir düzeyde tutar, ağır bünyeli toprakların havalanmasını ve kolay işlenmesini sağlar.

Havalanmanın etkisi ile bitkilerin kök sistemi iyi gelişir. Topraklardaki mikroorganizmaların çoğalma ve aktiviteleri için gerekli olan besin, nem, reaksiyon ve havalandırma gibi faktörleri uygun duruma getirir. Toprağa, bitkiye ve mikroorganizmalara, mineral gübrelerden daha az yabancı olması nedeniyle bitkilerin hastalık ve zararlılara olan dayanıklılığını artırarak ürünün kalitesini yükseltir.

Mineral gübreler, içerisinde direkt olarak bitkinin ihtiyaç duyduğu besin elementi içeren gübrelerdir. Bu besin elementleri tek tek olabileceği gibi, karışık halde de bulunabilir.

Resim: Toprak pH’sının besin madde alımı üzerine etkileri


Yapılan toprak ve yaprak analiz sonuçlarına göre belirlenen gübre miktarları ile organik madde takviyesi, pH düzenlemesi gerçekleştirilir. Gübrelemede dikkat edilecek noktalar Şunlardır:

 Çiftlik gübresi, dekara 2-3 ton olarak verilir. Gübre her 4 ağaç arasına 1-2 araba bırakılır. Çiftlik gübresi yağışlı bölgelerde ilkbahar ayında, yağışsız bölgeler sonbahardan itibaren verilebilir ve toprak yüzünde bekletmeden toprağa karıştırılır.

 Özellikle kır taban ve kır arazilerdeki incir bahçelerine her yıl yanmış çiftlik gübresi verilemediğinde bakla, bezelye, fiğ vb. bitkiler yetiştirilerek yeşil gübreleme yapılmalıdır.

 pH değerlerini gübrelemede önemli bir konudur. Gübrelerin bitkiler tarafından alınabilmesi tamamen uygun pH aralıklarında istenilen seviyelerde gerçeklememektedir. Aksi takdirde verilen elementler reaksiyona girerek bağlanmak ve bitkiye yarayışsız hale gelmektedir. Bazik topraklara kükürt, asidik topraklara kireç ilavesi yapılmalıdır.

 Azotlu gübreler bitkilerin uyanmaya başladığı dönemden itibaren en az 2-3 defada verilmelidir. Fosforlu ve potasyumlu gübreler sonbaharda, en geç kışın ilk yarısında verilmelidir.

 Yeşil gübreleme yapıldığında ek olarak azotlu gübre gerekmez. Ancak fosforlu ve potasyumlu gübrenin verilmesi gerekir.

Meyve bahçelerinde en fazla aşağıdaki gübreleme yöntemleri uygulanır.

 Toprak Yüzeyine Serpme
 Toprak İçerisine Verme
 Yapraklara Verme
 Toprak Yüzeyine Serpme Yöntemi: Ahır gübresi ve daha çok azot gibi toprakta hareketi fazla olan bitki besin maddeleri için uygulanır. Gübre toprak yüzeyine serpilir ve toprak içerine karıştırılır.
 Toprak İçerisine Verme Yöntemi: Ağaç tacının altında (izdüşümüne) gövdeden tacın büyüklüğüne göre 1-3 m uzaklıkta ve daire Şeklinde çukur açılır. Derinliği ve genişliği 15-20 cm olan çukurun içine erken ilkbaharda fosforlu ve potasyumlu gürenin tamamı verilerek çukur tekrar doldurularak yapılır.
 Yapraklara Verme Yöntemi: Bu yöntemde suda çözünmüş bitki besin maddeleri (yaprak gübreleri) pülverizatörle yapraklara püskürtülür. Daha çok mikro besin maddeleri noksanlıklarını gidermek için kullanılır.
 Özel Durumlar

Muz bitkisinin topraktaki organik maddeye oldukça yüksek oranda ihtiyacı vardır. Topraktaki organik madde içeriği ortalama %5 oranında olmalıdır.

İncir ağacı kireç seven bir bitki olduğundan oldukça yüksek kirece sahip topraklarda yetiştirilebilir. Toprak pH’ının düşük olduğu yerlerde toprağa kireç verilmesi gerekir. Kireçleme ile toprağa verilecek kireç miktarı, toprak pH’ı, toprağın yapısı (bünyesi) organik madde içeriği ve kullanılacak kireç materyallerinin özelliklerine bağlı olarak değişir.

Budama

Meyve ağaçlarında budamalar üç ana grupta yapılır.

Şekil Budaması

Trabzon hurmasında dikimden sonraki ilk üç yılda Şekil budaması yapılır. Taçlandırmada “değişik doruk dallı” (modifiye lider), palmet, goble ve değişik telli terbiye sistemleri uygulanabilir.

Muzda budama fazla pinçlerin ve meyvesi alınmış yalancı gövdelerin bitkiden ayrılması Şeklinde olur. Bu işlem ilkbaharda toprak işlemesi sırasında yapılır. Her yıl ocak ayında meyve verecek yalancı gövdeler yanında 2-4 tane yeni pinç bırakılır, diğerleri ayrılır.

Zeytinlerde genellikle en uygun Şekil “serbest goble” sistemidir. Zeytinlerde gövde güneş yanıklığına maruz kalmaması için 3-4 dallı budama sistemleri tercih edilmeli ve güneşin yakıcı etkisi engellenmelidir.

Yenidünyada, fidana verilecek uygun Şekil çanak Şeklidir. Ana doruk dal alınarak fidana 3 veya 4 dallı çanak Şekli verilmesi, ağacın fazla boylanmaması, dolayısıyla hasat kolaylığı sağlanması yönünden uygundur.

İncirlerde, kuvvetli büyüyen ağaçlar hafif, normal büyüyenler orta, zayıf büyüyenler kuvvetli budanır. Ağaç yukarıya veya dışa doğru büyüyerek bir vazo Şekli ni alacak biçimde budanmış olur. Bu Şekilde ana dalları kısa, kuvvetli ve dengeli büyümüş bir ağaç elde edilir.

Avokado, fidanlarına ilk olarak dikim sırasında dikim tuvaleti budaması yapılmaktadır. Daha sonraki dönemlerde fidanlara; çeşide ve dikim aralıklarına göre piramit, goble, modifiye lider gibi değişik terbiye sistemleri kullanılmaktadır.

Nar, çalı, tek gövdeli veya çok gövdeli olarak Şekil verilebilir. Ticari yetiştiricilikte çalı formu tavsiye edilmez. Tek gövde yetiştiricilik yapılacaksa goble Sekline benzer bir Şekil verilir. Çok gövdeli yetiştiricilikte 5-6 gövde olacak Şekilde budama yapılır. Bütün Şekillerde, ileri yıllarda yüksek gövdeli olmasın diye tepe alma yapılır.

Keçiboynuzu, yuvarlak, goble ve modifiye lider Ģekli verilebilir. Kesimlerde meyvenin 2 ve daha yaşlı dallarda oluştuğunu ve büyük yaraların kapanmasının uzun süre aldığını bilerek kesim yapılmalıdır.

Ürün Budaması 

Verime yatmış ağaçlarda; hasadı kolaylaştırmak, dal kırılmalarını önlemek, kuru dalları ayıklamak, Şiddetli periyodisite gösteren ağaçlarda periyodisiteyi azaltmak ve ağaç hacmini kontrol altına almak için budama yapılmalıdır.

Verim çağındaki ağaçlarda Şekli korumak ve normal sürgün verdirmek üzere kırılmış dallar, sıklaşmış sürgünler çatal ve çapraz gelişmiş, birbirinin üstüne binmiş dallar kesilir.

Hasat sırasında kırılmış ve kuru dallar ağaç yapraklı iken daha iyi görülebildiğinden, hasat sonrası ağaçta daha yaprak varken kesilerek budanır. Çok zayıf ince dallar, birbirini engelleyen, aşırı güçlü büyüyen “obur”, hasta ve yaralı dallar kışın kesilmelidir. Esas budama ise kış aylarında çok soğuk olmayan günlerde yapılır. Ürün budaması çok sert yapılmamalıdır. Aksi takdirde ağaç çok sürgüne kaçar ve verim düşer. Boşluk olan yerlerde, obur dallarda tepe alma yapılarak bunların meyve dalına dönüşmesi ve boşluğu doldurması sağlanır.

Gençleştirme Budaması 

Yaşlı ağaçların bakımı gençleştirme budamasıdır. Ağaçların yazın Şiddetli güneşlerinden çok etkilendiğinden dallarda güneş yanıklığı meydana gelir. Bunu sonucunda ağaçlar verimden düşer. Ağaçların yeniden kuvvetli sürgünler oluşturmasını sağlamak ve yeniden taç oluşturmak amacıyla gençleştirme budaması yapılır. Bu budamada çok kuru dallar kesilip atılır. Diğer dallar ana gövdeye yakın yerlerden kesilerek ağacın yeni sürgün vermesi sağlanır. Gelişen sürgünlerden yeni tacın oluşturulmasında kullanılacak olanlar bırakılıp Şekil budaması uygulanarak verim alınmaya devam edilir. Gençleştirme budaması bir yılda yapılabileceği gibi iki yılda da yapılabilir.

Genel olarak budamada dikkat edilecek noktalar Şunlardır;

 Bir yıllık dallarda sürekli boğum yerinden kesim yapılmalı, öz açığa çıkarılmamalıdır.
 Dibinden kesilecek dallar daima dal yastığı üzerinden kesilmelidir.
 Budama iyi bilenmiş, keskin ve temiz aletlerle yapılmalıdır.
 Seyreltme budaması ve ince dal kesimlerinde budama makası, kalın dal  kesimlerinde testere kullanılmalıdır.
 Kalın dal kesimlerinde dal yarılmasını önlemek için, kesime dalın alt kısmından  başlanmalıdır.
 Kalın dal kesimi sonucu ortaya çıkan yaralara aşı macunu sürülerek  örtülmelidir.
 Budama artıkları toplanıp yakılmalı veya bahçeden uzaklaştırılmalıdır.

Sulama

Toprakta suyun fazla veya eksik olması öncelikle köklere zarar vereceğinden mineral madde alımını, terleme ve fotosentezi azaltır. Sonuçta da ağaçların gelişimi engellenir. Topraktaki su düzeyinin yalnızca gelişim üzerine değil ağaçların verimliliği ve meyvelerin kaliteleri üzerine de etkileri bulunmaktadır. Örneğin ilkbaharın geç dönemlerinde elma ağaçlarının su sıkıntısı çekmeleri, meyve dökümlerini artırmakta sonuçta da verimliliği azalmaktadır. Bunun dışında gelişmenin çeşitli dönemlerinde görülen su darlığı, ağaçlar üzerinde çeşitli olumsuz etkiler yapmaktadır. Örneğin tomurcukların normal olarak oluşmalarını tamamlayabilmeleri yine topraktaki su düzeyinin normal olmasıyla yakından ilgilidir.

Sulama ihtiyacının olup olmadığını çıplak gözle belirleyebildiğimiz gibi teknik aletler ile de belirlemek mümkündür. Sabah ve akşamüzeri serin saatler bir bitki yapraklar solma görüyor ise sulama ihtiyacı var demektir. Ancak bu göreceli bir ölçüm olduğundan bizleri yanıltması veya yanlış yönlendirmesi söz konusu olabilir.

Tansiyometre adı verilen, toprakta nem miktarını ölçen cihazlardan faydalanmak daha kesin sonuçlar verir. Tansiyometre sabit olabileceği gibi hareketlide olabilir. Bu yapacağımız ölçümler neticesinde, toprakta bulunan nem miktarına göre sulamaya karar veririz ki en doğrusu bu olacaktır. Akdeniz meyveleri yetiştiriciliğinde kullanacağımız tansiyometre cihazı 1 m derinliğe kadar ölçüm yapabilmelidir.

Meyve bahçeleri başlıca dört ana Şekilde sulanır: 

1- Tava Yöntemiyle Sulama: Bu yöntemle sulama yapmak için bahçe tavalara bölünür. Tavaların kenarları 25–30 cm yükseklikte yapılarak bunların içerisine havuz gibi su doldurulur. Tavalarda su 10–15 cm yüksekliğe varıncaya kadar sulamaya devam edilir.

2- Karık Yöntemiyle Sulama: Bu yöntemle sulamada su, bahçenin üst başında açılmış ana kanaldan bahçe içerisine ve toprağın türüne göre 1–1,5 m aralıklarla açılmış karıklar içinde akıtılarak yapılır.

3- Yağmurlama Yöntemiyle Sulama: Bu Şekil sulamada su değişik Şekillerde yapılmış püskürgeçlerden püskürtülmekte ve yağmur Şeklinde düşen su ile toprak sulanmaktadır.

4- Damla Sulama Yöntemiyle Sulama: Bu yöntemde su, bitkinin yakınından geçirilen lateral borulara çok düĢük basınç altında verilerek lateral borulardaki damlatıcılardan çok yavaş ve az miktarda, fakat sık sık damlalar halinde toprağa verilir.

Bu sulama sistemlerinden ilk ikisi kurulum maliyetleri açısından oldukça ucuzdur  fakat ne kadar su uyguladığınızı ve eşit su dağılımını sağlayamadığınız için tavsiye edilmez.  Ancak basınçlı sulama sistemleri su, işgücü ve zaman ekonomisi sağlaması, gübreleme ve ilaçlama yapma olanağı vermesi bakımından avantajlı iken, maliyet açısından oldukça yüksektir.

 Sulamada Özel Durumlar

Muz bitkisi, fazla suya da toleransı çok değildir. Özelliklede su basması verimi azaltır. Muz bitkisi yüksek sıralar sayesinde yüzeysel su basmasına 72 saat dayanabilir. Eğer toprak doygunluğu 24 maksimum 48 saatten fazla sürerse önemli ölçüde verim kaybı yaşanır. Muz bitkisi iyi drenajlı toprak ister.

İncir bitkisi, genellikle kıraç arazilere tesis edildiklerinden dolayı, buralarda mutlaka su muhafazasına yönelik teraslama, yeşil gübreleme, malçlama, eğime dik sürüm, yüzeysel toprak iĢleme gibi tedbirler almanız gereklidir.

Nar, yaz periyodunda yağış bol ve düzenli olursa ağaçlar çok iyi geliĢir ve bol meyve verir fakat meyveler yumuşamaya ve düşük taşıma ve depolama kalitesine eğimli olur. İyi kalitede yüksek verim alabilmek için her seferinde aynı miktarda olacak Ģekilde düzenli aralıklarla sulama yapılmalıdır.

Keçiboynuzu, 500-600 mm su ihtiyacı olmasına rağmen, yıllık 100 mm yağışta bile hayatta kalabilir. Bu yüzden keçiboynuzlarının illaki sulanması gerekmez. Sulama aralıklarını ve su miktarını, bitkinin içerisinde bulunduğu gelişme durumuna, meyve yüküne, iklim koşullarına ve toprak özelliklerine göre 7-10 gün aralıklarla ve toprağın 40-50 cm’lik tabakasını ıslatacak Şekilde ayarlamak gereklidir.

Akdeniz Meyvelerinde Hastalık, Zararlı ve Fizyolojik Bozukluklar 

Akdeniz meyve türlerinde yaygın olarak karşımıza çıkan hastalık, zararlı ve yabancı otların bir kısmı aşağıda verilmiştir. Ancak sadece burada bahsedilen hastalık ve zararlılar değil, burada sayılmayan diğer etmenlerle de karşılaşmak her zaman mümkündür. Yağışlı ve nemli bir periyottan sonra mantari hastalıkların çıkıĢını beklemek gereklidir, böceklerin ve zararlıların çoğalması için uygun koşullardan sonra zararlı popülasyonunda bir artış beklenmelidir.


Yetiştiriciliğini yaptığımız tür ve çeşidin belli başlı hastalık, zararlı ve yabancı otlarını bilmeli, bahçeyi sık sık ziyaret ederek takip etmeli ve mümkün olduğunca erken teşhis ve müdahalede bulunulmalıdır.

Bitkilerdeki; hastalık, zararlı ve yabancı otlarla mücadele ederken, tarımsal mücadelede kullanılan kimyasalların sürekli olarak değişmesinden dolayı en doğru ve güncel bilgiyi Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerinden elde edebilir ve yardım alabilirsiniz. İlaç kutularının üzerinde yazan talimatlara uygun hareket edilmelidir. İlaçlar bir ön karışım yapıldıktan sonra karıştırılmalıdır. Ön karışımda ilaç örnekleri, birbirleri karıştırılmalı, herhangi bir renk değilimi, çökelme, gaz çıkışı veya kabarcık çıkışı olmuyor ise karıştırılmalı aksi durumlarda karıştırılmamalıdır.

İlaçlama sırasında mutlaka kişisel koruyucu malzemeler kullanılmalı ve uyarılar dikkate alınmalıdır. Zehirlenme belirtileri görülmesi durumunda Ulusal Zehir Danışma Hattı ( UZEM): 114 aranmalı ve yardım alınmalıdır.

Akdeniz Meyvelerinde Yardımcı Kültürel İşlemler 

 Gölgeleme 

Akdeniz sahil Şeridinde yaz aylarının çok sıcak olmasından dolayı dikimden sonra fidanların dengeli bir taç teşekkülü oluşturana kadar (3–5 yıl) yüksek sıcaktan korunması gerekmektedir. Avokado fidanları yarı gölge ortamda yetiştirildiklerinden dikimden sonra fidanların güneş yakmalarına karşı korunması gerekir. İlk yıllar fidanın çevresinin çıta, kargı, hurma dalı, gölgelik bezi gibi materyallerle gölgelenmesi, fidanları yazın güneş yakmasına, kışın da düşük sıcaklıklara ve kırağıya karşı koruyacaktır. Fidanın etrafına eğer bir gölgelik yapılamıyorsa hiç değilse gövdenin su geçirmez kağıt gibi materyalle sarılması da güneş yanıklarına karsı fidanı korumada yeterli olacaktır. Bunun yansıra gölgeleme tozlarından da faydalanmak mümkündür.

 Meyve Seyreltme 

Avokado ağacının çok sık meyve verdiği mevsimlerde meyve çapı 2,5 cm’ye erişince daha iyi ürün elde etmek için meyvelerin bir kısmı koparılıp seyreltilmelidir.

Destekleme

Ağaçlar büyüyüp yaşlandıkça dallar, yaprak ve meyvelerin olgunlaşması ile aşağı doğru sarkar. Ürünün fazla olduğu özellikle olgunluğa doğru dalların kırılma tehlikesi daha da artar. Bunu önlemek için dallara herek vererek kırılmaları önlenir.

İlekleme

Kurutmalık incirlerde meyve tutumunu sağlamak için erkek incir ağaçlarından alınan ilek meyvelerinin içlerindeki ilek arıları ile birlikte dişi incir ağaçlarına asılması olayına ilekleme denir. İlekleme iyi lop meyvelerinin döllenmeye hazır oldukları yani dişi çiçeklerin olgunlaştıkları devrede yapılmalıdır.

Soğuktan Korunma 

Muz bahçelerinde özellikle subtropik iklimde soğuğa karşı bahçelerin korunması için meyve salkımlarının keten bezi veya plastik ile örtülmesi gereklidir. Bahçelerin soğuktan korunması, doğrudan ısıtma veya yağmurlama, sisleme gibi dolaylı yollarla sağlanmaktadır.

Petrol artıkları veya benzeri maddelerle yapay sis meydana getirme, hava neminin %70'den yüksek olduğu durumlarda etkili olmaktadır. Yağmurlama ve sisleme ile koruma sağlamak için su sıcaklığının ortam sıcaklığından yüksek olması gerekir. Toprak altı suyu sıcaklığı 20 ºC kadardır. Bu su ısıtmak için yeterlidir. Kritik noktada muz yapraklarındaki sıcaklığı yükseltir. Bununla beraber kullanılacak suyun kalitesi çok önemlidir. Özellikle tuzsuz olmalıdır. Bu önlemlerin dışında hevenklerin plastik veya keten torbalara sarılması o yılki ürünü kurtarmak için oldukça önemli bir işlemdir.

4. AKDENĠZ MEYVELERĠNDE HASAT VE DEPOLAMA 

Akdeniz Meyvelerinde Hasat Kriterleri 

Çoğu meyveler için en iyi derim; meyvelerin büyüklük, renk ve tadı bakımından çeşidin özelliklerini en iyi olarak gösterdiği zamandır.

Erken hasatta, meyveler ağaç üzerinde henüz tam iriliklerini almamış olduklarından  bunu yapan yetiştiriciler, ağırlık yönünden zarara uğrar. Erken toplanan meyvelerde; sonradan renk iyi oluşmaz, tad ve aroma bozuk, meyveler gösterişsiz olur. Bu durum, kalitenin düşmesine yol açar. Erken toplanan meyvelerde terleme ile su kaybı fazla olduğundan pörsüme Şiddetli olur. Bu gibi meyveler saklama depolarında kabuk kararması ve benek hastalığına daha çok tutularak satış kabiliyetlerini kaybeder.

Geç hasatta, ağaç üzerinde uzun süre bırakılan meyveler dökülmeye başlar. Böylece bir ağırlık kaybı olur. Yumuşamayan veya meyve eti sertliği azalan meyveler ellenmeye gelmez ve taşınmaya dayanmaz. Bu gibi meyveler, tam vaktinde toplanan meyvelere göre depolarda daha kısa süre saklanabilir. Çoğunlukla değişik Şekilde iç kararması hastalıklarına tutulur.

Akdeniz meyvelerinin doğru zamanda toplanabilmeleri için aşağıdaki kriterleri dikkate alarak hasat zamanını belirlemek gereklidir. Ancak burada verilen kriterler daha çok gözleme dayanmaktadır. Daha doğru ve net kararlar için pomolojik analiz yapmak gerekir ki bu üretici koşullarında oldukça zordur.

Zeytin, yeşil sofralık zeytinler rengini ve iriliğini kazandığında, siyah salamuralığa işlenecek zeytinlerde renk, kabuktan ete kadar olan kısmın siyah olduğu dönemde yapılır. Yağlık zeytinlerin hasadı ise ağaçta yeşil meyve kalmadığında yapılır.

Muz,  hasadın yapılması için meyvelerin tam olgunlaşması beklenmez. Hasat meyvelerin koyu yeşilden açık yeşile döndüğü, parmak içleri dolgun ve parmak köşeleri yuvarlaklaşırken yapılır.

İncir, kabuk çeşide özgü rengini almış parlak, esnek ve kolay soyulabilir olmalıdır. Ayrıca bazı çeşitlerin üzerinde olgunlukta ortaya çıkan ve olgunluk belirtisi olarak kabul edilen çizik ve çatlaklar da oluşmuş, süt salgısı kaybolmuş veya çok azalmış olmalıdır.

Yenidünya, meyvelerin çeşide has rengi ve iriliği kazanmış ise hasadı yapılır.

Avokado, mor renk alan meyvelerde renk, yeşilden mora dönmeye başladığında, meyvenin olgunluğa geldiği kabul edilmektedir. Yeşil renk alanlarda ise kabuk zemin rengi ve meyve sapı sarımsı bir durum almakta ve parlaklık azalmaktadır. Tohum kabuğunun rengi ve tohuma yapışıklığından da olgunluk belirlenmesinde yararlanılabilmektedir. Meyve olgunlaştıkça, tohum kabuğu rengi sarımsı beyazdan kahverengiye dönmektedir.

Trabzon hurması, tam iriliklerini aldıkları ve meyve kabuğunun yeşil renginin kaybolup çeĢide has turuncu veya koyu turuncu rengi aldığı zaman sertken toplanmalıdır.

Narda, olgunluk ölçütleri genellikle çeşide özgü, Ģeker/asit oranı, kabuk ve dane rengidir. Normal iriliğini ve rengini kazanmış olan meyveler hasat edilir.

Keçiboynuzunda, normal rengini ve iriliğini kazandığı dönemde hasadı yapılır.

Akdeniz Meyvelerinde Hasat Yöntemleri 

Elle Hasat 

Akdeniz meyveleri genel olarak meyve yapısı bakımından hassas olduklarından hasadın elle yapılması gerekmektedir. Trabzon hurması, incir, muz, yenidünya, avokado hepside çok fazla elle temasa veya fiziksel temasa uygun olmayan meyvelerdir. Bu yüzden bu meyveleri mekanik yolla, elle sıyırarak, yere döküp oradan toplayarak veya sırıkla çırparak hasat etmek mümkün değildir.

Bu ürünlerin hasat zamanları geldiklerinde bıçak, makas gibi yardımcı malzemelerden faydalanılarak ürünler nazikçe dalından ayrılmalı ve taşıma kaplarına alınmalıdır. Eğer herhangi bir tasnif işlemine gerek olmayacak ise direk pazarlama için kullanacağımız ambalaj kaplarına yerleştirmekte mümkün olabilir ki bu daha uzun raf ömrünün olmasını sağlayacaktır.

Hasat sırasında kullanılan taşıma kapları ürünün özelliklerine uygun olmalı, ürüne fiziksel olarak herhangi bir zarar vermemeli, maliyeti ucuz ve bölgede rahatça bulunmalıdır.

Hasadı gerçekleştiren kisiler, ürünün hasadında tecrübeli olmalı, ürüne zarar verecek davranışlardan kaçınmalı, içilik maliyetleri düşük olmalıdır.

Meyvelerin hepsi aynı anda olgunlaşmayacakları için elle hasat yapıldığında, hasat tek seferde değil kademeli olarak gerçekleştirilmeli, her seferde hasat kriterlerine uyan meyveler toplanmalıdır.

Mekanik Hasat  

Akdeniz meyvelerinden mekanik hasada uygun olan tek meyve zeytindir. Küçük alanlarda elle hasat yapmak mümkün ise de geniş alanlarda zaman ve işçilik masrafını en aza indirmek için mutlaka başvurulması gereken bir yöntemdir. Mekanik hasadın uygulanabilmesi için mutlaka büyümeyi düzenleyici maddelerden faydalanmak gerekmektedir. Meyve sapının daldan kopmasını kolaylaştıran kimyasalları kullandıktan sonra, ağaç hafifçe sarsılarak meyveler alta serilmiş örtünün üzerine düşürülür.

Akdeniz Meyveleri Hasadında Kullanılan Alet ve Ekipmanlar 

Makas: Özellikle meyvelerin daldan kolayca kopmadığı veya salkım halinde hasat edilmesi geren durumlarda kullanılır. Makasın ucunun sivri olmamasına, küçük ve ergonomik olmasına dikkat edilmelidir. Yenidünya ve Trabzon hurması hasadında kullanılabilir.

Sepet ve Kova: Ürünlerin paketleme evine veya taşıma kasalarına taşınmasında kullanır. Bu sepetler doğal veya doğal olmayan malzemelerden yapılabilir. Taşıma sepetlerinin ürüne zarar vermeyecek ve ürünün dokusu dikkate alınarak tasarlanması lazımdır. Ürünlerin fiziksel dirençleri göz önüne alınarak sepetlerin büyüklükleri belirlenmelidir. İçeri mümkünse yumuşak bir materyalle kaplanmalıdır.

Merdiven: Yüksek dallara ulaşmak için ahşap veya metalden merdivenler kullanılabilir. Merdiven yerine taşıyıcı platformlardan da yararlanılabilir.

Kasalar: Ürünün pazara veya paketleme evine taşınmasında kullanılırlar. Ülkemizde daha çok 20 kg civarında ürün alanlar var ise de yurt dışında 400-500 kg’lık büyük kasalar kullanılmaktadır.

Derim Önlükleri: Çadır bezinden yapılmış olan önlükler, iki askı yardımıyla toplayıcının omuzlarına asılır. Önlüğü dolan toplayıcı ağaçtan iner, önlüğün altını açarak meyve kasalarına yavaşça boşaltılır.

Toplama Sırığı: Ağaçların yüksek dallarında bulunan meyveleri tek tek hasat etmek için değişik ölçü ve şekillerde yapılmış uzun sopalardır.

Sarsıcılar: Hareketini tek zamanlı motordan alan ve ucunda bulunan parmakları çok hızlı oynatarak dalın hızla sarsılması ve üzerindeki meyvelerin dökülmesini sağlar. Traktöre bağlı veya kendi yürür zeytin hasat makinelerinin de olduğu unutulmamalıdır. Ancak ülkemizde bu tiplerin kullanımı neredeyse yok denecek kadar azdır.

Akdeniz Meyvelerinde Hasadın Yapılışı 

Muz hasadında hasat iki kişi ile yapılır. Önce salkımlar gözenekli bir torbaya geçirilir. Bir kişi torbayla beraber salkımı tutarken diğer kişi keskin ve temiz bir keski ile meyve sapını keser. Kesim işlemi tamamlandıktan sonra taşıyıcılar omuzlarına sünger yerleştirerek muz salkımlarını uygun bir yere taşırlar.

Taze incir meyvesi; avuç içiyle ezilmeye neden olmayacak Şekilde kavranıp sağa-sola döndürülerek burkma ve çekme (koparma) hareketiyle kopartılır. Meyve daldan sapıyla birlikte ve kabuğu yırtılmamış olarak koparılmalıdır.

Kuru incir hasadı; taze olarak toplanmayan incirler ağaç üzerinde su kaybeder. Buruk  denilen bu meyvelerin sap kısımlarında mantarlaşma meydana gelir ve meyveler kendiliğinden dökülür. Özellikle hasat mevsiminin ikinci yarısında daha sık görülen, buruk incirlerin kendiliğinden dökülmemesi durumunda bir sırık yardımıyla düşürülür.

Yenidünya hasadında; meyveler salkımlar Şeklinde hasat edilebileceği gibi tek tek  hasat edilebilir. Hasat sırasında meyve üzerinde kısa bir sap kalacak Şekilde makas ile kesilerek meyve alınır.

Avokado meyvesi; aşağıları elle kopartarak, yukarıdakiler toplama sırığı ile çekilerek  kopartılıp toplanır. Ancak avokado meyvesinin saplı olması istendiğinde hasat sırasında makas kullanılması daha doğru olacaktır.  Trabzon hurmasında meyvenin çanak yaprağı üzerinde kalacak Şekilde nazikçe sağa sola bükülerek kopartılabilir. Makas kullanmakta mümkün ise de makasla meyveye zarar vermemeye özen gösterilmelidir.

Zeytin meyvelerinin elle ve sarsıcılar kullanılarak toplanması mümkündür. Elle  sıyırarak veya sopalarla meyveleri yere düşürülüp buradan toplanması tavsiye edilmeyen yöntemlerdir. Elle teksel olarak toplanması en uygunudur ancak çok pahalı bir yöntemdir. Kimyasal uygulaması sonrası sarsıcı kullanımı geniş alanlarda ekonomik iken küçük alanlarda ekonomik sınırlar içerisinde kalamayabilir.

Nar hasadı, meyveler üzerinde 1- 2 mm uzunluğunda sap kalacak Şekilde makasla kesilerek yapılır. Özellikle hasat sırasında meyveleri yere düşürmemek ve darbelerden korumak meyve çürümesini önleyeceğinden narın kalitesi artar.

Keçiboynuzu, elle hasat edilir. Daha çok sırıklarla vurularak dökülmekte ve toplanmaktadır. Ancak bu Şekilde hasat tavsiye edilmez. Ağaç veya dal sallanarak meyve dökülebilmektedir.

Hasat sırasında dikkat edilmesi gerekli hususlar Şunlardır:

 Meyvelerin hasadı sırasında sürtünme, çarpma, delinme gibi nedenlerle fiziksel olarak zarar görmemesine dikkat edilmeli,
 Hasatlar serin saatlerde yapılmalı,
 Hasat edilen ürünler, güneş altında ve sıcakta bekletilmemeli, en kısa sürede serin ortama taşınmalı veya koyu gölge alanlarda muhafaza edilmeli,
 İncir gibi hassas ürünler, mümkünse direk olarak pazarlama ambalajına toplanmalı ve ikinci kez elden geçmelerine müsaade edilmemeli,
 Taşıma ve toplama sırasında kullanılan kaplar, ürünün fiziksel özelliklerine uygun olmalı ve ürüne zarar vermemelidir.

Akdeniz Meyvelerinde Hasat Sonrası İşlemler 

Sınıflandırma 

Ürünler hasat edildikten sonra paketleme yerlerinde veya bahçede kalite sınıflarına ayrılırlar. Sınıflamada ekstra, birinci sınıf, ikinci sınıf ve bazen de ıskarta olmak üzere gruplara ayrılırlar. 

Ekstra; en yüksek kalite demektir. Ürünler Şekil, gelişme ve renklenme bakımından çeşide özgü değerlerini almış sapı üzerinde ve sağlam, kısaca kusursuz meyve demektir.  

I. Sınıf; iyi kalite demektir. Çeşide özgü nitelikler ekstra sınıfta olduğu gibidir.  Hafif Şekil, geliĢme ve renk kusurları kabul edilmiştir. Bunlar görünüşü çok etkilemezler. Tat ve dayanma gücü yerindedir. Meyve sapı kırık olabilir. Örneğin, üzümde seyrek salkım, çilekte iyi renk almamış uç, elmada 2 cm uzunluğunda veya 1 cm2 genişliğinde kabuk kusuru, kapanış yaralar vb. 

II. Sınıf; yeterli kalite demektir. Buna giren ürünlerde bulunması gerekli zorunlu koşulları sağlarlar. Kusur sınırlar birinci sınıfa göre daha geniştir. Örneğin, elmada sap yoktur, uzunluğu 4 cm veya alanı 2,5 cm2 olan kabuk kusurları, 1 cm2’ lik kara leke yaraları kabul edilmiştir.

Iskarta; herhangi bir kalite sınıfına girmeyecek kadar küçük boyutlu veya çok fazla kusurlu olan, pazarlama Şansı olmayan ürünlerdir. Bunlar endüstride işlenmek üzere ayrılırlar ve satılırlar. 

Akdeniz meyveleri de yukarıda sayılan kalite sınıflarına göre çeşit özelliklerini taşıma durumu ve kusur durumlarına göre sınıflandırılıp gruplara ayrılırlar. Zeytin sadece sofralık değil aynı zamanda yağ elde etmek için kullanıldığından, zeytinler sofralık ve yağlık olarak ayrılır. Daha sonra sofralık olanlar kalite sınıflarına ayrılırlar. 

Paketleme

Ürünlerin paketlenmesi sırasında her bir ürünün özelliği tek tek değerlendirilmelidir. Akdeniz meyveleri birbirlerinden bağımsız meyveler olmaları sebebi ile paketlemede kullanılacak malzemelerde ona göre seçilmelidir. Paketleme sırasında pazarlamanın kolay gerçekleşebilmesi için çok büyük ambalaj malzemeleri kullanılmaktan kaçınılmalıdır. Kasaların; meyvelere fiziksel zarar veren, kötü kokan, görüntüsünün çirkin olmamasına dikkat edilmelidir. Kasalar üzerine ürünün tanıtımını ve reklamını içeren etiketler yapıştırılmalıdır. Kasalarda yine kanunen bildirilmesi gerekli bilgilere yer verilmiş olmalıdır. Kasaların tasarımında içerisindeki meyvenin albenisi ortaya çıkaracak ve tüketici kendine çekecek tasarım unsurları, renkler ve görsellerden faydalanılmalıdır.

Zeytin; zeytinler taze olarak tüketilmediklerinden dolayı, fabrikalara taşınmaları
sırasında kasalar veya çuvallardan faydalanılmaktadır.

Avokado; tek katlı ahĢap, plastik veya karton kasalara dizilirler. Meyvelerin altına meyve viyolleri konur. Meyve viyolü yok ise yumuşak dokulu bir malzeme kullanmak fiziksel zararlanmaları engelleyecektir. Kasaların alacağı meyve sayısı tamamen irilikle ilgilidir.

İncir; meyveler daha çok tek sıra dizilmiş olarak ahşap, plastik ve karton kasalarda pazara sevk edilmektedir. Avokadoda olduğu gibi viyol ve yumuşak dokulu malzeme kullanımına özen gösterilmelidir. Meyvenin koparılması sırasında sap kısmında toplanabilen bir miktar süt salgısını ve olabilecek diğer akıntı ve sızıntıları emerek kirlenmeyi önleme açısından kâğıt viyoller veya içerisine kâğıt yerleştirilmemi plastik viyoller daha iyidir.

Yenidünya; meyveler kalite sınıflarına ayrıldıktan sonra ahşap, plastik veya karton malzemeden yapılmış kasalara yerleştirilirler. Ancak kasanın alacağı ürün miktarı en fazla 5 kg civarında olmalıdır. Aksi takdirde meyvelerin fazla ağırlıktan dolayı zarar görme ihtimali vardır.

Muz; taraklar Şeklinde daldan kesilerek ayrılan meyveler,  kesilen yerlerden çıkan salgılar meyvenin üzerinde lekeler oluşturmaması için zayıf bir hipoklorit banyosunda 10 dakika bekletilir. Daha sonra mantar ilacıyla ilaçlanır. Bu ilaçlamalar yapılırken meyvenin kararmasını önleyen antioksidanlar da ilaçlara ilave edilmelidir. Kesilmiş kısımlar ilaca batırıldıktan sonra kurutulur ve ince polietilen örtülerle sarılarak delikli karton kutularda ambalajlanmalıdır.

Trabzon Hurması; paketleme için tek katlı, plastik, ahşap veya karton kasalardan faydalanılır. Meyveler kasa içerine viyole veya yumuşak dokulu bir malzemenin üzerine yerleştirilebilir.

Nar, paketleme için tek veya iki katlı, plastik, ahşap veya karton kasalardan faydalanılır. Kasalara dizilirken iki sıradan fazla dizilmemelidir.

İncirde Kurutma

Yere dökülen buruk incirler ağaç altlarından toplanıp kurutma yerlerine götürülür. Toplamada 10–15 kilogramlık sepet, kova ve benzeri kaplar kullanılır. Kuru incir hasadı her gün düzenli olarak yapılmalıdır. Böylece kuru incir meyvesinde en büyük sorun olan incir kurdu kelebeklerinin geceleyin ağaç altındaki buruk incirlere yumurta bırakması önlenir. Ayrıca ağaç altında bırakılan dökülmüş incirlerde gece-gündüz ısı farkından oluşan ve toprakla teması daha uzun süren incirlerde küf mantarları oluşumu hızlanarak artmaya devam eder. Oluşan bazı küf mantarlarının kansere neden olan aflatoksin küf mantarlarını da meydana getirdiğinden dökülen incirlerin toprakla temasını esmek amacıyla her gün düzenli olarak toplanmaları zorunluluğu vardır.

Kuru incirlerden ağaç altından toplanan buruk incirler %30-50 civarında su içerir. Ancak depolanacak incirlerde %18–20 civarında su olması istenir. Çünkü depolanacak bir meyvede fermantasyon ve bozulma meydana gelmemesi için en çok %20 su olması gerekir. Kurutma ülkemiz ikliminin uygun olması nedeniyle doğal koşullarda güneş altında yapılmaktadır. İncirler çıtalı kerevet, telli kerevet, yer sergisi, beton, çakıl döşenmiş zemin ve sıkıştırılmıştı, düzeltilmiş toprak zemin üzerinde kurutulur.

Resim: İncirde kurutma

Toprak zemine 10 cm yükseklikte yerleştirilmiş telli kerevet gerek kirlilik ve gerekse kuruma süresi yönünden en uygun kurutma ortamıdır. Kerevet zemininin tel yerine plastik örgü ızgaradan yapılması dayanıklılık ve küflenme yapmaması nedeniyle daha sağlıklı kurutmaya olanak verir. Bu nedenle tel yerine plastik örgü tercih edilir. Kerevetlerin kurutma süresini kısaltma, kirliliği azaltma gibi yararlarının yanı sıra, kolaylıkla üst üste yığılıp örtülerek ani gelen yağışlardan korunması da sağlar. Ayrıca kerevetler her akşam gün batımından önce 10–12 tanesi bir arada olacak Şekilde toplanıp üst üste yığılır. İncir kurdu kelebeklerinin girmesine engel olacak Şekilde plastik, Amerikan bezi ve benzeri Şeylerle örtülür. Böylece incir kurdu kelebeklerinin yumurta bırakma tehlikesinden ve çiğ tehlikesinden kerevet kullanma yoluyla korunmuş olunur.

Toplanan incirler, bahçenin devamlı güneş alan ve havadar bir yerine yerleştirilmiş kerevetlere serilir. Kerevette kurumakta olan meyveler, sabahın erken veya öğleden sonra her gün gözden geçirilir. Kurumuş incirler sergiden alınır. Kurumamış olanlar altüst edilir. Yeterince kurumamış incirler, kuru ve sert yapılarıyla henüz kurumlaşmalardan kolayca ayrılır. Kerevetlerden kuru alma (sergi alma) serin saatlerde çok kolay yapılabilir. Öğlen sıcak saatlerde, sıcağın etkisi ile kurumuş haldeki incirler, yumuşayacaklarından, başarılı bir Şekilde kuru alma yapılamaz. Kerevetlerden hurda incirler ayrı olarak alınır. İncirler ya karışık olarak, sadece hurdası ayrılmış, ya da kalite sınıflarına ayrılmış olarak depolanır.

Olgunlaştırma 

Akdeniz meyvelerinden avokado, muz ve Trabzon hurması yeme olgunluğuna gelmeden hasat edilmeleri gerekir akis takdirde uzak pazarlara ürün gönderilemez. Yeme olgunluğunda hasat edilmiş ürünler taĢıma sırasında, rafta bekleme ve satış sırasında bize sıkıntı çıkartır. Bu ürünleri ağaç olgunluğunda hasat edilmeleri ve depolama veya nakliye sonrasında olgunlaştırılmaları gerekir.  

Avokado, uygun sıcaklıkta 7-10 gün içerisinde yumuşar ve yenebilecek hale gelir. Pazar durumuna göre ayarlanırlar. Meyveler normal oda sıcaklıklarında 21 °C’de 6–12 gün ve 5 °C’de 30-40 günde yumuşamaktadır. 

Trabzon hurması, hasat edildiklerinde serttirler. Meyve eti buruk olmayanlarda sertten tüketmek mümkün ise meyve eti buruk olanların tüketilebilmeleri için meyvelerin yumuşamasını beklemek gerekmektedir. Meyve etini yumuşatmak ve burukluğun giderilmesi için etilen odalarında bekletme, ethrel solüsyonuna batırma, karbondioksit odalarında bekletme veya kireçli suda bekletmek gibi işlemler yapılabilmektedir. Normal zamanda derimi yapılan meyveler 21ºC’de 2-3 hafta bekletilirse kendiliğinden yumuşayarak yeme olumuna gelir. 

Muz, genel olarak uygun hasat zamanında kesilen muzlar, 18-24 °C sıcaklıkta bir veya iki hafta içinde kendiliğinden olgunlaşırlar. Bunun altındaki sıcaklıklarda olgunlaşma yavaşlar ve hatta uygun depo sıcaklığı 13 °C’ye düşünce pratik olarak tamamen durur. Daha yukarıdaki sıcaklıklarda ise olgunlaşma metabolizması bozulduğu için olgunlaşmada anormallikler başlar. Sararan muzun sarartıldığı durumda korunabilmesi için gereken sıcaklık 13-15 °C’dir. Bu derecede dahi muz o Ģeklini 2-4 günden fazla koruyamaz.  

Akdeniz Meyvelerinde Muhafaza ve Depolama 

Doğal Depolar: Bu türlü depolar daha çok yetiştiriciler tarafından kendi işletmeleri içerisinde yapılır. Depo ya tamamen toprak üstünde ya yarı yarıya toprağa gömülü ya da tamamen toprak altındadır. Kuruluş şekline göre kışın Şiddetli donlarda ambarın havasının pek fazla soğuyarak meyveleri donmaması ve sonbaharın sıcak günlerinde pek fazla ısınarak olgunluğu çabuklaştırmaması için deponun duvarları ve tavanı, ihtiyaca göre, izole edilir. 

Adi saklama depolarında havalanmanın nispi nem oranı ambarın tabanı sık sık sulanarak gerekirse duvarlara su püskürtülerek sağlanır. Depoda sıcaklık ve nem, termometre ve higrometrelerle kontrol edilmeli, dıĢarıdan havanın sıcaklığı da kontrol edilerek havalandırma zamanında yapılmalıdır.  

Soğuk Hava Depoları: Bu sistemde esas olan deponun havasını özel soğutma makineleri ile soğutmaktır. Soğutma makinelerinden tam bir randıman alınabilmesi için ambarın her tarafının iyice izole edilmesi zorunludur. Soğuk hava depolarında sıcaklık istenen düzeyde tutulabilir. Bu otomatik şalterlerle kontrol edilebilir. Bu ambarlarda havalandırma bacaları ve pencereleri olmadığından hava yıkayıcıların kullanılması çok faydalı ve zorunludur. Ayrıca gerekirse hava hareketlerini sağlamak için vantilatörler de kullanılır. Bu ambarlarda her türlü meyve kısa ve uzun süre için saklanabilir. 

Değişik Atmosferli Ambarlar: Bu tip ambarlarda soğutmaya ilaveten deponun havası da bileşimi bakımından değiştirilir. Havanın bileşiminin değiştirilmesinde esas prensip oksijen oranını düşürerek ve CO2 oranını yükseltmek gerekir. Değişik atmosferlerde saklama, düşük sıcaklık derecelerinde saklanmaya oranla meyvelerin daha uzun zaman dayanmalarını sağladığından çok faydalıdır. Bu ambarlarda da sıcaklık ve nem kontrolüne ilaveten CO2 ve O2 oranları da kontrol altında tutulur.  

Modifiye Atmosferli Poşetler: Ambalaj içinde O2 miktarının azalması ve CO2  miktarının artmasıyla meyve ve sebzelerin yaşlanmasını geciktirerek depo ve raf ömrünü uzatmaktadır. Su kaybını azaltarak ürünlerin kalitesini korumaktadır. Depolama konusunda ulaşılan en son nokta diyebiliriz çünkü her bir ürün tek tek depolanabilmekte aynı yerde farklı ürünler saklanabilmekte ve
ürünün depolama ömrünü gözle görünür Şekilde arttırmakta ve kalitesini önemli ölçüde korumaktadır. 

Akdeniz meyveleri için genellikle soğuk hava depoları için çalışmalar yürütülmüştür. Ancak ürünlerin pazarlarında artan rekabete ve ihtiyaçlara bağlı olarak bu konuda çalışmalar hız kazanmıştır. Akademik literatürleri taramak her zaman en doğru koşuluları oluşturmanıza
yardım edecektir.  

Trabzon hurması çeşitlerinin çoğu soğuk depoda -1 ve 1 °C’de ve %80-90 nispi nemde 2-4 ay kadar muhafaza edilebilir. Japonya’da Fuyu meyveleri tek tek 0.06 mm kalınlığındaki plastik torbaya yerleştirilerek 0 °C’de 5 ay saklanabilmiştir. Torba içerisinde %5-10 CO2 , %5 O2 , %100 nem içeren değiştirilmiş atmosfer oluşmuştur. 

Avokadolarda, Depolanacak meyvelerde ön soğutma yararlı olmaktadır. Depolama sıcaklıkları çeşitlere göre değişmekle beraber 4-7 °C sıcaklık, %85-95 nemde depolanmalıdır. Depolama süresi çeşitlere göre değişmekte ve genellikle iki aya kadar depolanabilmektedir. Kontrollü atmosferde %3-10 CO2, %2-5 O2 kullanılmaktadır.

İncirlerde, 0 ºC ve % 85-90 bağıl nemde iki hafta süreyle depolanabilir. Ürün, meyve depolarında tek başına veya kalitesine kötü etki yapmayacak diğer ürünlerle depolanabilir. Ön soğutma iĢlemi, depolama süresinin uzatılmasına yardımcı olur. Taze sofralık incirler, -2,7 °C donma belirtileri gösterir. Soğukta muhafaza sırasında meyvede donmanın meydana gelmemesi için sıcaklığın -2,7 °C düşmemesine dikkat edilmelidir. 

Muzlar, hasat sonrası ömürlerinin uzun olmasını sağlamak için kısa sürede uygun depolama koşullarına getirilmesi gerekir. Muzların solunum hızı birçok meyve türlerine göre çok yüksektir. Muz meyvesi genel olarak 13 ºC’de 1-2 hafta süreyle depolanabilir. Depoda bağıl nem % 90-95 olmalıdır. Kontrollü atmosferli depolama olanakları varsa muzlar % 4-5 ºC oksijen ve %5 CO2  ortamında 3-4 hafta dayanabilirler.

Zeytin, taze olarak tüketilmediğinden dolayı depolamasına gerek olmamaktadır. Zeytin direk olarak endüstride işlendikleri için soğuk hava deposunda depolanmaz veya muhafaza edilmezler. 

Yenidünya, için tavsiye edilen depolama koşulları sıcaklık için 0-5 ºC ve %90 üzeri nem içeriğidir. Yenidünyalar 0 ºC’de 3-4 hafta, 10 ºC’de 2 hafta dolandırılmışlardır. Polietilen poşet içerisinde saklandıklarında ağırlık kaybını en aza indirmiş olursunuz. Kontrollü atmosferler depolama ile ilgili bilgi bulunmamaktadır. 

Nar, genel olarak 5 ºC’de veya biraz üzerinde sıcaklıkta %90-95 nem koşullarında depolanmaktadır. Sıcaklığın uzun süre 5 ºC altına düşmemesi gerekir. Aksi takdirde üşüme zararı olan narlarda kabuk içi kısımlarındaki zarlar kararmakta, taneler yumuşamakta ve giderek bozulmaktadır. Narları uygun koşullarda 4-6 ay gibi saklamak mümkündür. 

Share

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.