2.02.2017

BAL ARISI KOLONİSİ

Global Bilgiler  /  at  14:12  /  No comments

Bir bal arısı kolonisi bir ana arı, sayıları mevsime bağlı olarak değişmekle birlikte 80.000 işçi arı ve 2.000 civarında erkek arıdan meydana gelmektedir. Koloniyi oluşturan bu bireyler koloni içerisinde çeşitli görevleri bir düzen içerisinde paylaşarak koloninin sürekliliğini sağlamaktadırlar. 

Ana Arı


Yumurtlayan ana arı, işçi arılardan daha uzun yapıda olup iri  ve gösterişlidir. Kanatları karnının 2/3’ünü kaplar. İşçi  arılarınkine göre daha kısa görünmesine rağmen gerçekte daha uzundur. Göğsü, işçilerinkinden daha geniş olduğundan ana arı ızgarasından geçemezler. Koloni rahatsız edilmedikçe ana arı sürekli olarak yavrulu alan içerisinde bulunur. Çevresi, yüzleri ana arıya dönük, ana arıyı antenleri ile sürekli olarak kontrol eden, onu yalayıp besleyen, artıklarını temizleyen genç işçi arılarla çevrilidir. Bu çember içerisinde ana arı kolaylıkla görülür.  Yumurtlayan ana arının hareketleri genellikle ağır ve telaşsızdır. 

Kolonideki Rolü
Bir bal arısı kolonisinde yalnızca bir ana arı bulunmaktadır. Arılar ve arıcılar ana arının bu durumundan dolayı ona çok fazla önem verirler. Ana arının bu özellikleri aynı zamanda önemini de belirlemektedir. Ana arı yumurtlama yeteneğine sahip olan tek canlı olup, kolonideki tüm bireylerin anasıdır. Ana arının koloni içerisindeki değeri, arı topluluğunun varlığı için gerekli tüm çalışmalarda görev alacak, kuvvetli ve dengeli işçi ve yeterli erkek arı populasyonu meydana getirmesine ve sürdürmesine bağlıdır. 

Ana arılar hem kendisinin, hem de dişi döllerinin kalıtımına erkek ebeveynlerin katkılarından sorumlu olduğundan koloninin özelliklerinin belirleyicisidirler. Bu karakterler ana arıya, çiftleş me sırasında erkek arıların spermatozoalarından ve ana tarafından atalarından intikal eder. Bu nedenle koloninin çalışkanlığı, iyi huyluluğu, hastalıklara direnci gibi tüm iyi ve kötü huylarından ana arı sorumludur. Ana arı farklı karakterlerdeki erkek arıların spermatozoalarını aldığından meydana gelen işçi arıların anaları bir, babaları ayrı akraba arı gruplarından meydana gelen bir topluluktur. 

Ana arı koloni birliğinin sağlanmasında etkili tüm işlevlerde rol oynar. Kovanda bir denge unsurudur. Mandibulaları üzerinde, her iki yanağın altında, hafif sarkık torba şeklinde iki salgı bezi bulunur. Bu salgı cinsiyet feromonu olup ana arı cevheri de denir. Feromon serbest bırakıldıktan sonra arılar arasında aktarılarak dolaştırılır. Ana arı feromonu da denen bu salgı, iki doymamış  yağ asidi olan 9-oxodec-trans-2-enoic asit [CH3CO-(CH2)O5CH=CHCO-OH], ile 9-hydroxydec-trans-2-enoic asittir [CH3CHOH-(CH2)5=CH-COOH]. Bu feromonlar sayesinde ana arı;

• Çiftleşme uçuşu esnasında erkek arıyı cinsel yönden kendine çeker. 
• Koloni içerisinde yeni bir ana arı yetiştirilmesine engel olur,. 
• İşçi arılardan yalancı ana oluşumunu engeller. 
• İşçi arıların kendisine yönelmesini sağlar. 
• Kolonide huzur ve işbirliğini temin eder.
• Arıların gerektiğinde sıkı bir salkım oluşturmasını sağlar. 

Ana arının varlığı, ana arı feromonunun diğer arılar tarafından paylaşımı sonucu hissedilir. Feromonlar vücutta üretilen kimyasallar olup aynı türün diğer bireylerinde özel reaksiyonları başlatmak için vücut dışına salınırlar. Ana arının yokluğuna bağlı olarak ortaya çıkan ana arı feromonlarının yokluğu durumunda koloniye ait işçi arılar arasında huzursuzluk ortaya çıkar ve bu kolonilere ana arısız koloni denir. Ana arısız koloniler ana arılı kolonilerden farklı davranış  gösterirler. 

Ana arı, koloninin anası ve çok etkili bir yumurta üreticisi olmasına rağmen ana arılık içgüdüsünden yoksundur. Bu nedenden yavrularına bakamaz. Petek yapmak için balmumu salgılayan bezlerden ve yavru beslemek için kullanılan larva besinini salgılayan bezlerden yoksundur. Bacakları polen toplama ve taşımaya uygun değildir. Böylece ana arılık görevlerini, bakıcılık ve diğer koloni işlerini yürüten işçi arılarla paylaşmak zorundadır. İşte bu paylaşım yaşam ve koloninin gelişmesi için gerekli olan geniş işçi arı populasyonunun özelleşmesi için gerekli durumu olu şturmaktadır. 

Ana arı diğer işçi ve erkek arılardan geniş boyun, abdomen ve farklı rengiyle ayırt edilir. Bu özellikleri ile koloni içinde özel bir arı gibi kendini gösterir. Tek olması ve işçi arılar tarafından ona büyük bir ilgi gösterilmesi, arıcıların onu tanımalarını sağlar. 

Aristo’nun yaşadığı zamanda arıcıların onu koloninin anası olarak belirtmelerine rağmen 1609'da Charles Butler onun cinsiyetini  dişi olarak tanımlayana kadar kral olarak düşünüldü. Bu buluşla sadece ana arının unvanı değişti. Ana arı koloni içinde doğrudan aktif olmamasına rağmen varlığı işçi arıların davranışlarını etkilemektedir. Ancak her ne kadar ana arı koloni üzerinde tek hakim gibi görünse de aslında bu olay ana arı ve işçi arıların karşılıklı etkileşiminden dolayı ortaya çıkan bir sistemdir. Zira işçi arılar ana arıyı salgıladıkları arı sütü ile besleyerek onun yumurta üretimi ve verimliliğini doğrudan etkilemektedirler. Ana  arı da salgıladığı feromonlarla kolonideki düzeni ve sürekliliği sağlamaktadır. Böylece koloni bireyleri karşılıklı olarak koloni içi düzeni korumak ve sürekliliğini sağlamaktan sorumlu olmaktadırlar. 

Ana arılar, peteğin kenarlarında veya yüzünde, aşağı doğru uzanan özel gözlerde yetiştirilirler. Ana arı yetiştirilecek olan petek gözü kovanda işçi arı yetiştirmek için önceden hazırlanmış olan boş ve doğal gözlerden veya işçi arı larvalarının bulunduğu işçi arı gözlerinin genişletilmesiyle yapılan gözlerden olmak üzere iki yolla yapılırlar. Tamamlanmış ana arı yüksüğü küçük bir meşe palamuduna benzer. Taban kısmı geniş, ağı z kısmı ise dardır. Derinliği 2.5 cm kadardır. Dışı yer fıstığı görünümündedir. Koloni oğula hazırlandığı zaman veya genç ana arı eski ana arının yerini alacağı zaman ana arı doğal yüksüklere yumurtlar.

Kaza veya hastalık sebebiyle ana arısını kaybeden koloni tarafından yetiştirilen ana arılar hariç, bu ana arılar doğal yetiştirilen ana arılar gibi yumurtadan yetiştirilirler. Koloni ana arısını kaybettiği zaman, işçi arılar tarafından genç işçi arı larvalarının bir kısmına bir miktar arı  sütü verilir. Petek gözü duvarları dışarı doğru genişletilir ve ana arı yüksüğü aşağı doğru döner. Çıkmaya yakın dönemlerde yüksükler üzerindeki mumun büyük kısmı işçi arılarca alınarak inceltilir. Uçları kırmızı kahverengine dönüşür. Bu görünüm yüksüklerin olgunlaştığını ve ana arıların çıkma zamanının geldiğini gösterir. Yüksükler ışığa tutulduğunda ana arının canlılığı saptanabilir.  

Yeni bir ana arı, yumurta bırakıldıktan yaklaş ık 16 gün sonra gözden çıkar. Ana arı yüksük içerisinde başı yüksüğün uç kısmına gelecek şekilde durur. Çıkış sırasında, önce çenelerine yer açabilecek şekilde üstteki sırrı ısırarak deler. Daha sonra kendi etrafında dönerek deliği genişletir. Yüksük mührünün kenarlarını kemirerek kısmen keser, sonra bacaklarıyla ileriye doğru iterek kapağı kaldırır ve dışarı çıkar. Hemen koloni içerisinde çıkmaya hazır olan diğer ana arı gözlerini arar, onları kenarından keserek delik açıp iğneleyerek öldürür. Daha sonra işçi arılar, ana arı tarafından bozulan bu gözlerin yıkımını tamamlarlar.

Çiftleşmemiş ana arılar gözlerin tepesini keserek çıktığı için çıkış yerinde yuvarlak bir delik bulunmaktadır. Eğer göz içerisindeki ana arı pupa devresine girmişse iğnesini kullanmaz ve sadece
yırtmakla yetinir. Kapalı olmayan ana arı yüksükleri ile hiç ilgilenmez. Bunlar da işçi arılar tarafından yok edilirler. 

Diğer çiftleşmemiş ana arılar da aynı anda çıkarlarsa sonuçta sadece bir tanesi hayatta kalana kadar kavga ederler. Eğer oğul verme olayı ertelenirse bu acımasız havanın ortaya çıkması olasıdır. Ancak arılar, oğul çıkana kadar çiftleşmemiş ana arıları hücrelerinde tutabilirler ve onları açılan yüksük arasından besleyebilirler. Ana arı yüksüklerinde tutulan çiftleşmemiş ana arı ile çıkmış olan diğer çiftleşmemiş ana arılar tarafından meydan okuma olarak düşünülen vızıldama sesleri salabilirler. 

Yeni çıkmış ana arı genç işçi arılardan daha hareketlidir. İlk çıktığında ince tüylü görünümde olup daha sonra gerçek rengini alır. Yeni çıkmış ana arı işçi arılardan yiyecek alabildiği gibi açık bir gözden bal da alabilir. 

Ana Arı Üreme Sistemi
Çok az gelişmiş işçi arı üreme sistemine karşılık ana arının üreme sistemi çok etkin ve ileri derecede gelişmiştir. İşçi arıda üreme sistemi ana arının salgıladığı feromonlar nedeniyle baskı altında olduğundan geli şmemekte ve dolayısıyla ana arıyla aynı genetik yapıya sahip olmalarına rağmen kısırdırlar. 

Ana arı üreme sisteminde abdomenin ön kısmının yan taraflarında yer alan bir çift geniş yumurtalık ve yumurtalıkların bitiminden başlayıp median ovidukta kadar uzayan genişleyebilir bir çift lateral ovidukt bulunmaktadır. Medyan ovidukt ise vajinada bitmekte ve üreme sistemi vajina ile son bulmaktadır.  

Ana arının verimliliğinin temel göstergelerinden birisi olan yumurta kanalı sayısı ana arının ırkına, yetiştirilme şekli gibi bir takım faktörlere bağlı olarak önemli oranda değişmekle birlikte genelde toplam 260-373 adet arasındadır. 

Dişi arıda 8 ve 9. karın segmentleri 7. segment ile birleşerek iğne odacığını oluşturmaktadırlar. Ana arının üreme odacığı ön duvardan iğne dibinde iğne odacığına açılmaktadır. Üreme odacığının dış kısmına bursa copulatrix, iç kısmına ise vajina denilmektedir. Ana yumurta kanalı ve spermateka denilen sperma torbasından gelen kanal ayrı ayrı noktalardan vajinaya  açılmaktadır. Vajinayı  içine alan ve arı iğnesinin de bulunduğu bursa copulatrix, çiftleşme esnasında erkek organının girdiği kesedir. Alt kısımda, lobumsu görünüşte bir çift uzantısı vardır. İç kısmında üç açıklık vardır. Bunlardan ortadaki vajinanın giriş noktasıdır. Yanlardaki daha büyük açıklıklar ise alttaki lobumsu bir çift büyük keseye açılmaktadır. Vajina oval bir kese şeklinde, fakat biçimi ve büyüklüğü şişme ve gerilme durumuna bağlı olarak değişiklik göstermektedir. 

Yaklaşık 1 mm çapında dairesel yapıya sahip spermateka, vajinaya dorsal olarak uzanır ve vajinanın anterio-dorsal duvarına "S" şeklinde valfe sahip incecik spermateka kanalıyla bağlanır. Spermateka kanalı, spermatekanın içi ve dışına spermin geçişini sağlayan bir yapıdır. Spermateka kanalının iki yanında bulunan iki adet bez spermateka ile spermateka kanalının birleştiği yerin içine açılır. Spermateka, ekstrem ısı değişikliklerinden spermi koruma işlevini gören geniş bir trake ağı ile kaplıdır. 

Vajina duvarının kasılabilme özelliğine sahip olan kıvrımlı bir yapı sı vardır. Vajina ağzı ana arı gevşediğinde kapanan ve dışarıdan bakıldığında hörgüç gibi görünen uzunlamasına bir yarık görünümündedir. Ana arı üreme sisteminin en önemli parçalarından biri olan vajina valfi vajinanın dorsal kısmına doğru uzanarak yumurta kanallarına giden yolu tıkamaktadır. Vajina valfi bu yapısı sayesinde çiftleşme esnasında ana arı tarafından geriye doğru katlanarak semenin yumurta kanallarına geçişine ve yumurtlama sırasında vajina ağzından çıkışına izin vermektedir. Üreme sisteminin tamamen dışında ve iğne odacığına bitişik olan iğne, petek hücre tabanına yumurtlama esnasında vajinadan yumurta taşınmasına yardımcı olan temel bir organdır. 

Ana Arının Yumurtlama Etkinliği
Yumurtalar, ovariollerin birleşmesinden oluşan ovaryumda  meydana gelir. Ovarioller, yumurtaları uç kısımdan son kısma doğru yönlendirirler. Lateral ovidukt çiftinin genişleyen ön tarafına açılmadan önce ovarioller birleşirler. Bir ana arıda her iki ovaryumdaki ovariol sayısı 260-373 adet arasındadır. Her iki  ovaryumda ortalama 325 adet ovariol bulunduğunu kabul edersek bir ana arı günde 1200 adet yumurta üretiyor ki bu da her bir ovariolun 24 saatte 3.7 adet yumurta üretmesi demektir. Bir yumurtanın oluşması için 2 veya daha fazla güne gereksinim duyulmaktadır. Bir ana arı günde 1500 yumurta bıraktığı durumda ovarioller tarafından günde 4.6 adet yumurta üretilmektedir. Yumurta 0.13 mg ağırlığ ında, beyaz renkli ve silindirik şekildedir. 

Tabanına doğru hafifçe incelir ve kıvrılır. Uçları yuvarlak ve kavislidir. Petek gözü tabanının orta kısmına, ucundaki yapıştırıcı madde ile dik olarak tutturulur. Dik olanlar bir günlük, yana eğik olanlar iki günlük, tabana yatmış olanlar ise üç günlük yumurtalardır. 

Dişi birey çıkacak olan yumurta, döllenmiş yapıya sahip olduğundan dolayı 32 çift kromozom taşımakta, erkek bireyler ise döllenmemiş yumurtadan meydana geldikleri için haploid olup 16 tek kromozom taşırlar. Yumurtalar her bir ovariolun tepe noktasındaki primer germ hücrelerinden oluşurlar. Bu hücreler ovariolun aşağısına ilerlerler ve oluşan bir grup besin hücresi ovariolde onları izler. Gelişen yumurta ve besin hücresi bir hücre zarı içinde bir arada fakat birbirinden ayrı olarak bulunmakta ve yumurtanın bir kısmı besin hücresine bitişiktir. Yumurta, ovariolun son alt kısmına yanaştığında besin hücresini aniden tüketir ve tam boyutuna ulaşır. Hücresel kılıf üzerinde, besi hücresi bölmesine yumurta protoplazmasının açıklık oluş turduğu yerde mikropil açıklığı oluşur. Bu açıklıktan spermatozoa girecek ve yumurtayı dölleyecektir. 

Kılıf veya yumurtanın kendisi, petek gözünün tabanına yapışacak yumurtanın uç kısmına yapışkan bir madde salgılar. Bazı durumlarda birkaç yumurta, genişlemiş lateral oviduktta birbirine yapışmış olabilirler. Araştırmalar henüz belirgin bir şekilde yumurtanın bırakıldığı gibi spermayı nasıl aldığını ortaya koyamamıştır. Ancak üreme sisteminin morfolojisi ve gözlemler göstermektedir ki yumurta vajina içinden geçerken valf, spermateka kanalının açılmasına kar şılık mikropili sıkıştırmaktadır. Eğer yumurtadan dişi birey olacaksa bir veya daha fazla sperma salınır. Bunlardan bir sperma zigot oluşturabilmek için yumurta çekirdeği ile birleşir. Eğer yumurta döllenmeyecek ise valf geri çekilir ve kanala geçmesi için yumurta bırakılır. Bu durumda yumurta çekirdeği spermayla birleşmeden bölünür. Yumurta dişi olarak gelişecekse spermatekadan salınan sperma ile döllenir. 

Erkek arıların döllenmemiş yumurtalardan oluştuğu 1845'te ortaya konulmuştur. Ancak erkek arılar da tıpkı işçi arılarda olduğu gibi döllenmiş yumurtalardan oluşabilirler. Bu tip erkekler  yani diploid erkekler ana arının kendine akraba genleri taşıyan erkek arılar ile çiftleşmesi sonucunda oluşurlar. Fakat bu erkek arılar koloni içinde larva olarak birkaç saatin ötesinde hayatta kalamazlar. Çünkü işçi arılar tarafından yenilerek yok edilirler. 

Bu durumda yavrulu petek gözleri arasında boş petek gözleri olduğundan dolayı "benekli" yavrulu alana sebep olur. Ancak bütün benekli yavrulu alanların arılar tarafından diploit erkek larvalarının yenmesiyle oluşmadığına dikkat etmek gerekir. 

Bir teoriye göre ana arı döllü veya dölsüz yumurta bırakıp bırakmadığını petek gözünü görüyormuş gibi ön ayakları ile petek gözünün boyutunu ölçerek yapmaktadır. Döllü yumurtalar işçi arı gözlerinden daha geniş olan doğal ana arı gözlerine de bırakılabilir. Buna ek olarak çevresel ve mevsimsel değişimler işçi, erkek ve ana arı gözlerine yumurta bırakı lıp bırakılmamasını da etkilemektedir. Aslında yumurtaların bırakılıp bırakılmaması yumurtlayan ana arının işçilerden almış olduğu ve yumurta gelişimi için gerekli olan besinin çeşidine sıkıca bağlıdır. İşçi arılar bu yolla yumurtlamayı kontrol ederek çevresel ve mevsimsel şartlarla ilişkilendirilirler. 

Ana arı sıklıkla daha az yumurta bırakmasına karşın yumurta üretiminin en üst düzeyde olduğu zamanlarda 24 saatte 1500, hatta daha fazla yumurta bırakabilirler. Bu her bir dakikada birden fazla yumurta demektir. Ana arı yumurtlamadan önce başını petek gözü içerisine sokarak işçi arılar ın istenilen şekilde hazırlayıp hazırlamadığını kontrol eder. Sonra karnını göze sokarak yumurtasını bırakır. Yumurtlama işi 1-2 saniye sürer. Yaklaşık 10 saniyede bir yumurta yapar. 75-100 yumurta yaptıktan sonra bir müddet dinlenir ve bu arada etrafında hizmet eden işçi arılar  tarafından beslenirler. Ana arının kendisi petek gözündeki baldan veya ana arı kafesine konulduğunda oradaki besinden beslenebilir. Fakat arı sütünü sadece işçi arılardan alabilir.  

Ana arı çerçevenin ortasından başlayarak çevreye doğru bir elips çizerek petek gözlerine yumurtlar. Bu kısım kovanın en sıcak bölümüdür. Çerçevenin bir yüzü tamamlandıktan sonra diğer yüzüne ve diğer çerçevelere geçerek yumurtlama alanını genişletir. Ana arılar, mevsime, kuluçkalığın sıcaklığını sağlayan  bireylerin sayısına, beslemenin kalite ve miktarına bağlı olarak yumurtlamalarını sürdürürler. İyi bir ana arı kuluçka mevsiminde dengeli ve düzgün yumurtlar, bütün gözleri atlamadan doldurur. 

Ana Arı Oluşumuna Etki Eden Faktörler

Ana Arısızlık
Herhangi bir nedenle ana arı öldüğünde veya yok olduğunda, 1 saat kadar sonra kolonide rahatsızlık başlar. Ana arının yokluğunu algılayan arılar değişik yaşlardaki genç larvaların çevresine ana arı memesi yaparlar. Aynı anda yapılan memelerde farklı gelişme devrelerinde larvalar bulunur. 

Ana Yenileme
Kolonide bulunan ana arı uzun süre değiştirilmezse, koloniler  kendi ana arılarını kendileri değiştirirler. Bu memeler ana arı’nın verimi azaldığı zaman yapı lırlar. Bu da genellikle ilkbahar başı,
yaz ortası veya sonbahar sonunda meydana gelir. Memeler çerçevelerin yüzeyinde yapılırlar. Memelerde hemen hemen aynı yaşta larvalar bulunurlar. Sayıları 1-15 arasında değişir. Bu tip kolonilerde günlük yumurta bulunur. 

 Oğul Verme
Oğul verme mevsiminde oğul hazırlığı yapan kolonilerde,  koloninin hayatta kalabilmesi için gerekenden çok fazla ana arı memesi yapılır. Bu tip kolonilerde birkaç gün ara ile kabartılmaya başlanmış her yaşta ana arı memesi bulunur. Memeler genellikle petek kenarlarına yapılır. Oğul hazırlığı yapan kolonilerin ana  arısı yumurtayı kestiği için kolonide günlük yumurta bulunmaz.

 Ana Arının Yumurtlamasına Etki Eden Faktörler
Ana arının verimliliği koloninin verimliliğini doğrudan  etkileyen temel etkendir. Koloni içerisinde ne kadar fazla işçi arı bulunursa bulunsun bu olay ana arının yokluğu durumunda koloninin verimliliği ve sürekliliği üzerine önemli etkide bulunmayacaktır. Bu sebepten arıcılar kolonilerinde ilk etapta fazla işçi arı değil verimli bir ana arı bulundurmaya özen  göstermelidirler. Ancak sağlıklı ve verimli bir ana arı elde etme veya bulundurmak için olayın en baştan planlanması ve uygulanması gerekmektedir. 

 Ana Arının Irkı
Her canlı grubunda olduğu gibi bal arılarında da verimliliğin temel göstergesi bireyin ait olduğu ırk veya ekotip özellikleridir. 

Her ırk kendi doğal ekolojisinde çevre şartlarına uyum sağlamıştır. Böylece her ırk diğer ırklara göre farklı adaptasyon ve verim yeteneğinde olabilir. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki bazı bal arısı ırkları diğerlerine göre daha fazla yavru üretmektedirler. Özellikle ülkemizde bulunan Muğla arısı ekotipi bu konuya güzel bir örnektir. Zira kendini çam balı sezonuna adapte etmiş olan bu arı, diğ er ırk veya ekotiplerin bal sezonunda bal üretmek için çabaladığı dönemlerde çok yoğun bir şekilde yavru yetiştirmektedir. Ayrıca Teknik Arıcılıkta günümüzde üretilmek istenilen arıcılık ürününe ve üretimin yapılacağı bölge ve koşullara göre farklı ırkların kullanılması daha avantajlı olmaktadır. 

Ana Arının Yaşı
Normal koşullarda 5-6 yıl kadar yaşayabilen ana arılar ekonomik anlamda iki yıl kadar yumurtlama faaliyetinde bulunabilirler. Bu dönemde günde 1500 adet kadar yumurta atan ana arı yaşı ilerledikçe günde attığı yumurta sayısı azalmakla birlikte attığı yumurtalarda da erkek arı oranı gittikçe artmaktadır.

Bu tip ana arıların bulunduğu koloniler nektar akımına girişte güçlü populasyonlar oluşturamamakta ve koloni verimi  düşmektedir. Diğer taraftan, yaşlı ana arılı kolonilerde oğul eğilimi artmakta ve oğul veren koloniler daha fazla ana arı yüksüğü yapmaktadır. Bu olumsuzluğu ortadan kaldırmak için bal arıları içgüdüsel olarak ana arılarını değiştirme yoluna gidebilecekleri gibi arıcılar da iki yılda bir kolonilerin ana arılarını yeni ana arılarla değiştirmektedirler. Genç ana arılarla çalışılması arıcılıkta istenen verim seviyesine ulaşılması bakımından önemli olup ana arıların en çok iki yıl süreyle damızlıkta kullanılması gerekmektedir. 

Koloni Populasyon Miktarı
Koloni yönetimi her ne kadar ana arı tarafından yapılıyormuş  gibi görünse de aslında işçi arılarla ana arı arasında kurulmuş olan ve bir dengeye dayalı iletişim sayesindedir. Ana arının yumurtlayacağı alanı işçi arılar belirlediği gibi gerek yumurta sahasını hazırlamakla gerekse yumurta veriminin önemli oranda belirleyicisi olan arı sütünün ana arıya dengeli ve yeterli bir düzeyde verilerek yumurtlama miktarı da kontrol edilmektedir. 

Koloni içerisinde hiçbir zaman işçi arıların bakabileceğinden fazla yavru olmasına izin verilmediği gibi besin yetersizliği durumunda da işçiler tarafından fazla yavrular gözlerden çıkarılıp atılarak kolonide denge sağlanmaktadır. 

Mevsim 
Bal arıları, kovan dışında sıcaklık 14°C’nin altına düştüğünde zorunlu işler dışında yaşamsal faaliyetleri en aza indirerek kış salkımına geçer. Ana arı yumurta atma işlemini bırakır. Kışı salkım halinde ve peteklere depolanmış olan besini tüketerek geçiren arılar, ilkbaharda havaların ısınmasıyla birlikte normal faaliyetlerine geçerler. Çevreden nektar ve polen gelmesine bağlı olarak yavru yetiştirmeye başlarlar. Ana arı mevsimin başlaması ve besin kaynaklarının da olması sebebiyle yumurta atmaya başlar. 

Kovan içi sıcaklık 29-34°C olduğu durumlarda kolonide yavru yetiştirme faaliyeti en üst düzeydedir. Dışarıda sıcaklık ne kadar olursa olsun arılar gerektiğinde salkım oluşturarak  gerektiğinde ise havalandırma yaparak bu ısıyı korumaktadırlar.

Yöre Florasının Durumu
Koloninin yavru yetiştirmeye başlaması için doğada nektar ve polen kaynaklarının varlığı ve sürekliliği önemlidir. İlkbaharın başlaması ile birlikte çevrede bulunan bitkiler nektar salgılamaya ve polen üretmeye başlarlar. İşçi arıların bu maddeleri kovana taşımaya başlaması ile birlikte ana arı uyarılır ve normal  koşullarda sonbahara kadar sürecek olan periyotta yumurta atmaya başlar. Nektar ve polen kaynaklarının herhangi birinin olmaması durumunda ise bu olay aksamakta, koloni içerisinde yeterli besin stoku yoksa yumurtlamayı azaltmaktadır. Bu  durumlarda arıcı ya kek ya da şurup, hatta gerekirse her ikisini de vererek ana arının uyarılmasını ve yumurta atmasını sağlaması gerekmektedir. Bazı yörelerde ilkbaharın geç olması fakat havaların uygun gitmesi durumunda dışardan besleme yapılması ile ana arıya uyarıcı yemleme yapılması da önerilmekte ve arıcılar tarafından sıklıkla yerine getirilmektedir. 

Kuluçkalıktaki Peteklerin Özellikleri
Ana arının yumurta atacağı petek gözleri işçi arılar tarafından  temizlenir ve parlatı lırlar. Ana arı da ancak böyle petek gözlerine yumurta bırakmaktadır. Ayrıca ana arı ilkbahar ve yaz aylarında beyaz renkli peteklere, sonbahar döneminde ise koyu renkli peteklere yumurta atma eğilimi içerisindedir. Bu olaya etki eden faktör, koyu renkli peteklere rengini veren önceki dönemde çıkmış olan yavrulara ait gömlek kalıntılarıdır. Gömlek değişimi esnasında eski gömlekler hücre duvarlarına yapışmakta ve soğuk havalarda bir izolasyon maddesi gibi görev görerek yavrunun üşümesini önlemektedir. Sıcak mevsimlerde de beyaz petekleri sıcaklığı fazla tutmadığı için dolayısıyla havalandırmaya katkıda bulunduğu için tercih etmektedirler. 

Bal sezonunda daha ağır petekli bal elde etmek veya mum ördürerek besin kaybına sebep olmamak için 10 çerçevelik bölüme 8-9 çerçeve konulduğunda, arılar aradaki boşluğu kapatmak için petek derinliğini 9 mm’den daha yukarı ya  çıkarmaktadırlar. Bu tip petekler de aşırı şekilde derin olduğu için ana arılar tarafından yumurtlamak için elverişli değildir. Yine yıllarca yavru yetiştirmek için kullanılmış ve bu sebepten dolayı kararmış, gözleri küçülmüş hale gelmiş peteklerle hastalıklı ve pis
kokulu peteklere de yumurta atmamaktadır. 

Yumurtlama Alanının Varlığı
Kolonide petek gözleri, bal ve polen depolandığı gibi aynı zamanda yavru yetiştiriciliği için de kullanılmaktadır. Yeterli petek bulunmadığı durumda  gözler bal, polen ve yavru ile doludur. Bu durumda yeterli alan yok ise ana arı yumurtlamasını azaltmaktadır. Böyle durumlarda elde var olan boş kabartılmış petekler kuluçkalığa verilerek ana arının yumurtlaması sağlanmalı veya balı petekler alınarak balı sağıldıktan sonra tekrar koloniye verilmelidir. Hatta mevsim uygunsa temel petek verilerek hem arılara petek ördürülmeli hem de ana arıya yumurtlama sahası oluşturulmalıdır. 

Ana Arının Yetiştirilme Şekli
Ana arı ırkının yumurtlama üzerine önemli etkisi olduğu gibi yetiştirilme şeklinin de etkisi çok önemlidir. Bir ana arı 1 günlük larvadan yetiştirilebileceği gibi 3 günlük hatta bazı durumlarda 4  günlük larvadan da yetiştirilebilmektedir. Bu durumda farklı  larval yaşlardan yetiştirilen ana arıların kaliteleri de o oranda değişmektedir. Özellikle 1 günlük yaştaki larva ilk günden bol arı sütü ile beslendiklerinden daha kaliteli ana arı olmaktadır. Ovariol sayısı ve spermatekadaki spermatozoa sayısı da artmaktadır. Larva yaşlandıkça kalite düşmekte olduğundan verimli ana arı elde etmenin temel koşulu mümkün olduğu kadar küçük yaştaki larvalardan ana arı elde etmektir. 

 Ana Arının Fiziksel Durumu
Ana arı yetiştirme tekniği açısından ne kadar iyi yetiştirilmiş  olursa olsun herhangi bir sebeple çiftleşme öncesi ayaklarında veya kanatlarında bir sakatlık var ise bu ana arılar imha edilmelidir. Kanatları olmayan bir ana arı çiftleşememekte, ön ayakları sakatlanmış olduğunda ise yine verimsiz olmaktadır. Zira  ana arı ön ayakları ile petek çapını ölçmekte ve o ölçüye göre döllü veya dölsüz yumurta koymaktadır. Sakatlanma halinde bu fonksiyonu bozulduğundan koloninin dengesi de bozulmaktadır. 

Kolonideki Parazit Bulaşıklığı
Gerek ana arının kanını emen varroa gerekse ana arının besini  olan arı sütüne ortak olarak onun zayıf düşmesine sebep olan  parazitlerin varlığı doğrudan ana arının yumurtlama etkinliğini düşürmekte, koloni performansını önemli oranda etkilemektedir. Ayrıca bu parazitlere karşı arıcıları kendi deneyimleri sonucunda bulduğunu sandıkları bazı ilaçları kullanmaları sonucunda ana arılar verimsizleşmekte hatta kısırlaşmaktadır. 

Koloninin Su Gereksinimi
Pek çok kovan içi faaliyette su kullanıldığı gibi yavru yetiştirme sezonunun da ayrılmaz bir parçası su gereksinimidir. Özellikle kuluçkalıktaki sıcaklık ve nemin belli bir düzeyde tutulması, bazı besin maddelerinin sindiriminin kolaylaştırılması amacıyla arılar kovan içerisinde sürekli olarak su taşımaktadırlar. Su taşınmadığı  takdirde yavru yetiştirme olayı aksayacağından ana arı da yumurta atma işleminde azaltmaya gider. 

Ana Arı Kalitesini Etkileyen Faktörler
Ana arı kalitesini etkileyen faktörler aynı zamanda ana arının yumurtlaması üzerine de etkili olmaktadır. Fakat kalite olgusu yumurtlamadan bağımsız olarak bazı olayları da içerdiğinden ayrı
ele alınmalıdır. 

Ana Arının Yetiştirileceği Koloninin Damızlık Özellikleri
Ana arı yetiştiriciliğinde tüm kurallara uyulsa bile ana arının  yetiştirileceği larvaların alınacağı koloninin ana arısının istenilen özelliklerde değilse yapılan tüm işlemler boşa gidecektir. Bu
nedenden ana arı yetiştirilecek koloninin üstün özelliklere sahip olması gerekir. Örneğin uysal olması, oğula eğiliminin az olması  gibi. Hatta ticari anlamda bal veya polene yönelik üretim
yapılacaksa bu yönde selekte edilmiş kolonilerin seçilerek ana arı yetiştirilmesi yerinde olacaktır. 
Kısaca üretilmek istenilen arıcılık ürünü veya ürünleri yönünden ıslah edilmiş verimli damızlık kolonilerden ana arı yetiştirilmelidir. Ayrıca yöreye adapte olmuş ırk veya ekotiplerin
seçilerek ana arı yetiştirilmeli ve bunlar kullanılarak daha verimli koloniler oluşturulmalıdır. 

Aşılanan Larvanın Yaşı
Ana arının yumurtlamasına etki eden faktörlerde olduğu gibi kalitesine de etki eden faktörlerin önemlilerinden birisi de aşılanan larvanın yaşıdır. Larva yaşı küçüldükçe yetiştirilen ana arıların çıkış ağırlığı, çiftleşme sonrası canlı ağırlığı, ovariol sayısı, spermateka çapı ve hacmi ile sperma miktarı artmaktadır.  

Yumurta transferi ile yetiştirilen ana arıların canlı ağırlığı, spermateka çapı, spermatekadaki sperma sayısı, ovariol sayısı; larva transferi ile yetiştirilen ana arılardan daha fazla olmaktadır. Fakat pratikte yumurta transferinden ana arı yetiştirmek çok güç olduğundan kullanım alanı oldukça kısıtlıdır. Bu konuda ülkemizde yapılan ayrı iki çalışma sonucunda yumurta transferinde tutma oranı %55-64 olarak saptanmıştır. 

Ana Arının Yetiştirilme Yöntemi
Doğal yolla yetiştirilen ana arılar kontrollü olmadığından tamamen arıların tercihine bağlı olarak o anda kovanda bulunan  farklı yaş ve özellikteki larvalardan yetiştirilerek yapılmaktadır. Ancak teknik metotlarla özellikle en yaygın metot olan Doolittle yöntemiyle yetiştirilen ana arılar, larvaların yaşı ve genetik özellikleri bilindiklerinden hatta bazı yetiştiriciler tarafından test edildiklerinden dolayı daha kaliteli olmaktadırlar. Ayrıca bu yöntemle yetiştirilen ana arılarda çiftleşme oranı daha yüksek olmakta, daha iri yüksükler elde edilmekte ve yetiştirilen ana  arıların çıkış ağırlıkları, spermateka çapları ve spermatozoa sayıları  daha fazla olmaktadır. 

Gözlere aşılanmış olan larvaların koloniye verilmesi için en uygun zaman koloni ana arısızlığını hissettikten sonraki zamandır. Bu nedenden ana arısız kolonilerde yetiştirilen ana arılar doğal koşullarda yetiştirilen kolonilerdeki ana arı kalitesine yaklaşmaktadırlar. 

Başlatıcı ve Bitirici Kolonilerin Populasyonu
Ana arı yetiştiriciliğinde kullanılan koloniler 7-12 günlük  yaşta genç işçi arıya ne kadar fazla sahip olurlarsa aşılanan larvalarda tutma randımanı o derece artmaktadır. Ayrıca besleyici arı bolluğuna bağlı olarak yüksüklere fazla arı sütü konulacağından ana arı olacak larvalar o dönemde etkin beslenerek istenilen özelliklere sahip olacaklardır. 

İşçi arıların fazla arı sütü üretimi amacıyla, her 3-4. günde kuvvetli kolonilerden genç larva içeren ve bir kısmı kapanmamış yavru içeren çerçeveler ana arı yetiştirilecek kolonilere verilmelidir. Genç larva içeren çerçeve, kuvvetli ana yapıcı kolonilerde ana arı yüksüğü yapılan çerçevenin hemen yanına verilir. Bu uygulamayla ana arı yüksüklerinin yerleştirildiği çerçeveye bol miktarda bakıcı işçi arı yönlendirilmiş olur. 

Bir Koloniye Transfer Edilen Larva Sayısı
Bir kolonide bulunan besleyici arı sayısı ne kadar fazla olursa olsun onların salgılayabileceği arı sütü miktarı genotiplerinin izin verdiği sınırı hiçbir zaman aşamayacaktır. Bundan dolayı kolonilerin normal koşullarda besleyebileceği larva sayısı sınırlıdır. Bunun için başlatıcı kolonilere bir defasında 45 transfer veya en fazla 60 transfer yapılmalıdır. Ancak çok güçlü kolonilere 90 ve üzeri transfer yapılabilir. 

Daha fazla transfer yapıldığı durumda aşılama randımanı ile birlikte, yetişecek ana arılara ait olan fizyolojik özelliklerde yetersiz beslemeye bağlı olarak büyük düşüş görülecek ve bu da ana arı kalitesini olumsuz etkileyecektir. 

Ana Arı Yetiştirme Mevsimi
Ana arı yetiştiriciliği kışlatma sezonu dışında tüm sezonlarda rahatlıkla yapılabilecek bir uğraştır. Ancak kaliteli ana arı yetiştirmek istendiğinde ise tüm yöreler için geçerli olan bir tek kural vardır: En kaliteli ana arı oğul sezonunda yetiştirilir. Zira o dönemde yeni bir ana oluşturmanın tüm fiziki koşulları vardır.  

Çevrede bol nektar ve polen bulunmakta, sıcaklık uygun ve yörede bol miktarda erkek arı bulunmaktadır. Bundan dolayı ana arı yetiştiriciliği bu dönemlerde yapılmalı, besin yetersizliği durumunda koloniler şurup ve kekle beslenmelidirler. Ayrıca gezginci arıcılık nedeni ile ve ilkbahar döneminde ana arısız koloniler ve yapay oğullar için en çok ana arı talebi Nisan–Mayıs aylarında olduğundan ticari olarak bu dönemler önemlidir. 

Ülkemiz değişik coğrafik ve iklimsel özellikleri yönünden farklı bölgelere sahiptir. Bu nedenle ülkenin farklı bölgelerinde farklı mevsimlerde ana arı üretimi yapılabilir. Bu bakımdan Akdeniz sahil şeridi diğer bölgelere göre daha avantajlı bir konuma sahiptir. Aşağıda harita da görüleceği gibi ülkemiz ana arı üretim dönemlerine göre  üç bölgeye ayrılabilir. 
Erkek Arı Populasyonu Varlığı

Bir ana arı üretim programı ne kadar güzel yapılırsa yapılsın  çiftleşme olayı dikkate alınmadığı müddetçe sonuç hüsran olacaktır. Doğal çiftleşmenin yapılmasına izin verilen bir yetiştiricilikte her zaman bu risk vardır. Ana arı ne kadar yüksek genotipe sahip olursa olsun çiftleştiği erkek arı sıradan özellikler sahipse döller de o oranda etkilenecektir. Bunu ortadan kaldırmak için mümkün olduğu kadar izole sahaların oluşturulması ile bu risk minimize edilmelidir. Yapay tohumlama uygulaması ise üretici koşullarında istenilen randımanı vermediğinden sadece araştırmalarda veya damızlık anaç kolonilerin korunması amacıyla kullanılmaları daha uygundur. 

Kolonilerin Beslenmesi
Yüksük yapıcı kolonilere nektar akımının devam ettiği hissini vermek ve aynı zamanda mum salgılanmayı teşvik için sürekli şurup veya sulandırılmış bal verilmelidir. Arı sütü üretimi, geniş çapta polen tüketimi demektir. İyi sonuç elde etmek için ana arı yetiştirici kolonilere polenli çerçeveler verilmelidir. Kolonide bal ve polen olduğu sürece, besleme periyodunca besin eksikliği nedeniyle ortaya çıkacak olumsuz durumlardan endişe edilmemelidir. Ana arı yetiştirmeye başlamadan en az 1 ay önce besleme yapılarak koloni kadrosunun güçlendirilmesi, ana arı larvalarını besleyecek işçi arıların çok ve kuvvetli olmasını sağlayabileceği gibi yetiştirme esnasında yapılacak olan şurup ve kekle besleme sonucunda da larvalar daha iyi beslenecektir. 

Ana Arının Performansının Saptanması
Arıcılıkta yapılan tüm çalışmalar performansı yüksek olan bir  ana arıyla sezona başlamak ve mümkün olduğu kadar yüksek oranda ürün elde etmektir. Arıcılar açısından her ne kadar yüksek bal verimi önemli bir gösterge ise de ana arının performansının temel göstergesi koloni içerisinde yapmış olduğu yavru üretim faaliyetidir. Bir arı kolonisinin populasyon gelişiminin belirlenmesinde, kuluçka miktarı ile ergin arı sayısının  kullanılması gerekmektedir. Ancak bu miktarın belirlenmesinde arılı çerçevelerin fotoğraflarını çekme, ergin arıları tartma, kuluçka çerçevelerini sayma gibi pek çok farklı yöntemler geliştirilmiştir. 

Günümüzde yavru alanının belirlenmesinde Puchta yöntemi önerilmektedir. Puchta yöntemi, yavru alanlarının elips şeklinde olduğu göz önüne alınarak boyutlarının ölçülmesi ve S = 3.14 * a/2 * b/2 (a=uzun eksen, b=kısa eksen) formülü yardımıyla hesaplanması prensibi üzerine kurulmaktadır. Ayrıca hata oranının ortalama %10 dolayında olmasına karşın hızlı ve kolaylıkla uygulanabilmesi açısından kullanılabilir bir yöntem olarak kabul edilmektedir. 

Ergin arı miktarını saptama konusunda da 1 kg arının 7700 adet geldiğinden yola çı karak koloninin tüm arıların silkelenerek tartılması sonucu toplam arı sayısını belirleme yöntemi kullanıldığı gibi günümüzde en yaygın olarak arı ile kaplı çerçeveler sayılarak ergin arı miktarı saptanmaktadır. 

İşçi Arı


Koloninin en küçük bireyi olan işçi arılar aynı zamanda kolonide en fazla bulunan bireylerdir. Sayıları mevsimlere göre 10.000-150.000 arasında değişmektedir. Kolonideki tüm işleri yaparlar. Bunun için yaşa bağlı olarak koloni içi ve dışında işbölümü söz konusudur. İşçi arılar, ana arılar gibi diploid yapıya sahip olmalarına rağmen üreme organları işlevsel değildir. Ayrıca kolonide bulunan ana arının salgıladığı feromonlar sebebiyle yumurtlaması da olası değildir. Ancak ana arının ölmesi veya kaybolması halinde işçi arılar zamanla yumurtalıkları gelişerek  yumurtlamaya başlarlar. Bu durumda da, çiftleşme olmadığından dolayı tüm yumurtalar haploid olduğu için erkek yumurtası atacaktır. Böyle davranan işçi arılara yalancı ana denmekte ve bu tip kolonilere ana arı kabul ettirmek çok zor olmaktadır.

Ana arı ile aynı genetik yapıya sahip olmalarına rağmen işçi arıların ömrü aktif sezonda 40-60 gün, kışlama esnasında ise 4-6  ay kadar yaşayabilmektedirler. Ana arı yetiştiriciliğinde işçi arılı çerçevelerin fotoğraflarını çekme, ergin arıları tartma, kuluçka çerçevelerini sayma gibi pek çok farklı yöntemler geliştirilmiştir. 

Günümüzde yavru alanının belirlenmesinde Puchta yöntemi önerilmektedir. Puchta yöntemi, yavru alanlarının elips şeklinde olduğu göz önüne alınarak boyutlarının ölçülmesi ve S = 3.14 * a/2 * b/2 (a=uzun eksen, b=kısa eksen) formülü yardımıyla hesaplanması prensibi üzerine kurulmaktadır. Ayrıca hata oranının ortalama %10 dolayında olmasına karşın hızlı ve kolaylıkla uygulanabilmesi açısından kullanılabilir bir yöntem olarak kabul edilmektedir. 

Ergin arı miktarını saptama konusunda da 1 kg arının 7700 adet geldiğinden yola çıkarak koloninin tüm arıların silkelenerek tartılması sonucu toplam arı sayısını belirleme yöntemi kullanıldığı gibi günümüzde en yaygın olarak arı ile kaplı çerçeveler sayılarak ergin arı miktarı saptanmaktadır. 

Ana arı yetiştiriciliğinde işçi arılarının çokluğu önemli bir faktördür. Yalnız burada vurgulanması gereken nokta bu işçi arıların yaşlarıdır. 7-12 günlük yaştaki işçi arılar arı sütü salgılama yeteneğinde olduğundan bu yaştaki işçi arı populasyonunun varlığının garanti altına alınmasından sonra ana arı yetiştiriciliğine başlanması yerinde olacaktır. 

 İşçi Arının Yaşamı Boyunca Yaptığı İşler.

Erkek Arı


Sayıları mevsimlere göre 2.000-3.000 arasında bulunan erkek  arılar döllenmemiş yumurtadan eydana geldikleri için haploittirler. Vücutları işçi arılardan büyük, ana arılardan kısadır. İşçi arıda 6300, ana arıda 3900 gözün birleşmesinden meydana gelen bileşik gözler, erkek arıda çiftleşme esnasında ana arıyı daha kolay bulması için 13.000’den fazla gözün birleşmesinden meydana gelmiştir. Ayrıca erkek arılarda polen sepetçiği, balmumu bezleri ve iğne bulunmamaktadır. Dilleri kısa olduğu  için çiçekten beslenemezler. Yalnızca işçi arılar tarafından veya petekten bal alarak beslenebilirler. 

Yaşam süreleri yazın en çok 2 aydır. Nektar akımının baş laması ile birlikte işçi arılar tarafından kovandan uzaklaştırılarak ölüme mahkum edilirler. Eğer kolonide çiftleşmemiş bir ana arı varsa ve kovan kışa giriyorsa o zaman kışı geçirecek kadar kolonide kalabilirler. Erkek arılarda spermalar daha erkek arı petek gözünden çıkmadan önce oluşmuşlardır. Ancak bu spermalar henüz sperma kanalı içerisinde hareket etmedikleri için erkek arılar çiftleşemezler Gerek kovan içi sıcaklığı gerekse beslenmeden kaynaklanan sebeplerle gözden çıktıktan sonraki 8-10 gün içerisinde cinsel olgunluğa erişir. Geçen bu zaman içerisinde ilk deneme uçuşlarını yapmaktadırlar. Cinsel olgunluğa erişen erkek arılar çiftleşmek amacıyla her yörede bulunan ve bir takım özelliklere sahip olan erkek arı toplanma alanlarına giderler. 

Erkek arıda üreme sistemi içten dışa doğru bir çift testis, vas deferens (sperma kanalı), seminal vesicle, glandula mucousa (mukoza bezleri) ile ductus ejaculatorius (ejekülasyon kanalı) ve penisten (çiftleşme organı) oluşmaktadır. Testis, yumuşak bir yapıda ve yeni çıkmış bir arı da yaklaşık 5 mm uzunlu ğundadır. Ergin bir erkek arının testisleri mukoza bezlerinin önünde bulunurlar. Sarı renkte, yassı ve üçgen biçimindedirler. Erkek arı cinsi olgunluğa eriştiğinde yani gözden çıkıştan 12 gün sonra testisler iyice küçülerek 1/3 boyuta inmektedirler. 

Erkek arılarda sperma kanallarının her biri üç bölümden oluşmaktadır. İlk kısım testisten çıkan kısa, kıvrık ve tüp şeklindeki kısımdır. Bunun bağlandığı sosis biçimindeki vesiküla seminalis denen uzun, kalın kanal ikinci kısmı oluşturur. Bu kısım mukoza bezinin alt kısmına açılan bir boru ile son bulur ki bu da üçüncü kısmıdır. Testis borucuklarından çıkan spermatozoalar vesikülalarda bir süre tutularak burada son şekillerini alırlar. Vas deferensin bir uzantısı olan mukoza bezleri iki büyük torba görünümündedir. Bu bezlerin dış kısmında salgı hücrelerinin bulunduğu bir epitel tabakası vardır. Bunun altı nda ise uzunluğuna ve dairesel yapıya sahip olan kas lifleri bulunmaktadır. Gözden çıkışı izleyen ilk 9 gün içerisinde bu bezler gelişerek büyümekte ve salgıladıkları maddenin yapısı akıcı sıvı halden yapışkan bir hale dönüşmekte, daha sonra da peynirimsi bir yapı kazanmaktadır. Hava veya su ile temas ettiğinde pıhtılaşma özelliğine sahiptir. 

Sperma boşaltım kanalı olan ductus ejeculatorius penis ile mukoza bezleri arasında bulunan uzun ve ince bir boru şeklindedir. Bu yapı sperma kanalından gelen spermanın penise dökülmesini sağlar. Bunu takiben spermatozoa, mukoza bezi tarafından salgılanan mukoza salgı bezi ile birleşir ve bu bileşim, boşaltılmaya hazır sperma sıvı sını oluşturur. 

Çiftleşme organının en son ve işlev gören kısmı olan penis vücut içerisine çekili durumda iken abdomenin ventral kısmında ve III. segmentin posterior ucundan ileri doğru uzanmaktadır. Bu organ üç kısımdan oluşur. Birinci kısım olan fallotrem, çiftleşme organının dışarı açılan kısmıdır. Bu kısım ince cidarlı geniş bir  odacık şeklinde olup buna vestibulum denir. Bunun her iki yanında uca doğru incelen, torba biçiminde bir çift boynuz uzanmaktadır. Vestibulumdan sonra boyun şeklinde daralma olan ve oldukça geniş bir kanal şekline sahip kısma serviks denir.

Bunun dorsal yüzeyinde her iki tarafı tüysü çıkıntı larla kaplı bulunan bir lob bulunmakta, ventral yüzeyi boyunca da V şeklinde sıralar halinde görülen kitinimsi yuvarlak kıvrımlar bulunur. Serviksin bitiminde ise çiftleşme organının son uzantısı olan bulb (penis soğanı) gelmekte olup ejekülasyon kanalı buraya açılmaktadır. 

Share
Posted in: , , , , Posted on: 2.02.2017

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.