25.04.2017

EVDE SOFRALIK ZEYTİN YAPIMI


Pazardan veya çarşıdan aldığınız yeşil veya siyah zeytini yenecek hale getirmek gayet kolay:

Siyah zeytin

Önce meyveleri güzelce yıkayıp süzülmesi için bir süre bekletin. Sonra bir kavanozu "diri tuz" veya rafine edilmemiş iri salamura tuzuyla kat kat döşeyin. Bir kilo siyah zeytine 150-200 gram tuz koyun. Kavanozu sallayabilecek kadar doldurun; yani tepesinde biraz boşluk kalsın. Bu karışım ikinci günden itibaren kara bir su üretmeye başlar. Kavanozu sallayarak tuzun eşit dağılmasını da sağlayarak her gün içinde üreyen kara suyu dökün. Meyveler içlerindeki acı suyu dışarı verip büzülmeye başlar. Zeytinin cinsine göre taneler 25-30 gün içinde iyice buruşur ve su salmamaya başlar. Bir tane yiyerek zeytinin olgunlaşıp acısının tamamen kaybolduğu görülünce kavanoz içeriğini temiz suyla yıkayın ve fazla tuzdan arındırın. Sonra kavanoz ağzına kadar suyla doldurulur ve birkaç gün bekletilir. Tuzu sizce uygun orana indiğinde zeytinler kurumak üzere bir tepsiye yayılır ve arada karıştırılarak kuruması sağlanır. Sonra hafif yağlanarak kavanoza doldurulup saklanır. Bu aşamada isteğe göre kekik, kırmızıbiber, vs. konabilir. Tavsiyem yiyeceğiniz kadarını, yani 300-500 gram kadarını yağlayıp baharatlayın. Onu tüketince ana kavanozdan biraz daha alıp onu da yağlayıp, baharatlayın.

Yeşil zeytin (çizme)

Zeytinler yıkandıktan sonra iki veya üç yerlerinden ve yukarıdan aşağıya doğru keskin bir bıçakla hafifçe çizilir. Bazen pazarda bu iş için kullanılan pratik bir çizme aparatı da satılır ama şart da değil. Çizilen meyveler içine birkaç bardak su eklenmiş bir pet şişeye doldurulur. Şişe dolunca kalan boşluk ağzına kadar suyla doldurulup sıkıca kapatılır. Burada bir konuya değinmek isterim. Pet şişe karşıtı kişiler aynı işlemi cam kavanozda da gerçekleştirebilir. Bizim pet şişe kullanmadaki amacımız şişe içeriği 24 saat içinde fermente olacağı ve gaz üreteceği için pet şişenin kapaktan sızdırmama özelliği ve su değişme işleminin bu tür şişeyle daha kolay olmasıdır.

Yeşil zeytini hafif acı severseniz üç gün sonra, daha çok tatlanmasını isterseniz 10-15 gün boyunca her gün şişenin suyu tamamen boşaltılıp taze musluk suyuyla doldurulur. Yine tadına bakarak bu işlem sona erdirilir. Sonra istenen tada ulaşınca su tamamen boşaltılır. Bir başka kapta salamura tuzu ve limon tuzu eritilir ve zeytinlerin üstüne dökülür. Sonra kavanoz tepesine kadar suyla doldurulur. Kullanılacak oran beş litrelik pet şişeye yedi dolu yemek kaşığı salamura tuzu ve iki dolu yemek kaşığı limon tuzu olmalıdır. Tuzlanıp, limonlanmış bu zeytinler serin bir yerde saklanacağı gibi birkaç tane küçük kavanoza bölünerek de saklanabilir. Hem böylece dostlarınıza verecek mükemmel armağanlar da üretmiş olursunuz.

Yeşil zeytin (çekiçte veya çekişte)

Zeytinleri yıkadıktan sonra iki taş arasında ezin. Bu işi apartman dairesinde yapmak zor çünkü hem çok gürültü olur, hem de ezilen zeytinlerden yağlı ve leke yapan bir sıvı fışkıracağı için ortalık şeytanın tezgâhına döner. Bunu önlemek için zeytinleri gözden çıkarılmış bir bezin arasında kırın. Bu arada parmaklarınız ve tırnaklarınız da aynen taze cevizde olduğu gibi günlerce çıkmayacak şekilde lekelenir. Zeytinleri de iyice canına okumadan kırmak gerek; insan birkaç tanesini macun haline getirdikten sonra eli alışır, insaflı indirir çekici. İdeali bir ucundan hafifçe pırtlamış meyvelerdir.

Buraya kadar okuyup da bu işten caymadıysanız siz gerçekten bir çekişte canavarı olabilirsiniz ki bu yazarın da eğilimleri aynı yönde olduğu için gizli bir "çekişte canavarları kardeşliği"nin de doğal üyesi sayılırsınız. Kulübümüze hoş geldiniz! Çekişte zeytin zeytinlerin kraliçesidir ve "aman tırnağım lekelendi, vay komşu dandandandan çekiç seslerinden rahatsız oldu"...vız gelir, tırıs gider. Hem ayrıca insan elini plastik eldivenle koruyabilir; komşuya da bir kavanoz çekişte hediye edersiniz; o da sizi affeder.

Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere. Kırılan zeytinler biraz musluk suyu konmuş pet şişe veya kavanoza konur. Kap dolunca da ağzına kadar su doldurulup ağzı sıkıca kapanır. Bu karışımın yukarıda anlatılan gibi zırt pırt suyu değiştirilmez. Hatta hiç ellemeden 25-30 gün bekletilir. Zeytinler kırılırken bol miktarda yağ ortaya çıktığı için şişenin üst kısımlarına biriken bu yağ karışımı korur. Ancak birkaç günde bir şişenin ağzı hafifçe gevşetilerek oluşan gaz dışarı çıkarılır. Bu arada sabırsız bir şekilde "yahu daha olmadı mı bu?" diye üstten birkaç tane zeytin tırtıklanıp tadına bakılır. İşte gerçek çekişte delisiyle lüks restoran çekiştesi meraklısı arasındaki fark da bu litmus testiyle ortaya çıkar zaten: çekiştenin mavru, kekremsi tadını anasının sütünü tattığı dönemlerde öğrenmiş gerçek çekişte delileri o acı zeytini yüzünü bura bura, damağını kavura kavura yer. Sabırsızlığından "aman, tamam, olmuş bu, daha fazla tatlanmasın" diye acı acı yemeğe başlar. Yüreği yetmeyene göre değildir mavru çekişte. Has çekişteci burnunun direğini sızlatan, genzini kezzap gibi yakan acı çekişte sever. Çekişteci olunmaz, çekişteci doğulur.

Ara tatmalarla “oldu” diye belirlenen çekiştelerin suyu atılır, onun yerine yukarıda verdiğim oranda tuz ve limon tuzu karışımı yapılarak çekişteler bu karışımla tatlandırılır. Bu onların nihai suyudur; bir kez daha değiştirmek falan istemez. Sofraya koyacağınız zaman bir miktar çıkarılır, zeytinyağı, kekik, limon dilimleri, zehir gibi acı kırmızıbiber ve hatta hardal tohumuyla daha da lezzetli hale getirilir. Çekişte çok uzun süre dayanmaz çünkü iki taş arasında ezilen zeytin hırpalanmıştır. Mevsiminde bolca yemek ve eşe dosta birer kavanoz hediye etmek tadına tat katar. En fazla üç ay içinde tüketilmesi gereklidir. Egenin kepir toprağı nasılsa seneye yine zeytin verecektir. Çekişteler yenilip bitirilince gelecek sonbaharda yapılacak, yenecek çekişteler düşlenerek geçer yılın geri kalanı.

Birinin doğma büyüme Egeli olduğunu anlamak istiyorsanız önüne bir tabak acı çekişte koyun, bir dilim de kara ekmek. Çekiştelerin üstüne bolca zeytinyağı, kekik, kara biber de serpmişseniz zaten teste tabi tutulan kişi pek fazla konuşmayacak, ha babam de babam çekiştelere girişecektir. Yağına bana bana hem de. Çekişteyi sonradan öğrenen kişiler ise bu testten çok kötü çakar: "ayyy, bu biraz fazla acı mı ne...!" dediği anda aslını neslini ortaya koyar kişi. (Alıntıdır)
Global Bilgiler  /  at  12:16  /  No comments


Pazardan veya çarşıdan aldığınız yeşil veya siyah zeytini yenecek hale getirmek gayet kolay:

Siyah zeytin

Önce meyveleri güzelce yıkayıp süzülmesi için bir süre bekletin. Sonra bir kavanozu "diri tuz" veya rafine edilmemiş iri salamura tuzuyla kat kat döşeyin. Bir kilo siyah zeytine 150-200 gram tuz koyun. Kavanozu sallayabilecek kadar doldurun; yani tepesinde biraz boşluk kalsın. Bu karışım ikinci günden itibaren kara bir su üretmeye başlar. Kavanozu sallayarak tuzun eşit dağılmasını da sağlayarak her gün içinde üreyen kara suyu dökün. Meyveler içlerindeki acı suyu dışarı verip büzülmeye başlar. Zeytinin cinsine göre taneler 25-30 gün içinde iyice buruşur ve su salmamaya başlar. Bir tane yiyerek zeytinin olgunlaşıp acısının tamamen kaybolduğu görülünce kavanoz içeriğini temiz suyla yıkayın ve fazla tuzdan arındırın. Sonra kavanoz ağzına kadar suyla doldurulur ve birkaç gün bekletilir. Tuzu sizce uygun orana indiğinde zeytinler kurumak üzere bir tepsiye yayılır ve arada karıştırılarak kuruması sağlanır. Sonra hafif yağlanarak kavanoza doldurulup saklanır. Bu aşamada isteğe göre kekik, kırmızıbiber, vs. konabilir. Tavsiyem yiyeceğiniz kadarını, yani 300-500 gram kadarını yağlayıp baharatlayın. Onu tüketince ana kavanozdan biraz daha alıp onu da yağlayıp, baharatlayın.

Yeşil zeytin (çizme)

Zeytinler yıkandıktan sonra iki veya üç yerlerinden ve yukarıdan aşağıya doğru keskin bir bıçakla hafifçe çizilir. Bazen pazarda bu iş için kullanılan pratik bir çizme aparatı da satılır ama şart da değil. Çizilen meyveler içine birkaç bardak su eklenmiş bir pet şişeye doldurulur. Şişe dolunca kalan boşluk ağzına kadar suyla doldurulup sıkıca kapatılır. Burada bir konuya değinmek isterim. Pet şişe karşıtı kişiler aynı işlemi cam kavanozda da gerçekleştirebilir. Bizim pet şişe kullanmadaki amacımız şişe içeriği 24 saat içinde fermente olacağı ve gaz üreteceği için pet şişenin kapaktan sızdırmama özelliği ve su değişme işleminin bu tür şişeyle daha kolay olmasıdır.

Yeşil zeytini hafif acı severseniz üç gün sonra, daha çok tatlanmasını isterseniz 10-15 gün boyunca her gün şişenin suyu tamamen boşaltılıp taze musluk suyuyla doldurulur. Yine tadına bakarak bu işlem sona erdirilir. Sonra istenen tada ulaşınca su tamamen boşaltılır. Bir başka kapta salamura tuzu ve limon tuzu eritilir ve zeytinlerin üstüne dökülür. Sonra kavanoz tepesine kadar suyla doldurulur. Kullanılacak oran beş litrelik pet şişeye yedi dolu yemek kaşığı salamura tuzu ve iki dolu yemek kaşığı limon tuzu olmalıdır. Tuzlanıp, limonlanmış bu zeytinler serin bir yerde saklanacağı gibi birkaç tane küçük kavanoza bölünerek de saklanabilir. Hem böylece dostlarınıza verecek mükemmel armağanlar da üretmiş olursunuz.

Yeşil zeytin (çekiçte veya çekişte)

Zeytinleri yıkadıktan sonra iki taş arasında ezin. Bu işi apartman dairesinde yapmak zor çünkü hem çok gürültü olur, hem de ezilen zeytinlerden yağlı ve leke yapan bir sıvı fışkıracağı için ortalık şeytanın tezgâhına döner. Bunu önlemek için zeytinleri gözden çıkarılmış bir bezin arasında kırın. Bu arada parmaklarınız ve tırnaklarınız da aynen taze cevizde olduğu gibi günlerce çıkmayacak şekilde lekelenir. Zeytinleri de iyice canına okumadan kırmak gerek; insan birkaç tanesini macun haline getirdikten sonra eli alışır, insaflı indirir çekici. İdeali bir ucundan hafifçe pırtlamış meyvelerdir.

Buraya kadar okuyup da bu işten caymadıysanız siz gerçekten bir çekişte canavarı olabilirsiniz ki bu yazarın da eğilimleri aynı yönde olduğu için gizli bir "çekişte canavarları kardeşliği"nin de doğal üyesi sayılırsınız. Kulübümüze hoş geldiniz! Çekişte zeytin zeytinlerin kraliçesidir ve "aman tırnağım lekelendi, vay komşu dandandandan çekiç seslerinden rahatsız oldu"...vız gelir, tırıs gider. Hem ayrıca insan elini plastik eldivenle koruyabilir; komşuya da bir kavanoz çekişte hediye edersiniz; o da sizi affeder.

Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere. Kırılan zeytinler biraz musluk suyu konmuş pet şişe veya kavanoza konur. Kap dolunca da ağzına kadar su doldurulup ağzı sıkıca kapanır. Bu karışımın yukarıda anlatılan gibi zırt pırt suyu değiştirilmez. Hatta hiç ellemeden 25-30 gün bekletilir. Zeytinler kırılırken bol miktarda yağ ortaya çıktığı için şişenin üst kısımlarına biriken bu yağ karışımı korur. Ancak birkaç günde bir şişenin ağzı hafifçe gevşetilerek oluşan gaz dışarı çıkarılır. Bu arada sabırsız bir şekilde "yahu daha olmadı mı bu?" diye üstten birkaç tane zeytin tırtıklanıp tadına bakılır. İşte gerçek çekişte delisiyle lüks restoran çekiştesi meraklısı arasındaki fark da bu litmus testiyle ortaya çıkar zaten: çekiştenin mavru, kekremsi tadını anasının sütünü tattığı dönemlerde öğrenmiş gerçek çekişte delileri o acı zeytini yüzünü bura bura, damağını kavura kavura yer. Sabırsızlığından "aman, tamam, olmuş bu, daha fazla tatlanmasın" diye acı acı yemeğe başlar. Yüreği yetmeyene göre değildir mavru çekişte. Has çekişteci burnunun direğini sızlatan, genzini kezzap gibi yakan acı çekişte sever. Çekişteci olunmaz, çekişteci doğulur.

Ara tatmalarla “oldu” diye belirlenen çekiştelerin suyu atılır, onun yerine yukarıda verdiğim oranda tuz ve limon tuzu karışımı yapılarak çekişteler bu karışımla tatlandırılır. Bu onların nihai suyudur; bir kez daha değiştirmek falan istemez. Sofraya koyacağınız zaman bir miktar çıkarılır, zeytinyağı, kekik, limon dilimleri, zehir gibi acı kırmızıbiber ve hatta hardal tohumuyla daha da lezzetli hale getirilir. Çekişte çok uzun süre dayanmaz çünkü iki taş arasında ezilen zeytin hırpalanmıştır. Mevsiminde bolca yemek ve eşe dosta birer kavanoz hediye etmek tadına tat katar. En fazla üç ay içinde tüketilmesi gereklidir. Egenin kepir toprağı nasılsa seneye yine zeytin verecektir. Çekişteler yenilip bitirilince gelecek sonbaharda yapılacak, yenecek çekişteler düşlenerek geçer yılın geri kalanı.

Birinin doğma büyüme Egeli olduğunu anlamak istiyorsanız önüne bir tabak acı çekişte koyun, bir dilim de kara ekmek. Çekiştelerin üstüne bolca zeytinyağı, kekik, kara biber de serpmişseniz zaten teste tabi tutulan kişi pek fazla konuşmayacak, ha babam de babam çekiştelere girişecektir. Yağına bana bana hem de. Çekişteyi sonradan öğrenen kişiler ise bu testten çok kötü çakar: "ayyy, bu biraz fazla acı mı ne...!" dediği anda aslını neslini ortaya koyar kişi. (Alıntıdır)

0 yorum:

Baltacı Mehmet Paşa

Popüler tarihimizin en karanlık ve en konuşulan olaylarından meşhur Baltacı Mehmet Paşa ve Katerina olayıdır. 

1711 yılında meydana gelen Prut savaşı, Osmanlı ve Rusya arasında yapılmış, Osmanlı savaşı kazanmıştır. Ancak bilinen İddiaa Osmanlı, Rusları yendiği halde ilerleye bilecekken, çariçe Katerina' nın Baltacı Mehmet Paşa ile çadırda bir gece yaşaması ve aralarında ilişki olması sebebiyle, sadrazam Baltacı Mehmet Paşa bu Seferden vazgeçmiş ve barışı kabul etmiştir.
Global BilgilerÖncelikle kahramanlarımıza bakarsak Baltacı Mehmet Paşanın, Çorum'da dünyaya geldiği söylenmektedir. Genç yaştan itibaren çeşitli ülkelerde Görev yapmış, Osmanlı adına kendini kısa sürede ispatlamış ve sadrazamlığa yükselmiştir. Çariçe Katerina ise çar Petra'nın Yani bizim deyişimizle deli Petronun eşidir. Deli Petro, Rus tarihi açısından çok önemli bir kişiliktir.

Çarın en büyük hayali sıcak denizlere inmekti, kendisine en büyük engel olarak da Osmanlıyı görmekteydi. Bu nedenle Osmanlı'ya karşı savaşa kalkışmış, ancak Rus Savaşında hezimete uğraması sonucu barış yapmayı kabul etmiştir.
Asıl bu olayın sebebi Prut Savaşına gidilmesidir. Ancak böyle bir olayın yaşandığı iddiası büyük olasılıkla sadece bir dedikodudan ibarettir. Çünkü olayı çürüten pek çok delil mevcuttur.
Koca bir savaşı bitirme ve ardından yapılan Barış Anlaşmasını imzalama yetkisi, Osmanlı Devletinde hiçbir şekilde sadrazamların eline bırakılmayıp, başında Osmanlı Padişahın bulunduğu Vezirlerden ve Alimlerden oluşan harp divanının sorumluluğunda bir husustur.

Ayrıca Rusya'nın barış istediği doğrudur. Çünkü yenildikleri için her şeyi kabul etmeye hazır olduklarını bildiren bir heyet ile sadrazam Baltacı Mehmet Paşaya gelerek yapılan görüşmelerin ardından, Baltacı Mehmet Paşa kurmaylarıyla istişare de bulunmuş, uzayan Savaş nedeniyle yeniçerilerin rahatsız olduğu ve Orduda olası disiplinsizlik nedeniyle kurmayları da Barış yapılmasını önermişlerdir.

Çünkü savaşın devam etmesiyle birlikte, yeniçerilerin savaşta İsyan edecekleri ve daha kötü sonuçlara neden olacakları, şeklinde ki istihbaratların ulaşması nedeniyle, barış anlaşmasının kabul edilmesinde etkili olduğu iddiası  getirilmiştir.

Global BilgilerRuslar tarafından ise bu olay şu şekilde lanse edilmektedir, Çariçe Katerina'nın, tüm Soylu kadınlardan topladığı mücevher ile herkesin elinde, avucunda bulunan bütün ziynet eşyalarını aldığı ve bu Ziynet eşyalarının,  rüşvet olarak Osmanlı komutanına verdiği, bu sebepten dolayı savaşın bittiği iddiaları söylenmektedir. Ancak tarihçilere göre, İddia da geçen komutan Baltacı Mehmet Paşa değil, Yardımcısı Osman Ağanın rüşveti aldığı, hatta bu rüşvetin İstanbul'da kendindeyken yakalandığı tarihçiler tarafından söylenmektedir.
Ancak o dönemde Osmanlıda, saray içerisinde yoğun bir rekabet bulunduğu halde, Baltacı Mehmet Paşa'nın hiçbir rakibi, çariçe Katerina ile ilişkisi var şeklinde, herhangi  bir İddia da bulunmamıştır. Düşünüldüğünde, böyle bir söz çıksa dahi, rakipleri bunu kullanmak için saraya ve her yerde konuşulurdu, ancak Osmanlı Tarihi kaynaklarının hiçbir yerinde bu tür bir İddia geçmemektedir.

Global Bilgiler
Rus Savaşı sonunda imzalanan anlaşmayla, Azak Kalesi Osmanlı'ya geri verilir, Osmanlı'nın koruduğu İsveç kralı, Demirbaş Şarl'ın  ülkesine rahatça geri dönmesi sağlanmıştır.
Rusya'nın Osmanlı Devletinde bulunan Büyükelçiliği kapatılmış ve Rusya'nın, Lehistan içişlerine karışması yasaklanmıştır. Prut Savaşı sonunda imzalanan anlaşma, Osmanlı açısından oldukça karlı bir anlaşmadır.

İşin sonunda, böyle bir basit olay nedeniyle, koca bir savaşın ve imparatorluğun kaderinin, değişmeyeceği ortaya çıkmaktadır. Bu olayın bu kadar dillendirilmesinin sebeplerinden biri de bizim kendi tarihimize bakışımızın hatalı ve yanlış oluşundan kaynaklanmaktadır. (Alıntıdır)
Global Bilgiler  /  at  12:08  /  No comments

Popüler tarihimizin en karanlık ve en konuşulan olaylarından meşhur Baltacı Mehmet Paşa ve Katerina olayıdır. 

1711 yılında meydana gelen Prut savaşı, Osmanlı ve Rusya arasında yapılmış, Osmanlı savaşı kazanmıştır. Ancak bilinen İddiaa Osmanlı, Rusları yendiği halde ilerleye bilecekken, çariçe Katerina' nın Baltacı Mehmet Paşa ile çadırda bir gece yaşaması ve aralarında ilişki olması sebebiyle, sadrazam Baltacı Mehmet Paşa bu Seferden vazgeçmiş ve barışı kabul etmiştir.
Global BilgilerÖncelikle kahramanlarımıza bakarsak Baltacı Mehmet Paşanın, Çorum'da dünyaya geldiği söylenmektedir. Genç yaştan itibaren çeşitli ülkelerde Görev yapmış, Osmanlı adına kendini kısa sürede ispatlamış ve sadrazamlığa yükselmiştir. Çariçe Katerina ise çar Petra'nın Yani bizim deyişimizle deli Petronun eşidir. Deli Petro, Rus tarihi açısından çok önemli bir kişiliktir.

Çarın en büyük hayali sıcak denizlere inmekti, kendisine en büyük engel olarak da Osmanlıyı görmekteydi. Bu nedenle Osmanlı'ya karşı savaşa kalkışmış, ancak Rus Savaşında hezimete uğraması sonucu barış yapmayı kabul etmiştir.
Asıl bu olayın sebebi Prut Savaşına gidilmesidir. Ancak böyle bir olayın yaşandığı iddiası büyük olasılıkla sadece bir dedikodudan ibarettir. Çünkü olayı çürüten pek çok delil mevcuttur.
Koca bir savaşı bitirme ve ardından yapılan Barış Anlaşmasını imzalama yetkisi, Osmanlı Devletinde hiçbir şekilde sadrazamların eline bırakılmayıp, başında Osmanlı Padişahın bulunduğu Vezirlerden ve Alimlerden oluşan harp divanının sorumluluğunda bir husustur.

Ayrıca Rusya'nın barış istediği doğrudur. Çünkü yenildikleri için her şeyi kabul etmeye hazır olduklarını bildiren bir heyet ile sadrazam Baltacı Mehmet Paşaya gelerek yapılan görüşmelerin ardından, Baltacı Mehmet Paşa kurmaylarıyla istişare de bulunmuş, uzayan Savaş nedeniyle yeniçerilerin rahatsız olduğu ve Orduda olası disiplinsizlik nedeniyle kurmayları da Barış yapılmasını önermişlerdir.

Çünkü savaşın devam etmesiyle birlikte, yeniçerilerin savaşta İsyan edecekleri ve daha kötü sonuçlara neden olacakları, şeklinde ki istihbaratların ulaşması nedeniyle, barış anlaşmasının kabul edilmesinde etkili olduğu iddiası  getirilmiştir.

Global BilgilerRuslar tarafından ise bu olay şu şekilde lanse edilmektedir, Çariçe Katerina'nın, tüm Soylu kadınlardan topladığı mücevher ile herkesin elinde, avucunda bulunan bütün ziynet eşyalarını aldığı ve bu Ziynet eşyalarının,  rüşvet olarak Osmanlı komutanına verdiği, bu sebepten dolayı savaşın bittiği iddiaları söylenmektedir. Ancak tarihçilere göre, İddia da geçen komutan Baltacı Mehmet Paşa değil, Yardımcısı Osman Ağanın rüşveti aldığı, hatta bu rüşvetin İstanbul'da kendindeyken yakalandığı tarihçiler tarafından söylenmektedir.
Ancak o dönemde Osmanlıda, saray içerisinde yoğun bir rekabet bulunduğu halde, Baltacı Mehmet Paşa'nın hiçbir rakibi, çariçe Katerina ile ilişkisi var şeklinde, herhangi  bir İddia da bulunmamıştır. Düşünüldüğünde, böyle bir söz çıksa dahi, rakipleri bunu kullanmak için saraya ve her yerde konuşulurdu, ancak Osmanlı Tarihi kaynaklarının hiçbir yerinde bu tür bir İddia geçmemektedir.

Global Bilgiler
Rus Savaşı sonunda imzalanan anlaşmayla, Azak Kalesi Osmanlı'ya geri verilir, Osmanlı'nın koruduğu İsveç kralı, Demirbaş Şarl'ın  ülkesine rahatça geri dönmesi sağlanmıştır.
Rusya'nın Osmanlı Devletinde bulunan Büyükelçiliği kapatılmış ve Rusya'nın, Lehistan içişlerine karışması yasaklanmıştır. Prut Savaşı sonunda imzalanan anlaşma, Osmanlı açısından oldukça karlı bir anlaşmadır.

İşin sonunda, böyle bir basit olay nedeniyle, koca bir savaşın ve imparatorluğun kaderinin, değişmeyeceği ortaya çıkmaktadır. Bu olayın bu kadar dillendirilmesinin sebeplerinden biri de bizim kendi tarihimize bakışımızın hatalı ve yanlış oluşundan kaynaklanmaktadır. (Alıntıdır)

0 yorum:

Volkanik kaya (Igneous rock, volcanic rock) Nedir?











1) Magmanın soğuma ve katılaşmasından oluşan ve oluşumundan sonra önemli bir değişime uğramamış kaya.
2) Ergimiş magmanın kabuk tabakasının içinde veya yüzeyinde katılaşması ile oluşan kaya. Kabuk tabakasının içindeki volkanik kayalara derinlik kayaları, yüzeydekilere ise yüzey kayaları veya dış püskürük kayalar denir.
Derinlik kayalarına örnek olarak granit, yüzey kayalarına ise bazalt, andezit, tüf verilebilir.
Global Bilgiler  /  at  11:54  /  No comments











1) Magmanın soğuma ve katılaşmasından oluşan ve oluşumundan sonra önemli bir değişime uğramamış kaya.
2) Ergimiş magmanın kabuk tabakasının içinde veya yüzeyinde katılaşması ile oluşan kaya. Kabuk tabakasının içindeki volkanik kayalara derinlik kayaları, yüzeydekilere ise yüzey kayaları veya dış püskürük kayalar denir.
Derinlik kayalarına örnek olarak granit, yüzey kayalarına ise bazalt, andezit, tüf verilebilir.

0 yorum:

V

Global Bilgiler  /  at  11:51  /  No comments

Posted in: Read Complete Article»

0 yorum:

Vizyon (kurum vizyonu) (Vision, institutional vision) Nedir?



Bir kuruluşun ideal geleceğini sembolize eder. Kuruluşun uzun vadede neleri yapmak istediğinin güçlü bir anlatımıdır. Vizyon bildirimi kuruluşun ulaşmayı arzu ettiği geleceğin iddialı ve gerçekçi bir ifadesidir. Bu ifade, bir yandan çalışanları ve karar alıcıları ilerlemeye teşvik etmeli, diğer yandan da ulaşılabilir olmalıdır. Vizyon bildirimi, misyon bildirimi ile birlikte kuruluş planının çatısını oluşturur. İyi ifade edilmiş bir vizyon bildirimi: kısa ve akılda kalıcı, ilham verici ve iddialı, gelecekteki başarıları ve ideal olanı tanımlayıcı olmalıdır.
Global Bilgiler  /  at  11:46  /  No comments



Bir kuruluşun ideal geleceğini sembolize eder. Kuruluşun uzun vadede neleri yapmak istediğinin güçlü bir anlatımıdır. Vizyon bildirimi kuruluşun ulaşmayı arzu ettiği geleceğin iddialı ve gerçekçi bir ifadesidir. Bu ifade, bir yandan çalışanları ve karar alıcıları ilerlemeye teşvik etmeli, diğer yandan da ulaşılabilir olmalıdır. Vizyon bildirimi, misyon bildirimi ile birlikte kuruluş planının çatısını oluşturur. İyi ifade edilmiş bir vizyon bildirimi: kısa ve akılda kalıcı, ilham verici ve iddialı, gelecekteki başarıları ve ideal olanı tanımlayıcı olmalıdır.

0 yorum:

Vizkosite (Viscosity) Nedir?










Sıvının molekülleri arasındaki rölatif kayma hareketine karşı koyan kohezyon kuvveti, diğer bir deyimle sıvının iç sürtünmesi.
Global Bilgiler  /  at  11:43  /  No comments










Sıvının molekülleri arasındaki rölatif kayma hareketine karşı koyan kohezyon kuvveti, diğer bir deyimle sıvının iç sürtünmesi.

0 yorum:

Verimlilik (üretkenlik) (Productivity) Nedir?



Birim miktarda girdinin (işçi, ekipman, sermaye, gibi) kullanımı ile elde edilebilecek çıktı miktarı veya diğer deyişle birim çıktı başına sarf edilen girdi veya maliyettir. Girdiler ile çıktılar arasındaki ilişkiyi gösterir, bir faaliyetin, projenin etkinliği, verimliliğini ölçmede kullanılır
Global Bilgiler  /  at  11:35  /  No comments



Birim miktarda girdinin (işçi, ekipman, sermaye, gibi) kullanımı ile elde edilebilecek çıktı miktarı veya diğer deyişle birim çıktı başına sarf edilen girdi veya maliyettir. Girdiler ile çıktılar arasındaki ilişkiyi gösterir, bir faaliyetin, projenin etkinliği, verimliliğini ölçmede kullanılır

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.