24.04.2017

TOPRAK MUHAFAZA AĞAÇLANDIRMASI

Global Bilgiler  /  at  16:37  /  No comments


Toprak muhafaza ağaçlandırması, ileride alınacak ürün dikkate alınmaksızın, bir an önce toprağı en iyi koruyacak şekilde bir bitki örtüsü tesisi amacıyla yapılan ağaçlandırmalardır.
Türkiye’nin büyük bir bölümünü kaplayan erozyon ve sel havzalarında yağış yetersiz olup, aynı zamanda istikrarsızdır. Bazı yıllarda yağış bol olduğu halde bazı yıllarda ise çok düşüktür. İlkbahar ve yaz aylarında ise yağışlar, genellikle ani ve şiddetli olup, toprağa nüfuz etmeden yüzeysel akış şeklinde kaybolur. Toprak da A horizonu çok yerde yok olmuştur. Toprak verimsizdir. Toprak üzerinde vejetasyon çok seyrek veya hiç bulunmadığından erozyon ve sel de şiddetlidir.
Bir havzanın erozyon ve sel havzası olup olmadığın anlaşılması için bazı kritere ihtiyaç vardır. Bu kriterden en önemlileri aşağıda verilmiştir.
Kriterler
·         Doğal afetlerin (sel, taşkın vb.) mevcudiyeti, sıklığı ve tahribatı,
·         Mevcut erozyon durumu, şiddeti, havzadan taşınan sediment miktarı,
·         Verimli ve bozuk ormanların durumu,
·         Verimli ve bozulmuş meraların durumu, bitkinin toprağı kaplama oranı,
·         Havzanın iklim değerleri,
·         Havzanın nüfusu, nüfus yoğunluğu, yöre halkının doğal kaynaklara bağımlılığı, erozyon ve selin azaltılmasına dönük çalışmalara ilgisi ve isteği
·         Havzada açık alanda (orman, mera, tarım alanı) otlatılan küçük ve büyükbaş hayvan varlığı
Uygulama Yöntemi
(1) Bu bölgelerde arazi yönetimi genellikle, faydalanma ağırlıklı ormancılığa, marjinal sahalarda tarıma, engebeli ve dağlık arazilerde de hayvan otlatmacılığına dayanmaktadır. Bu açıdan sel havzalarının rehabilitasyonu karmaşık olup çok sayıda sorunları bulunmaktadır. Sorun çözümü; konu araştırmalarına, kapsamlı etütlere ve uzman görüşlerine dayalı olmalı ve bu konuda hazırlanacak planlar ekosistemi koruyacak ve geliştirecek şekilde hazırlanmalıdır.
Toprak, su ve vejetasyon arasındaki önemli ilişki dikkate alındığında, doğal kaynaklarla ilgili tüm kuruluşların havza bütünü çerçevesinde çalışmalarının gerekliliği ortaya çıkar. Çünkü doğal kaynak aşınmasının önlenmesi bir tek kurumun gücü dışındadır.
Erozyon kontrolü ve selle mücadele bölümünde anlatıldığı gibi toprak muhafaza ağaçlandırmaları da, halkın ve bütün kuruluşların ortak çabaları ile gerçekleştirilmelidir Çünkü dağlık havzalarda yaşayan insanların ekonomik güçlüğü ve tarımsal gelir azlığı, ekosistemin bozulmasına neden olmaktadır.
Doğal kaynakların korunmasından, geliştirilmesine kadar her türlü uygulamalarda, havzada yaşayan insanların görüşlerini etraflı bir şekilde ele alan, halkın yaşam seviyesini yükseltecek çoklu bitkisel üretim, sulu tarım, seracılık gibi gelir artırıcı tarımsal faaliyetlerle desteklenen katılımcı ve entegre havza projeleri yürürlüğe konulmalıdır.
(2) Çevrecilik ortak bir dünya görüşü ve insanların uyması gereken bir yaşam biçimidir. Bu yaşam biçiminde insanlar kendi yaşamını düşündüğü kadar gelecek kuşakların da yaşamlarını düşünmek zorundadırlar.
Özellikle son yıllarda çevre değerlerinin korunmasında önemli oranda mesafe kaydedilmiştir. Ormancılık çalışmalarında, Entegre ve Katılımcılık çok konuşulmaya başlanmıştır. Bu çerçevede ormanların önemi, korunması ve geliştirilmesi daha iyi anlaşılmıştır. Bu amaçla, Biyolojik çeşitlilik, ormanın karbon değeri, orman, mera ve su kaynaklarının çok amaçlı kullanımı ve yönetimi, korunan alanlar, odun dışı ürünler, yaban hayatı, eko turizm gibi konular çeşitli yayın metotları ile topluma izah edilmeli ve bu konuda çeşitli eğitimler verilmelidir.
(3) Yarıkurak sel havzalarında yapılacak havza iyileştirme çalışmaları, genelde toprak   ve su koruma, bozuk ormanların ve meraların ve marjinal tarım alanlarının iyileştirilmesi şeklindedir. Ağaçlandırmalar ise; üretime dönük olmayan, kar amacı gütmeyen,  erozyonu ve sel önleme gibi sosyal bir amaca dönük çalışmalar bütünüdür. Bu havzalardaendüstriyel orman kurmak, ekonomik ve ekolojik şartlar açısından da genelde mümkün görülmemektedir. Söz konusu ağaçlandırmaların amacı yüksek hâsıla almaktan ziyade, kurulacak ormanın kolektif faydası ön plandadır.
Böyle yerlerde havza içerisinde  eski  orman  kalıntıları  korunmalı  ve  iyileştirilmelidir.  Bu ormanlardan mümkün olduğunca tek ağaç yahut grup şeklinde yararlanılmalı ve tıraşlama kesimleri yapılmamalıdır. Bozuk ormanların iyileştirilmesi uzun vadede, doğal gelişim dinamiği içerisinde, yani orman ekosisteminin kendisini yenilemesinin teşviki ile yapılmalıdır.
(4) Türkiye’de, erozyonun etki alanı çok geniştir. Bu gerçek Devletin erozyonu önleyici çalışmalarını öncelikle, ekosistemin aşırı derecede bozulmuş ve  çölleşmeye  son  derece duyarlı bölgelerde yoğunlaştırmasını gerektirmektedir. Bu amaçla erozyon ve sel havzalarında, erozyonu ve seli önleyici sınai ve kültürel tedbirler alınmalı ve saha stabil hale getirilmelidir. Böyle sahalarda kültürel tedbirler alınmadığı takdirde başarı sağlamak güçtür. Kültürel tedbirlerden maksat sahanın otlandırılması, çalılandırılması ve toprak muhafaza ağaçlandırılmasının yapılmasıdır. Bu nedenle çeşitli kök sistemi yapan bir meşcere tesisine gidilmesinde sayısız fayda vardır.
(5) Erozyon ve sel havzalarında yapılacak ağaçlandırmalar yanında, alanda mevcut diri örtünün korunması ve geliştirilmesi esas olmalıdır. Yapılacak uygulamalarla, sahada bulunan doğal bitkilerin kendilerini yenilemeleri ve yayılış alanlarını genişletmeleri sağlanmalıdır.
Ayrıca bozuk olan yapraklı türler tek tek olsalar bile korunmalı ve bakım kesimleri ile canlandırılmalıdır. Kurak mıntıkalarda bilhassa, erozyon sahalarında bulunan doğal olarak yetişmiş, Quercus, Pyrus (armutlar, ahlatlar), crataegus (alıçlar) vb. gibi derin kök yapan ağaçlar korunmalı ve bozuk olanları canlandırma müdahalelerine tabi tutulmalıdır.
(6) Bu yerlerde mevcut yapraklı türler kaldırılarak, yerine ibreli türler getirilmemelidir. Dere işlerinde ve diğer yerlerdeki kümeler halindeki yapraklı ağaçlar, baltalıktan gelmiş olsalar dahi olduğu gibi bırakılmalıdır. Bu gruplara yapılacak bir bakım kesimleri ile koruya dönüştürülmelerine gayret sarf edilmelidir. Çünkü kurak ve yarı kurak sel havzalarında doğal olarak yetişmiş yapraklı türler, dikimle getirilen türlerden çok daha sağlıklı meşcere teşkil ederler.
(7) Ağaçlandırmalar büyük alan, grup, küme veya tek ağaç halinde bulunan doğal diri örtünün dışındaki boşluklarda yapılmalıdır. Tür seçiminde yetişme muhiti verimliğine dayalı olarak, yetişme ortamının sınırladığı türlerin dışına çıkılmamalıdır. Dikimlerde, yöreye uygun, derin kök yapan bitkiler kullanılmalıdır.
(8) Toprak muhafaza sahalarında, yalnızca toprak koruma ağaçlandırmaların yapılacağı, hiçbir zaman odun üretimine dönük orman yetiştirilemeyeceği düşüncesinde olunmamalıdır. Ağırlık erozyon ve sel önlemede olduğu için projenin adı “Erozyon ve Sel Kontrolü Uygulama Projesi” olabilir. Ancak, sahanın boniteti yüksek yerlerinde, üretime dönük orman tesisi amaçlanmalıdır. Böyle yerlerde, teras aralıklarının saptanmasında yapılacak çalışmanın orman amaçlı ağaçlandırma veya erozyon ve sel kontrolü çalışması olup olmadığına göre karar verilmelidir.
Bir havzada, selin ve erozyonun önlenmesinde en önemli ve kalıcı tedbir ağaçlandırmadır. Yetişme muhiti şartlarının ağaçlandırmaya uygun olması halinde ağaçlandırma diğer yöntemlere tercih edilmelidir. Diğer biyolojik ve mekanik önlemler, ağaçlandırmaya elverişli şartların bulunmaması halinde ağaçlandırmayı takviye için düşünülmelidir.
(9) Havza ıslahı amacı ile  yapılacak  ağaçlandırmalar,  endüstriyel  orman  tesisi  amacı ile yapılacak ağaçlandırmalardan farklıdır. Toprak muhafaza amacına dönük ağaçlandırmalarda, ileride alınacak hasıla önemli ise de ilk sırada değildir. Bitki örtüsünün biran evvel, en iyi bir şekilde toprağı koruyacak duruma gelmesi göz önünde bulundurulur. Bunun için sahada bulunan mevcut her türlü bitkinin geliştirilmesine gayret edilir. Mevcut örtünün ıslahı için müdahale edilebilir. Örneğin; meşe baltalıklarının imar-ıslahı yoluna gidilebilir. Ancak, mevcut örtü kaldırılarak yerine yenisinin ikamesi düşünülmez.
Bu arada, boşluklar ve arazi kullanım sınıflandırmasında ağaçlandırmaya ayrılmış çıplak sahalar uygun türler ve metotlarla ağaçlandırılır. Erode olmuş sahaların ağaçlandırılmasında genellikle yetişme muhiti şartları yüzünden kanaatkâr ağaç ve ağaççıklar tercih edilir.
(10) Ağaçlandırma metodunu belirlerken, toprak ve su muhafazasını da sağlayacak metot olmasına önem verilmelidir. Bu tür bir ağaçlandırmada yüzey erozyonu ile mücadele bölümünde açıklanan eğimsiz teras yapımı, örme çit, vb. gibi metotlar da yerine göre kullanılır.
Genel bir kural olarak hareket halindeki topraklar üzerinde yapılacak dikimlerde, yetişme muhiti şartlarına uygun türler tercih edilmelidir.
(11) Bilindiği gibi, yurdumuzun muhtelif iklim bölgeleri içerisinde çok çeşitli yersel iklim bölgeleri vardır. Yurdumuzun, dağlık bir yapıya sahip olması, yükseklik farklarının kısa aralıklarla değişmesine ve böylece farklı yersel iklim bölgelerinin oluşmasına neden olmaktadır. Bu durum daha ziyade dağlar arasında bulunan derelerde özellikle kendini gösterir. Yamaç arazilerde farklı anakaya ve toprak ve buna uygun olarak ibreli ormanların bulunmasına karşılık dere içlerinin çok daha çeşitli ve farklı ibreli, yapraklı türlerle kaplı olduğunu görürüz.
Özellikle kurak sahalardaki dere içlerinin yamaç arazilerden daha uygun yetişme şartlarına sahip bulunması, dolayısıyla bu sahaların dere vejetasyonu dediğimiz ve bilhassa juglans (ceviz), acacia (akasyalar), populus (kavaklar), salix (söğüt), alnus (kızılağaçlar) ve fraxinus (dişbudak) gibi yapraklı türlerle kaplanmasına neden olmuştur.
Özellikle, kurak sahalarda, dere vejetasyonu iyi yetişme özellikleri dolayısıyla yamaç vejetasyonuna göre daha hızlı büyürler. Hatta erozyon sahalarında dere içleri, elde kalmış yegâne ağaçlandırılacak sahalardır. Dere içleri, mutlaka yapraklı türlerle ağaçlandırılmalıdır. Dere içi vejetasyonu, yangına hassas olan mıntıkalarda yangın emniyet yolu gibi yangın önleyici görev yapar. Bunun yanında, dere içlerinde sürüngen bitkilerin bulunması halinde Kavak, Söğüt, Dişbudak, Kızılağaç gibi yapraklı türlerle bu sahaların ağaçlandırılması   çok uygundur. Ancak sürgün verme kabiliyeti plan bu türlerin dikim olan sonra toprak seviyelerin hemen üstünden kesilmesinden fayda bulunmaktadır.
Yapraklı türler, yağışın iyi veya sulama imkanlarının olduğu yerlerde servis yollarının ve yangın emniyet yollarının ağaçlandırılmasında özellikle kullanılmalıdır. Çünkü servis yolları ile yangın emniyet yolları yangınların önlenmesinde çok önemli bir iç taksimat şebekesidir. Koyu gölge yapabilen ve ibreliye nazaran daha süratle büyüyen bu ağaçlar sayesinde yangının hızı kesilmiş olur.
Üst toprağı taşınmış ve fakirleşmiş arazilerin tekrar üretime sokulması toprak şartlarının uygun olduğu yerlerde yapraklı türlerin kullanılması ile mümkün olacağı unutulmamalıdır. Yağışın iyi olduğu yerlerde, toprağın vasfını iyileştirici ve toprağa azot veren Akasya gibi ağaç türlerine öncelik verilmelidir. Kıyı erozyonunun durdurulmasında yöreye uygun türlerden faydalanılmalıdır. Bilindiği gibi, kurak ve yarı kurak mıntıkalarda prodüktif orman tesis etmek güç olduğundan toprak muhafaza ağaçlandırmaları, genellikle, hidrolojik, erozyon kontrolü, sel, rekreasyon ve yeşil kuşak gibi amaçlarla yapılmaktadır.
Bu tip sahalarda ibreli türler kadar yapraklı türlere de ağırlık verilmelidir. Yapraklı türlerden ise Quercus, klimaks tür olması nedeniyle, kurak bölgelerde daha fazla önem verilmelidir.
(12) Meşe baltalıkları ıslah edilmelidir. Meşe grupları arasındaki çıplak alanlar meşe türleri ile ağaçlandırmalıdır.
Meşe ağaçlandırmaları, fidanlıklarda yetiştirilen 1 - 0 yaşlı fidanlarla yapılabilirse de maliyet düşüklüğü, pratik oluşu ve açık alan ekimlerinde başarılı sonuçlar alındığı takdirde ekim yolu ile ağaçlandırma yöntemi tercih edilmektedir.

Share

0 yorum:

ZIRAI DON DOLU EROZYON ÇIĞ DÜŞMESİ SU TAŞKINLARI KURAKLIK HORTUMLAR SİS KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA ORMAN YANGINLARI HEYELAN SEL BASKINI YANARDAĞ PATLAMASI DEPREMLER TSUNAMİ TRUF MANTARI KUŞ CENNETİ NEMRUT KRATER GÖLÜ COMBATING DESERTIFICATION

Copyright © 2013 Global Bilgiler. WP Theme-junkie converted by Bloggertheme9
Blogger templates. Proudly Powered by Blogger.